2013-11-05 - 13:13
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülkede anne babaların, ebeveynlerin, herkesin çocukları bize emanettir. Biz, kızların erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz" dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülkede anne babaların, ebeveynlerin, herkesin çocukları bize emanettir. Biz, kızların erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz" dedi.
Yurtlar noktasında ihtiyaca cevap verilemeyen bazı yerlerde de evlerde kalma noktasında sıkıntılar yaşandığını belirten Erdoğan, "Buralarda güvenlik güçlerimize, emniyetimize, valiliklerimize gelen istihbari bilgiler var. Bu istihbari bilgilerden hareketle de valiliklerimiz bu durumlara müdahale ediyorlar. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz?" diye konuştu.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, milletin ve İslam dünyasının Hicri 1435 yılının, kanayan İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumartesi ve pazar günü Kızılcahamam'da partisinin 21. İstişare Toplantısı'nı gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, dünyanın, ülkenin ve teşkilatın güncel meselelerini samimi bir ortamda her zaman olduğu gibi son derece özgür ve demokratik atmosferde istişare ettiklerini kaydetti.
Bu toplantının ülke, millet, demokrasi ve özellikle AK Parti teşkilatı için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, "İstişare toplantısını, şehirden uzak, izole, dışarıya mümkün olduğunca kapalı ortamda yapmamızın nedenleri var. Toplantının samimi bir havada gerçekleşmesi, tam bir özgürlük, serbestlik ortamında gerçekleşmesi için iki gün boyunca dışarıyla bağlantımızı kesiyoruz" dedi.
Buna rağmen içeride konuşulan konuların dışarşa sızdırıldığını, üstelik de maalesef eksik ve yanlış sızdırıldığını gördüklerini ve buna da üzüldüklerini belirten Erdoğan, nitekim dün yazılı, görsel ve sosyal medyada, istişare tolantısında konuşulduğu söylenen bazı konuların yer aldığını aktardı.
"Ben karakteri itibariyle farklı bir siyasetçiyim. Bir yerde konuştuğumu inkar etme anlayışına sahip bir insan değilim" ifadesini kullanan Erdoğan, "Ne yapıyorsak, inanarak yaparız, ne söylüyorsak da arkasında durarak söyleriz. Öyle eğilip bükülerek, omurgasız bir şekilde bir şeyi sürdürmenin hesabı, gayreti içerisinde olmadım, olmam. Bu ülkede Başbakanlık görevini, bu millet bize verdi, iktidarı da bize verdi. Biz, muhafazakar, demokrat bir partiyiz. Partimiz olarak da neler yaptığımızı ve neler yapmamız gerektiğini de biliriz" diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Müteaddit defalar kimsenin yaşam tarzına karışmadığımızı, karışmayacağımızı hep söylememize rağmen, bir çok yerde 'yaşam tarzımız şöyle değiştirildi, böyle değiştirildi, böyle değiştiriliyor' gibi ithamlarla da karşı karşıyayız. 4,5 yıl İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım, aynı ithamlarla hep karşı karşıya oldum. 4,5 yılımız böyle geçti ama 4,5 yıl yaptığımız bu belediye başkanlığında biz sonunda o söylenenlerden dolayı değil, bir şiirden dolayı içeri atıldık. Niye? 'Suyu bulandırdın dediler', bunu yaptılar."
Başbakan Erdoğan, 11 yıldır Türkiye'yi yönettiklerini, 11 yıllık Türkiye yönetiminde de hep buna benzer arayışların devam ettiğine dikkati çekkerek, şunları kaydetti:
"11 yıllık şu yönetimde AK Parti iktidarı kimin yaşam tarzına müdahale etti? Kimin yaşam tarzına karıştı? 'Sen niçin şöyle yaşıyorsun, böyle yaşıyorsun...?' Böyle bir durum mu söz konusu oldu? Kim, hangi yaşam tarzından tard edildi? Kimse bunu söyleyebilir mi? Eğer bu ülkede birileri zulme uğradıysa, o, muhafazakar kesimdir ve acımazısca bu yapılmıştır. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette yapılmıştır. Hep bunları yaşaya yaşaya biz bugünlere geldilk. Şimdi bu devran değiştiği için birileri bir şeyler kapmaya ve bunun gayreti içerisine girmeye çalışıyorlar.
Biz sorumluluk makamında, mevkiinde olan muhafazakar bir demokrat parti olarak, muhafazakar demokrat bir kimliğe sahip olarak, bu ülkede anne babaların, ebeveynlerin, herkesin çocukları bize emanettir. Biz, kızların erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz. Bazı gazeteler şöyle yazmış, köşe yazarları böyle yazmış, ne yazarlarsa yazsınlar, dünyada eğitim psikolojisinin içerisinde bunun verimlilik açısından hiçbir zaman izahı yapılamaz. Biz burada kesinlikle müdahil olduk ve şu anda yurtlarımızda bu şekilde kızlarımızın erkek öğrencilerle ayrıştırılması çalışmalarını hızla devam ettiriyoruz. Şu ana kadar yüzde 75 oranında da bunu gerçekleştirdik. Ha bazı yerlerde yurtlar noktasında ihtiyaca cevap veremediğimiz için bazı yerlerde de evlerde kalma noktasında sıkıntılar yaşanıyor. Buralarda güvenlik güçlerimize, emniyetimize, valiliklerimize gelen istihbari bilgiler var. Bu istihbari bilgilerden hareketle de valiliklerimiz bu durumlara müdahele ediyorlar. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Niye bundan birileri rahatsız oluyor? Bazı köşe yazaları inadına bu tür şeyleri yazıp çizecekler diye, kusura bakmasınlar biz bu ihbarları bir kenara atamayız ve valiliklerimiz de emniyet teşkilatımız da bu tür ihbarları değerlendirir ve bunların üzerine gider. Peki bunlar nerelerden geliyor? Aynı apartmanın içerisinde bakıyorsunuz daire komşuları bu tür şeylerin ihbarını yapıyor. Çünkü buralarda nelerin olduğu belli değil. Karmakarışık, her tür şeyler olabiliyor. Ondan sonra anneler babalar feyat ediyor 'devlet nerede?' diye. Devletin burada olduğunu anlatmak için bu adımlar atılmaktadır ve atılacaktır. Bunlara da kusura bakmasınlar, bir muhafazakar demokrat iktidar olarak bizler müdahil olmak durumundayız. Bu, yaşam tarzına müdahale değildir. Kimse bunu bu şekilde yorumlamasın. Yorumlayanlar varsa, buyursunlar yorumlasınlar. Onlar yine o şekilde aynen devam etsinler ama biz böyle bir sorumluluğun manen altına giremeyiz. Bunu bir defa herkes böyle bilmeli. Yani AK Parti'nin kimliğinde, programında böyle bir sorumluluğun altına girmek yok. Bunu da bu şekilde buradan ilan edilyoruz. Şahsen bulunduğum makam, değerler, asla buna müsaade etmez. Çünkü ben bir Başbakan olarak bu Anadolu'nun topraklarını bilen, bu ülkede annelerin babaların kahir ekseriyetinin bu işlere asla müsaade etmeyeceğini bilen bir insanım. Çünkü damdan düşen bir insanım. Nerede, nasıl nidaların, seslerin yükseldiğini bilen bir insanım. Bunun şikayetini de sürekli dinleyen bir insan olarak bu işte biz kararlı adım atmaya mecburuz."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ?Marmaray'da küçük çaplı aksaklıkların, bazı çevrelerde çok büyük bir keyif ve heyecan yarattığını belirterek."76 milyonun hemen tamamı Marmaray gururunu, sevincini yaşarken, varsın bazıları da Marmaray'ın küçük aksaklıklarından dolayı sevinç yaşasın" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Ekim'de Kosova'nın başkenti Priştine'ye gittiğini, burada Kosova ve Arnavutluk Başbakanı ile birlikte bir Türk firması tarafından inşa edilen Priştine Havalimanı yeni terminal binasının resmi açılışını yaptıklarını anımsattı.
Oradan Prizren geçtiklerini ve üç Başbakan olarak çoğunluğu Türk ve Arnavut'tan oluşan Kosovalılar'a bir miting ile hitap ettiklerini aktaran Erdoğan, hafta sonu da Van'da olduklarını belirtti.
Van depreminin ikinci yılında, Van'a gerek depremin yaralarını sarmak gerek Van'ın ihtiyaçlarını gidermek için inşa edilen eser ve yatırımların resmi açılışını yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Van merkezde, Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde, Özalp ve Erciş ilçelerinde iki gün boyunca 152 kalem, 1,5 milyar liralık yatırımın açılışını gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Van'a depremin ardından 5 milyar liralık yatırım yapıldığını belirten Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinde Van'a böyle bir yatırım toplamda gelmemiştir. Biz 5 milyar liralık yatırımı şu iki yıl içerisinde Van'a yaptık" dedi.
Geçen salı günü Cumhuriyetin kuruluşunun 90. yılının hep birlikte kutlandığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"90. yılı çok farklı kılan, unutulmaz hale getiren bir açılışı da İstanbul'da gerçekleştirdik. Asırların projesi olan Marmaray, 153 yıllık bir hayaldi ve bir muhteşem törenle gerçek oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde, Somali Cumhurbaşkanı, Japonya ve Romanya başbakanları, yurt dışından yurt içinden çok sayıda misafir ve elbette İstanbulluların katılımıyla çok farklı bir heyecanı orada yaşadık.
Açılış töreninin ardından misafirlerimizle birlikte Marmaray'a bindik ve Asya'dan Avrupa kıtasına doğru haraket ettik. İlk sefer 4 dakika sürmedi. Boğazın tam altında kısa bir mola verdik. Bu molada Marmaray tüplerine sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız, şahsım, bakanımız, aynı zamanda yüklenici firma plaketleri çaktık. Tören sırasında sayın Cumhurbaşkanımızın da hatırlatmasıyla bakanımıza talimat verdik ve Marmaray'ın 15 gün ücretsiz olmasını sağladık. Bugün bir hafta oldu, bir hafta daha ücretsiz olarak devam edecek.
İlk gün Marmaray'ı kullanan sayısı 300 bin rakamına ulaştı. Pazar günü ise 350 bin yolcu taşındı. Asrın projesini, küresel ölçekte büyük bir projeyi görmek, Türkiye'nin bu büyük grurunu yaşamak için sadece İstanbul'dan değil Türkiye'nin dört bir tarafından vatandaşlarımız geldiler ve Marmaray gururunu orada yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar. Marmaray'da küçük çaplı aksaklıkların, özellikle de askıya tutunacağı yerde emniyet kollarının çekilmesiyle yaşanan duraksamaların bazı çevrelerde çok büyük bir keyif yarattığını, heyecan yarattığını görüyoruz. Zevkleniyorlar, 'durdu, işte aradığımı buldum', kamera da arkada, kendine göre çekim yapıyor. 76 milyonun hemen tamamı, Marmaray gururunu, sevincini yaşarken, varsın bazıları da Marmaray'ın küçük aksaklıklarından dolayı sevinç yaşasın. Fakat bu hazımsızlığın, hasedin son bulması ve şu anda Marmaray'ın gururunu yaşamayanların da bu gurura ortak olabilmesi aslında bizim en büyük temennimizdir. Özelikle Marmaray'a binmeyeceğini ifade edenlere, Marmaray'ı seyirlik olsun diye değil içine binip bir kıtadan diğerine hızlı, güvenli, konforlu şekilde geçmek için inşa ettiğimizi de hatırlatıyoruz. Onların da bir an önce o trenleri tecrübe etmelerini, milletin gururunu onların da paylaşmalarını yürekten arzu ediyorum."
İzmir'de 5. İzmir İktisat Kongresi'nin heyecanını yaşadıklarını belirten Erdoğan, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla Dünya Bankası Başkanı, Türkiye'den ve dünyadan ekonomi otoriteleri, uzmanları katılımıyla 5. İzmir İktisat Kongresi'ni yapıldığını hatırlattı. Erdoğan, kongrede ulusal ve küresel ekonominin ayrıntılı şekilde ele alındığını kaydetti.
Erdoğan, İzmir'de iktisat kongresinin ardından, parti teşkitayla bir araya geldiklerini ardından Kuşadası'na geçerek Türkiye'nin en büyüğü, Avrupa'nın ilk onunda yer alan Efes Kongre Merkezi'nin açılışını gerçekleştirdiklerini söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kadınları başı örtülü, başı açık diye ayrımcılığa tabi tutan hiç bir zaman kendilerinin olmadığını belirterek, "Bizim için insan en başta insandır, en başta candır. Bizden önce gelen iktidarlar bu ülkede kadınımızı, kızımızı başı açık, başı örtülü diye ayırıma tabi tuttular" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Biz de işimizi sağlam ve sıkı tutacağız, yere sağlam basacağız. Ülkesinin felaketinden medet umanlara fırsat tanımayacak, zemin hazırlamayacağız. Biz belli bir çevrenin, belli bir zümrenin ikbali için değil, 76 milyonun tamamının ikbali, çıkarı ve faydası için çalışacak, 76 milyonu bir ve beraber olarak kucaklayacağız" dedi.
"Hanım kardeşlerime sesleniyorum" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Kadınları başı örtülü, başı açık diye ayrımcılığa tabi tutan hiç bir zaman biz olmadık. Bizim için insan en başta insandır, en başta candır. Bizden önce gelen iktidarlar bu ülkede kadınımızı, kızımızı başı açık, başı örtülü diye ayırıma tabi tuttular. Başı örtülü olan okulların kapısından geri çevrilmiştir, bu ayrımcılık değil mi? Başı örtülü olan kamudan geri çevrilmiştir, bu ayrımcılık değil mi? Onlar insan, can değil miydi? Bunlar bu ülkede olmadı mı, bunları yaşamadık mı? Biz bunları hep yaşadık. Ailelerimiz de yaşadı. Okulların kapısında ailelerimiz gittiler nöbet tuttular, biz bunları yaşadık. Şu anda Anamuhalefet çıkmış diyor ki 'normalleşmeyi sağladık.' Ne sağladınız ya? Sizin dönemlerinizde, sizin iktidarlarınızda bunlar yaşandı. Bu Anamuhalefet hala başka dünyada yaşıyor. Nitekim yaptıkları konuşmalarda da bunu görüyorsun. Bunu özgürlük olarak hala nitelemeyenler, o kadronun içinde, Anamuhalefetin içinde. Bunlar hukuk tanımazdır, bunların hak, hukuk diye bir anlayışı yoktur. Biz başı örtülü olanı da başı açık olanı da aynı hakka ve aynı hukuka sahip insan olarak görürüz ve kendilerine hizmet etmeyi de görev telakki ederiz.
Bugüne kadar bu milletin mensupları olarak, hepsinin hakkını savunduk, savunuyoruz ve savunacağız. Başı örtülü olarak okumanın, çalışmanın ve siyaset yapmanın önünü açarken, hiç kimseye imtiyaz sağlamıyoruz, ayrımcılık yapmıyoruz; tam tersine insanlık dışı bir ayrımcılığı ortadan kaldırıyoruz, yaptığımız budur. Şimdi bize şunu söylüyorlar: 'Başı açık olanların da haklarını savunacak mısınız?' diye soruyorlar. Çok ayıptır ya, bu soruyu kime soruyorsunuz? 11 yıllık iktidarımızda başı açık olan acaba hangi hakkını kaybetti? 'Şu hakkını kaybetti' desinler, gelsinler bize, biz ona o hakkı da verelim. Hangi hakkı kaybetti? Kamuda görev almaktan mı men edildi? Üniversitelerde, liselerde, şurada, burada okumaktan mı men edildi? Hangi özgürlüklerİ ellerinden alındı? Bunu söyler misiniz? Bunu bize söylesinler, Cevabımız çok net: Biz bugüne kadar böyle bir ayırımın tarafı olmadık, böyle bir ayırımı, tasnifi asla kabul etmiyoruz. Biz bu soruyu soranlar gibi millete, vatandaşa, insana tepeden bakanlardan, insanlar arasında ayırım yapanlardan olmadık."
"Biz insana insan olarak bakarız, insana milletimizin bir mensubu olarak bakarız, vatandaş olarak bakarız" diyen Erdoğan, "Dili, dini, mezhebi, siyasi görüşü, yaşam tarzı her ne olursa olsun, bizim nezdimizde insan insandır, devlet karşısında eşit vatandaştır. Ama biz Anamuhalefeti, bu ülkede başörtüsü ile ilgili sorununu... Zaten bundan önceki seçimlerde de yaşadık, gördük. Bir taraftan rozet taktılar, öbür taraftan otobüsten attılar. Bunları gördük. Ama şimdi ne demeye başladılar? 'Aday niçin olmasın' demeye başladılar. İşte tememnimiz, beklentimiz bizimde bu. Temenni ederiz ki CHP'de de başı örtülü kardeşlerimiz aday olmak istiyorlarsa olsunlar. Normalleşme budur. Şu ana kadar her ne yaptıysak, Türkiye'yi normalleştirmek için, evrensel insan hakları normlarını Türkiye'ye egemen kılmak için yaptık. Bundan sonra da Türkiye'yi normalleştirmeye devam edeceğiz. Türkiye tam anlamıyla normalleşinceye kadar, yani evrensel insan hakkı normlarına kavuşuncaya kadar bu mücadelemizi kararlılıkla, samimiyetle sürdüreceğiz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, 30 Mart seçimleri yolunda hazırlıklarının artık belli bir aşamaya geldiğini söyledi.
İlk seçim üst kurulu toplantısını dün akşam yaptıklarını, önceki hafta sonu mevcut 16 büyükşehir ile ilgili temayül yoklamalarının başladığını belirten Erdoğan, gerek büyükşehirlerde gerekse ilçelerde temayülleri yaptıklarını kaydetti. Bu ayın 9'unda 14 yeni büyükşehir ve ilçelerinde temayülleri alacaklarını anlatan Erdoğan, 16-17 Kasım'da diğer 51 şehirde temayül yoklamalarını yapacaklarını ve temayül sürecini bitireceklerini bildirdi.
Başbakan Erdoğan, "Şunun altını çiziyorum: Temayül aday belirleme araçlarından yalnızca bir tanesidir, yani kesin hareket, karar noktamız değildir. Aday belirlerken yüzde yüz temayülü veyahut yüzde yüz anketi gözetmiyoruz. Çok büyük bir hassasiyetle, çok sayıda kriteri, referansı dikkate alıyor, hiç bir siyasi partide olmadığı kadar ince eliyor, sık dokuyor ve adaylarımızı ona göre belirliyoruz" diye konuştu.
Partilerin şu anda 81 ile ve ilçelere aday bulabilme konusunda sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Erdoğan, bir çok beldede, ilçede hatta ilde sadece vitrin olsun diye, formalite icabı aday ismi açıkladıklarını bildirdi. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"AK Parti'de hiç bir aday vitrin adayı değildir. Şu ana kadar başkan adayları içerisinde sayı yaklaşık 6 bin 100'ü bulmuş vaziyette. Hiç bir aday formalite icabı belirlenmiş aday değildir. Biz her bir adayımıza, o beldenin, ilçenin, ilin, büyükşehirin müstakbel belediye başkanı olarak bakarız, ona göre de liyakatı, ehliyeti, birikimi olan adayları belirler, onları listemize alırız. Başkaları için aday belirlemek kolay olabilir. Nasıl olsa seçilemeyecek diye onlar boşlukları doldurabilirler. Biz de böyle bir şey yok. Kılı kırk yaran bir hassasiyetle tercih yapmak, doğru adayı tespit etmek zorundayız. Onun için de aday belirleme sürecinde çok sayıda kritere bakıyor, çok sayıda yöntem kullanıyoruz."
Erdoğan, belediye meclis ve il genel meclisi üyelikleri ile ilgili başvuru süresini 1 Aralık tarihine kadar uzattıklarını bildirdi.
Bir yandan başvuruları aldıklarını, bir yandan da değerlendirmeleri yaptıklarını ifade eden Erdoğan, kademe kademe adayları açıklamaya başlayacaklarını, adaylar ve teşkilatla daha yoğun bir şekilde sahaya çıkacaklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, bu akşam saatlerinde bakan, milletvekili ve işadamı heyetiyle 3 ülkeyi kapsayan resmi ziyaret turuna başlayacağını kaydetti. Bu akşam Finlandiya'nın Başkenti Helsinki'ye gideceğini, yarın orada temaslara başlayacağını dile getiren Erdoğan, Finlandiya'da Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan ile görüşeceklerini, Helsinki Belediye Başkanı'nın onurlarına vereceği yemeğe katılacaklarını, Türk ve Fin işadamlarının katılımıyla iş forumunu gerçekleştireceklerini anlattı.
Yarın akşam İsveç'in Başkenti Stockholm'e geçeceklerini, perşembe sabahı İsveç temaslarına başlayacaklarını ifade eden Erdoğan, İsveç Kralı, Meclis Başkanı ve Başbakan ile görüşeceklerini söyledi. Erdoğan, İsveç'in özellikle enerji alanındaki bazı projelerini yerinde inceleyeceklerini söyleyerek, Türkiye-İsveç Forumuna katılacaklarını, perşembe akşamı Polonya'nın Başkenti Varşova'ya geçeceklerini ve oradaki temaslarına cuma günü başlayacaklarını ifade etti.
Erdoğan, Polonya'da da Cumhurbaşkanı, Meclis ve Senato Başkanları, Başbakan'la görüşeceklerini, iş forumuna katılacaklarını dile getiren Erdoğan, ayrıca Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde Türkiye-Avrupa ilişkileri konulu konferansa katılacaklarını belirtti.
Yurtlar noktasında ihtiyaca cevap verilemeyen bazı yerlerde de evlerde kalma noktasında sıkıntılar yaşandığını belirten Erdoğan, "Buralarda güvenlik güçlerimize, emniyetimize, valiliklerimize gelen istihbari bilgiler var. Bu istihbari bilgilerden hareketle de valiliklerimiz bu durumlara müdahale ediyorlar. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz?" diye konuştu.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, milletin ve İslam dünyasının Hicri 1435 yılının, kanayan İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumartesi ve pazar günü Kızılcahamam'da partisinin 21. İstişare Toplantısı'nı gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, dünyanın, ülkenin ve teşkilatın güncel meselelerini samimi bir ortamda her zaman olduğu gibi son derece özgür ve demokratik atmosferde istişare ettiklerini kaydetti.
Bu toplantının ülke, millet, demokrasi ve özellikle AK Parti teşkilatı için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, "İstişare toplantısını, şehirden uzak, izole, dışarıya mümkün olduğunca kapalı ortamda yapmamızın nedenleri var. Toplantının samimi bir havada gerçekleşmesi, tam bir özgürlük, serbestlik ortamında gerçekleşmesi için iki gün boyunca dışarıyla bağlantımızı kesiyoruz" dedi.
Buna rağmen içeride konuşulan konuların dışarşa sızdırıldığını, üstelik de maalesef eksik ve yanlış sızdırıldığını gördüklerini ve buna da üzüldüklerini belirten Erdoğan, nitekim dün yazılı, görsel ve sosyal medyada, istişare tolantısında konuşulduğu söylenen bazı konuların yer aldığını aktardı.
"Ben karakteri itibariyle farklı bir siyasetçiyim. Bir yerde konuştuğumu inkar etme anlayışına sahip bir insan değilim" ifadesini kullanan Erdoğan, "Ne yapıyorsak, inanarak yaparız, ne söylüyorsak da arkasında durarak söyleriz. Öyle eğilip bükülerek, omurgasız bir şekilde bir şeyi sürdürmenin hesabı, gayreti içerisinde olmadım, olmam. Bu ülkede Başbakanlık görevini, bu millet bize verdi, iktidarı da bize verdi. Biz, muhafazakar, demokrat bir partiyiz. Partimiz olarak da neler yaptığımızı ve neler yapmamız gerektiğini de biliriz" diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Müteaddit defalar kimsenin yaşam tarzına karışmadığımızı, karışmayacağımızı hep söylememize rağmen, bir çok yerde 'yaşam tarzımız şöyle değiştirildi, böyle değiştirildi, böyle değiştiriliyor' gibi ithamlarla da karşı karşıyayız. 4,5 yıl İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım, aynı ithamlarla hep karşı karşıya oldum. 4,5 yılımız böyle geçti ama 4,5 yıl yaptığımız bu belediye başkanlığında biz sonunda o söylenenlerden dolayı değil, bir şiirden dolayı içeri atıldık. Niye? 'Suyu bulandırdın dediler', bunu yaptılar."
Başbakan Erdoğan, 11 yıldır Türkiye'yi yönettiklerini, 11 yıllık Türkiye yönetiminde de hep buna benzer arayışların devam ettiğine dikkati çekkerek, şunları kaydetti:
"11 yıllık şu yönetimde AK Parti iktidarı kimin yaşam tarzına müdahale etti? Kimin yaşam tarzına karıştı? 'Sen niçin şöyle yaşıyorsun, böyle yaşıyorsun...?' Böyle bir durum mu söz konusu oldu? Kim, hangi yaşam tarzından tard edildi? Kimse bunu söyleyebilir mi? Eğer bu ülkede birileri zulme uğradıysa, o, muhafazakar kesimdir ve acımazısca bu yapılmıştır. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette yapılmıştır. Hep bunları yaşaya yaşaya biz bugünlere geldilk. Şimdi bu devran değiştiği için birileri bir şeyler kapmaya ve bunun gayreti içerisine girmeye çalışıyorlar.
Biz sorumluluk makamında, mevkiinde olan muhafazakar bir demokrat parti olarak, muhafazakar demokrat bir kimliğe sahip olarak, bu ülkede anne babaların, ebeveynlerin, herkesin çocukları bize emanettir. Biz, kızların erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz. Bazı gazeteler şöyle yazmış, köşe yazarları böyle yazmış, ne yazarlarsa yazsınlar, dünyada eğitim psikolojisinin içerisinde bunun verimlilik açısından hiçbir zaman izahı yapılamaz. Biz burada kesinlikle müdahil olduk ve şu anda yurtlarımızda bu şekilde kızlarımızın erkek öğrencilerle ayrıştırılması çalışmalarını hızla devam ettiriyoruz. Şu ana kadar yüzde 75 oranında da bunu gerçekleştirdik. Ha bazı yerlerde yurtlar noktasında ihtiyaca cevap veremediğimiz için bazı yerlerde de evlerde kalma noktasında sıkıntılar yaşanıyor. Buralarda güvenlik güçlerimize, emniyetimize, valiliklerimize gelen istihbari bilgiler var. Bu istihbari bilgilerden hareketle de valiliklerimiz bu durumlara müdahele ediyorlar. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Niye bundan birileri rahatsız oluyor? Bazı köşe yazaları inadına bu tür şeyleri yazıp çizecekler diye, kusura bakmasınlar biz bu ihbarları bir kenara atamayız ve valiliklerimiz de emniyet teşkilatımız da bu tür ihbarları değerlendirir ve bunların üzerine gider. Peki bunlar nerelerden geliyor? Aynı apartmanın içerisinde bakıyorsunuz daire komşuları bu tür şeylerin ihbarını yapıyor. Çünkü buralarda nelerin olduğu belli değil. Karmakarışık, her tür şeyler olabiliyor. Ondan sonra anneler babalar feyat ediyor 'devlet nerede?' diye. Devletin burada olduğunu anlatmak için bu adımlar atılmaktadır ve atılacaktır. Bunlara da kusura bakmasınlar, bir muhafazakar demokrat iktidar olarak bizler müdahil olmak durumundayız. Bu, yaşam tarzına müdahale değildir. Kimse bunu bu şekilde yorumlamasın. Yorumlayanlar varsa, buyursunlar yorumlasınlar. Onlar yine o şekilde aynen devam etsinler ama biz böyle bir sorumluluğun manen altına giremeyiz. Bunu bir defa herkes böyle bilmeli. Yani AK Parti'nin kimliğinde, programında böyle bir sorumluluğun altına girmek yok. Bunu da bu şekilde buradan ilan edilyoruz. Şahsen bulunduğum makam, değerler, asla buna müsaade etmez. Çünkü ben bir Başbakan olarak bu Anadolu'nun topraklarını bilen, bu ülkede annelerin babaların kahir ekseriyetinin bu işlere asla müsaade etmeyeceğini bilen bir insanım. Çünkü damdan düşen bir insanım. Nerede, nasıl nidaların, seslerin yükseldiğini bilen bir insanım. Bunun şikayetini de sürekli dinleyen bir insan olarak bu işte biz kararlı adım atmaya mecburuz."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ?Marmaray'da küçük çaplı aksaklıkların, bazı çevrelerde çok büyük bir keyif ve heyecan yarattığını belirterek."76 milyonun hemen tamamı Marmaray gururunu, sevincini yaşarken, varsın bazıları da Marmaray'ın küçük aksaklıklarından dolayı sevinç yaşasın" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Ekim'de Kosova'nın başkenti Priştine'ye gittiğini, burada Kosova ve Arnavutluk Başbakanı ile birlikte bir Türk firması tarafından inşa edilen Priştine Havalimanı yeni terminal binasının resmi açılışını yaptıklarını anımsattı.
Oradan Prizren geçtiklerini ve üç Başbakan olarak çoğunluğu Türk ve Arnavut'tan oluşan Kosovalılar'a bir miting ile hitap ettiklerini aktaran Erdoğan, hafta sonu da Van'da olduklarını belirtti.
Van depreminin ikinci yılında, Van'a gerek depremin yaralarını sarmak gerek Van'ın ihtiyaçlarını gidermek için inşa edilen eser ve yatırımların resmi açılışını yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Van merkezde, Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde, Özalp ve Erciş ilçelerinde iki gün boyunca 152 kalem, 1,5 milyar liralık yatırımın açılışını gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Van'a depremin ardından 5 milyar liralık yatırım yapıldığını belirten Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinde Van'a böyle bir yatırım toplamda gelmemiştir. Biz 5 milyar liralık yatırımı şu iki yıl içerisinde Van'a yaptık" dedi.
Geçen salı günü Cumhuriyetin kuruluşunun 90. yılının hep birlikte kutlandığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"90. yılı çok farklı kılan, unutulmaz hale getiren bir açılışı da İstanbul'da gerçekleştirdik. Asırların projesi olan Marmaray, 153 yıllık bir hayaldi ve bir muhteşem törenle gerçek oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde, Somali Cumhurbaşkanı, Japonya ve Romanya başbakanları, yurt dışından yurt içinden çok sayıda misafir ve elbette İstanbulluların katılımıyla çok farklı bir heyecanı orada yaşadık.
Açılış töreninin ardından misafirlerimizle birlikte Marmaray'a bindik ve Asya'dan Avrupa kıtasına doğru haraket ettik. İlk sefer 4 dakika sürmedi. Boğazın tam altında kısa bir mola verdik. Bu molada Marmaray tüplerine sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız, şahsım, bakanımız, aynı zamanda yüklenici firma plaketleri çaktık. Tören sırasında sayın Cumhurbaşkanımızın da hatırlatmasıyla bakanımıza talimat verdik ve Marmaray'ın 15 gün ücretsiz olmasını sağladık. Bugün bir hafta oldu, bir hafta daha ücretsiz olarak devam edecek.
İlk gün Marmaray'ı kullanan sayısı 300 bin rakamına ulaştı. Pazar günü ise 350 bin yolcu taşındı. Asrın projesini, küresel ölçekte büyük bir projeyi görmek, Türkiye'nin bu büyük grurunu yaşamak için sadece İstanbul'dan değil Türkiye'nin dört bir tarafından vatandaşlarımız geldiler ve Marmaray gururunu orada yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar. Marmaray'da küçük çaplı aksaklıkların, özellikle de askıya tutunacağı yerde emniyet kollarının çekilmesiyle yaşanan duraksamaların bazı çevrelerde çok büyük bir keyif yarattığını, heyecan yarattığını görüyoruz. Zevkleniyorlar, 'durdu, işte aradığımı buldum', kamera da arkada, kendine göre çekim yapıyor. 76 milyonun hemen tamamı, Marmaray gururunu, sevincini yaşarken, varsın bazıları da Marmaray'ın küçük aksaklıklarından dolayı sevinç yaşasın. Fakat bu hazımsızlığın, hasedin son bulması ve şu anda Marmaray'ın gururunu yaşamayanların da bu gurura ortak olabilmesi aslında bizim en büyük temennimizdir. Özelikle Marmaray'a binmeyeceğini ifade edenlere, Marmaray'ı seyirlik olsun diye değil içine binip bir kıtadan diğerine hızlı, güvenli, konforlu şekilde geçmek için inşa ettiğimizi de hatırlatıyoruz. Onların da bir an önce o trenleri tecrübe etmelerini, milletin gururunu onların da paylaşmalarını yürekten arzu ediyorum."
İzmir'de 5. İzmir İktisat Kongresi'nin heyecanını yaşadıklarını belirten Erdoğan, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla Dünya Bankası Başkanı, Türkiye'den ve dünyadan ekonomi otoriteleri, uzmanları katılımıyla 5. İzmir İktisat Kongresi'ni yapıldığını hatırlattı. Erdoğan, kongrede ulusal ve küresel ekonominin ayrıntılı şekilde ele alındığını kaydetti.
Erdoğan, İzmir'de iktisat kongresinin ardından, parti teşkitayla bir araya geldiklerini ardından Kuşadası'na geçerek Türkiye'nin en büyüğü, Avrupa'nın ilk onunda yer alan Efes Kongre Merkezi'nin açılışını gerçekleştirdiklerini söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kadınları başı örtülü, başı açık diye ayrımcılığa tabi tutan hiç bir zaman kendilerinin olmadığını belirterek, "Bizim için insan en başta insandır, en başta candır. Bizden önce gelen iktidarlar bu ülkede kadınımızı, kızımızı başı açık, başı örtülü diye ayırıma tabi tuttular" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Biz de işimizi sağlam ve sıkı tutacağız, yere sağlam basacağız. Ülkesinin felaketinden medet umanlara fırsat tanımayacak, zemin hazırlamayacağız. Biz belli bir çevrenin, belli bir zümrenin ikbali için değil, 76 milyonun tamamının ikbali, çıkarı ve faydası için çalışacak, 76 milyonu bir ve beraber olarak kucaklayacağız" dedi.
"Hanım kardeşlerime sesleniyorum" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Kadınları başı örtülü, başı açık diye ayrımcılığa tabi tutan hiç bir zaman biz olmadık. Bizim için insan en başta insandır, en başta candır. Bizden önce gelen iktidarlar bu ülkede kadınımızı, kızımızı başı açık, başı örtülü diye ayırıma tabi tuttular. Başı örtülü olan okulların kapısından geri çevrilmiştir, bu ayrımcılık değil mi? Başı örtülü olan kamudan geri çevrilmiştir, bu ayrımcılık değil mi? Onlar insan, can değil miydi? Bunlar bu ülkede olmadı mı, bunları yaşamadık mı? Biz bunları hep yaşadık. Ailelerimiz de yaşadı. Okulların kapısında ailelerimiz gittiler nöbet tuttular, biz bunları yaşadık. Şu anda Anamuhalefet çıkmış diyor ki 'normalleşmeyi sağladık.' Ne sağladınız ya? Sizin dönemlerinizde, sizin iktidarlarınızda bunlar yaşandı. Bu Anamuhalefet hala başka dünyada yaşıyor. Nitekim yaptıkları konuşmalarda da bunu görüyorsun. Bunu özgürlük olarak hala nitelemeyenler, o kadronun içinde, Anamuhalefetin içinde. Bunlar hukuk tanımazdır, bunların hak, hukuk diye bir anlayışı yoktur. Biz başı örtülü olanı da başı açık olanı da aynı hakka ve aynı hukuka sahip insan olarak görürüz ve kendilerine hizmet etmeyi de görev telakki ederiz.
Bugüne kadar bu milletin mensupları olarak, hepsinin hakkını savunduk, savunuyoruz ve savunacağız. Başı örtülü olarak okumanın, çalışmanın ve siyaset yapmanın önünü açarken, hiç kimseye imtiyaz sağlamıyoruz, ayrımcılık yapmıyoruz; tam tersine insanlık dışı bir ayrımcılığı ortadan kaldırıyoruz, yaptığımız budur. Şimdi bize şunu söylüyorlar: 'Başı açık olanların da haklarını savunacak mısınız?' diye soruyorlar. Çok ayıptır ya, bu soruyu kime soruyorsunuz? 11 yıllık iktidarımızda başı açık olan acaba hangi hakkını kaybetti? 'Şu hakkını kaybetti' desinler, gelsinler bize, biz ona o hakkı da verelim. Hangi hakkı kaybetti? Kamuda görev almaktan mı men edildi? Üniversitelerde, liselerde, şurada, burada okumaktan mı men edildi? Hangi özgürlüklerİ ellerinden alındı? Bunu söyler misiniz? Bunu bize söylesinler, Cevabımız çok net: Biz bugüne kadar böyle bir ayırımın tarafı olmadık, böyle bir ayırımı, tasnifi asla kabul etmiyoruz. Biz bu soruyu soranlar gibi millete, vatandaşa, insana tepeden bakanlardan, insanlar arasında ayırım yapanlardan olmadık."
"Biz insana insan olarak bakarız, insana milletimizin bir mensubu olarak bakarız, vatandaş olarak bakarız" diyen Erdoğan, "Dili, dini, mezhebi, siyasi görüşü, yaşam tarzı her ne olursa olsun, bizim nezdimizde insan insandır, devlet karşısında eşit vatandaştır. Ama biz Anamuhalefeti, bu ülkede başörtüsü ile ilgili sorununu... Zaten bundan önceki seçimlerde de yaşadık, gördük. Bir taraftan rozet taktılar, öbür taraftan otobüsten attılar. Bunları gördük. Ama şimdi ne demeye başladılar? 'Aday niçin olmasın' demeye başladılar. İşte tememnimiz, beklentimiz bizimde bu. Temenni ederiz ki CHP'de de başı örtülü kardeşlerimiz aday olmak istiyorlarsa olsunlar. Normalleşme budur. Şu ana kadar her ne yaptıysak, Türkiye'yi normalleştirmek için, evrensel insan hakları normlarını Türkiye'ye egemen kılmak için yaptık. Bundan sonra da Türkiye'yi normalleştirmeye devam edeceğiz. Türkiye tam anlamıyla normalleşinceye kadar, yani evrensel insan hakkı normlarına kavuşuncaya kadar bu mücadelemizi kararlılıkla, samimiyetle sürdüreceğiz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, 30 Mart seçimleri yolunda hazırlıklarının artık belli bir aşamaya geldiğini söyledi.
İlk seçim üst kurulu toplantısını dün akşam yaptıklarını, önceki hafta sonu mevcut 16 büyükşehir ile ilgili temayül yoklamalarının başladığını belirten Erdoğan, gerek büyükşehirlerde gerekse ilçelerde temayülleri yaptıklarını kaydetti. Bu ayın 9'unda 14 yeni büyükşehir ve ilçelerinde temayülleri alacaklarını anlatan Erdoğan, 16-17 Kasım'da diğer 51 şehirde temayül yoklamalarını yapacaklarını ve temayül sürecini bitireceklerini bildirdi.
Başbakan Erdoğan, "Şunun altını çiziyorum: Temayül aday belirleme araçlarından yalnızca bir tanesidir, yani kesin hareket, karar noktamız değildir. Aday belirlerken yüzde yüz temayülü veyahut yüzde yüz anketi gözetmiyoruz. Çok büyük bir hassasiyetle, çok sayıda kriteri, referansı dikkate alıyor, hiç bir siyasi partide olmadığı kadar ince eliyor, sık dokuyor ve adaylarımızı ona göre belirliyoruz" diye konuştu.
Partilerin şu anda 81 ile ve ilçelere aday bulabilme konusunda sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Erdoğan, bir çok beldede, ilçede hatta ilde sadece vitrin olsun diye, formalite icabı aday ismi açıkladıklarını bildirdi. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"AK Parti'de hiç bir aday vitrin adayı değildir. Şu ana kadar başkan adayları içerisinde sayı yaklaşık 6 bin 100'ü bulmuş vaziyette. Hiç bir aday formalite icabı belirlenmiş aday değildir. Biz her bir adayımıza, o beldenin, ilçenin, ilin, büyükşehirin müstakbel belediye başkanı olarak bakarız, ona göre de liyakatı, ehliyeti, birikimi olan adayları belirler, onları listemize alırız. Başkaları için aday belirlemek kolay olabilir. Nasıl olsa seçilemeyecek diye onlar boşlukları doldurabilirler. Biz de böyle bir şey yok. Kılı kırk yaran bir hassasiyetle tercih yapmak, doğru adayı tespit etmek zorundayız. Onun için de aday belirleme sürecinde çok sayıda kritere bakıyor, çok sayıda yöntem kullanıyoruz."
Erdoğan, belediye meclis ve il genel meclisi üyelikleri ile ilgili başvuru süresini 1 Aralık tarihine kadar uzattıklarını bildirdi.
Bir yandan başvuruları aldıklarını, bir yandan da değerlendirmeleri yaptıklarını ifade eden Erdoğan, kademe kademe adayları açıklamaya başlayacaklarını, adaylar ve teşkilatla daha yoğun bir şekilde sahaya çıkacaklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, bu akşam saatlerinde bakan, milletvekili ve işadamı heyetiyle 3 ülkeyi kapsayan resmi ziyaret turuna başlayacağını kaydetti. Bu akşam Finlandiya'nın Başkenti Helsinki'ye gideceğini, yarın orada temaslara başlayacağını dile getiren Erdoğan, Finlandiya'da Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan ile görüşeceklerini, Helsinki Belediye Başkanı'nın onurlarına vereceği yemeğe katılacaklarını, Türk ve Fin işadamlarının katılımıyla iş forumunu gerçekleştireceklerini anlattı.
Yarın akşam İsveç'in Başkenti Stockholm'e geçeceklerini, perşembe sabahı İsveç temaslarına başlayacaklarını ifade eden Erdoğan, İsveç Kralı, Meclis Başkanı ve Başbakan ile görüşeceklerini söyledi. Erdoğan, İsveç'in özellikle enerji alanındaki bazı projelerini yerinde inceleyeceklerini söyleyerek, Türkiye-İsveç Forumuna katılacaklarını, perşembe akşamı Polonya'nın Başkenti Varşova'ya geçeceklerini ve oradaki temaslarına cuma günü başlayacaklarını ifade etti.
Erdoğan, Polonya'da da Cumhurbaşkanı, Meclis ve Senato Başkanları, Başbakan'la görüşeceklerini, iş forumuna katılacaklarını dile getiren Erdoğan, ayrıca Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde Türkiye-Avrupa ilişkileri konulu konferansa katılacaklarını belirtti.
