2006-05-04 - 15:30
TÜRKİYE-AB KPK TOPLANTISI...
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonunun TBMM'de gerçekleştirilen 56. toplantısının ikinci günündeki ilk oturumunda, ''AB ve değerleri; ifade özgürlüğü, dini ve kültürel değerlere saygı'' konusu tartışıldı.
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Camiel Eurlings,
Türkiye'de din özgürlüğü alanında hiçbir ilerleme kaydedilmediğini söyledi.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonunun 56. toplantısının ikinci
günündeki ilk oturumunda, ''AB ve değerleri; ifade özgürlüğü, dini ve
kültürel değerlere saygı'' konusu tartışıldı.

AB Türkiye Raportörü Camiel Eurlings, müzakere sürecinde,
Türkiye'deki reformların ivme kaybetmeden sürmesi gerektiğine işaret
ederek, ancak ifade ve din özgürlüğü alanında yavaşlama olduğunu
hissettiklerini söyledi. Din ve ifade özgürlüğünün önemini vurgulayan
Eurlings, ''Türkiye, müzakerelerin başlanmasına karar verilmeden önce,
bu alanda önemli reformlar yaptı. Bununla müzakere kararı aldı. Bu
alanda önemli ilerlemeler kaydedilmesine karşılık, tam üye olabilmek
için bu alanlarda daha iyi duruma gelmesi gerekir'' dedi.

Türkiye'de, özelikle din özgürlüğü alanında ''akut sorunlar''
yaşandığını ileri süren Eurlings, ''Bu alanda hiçbir şekilde ilerleme
kaydedilmiş değil. Tam tersine...'' görüşünü ifade etti.

Azınlıkların mülk edinmesi, Heybeliada Ruhban Okulu ve azınlık
vakıflarıyla ilgili şikayetlerin sürdüğünü söyleyen Eurlings, mülklere
el konulması ve satılmasına devam edildiğini, el konulan mülk
sayısının 30'a çıktığını kaydetti. Buna örnek olarak İstanbul
Büyükada'daki yetimhaneyi örnek gösteren Eurlings, bununla ilgili
AİHM'den yıl sonunda karar çıkmasının beklendiğini belirtti. ''Bu
alanda bir şey yapılabilmesi için mahkeme kararlarını mı
bekleyeceğiz'' diyen Eurlings, şöyle devam etti:

''Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasının Anayasaya aykırı olacağı
söyleniyor. Şuna dikkatinizi çekmek istiyorum; Ruhban Okulu 1971'de
kapatıldı. 1971'den önce Türkiye, laik bir devlet değil miydi? Bu,
doğru olamaz. Tekrar açılması gerekir. Ben, Sayın Aydın (Devlet Bakanı
Mehmet Aydın) ile görüştüm, bana 'çok yakında açılacak' demişti. Ancak
korkarım ki önlem alınmazsa, Türkiye'de yaşayan tek bir Rum Ortodoks
vatandaş kalmayacak. Bu nedenle, bu alanda reform şarttır. Bu konuda
Avrupa'daki standartlara yaklaşmalısınız.''

Halen TBMM gündeminde olan Vakıflar Yasa Tasarısı'na işaret eden
Eurlings, yapılacak düzenlemenin ''yeterince iyi olması'' gerektiğini,
eskiye göre ilerleme olduğunu duymak isteğini dile getirdi. Eurlings,
''Bu konuda AB uzmanlarının görüşünü almaya hazır mısınız?'' diye
sordu.

Türkiye ve İspanya başbakanları arasında başlatılan medeniyetler
ittifakını mutlulukla karşıladıklarını belirten Eurlings, bu projeye
katkı verilebileceğini vurguladı. Eurlings, ''Bu ittifak, evde başlar.
İttifakın inandırıcı olması için içerideki gayri Müslim cemaatler ve
Alevi vatandaşlar buna dahil edilebilir. Sadece Sünni mezhebi değil,
tüm mezhepler öğretilebilir'' dedi.

Türkiye konusunda AB'de tartışmalar olduğunu, Fransa'da Sarkozy ve
Almanya'da Merkel'in tavrının bilindiğine işaret eden Eurlings, ''Eğer
siz Ruhban Okulu'nu açar, kiliseleri iade ederseniz, bunu Fransız ve
Alman medyası önünde yaparsanız, bu öyle bir piar olur ki alacağınız
desteği tahmin edemezsiniz'' görüşünü savundu.

Eurlings, yeni TCK ile eskiyle kıyaslanmayacak ilerleme
sağlandığını, ancak 301, 305, 177, 188 ve 206. maddelerle ilgili
şüpheler olduğuna dikkati çekerek, Orhan Pamuk ve Hırant Dink ile
ilgili davaların Türkiye'nin yurtdışındaki imajını olumsuz
etkilediğini söyledi. TMY'de yapılacak değişikliğe de değinen
Eurlings, kendisinin ülkesinde PKK'yı terör listesine almak için
mücadele ettiğini vurgulayarak, ''Terörle sonuna kadar mücadele
edilecek. Ama terörle mücadele, ifade özgürlüğünde kısıtlama
getirmemeli. Şiddet içermeyen konuşmalar yapan insanların yargılanması
önlenmeli'' dedi.

-''ORDUNUN SİVİL HAYAT ÜZERİNDE KONTROLÜ YOK''-

Türkiye-AB KPK Üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen,
PKK'nın, dün bir otobüse saldırı düzenleyerek çocukların yaralanmasına
neden olduğuna işaret ederek, ''Sanmayın ki bu saldırılar, 1.5 saatlik
Kürtçe yayın yeterli görülmeyip 24 saate çıkarılması için yapılıyor.
Hiçbir şey masum insanları öldürmenin gerekçesi olamaz. PKK'yı kınamak
de yeterli değil'' diye konuştu.

Öymen, Avrupalı parlamenterlerin Heybeliada Ruhban Okulu'nu
gündeme getirirken, Türkiye'den kaçırılan 12 bin insanın Mahmur
Kampı'ndan gelmesine izin verilmemesini konuşmadığını söyledi.

Türkiye ile AB arasında 17 fasılda taramanın tamamlandığını
hatırlatan Öymen, müzakerelerin başlamamasının nedenini sordu. Kıbrıs
konusuna ve Ek Protokole değinen Öymen, ''Türkiye'yi zorlayarak
ilerleme kaydedemezsiniz. Hiçbir Türk hükümetinin, KKTC'ye yönelik
haksız ambargolar kaldırılmadan taviz vermesini beklemeyin. Bu
konudaki kilitlenmenin sorumlusu Türkiye değil'' dedi.

Öymen, TBMM'nin, Türkiye'nin en yetkili kurumu olduğunu, kimsenin
Meclise talimat vermeye kalkamayacağını belirterek, ''Türkiye'de sivil
hayatın askerler tarafından yönlendirildiğini söylemek, bir
hakarettir. Asker ve ordunun, sivil hayat üzerinde böyle bir kontrolü
yok'' dedi.

-''İZİN VERİRSEK...''-

Avrupalı parlamenterlerin, Ruhban Okulu'nu gündeme getirirken Batı
Trakya'daki Türk azınlığın yaşadığı baskı ve hak ihlallerini hiç
konuşmadıklarını söyleyen Öymen, ''Siz adil davranmazsanız biz de AB
konusundaki kamuoyu desteğini yitiririz. Yüzde 75 olan destek, yüzde
59'a düştü'' görüşünü kaydetti.

Öymen, Ruhban Okulu konusunda iletişimsizlik olduğunu, Türkiye'nin
teklifine karşılık Patrikhane'nin okulu kendi yetkisi altında açmak
istediğini belirterek, ''Buna izin verirsek, ertesi sabah köktendinci
gruplar gelip, 'bize de özel Müslüman okulu açılmasına izin verin'
der'' diye konuştu.

Avrupalı parlamenterlerin kendilerini bazı etnik grupların sözcüsü
konumunda göstermemesi gerektiğini belirten Öymen, ''Umarım
Diyarbakır'dan başka yerlere de gider ve gerçekleri görürsünüz. Bazı
etnik grupların sizi himayenizde olduğu izlenimini vermeyin. Onlar da
bizim vatandaşımız'' dedi.

Öymen, Türkiye'nin geçmiş hükümetler döneminde sınır ötesi
operasyonlar yaptığını hatırlatarak, sınırdan gelen teröristlerin
masum insanları öldürdüğünü söyledi. ''Herhalde Türkiye'den
Yeltsin'in istediğini istemeyeceksiniz. O kadar ileriye
gitmeyeceksiniz'' diyen Öymen, Kürt vatandaşlar için eşit haklar
konusunda Avrupalı parlamenterlerden daha ileride olduklarını ifade
etti.

-MATSAKİS'İN TEPKİSİ-

AP Rum Milletvekili Marios Matsakis, Türkiye'nin AB'ye girişini
desteklediklerini; bunun için de eleştiridiklerini belirterek, katılım
sürecinin olabildiğince hızlı olması için bahane yaratılmaması;
Türkiye'nin düşmanlarına bu bahaneleri kullanacak fırsat tanınmaması
gerektiğini söyledi.

Matsakis, ''Gidin kendi generallerinize, bazı siyasi partilerinize
sorun; AB üyeliğini istiyorlar mı?'' dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dünkü
konuşmasını ''kara mizah'' diye tanımlayan Matsakis, ''basın
özgürlüğünün sınırsız olduğu'' ifadesinin gerçeği yansıtmadığını ileri
sürdü.

Elinde, ''görüşlerini dile getirdikleri için haklarında dava
açılan'' kişilerle ilgili bir listeyi olduğunu söyleyen Matsakis, bazı
davaların içeriğiyle ilgili bilgi verdi. ''Kıbrıs'ta kiliselerin
durumunu gösterdiğini'' söylediği bazı fotoğraflar gösteren Matsakis,
''Bu görüntüler, medeni bir ülkeden geliyor olabilir mi? Haçlar yere
atılmış, kiliseler yanmış yıkılmış, mezarlık olmuş, askeri tesislere
dönüştürülmüş kiliseler bunlar...'' dedi.

Matsakis, elindeki fotoğrafları, daha sonra Öymen'e verdi.
Matsakis, toplantı başlarken, katılımcı listesinde ülkesinin ''GKRY''
olarak, Türkçe kısaltmayla yazıldığını belirterek, bunun
düzeltilmesini istedi.

-''RADİKAL İSLAMI ÖZENDİRECEK SÖYLEMLER...''-

AP üyesi İngiliz Geoffrey Van Orden, AB'nin terörist örgütler ve
aşırı uçlara karşı tavır alması gerektiğini belirterek, ''AB kendisine
ve Türkiye'ye haksızlık yapıyor. Kürt ekstremistleri, insan haklarını
başka amaçlar için kullanıyor'' dedi.

Bir Hıristiyan olarak mal ve mülklerin iade edilmesini istediğini
kaydeden Van Orden, din özgürlüğü savunulurken radikal İslamı
özendirecek söylemlerden kaçınılmaması gerektiğini ifade etti. Van
Orden, ''Benim endişem, din özgürlüğünün savunulmasının İslama hizmet
etmemesidir. Bu, bizim karşımıza türban yasağını çıkarır. Türkiye'nin
radikal İslama, devlet kurumlarında ve üniversitelerde yer vermemesini
savunuyorum. Din özgürlüğü, radikal İslamın yeşertilmesine fırsat
yaratan bir alan olmamalı'' görüşünü kaydetti.

AP Üyesi Alman Renate Sommer de din özgürlüğünün ''turnusol
kağıdı'' gibi olduğunu belirterek, ''Türkiye niçin azınlık vakıflarına
ait mal ve mülk iadesinde bulunmuyor? Bu konuda cesur olmak, korkmamak
lazım'' dedi.

Türkiye'nin sınır ötesi operasyon yapmaya yetkisi olup olmadığını
soran Sommer, ''Evet kabul ediyorum Türkiye, zor bir durumda. Ama niye
orada güvenlik görevlileri değil asker devreye giriyor? Güneydoğu için
bir eylem planı istiyoruz. PKK ile mücadele, böyle bir planla daha da
kolaylaşacak. Türkiye'nin ne yapmasını istiyoruz? Somut önerimiz,
taleplerimiz nedir, önce bunu tespit etmeliyiz'' diye konuştu.

-''PKK'NIN NE OLDUĞUNU GÖRÜN''-

Türkiye-AB KPK üyesi ve AK Parti İstanbul Milletvekili İnci
Özdemir, Batı Trakya'daki Türk azınlığın sorunlarının AB tarafından
gündeme getirilmemesini eleştirdi. Özdemir, elindeki bir fotoğrafı
göstererek, ''Henüz 1 yaşında olmayan bu bebek, PKK kurşunlarıyla
öldürüldü. PKK'nın ne olduğunu görün. PKK budur'' dedi.

Özdemir, daha sonra fotoğrafı, Eurlings'in önüne koydu.

''Bunu bilen biriyim. Ülkemde PKK'yı terör listesine almak için
mücadele ettim'' diyen Eurlings, PKK'nın terör örgütü olduğunu ve
AB'nin de teröre ve PKK'ya karşı olduğunu söyledi. Konunun yanlış
anlaşılmamasını isteyen Eurlings, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
geçen yıl Güneydoğu'da yaptığı konuşmanın çok olumlu olduğunu, bölge
ve bölge insanıyla ilgili yatırımlar ve projeler konusundaki
görüşlerini daha net ifade etmesinin yararlı olacağını ifade etti.

Fransa'da ''Ermeni Soykırımı olduğunun inkarını suç sayan''
teklifin 18 Mayıs'ta görüşüleceğini hatırlatan Eurlings, ''Sizde,
Ermeni soykırımıyla ilgili görüşlerini dile getirdikleri için insanlar
ceza alıyorsa; bu da durumu kolaylaştırmıyor'' dedi.