2007-01-30 - 15:00
Partisinin grup toplantısında konuşan Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Yazılmış uydurma tehdit mektuplarıyla eş, dost, hısım, akraba herkese koruma veriyor da gerçekten sansasyonel bir tehdide maruz, korunmaya en fazla muhtaç insanlara koruma vermiyorsanız, bunun hesabını vereceksiniz'' dedi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu ''Bu akılsız, ikiyüzlü siyasetçiler
yüzünden ülkenin yeniden toplumsal cinnete sürüklenmesi an meselesi. Herkes bir
yerden faydalanmaya, yararlanmaya çalışıyor. Ayıptır. Bir insanın cesedi
üzerinden siyasi bir fayda çıkarmayın artık. Millette sömürecek bir şey
bırakmadınız; inancını, dinini, bayrağını... Biraz haysiyetli olmak lazım'' dedi.
Mumcu, partisinin haftalık Grup toplantısında, başka partilerden istifa
ederek ANAVATAN'a üye olanlar adına temsilen 3 kişiye rozetlerini taktı.
''KİM KORUNUYOR, KİM KORUNMUYOR?''
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürüleceğine ilişkin
istihbarat bilgilerinin, Emniyetin tüm birimlerinin 11 ay önce resmi yazıyla
uyarıldığını belirten Mumcu, ''Böyle bir teşebbüsün, sadece o şahsın kendisine
değil, ülkenin menfaatine, milletin huzuruna, işine, aşına darbe vuracağını
göremediniz mi?'' diye sordu.
Geçen haftaki konuşmasında, Hrant Dink'in neden korunmadığını, bu kişi
korunmazken kimlerin korunduğunu sorduğunu anımsatan Mumcu, şunları söyledi:
''İçişleri Bakanlığı, demokratik ve ahlakla değerlendirdiğimde, tam
anlamıyla ahlaksızca cevap verdi; -Sayın Mumcu'yu teessüfle karşılıyoruz, Bir
gün önce kendisine koruma verdik- Konuşmamda 'Mesele ben değilim' dedim. Kimi
koruyorsunuz? Vergilerle maaşı ödenen polis memurları bu ülkede kimi koruyor,
kimi korumuyor? Bu sorumun cevabını istedim İçişleri Bakanından. İçişleri
Bakanının böyle bir soruyu teessüfle karşılama imkanı var mı? Muhalefet olarak
hesap sormayacaksak, burada niye varız?''
İÇİŞLERİ BAKANI HAKKINDA GENSORU...
''Siz İstanbul'da kimlere koruma veriyorsunuz?'' diye soran Mumcu, şöyle
devam etti:
''Soru açık. Hangi akılla, hangi mantıkla, hangi hukukla yazılmış uydurma
tehdit mektuplarıyla eş, dost, hısım, akraba herkese koruma veriyor da gerçekten
sansasyonel bir tehdide maruz, korunmaya en fazla muhtaç insanlara koruma
vermiyorsanız bunun hesabını vereceksiniz. ANAVATAN Grubu olarak biz bunun
hesabını İçişleri Bakanından soracağız. Demokratik bir imkanla sorduğumuz soruya
verdiği edepsizce yanıt yüzünden, şimdi İçişleri Bakanı bunun hesabını gensoruyla
verecek. Madem öyle vermiyorsunuz, o hesabı gensoruyla vereceksiniz. Hiç kaçarı
yok. Sadece onun hesabını değil, öldürüleceği istihbaratını edindiğiniz bir adamı
niçin koruyamadınız? Bunun hesabını da vereceksiniz.''
''BEN, TÜRK OĞLU TÜRK'ÜM''
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant'ız' dememeliymişiz. Adam öldü gitti
yahu... Bırakın slogan tartışmalarını'' diyen Mumcu, Hrant Dink'in, Türkiye'nin
hak ve hukukunu savunan bir insan olduğunu, Dink'in ölümü üzerinden Türkiye'nin
huzurunun bozulduğunu ifade etti
Elazığspor-Malatyaspor maçında çıkan olaylara değinen Mumcu, şunları
kaydetti:
''Gördünüz mü aramıza sloganlar nasıl girdi? Gördünüz mü toplum nasıl
cinnete sürükleniyor? Biri diğerine 'PKK dışarı' diye bağırıyor, diğeri başka bir
şey diyor. Hepimiz Türk'üz. Ben Türk'üm. Emin olun bunu söylemek gereği duyduğum
için çok üzgünüm. Vatandaş olarak hepimiz Türk'üz. Bir tarafın soyunu sopunu
iddia etmesi iyi bir şey midir? Bir insanın kazanmak için kendi iradesiyle hiçbir
şey yapmadığı bir sıfatı, bir kimliği bir övünç vesilesi olarak bağırması normal
bir şey mi? Bu, ilahi iradenin yeryüzüne koyduğu düzen. İlahi iradenin bize
söylediği bir hakikat var; biz hepimiz insanız.
Bu karındaş, kardeş gibi bir şey. Hepimiz aynı atanın kucağında büyümüş
evlatlarız. Bu vatandır bizi büyüten, yaşatan, bizi kardeş yapan...''
''BİRAZ HAYSİYETLİ OLUN''
Erkan Mumcu, ülkenin bu ''akıl tutulmasına'' nereden sürüklendiğini sorarak,
12 Eylül'ü en acı şekilde yaşadığını, felaketlere ve cinnete sürüklenen toplumun
neye benzediğini bildiğini söyledi. Mumcu, ''Bu akılsız, ikiyüzlü siyasetçiler
yüzünden ülkenin yeniden toplumsal cinnete sürüklenmesi an meselesi. Herkes bir
yerden faydalanmaya, yararlanmaya çalışıyor. Ayıptır. Bir insanın cesedi
üzerinden siyasi bir fayda çıkarmayın artık. Millette sömürecek bir şey
bırakmadınız; inancını, dinini, bayrağını... Biraz haysiyetli olmak lazım'' diye
konuştu.
DERİN DEVLET
Mumcu, bugün gazetelerde AK Parti hükümetleri döneminde faize 184 milyar
dolar gittiğine dair haberlerin bulunduğunu hatırlattı. Bu parayla işsizliğin çözüleceğini,
10 binlerce kilometre demiryolu, binlerce kilometre otoyol yapılacağını vurgulan
Mumcu, ''Bu para nereye gidiyor? Türkiye'yi bir borçlanma tuzağı içinde köleleştiren
sisteme gidiyor, bu hükümet sistemin işbirlikçisi. Bunun içindir ki itibar görüyor'' diye
konuştu.
Başbakan'ın iktidarının 5. yılında ''derin devlet var'' dediğini anımsatan
Erkan Mumcu, ''Ne yapalım şimdi. Bize düşen bir şey varsa söyle yapalım. Yasa ise
yasa çıkaralım, 'Anayasayı değiştirelim' derseniz değiştirelim. 21
milletvekiliyle ne yapalım?'' diye sordu.
'Derin devlet' denilip, devletin manevi şahsiyetinin rencide edildiğini
kaydeden Mumcu, Başbakanın 'Devlet içinde devlet gücünü kullanan bazı çeteler
var' dese anlayacağını söyledi.
Mumcu, ''Ama öyle dediği zaman 'Peki senin elin armut mu topluyor? Sen bu
ülkede 5 yıldır iktidarsın, Başbakansın' derler diye, görünmez bir yere işaret
ediyor. Derin devlet filan yok, sadece sığ siyaset, sığ hükümet var. Sizin
sığlığınız yüzünden oradaki çeteler, derinden çıkıyor'' diye konuştu.
''TÜRKÜZ, YOKSULUZ, İŞSİZİZ''
Önceden ''Türküz, doğruyuz, çalışkanız'' diyerek gururlanıldığını, şimdi ise
durumun ''Türküz, yoksuluz, işsiziz'' olduğunu vurgulayan Mumcu, yoksulluğun
bedel ödettiğini söyledi.
''Derin devletle baş etmek mi istiyorsunuz?''diye soran Mumcu, şunları
kaydetti:
''Kaldı ki ben onların tanımladığı manada derin devletin olmadığını çok iyi
biliyorum. Var olan şey, olsa olsa devlet gücünü kendi kişisel ve ideolojik
amaçlarına tahsis etmiş bir takım küçük şebekelerin olmasıdır. Bunlarla baş etmek
de bir iradeye sahip demokratik güçle pekala üstesinden gelir. Yapmak istersen
yaparsın. Ama değil, bu hadisede çuvalladılar. Sadece güvenlik değil, her şeyde
çuvalladılar. Karanlıkta görünmez düşman icat etmeyi seviyorlar. Ona da 'derin
devlet' adı vererek milleti, devleti ile düşman hale getiriyorlar. Siyasi
popülizmin bu kadar bayağısına bu kadar rastlanmamıştı. Ne yapacaksınız?
Cumhurbaşkanı olarak çözeceksiniz. Topluma verilmeye çalışan mesaj bu. Ben
buradan millete ilan ediyorum ki bu yalandır. Bu adamların ne değiştirme
iradeleri vardır, ne de arzuları vardır. Çoktandır zaten sistemin sunduğu haram
sofra ihtiyacına ortak oldukları için değişim ve değiştirme iradelerini yok
ettiler. Net konuşuyorum. Doğrudan doğruya Başbakan ve bakanları eliyle, bu
ülkede devlete ve millete ait olan servetlerin paylaştırılmasında rant ortağı
haline geldikleri için, rant dağıtan mekanizma haline geldikleri için hiçbir şey
değiştiremezler. Onlar bu ülkeyi ve bu milleti soyanlarla ortak oldular. Buradan
da dava gelecek şimdi. Gelsin, hiçbirinden hiçbir şey çıkmaz.''
''MİLLET AVUTULUYOR''
ANAVATAN lideri Mumcu, bir takım yalanlarla milletin avutulmak istendiğini,
milyonlarca köylü, esnaf, çiftçi ve emeklinin yok sayıldığını öne sürerek,
''Yeniden Türkiye'yi hakkıyla buluşturmak, Türkiye'ye hak ettiğini vermek için,
herkese hakkını vermek için, hak edenin cezasını, hak edenin belasını vermek için
bir Anavatan iktidarına ihtiyacı var'' dedi.
Toplum arasına sokulan güvensizlik tohumunun bedelinin ağır ödetildiğini
savunan Mumcu, insanların din, cumhuriyetin değerleri, kültürleri, soyları
üzerinden param parça edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
Erkan Mumcu, milleti bir aileye benzeterek, ailenin birbirine sarılması gibi
milletin de birbirine sarılarak düşmana fırsat vermemesi gerektiğini sözlerine
ekledi.
yüzünden ülkenin yeniden toplumsal cinnete sürüklenmesi an meselesi. Herkes bir
yerden faydalanmaya, yararlanmaya çalışıyor. Ayıptır. Bir insanın cesedi
üzerinden siyasi bir fayda çıkarmayın artık. Millette sömürecek bir şey
bırakmadınız; inancını, dinini, bayrağını... Biraz haysiyetli olmak lazım'' dedi.
Mumcu, partisinin haftalık Grup toplantısında, başka partilerden istifa
ederek ANAVATAN'a üye olanlar adına temsilen 3 kişiye rozetlerini taktı.
''KİM KORUNUYOR, KİM KORUNMUYOR?''
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürüleceğine ilişkin
istihbarat bilgilerinin, Emniyetin tüm birimlerinin 11 ay önce resmi yazıyla
uyarıldığını belirten Mumcu, ''Böyle bir teşebbüsün, sadece o şahsın kendisine
değil, ülkenin menfaatine, milletin huzuruna, işine, aşına darbe vuracağını
göremediniz mi?'' diye sordu.
Geçen haftaki konuşmasında, Hrant Dink'in neden korunmadığını, bu kişi
korunmazken kimlerin korunduğunu sorduğunu anımsatan Mumcu, şunları söyledi:
''İçişleri Bakanlığı, demokratik ve ahlakla değerlendirdiğimde, tam
anlamıyla ahlaksızca cevap verdi; -Sayın Mumcu'yu teessüfle karşılıyoruz, Bir
gün önce kendisine koruma verdik- Konuşmamda 'Mesele ben değilim' dedim. Kimi
koruyorsunuz? Vergilerle maaşı ödenen polis memurları bu ülkede kimi koruyor,
kimi korumuyor? Bu sorumun cevabını istedim İçişleri Bakanından. İçişleri
Bakanının böyle bir soruyu teessüfle karşılama imkanı var mı? Muhalefet olarak
hesap sormayacaksak, burada niye varız?''
İÇİŞLERİ BAKANI HAKKINDA GENSORU...
''Siz İstanbul'da kimlere koruma veriyorsunuz?'' diye soran Mumcu, şöyle
devam etti:
''Soru açık. Hangi akılla, hangi mantıkla, hangi hukukla yazılmış uydurma
tehdit mektuplarıyla eş, dost, hısım, akraba herkese koruma veriyor da gerçekten
sansasyonel bir tehdide maruz, korunmaya en fazla muhtaç insanlara koruma
vermiyorsanız bunun hesabını vereceksiniz. ANAVATAN Grubu olarak biz bunun
hesabını İçişleri Bakanından soracağız. Demokratik bir imkanla sorduğumuz soruya
verdiği edepsizce yanıt yüzünden, şimdi İçişleri Bakanı bunun hesabını gensoruyla
verecek. Madem öyle vermiyorsunuz, o hesabı gensoruyla vereceksiniz. Hiç kaçarı
yok. Sadece onun hesabını değil, öldürüleceği istihbaratını edindiğiniz bir adamı
niçin koruyamadınız? Bunun hesabını da vereceksiniz.''
''BEN, TÜRK OĞLU TÜRK'ÜM''
'Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant'ız' dememeliymişiz. Adam öldü gitti
yahu... Bırakın slogan tartışmalarını'' diyen Mumcu, Hrant Dink'in, Türkiye'nin
hak ve hukukunu savunan bir insan olduğunu, Dink'in ölümü üzerinden Türkiye'nin
huzurunun bozulduğunu ifade etti
Elazığspor-Malatyaspor maçında çıkan olaylara değinen Mumcu, şunları
kaydetti:
''Gördünüz mü aramıza sloganlar nasıl girdi? Gördünüz mü toplum nasıl
cinnete sürükleniyor? Biri diğerine 'PKK dışarı' diye bağırıyor, diğeri başka bir
şey diyor. Hepimiz Türk'üz. Ben Türk'üm. Emin olun bunu söylemek gereği duyduğum
için çok üzgünüm. Vatandaş olarak hepimiz Türk'üz. Bir tarafın soyunu sopunu
iddia etmesi iyi bir şey midir? Bir insanın kazanmak için kendi iradesiyle hiçbir
şey yapmadığı bir sıfatı, bir kimliği bir övünç vesilesi olarak bağırması normal
bir şey mi? Bu, ilahi iradenin yeryüzüne koyduğu düzen. İlahi iradenin bize
söylediği bir hakikat var; biz hepimiz insanız.
Bu karındaş, kardeş gibi bir şey. Hepimiz aynı atanın kucağında büyümüş
evlatlarız. Bu vatandır bizi büyüten, yaşatan, bizi kardeş yapan...''
''BİRAZ HAYSİYETLİ OLUN''
Erkan Mumcu, ülkenin bu ''akıl tutulmasına'' nereden sürüklendiğini sorarak,
12 Eylül'ü en acı şekilde yaşadığını, felaketlere ve cinnete sürüklenen toplumun
neye benzediğini bildiğini söyledi. Mumcu, ''Bu akılsız, ikiyüzlü siyasetçiler
yüzünden ülkenin yeniden toplumsal cinnete sürüklenmesi an meselesi. Herkes bir
yerden faydalanmaya, yararlanmaya çalışıyor. Ayıptır. Bir insanın cesedi
üzerinden siyasi bir fayda çıkarmayın artık. Millette sömürecek bir şey
bırakmadınız; inancını, dinini, bayrağını... Biraz haysiyetli olmak lazım'' diye
konuştu.
DERİN DEVLET
Mumcu, bugün gazetelerde AK Parti hükümetleri döneminde faize 184 milyar
dolar gittiğine dair haberlerin bulunduğunu hatırlattı. Bu parayla işsizliğin çözüleceğini,
10 binlerce kilometre demiryolu, binlerce kilometre otoyol yapılacağını vurgulan
Mumcu, ''Bu para nereye gidiyor? Türkiye'yi bir borçlanma tuzağı içinde köleleştiren
sisteme gidiyor, bu hükümet sistemin işbirlikçisi. Bunun içindir ki itibar görüyor'' diye
konuştu.
Başbakan'ın iktidarının 5. yılında ''derin devlet var'' dediğini anımsatan
Erkan Mumcu, ''Ne yapalım şimdi. Bize düşen bir şey varsa söyle yapalım. Yasa ise
yasa çıkaralım, 'Anayasayı değiştirelim' derseniz değiştirelim. 21
milletvekiliyle ne yapalım?'' diye sordu.
'Derin devlet' denilip, devletin manevi şahsiyetinin rencide edildiğini
kaydeden Mumcu, Başbakanın 'Devlet içinde devlet gücünü kullanan bazı çeteler
var' dese anlayacağını söyledi.
Mumcu, ''Ama öyle dediği zaman 'Peki senin elin armut mu topluyor? Sen bu
ülkede 5 yıldır iktidarsın, Başbakansın' derler diye, görünmez bir yere işaret
ediyor. Derin devlet filan yok, sadece sığ siyaset, sığ hükümet var. Sizin
sığlığınız yüzünden oradaki çeteler, derinden çıkıyor'' diye konuştu.
''TÜRKÜZ, YOKSULUZ, İŞSİZİZ''
Önceden ''Türküz, doğruyuz, çalışkanız'' diyerek gururlanıldığını, şimdi ise
durumun ''Türküz, yoksuluz, işsiziz'' olduğunu vurgulayan Mumcu, yoksulluğun
bedel ödettiğini söyledi.
''Derin devletle baş etmek mi istiyorsunuz?''diye soran Mumcu, şunları
kaydetti:
''Kaldı ki ben onların tanımladığı manada derin devletin olmadığını çok iyi
biliyorum. Var olan şey, olsa olsa devlet gücünü kendi kişisel ve ideolojik
amaçlarına tahsis etmiş bir takım küçük şebekelerin olmasıdır. Bunlarla baş etmek
de bir iradeye sahip demokratik güçle pekala üstesinden gelir. Yapmak istersen
yaparsın. Ama değil, bu hadisede çuvalladılar. Sadece güvenlik değil, her şeyde
çuvalladılar. Karanlıkta görünmez düşman icat etmeyi seviyorlar. Ona da 'derin
devlet' adı vererek milleti, devleti ile düşman hale getiriyorlar. Siyasi
popülizmin bu kadar bayağısına bu kadar rastlanmamıştı. Ne yapacaksınız?
Cumhurbaşkanı olarak çözeceksiniz. Topluma verilmeye çalışan mesaj bu. Ben
buradan millete ilan ediyorum ki bu yalandır. Bu adamların ne değiştirme
iradeleri vardır, ne de arzuları vardır. Çoktandır zaten sistemin sunduğu haram
sofra ihtiyacına ortak oldukları için değişim ve değiştirme iradelerini yok
ettiler. Net konuşuyorum. Doğrudan doğruya Başbakan ve bakanları eliyle, bu
ülkede devlete ve millete ait olan servetlerin paylaştırılmasında rant ortağı
haline geldikleri için, rant dağıtan mekanizma haline geldikleri için hiçbir şey
değiştiremezler. Onlar bu ülkeyi ve bu milleti soyanlarla ortak oldular. Buradan
da dava gelecek şimdi. Gelsin, hiçbirinden hiçbir şey çıkmaz.''
''MİLLET AVUTULUYOR''
ANAVATAN lideri Mumcu, bir takım yalanlarla milletin avutulmak istendiğini,
milyonlarca köylü, esnaf, çiftçi ve emeklinin yok sayıldığını öne sürerek,
''Yeniden Türkiye'yi hakkıyla buluşturmak, Türkiye'ye hak ettiğini vermek için,
herkese hakkını vermek için, hak edenin cezasını, hak edenin belasını vermek için
bir Anavatan iktidarına ihtiyacı var'' dedi.
Toplum arasına sokulan güvensizlik tohumunun bedelinin ağır ödetildiğini
savunan Mumcu, insanların din, cumhuriyetin değerleri, kültürleri, soyları
üzerinden param parça edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
Erkan Mumcu, milleti bir aileye benzeterek, ailenin birbirine sarılması gibi
milletin de birbirine sarılarak düşmana fırsat vermemesi gerektiğini sözlerine
ekledi.
