2010-12-08 - 14:00
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye kullanma
suçuna ceza indirimi'' öngören kanun teklifinin 1. maddesi kabul edildi.
CHP İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız,
''üniversite öğrencilerinin haklarını aradıkları için analarından doğduklarına
pişman edildiklerini'' söyledi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplanan Genel Kurulda,
gündemdışı söz alan Yıldız, son zamanlarda öğrencilere uygulanan şiddet konusunu
gündeme getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde
rektörlere, üniversiteleri nasıl özgürleştirdiklerinden bahsederken dışarıda
öğrencilerin yerlerde süründüğünü, dövüldüğünü ileri süren Yıldız, öğrencilerin,
ülkelerinde ileri demokrasinin işlediğini zannederek, bu protestoyu
gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Yıldız, ''Sayın Başbakan her fırsatta
demokrasiden, özgürlükten bahsediyor. Biz de buna güvenerek eylem yapalım'' diye
düşünen öğrencilerin, yanıldıklarını çok geçmeden acı bir şekilde anladıklarını
vurguladı.
Yıldız, bu çocukların yaşamına kara bir leke gibi çökmeye hiçbir güç ve
makamın hakkı bulunmadığını dile getirerek, ''Şimdi bu öğrencilerin psikolojisi
ne olacak? Sayın Başbakan ya da Hükümet üyelerinin bu görüntüleri izlerken
vicdanları rahat mı? Polis kendiliğinden mi böyle bir taarruza geçti, yoksa
iktidardan bu yönde bir emir mi almıştır? Bu polislerin de çocukları var. Onlar
demokratik bir hak kullanmak istese ve bunlarla karşılaşsalar, ne hissederler?''
sorularını yöneltti.
Sacid Yıldız, ''Avrupa'da gayet masum eylemler arasında sayılan öğrenci
eylemleri neden ülkemizde bu kadar hoşgörüsüzce karşılanmaktadır? Çünkü iktidar
korkuyor, buna da ileri demokrasi diyor. Üniversite öğrencileri, haklarını
aradıkları için analarından doğduklarına pişman edilmişlerdir'' diye konuştu.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, Mersin'in sağlık sorunlarına dair
gündemdışı söz aldı. Mersin'deki sağlık hizmetleri ve personelin atanmasında
yaşanan sorunlara işaret eden Çelik, il merkezindeki devlet hastane ve sağlık
kurumlarının da iyi yönetilmediğini savundu.
AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık da gündemdışı konuşmasında,
Ulaştırma Bakanlığının Malatya'da gerçekleştirdiği çalışmalara değindi. Çalık,
Malatya'da 2002'den bu yana ulaştırmada ciddi adımlar atıldığını, 2002-2010
yılları arasında 246 kilometre yol yapıldığını anlattı.
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye kullanma
suçuna ceza indirimi'' öngören kanun teklifinin 1. maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Türk Ceza Kanununda (TCK) Değişiklik Yapan
Kanun Teklifinin 1. maddesiyle TCK'nın ''görevi kötüye kullanma'' başlıklı 257.
maddesinde değişiklik yapılıyor.
Maddedeki ''kazanç'' kelimesi yerine, ''menfaat'' kelimesi getirilerek,
suçun kapsamı genişletiliyor.
Teklife göre, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız
bir menfaat sağlayan kamu görevlisine uygulanan hapis cezasının alt sınırı 1
yıldan 6 aya, üst sınırı da 3 yıldan 2 yıla indiriliyor.
Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin
mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç
sağlayan kamu görevlisine verilen hapis cezasının alt sınırı 6 aydan 3 aya, üst
sınırı 2 yıldan 1 yıla düşürülüyor.
Teklif, ''İrtikap suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine
uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden, kendisine veya bir başkasına
çıkar sağlayan kamu görevlisine'' verilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını
koruyor, ayrıca 5 bin güne kadar adli para cezası verilmesini öngörüyor.
Teklifin 2. maddesi üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, TBMM Genel Kurulunda AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'un,
muhalefete yönelik eleştirilerinin de yer aldığı konuşmasının, ''yanlış ve tahrik
edici'' olduğunu belirterek, ''Konuşmasını kınıyorum. Güzel şekilde müzakereleri
yürütürken, ateşe benzin dökülmemesini, arkadaşlarımızın tahrik edilmemesini arzu
ederdim'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye kullanma'' suçuna ceza indirimi
öngören ''Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi''nin 1. maddesi
kabul edildi.
Madde üzerindeki görüşmelerde MHP Grubu adına söz alan Aydın Milletvekili
Ali Uzunırmak, teklifin aynı zamanda bir af olduğunu, cezaların indirilmesi
sonucu bir çok kişinin bundan yararlanarak hürriyetine kavuşacağını söyledi.
Uzunırmak, suç işlemenin, kötü örnek olmaktan çıkarılıp, teşvik edilir noktaya
getirildiğini savundu.
Uzunırmak, ''Oldu bittilerle bir ülkede ne demokrasi bilinci, kültürü ne
de devlet düzeni inşa edilebilir. Ancak iki dudağı arasında aşiret idare eden bir
düzen kurulabilir. Teklifle kurtarılmak istenen yandaşlar var, kurtarmamaya bizim
çoğunluğumuz yetmez. Millete, ahlaksız kanun teklifini şikayet ediyorum'' diye
konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da terör örgütü elebaşı Abdullah
Öcalan'a ''Sayın'' diyen 30 binin üzerinde kişinin yargılandığını, her mahkemenin
farklı karar verdiğini söyledi. Kaplan, Kenan Evren'e ''Sayın'' diyenler hakkında
ise dava açılmadığını belirterek, ''Kenan Evren'i yargılayacağız diyorlar. Siz bu
mantıkla gölgesini yargılayamazsınız. Düşünce suçunun cezaları indirilmeden bu
ülkeye demokrasi gelebilir mi? Robespierre giyotin yasasını çıkarmıştı ama o da
gitti. Umarım onun akıbeti sizi bulmaz'' diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Ali Öztürk, şahsı adına yaptığı konuşmada,
ceza adaleti yönünden kanun teklifinin yerinde olduğunu, hırsızlık, rüşvet,
zimmet, sahtecilik suçlarının başka maddelerle düzenlendiğini söyledi. Öztürk,
bunlarla değişiklik teklifindeki 257. maddeyle bağlantı kurmanın kasıtlı bir
siyasi söylem olduğunu, kamuoyunun yanlış yönlendirilmek istendiğini ifade
etti.
Öztürk, TCK 257. maddesi değiştirilirse TCK'nın tümden kalkacağı gibi bir
düşüncenin olduğunu belirterek, TCK'nın tüm suçları tanımlayarak, müeyyidesini
koyduğunu kaydetti. Öztürk, korkuların boşa ve suni olduğunu vurguladı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da kanun teklifiyle, yolsuzluk
yapanlara örtülü af getirildiği açıklamalarının gerçekle ilgisi olmadığını,
''yolsuzlukla mücadelede olumsuz sonuçların doğabileceği'' yönündeki görüşlerin,
hukuki değerinin bulunmadığını savundu. Tunç, yolsuzlukların kaynağı suçlarda
indirim yapılmadığını ifade etti.
Muhalefetin, teklifle konuyu saptırarak, farklı mecraya çektiğini,
yolsuzluk gibi ağır bir ithamı tekrarladığını kaydeden Tunç, AK Parti iktidarıyla
yolsuzlukların tarihe karıştığını ifade etti. Tunç, ''Milletimiz yolsuzlukları
AKP'den önceki iktidarlardan, İSKİ'den, Yuvacık Barajı'ndan, 21 banka ve
hortumlanan 50 milyar dolar ve bunun sonucundaki ekonomik buhrandan
hatırlamaktadır'' görüşünü savundu.
Satışma olduğu gerekçesiyle kürsüye çıkan CHP Grup Başkanvekili Muharrem
İnce ise iftiranın, günah olduğunu vurguladı.
Yuvacık Barajı ile ilgili komisyonlar kurulduğunu, geçen dönem CHP
Kocaeli Milletvekili olan Sefa Sirmen'in dokunulmazlığının kaldırmasını
istediğini anımsatan İnce, ''Biz dokunulmazlıkların kaldırılması için oy
kullandık, siz kaldırılmasın diye kullandınız. Sirmen, geçen hafta bu davadan
beraat etti. Bu ne biçim vicdan, anlayış, ahlak, siyaset. Yüreğiniz, cesaretiniz
varsa, gücünüz yetiyorsa dokunulmazlıkların tümünü kaldıralım'' dedi.
İnce, Dikmen Vadisi'nde, Çukurambar'da Ankara Büyükşehir Belediyesinin
konutlarından daire alan milletvekillerinin parmağını kaldırmasını istedi ve bu
milletvekillerini yakında açıklayacağını söyledi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, konuşmaların ardından
1. madde üzerindeki soru ve eleştirileri yanıtladı.
Arınç, TCK'nın 257. maddesinde yaptıkları değişikliklerin, maddeyi
ortadan kaldırmadığını, tanımlarda değişiklik yapıldığını, 1, 2 ve 3. fıkralarda
yeniden bir ceza düzenlemesine gidildiğini anlattı.
Teklifi, ''örtülü, kısmi af'' diye niteleyenlerin bulunduğuna işaret eden
Arınç, teklifin kabul edilmesi halinde mevcut dosyaların ele alınacağını, ''sanık
lehine olan hükümlerden yararlanır'' kuralınca, yeniden bir düzenlemeye
gidileceğini belirtti.
Arınç, ''Siz bunları kurtarıyorsunuz'' yönündeki eleştirileri ise şöyle
yanıtladı:
''TCK'nın 50. maddesinde, kısa süreli hapis cezasının seçenek
yaptırımları düzenlenmiş, 49. maddesinin 2. fıkrasında da hükmedilen 1 yıl veya
daha az süreli hapis cezasının, kısa süreli hapis cezası olduğu belirtilmiştir.
Kanunun 50. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlarının uygulanması, maddenin 3.
fıkrasında sayılan haller dışında, hakimin takdirindedir. Yani hakim, kısa süreli
hapis cezası alan kişi hakkında, 3. fıkradaki koşulları taşımıyorsa, seçenek
yaptırımlarını uygulayıp uygulamama konusunda takdir hakkına sahiptir. Seçenek
yaptırımlarının uygulanması, belirtilen istisna dışında zorunlu değildir. TCK'nın
51. maddesinde ise hapis cezasının ertelenmesi düzenlenmiştir. Bu hükme göre,
daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş
ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle
tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanat oluşturan kişinin aldığı 2
yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilecektir.Erteleme sınırı 18 yaşını
doldurmamış ve 65 yaşını bitirmiş olanlar açısından 3 yıl olarak düzenlenmiştir.
Seçenek yaptırımlarda olduğu gibi erteleme kararı da hakimin takdirindedir. 2 yıl
veya daha az hapis cezası alması durumunda, muhakkak bu cezaların erteleneceği
anlamına gelmemektedir.''
Arınç, MHP'li Uzunırmak'ın teklifi, ''ahlaksız'' diye nitelemesinin doğru
olmadığını, bu üslubu yanlış bulduğunu kaydetti.
Bir düzenlemenin Genel Kuruldan geçerek yasalaşmasının, yasama faaliyeti
olduğunu dile getiren Arınç, kanunlar için Anayasa Mahkemesine de
gidilebileceğine dikkati çekti. Arınç, ''ahlaksız kanun'' nitelemesinin,
tutanaklarda bulunmaması gerektiğini, maksadını aştığını söyleyerek, şunları
kaydetti:
''TCK'nın 6. maddesinin 1. fıkrasında, bu maddeye göre suç işleyeceği
kabul edilen kamu görevlileri; kamusal faaliyetin yürütülmesine, atama veya
seçilme yoluyla ya da herhangi bir suretle, sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi olarak tanımlanmıştır. Bunların tamamı 2 milyon civarındadır. 1
yılda açılan dava sayısı 10 bin civarında, mahkumiyet yüzde 40 oranındadır. 2
milyonluk kitlede, 5-6 bin elbette az değildir ama 2 milyonluk kitlenin tamamını
itham edercesine, 'bunların hepsi yolsuzluk yapıyor, yolsuzluktan sabıkalı,
onları kurtarmaya yönelik bir kanun' olarak lütfen görmemek lazım. Yanlış
yapabiliriz, bunların düzeleceği yerler vardır, tekrar düzenleme yapabiliriz.
Yasama organının görevi içindedir.''
Arınç, TBMM Genel Kurulundaki dünkü görüşmelerde AK Parti Grup
Başkanvekiline, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun salonda gerginliğe
yol açabileceğini düşünerek bir not gönderdiğini anımsattı.
Bülent Arınç, 3 yıl grup başkanvekilliği yaptığını, müzakerelerin sükunet
içinde geçmesini takip etmenin grup başkanvekilinin görevi olduğunu vurgulayarak,
sözlerini, ''Sayın Kuzu'ya yönelik eleştiriler oldu, o da kendisine göre cevap
vermeye çalıştı. Bu tartışma sırasında Meclisin sükuneti bozulabilir düşüncesiyle
arkadaşımızın salonda olmamasının daha doğru olacağını ifade ettim. Bu kanaatimi
pekiştiren bir olay da biraz önce yaşandı. Sayın Yılmaz Tunç'un konuşmasını
kınıyorum, yanlış, tahrik edici bir konuşmadır, doğru bir konuşma değildir.
Hakkım değil belki ama. Burada güzel şekilde müzakereleri yürütürken, ateşe
benzin dökülmemesini, arkadaşlarımızın tahrik edilmemesini, cevaplandırılamayacak
konuların tahrik unsuru haline gelmemesini arzu ederdim'' diye tamamladı.
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye
kullanma'' suçuna ceza indirimi öngören kanun teklifinin görüşmeleri tartışmalı
geçiyor.
Teklifin 2. maddesi üzerinde verdiği önerge hakkında söz alan CHP Tunceli
Milletvekili Kamer Genç, milletvekillerinin; kendisinin ve ailesinin suçlarını,
hırsızları affedeceğine dair yemin etmediğini ifade ederek, ''Buraya hırsızları,
talan edenleri affetmeye mi geldik'' diye sordu.
Cumhuriyet tarihinin en karanlık, kimsenin cesaret dahi edemeyeceği bir
kanun teklifi olduğunu öne süren Genç, ''Kaç tane AKP'li milletvekilinin bu
kanundan mahkumiyet cezası var? Yiğitçe milletin karşısında konuşun, ikiyüzlülük
yapıyorsunuz, gerçekleri saklıyorsunuz. Ne kadar kıyak madde'' diye konuştu.
Genç'in konuşma süresinin dolması üzerine, birleşimi yöneten TBMM
Başkanvekili Meral Akşener, sadece Genel Kurulu selamlamak üzere söz verdi. Genç
ise ''Bunları selamlayacak durumda değilim'' dedi.
Kamer Genç'in konuşması sırasında CHP Zonguldak Milletvekili Ali Koçal
ile AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz ve AK Parti Antalya
Milletvekili Abdurrahman Arıcı arasında karşılıklı atışma oldu. Koçal, Poyraz ve
Arıcı'yı, araya giren milletvekilleri sakinleştirmeye çalıştı. Milletvekillerinin
birbirine laf atmasının devam etmesi üzerine Akşener, birleşime ara verdi.
Aranın ardından ise sataşma olduğu gerekçesiyle AK Parti Grup
Başkanvekili Suat Kılıç söz aldı. Hakaretleri içlerine sindirildiğinin
zannedilmemesi gerektiğini söyleyen Kılıç, hakaretlerin, küfrün sahibinin, bizzat
bunu söyleyenler olduğunu belirtti. Kılıç, milletin, kendilerine yönelik
sözlerin, sarf edenlere çok daha yakıştığını, bu çirkin beyanları daha fazla hak
ettiklerini bildiğini dile getirdi.
Kılıç, söylenen çirkin sözlerin, ithamların, kürsüye taşınan yalanların,
yanlış beyanların muhatabının kendileri olmadığını belirterek, ''Muhalefet etme
adına Meclisin, milletvekillerinin saygınlığına gölge düşürmemeye herkesin azami
gayret göstermesi lazım'' diye konuştu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Meclis kulislerinde Ankara
Büyükşehir Belediyesince poğaça dağıtıldığına yönelik sözlerine de yanıt veren
Kılıç, ''İkramların hiçbiri ne bir belediyenin ne büyükşehir belediyesinin ne de
kamu kurumun ikramıdır. AK Parti Grubu tarafından servis edilen, bizim
bütçemizden karşılanan ikramdır'' dedi.
Tartışmaların ardından teklifin 3. maddesi üzerinde görüşmelere
geçildi.
CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, AK Parti'nin, ''Afla Kurtarma
Partisi'' olduğunu öne sürerek, ''Siz yandaşlarınızı zengin edersiniz, vatandaş
size yolsuzlukları örtbas edin diye mi oy verdi'' dedi.
Ağyüz, kişileri kurtaracak yasalarla uğraşılmaması gerektiğini söyledi. (15.22)
''üniversite öğrencilerinin haklarını aradıkları için analarından doğduklarına
pişman edildiklerini'' söyledi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplanan Genel Kurulda,
gündemdışı söz alan Yıldız, son zamanlarda öğrencilere uygulanan şiddet konusunu
gündeme getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde
rektörlere, üniversiteleri nasıl özgürleştirdiklerinden bahsederken dışarıda
öğrencilerin yerlerde süründüğünü, dövüldüğünü ileri süren Yıldız, öğrencilerin,
ülkelerinde ileri demokrasinin işlediğini zannederek, bu protestoyu
gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Yıldız, ''Sayın Başbakan her fırsatta
demokrasiden, özgürlükten bahsediyor. Biz de buna güvenerek eylem yapalım'' diye
düşünen öğrencilerin, yanıldıklarını çok geçmeden acı bir şekilde anladıklarını
vurguladı.
Yıldız, bu çocukların yaşamına kara bir leke gibi çökmeye hiçbir güç ve
makamın hakkı bulunmadığını dile getirerek, ''Şimdi bu öğrencilerin psikolojisi
ne olacak? Sayın Başbakan ya da Hükümet üyelerinin bu görüntüleri izlerken
vicdanları rahat mı? Polis kendiliğinden mi böyle bir taarruza geçti, yoksa
iktidardan bu yönde bir emir mi almıştır? Bu polislerin de çocukları var. Onlar
demokratik bir hak kullanmak istese ve bunlarla karşılaşsalar, ne hissederler?''
sorularını yöneltti.
Sacid Yıldız, ''Avrupa'da gayet masum eylemler arasında sayılan öğrenci
eylemleri neden ülkemizde bu kadar hoşgörüsüzce karşılanmaktadır? Çünkü iktidar
korkuyor, buna da ileri demokrasi diyor. Üniversite öğrencileri, haklarını
aradıkları için analarından doğduklarına pişman edilmişlerdir'' diye konuştu.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, Mersin'in sağlık sorunlarına dair
gündemdışı söz aldı. Mersin'deki sağlık hizmetleri ve personelin atanmasında
yaşanan sorunlara işaret eden Çelik, il merkezindeki devlet hastane ve sağlık
kurumlarının da iyi yönetilmediğini savundu.
AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık da gündemdışı konuşmasında,
Ulaştırma Bakanlığının Malatya'da gerçekleştirdiği çalışmalara değindi. Çalık,
Malatya'da 2002'den bu yana ulaştırmada ciddi adımlar atıldığını, 2002-2010
yılları arasında 246 kilometre yol yapıldığını anlattı.
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye kullanma
suçuna ceza indirimi'' öngören kanun teklifinin 1. maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Türk Ceza Kanununda (TCK) Değişiklik Yapan
Kanun Teklifinin 1. maddesiyle TCK'nın ''görevi kötüye kullanma'' başlıklı 257.
maddesinde değişiklik yapılıyor.
Maddedeki ''kazanç'' kelimesi yerine, ''menfaat'' kelimesi getirilerek,
suçun kapsamı genişletiliyor.
Teklife göre, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız
bir menfaat sağlayan kamu görevlisine uygulanan hapis cezasının alt sınırı 1
yıldan 6 aya, üst sınırı da 3 yıldan 2 yıla indiriliyor.
Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin
mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç
sağlayan kamu görevlisine verilen hapis cezasının alt sınırı 6 aydan 3 aya, üst
sınırı 2 yıldan 1 yıla düşürülüyor.
Teklif, ''İrtikap suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine
uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden, kendisine veya bir başkasına
çıkar sağlayan kamu görevlisine'' verilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını
koruyor, ayrıca 5 bin güne kadar adli para cezası verilmesini öngörüyor.
Teklifin 2. maddesi üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, TBMM Genel Kurulunda AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'un,
muhalefete yönelik eleştirilerinin de yer aldığı konuşmasının, ''yanlış ve tahrik
edici'' olduğunu belirterek, ''Konuşmasını kınıyorum. Güzel şekilde müzakereleri
yürütürken, ateşe benzin dökülmemesini, arkadaşlarımızın tahrik edilmemesini arzu
ederdim'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye kullanma'' suçuna ceza indirimi
öngören ''Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi''nin 1. maddesi
kabul edildi.
Madde üzerindeki görüşmelerde MHP Grubu adına söz alan Aydın Milletvekili
Ali Uzunırmak, teklifin aynı zamanda bir af olduğunu, cezaların indirilmesi
sonucu bir çok kişinin bundan yararlanarak hürriyetine kavuşacağını söyledi.
Uzunırmak, suç işlemenin, kötü örnek olmaktan çıkarılıp, teşvik edilir noktaya
getirildiğini savundu.
Uzunırmak, ''Oldu bittilerle bir ülkede ne demokrasi bilinci, kültürü ne
de devlet düzeni inşa edilebilir. Ancak iki dudağı arasında aşiret idare eden bir
düzen kurulabilir. Teklifle kurtarılmak istenen yandaşlar var, kurtarmamaya bizim
çoğunluğumuz yetmez. Millete, ahlaksız kanun teklifini şikayet ediyorum'' diye
konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da terör örgütü elebaşı Abdullah
Öcalan'a ''Sayın'' diyen 30 binin üzerinde kişinin yargılandığını, her mahkemenin
farklı karar verdiğini söyledi. Kaplan, Kenan Evren'e ''Sayın'' diyenler hakkında
ise dava açılmadığını belirterek, ''Kenan Evren'i yargılayacağız diyorlar. Siz bu
mantıkla gölgesini yargılayamazsınız. Düşünce suçunun cezaları indirilmeden bu
ülkeye demokrasi gelebilir mi? Robespierre giyotin yasasını çıkarmıştı ama o da
gitti. Umarım onun akıbeti sizi bulmaz'' diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Ali Öztürk, şahsı adına yaptığı konuşmada,
ceza adaleti yönünden kanun teklifinin yerinde olduğunu, hırsızlık, rüşvet,
zimmet, sahtecilik suçlarının başka maddelerle düzenlendiğini söyledi. Öztürk,
bunlarla değişiklik teklifindeki 257. maddeyle bağlantı kurmanın kasıtlı bir
siyasi söylem olduğunu, kamuoyunun yanlış yönlendirilmek istendiğini ifade
etti.
Öztürk, TCK 257. maddesi değiştirilirse TCK'nın tümden kalkacağı gibi bir
düşüncenin olduğunu belirterek, TCK'nın tüm suçları tanımlayarak, müeyyidesini
koyduğunu kaydetti. Öztürk, korkuların boşa ve suni olduğunu vurguladı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da kanun teklifiyle, yolsuzluk
yapanlara örtülü af getirildiği açıklamalarının gerçekle ilgisi olmadığını,
''yolsuzlukla mücadelede olumsuz sonuçların doğabileceği'' yönündeki görüşlerin,
hukuki değerinin bulunmadığını savundu. Tunç, yolsuzlukların kaynağı suçlarda
indirim yapılmadığını ifade etti.
Muhalefetin, teklifle konuyu saptırarak, farklı mecraya çektiğini,
yolsuzluk gibi ağır bir ithamı tekrarladığını kaydeden Tunç, AK Parti iktidarıyla
yolsuzlukların tarihe karıştığını ifade etti. Tunç, ''Milletimiz yolsuzlukları
AKP'den önceki iktidarlardan, İSKİ'den, Yuvacık Barajı'ndan, 21 banka ve
hortumlanan 50 milyar dolar ve bunun sonucundaki ekonomik buhrandan
hatırlamaktadır'' görüşünü savundu.
Satışma olduğu gerekçesiyle kürsüye çıkan CHP Grup Başkanvekili Muharrem
İnce ise iftiranın, günah olduğunu vurguladı.
Yuvacık Barajı ile ilgili komisyonlar kurulduğunu, geçen dönem CHP
Kocaeli Milletvekili olan Sefa Sirmen'in dokunulmazlığının kaldırmasını
istediğini anımsatan İnce, ''Biz dokunulmazlıkların kaldırılması için oy
kullandık, siz kaldırılmasın diye kullandınız. Sirmen, geçen hafta bu davadan
beraat etti. Bu ne biçim vicdan, anlayış, ahlak, siyaset. Yüreğiniz, cesaretiniz
varsa, gücünüz yetiyorsa dokunulmazlıkların tümünü kaldıralım'' dedi.
İnce, Dikmen Vadisi'nde, Çukurambar'da Ankara Büyükşehir Belediyesinin
konutlarından daire alan milletvekillerinin parmağını kaldırmasını istedi ve bu
milletvekillerini yakında açıklayacağını söyledi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, konuşmaların ardından
1. madde üzerindeki soru ve eleştirileri yanıtladı.
Arınç, TCK'nın 257. maddesinde yaptıkları değişikliklerin, maddeyi
ortadan kaldırmadığını, tanımlarda değişiklik yapıldığını, 1, 2 ve 3. fıkralarda
yeniden bir ceza düzenlemesine gidildiğini anlattı.
Teklifi, ''örtülü, kısmi af'' diye niteleyenlerin bulunduğuna işaret eden
Arınç, teklifin kabul edilmesi halinde mevcut dosyaların ele alınacağını, ''sanık
lehine olan hükümlerden yararlanır'' kuralınca, yeniden bir düzenlemeye
gidileceğini belirtti.
Arınç, ''Siz bunları kurtarıyorsunuz'' yönündeki eleştirileri ise şöyle
yanıtladı:
''TCK'nın 50. maddesinde, kısa süreli hapis cezasının seçenek
yaptırımları düzenlenmiş, 49. maddesinin 2. fıkrasında da hükmedilen 1 yıl veya
daha az süreli hapis cezasının, kısa süreli hapis cezası olduğu belirtilmiştir.
Kanunun 50. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlarının uygulanması, maddenin 3.
fıkrasında sayılan haller dışında, hakimin takdirindedir. Yani hakim, kısa süreli
hapis cezası alan kişi hakkında, 3. fıkradaki koşulları taşımıyorsa, seçenek
yaptırımlarını uygulayıp uygulamama konusunda takdir hakkına sahiptir. Seçenek
yaptırımlarının uygulanması, belirtilen istisna dışında zorunlu değildir. TCK'nın
51. maddesinde ise hapis cezasının ertelenmesi düzenlenmiştir. Bu hükme göre,
daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş
ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle
tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanat oluşturan kişinin aldığı 2
yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilecektir.Erteleme sınırı 18 yaşını
doldurmamış ve 65 yaşını bitirmiş olanlar açısından 3 yıl olarak düzenlenmiştir.
Seçenek yaptırımlarda olduğu gibi erteleme kararı da hakimin takdirindedir. 2 yıl
veya daha az hapis cezası alması durumunda, muhakkak bu cezaların erteleneceği
anlamına gelmemektedir.''
Arınç, MHP'li Uzunırmak'ın teklifi, ''ahlaksız'' diye nitelemesinin doğru
olmadığını, bu üslubu yanlış bulduğunu kaydetti.
Bir düzenlemenin Genel Kuruldan geçerek yasalaşmasının, yasama faaliyeti
olduğunu dile getiren Arınç, kanunlar için Anayasa Mahkemesine de
gidilebileceğine dikkati çekti. Arınç, ''ahlaksız kanun'' nitelemesinin,
tutanaklarda bulunmaması gerektiğini, maksadını aştığını söyleyerek, şunları
kaydetti:
''TCK'nın 6. maddesinin 1. fıkrasında, bu maddeye göre suç işleyeceği
kabul edilen kamu görevlileri; kamusal faaliyetin yürütülmesine, atama veya
seçilme yoluyla ya da herhangi bir suretle, sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi olarak tanımlanmıştır. Bunların tamamı 2 milyon civarındadır. 1
yılda açılan dava sayısı 10 bin civarında, mahkumiyet yüzde 40 oranındadır. 2
milyonluk kitlede, 5-6 bin elbette az değildir ama 2 milyonluk kitlenin tamamını
itham edercesine, 'bunların hepsi yolsuzluk yapıyor, yolsuzluktan sabıkalı,
onları kurtarmaya yönelik bir kanun' olarak lütfen görmemek lazım. Yanlış
yapabiliriz, bunların düzeleceği yerler vardır, tekrar düzenleme yapabiliriz.
Yasama organının görevi içindedir.''
Arınç, TBMM Genel Kurulundaki dünkü görüşmelerde AK Parti Grup
Başkanvekiline, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun salonda gerginliğe
yol açabileceğini düşünerek bir not gönderdiğini anımsattı.
Bülent Arınç, 3 yıl grup başkanvekilliği yaptığını, müzakerelerin sükunet
içinde geçmesini takip etmenin grup başkanvekilinin görevi olduğunu vurgulayarak,
sözlerini, ''Sayın Kuzu'ya yönelik eleştiriler oldu, o da kendisine göre cevap
vermeye çalıştı. Bu tartışma sırasında Meclisin sükuneti bozulabilir düşüncesiyle
arkadaşımızın salonda olmamasının daha doğru olacağını ifade ettim. Bu kanaatimi
pekiştiren bir olay da biraz önce yaşandı. Sayın Yılmaz Tunç'un konuşmasını
kınıyorum, yanlış, tahrik edici bir konuşmadır, doğru bir konuşma değildir.
Hakkım değil belki ama. Burada güzel şekilde müzakereleri yürütürken, ateşe
benzin dökülmemesini, arkadaşlarımızın tahrik edilmemesini, cevaplandırılamayacak
konuların tahrik unsuru haline gelmemesini arzu ederdim'' diye tamamladı.
TBMM Genel Kurulunda, ''görevi kötüye
kullanma'' suçuna ceza indirimi öngören kanun teklifinin görüşmeleri tartışmalı
geçiyor.
Teklifin 2. maddesi üzerinde verdiği önerge hakkında söz alan CHP Tunceli
Milletvekili Kamer Genç, milletvekillerinin; kendisinin ve ailesinin suçlarını,
hırsızları affedeceğine dair yemin etmediğini ifade ederek, ''Buraya hırsızları,
talan edenleri affetmeye mi geldik'' diye sordu.
Cumhuriyet tarihinin en karanlık, kimsenin cesaret dahi edemeyeceği bir
kanun teklifi olduğunu öne süren Genç, ''Kaç tane AKP'li milletvekilinin bu
kanundan mahkumiyet cezası var? Yiğitçe milletin karşısında konuşun, ikiyüzlülük
yapıyorsunuz, gerçekleri saklıyorsunuz. Ne kadar kıyak madde'' diye konuştu.
Genç'in konuşma süresinin dolması üzerine, birleşimi yöneten TBMM
Başkanvekili Meral Akşener, sadece Genel Kurulu selamlamak üzere söz verdi. Genç
ise ''Bunları selamlayacak durumda değilim'' dedi.
Kamer Genç'in konuşması sırasında CHP Zonguldak Milletvekili Ali Koçal
ile AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz ve AK Parti Antalya
Milletvekili Abdurrahman Arıcı arasında karşılıklı atışma oldu. Koçal, Poyraz ve
Arıcı'yı, araya giren milletvekilleri sakinleştirmeye çalıştı. Milletvekillerinin
birbirine laf atmasının devam etmesi üzerine Akşener, birleşime ara verdi.
Aranın ardından ise sataşma olduğu gerekçesiyle AK Parti Grup
Başkanvekili Suat Kılıç söz aldı. Hakaretleri içlerine sindirildiğinin
zannedilmemesi gerektiğini söyleyen Kılıç, hakaretlerin, küfrün sahibinin, bizzat
bunu söyleyenler olduğunu belirtti. Kılıç, milletin, kendilerine yönelik
sözlerin, sarf edenlere çok daha yakıştığını, bu çirkin beyanları daha fazla hak
ettiklerini bildiğini dile getirdi.
Kılıç, söylenen çirkin sözlerin, ithamların, kürsüye taşınan yalanların,
yanlış beyanların muhatabının kendileri olmadığını belirterek, ''Muhalefet etme
adına Meclisin, milletvekillerinin saygınlığına gölge düşürmemeye herkesin azami
gayret göstermesi lazım'' diye konuştu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Meclis kulislerinde Ankara
Büyükşehir Belediyesince poğaça dağıtıldığına yönelik sözlerine de yanıt veren
Kılıç, ''İkramların hiçbiri ne bir belediyenin ne büyükşehir belediyesinin ne de
kamu kurumun ikramıdır. AK Parti Grubu tarafından servis edilen, bizim
bütçemizden karşılanan ikramdır'' dedi.
Tartışmaların ardından teklifin 3. maddesi üzerinde görüşmelere
geçildi.
CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, AK Parti'nin, ''Afla Kurtarma
Partisi'' olduğunu öne sürerek, ''Siz yandaşlarınızı zengin edersiniz, vatandaş
size yolsuzlukları örtbas edin diye mi oy verdi'' dedi.
Ağyüz, kişileri kurtaracak yasalarla uğraşılmaması gerektiğini söyledi. (15.22)
