2011-06-21 - 11:10
12 Haziran seçimlerinde Meclis'e girmeye hak kazanan milletvekillerinin TBMM'deki kayıt yaptırma işlemleri bugün de yoğun olarak devam ediyor.
Milletvekili kayıtları bugün de sürüyor. AK Parti Zonguldak Milletvekili
Köksal Toptan, AK Parti Ankara Milletvekili Haluk İpek, AK Parti Yozgat
Milletvekilleri Ertuğrul Soysal ve Yusuf Başer, AK Parti Adana Milletvekili
Mehmet Necati Çetinkaya, AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı, AK Parti Şırnak
Milletvekili Mehmet Emin Dindar, CHP Niğde Milletvekili Doğan Şafak, MHP Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak AK Parti Mersin Milletvekilleri Çiğdem Münevver Ökten, Nebi Bozkurt ve
Ahmet Tevfik Uzun, CHP Ankara Milletvekilleri Sinan Aygün, İzzet Çetin ve Gökhan Günaydın
AK Parti Kırıkkale Milletvekilleri Oğuz Kağan Köksal ve Ramazan Can, CHP Denizli Milletvekili Adnan
Keskin, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı,
AK Parti Bingöl Milletvekili Eşref Taş, MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, MHP Gaziantep Milletvekili
Edip Semih Yalçın, CHP Aydın Milletvekilleri Osman Aydın ve Bülent Tezcan, AK Parti Tokat Milletvekili
Zeyid Aslan ve Dilek Yüksel, AK Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu, AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya,
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, AK Parti Erzurum
Milletvekili Cengiz Yavilioğlu CHP Afyonkarasihar Milletvekili Ahmet Toptaş, AK Parti Ağrı Mehmet Kerim Yıldız,
CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan, AK Parti Ankara Miiletvekilleri Cevdet Erdöl ve Bülent Gedikli,
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, CHP Eskişehir Milletvekili
Kazım Kurt, AK Parti Giresun Milletvekilleri Nurettin Canikli, Mehmet Geldi ve Adem Tatlı, AK Parti Hatay
Milletvekilleri Mehmet Öntürk ve Hacı Bayram Türkoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın,
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu, MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı,
AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, AK Parti Mardin Milletvekilleri Muammer Güler, Gönül Bekin Şahkulubey
ve Abdurrahim Akdağ, AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, CHP Sinop Milletvekili Engin Altay,
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil,
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, CHP Edirne Milletvekili Recep Gürkan, MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan,
MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy,
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü,
AK Parti Erzurum Milletvekili Adnan Yılmaz, MHP Kastamonu Milletvekili Emin Çınar, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu,
AK Parti Yalova Milletvekili Temel Çoşkun, CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, AK Parti Kütahya Milletvekili idris Bal
,AK Parti İzmir Milletvekili İlhan İşbilen Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı.
AK Parti Yozgat Milletvekilleri Başer ve Soysal, rozetleri birbirine
takarken, CHP'li Doğan Şafak'ın rozetini eşi Nuran Şafak taktı.
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Bağımsız
Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi'nin basına yansıyan ''Yemin ederiz, ancak
bağlı kalmayız'' sözleri için, ''Milletvekili yeminin içeriğini bilerek aday
oluyorlar. Böyle bir şey söylendiğine ihtimal vermiyorum. Yemin ederken, kimse
herhalde tek ayağını havaya kaldırmayacak'' dedi.
Çağlayan, TBMM'de kaydını yaptırdı, ardından gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
BDP destekli bağımsız milletvekillerinin, TBMM'de edecekleri yemine
ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çağlayan, demokrasiye inananların,
demokratik kuralları ve kurumları dikkate alması gerektiğini söyledi.
Çağlayan, Türkiye'nin 12 Haziran'da çok önemli bir seçim
gerçekleştirdiğini, bunun, son derece demokratik bir sistemle yapıldığını
belirtti.
Herkesin, hukuku, önceden etkileyecek, engelleyecek tutum ve
davranışlardan kaçınması, Türkiye Cumhuriyeti devletine, hukukuna, adaletine
inanması gerektiğini vurgulayan Çağlayan, ''Bu konuda kimsenin önceden bir karar
beyan etmesi, kendini hukukun yerine koyması doğru olmaz. Bırakalım hukuk kendi
görevini yapsın. Bu çerçevede oradan çıkacak karara, herkes saygıyla uymak
durumundadır'' dedi.
Mecliste milletvekili yemin sisteminin belli olduğunu, bu konuda herhangi
bir yanlış hareket olacağını düşünmediğini belirten Çağlayan, şunları kaydetti:
''Herkes, milletvekili adaylığı yapılırken yemini, yeminin içeriğini
bilerek aday oluyor. Bu noktada ümit ediyorum, bunlar spekülasyondur. Bu konuda
Meclis yeni bir döneme başlıyor. Türkiye çok önemli bir dönemde, ülkeyi 2023
Türkiye'sine hazırlayacağız. Bu çerçevede böyle bir başlangıcın Meclise
yakışmayacağını, bunların söylenti bazında kalacağını, herkesin buna en iyi
şekilde riayet edeceğini düşünüyorum. Son derecek önemli bir çalışma döneminde
milletvekillerimizin bu tür şeylerle değil, yapacakları icraatlar, konuşacağı
şeyler, Meclis gündemine taşıyacağı konular, burada yapılacak kanunlar, diğer
çalışmalara vereceği desteklerle isimlerinin anılması gerektiği daha doğru
olacaktır.''
Çağlayan, bağımsız milletvekillerinin, ''Yemin ederiz, ancak bağlı
kalmayız'' yönünde açıklamalarının bulunduğunu hatırlatan gazeteciye, ''Böyle bir
şeyi duymadım, olabileceğine ihtimal vermek istemiyorum. Yemin ederken, kimse
herhalde tek ayağını havaya kaldırmayacak. Ne demek hem yemin ederim hem buna
sadık kalmam. Böyle bir şey söylendiğine ihtimal vermiyorum. Milletvekili olmuş,
milleti temsil etmekle görevlendirilmiş insanların, bu tür tutum ve davranış
içinde olmayacağına inanmak istiyorum. Burada yapılan yemin neyse, o yemine
sadakat hepimizin, namusu ve şerefi üzerine vermiş olduğu bir söz var. Aksi bir
ihtimal düşünmüyorum'' karşılığını verdi.
Çağlayan, yeni anayasa çalışmalarında, milletvekili yemininin
değiştirilmesinin gündeme gelip gelmeyeceğine yönelik soruyu yanıtlarken, ''Bu
konuda düzeltilmesi, değiştirilmesi gereken hususlar varsa, bunun mercii içinde
bulunduğumuz yüce kurumdur. TBMM'de o siyasi irade ortaya çıkarsa, böyle bir
gereklilik, ihtiyaç varsa her şeyin yapılacağı yer burasıdır. Gerekirse tekrar
millete de gider, aynen bizim anayasa değişikliğinde yaptığımız gibi. Millet,
bizi seçen asıllar da 'evet' derse niye olmasın, her şey olabilir'' dedi.
12 Haziran seçimlerinde mührü zarfa da bastığının anımsatılması üzerine
Çağlayan, yeni kaşeyi aldığında incelediğini, müsvedde olarak düşündüğü sarı
kağıda deneme amacıyla bastığını, ancak daha sonra bunun zarf olduğunu anladığını
söyledi.
Çağlayan, seçim sonuçlarına ilişkin girdiği iddiada kazandığı takım
elbiseyi zevkle giyeceğini belirtti.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Haluk İpek de
kaydının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bağımsız milletvekillerinin açıklamalarının sorulmasına karşılık İpek,
Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, hukuk devleti kurallarına, kanunlarına
herkesin uymayı gerektiğini kaydetti.
İpek, ''O zaman hukuk devleti dememizin anlamı yoktur. Hukuk devletinin
ölçüsünü kimse kendisine göre belirleyemez'' dedi.
Mazbatalarını alan milletvekillerinin
Meclisteki kayıtları devam ediyor. Milletvekilleri, kayıt yaptırmaya çeşitli
hediyeler ile gelirken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, ay yıldızlı rozet
dağıttı.
Devlet Bakanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Çağlayan kaydını
yaptırırken, CHP'li Aygün Meclise geldi. Sinan Aygün ile birbirlerine sarılan
Çağlayan, bir tarafına AK Parti Konya Milletvekili, eski Konya Ticaret Odası
Başkanı Hüseyin Üzülmez'i, diğer tarafına da Sinan Aygün'ü alarak birlikte
gazetecilere poz verdi.
Bakan Çağlayan, AK Parti'den Mersin Milletvekilleri seçilen Ahmet Tevfik
Uzun, Çiğdem Münevver Ökten ve Nebi Bozkurt ile kayıt yaptırmaya geldi. Çağlayan,
180 lira ödeyerek 3 milletvekilinin altın kaplamalı rozetlerini satın aldı ve
taktı.
MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen MHP Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel de kaydını yaptıran milletvekilleri arasında yerini
aldı. Demirel, kaydını yaptırmaya oğlu Orhun Demirel ile geldi.
Kaydını yaptıran AK Parti Kırıkkale Milletvekili ve eski Emniyet Genel
Müdürü Oğuz Kağan Köksal'a milletvekili rozetini, kardeşi eski TBMM Genel
Sekreter Yardımcısı Cengiz Köksal taktı.
Sinan Aygün, TBMM personeli ve gazetecilere ay yıldızlı rozet dağıttı.
Yaklaşık 10 yıldır 50 bin rozet dağıttığını söyleyen Aygün, bu rozeti
Meclis açıldığı zaman bütün milletvekillerine dağıtacağını kaydetti. Aygün,
''Kimisi pişmaniye, kimisi lokum getiriyor. Ankara'nın bir şeyi yok. Kedisi var
getiremedik, keçisi var, ama keçisi kalmadı. Burada bal da dağıtılmaz. Biz de o
yüzden rozet dağıtıyoruz'' dedi.
Zafer Çağlayan ve Hüseyin Üzülmez ile gazetecilere poz veren Aygün,
Çağlayan ve Üzülmez'in, yaklaşık 15 yıldır beraber çalıştığı dava arkadaşları
olduğunu belirtti.
Sinan Aygün, tutuklu milletvekilleri Mustafa Balbay, Engin Alan ve Mehmet
Haberal'ın mazbatalarını aldıklarının anımsatılması üzerine, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın AK Parti'ye kapatma davası açıldığı zaman çok kızdığını
söyledi. Erdoğan'ın, ''Milletin açtığı bir partiyi, mahkeme kararı ile kapatmak
yanlıştır'' dediğini ifade eden Aygün, ''Millet bu insanları seçmişse... Tabii ki
yargıya müdahale etmemiz söz konusu değil, ama yargının da bunu göz önüne alması
lazım. Allah nasip ederse Sayın Alan, Haberal ve Balbay yarın aramıza
katılacaktır'' diye konuştu.
KCK tutuklularının durumunun da aynı olduğunun hatırlatılması üzerine
Aygün, ''Fark etmez, onların da aynı durumda olması lazım. Onların da özgür
kalması lazım, çünkü Sebahat Tuncel örneği var'' dedi.
CHP'li Aygün, artık Türkiye'nin bu işlerle uğraşmak yerine, yeni anayasa
için çalışması gerektiğini söyledi. Milletin partisine iktidarı denetleme ve
izleme görevi verdiğini söyleyen Aygün, ''Adım adım iktidarı izleyeceğiz.
Yanlışlarında uyaracağız, doğrularında da destek vereceğiz'' diye konuştu.
Bir gazetecinin, kredi borçlarında patlama olduğunu belirtmesi üzerine
Aygün, Türk halkının gelirinin yarısının borca gittiğini, halkın 200 katrilyon
lira borç altında olduğunu iddia etti. TBMM açılır açılmaz, kredi kartlarının
yapılandırılması konusunda çalışmaya başlayacaklarını ifade eden Aygün,
boşanmalardaki artışın ekonomik zorluklardan kaynaklandığını ifade etti.
Sinan Aygün, ''Buraya halkın avukatlığını yapmaya geldim'' dedi.
Daha sonra CHP Denizli Milletvekili Adnan Keskin kaydını yaptırdı.
Keskin'e milletvekili rozetini bir gazeteci taktı.
12 yıl aradan sonra yeniden Mecliste olduğunu belirten Keskin,
''Siyasette herhalde en zor süreç; kendisinin de destek olduğu kişilerin belli
bir konuma geldikten sonra, destek olanların siyasi haklarını gasp etmesidir. 12
yıl sonra yeniden halkın desteği ile parlamentoya geldim. Benim için alınabilecek
en büyük rütbelerden birisi buydu'' dedi.
Adnan Keskin, ''Beni siyasetten 12 yıl haksız bir şekilde
uzaklaştıranların bundan ders almasını diliyorum'' sözlerine, bir gazetecinin,
''Sayın Baykal'ı kastediyorsunuz herhalde'' yanıtını vermesi üzerine, kimseyi
kastetmediğini ifade etti.
Bundan sonra yönetime gelen insanların, başkalarının siyasi haklarını
gasp etmemesini istediğini vurgulayan Keskin, ''Bir gün bakarsınız sizin siyasi
haklarınız da gasp edilir o zaman nasırına basılmış gibi bangır bangır
bağırırsınız, ama sizi kimse ciddiye almaz'' dedi.
Keskin, olağanüstü kurultay için imza toplandığının anımsatılması
üzerine, ''CHP'nin, kurultay platformlarında birbirini kıran, rencide eden
tartışmalara değil, aklın, bilimin, sağduyunun gerekli kıldığı değerlendirmeden
sonra yeniden bir silkinişe, başkaldırıya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum'' diye
konuştu.
Adının Meclis Başkanvekilliği için geçtiğinin belirtilmesi üzerine
Keskin, kendisinin bir talebi ve bu konuda bir görüşmesinın olmadığını söyledi.
AK Parti Ankara Milletvekili ve Adalet
Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, parlamentoya girmeyerek, protesto etmek gibi bir
tavrın, toplumsal iradenin tazelendiği bu günlerde doğru bulmadığını belirterek,
''Parlamentonun açıldığı gün, ortak aklın egemen olacağını düşünüyorum'' dedi.
İyimaya, kaydını yaptırmak üzere geldiği TBMM'de gazetecilerin sorularını
yanıtladı. BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekillerinden, tutuklu
milletvekillerinin tahliye edilmemesi halinde Meclise gelmeyeceklerine ilişkin
açıklamasının hatırlatılması üzerine İyimaya, hukuki sürecin tamamen siyaset
kurumunun dışında, bağımsız ve tarafsız yargı organının güncel sorunu olduğu için
değerlendirme yapmasının doğru olmadığını söyledi.
Ahmet İyimaya, yargı organının neye göre karar vereceğinin anayasada
yazılı olduğunu, hukuka, anayasaya, kanuna ve vicdana göre karar verileceğini
kaydetti. İyimaya, sözlerini öyle sürdürdü:
''Yargı organlarının kararları, şu mu, bu mu olmalı şeklinde öngörüde
bulunmak, bir siyasetçi için görülmekte olan dava olduğundan dolayı doğru olmaz.
Ancak sorunun varlığı kesin. O sorun da 12 Eylül Anayasasının modellemesinden,
inşa, yapım kusurundan kaynaklanıyor. Dokunulmazlığı mutlak şekilde düzenlemesine
karşın 'suçüstü hallerde ağır cezalık, ölüm cezası getiren hallerde dokunulmazlık
olmaz' diyor. Bir de tüm kategorileri bir yana atarak 'devlete, düzene, rejime
karşı işlenen suçlarda, eğer suç milletvekili olmadan önce işlenmiş ve
kovuşturmasına başlanılmışsa dokunulmazlık' olmaz diyor. Kusur buradadır.
Bence yargı organının, istenmeyen veya arkadaşlarımızın arzu etmediği
doğrultuda karara varmaları halinde, kurulu düzene saygı göstermek lazım.
Parlamentoyu protesto etmek, girmemek gibi bir tavrın hele milli irade, toplumsal
irade tazelendiği şu günlerde böyle tavrın doğru olmadığını düşünüyorum. Belki o
gibi durumda, siyaset kurumuna bir görev düşer, anayasanın bu kuruluş, kurgu ve
yapım hatası ortadan kaldırılabilir. İlla bir dokunulmazlıkta istisna tanınmak
gerekiyorsa insana ve haklarına karşı yönelen suçlarda belki olabilirdi.
Dokunulmazlığı Fransız modeline yakın şekilde yeniden ele almak lazım. Sorunun
çözüleceğini düşünüyorum. Bir düğüm gözlemiyorum. Yargı organının kararı bugün
yarın belli olacak, tersine gerçekleşmesi halinde siyaset kurumu mukayeseli
akıldan, özgürlükten, demokrasinden yararlanarak 12 Eylül Anayasasındaki bu
hatayı düzeltir.''
Bunun için yeni bir anayasa gerekip gerekmediğinin sorulması üzerine
İyimaya, ''Anayasanın yorumuyla bir sonuca ulaşılamıyorsa toplumsal talep, ortak
akıl da onu gerektiriyorsa gerekirse o da yapılır'' dedi.
İyimaya, bağımsız milletvekillerinin, ''Yemin ederiz ama bağlı kalmayız''
açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin istenmesi üzerine, parlamentonun açıldığı
gün ortak aklın egemen olacağını düşündüğünü belirtti. İyimaya, ''Bütün tavır,
söylemler de gözden geçirilebilir. Yeter ki doğrunun bulunması için gereken
işaretler yolda görünsün'' diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan
Toprak, genel başkanları Kemal Kılıçdaroğlu'ndan MYK toplantısında, ''AK
Parti'nin seçimlerde aldığı oyu Stockholm sendromuna benzetmesine'' yönelik bir
açıklama duymadığını; bunu, partiyle hiçbir bağlantısı olmayan, bir akademisyenin
dile getirdiğini bildirdi.
Toprak, İstanbul Milletvekili olarak Meclis'te kaydını yaptırdıktan
sonra, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ''Stockholm sendromu''
benzetmesine yönelik açıklamasının sorulması üzerine Toprak, bunun kendilerinin
kullandığı bir tabir olmadığını söyledi.
Toprak, MYK toplantısında, Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun ağzından bu
açıklamayı duymadığını, bu görüşü bir akademisyenin dile getirdiğini, bu kişinin
de partiyle hiçbir bağlantısının olmadığını bildirdi.
Toprak, seçmenin, istediği partiye oy verebileceğini, tercihlerine saygı
duyduklarını belirterek, biraz daha kendilerini anlatmaları gerektiğini
kaydetti.
Kılıçdaroğlu'nun kendisine atfen basında yer alan bu haberi neden
yalanlamadığının sorulması üzerine de Toprak, ''Bir akademisyen arkadaşın
söylediği bir laf. Bir akademisyenin söylediği lafı Sayın Genel Başkan niye
yalanlasın? Sayın Genel Başkan, her lafı çıkıp, doğrulama ya da yalanlama yapmak
zorunda değil'' diye konuştu.
Olağanüstü kurultay için imza toplama çalışmalarına ilişkin
değerlendirmesinin istenmesi üzerine Toprak, CHP'de bir grubun bu noktada bir
eğilim gösterdiğini kaydetti. Toprak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Önerim şu; CHP önce iç tüzüğünü değiştirmeli, demokratik bir tüzükten
sonra kurultaya gidilecekse gidilmeli. CHP'nin çözmesi gereken en temel mesele,
içtüzüğü. İçtüzük demokratikleşmeden CHP'nin bir kurultay yapması hiçbir anlam
ifade etmez. Birilerinin gidip, gelmesi değil, mantığın değişmesi lazım. Sayın
Kılıçdaroğlu'nun attığı adımlar da bu yönde. Tüzükle ilgili bir çalışma
yapacağız, kamuoyu ve örgütle paylaşacağız. Tüzük kurultayı yapacağız, sonra
büyük kurultaya gidilir. Burada da CHP'ye yakışmayan bazı maddeleri de
çıkartmamız lazım. Örneğin divanın önünde imza vermeyi kaldırmamız lazım, isteyen
özgürce genel başkan adayı olabilmeli. Böyle bir hayati konuyu bir takvime
sıkıştırmamak lazım, bir çok kesimden görüş alınması lazım. Partide daha önce
görev yapan çok değerli arkadaşlarımız var ama şu anda görevli değil, bunların
görüşünün alınması, deneyimlerine başvurulması lazım, örgütün görüşlerinin
alınması, ondan sonra merkez kararda, sonra parti meclisinde tartışmaya açmamız,
sonra tüzük kurultayını toplamamız lazım. Bu aşamada toplanacak bir olağanüstü
kurultay, CHP'ye katkı vermez, bilakis zarar verir. CHP'nin enerjisini dışa dönük
mücadelede harcaması lazım.''
Bir ekin ektiklerini, ürünü zamanla alacaklarını dile getiren Toprak,
milletvekili ve oy oranı artışına göre en başarılı parti olduklarını belirtti.
Toprak, bunun semeresini bir sonraki seçimde alacaklarını kaydetti.
Eksen kayması eleştirilerini ''iyi niyetli'' olarak görmediğini ifade
eden Toprak, aile sigortasıyla yoksul ailelerinin ülke gelirinden pay alması
eksen kaymasıysa bunun takdirini kamuoyuna bıraktığını söyledi.
Toprak, delegelerde kurultay özleminin bulunmadığını kaydederek, kırgın
ve küskünlerin imza topladığını duyduklarını, bunların sonuca gideceğini
zannetmediğini belirtti. Toprak, ''6 ayda çocuk anne karnından evlat olarak
doğmaz. Biz 6 aylık yönetimiz. Bazılarına tanınan o uzun vadeli marjın, bu
yönetime de tanınması lazım. Büyüklerimizin kaygılarına saygı duyuyorum ama
güvenmeleri lazım. Babalar da evlatlarına belirli bir yerden sonra güvenilirler.
Babaların her zaman kaygıları vardır ama bir yerde zamanı gelince görevi
devrederler'' diye konuştu.
''Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav'ın
yakınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusunu ise Toprak, ''Yılların
dostu, yakınlaşması bizi mutlu eder'' diye yanıtladı.
NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
(11:10)
