2011-04-05 - 15:07
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin demokrasi açısından geldiği noktanın ''basılmamış kitabın imhası'' olduğunu; ancak kitabın teknoloji sayesinde on binlerce kişiye ulaştığını belirterek, ''On binlerce kişi bu kitabı okudu. Buyurun yasaklayın. On binlerce kişiyi hapse mi atacaksınız? Atmazsanız namertsiniz'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada
Türkiye'nin demokrasi açısından geldiği noktanın ''basılmamış kitabın imhası''
olduğunu; ancak kitabın teknoloji sayesinde on binlerce kişiye ulaştığını
belirterek, ''On binlerce kişi bu kitabı okudu. Buyurun yasaklayın. On binlerce
kişiyi hapse mi atacaksınız? Atmazsanız namertsiniz'' dedi.

Konuşmasına, ''CHP öneri getiriyor, üretiyor. CHP, projeleri olan tek
siyasal parti. CHP, projelerini halka anlatan tek siyasal parti. CHP, halkın
sorunlarına kilitlenerek nasıl çözeceğini anlatan tek siyasal parti'' diyerek
başlayan Kılıçdaroğlu, projelerini açıklarken toplumun hiçbir kesimini
ötekileştirmediklerini, kimseye ''bunlar bizi destekler, desteklemez'' diye
bakmadıklarını söyledi. Sorunlara çözüm üretirken konunun taraflarıyla
olabildiğince görüştüklerini aktaran Kılıçdaroğlu, ''Akıl akıldan üstündür
mantığını kendilerine şiar edindiklerini, ortak aklı egemen kılmaya
çalıştıklarını, bu nedenle de projelerinin ses getirdiğini'' belirtti.

Kılıçdaroğlu, toplumda ''CHP söylüyorsa doğruları söylüyordur''
kanaatinin oluştuğunu da kaydetti.

Macaristan Büyükelçisi'nin daveti üzerine geçen hafta AB üyesi ülkelerin
büyükelçileriyle bir araya geldiğini ve yaklaşık 1,5 saat süren görüşme
gerçekleştirdiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Gördüğüm tablo şu: Türkiye'de demokrasi ve özgürlüklerdeki kısıtlamalar
sadece bizim sorunumuz olmanın ötesine taşmış. AB'nin değerli büyükelçileri de
aynı kaygıları taşıyorlar. Onlara bir sözü söylediğimde, (bu ülkenin başbakanı
'biz yargının işine karışmıyoruz, onlar da bizim işimize karışmasınlar' diye bir
söylemi dile getirdi) dediğimde bütün büyükelçilerin yüzlerinde alaycı bir ifade
gördüm. Nasıl olur da bu çağda, bu dönemde 21. yüzyılda, Anayasa'sında (idarenin
her türlü iş ve eylemi yargının denetimine tabidir) hükmünün olduğu bir ülkede
bir başbakan, (AB giriş süreci için çaba harcıyorum) diyen bir başbakan (yargı
bizim işimize karışmasın) der? Bu çağdaşı anlayışı onlar biraz garipseyerek,
biraz üzülerek biraz da (acaba bu doğru mudur?) diyerek... (Evet doğrudur) dedik.
Üzülerek söylüyoruz ama maalesef doğrudur. Bu kişinin bu ülkeyi yönettiğini onlar
da biliyorlar. O nedenledir ki demokrasi ve özgürlük söylemleri önümüzdeki
dönemde toplumda daha büyük yankılar bulacaktır diye düşünüyorum.''

CHP heyetinin ABD'ye bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve önemli temaslarda
bulunduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, benzer kaygılarla bu ziyarette de
karşılaştıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Türkiye özgürlükler açısından,
demokrasi açısından ileriye değil, geriye giden bir ülkedir. Artık dünyanın büyük
merkezleri Türkiye'yi daha güzel bir mercek altına alıyor. İktidarı da bir mercek
altına alıyor'' diye konuştu.

İktidarın geçmişte diğer ülkelere reformların önündeki engel olarak
CHP'yi gösterdiklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Şimdi bir gerçek çıktı ortaya.
AKP'nin iki yüzü oradaki yüzüyle, Türkiye'deki yüzü. Batıya dönük maskesini
indirdik. Gerçek yüzü görüldü. Artık herkes görüyor. Söylemi ile eylemi taban
tabana zıt bir siyasal parti kimliğini artık bütün dünya biliyor. Şimdi araya bir
sürü adam koymuşlar yine gidiyorlar oraya. Kendilerini anlatmak istiyorlar ama
yemezler. Öyle kolay kolay anlatamazlar. Biz belgeyle dokümanla, projelerimizle
gidiyoruz oraya'' ifadelerini kullandı.

AB ülkeleri ve ABD'de karşılaştıkları Türkiye'ye ilişkin kaygıları
kendilerinin de paylaştığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tabi onlar şunu da anlayamıyorlar: Basılmamış bir kitap taslağının
peşine savcı, yargıç, polis hep beraber düşüyorlar. (Basılmamış bir kitap için
nasıl imha kararı alınır) diye soruyorlar bize. Dedik bunun yanıtını biz
veremeyiz. Sizin muhatabınız başka şeyler. Sizin taşıdığınız kaygıları aynen biz
de taşıyoruz. Onlara bir sorun bakalım. (Efendim savcıları değiştirdiler...)' Ne
fark eder? Savcı iddia makamı, yargıç yerinde oturuyor. Asıl ona sen bu kararı
neye göre verdin diye sormak lazım. Demokrasi açısından geldiğimiz nokta budur,
basılmamış kitabın imhası...''

Basılmadan toplanan kitap taslağının bilimin, teknolojinin sayesinde on
binlerce insan tarafından okunduğunu da kaydeden Kılıçdaroğlu, ''On binlerce kişi
bu kitabı okudu. Buyurun yasaklayın. On binlerce kişiyi hapse mi atacaksınız?
Atmazsanız namertsiniz'' diye konuştu.

Basılmamış kitabın imhasına karar veren yargıçlara seslenmek istediğini
ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Çocuklarınıza nasıl bir miras bıraktığınızı farkında
mısınız?'' diye sordu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sizin çocuklarınız, sizin torunlarınız ileride okula giderken (Benim
babam yargıçlık yaparken henüz taslak halindeki bir kitabın imhasına karar verdi)
diye övünecek mi sanıyorsunuz? Bu utancı çocuklarınıza ve torunlarınıza miras
bırakmaktan utanmıyor musunuz? Bir yargıç çocuklarına ben özgürlük için,
demokrasi için, hukukun üstünlüğü için neler yaptım diye övünür. Tarihin tozlu
sayfaları o eski baskıcı zihniyeti yansıtan, siyasal iktidarın sopası haline
gelen yargıçların mezarlığıyla doludur.

Eğer böyle bir mirası övünülecek bir miras olarak algılıyorsanız sizin
çağınız 21. yüzyıl değil. Avrupa'nın engizisyon mahkemelerinde görev
alabilirsiniz.''

Bütün yargıçların aynı olmadığını, hukukun üstünlüğü için çalışan,
vicdanının sesini duyan yargıçların da olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bunlardan
birinin de ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski emniyet
müdürü ve ''Haliç'te Yaşayan Simonlar'' kitabının yazarı Hanefi Avcı'nın davasına
bakan yargıçlardan biri olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Birisi bir kitap yazıyor, her şey güllük gülistanlık ve o kitabı
yazdıktan sonra devlet bütün kurumlarıyla üzerine yükleniyor, hapse atılıyor
(Haliç'te Yaşayan Simonlar) kitabını yazan Hanefi Avcı. İki davadan tutuklama
kararı veriliyor. Yargıç diyor ki (Bu davadan tutukluluğunu kaldırsak yine
hapiste kalacak. Dolayısıyla delilleri karatma durumu yok ki.) (Hayır) diyor
diğer iki yargıç, (içeride kalması lazım.) Ve bu yargıcın muhalefet şerhindeki şu
cümleyi dikkatinize sunmak istiyorum, (Savcılıkta 100'den fazla klasör olduğu
halde bize sadece 16 klasör gönderildi. Belki başka bilgiler de var ama bunu
bilmiyoruz.) Diğer iki yargıca soru şu: Bilmediğiniz delillerle ilgili nasıl
karar veriyorsunuz? Bu yargıç (neden bize gönderilmedi) diye soruyor. Ve yine
soruyor, (Sağlıklı bir inceleme yapılabilmesi için soruşturma dosyasının tüm
eklerinin gönderilmesi gerekir.) Bunlar istenmiştir ama cevap verilmemiştir,
ekler gönderilmemiştir. Sizden ne istiyorlar? Tutukluluğunun devamına karar
verin. İnsanda biraz vicdan olur, hukukun h'si olur. Hatta h'nin de bir çizgisi
olur. Nasıl olur da siz delillerini, dosyasını görmeden, içeriğini bilmeden bu
kararı verebiliyorsunuz. Çocuklarınıza neyi miras bıraktığınızı farkında
mısınız?

Arkadaşlarımdan rica ettim bu muhalefet şerhini İngilizceye çevirsinler
bizim internet sitesine koysunlar. Yanına da arkadaşlarım uygun görürlerse
hukukun üstünlüğüne inanan Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafını. Bu sadece
yargıçların ayıbı değil. Bu artık hukukun, adaletin ayıbına dönüşmüştür. 21.
yüzyılın Türkiye'sinde bir hukuk katliamı yaşanmaktadır. Ne eliyle? Özel yetkili
mahkemeler eliyle. Eskiden bunun adı DGM'ydi. Bu mahkemeyi Kenan Evren ve
arkadaşları kurmuştu. Özel yetkili mahkemeleri kim yaptı? Recep Tayyip Erdoğan ve
arkadaşları. İkisinin arasında fark yok, aynı anlayış var. Siyasi otoritenin
emrinde mahkeme olmaz. Bir mahkemeyi siyasi otoritenin emrine veriyorsanız, orada
hukuk olmaz. Zaten orada hukuk yok. Olmayan hukuk, hukuk kılıfı içinde
götürülüyor.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Senin dikili ağacın yok; senin ceplerin var, bizim
Türkiye'miz var'' diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, bugünün Avukatlar Günü
olduğuna işaret ederek, avukatların, yargının çok önemli bir ayağı olduğunu
söyledi. Avukatın, yargılamada yok sayıldığını, saldırıya uğradığını, hukuk
güvenliğinin yok edildiğini savunan Kılıçdaroğlu, avukatların ''Böyle bir tabloda
hangi Avukatlar Günü'nü kutlayacağız'' dediklerini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, ''sessiz kalan barolara, sessizliğini koruyan hukuk
fakültelerine'' seslenerek, ''Sizin sessizliğiniz; sizin utancınızdır. Eğer siz
hukuk fakülteleri, memur değil yargıç yetiştirseydiniz, yetiştirdiğiniz yargıcın
vicdanı olsaydı, hukukun üstünlüğüne inansaydı, bu tür hukuk garabetleriyle bu
ülke karşılaşır mıydı?'' diye sordu.

Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde, hukuk alanında yapacakları
düzenlemelere değindi. Kılıçdaroğlu, HSYK'nın yapısının böyle olmayacağını,
savcıları ayıracaklarını, yargıçları ayrı bir kurum haline getireceklerini,
burada Adalet Bakanı ve Müsteşarının yer almayacağını, yargıyı
siyasallaştırmayacaklarını anlattı.

Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulunu, siyasi otoritenin emrinden
çıkaracaklarını, doğrudan doğruya Yargıçlar Yüksek Kuruluna bağlayacaklarını
belirten Kılıçdaroğlu, Yargıçlar Yüksek Kurulu Başkanının, para dilenmek için
Maliye Bakanının kapısında beklemeyeceğini, bütçesinin ayrı ve özerk olacağını
vurguladı.

Adalet Akademisini, bu yapıdan kurtaracaklarını, HSYK'ya bağlı olacağını
kaydederek, burada irfanı, vicdanı hür, hukukun üstünlüğüne inanan yargıçların
yetişeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'de hukukun üstünlüğünü egemen kılmada
kararlı olduklarını dile getirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, savcının, yargıcın yanında kürsüde değil, aşağıda
avukatın karşısında olacağını kaydetti.

''Bu düzenin, yolsuzlukları kapatma düzeni'' olduğunu ileri süren
Kılıçdaroğlu, Almanya'da görülen Deniz Feneri davasına işaret etti. Kılıçdaroğlu,
''Devletin önemli kurumlarından birinin başındaydı, medyaya ahlak dersi verecekti
orada. Mahkum olmuş, fail, Alman mahkemelerine geçmiş. Bir de beyefendi çıktı,
'benim güvencem Recep Tayyip Erdoğan' dedi. Senin güvencen odur zaten, senin
güvencenin ben olacak hali var mı? Yok öyle bir şey'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bu davanın bir türlü açılmadığını vurgulayarak, şöyle devam
etti:

''Şimdi Ankara Adliyesi'nde yeni görevlendirmeler yapıldı. Bu dava
açılmazsa, açtırmayanın siyasi iktidar olduğunu buraya yazıyorum. Bu dava
açılmazsa bunun sorumlusu Ankara'daki başsavcıdır. O da bilsin. Türkiye'yi bu
ayıptan kurtarmak, temizlemek zorundayız. Dava başka yerde görülecek, delilleri
Türkiye'ye gelecek, 'dava açın', 'açmıyoruz', niçin, siyasi otorite mi müdahale
ediyor size, 'davayı açmayın' mı dediler size. Bu davanın takipçisi olacağız. Kul
hakkı yemenin, ne kadar ağır bir sorumluluk getirdiğini hepimiz biliyoruz.
Müslümanlıkta da siyasette de ahlakta da çok ağır bir sorumluğu var. 'Fakire
yardım edeceğim' diye para topla, götür parayı başka yerlerde kullan. Bu davaya
el atılmazsa, bu dava açılmazsa, kul hakkı yiyenin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu
bütün Türkiye'ye ilan edeceğim.''

Kılıçdaroğlu, bu haftanın Polis Haftası olduğuna dikkati çekerek,
polisleri zaman zaman acımasızca, dozu aşar şekilde eleştirdiklerini belirterek
ancak polisin de insan ve sorunları olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.

Polis bir gösteriyi dağıtıyorsa, bunu kendi istediğinden değil, birileri
talimat verdiği için yaptığını kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Geçenlerde bir siyasetçi,
polisi tokatladı; yüreğimiz burkuldu. O bir kamu görevlisi, tokatlamamamız lazım,
tam tersine sorunlarıyla ilgilenmemiz lazım. Polis tarafından orantısız güç
kullanılıyorsa, sorumlusu polis değil, siyasi otoritedir, talimatı veren o çünkü.
Bizim iktidarımızda Türkiye Cumhuriyeti'nin polisi, halkın polisi olacaktır''
dedi.

Kılıçdaroğlu, hafta sonu Antalya'da bazı tesislerin açılışını
yaptıklarını anımsatarak, ''Bunun temeli daha önce atıldı, önceki belediye
başkanı Menderes Türel döneminde tesis yapıldı'' şeklinde eleştirilerin de
geldiğini söyledi. Kılıçdaroğu, tesisin bir bölümünün Türel döneminde
yapıldığının doğru olduğunu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın konuşması
sırasında Türel'e teşekkür de ettiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle
sürdürdü:

''Ama Erdoğan'ın kulakları bunu duymaz çünkü onda insan sevgisi yok,
yapılana değer vermek yok. Bu ülkede, kim taş taş üstüne koymuşsa hepsine saygı
duyarız. Bugün, 'CHP'lilerin dikili ağacı yok, şunu yapmadı, bunu yapmadı' demiş.
Geçen hafta Diyanet İşleri Başkanlığını ziyaret ettim. 'Dikili ağacı yoktur'
diyen insanın düşünmesi lazım; Diyanet İşleri Başkanlığını kim kurdu? Senin
siyasallaştırmak için bizim de siyasallaşmasın diye çaba harcadığımız, özenle
siyasetin dışında tutmaya çalıştığımız o Diyanet İşlerini CHP kurdu. Senin dikili
ağacın yok, bizim Türkiye'miz var, senin haberin yok. Senin ceplerin var, bizim
Türkiye'miz var.

Başbakan'ın rahatsızlığını biliyorum; bir dönem, her ile gidip, 100, 78,
500 tesisi, düğmeye bastı açtı. Mantar gibi tesis, Türkiye'de işsizliğin olmaması
lazım. Masaya yatırdık, bakalım bu tesisler nedir? Çatı aktarması olmuş okulda,
beyefendi tesis açmış. Okula boya badana olmuş, beyefendi tesis açmış. Afişe
ettik, şimdi artık tesis açamıyor, bir maskesini daha indirdik ama biz gittiğimiz
yerde tesis açıyoruz, binası var, içinde insanlar var. Ataşehir'de Türkan Saylan
Tıp Merkezi'ni açtık. O bölge halkına nasıl sağlık hizmeti veriliyor, Recep Bey
gitsin baksın, tesis neymiş. Antalya'da açtığımız arıtma tesislerine baksın. Onun
aklına gelmez tabii, o tesisler yapıldığı dönemde, etrafa koku veriyordu, şimdi
koku yok, orada elektrik üretiliyor. Hayali bile yetmez, düşünemez. Biz
düşünürüz, yaparız çünkü biz halkımız için çalışıyoruz, cebimiz için değil, onlar
cepleri için çalışıyor.''

Kılıçdaroğlu, İstanbul'da yakınlarını kaybeden ailelerin derneğine
gittiklerini anlatarak, çeşitli nedenlerle her yıl 10 bin çocuğun kaybolduğunu
kaydetti. Kılıçdaroğlu, ziyaret sırasında ailelerin dramını bir kez daha
yaşadıklarını vurguladı.

Bir kişinin, ''Fakir olduğumuz için kaybolan çocuklarımız bulunmuyor,
gidecek yerimiz yok sadece Emniyete gidiyoruz. Zengin olsaydık, devlet seferber
olur, bulurdu'' dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, ''Bu algı, aslında hepimizin
ayıbıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü, biraz daha ağırlık vermeli, daha aktif, aileyi
bilgilendiren bir çabanın içine girerse hepimiz mutlu oluruz. O ailelerin dramı,
hepimizin dramıdır'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, projeleri
karşısında iktidar partisi mensuplarının dilleri ve ayaklarının dolandığını
belirterek, ''Kimyalarını, ezberlerini bozduk'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Doğu ve Güneydoğu'nun
ekonomik kalkınması ile ilgili raporu geçen hafta açıkladıkların anımsatarak;
raporda, ''modern hapishane yapacağız'' demediklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu,
''Diyarbakırlı kardeşlerimiz unutmasınlar, sana hapishane sözü veren Başbakan'a
oy verirsen kusura bakma ama sen hapishaneyi hak ediyorsun'' ifadesini
kullandı.

Diyarbakır'a ''Sana hapishane değil, fabrika sözü verene oy ver'' diye
afiş astıracağını belirten Kılıçdaroğlu, ''Bana, CHP'ye kızdın, kızmakta haklı
olabilirsin, ama şunu söylüyorum: Doğu-Güneydoğu'yu kalkındıracağız. Kalkınma
hızı 9.5 olacak'' diye konuştu.

Bölgeyi petro-kimya, güneş enerjisi, hayvancılık ve Avrasya'nın lojistik
üssü haline getireceklerini yineleyen Kılıçdaroğlu, ''İddia ediyorum bizim
hazırladığımız rapordan daha mükemmel bir rapor Türkiye Cumhuriyeti tarihinde
yazılmamıştır. Oy vermeseniz de iktidar olduğumuzda bunları yaptığımızı
göreceksiniz'' dedi.

Doğu-Batı farkının giderek arttığını, projeleri gerçekleştirdiklerinde
dahi Doğu'nun Batı'ya ancak yüzde 75 oranında yaklaşabildiğini kaydeden
Kılıçdaroğlu, bu farkı kapatacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, bölgenin kültürel, sosyal sorunlarına da çözüm
getireceklerini, bu konudaki raporları da açıklayacaklarını bildirdi.

Sosyal devleti yeniden inşa edeceklerini, taşeronluğu kaldıracaklarını
yineleyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ''çağdaş köleliğe hayır'' diyen tek partinin
CHP olduğunu ifade etti.

Son zamanlarda itiraflarla karşılaştıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Aile sigortasını getireceğimizi söylediğimiz zaman Recep Bey (Açıklanan
yoksul sayısı az, siz asıl kayıtdışı olana bakın) demişti. Biz de (Biz senin
rakamlarını değil daha fazlasını aldık) demiştik. Senin kayıtdışını ne kadar
teşvik ettiğini biliyoruz. İlk itirafı bu oldu. İkinci itirafı ise şu oldu: Ben
bu ülkeyi tanıyan, sorunlarını bilen bir iktidar var sanıyordum, en azından böyle
bir iddia var. Öğrendik ki bu ülkeyi 9 yıldır acemiler yönetiyor. Diyor ya
çıraktık o zaman, sonra kalfa olduk, şimdi ustalığa geldi sıra diye. Biz senin
hangi konularda usta olduğunu biliyoruz. (53 milyar dolarlık petrol kaçakçılığı
var, 14 ülkeden yanıt geldi, bunun hesabını soracağız) dedi. Sonra, 1 dolarlık
bile bir şey çıkmamış. Çünkü, gelen bilgilerin hiçbirisi devletin denetim
elemanlarına verilmemiş. Ustalığa bakın! 53 milyar dolarlık bir yolsuzluğu
kapatan bir partinin genel başkanı hangi konuda usta olur? Bu konularda olur.

Bir başka itiraf da bugün yapıldı. Aile sigortası kapsamında 600 TL
vereceğimizi söyledik. Önce kıyameti kopardı (Vay efendim kaynağı nereden
bulacaksınız) diye. Bugün beyefendi diyor ki (Bizim dağıttığımız 600 TL'den
fazla.) Hani kaynak soruyordun bana. Bizim projelerimiz karşısında ayakları,
dilleri dolandı. Ne konuşacaklarını bilmiyorlar. Bugün demiş ki (Bunlar bizim
düşündüklerimizi düşünüyorlar, kes yapıştır, bizi taklit ediyorlar). Senin
programında aile sigortası mı var? Yok. Sen benden kopya çekiyorsun. Senin
programında taşeronluğu kaldırmak mı var? Yok. (Emeklinin intibak yasasına
çıkacağım) diyor. Senin böyle bir hedefin mi var? Onların kimyalarını bozduk,
ezberlerini bozduk. (Askerliği indireceğiz) dedik. Senin programında mı var ki
(kes-yapıştır) diyorsun? Bir insanın ar damarı çatlarsa yalan söylemekten kendini
alamaz. (Bunlar halkın partisi olamazlar, bunlar çırak olamazlar vesaire
vesaire...) Ne derse desin milletimin şunu bilmesini isterim, biz bu milletin
ayağının turabı olmaya her zaman hazırız.''

Kemal Kılıçdaroğlu, 29 ilde ön seçim yaptıklarını, Uşak'ta yapılan
seçimde ön sırada yer almayan Milletvekili Osman Coşkunoğlu'nun ''artık halkın
iktidarını kuracağız'' dediğini anımsatarak, beyanından ötürü Coşkunoğlu'nu
kutladığını kaydetti.

Son grup toplantılarını yaptıklarını, CHP Grubu'nun yasama döneminde
olağanüstü çaba harcadığını, yasaların halkın yararına çıkması için mücadele
ettiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, çaba harcayan bütün milletvekillerine
teşekkür etti.

Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kuruluna da çağrıda bulunarak, sandık kurulu
üyelerince imzalanan sandık sonuç tutanaklarının asıllarının internette
yayınlanmasını istedi. Kılıçdaroğlu, böylece seçimlere gölge düşmesinin önüne
geçileceğini vurguladı.(15.07)