2012-11-28 - 12:34
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği?nin işbirliği ile yürütülen ?Parlamentolararası Değişim ve Diyalog Projesi? çerçevesinde Avusturya?nın başkenti Viyana?da düzenlenen Hoşgörü Sempozyumu dün gerçekleştirilen iki oturumla sona erdi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği?nin işbirliği ile yürütülen ?Parlamentolararası Değişim ve Diyalog Projesi? çerçevesinde Avusturya?nın başkenti Viyana?da düzenlenen Hoşgörü Sempozyumu dün gerçekleştirilen iki oturumla sona erdi.
Kültürler arası diyaloğun önündeki engellerle mücadele konusunun ele alındığı ilk oturumun moderatörlüğünü, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, CHP Ankara milletvekili Aylin Nazlıaka yaptı. Oturuma konuşmacı olarak, Avusturya Parlamentosu milletvekilleri Hannes Jarolim ve Katharina Cortolezis Schlager, Avusturya Katolik Kilisesi Dinler Arası Diyalog sorumlusu rahip Martin Ruprecht ve Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ertan Özensel katıldı.
Avusturya Parlamentosu milletvekili Hannes Jarolim, konuşmasında insanların inançlarıyla ilgili taleplerine hoşgörüyle yaklaşılması gerektiğinin altını çizdi. Avusturya?da yaşayan Türklerin çoğunluğunun Avusturya vatandaşı olduğunu kaydeden Jarolim, ?Bugün Türk kökenli bir vatandaşımız cami yapılmasını istiyorsa, bu bir vatandaşlık hakkıdır. Biz inançla, inancı istismar edenler arasındaki farkı iyi öğrenmek zorundayız? dedi.
Avusturya Parlamentosu milletvekili Katharina Cortelezis Schlager ise, özellikle farklı kültürlerden gençlerin birbirini tanıyabileceği ortamların oluşturulmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Bu konuda üniversitelere görev düştüğünü kaydeden Schlager, ?Karadeniz-Tuna Bölgesi Üniversitleri İşbirliği Projesi? adı altında bir çalışmanın yürütüldüğünü, bu çalışmanın ilerde olumlu sonuçlar vereceğine inandığını ifade etti.
Avusturya Katolik Kilisesi Dinler Arası Diyalog Sorumlusu Rahip Martin Ruprecht de konuşmasında, Katolikler ve Müslümanların büyük bölümünün birbirlerine tarihten gelen önyargılarla baktığı görüşünü dile getirdi. ?Kiliselerde yüzyıllardır Katoliklerin Müslümanlar tarafından nasıl zulüm gördüğü anlatılıyor, bu da İslamofobiyi körüklüyor? diyen Ruprecht, Müslümanların çoğunluğunun da Katolik kilisesinin son yüzyılda yaşadığı değişimden haberdar olmadığının altını çizdi.
Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ertan Özensel de, hoşgörünün temelinde uzlaşının bulunduğunu, ancak uzlaşının, herkesin aynı biçimde düşünmesi değil, farklı görüşten insanların birbirine saygı duyarak bir arada yaşaması olarak anlaşılması gerektiğini ifade etti. Özensel, ?Hepimizin birbirine karşı korku güdüleri var. Ama bunları aşmak zorundayız? dedi.
Oturumun moderatörlüğünü yapan AB Uyum Komisyonu Başkanı Aylin Nazlıaka ise, Türkiye ile Avrupa Birliği?ni birleştiren değerlerin, iki tarafı birbirinden ayıran nedenlerden çok daha fazla olduğunu vurguladı.
Sempozyumun ikinci oturumunda ise Türkiye ve Avrupa Birliği?nde hoşgörünün teşvikinde medyanın rolü konusu tartışıldı. Portekiz Parlamentosu milletvekili Antonio Oliveria?nın moderatörlüğünü yaptığı oturumun konuşmacıları, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, CHP Bursa milletvekili Doç. Dr. Aykan Erdemir, köşe yazarı Etyen Mahcupyan ve Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü?nden Prof. Dr. Harry Tzimitras oldu.
Oturumda ilk sözü alan TBMM AB Uyum Komisyonu üyesi Aykan Erdemir konuşmasına ?Hoşgörüsüz içeriğe ne kadar hoşgörü gösterebiliriz?? sorusunu yönelterek başladı. Erdemir, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi?nin yalnız iyi algılanan görüşlerin değil, şok edici, hatta rencide edici görüşlerin ifade edilmesi özgürlüğünü de güvence altına aldığını hatırlattı.
Köşe yazarı Etyen Mahcupyan ise, medyanın hoşgörü yayan bir yapı olması beklentisini gerçekçi bulmadığını ifade etti. Medyanın doğası gereği çatışmalardan beslendiğini vurgulayan Mahcupyan, siyaset zihniyetinde sağlanacak bir dönüşümün medyada da dönüşüm sağlayabileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Harry Tzimitras ise, medyanın kalıp yargıları, milliyetçiliği desteklemek yerine doğru bilgilendirmeyi amaç edinmesi gerektiğini söyledi. Tzimitras, ?Ortak bir gelecek oluşturabilmek için, geçmişin ırkçı amaçlarla kullanılmasının önüne geçmeliyiz? değerlendirmesini yaptı.
Oturumların tamamlanmasının ardından, sempozyum katılımcıları, Bekir Karlıağa?nın hazırladığı ?Batıya Doğru Akan Nehir? adlı belgeselden bir bölüm de izlediler.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesiyle, TBMM ile Avrupa Birliği üyesi ülkelerin parlamentolarında görev yapan milletvekilleri arasında diyaloğun geliştirilmesi ve TBMM?nin AB üyelik müzakereleri sürecine ilişkin rolünün azami seviyeye çıkarılması hedefleniyor.
TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı, AK Parti İzmir milletvekili Mehmet Tekelioğlu?nun liderliğinde yürütülen proje çerçevesinde daha önce de Hatay, Şanlıurfa ve Mardin?de sempozyumlar ile İstanbul ve Edirne?de gençlik kampları gerçekleştirilmişti.
Kültürler arası diyaloğun önündeki engellerle mücadele konusunun ele alındığı ilk oturumun moderatörlüğünü, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, CHP Ankara milletvekili Aylin Nazlıaka yaptı. Oturuma konuşmacı olarak, Avusturya Parlamentosu milletvekilleri Hannes Jarolim ve Katharina Cortolezis Schlager, Avusturya Katolik Kilisesi Dinler Arası Diyalog sorumlusu rahip Martin Ruprecht ve Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ertan Özensel katıldı.
Avusturya Parlamentosu milletvekili Hannes Jarolim, konuşmasında insanların inançlarıyla ilgili taleplerine hoşgörüyle yaklaşılması gerektiğinin altını çizdi. Avusturya?da yaşayan Türklerin çoğunluğunun Avusturya vatandaşı olduğunu kaydeden Jarolim, ?Bugün Türk kökenli bir vatandaşımız cami yapılmasını istiyorsa, bu bir vatandaşlık hakkıdır. Biz inançla, inancı istismar edenler arasındaki farkı iyi öğrenmek zorundayız? dedi.
Avusturya Parlamentosu milletvekili Katharina Cortelezis Schlager ise, özellikle farklı kültürlerden gençlerin birbirini tanıyabileceği ortamların oluşturulmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Bu konuda üniversitelere görev düştüğünü kaydeden Schlager, ?Karadeniz-Tuna Bölgesi Üniversitleri İşbirliği Projesi? adı altında bir çalışmanın yürütüldüğünü, bu çalışmanın ilerde olumlu sonuçlar vereceğine inandığını ifade etti.
Avusturya Katolik Kilisesi Dinler Arası Diyalog Sorumlusu Rahip Martin Ruprecht de konuşmasında, Katolikler ve Müslümanların büyük bölümünün birbirlerine tarihten gelen önyargılarla baktığı görüşünü dile getirdi. ?Kiliselerde yüzyıllardır Katoliklerin Müslümanlar tarafından nasıl zulüm gördüğü anlatılıyor, bu da İslamofobiyi körüklüyor? diyen Ruprecht, Müslümanların çoğunluğunun da Katolik kilisesinin son yüzyılda yaşadığı değişimden haberdar olmadığının altını çizdi.
Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ertan Özensel de, hoşgörünün temelinde uzlaşının bulunduğunu, ancak uzlaşının, herkesin aynı biçimde düşünmesi değil, farklı görüşten insanların birbirine saygı duyarak bir arada yaşaması olarak anlaşılması gerektiğini ifade etti. Özensel, ?Hepimizin birbirine karşı korku güdüleri var. Ama bunları aşmak zorundayız? dedi.
Oturumun moderatörlüğünü yapan AB Uyum Komisyonu Başkanı Aylin Nazlıaka ise, Türkiye ile Avrupa Birliği?ni birleştiren değerlerin, iki tarafı birbirinden ayıran nedenlerden çok daha fazla olduğunu vurguladı.
Sempozyumun ikinci oturumunda ise Türkiye ve Avrupa Birliği?nde hoşgörünün teşvikinde medyanın rolü konusu tartışıldı. Portekiz Parlamentosu milletvekili Antonio Oliveria?nın moderatörlüğünü yaptığı oturumun konuşmacıları, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, CHP Bursa milletvekili Doç. Dr. Aykan Erdemir, köşe yazarı Etyen Mahcupyan ve Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü?nden Prof. Dr. Harry Tzimitras oldu.
Oturumda ilk sözü alan TBMM AB Uyum Komisyonu üyesi Aykan Erdemir konuşmasına ?Hoşgörüsüz içeriğe ne kadar hoşgörü gösterebiliriz?? sorusunu yönelterek başladı. Erdemir, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi?nin yalnız iyi algılanan görüşlerin değil, şok edici, hatta rencide edici görüşlerin ifade edilmesi özgürlüğünü de güvence altına aldığını hatırlattı.
Köşe yazarı Etyen Mahcupyan ise, medyanın hoşgörü yayan bir yapı olması beklentisini gerçekçi bulmadığını ifade etti. Medyanın doğası gereği çatışmalardan beslendiğini vurgulayan Mahcupyan, siyaset zihniyetinde sağlanacak bir dönüşümün medyada da dönüşüm sağlayabileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Harry Tzimitras ise, medyanın kalıp yargıları, milliyetçiliği desteklemek yerine doğru bilgilendirmeyi amaç edinmesi gerektiğini söyledi. Tzimitras, ?Ortak bir gelecek oluşturabilmek için, geçmişin ırkçı amaçlarla kullanılmasının önüne geçmeliyiz? değerlendirmesini yaptı.
Oturumların tamamlanmasının ardından, sempozyum katılımcıları, Bekir Karlıağa?nın hazırladığı ?Batıya Doğru Akan Nehir? adlı belgeselden bir bölüm de izlediler.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesiyle, TBMM ile Avrupa Birliği üyesi ülkelerin parlamentolarında görev yapan milletvekilleri arasında diyaloğun geliştirilmesi ve TBMM?nin AB üyelik müzakereleri sürecine ilişkin rolünün azami seviyeye çıkarılması hedefleniyor.
TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı, AK Parti İzmir milletvekili Mehmet Tekelioğlu?nun liderliğinde yürütülen proje çerçevesinde daha önce de Hatay, Şanlıurfa ve Mardin?de sempozyumlar ile İstanbul ve Edirne?de gençlik kampları gerçekleştirilmişti.
