2014-12-09 - 16:25
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu Başkanlığı'nda toplandı. Bedelli askerlik ve sözleşmeli er ve erbaş başvurularını da kapsayan Askerlik Kanunu ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, kanunlaştı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu Başkanlığı'nda toplandı.

Birleşim açıldıktan sonra, 19 Kasım 2014 tarihindeki 16. birleşimde yapılan kapalı oturumun tutanak özetinin okunması için kapalı oturuma geçildi.

Kapalı oturumun ardından AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, Mevlana Haftası ve Hz. Mevlana'nın 741. Vuslat Yıldönümü dolayısıyla gündem dışı söz aldı.

Mevlana'nın sevgi ve birlik anlayışıyla bugün hala dünyaya ışık tuttuğunu belirten Baloğlu, savaşların yaşandığı bu dönemde onun evrensel barış anlayışına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz da Tarımsal Üretim Girdi Maliyetleri Sorunu ve Çözüm Önerilerine ilişkin gündem dışı konuşmasında, gıda üretimi ve erişiminde yaşanan sorunların yol açtığı açlığa dikkati çekti. Tarımsal üretimin önemine işaret eden Yılmaz, gelişmiş ülkelerin gıdayı ve gıda yardımlarını açlık yaşayan ülkelere karşı bir silah olarak kullandığını söyledi.

Türkiye'de tarımsal girdi maliyetinin yüksek olduğunu ve buna bağlı olarak çiftçilerin maddi sıkıntılar içinde olduğunu ifade eden Yılmaz, iktidardan bu sıkıntıları giderecek girişimlerde bulunmasını istedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise Bisikletçilerin Yaşadıkları Sorunlar konulu gündem dışı konuşma yaptı.

Konuşmasında, iktidarla bağlantısı olan 80 kişinin istisnai yollarla çeşitli görevlere atandığını ileri sürdü.

Gelişmiş ülkelerde böyle bir olay yaşandığında bu kişilerin yakınlarının bulundukları görevlerden istifa etmelerinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Tanal, "Rüşvetle yolsuzlukla mücadele etmek istiyorsak, sorumlu makamlarda oturanların, buna zemin hazırlayanların o makamlardan istifa etmesi gerekiyor. Bunları aranızdan siliniz. Gücünüz yetmiyorsa, güç vermeye, destek vermeye hazırız. 4 bakanla ilgili 'bunu paralel yapı yaptı' dediniz. Peki 80 yakınınızı işe yerleştirmeyi kim yaptı?" ifadelerini kullandı.

Gündem dışı konuşmaların ardından bazı milletvekilleri yerlerinden söz alarak çeşitli konularda görüş ve değerlendirmelerini aktardılar.

Bu sırada söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, 9 Aralık'ın Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü olduğunu ve Uluslararası Şeffaflık Derneği'nin bugün TBMM'de gruplarını ziyaret ettiğini aktardı. Derneğin, yolsuzluğa karşı deklarasyon adını verdikleri metni tüm milletvekillerinin imzasına açılmak üzere kendilerine teslim ettiğini belirten Hamzaçebi, CHP grubu olarak metni imzalayacaklarını bildirdi.

Hamzaçebi, AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun'un konuşmasında Yalova'da kavşak yapımı için kesilen ağaçlarla ilgili muhalefeti eleştirmesi üzerine tekrar söz aldı. Hamzaçebi, Yalova'da kesilen ağaçlarla ilgili halktan özür dilediklerini hatırlatarak, "Siz biber gazı fişekleriyle öldürdüğünüz gençlerin ailelerinden özür dileyecek misiniz? Gezide kestiğiniz ağaçlardan özür dileyecek misiniz?" diye sordu.

HDP'nin, 2015 yılı bütçesine yazdığı muhalefet şerhinde, "Kürt" ve "Kürdistan" kelimelerinin geçmesi gerekçesiyle Komisyon raporunda yer almaması TBMM Genel Kurulu'nda tartışma yarattı

AK Parti, TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneride, bedelli askerlikle ilgili yasa teklifi ile HDP'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkındaki gensoru önergelerinin bugün, CHP'nin; Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı hakkında verdiği soruşturma önergelerinin ise 6 Ocak Salı günü görüşülmesi, ayrıca Genel Kurul'un Ocak ayı boyunca salı günleri 15.00-21.00, çarşamba ve perşembe günleri ise 14.00-21.00 saatleri arasında çalışılması öngörülüyor.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "AK Parti'nin önerisinde son tarih 29 Ocak 2015. Kendi gündemini belirliyor. Yani bu şu demek; erken seçim tarihi 26 Nisan...1 Şubat'tan itibaren Meclis seçim takvimi nedeniyle tatile girecek, herkes ona göre bundan sonra hareket etsin. Bunun anlamı budur" dedi.

Kaplan, 2015 yılı bütçe görüşmelerine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu raporu için 108 sayfalık muhalefet şerhi yazdıklarını, ancak "Irak Federal Kürdistan Bölgesi" dendiği için AK Parti'li üyelerin rahatsız olduğunu söyledi. Kaplan, muhalefet şerhlerini göstererek, "Arkadaşlarım bunu okudukları zaman bu kavramların ne kadar resmi kavramlar olduklarını görecekler. Yani Irak'ta bir federal devlet, orada bir anayasa ve Kürdistan bölgesel yönetimi olduğunu, Türkiye'nin enerji sözleşmeleri imzaladığını görecekler. Yani resmi evraklarımızda bunlar var. Kürdistan'daki ekonomiden, Rojava Kürdistan'ı, Kobani'deki yaşanan olaylardan, çözüm sürecinden bahsediyor ve Türkiye'de Şemseddin Sami'ye de atıfta bulunarak Kürdistan ile ilgili Meclis tutanaklarındaki bilgilere dikkat çekiliyor. Bunların hepsi 6 sayfa içinde birer paragraf bile değil. Plan Bütçe Komisyonu, zamanında gönderdiğimiz muhalefet şerhini buraya eklememiş. CHP'nin, MHP'nin şerhi var ama HDP'nin yok. Hukuka aykırı geliyor, zorbalık uyguluyor, Anayasa ve İçtüzük'ü çiğniyor. Burası dağ başı değil, muz cumhuriyeti değil" diye konuştu.

Hükümet'in söylediği sözlerin arkasında durması gerektiğini ifade eden Kaplan, kürsüye getirdiği dizüstü bilgisayarından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı iken grupta yaptığı konuşmadan bir bölüm dinletti. Birleşimi yöneten Başkanvekili Güldal Mumcu'nun uyarısı üzerine Kaplan, "Erdoğan Kürt gerçekliği, Kürdistan'ın varlığından söz ediyor, gerçek isimleri kullanma konusunda çağrıda bulunuyor. Ya şerhi basar getirirsiniz ya da yarın kıyamet kopar. Rapor eksik şekilde bütçe görüşülmez. Muhalefet partilerinin ses vermesini bekliyoruz, suskun kalamazlar. Kürt, Kürdistan yoksa Erdoğan, Başbakan, bakanların sözlerini çıkarın. Yarına kadar size süre. Basılacak" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, sataşma gerekçesiyle söz alarak, geçen yıl da aynı tartışmanın yaşandığını belirtti. "Bu tür metinler hazırlanırken Anayasa'ya ve yasalara uygunluğu konusunda bir mutabakat teşekkül etmişti genel olarak ve Genel Kurul'un oylarıyla bunların düzeltilmesi için geri gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Bu yıl da aynı şekilde bir problemle karşı karşıya oluyoruz. Hasip Bey'in ifade ettiği gibi Kürtlüğe, Kürdistan'a, bu kavramların kullanılmasına yönelik herhangi bir antipati, alerji söz konusu değil. Türkiye'de elbette Kürtler vardır, Türkiye'nin dışında da Kürtler vardır. Sosyolojik olarak tanımlama ile hukuka ilişkin insanların göstereceği uyum bazen birbirinden farklı olabilir. Türkiye'deki rayiç hukuka baktığımızda, bu tür ifadelerin, metinlerin, bütçe görüşmelerine ilişkin mevcut zabıtlarda bulunmasına Anayasa ve İçtüzük izin vermiyor" dedi.

Kaplan ve HDP'li diğer milletvekillerinin "hangi madde izin vermiyor?" diye tepki göstermesine Bostancı, "Biz her türlü dilden anlarız, her türlü dilden de cevap vermesini biliriz. Parlamentonun dili sükunet dolu olmalı. Bunlar zaten konuşuluyor, tartışılıyor. Hasip Bey'in bugün itiraz ettiği konulara ilişkin meseleler de mevcut siyasal gündemin, çeşitli müzakerelerin de bir parçası. Bütün bunlar neticesinde, Türkiye'nin birliği, dirliği yolunda zaten bir yere varacağız. Lüzumsuz blokajlara da gerek yok" karşılığını verdi.

Kaplan, yeniden söz alarak, Komisyon Başkanı'nın kendilerine mail göndererek, "Kürt ve Kürdistan kelimelerini çıkarın" dediğini ifade ederek, "Cumhurbaşkanınız mı doğru söylüyor, siz mi doğru söylüyorsunuz? Başbakanınız mı doğru söylüyor, siz mi doğruyu söylüyorsunuz? Sizin kaç yüzünüz var, kaç gerçekliğiniz var? Bahsettiğiniz bölücülük sendromu, kafanıza, beyninize işlemiş. Yok böyle bir şey. Biz Türkiye'nin bütünlüğünü, bütünlüğü içinde çözümü savunuyoruz ama siz Türkiye'nin gerçekliğini konuşmak istemiyorsunuz, İmralı'yla görüşmek konuşmak istemiyorsunuz, çözüm sürecini Meclis'te konuşmak istemiyorsunuz. Bunu düzeltmezseniz, bu bütçeyi yarın görüşemezsiniz" dedi.

HDP milletvekillerinin itirazlarını sürdürmesi üzerine Mumcu, "Meclis Başkanlığı yaptığınız başvurunun gereğini yerine getirecektir" diyerek tartışmayı sonuçlandırdı.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık da Türkiye'nin gündeminin "VIP yolsuzlukları" olduğunu savunarak, seçim öncesi rüşvet anlamına taşıyan bedelli askerliğin gündeme getirilmesinin doğru olmadığını savundu. CHP Genel Başkanı Haluk Koç'ın kamuoyuyla paylaştığı kadro ve atama yolsuzluğuyla ilgili iddiaların çok önemli olduğunu ve buz dağının görünen kısmını oluşturduğunu belirten Işık, iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bedelli askerliğin görüşülmesine destek verdiklerini belirterek, sözleşmeli er ve erbaşlarla ilgili düzenlemenin yeterince tartışılmadan aceleye getirildiğini söyledi.

Bedelli askerlik bekleyenlerin gözünün Meclis'te olduğunu belirten Hamzaçebi, son çıkan yasadan ders alınarak yeni düzenleme yapılmasını istedi. Bedel ve yaş yüksekliğinde makulün bulunması halinde düzenlemenin başarılı olabileceğini savunan Hamzaçebi, "Bedelli askerlik beklentisine yol açan iki neden var. Biri Türkiye'de askerlik süresi uzundur. Bunu makule indirmedikçe beklenti olacaktır. İlk aşamada 9 aya, ilerleyen dönemlerde de kademeli olarak 6 aya kadar indirmek mümkündür. İkinci neden ise devamlı düzenleme yapılmasıdır. Her düzenleme yeni bir beklentiye yol açıyor. Bu düzenleme de beklentileri kesmeyecektir. Hemen bunun arkasından askeri reform projesi uygulamaya konulmalı" diye konuştu.

Bedel olarak belirlenen 18 bin liranın eşitlik olmadığını, parası olmayandan hiç bedel alınmamasını öneren Hamzaçebi, iki aylık başvuru süresinin en az altı aya yayılması, ayrıca 1988 yılında doğanların da kapsama alınması talebine de kulak verilmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmaların ardından ardından AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.

Genel Kurul'da daha sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında verilen gensorunun gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e, "Eğer müfettişlere soruşturma izni verirseniz, adaletin karşısına önce siz, sonra başkası çıkacak" dedi.

Özel, HDP'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, Meclis'in maden kazaları konusunda kısırdöngü içinde olduğunu belirterek, aynı durumu daha önce Soma'da yaşadıklarını, herkesin sırada yine ölüm, acı ve gözyaşı olacağını bildiğini söyledi.

"Bu düzen böyle giderse madenci ölümleri sürecek" diyen Özel, iktidarın konuya yaklaşımının "sorumluluklarını yerine getirmeyenleri korumak olduğunu" savundu. Özel, "Türkiye'de birileri kaçak ocaklarda çalışıyor ve can veriyorsa, bu durum Çalışma Bakanı'nın sorumluluğunda ve ilgi alanında değilse kimin alanındadır. Bundan önceki Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, hiç söylenmeyecek sözü gelip söylemiş ve madenciler öldüğünde 'güzel öldüler, aileleri üzülmesin' demişti. Bir acı, kaza yaşandığında Çelik, söylenmeyecek sözü değil, ideal bir çalışma bakanının söylemesi gerekeni ve olması gerekeni söylüyor. Ama acılar kabuk bağlayınca hafızamız bunları unutmaya başladığında Sayın Bakan aslına rücu ediyor. Hepimizin bildiği iktidar politikalarını savunan ve uygulayan, taşerondan, sömürüden, sermayeden yana tavır içine giriyor, bir facia daha olana kadar. Sistemik sorunu var. Bakan bunu görüp çözmelidir. Biz iki bakandan birini tercih etmek zorunda olmamalıyız ama maalesef sizin oylarınızla bu düzen böyle devam etmeye doğru gidiyor" dedi.

Çelik'in üçüncü dönemi olduğunu, makam arabasına ve makamı 6 ay daha işgal etmezse boyunun ne uzayacağını ne kısalacağını ifade eden Özel, "Merak etmeyin hayır oyu verdiğinizde oraya muhalefetten bir bakan oturmayacak. Yine Sayın Davutoğlu'nun teklif ettiği ve Recep Tayyip Erdoğan'ın onayladığı bir bakan oturacak. Sizin grubunuzdan olacak. Ama o bakan şunu bilecek; 'sömürü düzenini bitirmek konusunda Parlamento ve benim grubumun benden bir talebi var, işlevsiz denetimi sürdürürsem benim de sonum önceki bakan gibi olacak.' Sizin oyunuzun böyle bir önemi var" diye konuştu.

Soma maden kazasını araştırma komisyonunun briket kalınlığındaki raporuna karşılık kendilerinin "tuğla gibi muhalefet şerhi" hazırladığını anlatan Özel, "950 sayfalık raporun içinde bulamadıklarınız olacak. Bazılarını bizim şerhimizde bulacaksınız. Bunlardan biri, kamuoyundaki en büyük sorunun cevabıdır, 'Komisyon her şeyi araştırdı, tespit etti ama bir tek sorumlusunu bulamadı.' Onu bulmak isterseniz muhalefet şerhimiz emrinizde. Akhisar'da Soma, Karaman'da Ermenek davası görülecek. Orada bir takım kişiler suçlanacak, yargılanacak ve ceza alacak. Gerçek Soma ve gerçek Ermenek davası...Görevliler üzerlerine düşeni yapmadı, ama siz yaparsanız o yolu açarsınız. Açmazsanız grubumuzun vereceği Soruşturma Önergesi'nde iki bakan soruşturulduktan sonra sevkedildiklerinde, ona da karşı çıktığınızda, o zaman mutlaka ama mutlaka demokratik yollarla iktidardan uzaklaştığınızda kurulacak Yüce Divan'da gerçek Ermenek ve gerçek Soma davası görülecektir. O zaman bu kazalar hayatımızdan çıkacak" dedi.

Özel, Çelik'in müfettişler için soruşturma izni vermediğini akıl almaz benzetmelerle açıkladığını savunarak, "Güneş çarığı, çarık ayağı sıkıyor. O müfettişleri ele verirseniz, onun da sizi ele vereceğini ve sizden bir üste gideceğinden hareketle izin vermiyorsunuz. Bütün organize suç örgütleri tepeden aşağı yönetilir ama aşağıdan yukarıya çökertilir. Eğer siz müfettişlere soruşturma izni verirseniz adalet yolunda en önemli kavşakların birinde adaletin karşısına önce siz, sonra başkası çıkacak. İster bu suç örgütünün lideri bir gecekonduda saklanıyor olsun, ister kaçak sarayda seyri sefa sürsün o adaletin önüne çıkmaktan kurtulamayacak" diye konuştu.

AK Parti Grubu adına konuşan Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, gensorunun samimi olmayan gündem oluşturmaya yönelik olduğunu savunarak, kulaktan duyma bilgiler ve genel suçlayıcı ifadeler kullanıldığını kaydetti.

AK Parti'nin konuyla ilgili çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiğini anlatan Akgün, hayati tehlike arzeden madenlerin kapatıldığını, teftiş anlayışının değiştiğini, işyerleri ve maden sahalarında gerekli denetimlerin yapıldığını savundu. Teftiş görevini yapmayan ve kötüye kullananlardan hesap sorulduğunu belirten Akgün, "Ocaklar canlı bir organizma gibi çalıştığından yarım saat sonra ne olacağını kestirmek mümkün değildir" dedi.

Ermenek'teki kazada maden ocağının işletmecilikten kaynaklanan büyük ve ağır kusur varlığına dikkati çeken Akgün, "Ailelere sahip çıkmak bizim görevimiz ve sosyal devlet anlayışımızın gereğidir. Ailelerin mağduriyetinin en aza indirilmesi için borçların ertelenmesi ve çeşitli yardımların yapılması devam etmektedir. TOBB her aileye ev yaptırma kararı almıştır. Millet olmak acıları ve kederleri birlikte yaşamayı gerektirir. AK Parti sadece ülke içinde değil, ülke dışında nerede acı ve gözyaşı varsa onları saran el olmuştur" diye konuştu.

Akgün, gensorunun dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu söyledi.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***