2020-08-29 - 15:32
TBMM BAŞKANI ŞENTOP GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Süleymaniye Camisi'nin restorasyonu sırasında bulunan Mimar Sinan'ın kaybolmuş vakfiyesindeki vasiyeti üzerine, Gürsoy Vakfı'nca kazanlarda pişirilen aşurelerin dağıtımı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin "Özellikle Avrupa Birliği'nin Doğu Akdeniz konusundaki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Şentop, Doğu Akdeniz'de bir kaç aydır önemli gelişmeler olduğunu söyledi.

Enerji kaynaklarının bulunma ihtimaline karşı gelişen bazı olayların yaşandığını aktaran Şentop, şöyle konuştu:

"Doğu Akdeniz'de en uzun kara sınırı olan ülke Türkiye. Burada Türkiye, Suriye, İsrail, Lübnan, Mısır, Libya var. Doğu Akdeniz'le hiçbir bağlantısı olmayan, sınırı olmayan bazı ülkelerin de kendi çıkarları, menfaatleri için bölgedeki halkların çıkar ve menfaatlerini çiğneyerek gasbetmeye çalışma niyetiyle bu bölgeye üşüştüğünü görüyoruz. Bunlardan birisi Fransa'dır, Doğu Akdeniz'e sınırı olan, kıyısı olan bir ülke değil, Batı Akdeniz'de. Fransa, Doğu Akdeniz'de askeri varlığını artırmaktan bahsediyor, tuhaf bir açıklama. Eğer siz birtakım çıkar, menfaat gördüğünüz yerlerde hak iddia ediyorsanız başkaları da Fransa'nın güneyinde, Batı Akdeniz'de hak iddia edebilir. Başka bazı ülkeler de Batı Akdeniz'de Fransa'nın güneyinde askeri varlık artırma yoluna gidebilirler."

Uluslararası olan kurallara herkesin uyması gerektiğine dikkati çeken Şentop, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye kimsenin hakkına, hukukuna talip değil. Kimsenin hakkından hukukundan bir bölüm, parça kendisine istemiyor. Fakat Türkiye kendi hakkını, hukukunu uluslararası hukuka göre bu bölgede, Doğu Akdeniz'de sahip olduğu hakkı ve yetkileri sonuna kadar koruma konusunda da kararlı. Bunları hiç kimseye yedirmeme konusunda da kararlı. Bu kararlılığımızı da gösterdik, göstermeye de devam ediyoruz, göstereceğiz."

Şentop, Yunanistan'ın peşine takılan ülkelerin daha önce olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklarını vurgulayarak, "Yunanistan haksız bir davanın, olmayacak bir işin peşinde. Çok daha gerilere gidersek Yunanistan'ı pohpohlayarak 1920'lerde Anadolu'ya da gönderenler oldu ama bir zaman içerisinde derslerini aldılar, hep beraber aldılar. Zaman geçtikçe bunlar unutuluyor. Türkiye gerek ekonomik gerek askeri gerekse siyasi kararlılığı bakımından haklarını, yetkilerini sonuna kadar koruyabilecek, kimseye yedirmeyecek bir kudrettedir. Bu her zaman mümkündür. İnşallah böyle bir durumla karşılaşmayız. Herkes uluslararası hukuka saygı gösterir ve hakkına razı olur." dedi.

TBMM Başkanı Şentop, aşure günü hakkında şunları söyledi:

"Bugün on Muharrem aşure günü dolayısıyla bu münasebetle hem Mimar Sinan'ın vasiyeti gereği okunan hatim onun duasını yaptık hem de aşure dağıttık. On Muharrem gün olarakta Muharrem ayı olarakta mübarek bir gün mübarek bir ay Peygamber Efendimiz bu ayın bereketinden istifade edebilmek için ramazandan sonra oruç tutma bakımından en kıymetli günleri Muharrem ayında olduğunu ifade ediyor. Bir de bizim insanlık tarihinde baktığımızda Hz Adem e kadar çok önemli olaylar on Muharrem günüdür gerçekleşmiş. Ama tabi on Muharrem Aşura gününün hatırlanma sebebi daha çok bir üzücü bir olayla bir faciayla bir fecaatla alakalı Peygamber Efendimizin çok kıymet verdiği torunu Hz Hüseyin Efendimizin şehit edildiği yanında yetmiş iki kişiyle beraber içinde ehli beytten insanların da bulunduğu bir toplulukla beraber şehit edildiği bir gün o günden bugüne miladi olarak 10 Ekim 680 yılında hicri olarak da 10 Muharrem 61 yılında gerçekleşen olay. Yani Şemsi miladi aya bakarak Güneş yıl olarak hesaplarsak 1340 sene önce hicri kameri aya görede 1381 sene önce gerçekleşmiş bir olay ama yıllar geçmesine rağmen İslam dünyasında bunu farklı mezheplerden görüşlerden müslümanlar bu olayın acısını ızdırabını içlerinde hissediyorlar.

Hz Hüseyin?i rahmetle yad ediyoruz hepimiz. Hazreti Hüseyin bir iktidar mücadelesinde insanların ne kadar vahşileşebileceğini ne kadar ölçüsüz hareketlerde bulunabileceğini gösteren bir olayla şehit edilmiştir. Malum bütün dinlerde İslam dini başta olmak üzere bütün hukuk sistemlerinde en büyük günahlardan biri en ağır suçlardan birincisi adam öldürmek insan öldürmektir. Üstelik Muharrem ayı haram aylardan birisidir. Başka aylarda savaşlar oluyor olmaması arzu edilir ama oluyor fakat bu dört aydan biriside Muharrem savaş edenler bile savaşlarını durduruyorlar. Böyle bir Mübarek ayda hürmetli bir ayda bir de tabii Hazreti Peygamber'in gözbebeği cennet çiçeği diye ifade ettiği torununun şehit edilmesi büyük bir facia İslam tarihinin en üzüntülü üzücü olaylarından birisidir.

Hazreti Hüseyin ahlakın ilkelere esaslara Kuran?a Hakka tabi olmanın kararlılığının bir sembolüdür. Kendisi şehit olurken aynı zamanda Hak uğruna İslamın temel esasları uğruna ahlak uğruna dik durmanın kararlı olmanın bir örneğini de bir sembolünüde bizlere göstermiş oldu. Ben Muharrem Ayını ve aşure gününü tebrik ediyorum. Hazreti Hüseyin'in acısını ızdırabını hep beraber bugün bir kere daha hatırlamış oluyoruz tabi bunun birleştirici bir takım sonuçlara yorulması yorumlanması lazım. Böyle bir olay bizi müslümanlar olarak birleştiren bir takım ilkeler bir takım kurallar etrafında birleştiren bir anlayışa ulaştırmalıdır."