2013-05-08 - 16:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş'nin kuruluşu, yapılanması ve faaliyet konularına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın 30 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.

AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, AK Parti'nin iktidara geldiği günden beri vakıf eserlerine sahip çıktığını söyledi.

Vakıflar Haftası dolayısıyla Gündemdışı söz alan AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, vakıfla esas amacın Allah rızası için yardım etme ve hayırla yad edilme olduğunu ifade etti.

Vakfın, şahsın taşınır veya taşınmaz malını, Allah rızası, hayır duygusuyla ve insan sevgisiyle şahsi mülkiyetinden çıkartıp kamuya bağışlaması olduğunu belirten Öz, Osmanlı döneminde bir çok alanda işlerin vakıflar eliyle yürütüldüğünü hatırlattı. Türkiye genelinde 3 bin 750 vakıf eserinin restorasyonunun tamamlandığını belirten Öz, "AK Parti iktidara geldiği günden beri vakıf eserlerine sahip çıkmıştır" dedi.

MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, sağlık çalışanlarının sorunları, CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger de "İzmir Gaziemir Sarnıç Bölgesinde 2-B Yasası Nedeniyle Mağdur Edilen Vatandaşların Sorunları" ile ilgili Gündemdışı konuşma yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait yerlerde imam ve müezzinlerin hiçbir kira vermeden oturmasının, vakfiyelere ve mevzuata uygun olmadığını belirterek, "(Canım bunlar imam ve müezzinlerlerdir, otursunlar ne olacak) diyemeyiz. Hiç kimse kusura bakmasın'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda gündemdışı konuşmaya yanıt veren Arınç, bu yıl şehircilik perspektifiyle vakıf medeniyetine bakmak istediklerini söyledi.

Son yıllarda özellikle kısmen TOKİ kısmen de özel çabalarla şehirleşme konusunda yeni atılımlar içinde olduklarını belirten Arınç, tüm hizmetlerin içinde az çok fakat mutlaka yer işgal eden vakıfların, şehirlerin genel fonksiyonları olarak nitelendirilen iktisadi, idari, siyasi, kültürel açıdan değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu kaydetti.

Günümüzde şehircilikle ilgili konulara şehir ve şehircilik kavramlarıyla yaklaşıldığını dile getiren Arınç, oysa şehirleşme ve toplum arasındaki ilişkiyi kuran temel kavramın, kültür ve medeniyet anlayışı olduğunu vurguladı.

Vakıf konusunun bir medeniyet haline dönüştüğü Osmanlı döneminde şehir kavramından çok mahalle kavramının öne çıktığını anlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha sonra vakıflar eliyle kurulmuş ticaret merkezleri, bedestenler, kervansaraylar da yine şehirleri oluşturan, daha da ilerisinde şehirlere kimlik katan yapılardır. Vakıf öyle bir medeniyet oluşturmuştur ki fakirlerin parası yıkandığı hamamlardan, sebillerinde buzlu su hatta şerbet dağıtılmasına kadar sayısız hizmetler verilmiştir. Şehirlerin imar edilmesini sağlayan yol, kaldırım ve köprü yapımını sağlayan onlarca vakıf kurulmuştur. Vakıf şuurunun derinliklerini yansıtan en güzel örneklerden birisi, vakıf geliriyle kandil ve yağ alarak kandilciler marifetiyle sokakların aydınlatılmasıdır. Sokakların temizlenmesi için kurulan vakıflar sokak bekçilerinin ücretlerini ödeyen vakıflar da ecdadın hassasiyetine örnektir.

Diğer taraftan şehirlerarası ulaşımın temini için sayısız yol, köprü, fener ve kalelerin inşası, büyük ticaret yolları üzerinde konak yerlerine kervansarayların tesisi, vakıflar sayesinde gerçekleşmiş ve tüm bakım masraflar vakıf gelirlerinden sağlanmıştır. Bütün bunların yapımı, seyahati kolaylaştırmak, yol emniyetini temin etmek, yolcuları barındırmak ve doyurmak içindir. Mesela bir Selçuklu hanının vakfiyesinde, hana gelen her sınıf ve her dinden yolculara yiyecek, ayakkabı ve hayvan yeminin verilmesi şart kılınmıştır. Bu örnek, vakıf medeniyetimizin geniş bir hoşgörü ve vizyon sahibi olduğunun da en önemli göstergesidir. Yollar üzerinde veya şehirlerde kurulmuş olan han veya kervansaraylar ortası avlu, çevresi geniş kerevetlerle çevrili, etrafı bir nevi surla koruma altına alınmış yerlerdir. Bu tesisler sayesinde misafirlerin ve tüccarların emniyet içinde seyahati sağlanmıştır, ticaret hayatının canlanmasında bir rol oynamıştır. Eski şehirlerinde umumiyetle vakıflar yoluyla hizmetler gerçekleştirilmiştir. Bunların başında şehirlerin su ihtiyacının temini de gelmekteydi. Bu gaye için vakıf kurmak suretiyle su bentleri, kuyular, çeşmeler inşa edilmiş, yazın soğuk su dağıtılması maksadıyla sebiller yapılmıştır. Sebillerin suyunu soğutmak için bazı vakıflar buzluklar tesis ederken, diğerleri vakfiyelerinde bu iş için uzak yerlerden bile kar getirilmesini hükme bağlamıştır."

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün son yıllarda takdire şayan hizmetlerinin bulunduğunu belirten Arınç, Genel Müdürlüğün son 10 yılda ülke ekonomisine 2 milyar 600 milyon lira yatırım yaptığını ve bununla 70 bin kişiye istihdam sağladığını kaydetti.

Arınç, 2003-2012 yılları arasında ülke genelinde il ve bölge ayrımı yapılmaksızın 3 bin 750 vakıf eserinin onarım ve restorasyonunun tamamlandığını anlatarak, "Genel Müdürlüğümüz ecdadımızın emanetlerine sahip çıkma gayretini hakkıyla ortaya koymaktadır" dedi.

Bunun bir heyecan ve sahiplenme işi, hizmet etme şuuru olduğunu belirten Arınç, tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin vakıflara sıcak baktığını, bunun son derece önemli olduğunu ve devam etmesini arzu ettiğini vurguladı.

Arınç, belli dönemlerde dağılmış ve dağıtılmasına karar verilmiş olan vakıfların belli bir prosedür içerisinde yine eski kurucuları tarafından ortaya konulması, kanunen tescil edilmesi ve bunlardan gayrimenkulleri Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne intikal edenlerin iadesi konusunda değişiklik tasarısının gelecek günlerde Meclis'e geleceğini söyledi.

Kiraya verilen ve tahsis edilen vakıf taşınmazlarını, şirketlerin sigorta etmekten imtina ettiklerini belirten Arınç, sigortalama işlemini zorunluluk haline getireceklerini bildirdi.

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ve arkadaşlarının, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait yerlerde ikamet eden din görevlilerine açılan ecrimisil davalarıyla ilgili araştırma önergesinin dün TBMM Genel Kurulu'nda görüşüldüğünü anımsatan Arınç, bunu, konuyu gündeme getirme açısından doğru bulduğunu ancak araştırma komisyonu değil yasal düzenleme teklifinde bulunulması gerektiğini kaydetti.

Vakıflar konusunda bakarken diğer emlaklar gibi düşünmemek gerektiğini vurgulayan Arınç, "Bu işin özelliği var. Çünkü vakıf konusu, vakıfların anayasası tabir edilen vakfiyelere dikkat edilmek suretiyle takip edilmelidir" dedi. Arınç, şunları söyledi:

"Her vakfın bir vakfiyesi varsa, o vakfı, vakfiyesine uygun kullanmak ve yönetmek gerekiyor. Bu vakfiyeler bizim için önemlidir. Vakıflar Kanunu da bu vakfiyelerin ne şekilde yürürlükte olacağını dikkatle ortaya koymuş. Bize bu talepler geldikçe, ilgililere, daha çok Diyanet İşleri Başkanlığı'na ve bu konudan mağdur olduğunu iddia eden din görevlilerine durumu açık olarak bildirdik. Ancak bu bildirimlerimize karşılık para vermek istemediklerini ifade ederek, bunları parasız hale getirilmesi talebinde bulundular. Kendileri açısından haklı bir talep olabilir ama biz bunlara ret cevabı verdik. Hatta işin garibi, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kendisine bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı sayın Bekir Bozdağ, bir kanun teklifi hazırlayarak bize uygunluk açısından gönderdi. Biz Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak hazırlanan teklifin uygun olmadığına karar verdik. Yani kendi Başbakan Yardımcımızın uygun bularak bize gönderdiği kanun teklifini biz 'uygun değildir' düşüncesiyle kendisine gönderdik."

Bu teklife olumsuz cevap vermelerinin, Vakıflar Meclisinin kararıyla olduğunu aktaran Arınç, "(Bu yerlerde imam ve müezzinler hiçbir kira vermeksizin otursunlar...) Bu güzel bir şey ama bu, vakfiyelere ve bizim mevzuatımıza uygun değil. Dolayısıyla vakfiyelerde ve mevzuatta uygun bulunmayan bir şeyin 'canım bunlar imam ve müezzinlerdir, otursunlar ne olacak' diyemeyiz. Hiç kimse kusura bakmasın. Onlar da devletin memurlarıdır. Kendi teşkilat kanunlarına tabidirler. Özlük haklar gibi konular, bir süre önce yapılan düzenlemeyle en iyi noktaya çıkarılmıştır" diye konuştu.

Din görevlilerinden alınan ecrimisil veya kira bedelinin 50 ile 160 TL arasında değiştiğini bildiren Arınç,"Bu bedelin ısrarla verilmek istenmemesini ben takdirlerinize sunmak istiyorum" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, cezaevlerindeki hasta mahkumlarla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

Öneri üzerine söz alan CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, İzmir'de görülen askeri casusluk davasının, sanal bir suça karşı açılmış sanal bir dava olduğunu ileri sürdü. Demir, ülkenin imkanlarının bu şekilde hoyratça harcanmasının üzüntü verici olduğunu ifade etti.

Cezaevlerindeki hasta mahkumlara değinen Demir, çok sayıda hasta mahkumla görüşerek bir rapor hazırladıklarını, hasta mahkumların içinde bulundukları durumun daha iyi anlaşılabilmesi için bu raporun mutlaka okunması gerektiğini söyledi. Demir, bazı cezaevlerinde suların bile akmadığını iddia etti.

Nurettin Demir ayrıca Taksim'deki 1 Mayıs gösterilerinde polisin göstericilere müdahalesini eleştirdi.

AK Parti Bursa Milletvekili İsmail Aydın, Taksim'de göstericilere müdahale eden polisin haksız yere eleştirildiğini, onların görevini yaptığını ifade etti. Aydın, AK Parti'den önce 1 Mayıs'ın Türkiye'de bir kabus günü olduğunu ancak iktidarlarının yaptığı düzenleme ile artık bayram havasında geçtiğini dile getirdi.

İsmail Aydın, infaz ve tutukluluk konusunda önemli yasal düzenlemeler yaptıklarını, hasta tutuklarının durumunun da bu kapsamda ele alındığını belirtti. Hasta mahkumlarla ilgili yerel sağlık kurumlarındaki kontrolün ardından Adli Tıp Kurumu'na gönderilen dosyaların değerlendirildiğini ve bir karar verildiğini ifade eden Aydın, ''Yapılan son düzenlemeler, yaşamlarını tek başlarına idame ettiremeyecek durumda olan hükümlülerin cezalarının ertelenmesine olanak tanıyor. Bu nedenle Meclis Araştırma açılması gerekmiyor'' dedi.

BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ise cezaevlerinde yaşanan sorunların çözümü için şimdiye kadar çok sayıda kanun teklifi ve araştırma önergesi verdiklerini ancak AK Parti milletvekillerinin oylarıyla bu önerilerin reddedildiğini söyledi. Binici, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumların bu konuda ''kör ve sağırları'' oynadığını ileri sürdü. İbrahim Binici, yapılan yasal düzenlemelerin de sorunu çözmek için yeterli olmadığını savundu.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP ve MHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulu'da, CHP'nin, Bulgaristan'da yapılacak seçimlerde oy kullanacak olan ve Türkiye'de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının, AK Parti Hükümeti tarafından yönlendirildiği iddialarıyla ilgili önergenin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.

Öneri üzerine söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, AK Parti'nin, Bulgaristan'daki seçimlerde oy kullanacak olan Bulgar vatandaşı soydaşları, Hürriyet ve Şeref Partisi'ne oy vermeleri için yönlendirdiğini iddia etti. Köprülü, Tekirdağ'ın Çorlu Kaymakamı'nın, söz konusu seçimlerde oy kullanacak olan soydaşlara, ''Devlet karar aldı oylarınızı Hürriyet ve Şeref Partisi'ne vereceksiniz'' diyerek baskı yaptığını iddia etti. Emre Köprülü, çoğunluğunu Türkler'in oluşturduğu, Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Partisi'nin eski Genel Başkanı Ahmet Doğan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Bulgaristan'da Türk düşmanlığı yaratmaya çalışan Bulgar Başbakanı ile işbirliği içinde olduğunu söylediğini iddia etti.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Türkiye'nin, hiçbir ülkenin içişlerine karışmaması gerektiğini belirterek, ''Eğer karışırsanız o zaman sizin içişlerinize karıştıklarında şikayet edemezsiniz. Oy kullanacak Türk kardeşlerimize sesleniyorum: bu iktidar kimi desteklediyse onun evi yıkıldı. Bu arkadaşlar kimle ilgilendiyse onun durumu çok daha kötüye gitti'' diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, seçimlerde oy kullanacak olan Bursa'da yaşayan soydaşlara da devlet görevlilerince aynı baskının yapıldığını savundu. Özensoy, ''Burada yaşayan soydaşlarımız da bu durumdan son derece rahatsız. Türkiye Cumhuriyeti artık korku devleti haline geldi. Bu zulüm nereye kadar gidecek-'' dedi.

AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, muhalefetin iddialarının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Çavuşoğlu, Türkiye'de yaşayan ve çifte vatandaşlığı bulunan soydaşların oy kullanabilmesi için Türkiye'de de sandıkların kurulacağını, mülki idare amirlerinin bunu organize ettiğini dile getirdi. Hakan Çavuşoğlu, ortaya atılan iddialarla hükümeti zan altında bırakmanın kimsenin faydasına olmayacağını kaydetti.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti'nin uyguladığı dış politika sonucu, dünyanın neresinde olursa olsun, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının artık başlarının dik olduğunu ve büyük bir gururla ''Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım' dediğini söyledi. Elitaş, ''Bunu dışarıdakiler de görüyor ama siz göremezsiniz'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Köprülü'nün konuşmasını anımsatarak, ''Sayın Köprülü Trakya'daki çalışmaları sırasında tanık olduğu olayı TBMM kürsüsüne getirdi. Konu bundan ibarettir'' dedi. Hamzaçebi, bu iddiaların yanıtlanması gerektiğini kaydetti.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da daha sonra MHP'nin, Çukurova'da mısır üreticilerinin sorunlarına ilişkin verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi de görüşüldü.

Önerge üzerinde söz alan CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl, çiftçilerin zor durumda olduklarını savundu.

"Para kazanmak için çiftçi esrar mı eksin-" diyen Akgöl, "Çiftçiyi esrar ekmeye muhtaç hale getirdiniz. Çiftçiyi bu hale getiremezsiniz. Çiftçiye sahip çıkılmalı" diye konuşu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin de "Biz Türk çiftçisini, üreticisini esrarla yan yana getiremeyiz. Çiftçimiz esrar üretmeyi düşünecek kadar alçalmaz, bu konuda yeterlidir ve kanaat sahibidir" dedi.

MHP'nin önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş'nin kuruluşu, yapılanması ve faaliyet konularına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyeliği için AK Parti ve BDP'nin gösterdiği adaylar kabul edildi.

Genel Kurul'da yapılan oylamada, komisyonun üyeliğine AK Parti'nin aday gösterdiği Adana Milletvekili Fatoş Gürkan, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün, Amasya Milletvekili Naci Bostancı, Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, Batman Milletvekili Ziver Özdemir, Çankırı Milletvekili İdris Şahin, Diyarbakır Milletvekili Süleyman Hamzaoğulları, Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök, Van Milletvekili Fatih Çiftçi ile BDP'nin aday gösterdiği Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu seçildi.

Oylamadan önce Katip Üye Tanju Özcan'ın AK Parti'nin adayları için ''AKP'nin adayları'' ifadesini kullanması üzerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi. Bunun üzerine Özcan, ''Adalet ve Kalkınma Partisi'' ifadesini kullanarak adayların isimlerini yeniden okudu. Adayların isimleri okunurken MHP milletvekillerinin tamamı, CHP'den de bazı milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk etti.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, ''Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan'' konusunda bir pazarlığın söz konusu olamayacağını, hiçbir şekilde de olmadığını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş'nin kuruluşu, yapılanması ve faaliyet konularına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın 2. Bölümü'nün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, PTT'nın bankacılık hizmeti vermesini doğru bulmadığını belirterek, ''PTT'nin amacı kar etmek mi yoksa Anayasa'da bize verilmiş olan haberleşme hakkımızın sağlanması için bir kamu görevi görmek mi- İsteyen banka gider, istediği yerde şubesini kurar. PTT'nin görevi bankacılık yapmak değil. O zaman kamu, sürekli kar getiren alanlarda şirket açsın'' dedi.

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, tasarının, PTT'de örgütlü sendikaların, çalışanların görüşlerine başvurulmadan hazırlandığını savundu. Tasarıyla PTT'nin A.Ş'ye dönüştürüleceğini ve yönetim kuruluna, yasal düzenlemelerden bağımsız olağanüstü yetkiler verileceğini belirten Doara, bu durumun, çalışanların hakları açısından ciddi sorun oluşturacağını söyledi.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, haberleşme hürriyetinin sınırlarını Anayasa'nın değil AK Parti'nin belirlediğini ileri sürdü. Korkmaz, insanların özel hayatlarının, CD'lerle, ses kayıtlarıyla ortaya çıkarıldığında sorun olmadığını ancak Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, kendi odasında bir böcek bulunduğu için Meclis'te komisyon oluşturulmasını istediğini savundu.

Hükümetin, çözüm sürecine ilişkin politikasını eleştiren Korkmaz, ''İmralı'dan Kandile gönderilen mektupları PTT mi dağıttı- PTT, yetkisini BDP'ye devretmiş. Gitti PTT, geldi BDP. Bu imtiyazı onlara, PKK ile pazarlığa oturmuş olan AKP verdi. AKP mühürlü PKK mektupları, terörist muhataplara ulaştırılıyor. Ne yazıldığını Başbakan ve Öcalan biliyor. BDP postacıları zaman zaman bu gizliliği ihmal ediyor, bunlar basına sızıyor. Suçlu çaycılar oluyor. Başbakan'ın ve AKP'nin foyası ortaya çıkıyor'' diye konuştu.

Bunun üzerine söz alan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, ''Sorunun çözümünde hangi alanda katkıya ihtiyaç varsa biz açığız. 'Postacı' demeniz, hiçbir şekilde bizim faaliyetlerimizi küçültmez. Postacılık yapmak da barışın hamallığını yapmak da bizim için onurdur. Üç aydır bu ülkede gençler toprağa düşmüyor. Önümüzdeki dönemde de geri çekilme sürecinin selametle yürümesi için üzerimize düşen her şeyi yaparız'' dedi.

CHP Adana Milletvekili Turgay Develi, AK Parti'nin, özelleştirme adı altında, Türkiye'nin 90 yıllık Cumhuriyet döneminde, bağımsızlığının nişanesi olan bütün kurumların içini boşaltarak küresel sermayeye peşkeş çektiğini iddia etti.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, ''Daha önceki bir beyanatınızda 'Bize diyorlar ki (Siz bu terör örgütüyle neyin pazarlığını yaptınız-) Biz 4 T pazarlığı yaptık: Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet...' dediniz. Gerçekten bunları pazarlık masasına getirdiniz mi-'' sorusuna, ''Benim söylediğim açıktır. O konuşmanın ön tarafına arka tarafına bakarsanız çok net görülecektir. 'Biz hiç kimseyle hiçbir pazarlık yapmadık. İlle de bir pazarlık yaptık diye düşünülüyorsa, 4 T pazarlığı yaptık' dedim. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan... Bunlar hepimizin vazgeçemeyeceği, en önemli ilkelerimizdir. Bunlar pazarlık konusu olmaz. Hiçbir şekilde de olmamıştır. Benim söylediğim budur. Bahsettiğim cinastır. Edebiyatta cinas diye bir sanat var'' yanıtını verdi.

Yıldırım, başka bir soru üzerine, yeni düzenleme nedeniyle PTT çalışanlarının hiçbir hak kaybına uğramayacaklarını ifade etti.

Tasarının 2. Bölümünün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçildi.

***** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ****