2008-11-19 - 15:30
BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, TÜBİTAK, TÜBA, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün 2009 yılı bütçeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu, TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Basın-Yayın ve
Enformasyon Genel Müdürlüğünün, 2009 yılı bütçelerine yönelik soru ve
eleştirileri yanıtladı.
Türkiye'nin bilimsel düşünceye, ilaç kadar ihtiyacı olduğunu ifade eden
Aydın, ''Bugün her birimiz, siyasetçiler de dahil, iddialarımızın kanıtlanmasının
istenmesi halinde, nasıl kanıtlayacağımızı düşünürsek, pek çok iddiamızı
süzgeçten geçireceğiz, daha fazla çalışmaya doğru gideceğiz'' dedi.
Aydın, 21. yüzyılın anahtar kelimesinin, bilgiye dayalı ekonomi olduğunu
belirterek, dünyanın gelişmiş ülkelerinde, bilimsel zihniyete göre yeterince
hareket edilmemesinin eleştirildiğini belirtti.
Bir çok ülkenin uluslararası düzeyde verdiği kararların arkasında, ciddi
bilimsel araştırmanın olmadığının 1-2 yıl sonra görüldüğünü kaydeden Aydın,
''Falan ülkede, kitle imha silahları var mı yok mu? Bir insanın cebinde ne kadar
para var, sorusu kadar somuttur. Aynı ölçekte araştırmayı gerekli kılmıyor ama
somut soruların, somut cevabının verilmesi gerekiyor. 1-2 yıl sonra bu iddianın
arkasında ciddi verilerin olmadığı ortaya çıkıyor'' diye konuştu.
Bugün bilim ve teknolojideki ilerlemeye rağmen, bilimsel zihniyetin aynı
paralelde gitmemesini, en büyük sorunlardan biri olarak nitelendiren Aydın, ''Bir
ülkede Ar-Ge çalışmaları çok ileri düzeydeyse, bilimsel zihniyet de çok ileri
düzeydedir'' şeklinde paralellik kurmanın, kolay olmadığını kaydetti.

-''MUSTAFA FİLMİNDE EKSİKLİKLER VAR''-

''Mustafa'' filmine Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun katkısı
olup olmadığı sorusu üzerine Bakan Aydın, kurumdan, bilgi alınmadığını
belirtti.
Ne kadar dikkat edilirse edilsin, hata payının olduğunu dile getiren
Aydın, ''Hele bu tarihle, büyük insanlarla ilgiliyse, hata payı yüksek
olabiliyor. Atatürk ile ilgili bir film yapılıyorsa, tamamını aktarmamız mümkün
değil. Çünkü hayatların bir kısmı filme aktarılmaz, somutlaştırılamaz. Verileri
ne kadar ciddiye alırsak, zengin toplarsak, ortaya koyacağımız ürün, bilimsel
açıdan o kadar sağlam olur'' dedi.
Mustafa filmini, yapımcıyla yan yana izlediğini ve tebrik ettiğini
anlatan Aydın, ''Siz bir açıdan bakmışsınız, ancak belli belgeler
değerlendirilmiş. Ümit ediyorum üç-beş pencereden bakabilirsiniz'' dediğini
bildirdi.
Aydın, Atatürk'ün yalnızlığıyla ilgili iddialara işaret ederek,
arkadaşlarının Atatürk'ü nasıl gördüğü, Atatürk ile ilgili düşüncelerinin de
ortaya konulması gerektiğini söyledi. Aydın, bunun konulmaması halinde, yapılacak
şeylerin eksik olacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mustafa filminde eksikliklerin olduğu kanaatindeyim. Bir taraftan
Diyanet İşleri Başkanlığı kurulurken, acaba dinin toplum üzerindeki etkisinin
iyice azalması sonucu çıkar mı çıkmaz mı? Filmde bu var. Dinin, toplumsal yaşamda
etkisinin azaltılması politikası. Buna katılmıyorum. Atatürk, din ile siyaseti
kesinlikle ayırmak istiyor. Dini siyasete alet edenlere, ağır denebilecek laflar
söylüyor, yerden göğe kadar, o gün de bugün de hakkı var. Ama toplum yaşamındaki
etkisi üzerinde öyle bir iddia kolay değildir. Böyle bir iddiayı söyleyebilmek
için altının dolu olması gerekir.''

-''ETKİN TARİHİMİZ''-

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, bu ülkeye yapabilecekleri en büyük hizmetin,
bilimsel sonuçları ortaya koymak olduğunu dile getirdi.
DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, ''Atatürk'ün Kürtlere özerklik
projesi konusunda orijinal kaynaklara ulaşamıyoruz'' sözleri üzerine Aydın,
''Mustafa filminde de geçen bu konuda, hala yeteri kadar bilimsel bir altyapı
zemininin oluşturulmadığı kanaati var bende'' dedi.
Atatürk döneminin, kendilerinin ''etkin tarihleri'' olduğunu belirten
Aydın, ''Bu dönemle ilgili bilgi eksikliği, o dönem hakkında haksızlıklara,
haksız kararlara götürebilir''diye konuştu. Aydın, bugüne kadar çalıştıklarından
daha fazla, gece-gündüz çalışmaları gerektiğini belirterek, arkadaşlarına
talimatının da bu olduğunu söyledi.

-''BİLİMSEL BASKI YAPIYORUM''-

''Bilimsel kurumlarımız, tıpkı dini kurumlar gibi olabildiğince bağımsız
olmak zorunda'' diyen Aydın, şunları kaydetti:
''Yoksa hepimizi rahatsız eden sonuçlar çıkabilir. Bilimsel kurumların
üzerinde herhangi baskı olmamalı. Bilimsel gerçek, hepimizin bilmek durumunda
olduğu bir gerçektir. Din ile ilgili doğrular da öyle. Siyasete, şuna, buna asla
alet edilmemeli.
Sorumlu olduğum kurumlar üzerinde, söylediklerim dışında bir şey
söylemem. Tam tersine ben onlara bilimsel baskı yapıyorum. Daha çok bilim üretin,
kafamız daha çok bilimsel olsun diyorum. Bana bir baskı gelmediğine -gelmez de-,
arkadaşlarıma da benden bir baskı gitmeyeceğine göre, ümit ediyorum bu hürriyeti
sonuna kadar gece-gündüz kullanırlar.''
Basın kartı verilmesine ilişkin Aydın, ''Öncesi de artık söz konusu
değil. Sonraki başvurusu da söz konusu değil. Böyle bir kart verilmedi. Daha önce
verilen de iptal edildi'' dedi.
Yurt dışındaki birimlerin bir araya getirilip getirilmeyeceğine ilişkin
bir soruyu yanıtlarken Aydın, bunun bir düşünce olduğunu, ciddiye almak
gerektiğini belirtti. Aydın, ancak kültür müsteşarının, Basın-Yayın Enformasyon
Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı temsilcilerinin alanlarının ayrı olduğunu ifade
etti.

-''AR-GE HARCAMALARI TEŞVİK EDİLMELİ''-

CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, Ar-Ge harcamalarının, o ülkenin
bilim, teknoloji, yenilik alanlarındaki kapasitelerinin artmasına yardımcı
olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarının, AB ortalamasının oldukça altında
olduğunu dile getiren Hamzaçebi, özel sektörün Ar-Ge harcamalarının teşvik
edilmesi gerektiğini kaydetti. Hamzaçebi, kamu ihale sisteminin, Ar-Ge
harcamalarını teşvik edecek şekilde düzenlenmesini önerdi.
Hamzaçebi, Türk Dil Kurumunun, Türkçe Sözlüğünün kitapçılarda
bulunmamasını eleştirdi.
Konuşmaların ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu,
TÜBİTAK, TÜBA, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün, 2009 yılı bütçeleri
kabul edildi.