2008-10-28 - 12:37
İŞKENCENİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ
CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, TCK'da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi hazırladıklarını açıkladı.

CHP, işkence suçlarına ilişkin cezaların para
cezasına çevrilmeyeceğine, ertelenmeyeceğine ve bu suçlarda zaman aşımının
uygulanmayacağına ilişkin kanun teklifi hazırladı.
CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen,
TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, TCK'da Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi hazırladıklarını açıkladı.
Teklif, TCK'nın, ''Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve
bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin
etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu
görevlisi hakkında 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur'' şeklindeki
94. maddesine, ''Bu madde ile bu maddede yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar,
para cezasına ve tedbirlerden birine çevrilemez ve ertelenemez'' hükmünün
eklenmesini öngörüyor.
TCK'nın 94. maddesi ile ''Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin,
görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında
kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin
uygulanacağını'' içeren 256. maddesi nedeniyle açılan davalarda, zaman aşımı
uygulanmayacak.
TCK'nın 94 ve 256. maddeleri nedeniyle verilen her türlü hapis
cezalarında da zaman aşımı söz konusu olmayacak.
TCK'nın 256. maddesinde yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar, para
cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemeyecek ve ertelenemeyecek.

-GEREKÇE-

Teklifin genel gerekçesinde, zaman aşımının, verilen cezaların
ertelenmesi, para cezasına çevrilmesi veya başka tedbirlerin uygulanması işkence
yasağının mutlaklığının önüne geçtiği ve cezasızlık durumu yarattığı
kaydedildi.
Zaman aşımı süresinin uygulanması nedeniyle, işkence suçunun fiili olarak
cezasızlık halinin oluşmasını sağladığı ve kamu görevlileri ceza alacak olsalar
dahi, zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle haklarında açılan davaların düştüğü
bildirildi.
Gerekçede, yapılan bu değişiklikle işkence yasağının mutlaklığını
zedeleyen adli, yasal ve pratik uygulamaların sona ermesinin amaçlandığı ifade
edildi.

CHP Genel Sekreter Yardımcısı, Sevigen, Metris Cezaevi'nde işkence sonucu öldüğü iddia edilen Engin
Çeber'in gözaltına alınan arkadaşları Aysu Bakkal, Cihan Gül ve Özgür Karakaya
ile TBMM'de basın toplantısı düzenledi.
Bakkal, Gül ve Karakaya'nın, Adalet Bakanı Şahin'in, özür dilediği
koltuklarda oturduğunu dile getiren Sevigen, kamuoyu baskısı olmasa, bakanın özür
dilemeyeceğini, faili meçhul cinayetler gibi Çeper olayının da unutulacağını
söyledi.
İşkenceyi, ''yüz karası, insanlık onurunu zedeleyen, insanlık suçu''
olarak nitelendiren Mehmet Sevigen, bunun, bir siyasi projenin devamı olduğunu
savundu. Sevigen, ''kalkan copu engellemeye çalıştıklarını'' ifade ederek,
''İşkence ile insanlar ölmesin, 21. yüzyılda yaşıyoruz, insana dayak atmak ne
demek? Herkes ana kuzusu, eşi, arkadaşı, kardeşi var. Bunlar, AKP'nin getirdiği
kadrolardan kaynaklanıyor'' dedi.
CHP'li Sevigen, Bakan Şahin ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı istifaya
çağırarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Millete saygısı varsa, 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözüne
inanıyorsa o koltukta oturmamaları gerekir. Yüreğin varsa çıkarsın, göğsünü gere
gere istifa edersin, oturursun kenara. Her şey siyaset değildir, biraz acıma
duygusu varsa, 'kusura bakmayın, altımdakiler yanlış yaptı, ben de çekiliyorum
kenara, kalemimi kırıyorum' desin, bunu bekliyoruz.
Bu çocukların burada basın toplantısı yapmamalarının daha iyi olacağı
yönünde de telefonlar aldım.''

-''ÖZÜR DEĞİL, ADALET İSTİYORUZ''-

Aysu Bakkal, ortada bir özür varsa bunun, günlük yaşamda somut
karşılığının bulunması gerektiğini belirterek, en somut karşılığının da yayın
yasağı olarak ortaya çıktığını, böylece özrün niteliğinin kendini gösterdiğini
kaydetti.
Bakkal, yasaların, kolluk görevlilerini güçlendirdiğini, yasalardan
destek aldıklarını öne sürerek, ''Demokratik haklar, sadece Meclis çatısı altında
mı kullanılabilir? Bir gerçeği ifade etmek sokakta yasak mı olmalı?'' diye
sordu.
Adalet ve İçişleri bakanlıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğünün özür
değil, icraat makamları olduğunu kaydeden Aysu Bakkal, ''Özrün anlamı olmalı,
cinayetten hapis yatanlar özür dilesinler, serbest bırakılsınlar bu olur mu?
Cezanın karşılığı kuru bir özür değildir. Suçlular tutuklanmalı, siyasi
sorumlular da istifa etmelidir. Özür değil, adalet istiyoruz'' diye konuştu.

-''4 KİŞİ GİRDİK, 3 KİŞİ ÇIKTIK''-

Özgür Karakaya da özür dilemenin Engin Çeper'i geri getirmediğini
kaydederek, ''4 kişi girdik, 3 kişi çıktık'' diye konuştu.
Cihan Gül ise Adalet Bakanının, sorumlu olduğu bu kurumları denetlemesi
gerektiğini belirterek, eğer denetleyemiyorsa işkenceden de sorumlu olduğunu
söyledi.