2010-05-11 - 16:21
CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın, basına kapalı gerçekleşen TBMM Grubunda yaptığı konuşmanın metni daha sonra basına dağıtıldı. Sav, ''Sayın Deniz Baykal, sevgili Genel Başkanımız, bizi Türkiye'nin bu karmakarışık ortamında kendi göbeğimizi kesmekle baş başa bıraktı'' dedi.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, ''Sayın Deniz Baykal, sevgili Genel Başkanımız,
bizi Türkiye'nin bu karmakarışık ortamında kendi göbeğimizi kesmekle baş başa bıraktı'' dedi.
Sav'ın, basına kapalı gerçekleşen TBMM Grubunda yaptığı konuşmanın metni
daha sonra basına dağıtıldı.
Önder Sav, konuşmasında, ''Dün bütün dünyanın, Türkiye'nin onurlu bir
devlet, siyaset adamının belki kendisinin tanınmayan yönlerini tanıtan bir
davranışına tanık oldu'' değerlendirmesinde bulundu. Sav, Baykal'ın istifasına
ilişkin, ''Basit, iğrenç bir kaset olayıdır diye geçiştirilemeyecek bir olayın
üzerine cesaretle giderek; amacı vahim bir komploya teslim olmayacağını, alçakça,
hayasızca, namussuzca komplo yapanlara okkalı bir şamar vurulabileceğini
kanıtladı ve onlara unutamayacakları bir ders verdi'' diye konuştu.
Baykal'ı, ''sırdaş, bir arkadaş ve baş başa kaldıklarında şakalaşılacak
bir dost'' olarak da niteleyen Sav, konuşmasında özetle şunları kaydetti:
''Sayın Deniz Baykal, sevgili Genel Başkanımız, bizi Türkiye'nin bu
karmakarışık ortamında kendi göbeğimizi kesmekle baş başa bıraktı.
Sayın Baykal'ın çok yerinde vurguladığı gibi komplonun hedefinde CHP
vardır. Bu komployla alçakça, şerefsizce komplocularla bu komployu
düzenleyenlerle hesaplaşmak kaçınılmaz bir sorumluluk ve ödevimizdir. Yalansız,
dürüst ve cesur duruş sergileyen sadece Baykal'ın omuzlarına bu mücadeleyi
yüklemek büyük bir haksızlık olur. Sayın Genel Başkanımızın komploya teslim
olmayan, kaçmayan, gerçeklerle yüzleşen anlayışının sonuna kadar arkasında
duracağız. Tarihe, geleceğe, ulusumuza, vatandaşlarımıza bugün gözleri ve
kulakları burada olan örgütümüze karşı sorumluluğumuzun bilinci içinde davranmak
zorundayız.
Sayın Baykal istifa etti. CHP'nin çalkantılara, sıkıntılara soktuk diye
ellerini ovuşturmaya kalkanlara hiçbir zaman bu fırsatı vermeyeceğiz. Birlik ve
beraberliğimizi, dayanışmamızı her zamankinden daha güçlü kuracağız,
koruyacağız.''
Sav, bu zamana kadar olandan çok daha sorumlu davranmaları gereken
günlere doğru gittiklerini belirterek, ''hiçbir arkadaşının bireysel kaygılarla,
gelecek endişesiyle hareket etme hakkının olmadığını'' söyledi.
''Bizleri olur olmaz, yerli yersiz konuşmaya çekmek isteyen medyaya
lütfen meze ve malzeme olmayınız. Hiç kimse de Sayın Genel Başkanımızın
hamiliğine soyunmaya kalkışmasın'' diyen Sav, ''Baykal'ın onurlu duruşunu
zedelemeye hiçbirinin hakkı olmadığını'' vurguladı. Sav, Baykal'ı
''vatandaşların, CHP'nin, örgütün sahiplendiğini'' ifade ederek, ''Cılız ve
bencil çıkışlarla bu hedeflerden CHP'yi lütfen saptırmaya kimse kalkışmasın''
dedi.
Baykal'a sonuna kadar sahip çıkacaklarını, mücadelesini
destekleyeceklerini, yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Önder Sav, sözlerini
şöyle tamamladı:
''Hepimizin üzerinde tarif edilmeyecek kadar emeği ve hakkı vardır.
Bizler de ona, bu emeğinin hakkının karşılığını ödünsüz desteklerimizle ödemek
durumundayız diye düşünüyorum. Namussuzlara karşı namusluların cesareti içinde
mücadelemizi vereceğiz. Atatürk, sürekli devrimi tarif ederken; 'Devrim, güneş
kadar parlak, güneş kadar sıcak, güneş kadar bize uzaktır. Ben, yönümü hep o
güneşe bakarak tayin ederim. Sıcaklığı ve parlaklığı beni yakıncaya dek yürürüm.
Sonra dururum, sonra tekrar ilerlemek üzere yola koyulurum.' Tarihin ender
tanıdığı devrimcilerden, gemileri kolayca yakıp arkasına bakmayanların da
devrimciliği, bu sözleri önümüzdeki mücadelemizde bize rehber olmalıdır. O,
devrimci yolda yürürken yine Atatürk'ün sözlerine kulağımızı açmalıyız; 'Yeni
Türkiye'nin genç evlatları, yorulsanız da beni izleyecekseniz. Dinlenmemek üzere
yola koyulanlar asla yorulmazlar' diyordu. Evet, Mustafa Kemal gibi, İsmet İnönü
gibi, Bülent Ecevit gibi, Deniz Baykal gibi yola koyulacağız; dinlenmemek üzere
yürüyeceğiz, Türkiye'yi karanlıktan kurtarıncaya kadar yürüyeceğiz, alçak
komploculardan hesap soruncaya kadar yürüyeceğiz.'' (16.21)
