2006-06-13 - 15:51
CHP'nin TBMM grup toplantısına katılan Ahıska Türklerinin temsilcileri, Baykal'a plaket verdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) ne zaman geleceği, ne zaman çıkacağı belli değil, ama kanlı bilanço hepimizi yaralamaya devam ediyor'' dedi.
CHP'nin TBMM grup toplantısına katılan Ahıska Türklerinin temsilcileri, Baykal'a plaket verdi.
Baykal, 14 Kasım 1944'te vatanlarından sökülüp sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin, Orta Asya, Rusya, ABD ve Türkiye'de yaşam kurmak
zorunda kaldıklarını belirterek, sürgünün, vatansız kalmanın ne olduğunu bilen Ahıska Türklerinin, Türkiye'yi bölmek, parçalamak
isteyen kişilere karşı verilen mücadeleye büyük destek olduklarını söyledi.
''YOK SAYAMAYIZ, ALIŞAMAYIZ''
Deniz Baykal, ''Türkiye'nin terör konusunda kanlı bir bilançonun içinden geçtiğini'' öne sürerek, ''Bunları yok sayamayız, alışamayız,
doğal karşılayamayız'' dedi.
Hakkari'de, Pülümür'de, Bingöl'de, Batman'da ve Tunceli'de şehitler verildiğine işaret eden Baykal, Terörle Mücadele Yasası'nın hala çıkmadığını ve ne zaman da çıkacağının belli olmadığını ifade etti.
CHP Lideri Baykal, iktidarın terörle etkin bir mücadele verme konusunda kararlı olmadığını iddia ederek, şunları kaydetti:
''Tasarı, terör örgütünün kurucularına af getirebilecek bir tasarıydı. Meclis'e bu şekilde tasarıyı getirdiler. Ama Hükümet,
tepkiler karşısında bu tasarının 6. maddesini aynen geçirmeye cesaret edemez bir noktaya gelmiştir. CHP'nin tasarıya karşı çıkması ve
etkinliği de burada bir kez daha ortaya çıkmıştır. Meclis tatile girdi giriyor. Ancak tasarı hala alt komisyonda. Ne zaman geleceği, ne zaman
çıkacağı belli değil ama kanlı bilanço hepimizi yaralamaya devam ediyor.''
AK Parti iktidarında yolsuzlukların örtbas edildiğini öne süren Baykal, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında hiçbir şey
yapılamadığını ve ''bakanımızı yedirmeyelim'' anlayışının hakim olduğunu savundu.
YASALARIN GÖRÜŞÜLMESİ
İktidarın çok önemli, tek tek görüşülmesi gereken yasaları temel yasa olarak ele aldığını kaydeden Baykal, ''30-40 maddeyi tek madde
olarak görüşüp geçiriyorlar. Belki ben o maddelerin bazılarına evet diyeceğim, bazılarına hayır diyeceğim. Böyle bir şey olur mu? Bu
meclis, savaşı yönetmiş bir meclis, Mustafa Kemal Atatürk'ten hesap sormuş bir meclis, konuları didik didik etmiş bir meclis'' dedi.
Baykal, Meclisin, ''fabrikasyon çalışan bir kurum haline geldiğini'' öne sürdü.
AK parti iktidarının, üniversitelerin yeni personel almamasına yönelik bir tasarıyla, eczana açılmasında eczacıları devre dışı
bırakacak bir tasarı getireceğini belirten Baykal, 'Bu, tıbbı ticaretleştirme konusundaki genel görüş anlayışıdır. Bu tasarılara
karşı tepkilerimizi ortaya koyacağız'' dedi.
EKONOMİ
Deniz Baykal, ülkenin ekonomide zorlu bir süreçten geçtiğini savundu. Ekonomide, geçen aydaki mini krizin etkilerinin görüldüğünü
kaydeden Baykal, ekonomide alınan kararların, durumu düzeltmeye yetmediğini söyledi.
Dolar ve avronun yükseldiğine, borsada çöküş yaşandığına işaret eden Baykal, ekonomide yaşanan olumsuzlukları anlattı. Baykal,
takvimin geriye doğru işlemeye başladığını, 2005'in kayıp yılı geçtiğini iddia ederek, ''Çıpa, gemiyi istenilen yerde tutmayı
başaramadı'' dedi.
CHP Genel Başkanı Baykal, AK Parti iktidarında borç miktarının, özel sektörün borcuyla birlikte 130 milyar doların üzerinde arttığını
iddia etti. Bu artışın, 1970-2000 yılları arasındaki borç artış miktarına eşit olduğunu ifade eden Baykal, ''Buna can dayanmaz, borç
yiyen kesesinden yer. Denildiği gibi de borç ödenmemiştir'' diye konuştu.
Baykal, borçların, yatırımların arttığı dönemlerde artmasına rağmen, bu iktidar döneminde borçlar arttığı halde yatırımların
azaldığını savunarak, kamu yatırımlarının tarihi bir daralmaya girerek, yüzde 6'dan yüzde 4'ün altına düştüğünü öne sürdü.
''KİMSEYİ AVUTAMAZSINIZ''
AK Parti iktidara geldiğinde, cari açığın 1.5 milyar dolar olduğuna işaret eden Baykal, bu açığın 8 milyar dolar, 16 milyar dolar
ve son olarak da 27 milyar dolara çıktığını ileri sürdü. Baykal, ''Bu böyle gitmez. Bu kadar büyük bir açık varken, dolar bu kadar
yüksekken, 'Dolar, avro şu kadar, bu kadar olur' diyerek kimseyi avutamazsınız'' diye konuştu.
Baykal, cari açığın 47 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, ülkeye sıcak parayla giren dövizin de yüksek faiz oranlarıyla gitmeye
başladığını kaydetti. Baykal, AK Parti iktidarının yoksula karşı zenginin iktidarı haline geldiğini iddia etti.
Hükümetin kırmızı sert buğdayın taban alım fiyatını 410 bin lira olarak açıkladığını anımsatan Baykal, buğdaya, enflasyon oranının
altında zam verildiğini savundu.
Baykal, ''3 yılın sonunda ekonomi politikasının zafiyetleri ortaya çıkmaya başladı. Aldatmaca bitti, gerçekle yüzleşmek zorunda kaldık'' dedi.
Bir öğretim üyesinin, özelleştirme uygulamalarındaki yanlışlıklara dikkat çektiği tezinden örnekler veren Baykal, işsizliği çarpıtan,
cari açığı artıran, zenginlikleri ''ona buna savuran'' bir ekonomi politikası izlendiğini öne sürdü. Baykal, bu politikanın
değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Kıbrıs'ı tanımayı, uçak ve gemilerini Türkiye'ye kabul etmeyi,
Türkiye-AB ilişkilerinin bir parçası olarak bu talebi yapma hakkını, dünkü kararla kabul ettik'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirdi.
Türkiye'ye 1997'de Lüksemburg'ta üyelik müzakeresi teklifi yapıldığını, Mesut Yılmaz Hükümetinin, doğru bir kararla bu teklifi
geri çevirdiğini belirten Baykal, AB'nin 1999'da ise ''Haklısınız, diğer AB ülkelerine uygulanan aynı ölçüleri uygulayacağız'' dediğini
söyledi.
Baykal, 17 Aralık 2004 zirve kararlarının kabul edilmemesini söylediklerini, Hükümetin ise ''Göç yolda düzelir'' anlayışıyla
hareket ettiğini ifade etti. Baykal, seferin başındaki hatanın cephede, yığınaktaki hatanın ise siperde düzeltilemeyeceğini
vurguladı.
Deniz Baykal, 2004'te hiçbir ülkeye teklif edilmeyen, ''ucu açık müzakere, müzakerelerin her bölümü için oybirliği aranma'' gibi
şartların Türkiye'ye önerildiğini anımsattı. Bunların, birinci kategori yanlışlıkları oluşturduğunu, ikinci kategori yanlışın ise
Kıbrıs konusu olduğunu belirten Baykal, AB'nin, kendi yaptığı hatayı Türkiye'nin de yapmasını sağlamaya çalıştığını kaydetti.
''KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜLEMEDİĞİNİ BÜTÜN DÜNYA BİLİYOR''
Bütün dünyanın, Kıbrıs sorununun çözülmediğini bildiğini vurgulayan Baykal, ''AB, bir çözüm arayışına gerek yokmuş gibi var
olan durumu bizim de kabul etmemizi sağlamaya çalışıyor. Kıbrıs'ta iki ayrı millet, insan topluluğu var. Birinin varlığını kabul edip,
diğerini yok sayarak Kıbrıs sorununu çözemezsiniz. Türkiye buna evet derse, kendi geleceği açısından da yanlışın içine sürüklenmiş olur''
diye konuştu.
Baykal, dün 21 Eylül tarihli AB deklarasyonunun, niyet beyanı olmaktan çıkarak, müzakerelerin bir parçası haline getirildiğini ifade
ederek, ''Kıbrıs'ı tanımayı, uçak ve gemilerini Türkiye'ye kabul etmeyi, Türkiye-AB ilişkilerinin bir parçası olarak bu talebi yapma
hakkını, dünkü kararla kabul ettik. Tam üye olup olmayacağımızı bilmeden Güney Kıbrıs'ı fiilen tanıma anlamına gelecek şeyleri
kabullenmeye zorlanmak, doğru ve adaletli bir tablo değil'' dedi.
''MECALİ YETER Mİ?''
Türkiye'nin böyle bir iktidara mahkum edilemeyeceğini savunan Baykal, siyasetin yeniden şekillenmesi gerektiğini dile getirdi.
İktidarın, Türkiye üzerindeki kontrolünü kaybettiğini, ülkeyi yönetemez hale geldiğini öne süren Baykal, şöyle konuştu:
''İktidar, cumhurbaşkanlığı seçimini yapabilmek için inat, ısrar ve kararlılık içinde görünüyor. Ama bu konuda mecali, takati yeter mi
yetmez mi artık belirsiz hale gelmiştir. Bundan sonra seçimin ne zaman yapılacağını belirleyecek ana unsur, iktidarın tercihi olmaktan
çıkmıştır. İktidar seçimi istemiyor ama Türkiye'nin şartları, iktidara bir erken seçimi dayatabilir. Hiç istemediği halde iktidar, seçim
gerçeğiyle karşı karşıya kalabilir. AKP içinde bu tezin giderek önem kazandığını görüyoruz. İktidarın seçim demesi, aczini, iflasını itiraf
anlamına gelecektir. Çünkü Başbakan, 'Erken seçim demek, vatana ihanettir' diyordu. Ne oldu, çevrendekiler vatana ihanet etmeye
başladılar, herkes 'erken seçim kaçınılmaz' diyor. Bu neyi gösteriyor;sen artık Türkiye'yi yönetemiyorsun, altında kalıyorsun.''
''TÜRKİYE EKSENİNDE DAYANIŞMA''
Deniz Baykal, ''Yeni bir Türkiye'yi hep birlikte şekillendirmek zorundayız. Bunun için eski siyasi alışkanlıkların ve
şartlanmışlıkların aşılması gerekir'' dedi.
''Hepimiz Türkiye temelinde yeni bir dayanışmayı kurmak zorundayız'' diyen Baykal, yeni siyasetin temelinin, AK Parti
karşısında Türkiye ekseninde bir dayanışma olacağını belirtti.
Sorunları, milletle çözeceklerini ifade eden Baykal, çözerken ''Sen sağcıydın, ben solcuydum'' demeyeceklerini, milletle el ele
vereceklerini söyledi. Baykal, ''Türkiye'ye, Anayasamıza, Mustafa Kemal Atatürk'e, laik demokratik cumhuriyete inanıyor musun? Bunlar
yeterli olmalıdır. Bunun etrafında bir dayanışmayı kurduğumuz anda Türkiye'nin önünü açarız'' diye konuştu.
Baykal, hiç kimseyi dışlamadan, toplumun bütün kesimleriyle el ele vererek, Türkiye'yi içine sürüklendiği karanlık tünelden
çıkaracaklarını belirterek, böyle bir beraberlikle ekonomiyi rayına oturtacaklarını, yargı bağımsızlığını güvence altına alacaklarını, her
türlü ayrımcılık ve dışlayıcılığı önleyeceklerini, böyle bir ortamda terörün etkisiz kılınacağını anlattı.
''GÜN YÜZÜNE ÇIKALIM''
''(Geçmişte sağ partilere oy verdim, sağcıydım, muhafazakardım) diyen vatandaşım, yargının bağımsız olmasını istiyor musun?
Ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına ihtiyaç yok mu?'' diye soran Baykal, ''Bu yapacağız, bunun için elimizden tut diyoruz. Gün yüzüne,
ortalığa çıkalım, el ele verelim, birbirimizi anlayalım, dinleyelim. Göreceğiz ki beraber olmamızın önünde hiçbir engel yoktur'' şeklinde
konuştu.
Bu sözlerine, salonda bulunan bir vatandaşın, ''Buna yeni Kuvayı Milliye diyebilir miyiz?'' demesi üzerine Baykal, ''Elbette bu yeni
Kuvayımilliye. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Yeni bir atılıma, kucaklaşmaya ihtiyacı var. Biz bu konuda sorumluluğumuzu biliyoruz,
üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız. Milletimizi kucaklayacağız'' diye konuştu.
CHP'nin TBMM grup toplantısına katılan Ahıska Türklerinin temsilcileri, Baykal'a plaket verdi.
Baykal, 14 Kasım 1944'te vatanlarından sökülüp sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin, Orta Asya, Rusya, ABD ve Türkiye'de yaşam kurmak
zorunda kaldıklarını belirterek, sürgünün, vatansız kalmanın ne olduğunu bilen Ahıska Türklerinin, Türkiye'yi bölmek, parçalamak
isteyen kişilere karşı verilen mücadeleye büyük destek olduklarını söyledi.
''YOK SAYAMAYIZ, ALIŞAMAYIZ''
Deniz Baykal, ''Türkiye'nin terör konusunda kanlı bir bilançonun içinden geçtiğini'' öne sürerek, ''Bunları yok sayamayız, alışamayız,
doğal karşılayamayız'' dedi.
Hakkari'de, Pülümür'de, Bingöl'de, Batman'da ve Tunceli'de şehitler verildiğine işaret eden Baykal, Terörle Mücadele Yasası'nın hala çıkmadığını ve ne zaman da çıkacağının belli olmadığını ifade etti.
CHP Lideri Baykal, iktidarın terörle etkin bir mücadele verme konusunda kararlı olmadığını iddia ederek, şunları kaydetti:
''Tasarı, terör örgütünün kurucularına af getirebilecek bir tasarıydı. Meclis'e bu şekilde tasarıyı getirdiler. Ama Hükümet,
tepkiler karşısında bu tasarının 6. maddesini aynen geçirmeye cesaret edemez bir noktaya gelmiştir. CHP'nin tasarıya karşı çıkması ve
etkinliği de burada bir kez daha ortaya çıkmıştır. Meclis tatile girdi giriyor. Ancak tasarı hala alt komisyonda. Ne zaman geleceği, ne zaman
çıkacağı belli değil ama kanlı bilanço hepimizi yaralamaya devam ediyor.''
AK Parti iktidarında yolsuzlukların örtbas edildiğini öne süren Baykal, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında hiçbir şey
yapılamadığını ve ''bakanımızı yedirmeyelim'' anlayışının hakim olduğunu savundu.
YASALARIN GÖRÜŞÜLMESİ
İktidarın çok önemli, tek tek görüşülmesi gereken yasaları temel yasa olarak ele aldığını kaydeden Baykal, ''30-40 maddeyi tek madde
olarak görüşüp geçiriyorlar. Belki ben o maddelerin bazılarına evet diyeceğim, bazılarına hayır diyeceğim. Böyle bir şey olur mu? Bu
meclis, savaşı yönetmiş bir meclis, Mustafa Kemal Atatürk'ten hesap sormuş bir meclis, konuları didik didik etmiş bir meclis'' dedi.
Baykal, Meclisin, ''fabrikasyon çalışan bir kurum haline geldiğini'' öne sürdü.
AK parti iktidarının, üniversitelerin yeni personel almamasına yönelik bir tasarıyla, eczana açılmasında eczacıları devre dışı
bırakacak bir tasarı getireceğini belirten Baykal, 'Bu, tıbbı ticaretleştirme konusundaki genel görüş anlayışıdır. Bu tasarılara
karşı tepkilerimizi ortaya koyacağız'' dedi.
EKONOMİ
Deniz Baykal, ülkenin ekonomide zorlu bir süreçten geçtiğini savundu. Ekonomide, geçen aydaki mini krizin etkilerinin görüldüğünü
kaydeden Baykal, ekonomide alınan kararların, durumu düzeltmeye yetmediğini söyledi.
Dolar ve avronun yükseldiğine, borsada çöküş yaşandığına işaret eden Baykal, ekonomide yaşanan olumsuzlukları anlattı. Baykal,
takvimin geriye doğru işlemeye başladığını, 2005'in kayıp yılı geçtiğini iddia ederek, ''Çıpa, gemiyi istenilen yerde tutmayı
başaramadı'' dedi.
CHP Genel Başkanı Baykal, AK Parti iktidarında borç miktarının, özel sektörün borcuyla birlikte 130 milyar doların üzerinde arttığını
iddia etti. Bu artışın, 1970-2000 yılları arasındaki borç artış miktarına eşit olduğunu ifade eden Baykal, ''Buna can dayanmaz, borç
yiyen kesesinden yer. Denildiği gibi de borç ödenmemiştir'' diye konuştu.
Baykal, borçların, yatırımların arttığı dönemlerde artmasına rağmen, bu iktidar döneminde borçlar arttığı halde yatırımların
azaldığını savunarak, kamu yatırımlarının tarihi bir daralmaya girerek, yüzde 6'dan yüzde 4'ün altına düştüğünü öne sürdü.
''KİMSEYİ AVUTAMAZSINIZ''
AK Parti iktidara geldiğinde, cari açığın 1.5 milyar dolar olduğuna işaret eden Baykal, bu açığın 8 milyar dolar, 16 milyar dolar
ve son olarak da 27 milyar dolara çıktığını ileri sürdü. Baykal, ''Bu böyle gitmez. Bu kadar büyük bir açık varken, dolar bu kadar
yüksekken, 'Dolar, avro şu kadar, bu kadar olur' diyerek kimseyi avutamazsınız'' diye konuştu.
Baykal, cari açığın 47 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, ülkeye sıcak parayla giren dövizin de yüksek faiz oranlarıyla gitmeye
başladığını kaydetti. Baykal, AK Parti iktidarının yoksula karşı zenginin iktidarı haline geldiğini iddia etti.
Hükümetin kırmızı sert buğdayın taban alım fiyatını 410 bin lira olarak açıkladığını anımsatan Baykal, buğdaya, enflasyon oranının
altında zam verildiğini savundu.
Baykal, ''3 yılın sonunda ekonomi politikasının zafiyetleri ortaya çıkmaya başladı. Aldatmaca bitti, gerçekle yüzleşmek zorunda kaldık'' dedi.
Bir öğretim üyesinin, özelleştirme uygulamalarındaki yanlışlıklara dikkat çektiği tezinden örnekler veren Baykal, işsizliği çarpıtan,
cari açığı artıran, zenginlikleri ''ona buna savuran'' bir ekonomi politikası izlendiğini öne sürdü. Baykal, bu politikanın
değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Kıbrıs'ı tanımayı, uçak ve gemilerini Türkiye'ye kabul etmeyi,
Türkiye-AB ilişkilerinin bir parçası olarak bu talebi yapma hakkını, dünkü kararla kabul ettik'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirdi.
Türkiye'ye 1997'de Lüksemburg'ta üyelik müzakeresi teklifi yapıldığını, Mesut Yılmaz Hükümetinin, doğru bir kararla bu teklifi
geri çevirdiğini belirten Baykal, AB'nin 1999'da ise ''Haklısınız, diğer AB ülkelerine uygulanan aynı ölçüleri uygulayacağız'' dediğini
söyledi.
Baykal, 17 Aralık 2004 zirve kararlarının kabul edilmemesini söylediklerini, Hükümetin ise ''Göç yolda düzelir'' anlayışıyla
hareket ettiğini ifade etti. Baykal, seferin başındaki hatanın cephede, yığınaktaki hatanın ise siperde düzeltilemeyeceğini
vurguladı.
Deniz Baykal, 2004'te hiçbir ülkeye teklif edilmeyen, ''ucu açık müzakere, müzakerelerin her bölümü için oybirliği aranma'' gibi
şartların Türkiye'ye önerildiğini anımsattı. Bunların, birinci kategori yanlışlıkları oluşturduğunu, ikinci kategori yanlışın ise
Kıbrıs konusu olduğunu belirten Baykal, AB'nin, kendi yaptığı hatayı Türkiye'nin de yapmasını sağlamaya çalıştığını kaydetti.
''KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜLEMEDİĞİNİ BÜTÜN DÜNYA BİLİYOR''
Bütün dünyanın, Kıbrıs sorununun çözülmediğini bildiğini vurgulayan Baykal, ''AB, bir çözüm arayışına gerek yokmuş gibi var
olan durumu bizim de kabul etmemizi sağlamaya çalışıyor. Kıbrıs'ta iki ayrı millet, insan topluluğu var. Birinin varlığını kabul edip,
diğerini yok sayarak Kıbrıs sorununu çözemezsiniz. Türkiye buna evet derse, kendi geleceği açısından da yanlışın içine sürüklenmiş olur''
diye konuştu.
Baykal, dün 21 Eylül tarihli AB deklarasyonunun, niyet beyanı olmaktan çıkarak, müzakerelerin bir parçası haline getirildiğini ifade
ederek, ''Kıbrıs'ı tanımayı, uçak ve gemilerini Türkiye'ye kabul etmeyi, Türkiye-AB ilişkilerinin bir parçası olarak bu talebi yapma
hakkını, dünkü kararla kabul ettik. Tam üye olup olmayacağımızı bilmeden Güney Kıbrıs'ı fiilen tanıma anlamına gelecek şeyleri
kabullenmeye zorlanmak, doğru ve adaletli bir tablo değil'' dedi.
''MECALİ YETER Mİ?''
Türkiye'nin böyle bir iktidara mahkum edilemeyeceğini savunan Baykal, siyasetin yeniden şekillenmesi gerektiğini dile getirdi.
İktidarın, Türkiye üzerindeki kontrolünü kaybettiğini, ülkeyi yönetemez hale geldiğini öne süren Baykal, şöyle konuştu:
''İktidar, cumhurbaşkanlığı seçimini yapabilmek için inat, ısrar ve kararlılık içinde görünüyor. Ama bu konuda mecali, takati yeter mi
yetmez mi artık belirsiz hale gelmiştir. Bundan sonra seçimin ne zaman yapılacağını belirleyecek ana unsur, iktidarın tercihi olmaktan
çıkmıştır. İktidar seçimi istemiyor ama Türkiye'nin şartları, iktidara bir erken seçimi dayatabilir. Hiç istemediği halde iktidar, seçim
gerçeğiyle karşı karşıya kalabilir. AKP içinde bu tezin giderek önem kazandığını görüyoruz. İktidarın seçim demesi, aczini, iflasını itiraf
anlamına gelecektir. Çünkü Başbakan, 'Erken seçim demek, vatana ihanettir' diyordu. Ne oldu, çevrendekiler vatana ihanet etmeye
başladılar, herkes 'erken seçim kaçınılmaz' diyor. Bu neyi gösteriyor;sen artık Türkiye'yi yönetemiyorsun, altında kalıyorsun.''
''TÜRKİYE EKSENİNDE DAYANIŞMA''
Deniz Baykal, ''Yeni bir Türkiye'yi hep birlikte şekillendirmek zorundayız. Bunun için eski siyasi alışkanlıkların ve
şartlanmışlıkların aşılması gerekir'' dedi.
''Hepimiz Türkiye temelinde yeni bir dayanışmayı kurmak zorundayız'' diyen Baykal, yeni siyasetin temelinin, AK Parti
karşısında Türkiye ekseninde bir dayanışma olacağını belirtti.
Sorunları, milletle çözeceklerini ifade eden Baykal, çözerken ''Sen sağcıydın, ben solcuydum'' demeyeceklerini, milletle el ele
vereceklerini söyledi. Baykal, ''Türkiye'ye, Anayasamıza, Mustafa Kemal Atatürk'e, laik demokratik cumhuriyete inanıyor musun? Bunlar
yeterli olmalıdır. Bunun etrafında bir dayanışmayı kurduğumuz anda Türkiye'nin önünü açarız'' diye konuştu.
Baykal, hiç kimseyi dışlamadan, toplumun bütün kesimleriyle el ele vererek, Türkiye'yi içine sürüklendiği karanlık tünelden
çıkaracaklarını belirterek, böyle bir beraberlikle ekonomiyi rayına oturtacaklarını, yargı bağımsızlığını güvence altına alacaklarını, her
türlü ayrımcılık ve dışlayıcılığı önleyeceklerini, böyle bir ortamda terörün etkisiz kılınacağını anlattı.
''GÜN YÜZÜNE ÇIKALIM''
''(Geçmişte sağ partilere oy verdim, sağcıydım, muhafazakardım) diyen vatandaşım, yargının bağımsız olmasını istiyor musun?
Ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına ihtiyaç yok mu?'' diye soran Baykal, ''Bu yapacağız, bunun için elimizden tut diyoruz. Gün yüzüne,
ortalığa çıkalım, el ele verelim, birbirimizi anlayalım, dinleyelim. Göreceğiz ki beraber olmamızın önünde hiçbir engel yoktur'' şeklinde
konuştu.
Bu sözlerine, salonda bulunan bir vatandaşın, ''Buna yeni Kuvayı Milliye diyebilir miyiz?'' demesi üzerine Baykal, ''Elbette bu yeni
Kuvayımilliye. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Yeni bir atılıma, kucaklaşmaya ihtiyacı var. Biz bu konuda sorumluluğumuzu biliyoruz,
üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız. Milletimizi kucaklayacağız'' diye konuştu.
