2010-03-30 - 15:08
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa değişikliği teklifine ilişkin olarak, ''Bu değişiklikler, Türkiye'nin devletin kuruluşundan bu yana geliştirip ortaya koyduğu temel, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya konulması anlamına gelmektedir. Yapılmakta olan Anayasa değişikliğinin özü budur'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hakkari'deki mayın patlamasında askerlerin
şehit olması dolayısıyla millete başsağlığı dileyerek başladı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği teklifine ilişkin olarak,
''Bu değişiklikler, Türkiye'nin devletin kuruluşundan bu yana geliştirip ortaya
koyduğu temel, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye
yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya
konulması anlamına gelmektedir. Yapılmakta olan Anayasa değişikliğinin özü
budur'' dedi.
Terör ve şiddetle bir yere varmanın mümkün olmadığını, bunun bir siyasi
mücadele yöntem olarak kullanılmasının yanlış olduğunu ifade eden Baykal, bir
daha böyle olayların yaşanmaması, milletçe el ele, dayanışma içinde ortak bir
tavır takınılması gerektiğini vurguladı.
Hasat mevsimi yaklaşırken çiftçinin büyük sıkıntı içinde olduğunu,
yıllardır izlenen yanlış politikalar nedeniyle ''borca battığını'' savunan
Baykal, iktidarın ise bu sorunlara duyarsız kaldığını ve bambaşka konularla
meşgul olduğunu ileri sürdü.
Tarımda elektrik kullanım ücretinin son derece yüksek olduğunu, bir çok
çiftçinin bu ücretleri ödeyemediği için elektriğinin kesildiğini anlatan Baykal,
iktidarın bu soruna derhal çözüm bulmasını istedi. Çiftçinin borçlarıyla ilgili
ciddi bir düzenlemenin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini de ifade eden
Baykal, temerrüt faizinin yüksekliğine dikkati çekti.
Borçlarını ödeyemeyen ve yüksek faiz nedeniyle sıkıntıya giren
çiftçilerin durumlarından örnekler veren Baykal, bu sıkıntıların Türkiye'nin
gerçek gündemi olduğunu söyledi. Baykal, ''Türkiye'nin her yerinde özellikle
tarımdan geçimini sağlayan çiftçilerimiz, besicilerimiz bir büyük bunalım
içindedir. Bunlar Türkiye'nin özüdür, temelidir, büyük çoğunluğudur. Şimdi
Türkiye, bu konuları bir yana bırakmış günlerdir, haftalardır ve önümüzdeki aylar
boyunca Anayasa değişikliğini konuşacak'' dedi.
Anayasa değişikliğinin önemli bir konu olduğunu, ancak bu iktidarın
tavrıyla ele alınması halinde büyük yanlış yapılacağını savunan Baykal, şöyle
konuştu:
''Bu işin, Anayasa değişikliğinin özü üç maddededir. Gerisi işin sosudur,
garnitürüdür, gözden saklamak için oraya getirilmiş olan göstermelik maddelerdir.
O maddelerle ilgili bir telaş, heyecan, bir arayış yoktur. Hükümetin 'aman bu
maddeleri çıkaralım, şimdi çıkaralım, hemen çıkaralım' diye telaşı yoktur. O
maddeler etrafında Türkiye'de ne zaman istenirse o zaman milletçe bütün siyasi
partiler el ele verip işbirliği içinde ortak bir dayanışma içinde düzenleme
yapabilirler. Bu konuda bir sorun yok. Şu ana kadar onların gündeme getirilmemesi
yanlıştı. Onları gündeme getirdiğin zaman her an olur, şimdi getirdiğin şimdi
olur. Ama mesele o maddeler değil.
Mesele üç temel maddedir. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ve Anayasayı ihlal eden, milli birliği
bütünlüğü ihlal eden, teröre başvuracak, Anayasanın özünü tahrip edecek siyasi
partilerin bu tahribatlarına, bu Anayasa ihlallerine devam etmelerine imkan
verecek bir düzenlemenin Anayasamıza yerleştirilmesi. Hesaplar budur. Üç tane
hesap var.''
Anayasa değişikliği ile hukukun, adaletin, yargının yeni bir zihniyet ve
anlayışla ele alınmak istendiğini ileri süren Baykal, yapılmak istenen
değişikliklerin sıradan, alışılmış değişikliklerden çok farklı olduğunu savundu.
Baykal, şöyle devam etti:
''Bu değişiklikler, Türkiye'nin devletin kuruluşundan bu yana geliştirip
ortaya koyduğu temel, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye
yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya
konulması anlamına gelmektedir. Yapılmakta olan Anayasa değişikliğinin özü budur.
Halbuki bizim Cumhuriyetimiz başından bu yana, her an, başlangıçta belki o
konularda gereken duyarlılık yeterince gösterilmeden ama daima, hedef olarak,
amaç olarak yargıyı saygın, bağımsız, kendi kurallarıyla işleyen, hiç kimsenin
emir ve kumandası altına girmeyen, siyasete teslim olmamış, kendi iç dinamiğiyle
çalışan bir noktaya getirmek... Yargıyı saygın, bağımsız bir kurum haline
getirmek temel amaç olmuştur, temel çaba olmuştur. Gayretler bu istikamette
olmuştur.''
Türkiye'de tarihi sürecinin her zaman yargının bağımsızlığı ve saygınlığı
yönünde ilerlediğini belirten Baykal, ''Şimdi bu tarihi süreci biz tersine
çevirmek istiyoruz. Yargının bağımsız olması yerine yargının siyasi otoriteden
talimat almasını, siyasi otoritenin emrine girmesinin, siyasi otoriteye teslim
olmasının daha uygun olacağı gibi bir zihniyetle, bunun daha demokratik olacağı
gibi bir zihniyetle, milli iradenin gereğinin bu olduğu zannıyla, bunun
demokratiklik tanımı içinde yer aldığı vehmiyle birileri oraya buraya çekmeye
çalışmaktadır. Bu yanlıştır'' şeklinde konuştu.
Baykal, çağdaş demokrasilerde yargının siyasetin dışında olduğunu
belirterek, siyasetin emrine girmiş yargının adalet veremeyeceğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti'nin,
Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesini, ''kendisine yandaş mahkeme haline
getirmeye'' çalıştığını savunarak, ''Kuşatma ne? yargı ele geçiriliyor'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grubunda, Anayasa değişikliğinde öngörülen
yargıya yönelik düzenlemeleri eleştirdi.
TBMM Başkanlığına sunulan teklifi henüz incelemediğini belirten Baykal,
teklife yönelik eleştirilerini taslak üzerinden yaptı.
Siyasetin, sık sık adalete tasallut ettiğine, kendi amaçları
doğrultusunda adalete yön vermeye çalıştığına tanık olunduğunu belirten Baykal,
tarihten örnekler verdi.
Türkiye'de mütareke adaleti yaşadıklarını, bunun bir dönem, parantez
olduğunu ifade eden Baykal, milli mücadele döneminde, Nemrut Mustafa divanında
söz ettiğini anımsattı.
Baykal, İslam tarihinde ise yargıya yönelik ilk müdahalenin Emeviler
zamanında yapıldığını, Emeviler'in, adaleti, yargıyı; kendi siyasi amaçları için
kullanmak, yönlendirmek istediğini belirtti. Baykal, Emeviler zamanında, özel
mahkemeler kurulduğunu, muhaliflerin bu mahkemelerde sindirildiğini, Ehli Beyt'e
yönelik suçlamaların öncesi ve sonrasında, hep bu olayların bulunduğunu
söyledi.
Emeviler'in, siyasi amaçları için İslam'ın en kutsal değerlerine,
sembollerine din adına tecavüz ederken adaleti kullandığını belirten Baykal,
İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin, Emevi zulmüne alet olmayı ret ettiğini, teklif edilen
kadılık görevini elinin tersiyle ittiğini, zulme maruz kaldığını, hapishanede
öldüğünü anlattı. Baykal, İslamda dini siyasete alet etmenin mimarının, Muaviye
olduğunu ifade etti.
Baykal, siyaset, devlet, iktidar ilişkisinin, kudretli kişilerin adaletle
ilişkisinin, en sorunlu alanların başında olduğunu vurgulayarak, ''Bizim önümüze
getirilen Anayasa değişikliği, bu ilişkiyi, yeni bir zihniyetle düzenleme gayreti
içindedir. Adaletin zirvesinde bulunan temel kurumları, siyasetin, parlamentodaki
AKP çoğunluğunun, denetim altına alma çabası, çok açık ve net şekilde önümüzde
duruyor'' dedi.
Bazı kişilerin, olayı, bu kadar açık söylememeyi, nezaketleri,
zarafetleri gereği gördüğünü, ''Aman yargı kuşatılacak demeyelim, saygısızlık
olur'' dediğini kaydeden Baykal, ''Kuşatma ne? Yargı ele geçiriliyor'' görüşünü
savundu.
Anayasa değişikliğinde öngörülen Anayasa Mahkemesinin yapısına, üyelik
seçimine yönelik düzenlemeleri eleştiren Baykal, Meclisin mahkemeye 3 üye
seçtiğine işaret etti. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Meclis seçiyor diyorsam, lafın gelişi, Meclis içindeki çoğunluk
seçiyor. Cumhurbaşkanı, Yargıtaydan 3 kişiyi gönderecek. Yargıtay o 3 kişiyi,
Meclisteki gibi seçmeyecek. Meclisin seçme tarzı farklı, Yargıtayın farklı. Niye
acaba? Yargıtayın seçeceği üyeler, çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda
değil, Cumhurbaşkanı azınlığın adaylarını da seçebilecek. Orada onun tertibatı
yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunlara, altında
iyiniyet, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir
anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip, öyle mi bakacağız, işin gerçeğini
görmeyecek miyiz, bunun altında hangi hinoğluhinliğin yattığını bilmeyecek
miyiz?''
CHP Genel Başkanı Baykal, Anayasa değişikliğinin yasalaşması halinde,
Anayasa Mahkemesi yedek üyelerinin, asıl üye olacağına dikkati çekti.
Baykal, Anayasa Mahkemesinde raportör olan bir kişinin, 26 Şubatta
Denizcilik Müsteşar Yardımcılığına getirildiğini, 31 gün bu görevde çalıştıktan
sonra Cumhurbaşkanı tarafından dün Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine atandığını
söyledi. Baykal, ''Anayasa Mahkemesine üye seçecek Sayın Cumhurbaşkanının bu
atamasına 'Cumhurbaşkanı seçecek, ne olur, seçiversin' diyenlerin dikkatine
sunuyorum. Anayasa değişikliği gerçekleşirse, bu kişi otomatik olarak Anayasa
Mahkemesi üyesidir'' diye konuştu.
Değişikliğe göre, Anayasa Mahkemesine YÖK'ün de üye seçtiğine işaret eden
Baykal, seçilecek üyelerin çok azının hukukçu olacağı bir yapının oluşacağını
belirtti.
Baykal, Almanya'daki Anayasa Mahkemesinin bütün üyelerinin hukukçu
olduğunu, Anayasaya aykırı, Anayasa değişikliğini geri çevirebildiğini
vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Bu Anayasa Mahkemesinin 19 üyesinin 19'u da AKP zihniyetinde
insanlardan oluşabilir dersek, yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Bunun hiçbir
güvencesi yok dersek, yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Sayın Cumhurbaşkanı'nın
şu ana kadarki bütün seçme kararlarına bakarak -Sayın Cumhurbaşkanı hakkında
bunları söylerken üzülüyorum- çünkü bir Cumhurbaşkanı hakkında konuşmak hoşuma
gitmiyor, üstelik tanıdığım, insani ilişkilerim olan, bir araya geldiğimizde
gayet iyi muhabbet ettiğim bir insan hakkında bunu söylemek beni tedirgin ediyor,
rahatsız ediyor ama bir gerçek. Bunu söylemeyecek miyim, anamuhalefet partisinin
işi bu değil mi, bunu anlatmamız gerekmiyor mu? Sayın Cumhurbaşkanının, bugüne
kadar yaptığı YÖK'e atamalarına bakın. YÖK Başkanı'nı atadı.
19 üyeyi nasıl seçecek, Yargıtaydan, Danıştaydan, YÖK'ten olması...Zaten
oraları belirli biçimde şekillendirmeye çalışıyorsunuz. AKP yandaşı olmasına
engel mi? Bunu öyle oluşturmayacak mısınız? Bu, AKP'nin Anayasa Mahkemesini,
kendisine yandaş mahkeme haline getirme girişimidir. Çok açık ve net, yalın
gerçek budur. 'Bu iyidir, doğrusu budur, dünyada bu işler böyle oluyor. AKP,
TRT'yi, YÖK'ü ele geçirdi, bırakıverin, aynı şekilde yargıyı da eline
geçiriversin, direnmeyin, teslim olun' diye mi düşüneceğiz. Böyle düşüncenin daha
demokratik, çağdaş, batılı, uluslararası standartlara uygun olduğunu mu
düşüneceğiz? Aklımızı peynir ekmekle mi yedik. Aklın, sağduyunun, mantığın
gereği, bu gerçeği tespit etmek etmek değil mi? Yapılan operasyonun bu olduğu
görmemezlikten gelinebilir mi? Birileri, bunu söylemek işine gelmediği için
görmemezlikten geliyor. Birilerinin gözlerini, TRT'nin sağladığı geniş mali
olanaklar perdeliyor, onlar göremiyor. Yandaş medyanın işi zaten görmemek, yandaş
yazarların derdi gerçekleri saklamak. Sağduyu, akıl, mantık, vicdan susacak mı,
teslim olacak mı?''
Baykal, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısı ve siyasi
partilerin kapatılmasına yönelik getirilen düzenlemeleri de eleştirdi.
Anayasanın geçici 15. maddesinin göstermelik olarak kaldırılmasının
öngörüldüğünü ifade eden Baykal, kaldırılmasının uygun ve böyle bir maddenin
bulunmasının Anayasa açısından üzücü olduğunu söyledi.
Baykal, değişiklikle getirilen bir maddeyle, Hükümeti oluşturan,
iktidardaki siyasi partinin icraatından, hukuku, Anayasayı ihlali nedeniyle
sadece geçmişte değil, şu andaki uygulamalarından dolayı da hesap
sorulamayacağını kaydetti. Baykal, ''Kendin için de 12 Eylül Anayasası'nın geçici
15. maddesi gibi geçici olmayan, gelecekte de işleyecek bir 15. maddeyi, iktidar
siyasi partisi için oraya koyuyorsun'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hazırlanan
anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemenin, anayasanın temel ve değiştirilemez
ilkelerine aykırı olduğunu öne sürerek, ''Millet, AKP'ye 'hayır' diyecektir''
dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında, anayasa değişikliğinde gelinen
noktada gösterilen tüm çabalara karşın toplumun hiçbir ağırlık kuruluşunun yer
tutmadığını ifade etti. ''İktidar olanakları ve tehdidiyle'' her kapının
çalındığını, ancak ''yaptığınız doğrudur, iyidir'' diye bir cevap alınamadığını
ileri süren Baykal, herkesin, çekingen değerlendirmelerle kendisini bu işin
dışında tutmaya çalıştığını söyledi.
Anayasa değişikliği içinde köylünün, esnafın, emeklinin, işçinin,
memurun, işsizlerin, gençlerin yer almadığını, sadece''AKP yönetiminin olduğunu''
belirten Baykal, ''AKP, bu anayasa değişikliğini millet için değil, kendisi için
yapmıştır. Onun için cumhuriyet anayasasını oluşturacak bir değişiklik olmaktan
uzaktır. Bu anayasa değişikliği, bir AKP anayasası oluşturmaya yöneliktir'' diye
konuştu.
Baykal, ''AKP'nin, yalnız kaldığını, sağına, soluna baktığını, kimseyi
göremediğini, boşlukta kaldığını'' savundu.
Kürt, Ermeni açılımlarına ne olduğunun görüldüğünü, ''Kürt açılımı''
etrafında kıyamet koparıldığını, Hollywood ve Yeşilçam'dan yardım istendiğini,
oluk oluk para akıtıldığını ifade eden Baykal, ''İlk gelişlerine baksaydınız 'vay
be silindir gibi ezip geçeceklerdi.' Ne oldu? Ağızlarına almaya cesaret
edemiyorlar, unutturmaya çalışıyorlar. İşi getirdiler parayla davet ettikleri
Romanlarla eğlence, şenlik, panayır havasına dayattılar'' diye konuştu.
''Ermeni açılımında neredeyiz?'' diye soran Baykal, ABD'deki karardan
sonra Başbakan'ın havalara girip, esip gürlediğini, büyükelçiyi geri çektiğini,
ABD ziyaretini iptal ettiğini ifade etti. Baykal, ''Sayın Başbakan'ın, ABD
ziyaretine yanında büyükelçiyi de alıp gitmesi durumu ortaya çıkarsa sakın
şaşırmayın. Deniz Baykal demişti dersiniz. Bu da bir fiyaskodur'' dedi.
Anayasa değişikliğinin ''3. fiyaskoyu'' oluşturacağını iddia eden Baykal,
değişikliğin Türkiye'nin anayasa özlemine cevap vermediğinin açık olduğunu
söyledi. Değişikliğin ''bir AKP projesi, imalatı olduğunun'' çok açık
görüldüğünü, Türkiye ile bir ilgisinin bulunmadığını öne süren Baykal, telaşın,
''AKP'nin iktidar döneminin bitmesinden'' kaynaklandığını dile getirdi.
''Abbas yolcudur'' diyen Baykal, Anayasa Mahkemesinin yapısında
değişikliğin buna yönelik olduğunu ileri sürdü. Baykal, ''Yarının Yüce Divan'ı
hazırlanıyor, dersem yanlış bir şey mi söylemiş olurum. Beni yargılayacak
mahkemeyi oluşturayım telaşıdır bu. Çok açık. İşin gerçeği budur. Millet de bunu
görüyor'' dedi.
Baykal, HSYK'nın, bütün önemli mahkemelerin oluşumunu belirleyen kurum
olduğuna işaret ederek, ''Kritik mahkemeleri, bizim anlayışımıza göre
şekillendireceğiz... Bu işin içinde particilik yoktur diye düşünmek, Türkiye
gerçeğini bilen insanlar olarak, aklınıza yatıyor mu? Yapılmak istenen Anayasa
Mahkemesi ve HSYK'yı, RTÜK'e, YÖK'e çevirmektir'' görüşünü savundu.
Deniz Baykal, getirilen değişikliğinin, anayasanın temel ve
değiştirilemez maddelerine aykırı olduğunu iddia etti.
Bunun, partisel görüşleri olmadığını, tüm önemli hukuk çevrelerinin ifade
ettiğini anlatan Baykal, Anayasa Mahkemesince de böyle değerlendirilmesinin
ihtimal dahilinde olduğunu söyledi. Baykal, ''Tabii siz bu ihtimali bertaraf
etmek için çeşitli yöntemlerle müdahale ederseniz, ona benim alkım ermez. Biz
işin hukukuna bakarız. İşin hukukuna baktığınız zaman bu girişimin anayasanın
özüne aykırı bir girişim olarak mahkeme tarafından değerlendirilmesi olasılığı
vardır'' dedi.
Bunu, Anayasa Mahkemesinin sıradan bir değerlendirmesi olarak görmemek
gerektiğini belirten Baykal, şöyle devam etti:
''Risk alıyoruz, diyorlar. Ne demek bunlar? Bunların her birisi, bu
girişimin çok sakıncalı gelişmelere yol açabileceğini biliyoruz, hesaba
katıyoruz, öngörüyoruz, talep ediyoruz, anlamına gelmektedir. Diyor ki biz
anayasayı değiştirilemez diye düşündüğünüz yönleriyle de değiştirmeye teşebbüs
ediyoruz. Bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilirse, sizin
anayasayı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkarsa bunun anlamı
nedir? Bu, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki
bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir, içlerine
sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler. İşte bu çok önemli bir
noktadır. Milletin bu oyunu görmesini istiyorum.
Kimsenin göze alamadığı riski alıyoruz, söylemi yaptıkları girişimin
farkında olduklarını ortaya koymaktadır. Onlar risk alıyorsa biz de teslim
olalım, Türkiye'yi, hukuku, adaleti teslim edelim, Anayasa Mahkemesi sana kurban
olsun diyelim, HSYK, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk cumhuriyeti sana feda olsun
diyelim, öyle mi? Olay buraya geliyor.''
Baykal, iktidarın konuya yeniden soğukkanlı bir şekilde yaklaşması
gerektiğini, konunun Türkiye'yi çok sıkıntıya sokacağını, çok büyük
rahatsızlıklar, üzüntüler, ıstıraplar yaratacağını kaydetti.
Türkiye'yi böyle bir zorlamadan uzak tutmak gerektiğini belirten Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mümkünse AKP yönetimi bu yanlışa dur demelidir. Eğer yönetim, yanlışa
dur demezse AKP milletvekili dur demelidir. Onların içinde sağduyulu, vatansever,
ülkeyi çalkantılara, acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse
alet olmamalıdır. Bu işin dışında kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem
Türkiye'ye, hem partilerine, hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar.
Umarım bu bir ihtimal olarak ortadadır. Bunu değerlendirecek olan insanlar
gerçekten tarihi bir görev yapmış olacaklardır. Eğer bu girişim orada tutulmazsa
o zaman Anayasa Mahkemesi, hukuk devletinin kendisini savunma hakkını doğru
biçimde kullanır. Eğer bu engeller aşılırsa o zaman umut ediyorum, diliyorum
milletimiz önüne gelecek olan bu düzenlemeyi hak ettiği şekilde
değerlendirir.''
Düzenlemenin bütünüyle halk oyuna sunulmasının öngörüldüğünü anımsatan
Baykal, birbiriyle alakası olmayan 23 soru sorulduğunu, bir tek cevap hakkı
verildiğini ifade etti. Baykal, ''Bunda hukuk, akıl, mantık, adalet, vicdan,
demokrasi var mı? Soruları millete sormaktan niye kaçıyorsun?'' diye sordu.
Venedik Kriterlerinin birbirinden aykırı konuların ayrı ayrı halk
oylamasına sunulmasını öngördüğünü anımsatan Baykal, ''İşine geldiği zaman
Venedik, işine geldiği zaman İstanbul, işine geldiği zaman Ankara... Bunlar
samimiyetsizlik'' dedi. Baykal, ''milletin, AKP'ye hayır diyeceğini'' belirtti.
''AKP'nin, freni patlamış bir kamyon gibi milletin üstüne
yuvarlandığını'' öne süren Baykal, ''Risk alıyoruz, diyor. Risk alıyoruz dediği
kabadayılık yapıyoruz, hesabı ödememek için hır çıkarmayı göze alıyoruz demek
istiyor. Milletimiz bunları en güzel şekilde değerlendirecektir. Umut ediyorum bu
sıkıntılı dönemin içinden Türkiye huzura, barışa, demokrasiye, hukukun
üstünlüğüne en kısa zamanda kavuşacaktır. Her işte bir hayır vardır. Bu kadar
sıkıntının içinden bir hayırlı istikbalin milletimizin önüne geleceğini ümit
ediyorum'' diyerek sözlerini tamamladı.(15.08)
şehit olması dolayısıyla millete başsağlığı dileyerek başladı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği teklifine ilişkin olarak,
''Bu değişiklikler, Türkiye'nin devletin kuruluşundan bu yana geliştirip ortaya
koyduğu temel, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye
yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya
konulması anlamına gelmektedir. Yapılmakta olan Anayasa değişikliğinin özü
budur'' dedi.
Terör ve şiddetle bir yere varmanın mümkün olmadığını, bunun bir siyasi
mücadele yöntem olarak kullanılmasının yanlış olduğunu ifade eden Baykal, bir
daha böyle olayların yaşanmaması, milletçe el ele, dayanışma içinde ortak bir
tavır takınılması gerektiğini vurguladı.
Hasat mevsimi yaklaşırken çiftçinin büyük sıkıntı içinde olduğunu,
yıllardır izlenen yanlış politikalar nedeniyle ''borca battığını'' savunan
Baykal, iktidarın ise bu sorunlara duyarsız kaldığını ve bambaşka konularla
meşgul olduğunu ileri sürdü.
Tarımda elektrik kullanım ücretinin son derece yüksek olduğunu, bir çok
çiftçinin bu ücretleri ödeyemediği için elektriğinin kesildiğini anlatan Baykal,
iktidarın bu soruna derhal çözüm bulmasını istedi. Çiftçinin borçlarıyla ilgili
ciddi bir düzenlemenin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini de ifade eden
Baykal, temerrüt faizinin yüksekliğine dikkati çekti.
Borçlarını ödeyemeyen ve yüksek faiz nedeniyle sıkıntıya giren
çiftçilerin durumlarından örnekler veren Baykal, bu sıkıntıların Türkiye'nin
gerçek gündemi olduğunu söyledi. Baykal, ''Türkiye'nin her yerinde özellikle
tarımdan geçimini sağlayan çiftçilerimiz, besicilerimiz bir büyük bunalım
içindedir. Bunlar Türkiye'nin özüdür, temelidir, büyük çoğunluğudur. Şimdi
Türkiye, bu konuları bir yana bırakmış günlerdir, haftalardır ve önümüzdeki aylar
boyunca Anayasa değişikliğini konuşacak'' dedi.
Anayasa değişikliğinin önemli bir konu olduğunu, ancak bu iktidarın
tavrıyla ele alınması halinde büyük yanlış yapılacağını savunan Baykal, şöyle
konuştu:
''Bu işin, Anayasa değişikliğinin özü üç maddededir. Gerisi işin sosudur,
garnitürüdür, gözden saklamak için oraya getirilmiş olan göstermelik maddelerdir.
O maddelerle ilgili bir telaş, heyecan, bir arayış yoktur. Hükümetin 'aman bu
maddeleri çıkaralım, şimdi çıkaralım, hemen çıkaralım' diye telaşı yoktur. O
maddeler etrafında Türkiye'de ne zaman istenirse o zaman milletçe bütün siyasi
partiler el ele verip işbirliği içinde ortak bir dayanışma içinde düzenleme
yapabilirler. Bu konuda bir sorun yok. Şu ana kadar onların gündeme getirilmemesi
yanlıştı. Onları gündeme getirdiğin zaman her an olur, şimdi getirdiğin şimdi
olur. Ama mesele o maddeler değil.
Mesele üç temel maddedir. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ve Anayasayı ihlal eden, milli birliği
bütünlüğü ihlal eden, teröre başvuracak, Anayasanın özünü tahrip edecek siyasi
partilerin bu tahribatlarına, bu Anayasa ihlallerine devam etmelerine imkan
verecek bir düzenlemenin Anayasamıza yerleştirilmesi. Hesaplar budur. Üç tane
hesap var.''
Anayasa değişikliği ile hukukun, adaletin, yargının yeni bir zihniyet ve
anlayışla ele alınmak istendiğini ileri süren Baykal, yapılmak istenen
değişikliklerin sıradan, alışılmış değişikliklerden çok farklı olduğunu savundu.
Baykal, şöyle devam etti:
''Bu değişiklikler, Türkiye'nin devletin kuruluşundan bu yana geliştirip
ortaya koyduğu temel, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye
yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya
konulması anlamına gelmektedir. Yapılmakta olan Anayasa değişikliğinin özü budur.
Halbuki bizim Cumhuriyetimiz başından bu yana, her an, başlangıçta belki o
konularda gereken duyarlılık yeterince gösterilmeden ama daima, hedef olarak,
amaç olarak yargıyı saygın, bağımsız, kendi kurallarıyla işleyen, hiç kimsenin
emir ve kumandası altına girmeyen, siyasete teslim olmamış, kendi iç dinamiğiyle
çalışan bir noktaya getirmek... Yargıyı saygın, bağımsız bir kurum haline
getirmek temel amaç olmuştur, temel çaba olmuştur. Gayretler bu istikamette
olmuştur.''
Türkiye'de tarihi sürecinin her zaman yargının bağımsızlığı ve saygınlığı
yönünde ilerlediğini belirten Baykal, ''Şimdi bu tarihi süreci biz tersine
çevirmek istiyoruz. Yargının bağımsız olması yerine yargının siyasi otoriteden
talimat almasını, siyasi otoritenin emrine girmesinin, siyasi otoriteye teslim
olmasının daha uygun olacağı gibi bir zihniyetle, bunun daha demokratik olacağı
gibi bir zihniyetle, milli iradenin gereğinin bu olduğu zannıyla, bunun
demokratiklik tanımı içinde yer aldığı vehmiyle birileri oraya buraya çekmeye
çalışmaktadır. Bu yanlıştır'' şeklinde konuştu.
Baykal, çağdaş demokrasilerde yargının siyasetin dışında olduğunu
belirterek, siyasetin emrine girmiş yargının adalet veremeyeceğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti'nin,
Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesini, ''kendisine yandaş mahkeme haline
getirmeye'' çalıştığını savunarak, ''Kuşatma ne? yargı ele geçiriliyor'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grubunda, Anayasa değişikliğinde öngörülen
yargıya yönelik düzenlemeleri eleştirdi.
TBMM Başkanlığına sunulan teklifi henüz incelemediğini belirten Baykal,
teklife yönelik eleştirilerini taslak üzerinden yaptı.
Siyasetin, sık sık adalete tasallut ettiğine, kendi amaçları
doğrultusunda adalete yön vermeye çalıştığına tanık olunduğunu belirten Baykal,
tarihten örnekler verdi.
Türkiye'de mütareke adaleti yaşadıklarını, bunun bir dönem, parantez
olduğunu ifade eden Baykal, milli mücadele döneminde, Nemrut Mustafa divanında
söz ettiğini anımsattı.
Baykal, İslam tarihinde ise yargıya yönelik ilk müdahalenin Emeviler
zamanında yapıldığını, Emeviler'in, adaleti, yargıyı; kendi siyasi amaçları için
kullanmak, yönlendirmek istediğini belirtti. Baykal, Emeviler zamanında, özel
mahkemeler kurulduğunu, muhaliflerin bu mahkemelerde sindirildiğini, Ehli Beyt'e
yönelik suçlamaların öncesi ve sonrasında, hep bu olayların bulunduğunu
söyledi.
Emeviler'in, siyasi amaçları için İslam'ın en kutsal değerlerine,
sembollerine din adına tecavüz ederken adaleti kullandığını belirten Baykal,
İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin, Emevi zulmüne alet olmayı ret ettiğini, teklif edilen
kadılık görevini elinin tersiyle ittiğini, zulme maruz kaldığını, hapishanede
öldüğünü anlattı. Baykal, İslamda dini siyasete alet etmenin mimarının, Muaviye
olduğunu ifade etti.
Baykal, siyaset, devlet, iktidar ilişkisinin, kudretli kişilerin adaletle
ilişkisinin, en sorunlu alanların başında olduğunu vurgulayarak, ''Bizim önümüze
getirilen Anayasa değişikliği, bu ilişkiyi, yeni bir zihniyetle düzenleme gayreti
içindedir. Adaletin zirvesinde bulunan temel kurumları, siyasetin, parlamentodaki
AKP çoğunluğunun, denetim altına alma çabası, çok açık ve net şekilde önümüzde
duruyor'' dedi.
Bazı kişilerin, olayı, bu kadar açık söylememeyi, nezaketleri,
zarafetleri gereği gördüğünü, ''Aman yargı kuşatılacak demeyelim, saygısızlık
olur'' dediğini kaydeden Baykal, ''Kuşatma ne? Yargı ele geçiriliyor'' görüşünü
savundu.
Anayasa değişikliğinde öngörülen Anayasa Mahkemesinin yapısına, üyelik
seçimine yönelik düzenlemeleri eleştiren Baykal, Meclisin mahkemeye 3 üye
seçtiğine işaret etti. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Meclis seçiyor diyorsam, lafın gelişi, Meclis içindeki çoğunluk
seçiyor. Cumhurbaşkanı, Yargıtaydan 3 kişiyi gönderecek. Yargıtay o 3 kişiyi,
Meclisteki gibi seçmeyecek. Meclisin seçme tarzı farklı, Yargıtayın farklı. Niye
acaba? Yargıtayın seçeceği üyeler, çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda
değil, Cumhurbaşkanı azınlığın adaylarını da seçebilecek. Orada onun tertibatı
yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunlara, altında
iyiniyet, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir
anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip, öyle mi bakacağız, işin gerçeğini
görmeyecek miyiz, bunun altında hangi hinoğluhinliğin yattığını bilmeyecek
miyiz?''
CHP Genel Başkanı Baykal, Anayasa değişikliğinin yasalaşması halinde,
Anayasa Mahkemesi yedek üyelerinin, asıl üye olacağına dikkati çekti.
Baykal, Anayasa Mahkemesinde raportör olan bir kişinin, 26 Şubatta
Denizcilik Müsteşar Yardımcılığına getirildiğini, 31 gün bu görevde çalıştıktan
sonra Cumhurbaşkanı tarafından dün Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine atandığını
söyledi. Baykal, ''Anayasa Mahkemesine üye seçecek Sayın Cumhurbaşkanının bu
atamasına 'Cumhurbaşkanı seçecek, ne olur, seçiversin' diyenlerin dikkatine
sunuyorum. Anayasa değişikliği gerçekleşirse, bu kişi otomatik olarak Anayasa
Mahkemesi üyesidir'' diye konuştu.
Değişikliğe göre, Anayasa Mahkemesine YÖK'ün de üye seçtiğine işaret eden
Baykal, seçilecek üyelerin çok azının hukukçu olacağı bir yapının oluşacağını
belirtti.
Baykal, Almanya'daki Anayasa Mahkemesinin bütün üyelerinin hukukçu
olduğunu, Anayasaya aykırı, Anayasa değişikliğini geri çevirebildiğini
vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Bu Anayasa Mahkemesinin 19 üyesinin 19'u da AKP zihniyetinde
insanlardan oluşabilir dersek, yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Bunun hiçbir
güvencesi yok dersek, yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Sayın Cumhurbaşkanı'nın
şu ana kadarki bütün seçme kararlarına bakarak -Sayın Cumhurbaşkanı hakkında
bunları söylerken üzülüyorum- çünkü bir Cumhurbaşkanı hakkında konuşmak hoşuma
gitmiyor, üstelik tanıdığım, insani ilişkilerim olan, bir araya geldiğimizde
gayet iyi muhabbet ettiğim bir insan hakkında bunu söylemek beni tedirgin ediyor,
rahatsız ediyor ama bir gerçek. Bunu söylemeyecek miyim, anamuhalefet partisinin
işi bu değil mi, bunu anlatmamız gerekmiyor mu? Sayın Cumhurbaşkanının, bugüne
kadar yaptığı YÖK'e atamalarına bakın. YÖK Başkanı'nı atadı.
19 üyeyi nasıl seçecek, Yargıtaydan, Danıştaydan, YÖK'ten olması...Zaten
oraları belirli biçimde şekillendirmeye çalışıyorsunuz. AKP yandaşı olmasına
engel mi? Bunu öyle oluşturmayacak mısınız? Bu, AKP'nin Anayasa Mahkemesini,
kendisine yandaş mahkeme haline getirme girişimidir. Çok açık ve net, yalın
gerçek budur. 'Bu iyidir, doğrusu budur, dünyada bu işler böyle oluyor. AKP,
TRT'yi, YÖK'ü ele geçirdi, bırakıverin, aynı şekilde yargıyı da eline
geçiriversin, direnmeyin, teslim olun' diye mi düşüneceğiz. Böyle düşüncenin daha
demokratik, çağdaş, batılı, uluslararası standartlara uygun olduğunu mu
düşüneceğiz? Aklımızı peynir ekmekle mi yedik. Aklın, sağduyunun, mantığın
gereği, bu gerçeği tespit etmek etmek değil mi? Yapılan operasyonun bu olduğu
görmemezlikten gelinebilir mi? Birileri, bunu söylemek işine gelmediği için
görmemezlikten geliyor. Birilerinin gözlerini, TRT'nin sağladığı geniş mali
olanaklar perdeliyor, onlar göremiyor. Yandaş medyanın işi zaten görmemek, yandaş
yazarların derdi gerçekleri saklamak. Sağduyu, akıl, mantık, vicdan susacak mı,
teslim olacak mı?''
Baykal, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısı ve siyasi
partilerin kapatılmasına yönelik getirilen düzenlemeleri de eleştirdi.
Anayasanın geçici 15. maddesinin göstermelik olarak kaldırılmasının
öngörüldüğünü ifade eden Baykal, kaldırılmasının uygun ve böyle bir maddenin
bulunmasının Anayasa açısından üzücü olduğunu söyledi.
Baykal, değişiklikle getirilen bir maddeyle, Hükümeti oluşturan,
iktidardaki siyasi partinin icraatından, hukuku, Anayasayı ihlali nedeniyle
sadece geçmişte değil, şu andaki uygulamalarından dolayı da hesap
sorulamayacağını kaydetti. Baykal, ''Kendin için de 12 Eylül Anayasası'nın geçici
15. maddesi gibi geçici olmayan, gelecekte de işleyecek bir 15. maddeyi, iktidar
siyasi partisi için oraya koyuyorsun'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hazırlanan
anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemenin, anayasanın temel ve değiştirilemez
ilkelerine aykırı olduğunu öne sürerek, ''Millet, AKP'ye 'hayır' diyecektir''
dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında, anayasa değişikliğinde gelinen
noktada gösterilen tüm çabalara karşın toplumun hiçbir ağırlık kuruluşunun yer
tutmadığını ifade etti. ''İktidar olanakları ve tehdidiyle'' her kapının
çalındığını, ancak ''yaptığınız doğrudur, iyidir'' diye bir cevap alınamadığını
ileri süren Baykal, herkesin, çekingen değerlendirmelerle kendisini bu işin
dışında tutmaya çalıştığını söyledi.
Anayasa değişikliği içinde köylünün, esnafın, emeklinin, işçinin,
memurun, işsizlerin, gençlerin yer almadığını, sadece''AKP yönetiminin olduğunu''
belirten Baykal, ''AKP, bu anayasa değişikliğini millet için değil, kendisi için
yapmıştır. Onun için cumhuriyet anayasasını oluşturacak bir değişiklik olmaktan
uzaktır. Bu anayasa değişikliği, bir AKP anayasası oluşturmaya yöneliktir'' diye
konuştu.
Baykal, ''AKP'nin, yalnız kaldığını, sağına, soluna baktığını, kimseyi
göremediğini, boşlukta kaldığını'' savundu.
Kürt, Ermeni açılımlarına ne olduğunun görüldüğünü, ''Kürt açılımı''
etrafında kıyamet koparıldığını, Hollywood ve Yeşilçam'dan yardım istendiğini,
oluk oluk para akıtıldığını ifade eden Baykal, ''İlk gelişlerine baksaydınız 'vay
be silindir gibi ezip geçeceklerdi.' Ne oldu? Ağızlarına almaya cesaret
edemiyorlar, unutturmaya çalışıyorlar. İşi getirdiler parayla davet ettikleri
Romanlarla eğlence, şenlik, panayır havasına dayattılar'' diye konuştu.
''Ermeni açılımında neredeyiz?'' diye soran Baykal, ABD'deki karardan
sonra Başbakan'ın havalara girip, esip gürlediğini, büyükelçiyi geri çektiğini,
ABD ziyaretini iptal ettiğini ifade etti. Baykal, ''Sayın Başbakan'ın, ABD
ziyaretine yanında büyükelçiyi de alıp gitmesi durumu ortaya çıkarsa sakın
şaşırmayın. Deniz Baykal demişti dersiniz. Bu da bir fiyaskodur'' dedi.
Anayasa değişikliğinin ''3. fiyaskoyu'' oluşturacağını iddia eden Baykal,
değişikliğin Türkiye'nin anayasa özlemine cevap vermediğinin açık olduğunu
söyledi. Değişikliğin ''bir AKP projesi, imalatı olduğunun'' çok açık
görüldüğünü, Türkiye ile bir ilgisinin bulunmadığını öne süren Baykal, telaşın,
''AKP'nin iktidar döneminin bitmesinden'' kaynaklandığını dile getirdi.
''Abbas yolcudur'' diyen Baykal, Anayasa Mahkemesinin yapısında
değişikliğin buna yönelik olduğunu ileri sürdü. Baykal, ''Yarının Yüce Divan'ı
hazırlanıyor, dersem yanlış bir şey mi söylemiş olurum. Beni yargılayacak
mahkemeyi oluşturayım telaşıdır bu. Çok açık. İşin gerçeği budur. Millet de bunu
görüyor'' dedi.
Baykal, HSYK'nın, bütün önemli mahkemelerin oluşumunu belirleyen kurum
olduğuna işaret ederek, ''Kritik mahkemeleri, bizim anlayışımıza göre
şekillendireceğiz... Bu işin içinde particilik yoktur diye düşünmek, Türkiye
gerçeğini bilen insanlar olarak, aklınıza yatıyor mu? Yapılmak istenen Anayasa
Mahkemesi ve HSYK'yı, RTÜK'e, YÖK'e çevirmektir'' görüşünü savundu.
Deniz Baykal, getirilen değişikliğinin, anayasanın temel ve
değiştirilemez maddelerine aykırı olduğunu iddia etti.
Bunun, partisel görüşleri olmadığını, tüm önemli hukuk çevrelerinin ifade
ettiğini anlatan Baykal, Anayasa Mahkemesince de böyle değerlendirilmesinin
ihtimal dahilinde olduğunu söyledi. Baykal, ''Tabii siz bu ihtimali bertaraf
etmek için çeşitli yöntemlerle müdahale ederseniz, ona benim alkım ermez. Biz
işin hukukuna bakarız. İşin hukukuna baktığınız zaman bu girişimin anayasanın
özüne aykırı bir girişim olarak mahkeme tarafından değerlendirilmesi olasılığı
vardır'' dedi.
Bunu, Anayasa Mahkemesinin sıradan bir değerlendirmesi olarak görmemek
gerektiğini belirten Baykal, şöyle devam etti:
''Risk alıyoruz, diyorlar. Ne demek bunlar? Bunların her birisi, bu
girişimin çok sakıncalı gelişmelere yol açabileceğini biliyoruz, hesaba
katıyoruz, öngörüyoruz, talep ediyoruz, anlamına gelmektedir. Diyor ki biz
anayasayı değiştirilemez diye düşündüğünüz yönleriyle de değiştirmeye teşebbüs
ediyoruz. Bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilirse, sizin
anayasayı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkarsa bunun anlamı
nedir? Bu, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki
bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir, içlerine
sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler. İşte bu çok önemli bir
noktadır. Milletin bu oyunu görmesini istiyorum.
Kimsenin göze alamadığı riski alıyoruz, söylemi yaptıkları girişimin
farkında olduklarını ortaya koymaktadır. Onlar risk alıyorsa biz de teslim
olalım, Türkiye'yi, hukuku, adaleti teslim edelim, Anayasa Mahkemesi sana kurban
olsun diyelim, HSYK, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk cumhuriyeti sana feda olsun
diyelim, öyle mi? Olay buraya geliyor.''
Baykal, iktidarın konuya yeniden soğukkanlı bir şekilde yaklaşması
gerektiğini, konunun Türkiye'yi çok sıkıntıya sokacağını, çok büyük
rahatsızlıklar, üzüntüler, ıstıraplar yaratacağını kaydetti.
Türkiye'yi böyle bir zorlamadan uzak tutmak gerektiğini belirten Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mümkünse AKP yönetimi bu yanlışa dur demelidir. Eğer yönetim, yanlışa
dur demezse AKP milletvekili dur demelidir. Onların içinde sağduyulu, vatansever,
ülkeyi çalkantılara, acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse
alet olmamalıdır. Bu işin dışında kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem
Türkiye'ye, hem partilerine, hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar.
Umarım bu bir ihtimal olarak ortadadır. Bunu değerlendirecek olan insanlar
gerçekten tarihi bir görev yapmış olacaklardır. Eğer bu girişim orada tutulmazsa
o zaman Anayasa Mahkemesi, hukuk devletinin kendisini savunma hakkını doğru
biçimde kullanır. Eğer bu engeller aşılırsa o zaman umut ediyorum, diliyorum
milletimiz önüne gelecek olan bu düzenlemeyi hak ettiği şekilde
değerlendirir.''
Düzenlemenin bütünüyle halk oyuna sunulmasının öngörüldüğünü anımsatan
Baykal, birbiriyle alakası olmayan 23 soru sorulduğunu, bir tek cevap hakkı
verildiğini ifade etti. Baykal, ''Bunda hukuk, akıl, mantık, adalet, vicdan,
demokrasi var mı? Soruları millete sormaktan niye kaçıyorsun?'' diye sordu.
Venedik Kriterlerinin birbirinden aykırı konuların ayrı ayrı halk
oylamasına sunulmasını öngördüğünü anımsatan Baykal, ''İşine geldiği zaman
Venedik, işine geldiği zaman İstanbul, işine geldiği zaman Ankara... Bunlar
samimiyetsizlik'' dedi. Baykal, ''milletin, AKP'ye hayır diyeceğini'' belirtti.
''AKP'nin, freni patlamış bir kamyon gibi milletin üstüne
yuvarlandığını'' öne süren Baykal, ''Risk alıyoruz, diyor. Risk alıyoruz dediği
kabadayılık yapıyoruz, hesabı ödememek için hır çıkarmayı göze alıyoruz demek
istiyor. Milletimiz bunları en güzel şekilde değerlendirecektir. Umut ediyorum bu
sıkıntılı dönemin içinden Türkiye huzura, barışa, demokrasiye, hukukun
üstünlüğüne en kısa zamanda kavuşacaktır. Her işte bir hayır vardır. Bu kadar
sıkıntının içinden bir hayırlı istikbalin milletimizin önüne geleceğini ümit
ediyorum'' diyerek sözlerini tamamladı.(15.08)
