2011-01-11 - 12:19
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in ''siyasi sorumluluğunun gereğini yerine getirerek ya istifa etmesini ya da görevden alınmasını'' istedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tutukluluk
süreleri nedeniyle tahliyelerle ilgili tartışmalara değindi.
Bahçeli, ''Örgütlü suçlar kapsamında en hunhar cinayetleri işleyen ve
insanlık dışı yöntemlerle canlara kıyan PKK ve Hizbullah teröristlerinin tahliye
edilmesi ve bunların davul, zurnalı törenlerle karşılanması milletimizde infial
yaratmıştır'' dedi.
Yargının yapısal sorunlarını köklü çözümlere kavuşturacak, giderek
ağırlaşan ve katlanılamaz hale gelen sıkıntılarına çare bulacak olanların
öncelikle ''yürütme ve yasama organları'' olduğunu belirten Bahçeli, ''Hükümet
etmek makamı ağlama duvarı, şikayet etme ve bahane üretme makamı değildir.
Başbakan Erdoğan ve hükümeti, yargının bugün içine düştüğü kısır döngü ve
çıkmazın nedenlerini ilk önce kendilerinde, ön yargılı siyasi hesaplarında ve
çarpık siyaset zihniyetlerinde aramalıdır'' diye konuştu.
AK Parti'nin ''siyasi hesap ve düşüncelerle 8 yılı aşkındır yargıyı
kuşatma altına aldığını, her vesileyle karalayıp ve suçladığını, toplum nezdinde
itibarsız hale getirmek için seferberlik başlattığını'' öne süren Devlet Bahçeli,
şunları kaydetti:
''AKP hükümetleri; yargının kronik sorunlarının çözümüyle ilgilenmemiş,
bunun yerine yargının çözülmesine, siyasi etki altına alınarak ele geçirilmesine
çalışmıştır. Yargının yapısal sorunlarının çözümü için bugüne kadar kılını bile
kıpırdatmayan Başbakan ve hükümeti, şimdi kendisini kurtarabilmek için herkese
çamur atmakta, herkesi suçlamaktadır. Yargının ağır işleyişi, Adli Tıp Kurumunun
bu konuda takoz gibi çalışması, Yargıtay'ın iş yükünün altından kalkamaması
nedeniyle dava dosyalarının sürüncemede kalmasında adalet mekanizmasının kusuru
ve ihmali varsa, bunu giderecek tedbirlerin süratle alınması en başta hükümetin
sorumluluğundadır.
Bu sorumluluğu da yerine getirmeyen hükümet hala laf yarışıyla temize
çıkacağı hesabını yapmakta ve bugün gelinen yargı çıkmazını kullanarak Yüksek
Yargı üzerinden operasyon yapmaya hazırlanmaktadır. Bu konuda bugün karşımıza
çıkarılan tablo her yönüyle karanlık, acı ve utanç vericidir. Tahliye edilen
Hizbullah ve PKK teröristleri bugün aramızda dolaşmaktadır. Hizbullah
teröristlerinin tutuklu bulundukları dönemde cezaevinde internet üzerinden
dışarıyla irtibat kurmalarına ve terör faaliyetlerini hapishaneden de
yönlendirmelerine izin verildiği ortaya çıkmıştır. Bu vahim durum karşısında
yapılması gereken en öncelikli husus bu teröristlerin dosyalarının süratle ele
alınarak yargı süreçlerinin sonuçlandırılmasıdır. Bunun yanı sıra, Hizbullah
teröristlerinin cezaevinde internet aracılığıyla dışarıdakilerle haberleşmesinin
sorumluları derhal ortaya çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır. Adalet Bakanlığının
başındaki Bakan da siyasi sorumluluğunun gereğini yerine getirerek ya istifa
etmeli ya da görevden alınmalıdır. Yargının acil sorunlarına acil çözümler için
yürütmeyle yargı organları biran önce bir araya gelmeli ve bu konularda mutabık
kalınacak acil önlemler paketi TBMM'nin önüne getirilerek süratle
yasalaştırılmalıdır. MHP bu konuda yapıcı bir tutum içinde olacak ve yargı
çıkmazının aşılması için her desteği verecektir.''
''Mesele yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesi kapsamında bazı
katillerin serbest kalması değildir'' diyen Bahçeli, yaşananların ''hukuktaki
sarsıntıların ve adaletteki gerilemenin yalnızca bir örneği'' olduğunu savundu.
Bahçeli, ''Söz konusu maddenin 31 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe girmesi
nedeniyle, tutukluluk halleri devam edenlerin serbest kalacağı bilinmesine
rağmen, gerekli önlemlerin alınmaması ihmaldir, aymazlıktır ve gafletten öte bir
davranıştır. Bu kadar ertelenen maddenin yürürlük tarihi, biraz daha ileri bir
tarihe bırakılabilir ve iş yükünün fazlalığından kaynaklanan mazeretlerin de
önüne geçilebilirdi'' dedi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, tartışma
yaratan tahliyelerle ilgili ''siyasi sorumlu olarak hükümetin yakasından
tutacaklarını'' belirterek, ''Ancak adalet dağıtan pozisyonda olanların
kendilerini gözden geçirmelerinde ve bir öz eleştiri yapmalarında da sonsuz
yararlar olacağına inanıyoruz'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün helikopter
kazasında şehit olan 5 kara pilot subaya Allah'tan rahmet, yakınlarına, TSK'ya ve
Türk milletine başsağlığı diledi.
10 Ocak tarihinin ''Çalışan Gazeteciler Günü'' olarak kutlandığını
anımsatan Bahçeli, gazetecileri kutlayarak, ''Bu meslek grubundakilerin birçok
sıkıntısı olmasına rağmen gece gündüz demeden milletimizi bilgilendirmek ve
haberdar etmek için çalıştıklarını iyi biliyorum'' dedi.
Hükümetin gözü ve idrakinin ''konu esnaf olduğu zaman kapandığını''
savunan Bahçeli, üst üste yığılan borçların esnafı soluk aldırmaz bir hale
getirdiğini savundu.
Bahçeli, ''Esnafımızın sorunları büyüktür ve iktidardan umduklarını bu
zamana kadar bulamamışlardır'' diye konuştu.
2023 tarihinde Türkiye'nin nerede olması gerektiğini ilk açıklayanın MHP
olduğunu belirten Bahçeli, ''Başbakan'ın, yıllar önce Türk milletinin önüne
koyduğumuz 2023 hedefini benimsemesi kendisi için bir gelişmedir ancak bu vizyonu
özümsemesine kalitesinin ve siyasi sicilinin de çok müsait olmadığını bu
vesileyle hatırlatmak isterim'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın iktidarı süresince ''karşısına çıkan hukuki engelleri
hiç önemsemediğini, ciddiye almadığını ve sorumsuzca hareket ettiğini'' öne süren
Bahçeli, ''Adalet bilinci ve hukuk anlayışı, AKP'yle birlikte ağır darbe almış,
ruhunu ve yaptırım gücünü kaybetmiş; haksızlıkların ve usulsüzlüklerin artmasını
teşvik etmiştir. Yapılan her yanlışa hukuki kılıf bulunmuş, adalet eğilip
bükülmüş, güçlünün meşru ve haklı olduğu, zayıfın korunaksız ve çaresiz olduğu
bir düzenin tohumları AKP eliyle saçılmıştır'' diye konuştu. Bahçeli, şunları
söyledi:
''Eğer bugün adalet kurumunun çökme aşamasına geldiğinden bahsediyorsak
ve verilen kararların vicdanlarda karşılık bulmadığını söylüyorsak, bundan
öncelikle sorumlu şüphesiz AK Parti iktidarıdır. Tabiidir ki yargı kurumlarının
ve burada görev alan hukukçuların bu marazi durumdan muaf olduklarını ileri
sürmemiz de mümkün olmayacaktır. Biz, siyasi sorumlu olarak elbette hükümetin
yakasından tutacağız; ancak adalet dağıtan pozisyonda olanların kendilerini
gözden geçirmelerinde ve bir özeleştiri yapmalarında da sonsuz yararlar olacağına
inanıyoruz.
AKP ile birlikte yargı, adalet, hukuk kavram ve kurumları talihsiz ve
tehlikeli mecralara sokulmuş, asıl anlamlarından uzaklaştırılmış ve iktidar
savaşının ortasına itilmişlerdir.
Demokrasinin sunduğu imkanların arkasına gizlenerek, aydınlığı ve adaleti
taşlayan bu zihniyetin hukuksuzluğu yaygınlaştırarak Türkiye Cumhuriyeti'ni darp
etmek istediği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi'ne ya da HSYK'ya kimin atanıp
atanmayacağı konusuyla adalet sisteminin sorunlarının bitirilemeyeceğini
açıklıkla vurgulamıştık. İnsaf, izan, merhamet ve utanma duygusu olmayan iktidar
kadroları, kendilerini rahata erdirecek ve koruyacak hukuk normlarını ve hukuk
teknisyenlerini yargıya sızdırmanın ve yerleştirmenin arayışında olmuşlardır.''
Ülkenin huzur ve güvenliğinin, emniyet ve asayişinin ''tarihte
görülmediği kadar bozulduğu bu dönemde, AK Parti zihniyetinin hiçbir sorun yokmuş
gibi davranmaya, suçu olağan bir sonuç gibi algılamaya devam ettiğini'' savunan
Devlet Bahçeli, ''Görevinde kalması artık sakıncalı olan İçişleri Bakanı hiçbir
olaya müdahil olmadığı gibi böyle bir niyeti de yoktur. Yıkım projesinin mesafe
alması için çırpınan bu zatın, ülkenin içişlerini kanun kaçaklarına teslim ettiği
görülmektedir'' dedi.
''İyi ve dürüst vatandaş olmanın neredeyse külfet haline dönüştüğünü''
ileri süren Bahçeli, ''Sözde kardeşliğin, dayanışmanın, paylaşmanın resmini çizme
mücadelesi verdikleri yalanını söyleyen Başbakan, aslında suçun, adaletsizliğin
ve kardeş kavgasının kanlı manzarasını kırdığı hukuk fırçasıyla şekillendirmeye
çabalamaktadır. Kendisi de yanına aldığı işbirlikçilerle birlikte bu resim
karşısında sırıtmakta, bunun adına 'gelişme ve istikrar' demektedir'' diye
konuştu.
Bahçeli, şunları dile getirdi:
''Habur'da teröristi anında affeden ama sıra vatandaşlarımızın haklarını
almasına gelince yıllarca mahkeme kapılarında süründüren hukuk sisteminin
düzgünlüğünden ve etkinliğinden bahsetmek için yalnızca AKP yandaşı olmak yeterli
olacaktır. AKP hükümeti hukuku taraflı ve yanlı bir hale getirmiştir.
Vatandaşlarımız mahkemelerde adaletin dağıtıldığına itibar etmemekte, güçlünün ve
tanıdığı olanın her işini yürüteceğine inanmaktadır. Bu şartlar altında millet
birliği ve bütünlüğüyle devlet düzenin sağlanması ihtimal dahilinde
olmayacaktır.
Şayet yıkım projesinin gizli kalan taraflarında; hukuka güvenin
sarsılarak, farklı bir devlet yapılanması altında yeni bir hukuk planlaması
akıllardan geçiyorsa, o zaman bu niyeti taşıyanlara haddini bildirmek bizim için
siyasi namus meselesi olacaktır.
Gerekli tedbirler alınmadığı için bugün yüzlerce insanın kanına giren
canilerin serbest kalması aslında başka hukuk facialarının habercisidir.
Bununla birlikte, AKP'nin siyasi süreçte daha fazla bulunması halinde ve
yarın şartlar oluştuğunda İmralı'da yatan hainin salıverilmesi işten bile
olmayacaktır.''
Bugün yargıda uzman personel eksikliği ve fiziki şartlarla ilgili
problemler olduğunu ve bunların da uzun bir geçmişinin bulunduğunu dile getiren
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Ancak sırf bu mazeretlere sığınarak,
vatandaşlarımızın çözümünü bekledikleri sorunlarının giderilememesi haksızlıktır,
yanlıştır ve kabul edilemez bir durumdur'' dedi.
Sorumlu ve yetkili konumda bulunanların bu konuya mutlaka eğilmelerini ve
gerekli tedbirleri vakit geçirmeksizin almalarını isteyen Bahçeli, ''Atışma ve
çekişme yerine, Yargıtay Başkanı ile Başbakan bir araya gelmeli ve yapılacaklar
hakkında mutabakatla sonuçlanacak karşılıklı bir diyalog zemini
oluşturmalıdırlar. Hiçbir gerekçeye aldırmadan, kanayan adalet sisteminin
tedavisi yapılmalı ve vatandaşlarımızın huzursuzluğu ve endişesi gecikmeksizin
giderilmelidir'' diye konuştu.
Bahçeli, Misak-ı Milli'nin 90. yıl dönümünü olan 28 Ocak'ta Anadolu
Gösteri Merkezi'nde seçim beyannamelerini açıklayacaklarını bildirdi.
Konuşmasının ardından Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübü
öğrencilerinden çiçek alan Bahçeli, ''Yumurta atmayan ancak demokratik bir hak
olarak oy kullanmayı başaran bir gençlik istiyorum'' dedi. (12:19)
süreleri nedeniyle tahliyelerle ilgili tartışmalara değindi.
Bahçeli, ''Örgütlü suçlar kapsamında en hunhar cinayetleri işleyen ve
insanlık dışı yöntemlerle canlara kıyan PKK ve Hizbullah teröristlerinin tahliye
edilmesi ve bunların davul, zurnalı törenlerle karşılanması milletimizde infial
yaratmıştır'' dedi.
Yargının yapısal sorunlarını köklü çözümlere kavuşturacak, giderek
ağırlaşan ve katlanılamaz hale gelen sıkıntılarına çare bulacak olanların
öncelikle ''yürütme ve yasama organları'' olduğunu belirten Bahçeli, ''Hükümet
etmek makamı ağlama duvarı, şikayet etme ve bahane üretme makamı değildir.
Başbakan Erdoğan ve hükümeti, yargının bugün içine düştüğü kısır döngü ve
çıkmazın nedenlerini ilk önce kendilerinde, ön yargılı siyasi hesaplarında ve
çarpık siyaset zihniyetlerinde aramalıdır'' diye konuştu.
AK Parti'nin ''siyasi hesap ve düşüncelerle 8 yılı aşkındır yargıyı
kuşatma altına aldığını, her vesileyle karalayıp ve suçladığını, toplum nezdinde
itibarsız hale getirmek için seferberlik başlattığını'' öne süren Devlet Bahçeli,
şunları kaydetti:
''AKP hükümetleri; yargının kronik sorunlarının çözümüyle ilgilenmemiş,
bunun yerine yargının çözülmesine, siyasi etki altına alınarak ele geçirilmesine
çalışmıştır. Yargının yapısal sorunlarının çözümü için bugüne kadar kılını bile
kıpırdatmayan Başbakan ve hükümeti, şimdi kendisini kurtarabilmek için herkese
çamur atmakta, herkesi suçlamaktadır. Yargının ağır işleyişi, Adli Tıp Kurumunun
bu konuda takoz gibi çalışması, Yargıtay'ın iş yükünün altından kalkamaması
nedeniyle dava dosyalarının sürüncemede kalmasında adalet mekanizmasının kusuru
ve ihmali varsa, bunu giderecek tedbirlerin süratle alınması en başta hükümetin
sorumluluğundadır.
Bu sorumluluğu da yerine getirmeyen hükümet hala laf yarışıyla temize
çıkacağı hesabını yapmakta ve bugün gelinen yargı çıkmazını kullanarak Yüksek
Yargı üzerinden operasyon yapmaya hazırlanmaktadır. Bu konuda bugün karşımıza
çıkarılan tablo her yönüyle karanlık, acı ve utanç vericidir. Tahliye edilen
Hizbullah ve PKK teröristleri bugün aramızda dolaşmaktadır. Hizbullah
teröristlerinin tutuklu bulundukları dönemde cezaevinde internet üzerinden
dışarıyla irtibat kurmalarına ve terör faaliyetlerini hapishaneden de
yönlendirmelerine izin verildiği ortaya çıkmıştır. Bu vahim durum karşısında
yapılması gereken en öncelikli husus bu teröristlerin dosyalarının süratle ele
alınarak yargı süreçlerinin sonuçlandırılmasıdır. Bunun yanı sıra, Hizbullah
teröristlerinin cezaevinde internet aracılığıyla dışarıdakilerle haberleşmesinin
sorumluları derhal ortaya çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır. Adalet Bakanlığının
başındaki Bakan da siyasi sorumluluğunun gereğini yerine getirerek ya istifa
etmeli ya da görevden alınmalıdır. Yargının acil sorunlarına acil çözümler için
yürütmeyle yargı organları biran önce bir araya gelmeli ve bu konularda mutabık
kalınacak acil önlemler paketi TBMM'nin önüne getirilerek süratle
yasalaştırılmalıdır. MHP bu konuda yapıcı bir tutum içinde olacak ve yargı
çıkmazının aşılması için her desteği verecektir.''
''Mesele yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesi kapsamında bazı
katillerin serbest kalması değildir'' diyen Bahçeli, yaşananların ''hukuktaki
sarsıntıların ve adaletteki gerilemenin yalnızca bir örneği'' olduğunu savundu.
Bahçeli, ''Söz konusu maddenin 31 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe girmesi
nedeniyle, tutukluluk halleri devam edenlerin serbest kalacağı bilinmesine
rağmen, gerekli önlemlerin alınmaması ihmaldir, aymazlıktır ve gafletten öte bir
davranıştır. Bu kadar ertelenen maddenin yürürlük tarihi, biraz daha ileri bir
tarihe bırakılabilir ve iş yükünün fazlalığından kaynaklanan mazeretlerin de
önüne geçilebilirdi'' dedi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, tartışma
yaratan tahliyelerle ilgili ''siyasi sorumlu olarak hükümetin yakasından
tutacaklarını'' belirterek, ''Ancak adalet dağıtan pozisyonda olanların
kendilerini gözden geçirmelerinde ve bir öz eleştiri yapmalarında da sonsuz
yararlar olacağına inanıyoruz'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, dün helikopter
kazasında şehit olan 5 kara pilot subaya Allah'tan rahmet, yakınlarına, TSK'ya ve
Türk milletine başsağlığı diledi.
10 Ocak tarihinin ''Çalışan Gazeteciler Günü'' olarak kutlandığını
anımsatan Bahçeli, gazetecileri kutlayarak, ''Bu meslek grubundakilerin birçok
sıkıntısı olmasına rağmen gece gündüz demeden milletimizi bilgilendirmek ve
haberdar etmek için çalıştıklarını iyi biliyorum'' dedi.
Hükümetin gözü ve idrakinin ''konu esnaf olduğu zaman kapandığını''
savunan Bahçeli, üst üste yığılan borçların esnafı soluk aldırmaz bir hale
getirdiğini savundu.
Bahçeli, ''Esnafımızın sorunları büyüktür ve iktidardan umduklarını bu
zamana kadar bulamamışlardır'' diye konuştu.
2023 tarihinde Türkiye'nin nerede olması gerektiğini ilk açıklayanın MHP
olduğunu belirten Bahçeli, ''Başbakan'ın, yıllar önce Türk milletinin önüne
koyduğumuz 2023 hedefini benimsemesi kendisi için bir gelişmedir ancak bu vizyonu
özümsemesine kalitesinin ve siyasi sicilinin de çok müsait olmadığını bu
vesileyle hatırlatmak isterim'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın iktidarı süresince ''karşısına çıkan hukuki engelleri
hiç önemsemediğini, ciddiye almadığını ve sorumsuzca hareket ettiğini'' öne süren
Bahçeli, ''Adalet bilinci ve hukuk anlayışı, AKP'yle birlikte ağır darbe almış,
ruhunu ve yaptırım gücünü kaybetmiş; haksızlıkların ve usulsüzlüklerin artmasını
teşvik etmiştir. Yapılan her yanlışa hukuki kılıf bulunmuş, adalet eğilip
bükülmüş, güçlünün meşru ve haklı olduğu, zayıfın korunaksız ve çaresiz olduğu
bir düzenin tohumları AKP eliyle saçılmıştır'' diye konuştu. Bahçeli, şunları
söyledi:
''Eğer bugün adalet kurumunun çökme aşamasına geldiğinden bahsediyorsak
ve verilen kararların vicdanlarda karşılık bulmadığını söylüyorsak, bundan
öncelikle sorumlu şüphesiz AK Parti iktidarıdır. Tabiidir ki yargı kurumlarının
ve burada görev alan hukukçuların bu marazi durumdan muaf olduklarını ileri
sürmemiz de mümkün olmayacaktır. Biz, siyasi sorumlu olarak elbette hükümetin
yakasından tutacağız; ancak adalet dağıtan pozisyonda olanların kendilerini
gözden geçirmelerinde ve bir özeleştiri yapmalarında da sonsuz yararlar olacağına
inanıyoruz.
AKP ile birlikte yargı, adalet, hukuk kavram ve kurumları talihsiz ve
tehlikeli mecralara sokulmuş, asıl anlamlarından uzaklaştırılmış ve iktidar
savaşının ortasına itilmişlerdir.
Demokrasinin sunduğu imkanların arkasına gizlenerek, aydınlığı ve adaleti
taşlayan bu zihniyetin hukuksuzluğu yaygınlaştırarak Türkiye Cumhuriyeti'ni darp
etmek istediği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi'ne ya da HSYK'ya kimin atanıp
atanmayacağı konusuyla adalet sisteminin sorunlarının bitirilemeyeceğini
açıklıkla vurgulamıştık. İnsaf, izan, merhamet ve utanma duygusu olmayan iktidar
kadroları, kendilerini rahata erdirecek ve koruyacak hukuk normlarını ve hukuk
teknisyenlerini yargıya sızdırmanın ve yerleştirmenin arayışında olmuşlardır.''
Ülkenin huzur ve güvenliğinin, emniyet ve asayişinin ''tarihte
görülmediği kadar bozulduğu bu dönemde, AK Parti zihniyetinin hiçbir sorun yokmuş
gibi davranmaya, suçu olağan bir sonuç gibi algılamaya devam ettiğini'' savunan
Devlet Bahçeli, ''Görevinde kalması artık sakıncalı olan İçişleri Bakanı hiçbir
olaya müdahil olmadığı gibi böyle bir niyeti de yoktur. Yıkım projesinin mesafe
alması için çırpınan bu zatın, ülkenin içişlerini kanun kaçaklarına teslim ettiği
görülmektedir'' dedi.
''İyi ve dürüst vatandaş olmanın neredeyse külfet haline dönüştüğünü''
ileri süren Bahçeli, ''Sözde kardeşliğin, dayanışmanın, paylaşmanın resmini çizme
mücadelesi verdikleri yalanını söyleyen Başbakan, aslında suçun, adaletsizliğin
ve kardeş kavgasının kanlı manzarasını kırdığı hukuk fırçasıyla şekillendirmeye
çabalamaktadır. Kendisi de yanına aldığı işbirlikçilerle birlikte bu resim
karşısında sırıtmakta, bunun adına 'gelişme ve istikrar' demektedir'' diye
konuştu.
Bahçeli, şunları dile getirdi:
''Habur'da teröristi anında affeden ama sıra vatandaşlarımızın haklarını
almasına gelince yıllarca mahkeme kapılarında süründüren hukuk sisteminin
düzgünlüğünden ve etkinliğinden bahsetmek için yalnızca AKP yandaşı olmak yeterli
olacaktır. AKP hükümeti hukuku taraflı ve yanlı bir hale getirmiştir.
Vatandaşlarımız mahkemelerde adaletin dağıtıldığına itibar etmemekte, güçlünün ve
tanıdığı olanın her işini yürüteceğine inanmaktadır. Bu şartlar altında millet
birliği ve bütünlüğüyle devlet düzenin sağlanması ihtimal dahilinde
olmayacaktır.
Şayet yıkım projesinin gizli kalan taraflarında; hukuka güvenin
sarsılarak, farklı bir devlet yapılanması altında yeni bir hukuk planlaması
akıllardan geçiyorsa, o zaman bu niyeti taşıyanlara haddini bildirmek bizim için
siyasi namus meselesi olacaktır.
Gerekli tedbirler alınmadığı için bugün yüzlerce insanın kanına giren
canilerin serbest kalması aslında başka hukuk facialarının habercisidir.
Bununla birlikte, AKP'nin siyasi süreçte daha fazla bulunması halinde ve
yarın şartlar oluştuğunda İmralı'da yatan hainin salıverilmesi işten bile
olmayacaktır.''
Bugün yargıda uzman personel eksikliği ve fiziki şartlarla ilgili
problemler olduğunu ve bunların da uzun bir geçmişinin bulunduğunu dile getiren
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Ancak sırf bu mazeretlere sığınarak,
vatandaşlarımızın çözümünü bekledikleri sorunlarının giderilememesi haksızlıktır,
yanlıştır ve kabul edilemez bir durumdur'' dedi.
Sorumlu ve yetkili konumda bulunanların bu konuya mutlaka eğilmelerini ve
gerekli tedbirleri vakit geçirmeksizin almalarını isteyen Bahçeli, ''Atışma ve
çekişme yerine, Yargıtay Başkanı ile Başbakan bir araya gelmeli ve yapılacaklar
hakkında mutabakatla sonuçlanacak karşılıklı bir diyalog zemini
oluşturmalıdırlar. Hiçbir gerekçeye aldırmadan, kanayan adalet sisteminin
tedavisi yapılmalı ve vatandaşlarımızın huzursuzluğu ve endişesi gecikmeksizin
giderilmelidir'' diye konuştu.
Bahçeli, Misak-ı Milli'nin 90. yıl dönümünü olan 28 Ocak'ta Anadolu
Gösteri Merkezi'nde seçim beyannamelerini açıklayacaklarını bildirdi.
Konuşmasının ardından Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübü
öğrencilerinden çiçek alan Bahçeli, ''Yumurta atmayan ancak demokratik bir hak
olarak oy kullanmayı başaran bir gençlik istiyorum'' dedi. (12:19)
