2012-01-04 - 14:56
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomisinin ve demokrasi standartlarının geçmişe kıyasla çok daha iyi durumda olduğunu söyledi. Genel Kurul' da, KKTC'nin su ihtiyacının karşılanmasına ilişkin çerçeve anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı kabul edildi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomisinin ve demokrasi standartlarının geçmişe kıyasla çok daha iyi durumda olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

CHP İStanbul Milletvekili Oktay Ekşi, gündemdışı konuşmasında, Türkiye'nin dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönüştüğünü ileri sürdü. Ekşi, şöyle devam etti:

''Demokrasimizin çok geliştiği söyleniyor. Bir bakıma doğru tespit gerçekten önceki yıllarda üzerine gidilemeyen adeta dokunulmazlık imtiyazı yaşayan TSK'ya şimdi herkes ağzına geleni söylüyor. Madem herkes çok özgür bana lütfen söyler misiniz, bugün Türkiye'de Sayın Başbakan'ı kızdırma riski olan bir şeyi yazabilen var mı- Özgürlük, düşüncelerinizi, eleştirilerinizi iktidar sahiplerine karşı güvenle ifade ettiğiniz zaman var demektir. Bugün iktidarınızın gizli ortağı olduğu bilinen cemaat hakkında da kimse yazamıyor. Siz de korkuyorsunuz o cemaatten. Dostça söylüyorum, adınız zalime çıktı. Bize vaat ettiğiniz Türkiye bu muydu-''

MHP Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz, gündemdışı konuşmasında, ordu üzerinden politika yapmamanın herkesin kırmızı çizgisi olması gerektiğini söyledi.

TSK bünyesinde görev yapan sivil memurların statülerinin doğru tanımlanmasını istediklerini belirten Korkmaz, ''Bu arkadaşlar sivil mi asker mi- Asker ise külfete de nimete de ortak edeceksiniz. Sivilse kusura bakmayın külfete ortak olmamalı'' dedi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, gündemdışı konuşmalara hükümet adına yanıt verdi. Yılmaz, MHP'li Korkmaz'ın, TSK bünyesinde görev yapan sivil memurlara ilişkin sözlerini anımsatarak, ''Bunların statüsü nedir- Sivil memurdur adı üzerinde. Bunların mesleğe girerken de koşulu ve statüsü belli. Kişi bunu bilerek kuruma giriyor. Bu şartları iyileştirmek gerekir mi- Elbette. Biz de bunun için çalışıyoruz'' diye konuştu.

Erden, Genelkurmay Başkanı'na kadar herkesin TSK'nın asli unsuru olduğunu vurgulayan Yılmaz, '' Hiç kimseyi tali unsun olarak nitelendirmiyoruz'' dedi.

Geçmiş yıllarda, nitelikli ve yetişmiş personelin, ''işlerde aksama olur'' kaygısıyla başka kurumlara nakline izin verilmediğini anlatan Yılmaz, ''Ancak bu dönemde herkesin alternatifi vardır. Kendisi gönül razılığıyla bir başka kurumda çalışmak isterse, biz gitmek isteyen arkadaşlarımıza muvafakat vereceğiz'' şeklinde konuştu.

TSK bünyesinde de sivil topum kuruluşları bulunduğunu belirten Yılmaz, bu kuruluşlarla bilgi alışverişlerinin sürdüğünü ifade etti.

TSK'da lojman sıkıntısı olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

''Asker olarak görev yapan personele bile yeterli lojman yok. Herkesin kıdemi, derecesi var. Bu dereceye, kıdeme göre lojman tahsis etmeye çalışıyoruz. Türkiye'nin bugünü dünden çok daha iyi. Türkiye'nin imkanları iyi oldukça biz hem sivil memurlarımıza hem de asker mensuplarımıza lojmanlarımızı sağlayacağız.

Biz hep 'nimet-külfet dengesini sağlayacağız' diyoruz. İnşallah, enflasyona bakın 2002 yılından bu zamana kadar enflasyon oranlarına bakın. Tüm emeklilere sözümüz vardı; 'hiçbir vatandaşımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz' dedik, ezdirmedik. İnşallah bu insanlarımızın özlük haklarını iyileştireceğiz.''

Yılmaz, bir milletvekilinin, ''Uzman memurlar sınava girdiler, atamaları ne zaman-'' sorusunu yönelttiğini anımsatarak, ''2012 yılında bu atamaların hepsini gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla, bir kazanılmış hakkın zayi olması söz konusu olamaz. Türkiye'nin ekonomisi, demokrasi standartları geçmişe kıyasla kesinlikle çok daha iyi durumda'' diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu da dünyada ve Türkiye'de tüberküloz üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

TBMM Genel Kurulunun bir aylık çalışma saatleri belirlendi.

AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için grup önerisini TBMM Genel Kuruluna getirdi.

Kabul edilen öneriye göre, Genel Kurulda salı günleri bir saat süreyle sözlü soruların ardından diğer denetim konuları; çarşamba günleri ise sözlü sorular görüşülmeyecek.

Genel Kurul, bugün saat 20.00'ye kadar gündemindeki konuları görüşecek.

Genel Kurul bu ay salı günleri ve 7 Şubat salı günü 15.00-20.00 saatleri arasında mesai yapacak; 9 Şubata kadar çarşamba ve perşembe günleri ise 13.00-20.00 saatleri arasında çalışacak.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin, bu ayın sonuna kadar, verdiği bu önergesini en az iki-üç önergeyle değiştireceğini, çünkü Meclisin kendi iradesiyle çalışmadığını ileri sürdü.

35 kişinin yaşamını yitirdiği Uludere olayına işaret eden Kaplan, ''Bu insanlık ayıbı turuncu koltukta oturanların sorunu değilse, bunu konuşmayacaksanız, çözmeyecekseniz Lahey Adalet Divanı'na, Cenevre savaş hukukuna, bütün dünyaya taşımazsak biz de siyaset yapmıyoruz demektir'' dedi.

Önerinin lehinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, son olay üzerine siyaset bina ederek, ülkeye zarar vermenin kimseye yararı bulunmadığını söyledi.

Bu milletin ortak paydalarının olduğuna dikkati çeken Şandır, ''Bunu bozacak hiçbir girişim haklı olamaz. Özellikle bir takım acıları kullanarak, devleti ve milleti suçlamak kimsenin haddi ve hakkı değildir'' dedi.

Kaplan'ın laf atması üzerine Şandır, ''Rüzgar eken, fırtına biçer. Öfke dolu, söylediklerinizle Türkiye'ye zarar veren yapı içindesiniz. Herkes bu dönemlerde sağduyulu olmak, sorumlulukla hareket etmek zorunda. Bu ülkenin bölündüğünü ifade ederek, burada siyaset yapılmaz'' diye konuştu.

Konuşmaların ardından grup önerisi kabul edildi.

Orman ve İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'den gönderilecek suyun tamamıyla KKTC'de kullanılacağını bildirerek, ''Başka bir ülkeye herhangi bir şekilde su iletilmesi ya da satılması kesinlikle söz konusu değil'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Su İhtiyacının Karşılanmasına İlişkin Hükümetlerarası Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı''nın tümü üzerinde CHP grubu adına Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı söz aldı.

KKTC'ye su sağlanmasının çok insani olduğunu belirten Atıcı, ''Orada yaşayan soydaşlarımıza su sağlanmasına karşı olmamız düşünülemez. Ancak su sağlarken kendi vatandaşlarımızın da mağdur edilmesine izin vermeyiz'' dedi.

Bu ülkeye su sağlamak için inşasına başlanan Alaköprü Barajı'nın tamamlanmasıyla birlikte bazı orman köylerinin su altında kalacağını belirten Atıcı, istimlak edilen arazilere gerçek bedeli üzerinden ödeme yapılmadığını öne sürdü. Düşük istimlak bedeli üzerinden anlaşmayan köylülerin de cezalandırıldığını ileri süren Atıcı, şöyle devam etti:

''İstimlak edilen yerlere gerçek bedellerini ödeyin. Kimse buraya baraj yapılmasına karşı değildir. Sadece istimlak edilen arazilerin parasını düzgün bir şekilde ödeyin. Ödemezseniz bunun adına 'kul hakkı yemek' denir. Bu orman köylerinde yaşayan insanlara hala bir yaşam alanı göstermediniz. Bu vatandaşlarımıza mutlu, üretken bir yaşam sürdürmeleri için şimdiki ortamlarına benzer alanlar yaratmak zorundasınız.

Dünyanın en güzel muzu ve çileği burada yetişir. Bu insanlarımız hiçbir yardım almadan bir sulama kanalı yapmışlar. Yeni yaşam alanlarında böyle bir imkanı sağlamadınız. Suyu paralı kullanmaya mahkum ettiniz. Bu sulama kanalının ücretsiz olarak yapılması gerekiyor.''

MHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Kıbrıs'ın, Türk milli siyasetinin en stratejik odağı olduğunu belirterek, ''KKTC ile Türkiye arasındaki anlaşmayı bu bağlamda irdelemek, ele almak gerekir. Küresel güçler için Ortadoğu'ya etkinlik ve nüfuz aktarmanın önemli bir merkezidir'' diye konuştu.

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de grubu adına yaptığı konuşmada, KKTC ile ilişkilerin sürekli ''başa kakma, minnet içerisinde bırakma görgüsüzlüğü'' çerçevesinde sürüp gittiğini söyledi. Önder,''Başlarına kalkma görgüsüzlüğü bu Ada'nın 30 küsur yıllık makus talihi'' dedi.

Önder, ''Türkiye'nin, resmi politikası dışında her söylem, 'sözde' diye adlandırılıyor ya 'sözde Kürt devleti' falan diye. Aslında bu tanıma uyan tek şey KKTC'dir. Bizden başka bu ülkeyi tanıyan kimse yok. Biz kalkıp, bu halka 'devlet' olduğu yalanını 30 küsur yıldır söylüyoruz. Devlet değil niye yalan söylüyorsunuz bu halka- Kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz'' diye konuştu.

BDP'li Önder, ''Buraya su götürülmesi meselesi doğrudur. Çünkü, KKTC'yi bu ülkenin kalın bağırsağı haline getirdiniz orayı temizlenmesi için çok su götürmeniz lazım'' ifadesini kullandı.

KKTC'nin ''kolonize'' bir ülke olduğu iddiasında bulunan Önder, ''Gerçekten 'adalı' nüfus hali hazır nüfusun beşte biri. Siz buraya 5 katı kadar adam ithal edeceksiniz. Yaptığınız tüm düzenlemeler sizin oraya ithal ettiğiniz nüfusun iaşesini sağlamaya dönük. Sayın Kürkçü, 'Kıbrıs işgal altındadır' dediği zaman kıyameti kopardınız. Evet, işgal altındadır. İşgal eden zihniyet de orayı bin bir türlü mafya pisliğiyle fuhuşla yönetmeye çalışan neo-liberal zihniyettir'' şeklinde konuştu.

Tasarı üzerinde AK Parti Grubu adına söz alan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır ise KKTC'nin tüm engellemelere rağmen dünya sahnesindeki onurlu yerini aldığını söyledi.

KKTC'nin ülke olarak birikimi ve donanımıyla iftihar kaynağı olduğunu vurgulayan Bozkır, şöyle devam etti:

''İki ülke arasındaki ilişkiyi güçlendirmek birlikte hareket etmek çok önemli. Bu iki ülkenin vardığı noktayla iftihar etmek yerine 'işgalci' gibi kelimeler kullanmak vicdana, akla sığmaz. Türkiye ve KKTC, Ada'da kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşılması için çaba sarf ediyor. Biz bu hedefin gerçekleşmesi için Türkiye olarak elimizdeki tüm imkanları kullanıyoruz ve önemli mesafe katettiğimizi düşünüyoruz.

'Kıbrıs sorunu' tek başına Türkiye ya da KKTC'nin çözebileceği bir konu değil. Rum tarafından da gerekli siyasi iradenin ortaya konulması gerekmektedir. Rum tarafı, şımartılmış çocuk karakterinde hareket ediyor. Rum tarafının uluslararası toplum tarafından doğru yola sevk edilmesi ve üzerlerinde baskı kurulması zamanı gelmiştir. Kıbrıslı Türklere uygulanan kısıtlamaların artık kaldırılması gerekiyor. Dünyada tüm duvarlar yıkılmışken KKTC'ye bir duvar örüldüğünü görmek içimiz sızlatmaktadır.''

Bozkır, suyun götürülmesinde uygulanacak proje hakkında bilgi verdi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, tasarının tümü üzerindeki konuşmaların ardından eleştirileri yanıtladı.

Proje kapsamında Anamur'da inşa edilecek Alaköprü Barajı'ndan KKTC'ye 75 milyon metreküp su götürüleceğini belirten Eroğlu, ''Bununla da kalınmayacak. Bu baraj, Anamur'daki münbit tohrakları da sulayacak olan çok maksatlı bir barajdır. Yani 3 bin 300 hektarlık aracı sulayacak, elektrik ihtiyacını karşılayacaktır'' diye konuştu.

Baraj inşaat alanında ve havzasında kalan yerlerde kamulaştırma yapıldığını ve bugüne kadar 25 milyon 56 bin TL'lik ödeme yapıldığını belirten Eroğlu, vatandaşın mağdur edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.

Eroğlu, Hükümetin, Rum tarafının Akdeniz'de doğalgaz ve petrol çıkarma çalışmalarını dikkatle takip ettiğini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır'ın yerinden söz alarak, Alaköprü Barajı hakkında daha detaylı bilgi vermesini istemesi üzerine Eroğlu, ''Biz orada baraj aksının yapıldığı alandaki köyü, durumu acil olduğu için hızla taşımaya çalışıyoruz. Diğer alanların ise su altında kalması zaman alacak. Daha baraj inşaatının bitmesi ve su tutulması işlemleri var. Baraj 2014'te tamamlanacak'' bilgisini verdi.

Bir milletvekilinin, ''(KKTC'den İsrail'e su satılacağı) yönünde iddialar bulunduğunu'' dile getirdiğini anımsatan Eroğlu, ''Buradan iletilecek suyu tamamen KKTC kullanacak. Başka bir ülkeye herhangi bir şekilde su iletilmesi ya da satılması kesinlikle söz konusu değil'' dedi.

Daha sonra, tasarının maddelerinin görüşülmesine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, KKTC'nin su ihtiyacının karşılanmasına ilişkin çerçeve anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı kabul edildi.

Genel Kurulda, ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Su İhtiyacının Karşılanmasına İlişkin Hükümetlerarası Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'' maddelerinin görüşülmesinin ardından yapılan oylamada kabul edilerek yasalaştı.

Söz konusu anlaşmayla, Türkiye'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine içme-kullanma suyu sağlanması amaçlanıyor.

Daha sonra, Genel Kurulda, TOKİ'nin, kamuda ''eşit işe eşit ücret'' uygulamasını içeren 666 sayılı KHK kapsamından çıkarılmasını öngören kanun teklifinin görüşülmesine geçildi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, milletin kardeşliğini bozmak isteyenlerin, Van depremi ile Irak sınırında meydana gelen olayı istismar için fırsat bildiklerini söyledi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, TOKİ'nin, kamuda ''eşit işe eşit ücret'' uygulamasını içeren 375 sayılı KHK kapsamından çıkarılmasını öngören kanun teklifinin tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Konuşmasına, ''Irak'ta can veren 35 kardeşimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum'' sözleriyle başlayan Yılmaz, hiçbir sözün ailelerin yaşadıklarını ifade etmeye yetmeyeceğini söyledi.

''Hal gerekir, anlamak gerekir. Anlamak için 74 milyonu kardeş görmek gerekir'' diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

''Van Erciş depreminde nasıl bir ve beraber olduysak, Irak'ta ölen kardeşlerimiz için de Türkiye bir ve beraber oldu, aynı acıyı hissetti. Bu kardeşliği bozmak isteyenler depremi de Irak'taki ölümleri de istismar için fırsat bildiler. Ancak milletimiz bunlara itibar etmedi, etmeyecek. Erciş'e gittiğimde güzel bir pankart vardı; 'Erciş'teki deprem, İstanbul Esenler'de hissedildi' diye. Irak'ta vuku bulan elim olay da hiç şüpheniz olmasın tüm Türkiye'de hissedildi. 74 milyonu bir vücudun parçaları gibi görenler için bunun doğal olduğunu ifade etmeye gerek yok. Bunu anlar ve hisseder. Düşünce dünyası, bu ülkeye yabancı olanlar tarafından şekillendirilenler 74 milyonun bir vücut olmasını anlayamazlar.

Bir yanda köyüne gelen kaymakamı tekme tokat dövmeye çalışanlar, vurmayı bırakın bir de düştüğünde üzerine üzerine çullananlar diğer yanda taziyeye gelen misafirlerini korumak için kendilerini yumruklara siper eden insanlar. Birincisi, Kürt istismarcısı diğeri örfü, adeti olan, misafirlerine 'emanet' olarak bakan Kürtler. Bu ikisini birbirinden ayırmalıyız. Bu anlarda insani değerler öne çıkarılmalı.''

Milletin kültüründe acıyı paylaşmanın var olduğunu belirten Yılmaz, bu duruma Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerinden örnekler verdi.

''Bizim kültürümüzde bir insanı kaybetmek, bir alemi kaybetmek gibidir'' ifadesini kullanan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Olayda evladını kaybeden anneyi, babayı, kardeşi anlarım. Her sözünde haklıdır. Ona karşı söz olmaz. Yangını var, ateş düştüğü yeri yakar. Biz de bir ölüm olursa mümkünse bu acıyı paylaşmak, dertleri azaltmak gerekir. İnsan olana bu yakışır. Acı azalır mı bilinmez ama kültürümüzde bu doğrultuda hareket edilmesi gerekir. Bir yanda 35 insanımız üzerinden istismarcılar var diğer yanda çile çeken Kürt kardeşlerimiz var. Bir yanda, 'gelmelerini istemiyoruz. Bir provokasyon olursa artık gençleri biz değil, hiç kimse durduramaz. Burada bu dağlarda herkeste silah var. Bugün buraya gelmeyin' diyerek, taziyeye gelecek olanı tehdit eden, halkı kışkırtanlar var. Diğer yanda, üzücü hava operasyonunda 2 ay önce askerden gelen kardeşini kaybeden ve buna rağmen, 'Kürt-Türk kardeştir. Biz Müslümanız. Bunu yapanları Allah'a havale ediyoruz' diyerek acısını iten bir abla var. Dört bir yandan savrulmaya çalışılan nifak tohumlarına, fitneye karşı dirençle ayakta duran bir Kürt kadını...

Kameraların önünde, '3 gün yas ilan edilsin' diyen, kameralar kapalıyken kahkahalar atan istismarcılar var. Bingöl'de öldürülen 33 erimiz için, Çukurca'da öldürülen 24 Mehmetçiğimiz için Türk katliamı diyemeyen ama ölen 35 kardeşimiz için 'bu dağlarda bir Kürt katliamı yapıldı' diyenler var.''

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan'ın konuşması sırasında laf atmasına tepki gösteren Bakan Yılmaz, ''Hep bunun istismarcılığını yaptınız. 35 bin insanı eline silah verip de dağa sürükleyenler katildir. 35 bin insanı eline silah verip de intihara sürükleyenler katildir'' dedi.

BDP Grup Başkanvekili Kaplan, konuşmanın ardından tepkisini sürdürdü. Kaplan, ''Kardeş kardeşi bombalar mı Sayın Başkan- Kardeş kardeşe katliam yapar mı- İnsan insanı bombalar mı'' diye bağırdı.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, KHK'lardan kaynaklanan başka bir hak kaybı olmadığını, TOKİ uzmanlarının yaşadığı kayıpların giderildiğini ifade etti.

İl genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinin özlük haklarına ilişkin bir iyileştirmenin gündemlerinde olduğunu belirten Şahin, 1. dereceye yükselemeyen yüksekokul mezunu polislerin durumunun da düzeltileceğini belirtti.

Daha sonra, yapılan oylamada, teklifin maddelerine geçilmesi kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, çalışma saatinin tamamlanmasından sonra birleşimi, yarın saat 13.00'te toplanmak üzere kapattı.

(14.56)