2010-03-09 - 14:56
BDP eş başkanı Gültan Kışanak, partisininin grup toplantısında Elazığ'daki depremi değerlendirirken, ''Sayın Başbakan, TOKİ'yi 8 yıl önce göreve
çağırsaydı bugün 51 kişi yaşıyor olacaktı'' dedi.
Kışanak, Elazığ'daki deprem bölgesinde kendilerinin de incelemelerde bulunduklarını,
vatandaşların sorunlarını dinlediklerini söyledi.
Kışanak, Türkiye'nin büyük bölümünün aktif deprem kuşağında olmasına,
ülkede önemli bir afet yönetimi ve birikiminin bulunmasına rağmen en küçük doğa
olayında bile hükümetin hazırlıksız yakalandığını öne sürdü.
Depremlerin yol açtığı kayıplarda depremin büyüklüğü kadar, önlemlerin
zamanında alınmamasının da etkili olduğunu belirten Kışanak, Elazığ'da yaşanan
son depremin, bunun somut örneği olduğunu ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, deprem bölgesinde yeni konutlar
yapılması için TOKİ'ye talimat verdiğini söylediğini anımsatan Kışanak, ''Sayın
Başbakan, TOKİ'yi 8 yıl önce göreve çağırsaydı, bugün 51 kişi yaşıyor olacaktı''
dedi.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayan Kışanak, kadınların yaşadığı
sorunlara değindi. Kadınlara yönelik şiddetin günümüzde de devam ettiğini
kaydeden Kışanak, ''Töre ve namus bahanesiyle işlenen kadın cinayetleri,
kadınlara yönelik cinsel saldırılar, tecavüz ve tacizler, küçük yaştaki kız
çocuklarının zorla evlendirilmesi, kadınların anadil ve eğitim hakları da dahil
olmak üzere bütün yaşamsal haklarının ellerinden alınması, savaşlarda yoğunlaşıp
meşrulaşan erkek şiddeti, göç, yoksullaşma bugün hala kadınların toplumsal,
kamusal ve özel alanda eşit ve özgür olmalarının önünde engel olmaya devam
ediyor'' diye konuştu.
Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de 3
kadından birinin şiddet gördüğünü anlatan Kışanak, Türkiye genelinde yüzde 39
olan kadına yönelik şiddet oranının Kuzey Doğu Karadeniz'de yüzde 53'e kadar
çıktığını kaydetti. Kışanak, yasalarda iyelileştirmeler yapılsa dahi, toplumsal
yapıyı dönüştürecek ciddi politikaların hayata geçirilemediğini ifade etti.
''Ölümler ardından ağlamak, hayıflanmak, tabutlar arkasında yürümek
kadının kaderi değil'' diyen Kışanak, şunları söyledi:
''Her kadın cinayetinde, her şiddet vakasında, kadının her gözyaşında,
ahında devletin, toplumun sorumluluğu var. Bu sorunların tek muhatabı Kadın ve
Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı olarak algılanmamalıdır. 15 bakanlık, 25 bakan
var ise her bir bakanlık kadın sorununun çözümü, erkeğin dönüşümü için özel çaba
göstermeli, Sayın Başbakan da öncelikli olarak sorumludur.
Kadın karakola başvurduğunda, şiddet algısı toplumun eleştirilen
genelinden daha farklı olmayan polis ve jandarmayla karşılaşıyor. 'Kocandır sever
de döve de' anlayışı azımsanacak bir durum değil.
Kadınlara yönelik şiddetin cinsiyetçi ve milliyetçi saldırıların
artmasında ve meşrulaşmasında, medyanın rolü büyük önem taşıyor. Medyadaki
cinsiyetçi dilin dönüştürülmesi için mücadele etmek kadın mücadelesi açısından
oldukça önemlidir.''
Bölgede ''koruculuk sisteminin kadın hakları üzerinde önemli bir tehdit
olduğunu'' iddia eden Kışanak, burada kadınların gördüğü şiddetin önemli bir
bölümünün, korucuların baskı ve tehditleriyle gerçekleştiğini öne sürdü.
BDP olarak kadınların yaşadığı sorunların yakın takipçisi olacaklarını
anlatan Kışanak, 2010 yılı içinde kadınların karar, yönetim, temsil organlarına
eşit dağılımını sağlamak amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılması için bir
kampanya başlatacaklarını bildirdi.
Başbakan Erdoğan'ın, Şanlıurfa'da yaptığı konuşmada ''bölücü terörü
destekleyen analar'' ve ''evladını kaybeden anneler yerine kendinizi koyarak
düşünün'' şeklinde ifadeler kullandığını anlatan Kışanak, ''O analar evlatlarını,
eşlerini, kardeşlerini yitirdiler ama barış söyleminden vazgeçmediler. Sayın
Başbakan, önce kendisi acı çeken kadınlarla empati kurmalı. Sayın Başbakan en
azından kadınların arasına girmesin. Biz, sorunlarımızla başetmenin yollarını
buluruz'' dedi. Kışanak, ''daha önemli, daha önemsiz'' diye acıyı
sınıflandırmanın yanlış bir tutum olacağını, acının ancak paylaşılabileceğini ve
da ona saygı duyulabileceğini ifade etti.
Gültan Kışanak, Türkiye'de kadınların sorunlarının daha iyi bir şekilde
çözülebilmesi için ''Kadın Erkek Eşitliği'' adı altında bir bakanlık
kurulabileceğini, bu bakanlığın, konuyla ilgili koordinatörlük görevini
yürütebileceğini söyledi.
Belçika'da düzenlenen operasyona değinen Kışanak, bu operasyonun, basın
özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına bir saldırı olduğunu öne sürdü.
Operasyonun içinde Türkiye'nin de yer aldığını savunan Kışanak, şunları
kaydetti:
''Daha da ötesi, iddialar bu operasyonun Türkiye, ABD ve Irak üçlü
mekanizma toplantısında kararlaştırıldığı yönündedir. Operasyonun hemen ardından
Sayın Dışişleri Bakanı'nın Belçika hükümetini kutlaması da bu açıdan oldukça
manidardır. Çok açık görülmektedir ki, AKP Hükümeti açılım adı altında yürüttüğü
tasfiye politikasını çok yönlü olarak sürdürmektedir. Hükümete seslenmek
istiyoruz. Belçika operasyonu karşılığında kime hangi tavizi verdiniz?
Operasyonun özellikle ABD'deki Ermeni tasarısının görüşmelerine denk getirilmiş
olması bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Tasarının Türkiye'de yaratacağı tepki,
Belçika operasyonuyla dengelenmek istenmiştir.''
Grup toplantı salonunda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle sıralara
karanfiller bırakıldı. Genel Başkan Selahattin Demirtaş, yanındaki kadın
milletvekillerine karanfil verdi. (14:56)
