2013-05-28 - 14:06
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, günlerdir yurt dışında ve içinde "alkol yasaklandı" diye propaganda yapıldığını belirterek, "Bunu söyleyenler, bunu yazıp çizenler, bunu yurt dışında ve yurt içinde yayanlar, en hafif tabiriyle yalancıdır. Biz hiçbir şeyi yasaklamadık. 10,5 yıldır kimsenin yediğine, içtiğine karışmadık. Bundan sonra da karışmayız. Karışana da musehama göstermeyiz" dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, günlerdir yurt dışında ve içinde "alkol yasaklandı" diye propaganda yapıldığını belirterek, "Bunu söyleyenler, bunu yazıp çizenler, bunu yurt dışında ve yurt içinde yayanlar, en hafif tabiriyle yalancıdır. Biz hiçbir şeyi yasaklamadık. 10,5 yıldır kimsenin yediğine, içtiğine karışmadık. Bundan sonra da karışmayız. Karışana da musehama göstermeyiz" dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çocuklara sadece bilgisayar, ücretsiz kitap vererek, teknoloji sınıfları kurarak, eğitimi teşvik ederek yeni Mimar Sinanlar, yeni Itriler yetiştiremeyeceklerini belirterek, " Biz çocuklarımıza ufuk vermek, hedefler göstermek zorundayız" dedi.
Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek'in, 30 yıl önce, 26 Mayıs'ta vefat ettiğini anımsattı.
Kısakürek'in ömrünün yazmak, nesiller yetiştirmek, nesillere istikamet çizmekle geçtiğini dile getiren Erdoğan, Kısakürek'in, sadece teoriyle meşgul olmadığını, eğilmeden, bükülmeden, dik ve asil duruşuyla, eserleri kadar hayat öyküsünü de kendilerine miras olarak devrettiğini anlattı.
Erdoğan, Kısakürek'in çok zor zamanlarda yaşadığını, tüm tehdit, baskılara, hapiste geçen ömre rağmen hak bildiği yoldan asla dönmediğini, hakkı söylemekte bir an bile tereddüt göstermediğini belirtti.
Kısakürek'in yaşadığı hayat ve bıraktığı eserlerin, kendi nesilleri ve kendilerinden sonra gelen nesiller için rehber olduğunu, yollarına ışık tuttuğunu kaydeden Erdoğan, Kısakürek'ten, ''Taş merdivenler gibi, aşınmış ayaklardan/ Secde yerine çarpa çarpa alnım aşınsa/Göklerin kamçısıyle yediğim dayaklardan/ Erisem de tabutum boşmuş gibi taşınsa/ Bir garip insan olsam, benzemez hiç kimseye;/ Tek hece bilmez, tek renk görmez, tek ses işitmez./ Karanlığı, yoğursam nura döndüresiye./ Tırmansam o ana ki yekparedir ve bitmez" mısralarını okudu.
Erdoğan, "Bundan 30 yıl önce, üstadı, çok arzuladığı o yekpare ve bitmeyen sonsuzluğa uğurladık. Kendisiyle tanışma, yol yürüme bahtiyarlığına eriştiğim, bununla da her daim şeref duyduğum üstat Necip Fazıl Kısakürek'i, vefatının 30. yılında rahmetle yad ediyorum. Eserlerini, fikirlerini, dik duruşunu yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz. Mekanı cennet olsun, Allah ondan razı olsun" dedi.
Başbakan Erdoğan, 27 Mayıs müdahalesinin ardından tertip bir mahkeme süreciyle idama mahkum edilen, infaz edilen Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'yu da rahmet ve minnetle andığını dile getirdi.
Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı ordusunun, 29 Mayıs 1453'te İstanbul'u fethederek, tarihin akışını köklü şekilde değiştirdiğini kaydeden Erdoğan, köhnemiş, çürümüş, miadını doldurmuş Roma İmparotorluğu'nun, Fatih Sultan Mehmet'in dokunuşuyla tarihe gömüldüğünü söyledi. Erdoğan, İstanbul'un fethiyle, bir karanlık çağın kapanıp, yeni bir çağın açıldığına işaret ederek, bu yıl İstanbul'un fethinin 560. yıldönümünü milletçe kutladıklarını vurguladı. Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet'i, ordusunun komutanlarını, neferlerini rahmetle andığını dile getirdi.
Menderes'in, 1950'de milletten yetkiyi aldığında ilk icratlerinden birinin, İstanbul'un fetih yıldönümlerini kutlamak olduğunu anımsatan Erdoğan, 27 Mayıs 1960 müdahalesinin ilk yasakladığı kutlamanın da 29 Mayıs fetih kutlamaları olduğunu söyledi.
Erdoğan, "53 yılık süreç içinde 27 Mayıs'ın hemen her eseri gibi, bu yasağı da millet tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Devletin ve hükümetlerin mesafeli duruşlarına rağmen 29 Mayıs'ı biz, siyasi tarihimiz boyunca, hep büyük bir coşku, heyecanla idrak ettik" diye konuştu.
Erdoğan, İstanbul'da, fetih yıldönümünü yarın iki önemli etkinlikle kutlayacaklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile birlikte 3. Boğaz Köprüsü'nün temelini atacaklarını dile getiren Erdoğan, bunun İstanbul'un ulaşımına yeni bir kolaylık, zenginlik katacağını belirtti.
Başbakan Erdoğan, 2x5 şeritli köprünün, karadaki bölümüyle birlikte 2 bin 164 metre uzunluğunda olacağını ifade ederek, projenin, bağlantı yollarıyla birlikte 2x4 şerit olmak üzere 60 kilometreden meydana geldiğini söyledi. Erdoğan, asma köprü, bağlantı yolları dahil tüm otoyolun yatırım tutarının yaklaşık 4,5 milyar lira olacağını kaydetti.
Erdoğan, "İnşallah 2,5 yılda bu köprüyü, otoyolu tamamlayacak, hem İstanbul hem Türkiye hem de dünyanın hizmetine sunacağız" dedi.
Başka bir adım daha atacaklarını ifade eden Erdoğan, "Yine İstanbul'da çocukluğumun geçtiği bölge, eskiden özellikle okçuluğun yaygınlaştırıldığı, aynı zamanda ordugah tipi bir caminin olduğu mahalli ele almak suretiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz oluşturduğu vakıfla orayı yeniden asli işlevine döndürdü. Gayet güzel mekan haline geldi. Oranın da açılış törenini yapacağız" dedi
Başbakan Erdoğan, Hükümeti'nin, Cumhuriyet'in kuruluşunun 100. yılı olan 2023 yılını bir hedef olarak tepsit ettiğini ve bu hedeflere kararlılıkla yürüdüklerini söyledi.
Türkiye için, yeni doğan ve doğacak çocuklar için Alparslan'ın ordusuyla Anadolu'ya girişinin bininci yıldönümü olan 2071 yılını da hedef tarih ilan ettiklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2053 yılını, yani İstanbul'un fethinin 600. yıldönümünü de gençlerimiz, çocuklarımız için hedef tarih ilan ettik.
Tarih boyunca çeşitli fikir akımları, insana dair çok farklı nitelendirmelerde bulundular. Kimileri insanı, -haşa- düşünen hayvan, kimileri sadece emekten ibaret, kimileri tükeciden ibaret görmüşlerdir. İnsanı makinaya benzeten, canlı, kanlı robot, olarak, aygıt, eşya olarak, vicdanı, ruhu olmayan, akıl olarak gören akımlar da oldu. Biz, muhafazakar, demokrat parti olarak insana yönelik tüm bu nitelendirmelerin tamamen karşısındayız. Bizim insana bakışımız son derece net, sarih, açıktır. Bizim için insan Allah'ın yeryüzündeki halifesidir; eşrefi mahlukat yani yaradılmışların en şereflisidir. Yunus Emre diyor ya; 'Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm' Hem insanı tanımlamak hem de tevazunun bu kadar güzel bir şekilde anlatımı olamaz. İnsan bu kadar mütevazı olmalı ama insan bilinmeli ki et ve kemiktir. Bizim için insan bedeni, iradesi, ruhu, aklı, fıtratıyla bir bütündür. Biz insanı, asla sadece maddi ihtiyaçları olan varlık olarak göremeyiz. İnsan, maddi olandan çok daha fazla manevi ihtiyaçları olan ancak bu şekilde huzura erişebilen, mutlu olabilen, huzur ve emniyet içinde varlığını idame ettirebilen bir varlıktır. Yollar, konutlar, köprüler inşa etmek elbette önemlidir ama yetmez. Derslikler yapmak, okullar, hastaneler inşa etmek, çocuklara kitaplar, bilgisayarlar vermek elbette önemlidir ama yetmez. Herkese çalışabileceği, kazanabileceği, kazandığını harcayabileceği bir ortamı tesis etmek, yani ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak elbette önemlidir ama tek başına bu da yetmez. Muhafazakar, demokrat parti olarak, biz insana maddi ihtiyaçları kadar manevi ihtiyaçlarını da sunmak, bunları tercih edebilecek özgür ortamı tesis etmek, bu manevi ihtiyaçları karşılayacak özgür atmosferi oluşturmakla da biz mükellefiz. Aynı zamanda biz eşrefi mahlukat olarak gördüğümüz insana, tarihimizi, kendi öz kültürümüzü, geleneklerimizi, öz değerlerimizi de tanıtmak, özgür bir şekilde gençleri bu istikamette yönlendirmekle mükellefiz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "2053'e giderken biz, bu ülkede bir değil, yüz değil, binlerce Fatih Mehmet, binlerce Ulubatlı Hasan, yüzbinlerce Akşemsettin Molla Gürani yetişsin istiyoruz'' dedi.
Tarihte kalmış, tek bir Mimar Sinan ile yetinemeyeceklerini, bununla övünüp, kendilerini teselli edemeyeceklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bugün de yarın da bizim Mimar Sinan'ın izinden yürüyen, onun mirasını, estetik dünyasını ruhunda, kalbinde hisseden binlerce yeni mimara, yüzlerce Mimar Sinan'a ihtiyacımız var. Biz bir tek Itri ile de avunamayız. Itri'nin izinden giden, onun ruh dünyasını anlayan, onun yetiştiği medeniyetin iklimini teneffüs edebilen yüzlerce Itri yetiştirmek zorundayız. Çocuklara sadece bilgisayar, ücretsiz kitap vererek, teknoloji sınıfları kurarak, eğitimi teşvik ederek yeni Mimar Sinanlar, yeni Itriler yetiştiremeyiz. Biz çocuklarımıza ufuk vermek, hedefler göstermek zorundayız. Tarihten aldığımız misyonu genç nesillere bir tercih olarak sunmak, bir istikamet olarak göstermek zorundayız. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştaki çocuklarımıza, gençlerimize Fatih ruhunu, o ideali, o anlayışı, o iklimi teneffüs ettirmek zorundayız. Ama bu sadece devletin yapacaklarıyla olacak bir iş değil. Bütün sivil toplum örgütleri, medyasıyla hep birlikte el ele vererek, üniversitelerimiz, liselerimiz, orta, ilk, anaokulları, hepsi dayanışma içinde bunu yapmak zorundayız. Fakat bir taraftan bu adımlar atılırken diğer tarafta medya farklı dünyayı yaşayacak olursa, medya dizi film, filmleriyle özellikle gençliğimize, düşünmeyi, okumayı değil çok daha farklı şekilde uygulamaları getirecek anlayışı telkin ederse, o zaman biz bu aradığımız nesli bulamayız.
Maalesef son iki yüzyıldır gençlerimiz kendi özdeğerlerinden koparılmış, kendi medeniyetine, toprağına yabancılaştırılmış, özgüveni olmayan, ithalci, taklitçi bir anlayışla yoğrulmuştur. Üstelik bu süreç kendi tabii mecrasında ilerleyen bir süreç olmamıştır. Gençlere dayatma yapılmıştır, çocuklar formatlanmak istenmiştir, insanların tercih özgürlükleri ellerinden alınmıştır. Bugün bizim her alanda yaptığımız; dayatmalara son vermek, tercih özgürlüğü sağlamak, istikamet ve ufuk çizmekten ibarettir. Bunu hiçkimse farklı yerlere çekmesin. Bu ülkede on yıllardır insanlara dayatmalar yapıldı hem dayatma yapıldı hem de insanların tercih özgürlüğü ellerinden alındı. Biz hiçbir dayatmanın içinde değiliz ama hiçbir zaman da dayatmaya müsamaha göstermeyiz. Biz ortaya tercihler koyarız. Tercih özgürlüğünü tesis eder, bunu sonuna kadar savunuruz. Çoğunluğun azınlığa hükmetmesine karşı çıkarız ama aynı oranda azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmasının da önünde dururuz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, alkolle ilgili çıkan düzenlemenin hiç kimsenin kimliğine, ideolojisine, yaşam tarzına yönelik bir müdahale olmadığını belirterek, "Bunu bu şekilde algılayanlar yanılgı içindedir. Bunu bu şekilde lanse edenler art niyetlidir" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM?nin tarihi bir adım atarak bağımlılık yapan maddelerin kullanımını düzenleyen önemli bir teklifi kanunlaştırdığını anımsattı.
?İstanbul?un 560. fetih yıldönümünde Fatih nesline böyle anlamlı bir yasa armağan ettiğiniz için sizleri yürekten kutluyorum? diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
?Siz bütün saldırılara göğüs gerdiniz. Bütün hakaretlere sabırla tahammül ettiniz. Ben, genişletilmiş il başkanları toplantımızda ?Şarib-ül Leyli Ve-n Nehar bir nesil istemiyoruz? dediğimde rahatsız olanlar oldu, başta CHP. Onun uzantısı olan köşe yazarları devamlı yazıyorlar. Yazın bakalım nereye kadar yazacaksınız? Bu millet sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyor. Bilim, sizin düşündüğünüz gibi ortaya tavsiyeler koymuyor. Hepsinden öte bilim bunu zararlı olduğunu çok açık, net ortaya koyuyor. Ve bugün birçok hastalıkların anası alkoldür. Bu ortada. Şu basit gördüğümüz sigara aslında insanı lime lime doğruyor. Bunu birçok yere çekenler oldu. ?Bunu inancın nedeniyle yapıyor, İslam böyle emrettiği için yapıyor...? Bir defa şecaat arz ederken sirkatin söylüyorsun. Yani hangi din olursa olsun bir din yanlışı değil doğruyu emrediyor, ?bunu din emrediyor? diye karşısında mı duracaksınız? İki tane ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, vaka niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor? Kaldı ki biz ortaya tercihler koyuyoruz. Kalkıp ülkemizde alkollü içkileri veya sigarayı kökünden yasaklama gibi bir şey söz konusu değil. Anayasamızın 58. Maddesi gençliğin korunmasıyla ilgi madde bizden önceki iktidarlar tarafından yapılmış ve bu maddenin uygulanmasına yönelik eksikleri giderecek bir adım atıyoruz. 2023, 2053 ve 2071 nesline böyle önemli bir zemini, böyle önemli adımı atmak suretiyle iklim, atmosfer kazandırdığımız için ben burada emeği geçen tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Biz bu düzenlemeyi gençlerimiz, çocuklarımız için, sağlıklı nesiler yetiştirmek için yaptık. Biz bu düzenlemeyi milli, manevi değerleriyle huzur ve güvenlik içinde insanımız geleceğe baksın diye yaptık. Bunların yanında anayasanın bizlere yüklediği gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak vazifesinin bir gereği olarak yaptık. Hiç kimse bunu farklı yerlere çekmesin. Günlerdir yurt içinde ve yurt dışında ?Türkiye alkol yasaklandı? diye propaganda yapılıyor. Bir kere bunu söyleyenler, bunu yazıp çizenler, bunu yurt içinde ve yurt dışında yayanlar, en hafif tabiriyle yalancıdır. Biz hiçbir şeyi yasaklamadık. 10,5 yıldır hiç kimsenin yediğine içtiğine karışmadık. Bundan sonra da karışmayız. Karışana da müsamaha göstermeyiz. Bizim yaptığımız sadece ve sadece düzenlemedir. Üstelik bu düzenleme gelişmiş demokratik ülkelerdeki düzenlemelerin benzeri hatta oradaki kısıtlamaların dahi gerisinde bir düzenlemedir. Bunlar hangi dünyada yaşıyorlar. Biz uzayda yaşamıyoruz, bu dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada hangi ülkede ne oluyor ne bitiyor bunların hepsini yakından biliyoruz.
Arkadaşlarım aktardı, daha bu hafta sonu bir piknik yerinde baba çocuğunu oyun parkına getiriyor, salıncağa bindiriyor, elinde de bira şişesi. Senin çocukların önünde bunu yapmaya ne hakkın var? Hadi kendi çocuğuna karşı acımasız davranıyorsun, başka çocuklara bunu göstermeye özendirmeye ne hakkın var.?
Trafikte bu sebepten dolayı yaşanan acının haddi hesabı olmadığını belirten Erdoğan, ?Ölüm gelmeden önce tedbirimizi almaya mecburuz? dedi.
Trafikte kazalar olduğu zaman şoför koltuğunun altında veya yanında polislerin şişeleri hep bulduklarını aktaran Erdoğan, ? Evde anne feryat eder. Ama anne, sen daha önce çocuğunu ne yapıp ne ettiğine bakıyor muydun?? diye sordu.
?Çocuk, genç, afedersiniz kafayı buluyor, o şekilde yola çıkıyor. Peki bir başka arabayla çarpıştığında o arabadaki insan o arabayı kullanan alkolik değil ama bu alkolik. Bu kaza neticesinde alkolik olmayan insanın ne günahı var? O da bu kaza neticesinde ölümle karşı karşıya kalıyor? diyen Başbakan Erdoğan, ?Peki bir devlet olarak biz buna karşı tedbir almak zorunda değil miyiz?? diye sordu.
Türkiye?de trafik terörü denilen bir vahşet olduğunu, bu trafik terörüne karşı tedbirlerin alınması gerektiğini dile getiren Erdoğan, ?Trafik teröründe en önemli sebeplerden biri alkolü olarak araç kullanmaktır. Bunlara seyirci mi kalacağız? Tedbirlerimizi almayalım mı? Ben emeği geçenleri kutluyorum. Bu tarihi bir adımdır. İnanıyorum ki bizim trafik kazalarını da ciddi manada azaltacaktır. Hastalıklarda ciddi bir düşüş kaydedilecektir, bunları da zaman zaman açıklama imkanını bulacağız? diye konuştu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
?Öyle sokaklar, öyle caddeler biliriz ki belli bir saatten sora çocukların kadınların orada dolaşma imkanı yoktur. Ben İstanbul?da üstelik Kasımpaşa?da doğdum. Beyoğlu?nu, caddelerini, ara sokaklarını çok iyi bilirim. Oralarda nelerin olup bittiğini iyi bilirim. Dolayısıyla bu konularda deneyimim iyidir. Bütün bunlara ne gibi tedbirler alınması gerekir, bu konuda bazı köşe yazarları onu yazıyor ve hiç umulmaz köşe yazarları onu yazıyor. ?Bu bir oldu bittiye getirilmemeliydi? diyor. Ne oldu bittisi? Biz kaç yıldır bunun üzerinde çalışıyoruz. Bütün bu çalışmalardan sonra bu noktaya geldik. İşlerine geldiği zaman oldu bitti değil, işlerine gelmediği zaman oldu bitti. Hangi yasa onların işine gelmiyorsa oldu bittiye getiririz. Biz oldu bittiye getirmedik. Güzel bir şekilde bunların üzerinde çalışılmıştır, ehli olanlar bunların üzerinde çalışmıştır. Tıbbi ve hukuki yönleri, hepsi ele alınmıştır. Ondan sonra da bu adım atılmıştır.
Aile içi şiddet, boşanma, geçimsizlik, aklınıza hangi kötülük gelirse gelsin, bakıyorsunuz altından bağımlılık çıkıyor. Çoğunda bu var. Zaten kafayı bulduğu zaman bakıyorsun, hele bir de aşırı gittiyse, tekme tokat evde hanımını duman ediyor. Bunları görmezlikten gelemeyiz. Anneler, babalar feryat ediyor. AMATEM?lerin önünde çaresizce bekleşiyorlar. ?Bunların adedini artırın? diyorlar. Aslolan bunların adedini artırmak değil, bataklığı kurutmaktır. Biz, bataklığı kurutmaya çalışıyoruz. Yoksa sivrisinek avlamakla bu iş bitmez. İdeolojik yaklaşımlarla, sağduyudan uzak reaksiyonlarla böyle bir düzenlemeye karşı çıkılamaz. Ama ben CHP?nin yönetimine yine de şunu söylüyorum: Siz aynı şekilde devam edin ama CHP?ye gönül veren kardeşlerime de diyorum ki; bu yöneticilerinizin sakın izinden gitmeyin.
Hiç kimse alkolü bir kimlik meselesi haline getirmemelidir. Çıkan düzenleme hiç kimsenin kimliğine, ideolojisine, yaşam tarzına yönelik bir müdahale değildir. Bunu bu şekilde algılayanlar yanılgı içindedir. Bunu bu şekilde lanse edenler art niyetlidir. İçeceksen yine git alkolünü evinde iç. Aynı şekilde şu anda bildirilen, belirlenen her şey ortada. İçeceksen yine iç. Biz buna karşı değiliz. Ama biz belli yerlerde belli saatlerde, camilere, okullara yüz metre mesafede buna müsaade etmiyoruz.
Dünyada kiliselerde 180 -190 metre mesafe kaydı koyan ülkeler var. Bizimki 100 metre. Hassasiyet gerektiren bir adım atıyoruz. Bize nice anneler, babalar gelmiştir; okulların etrafı tinercilerle dolu demişlerdir. Çocuklarımızı alıp yakın çevredeki evlere götürmek suretiyle esrar bağımlılığı sağlayan yerler var demişlerdir, şikayet etmişlerdir ve biz buralara emniyet olarak baskınlar yaptık. Hamdolsun ciddi manada bu işi temizledik. Yapmayalım mı, izleyelim mi? Kusura bakmasınlar; eğer biz şu anda bu devleti, ülkeyi yönetiyorsak yapılması gereken neyse biz milletimizi sevdiğimiz, gençliğimizi sevdiğimiz için bunu yapıyoruz ve yapacağız. Bu düzenleme bir yasak değildir, yaşam tarzlarına ve kimliklere müdahale değildir. Bu düzenleme çocuklarımız ve gençlerimiz için daha aydınlık daha sağlıklı bir geleceğin zeminidir. Bu anlamlı düzenlemenin tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Bu konuda destek veren MHP?ye de teşekkür ediyorum.?
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çocuklara sadece bilgisayar, ücretsiz kitap vererek, teknoloji sınıfları kurarak, eğitimi teşvik ederek yeni Mimar Sinanlar, yeni Itriler yetiştiremeyeceklerini belirterek, " Biz çocuklarımıza ufuk vermek, hedefler göstermek zorundayız" dedi.
Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek'in, 30 yıl önce, 26 Mayıs'ta vefat ettiğini anımsattı.
Kısakürek'in ömrünün yazmak, nesiller yetiştirmek, nesillere istikamet çizmekle geçtiğini dile getiren Erdoğan, Kısakürek'in, sadece teoriyle meşgul olmadığını, eğilmeden, bükülmeden, dik ve asil duruşuyla, eserleri kadar hayat öyküsünü de kendilerine miras olarak devrettiğini anlattı.
Erdoğan, Kısakürek'in çok zor zamanlarda yaşadığını, tüm tehdit, baskılara, hapiste geçen ömre rağmen hak bildiği yoldan asla dönmediğini, hakkı söylemekte bir an bile tereddüt göstermediğini belirtti.
Kısakürek'in yaşadığı hayat ve bıraktığı eserlerin, kendi nesilleri ve kendilerinden sonra gelen nesiller için rehber olduğunu, yollarına ışık tuttuğunu kaydeden Erdoğan, Kısakürek'ten, ''Taş merdivenler gibi, aşınmış ayaklardan/ Secde yerine çarpa çarpa alnım aşınsa/Göklerin kamçısıyle yediğim dayaklardan/ Erisem de tabutum boşmuş gibi taşınsa/ Bir garip insan olsam, benzemez hiç kimseye;/ Tek hece bilmez, tek renk görmez, tek ses işitmez./ Karanlığı, yoğursam nura döndüresiye./ Tırmansam o ana ki yekparedir ve bitmez" mısralarını okudu.
Erdoğan, "Bundan 30 yıl önce, üstadı, çok arzuladığı o yekpare ve bitmeyen sonsuzluğa uğurladık. Kendisiyle tanışma, yol yürüme bahtiyarlığına eriştiğim, bununla da her daim şeref duyduğum üstat Necip Fazıl Kısakürek'i, vefatının 30. yılında rahmetle yad ediyorum. Eserlerini, fikirlerini, dik duruşunu yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz. Mekanı cennet olsun, Allah ondan razı olsun" dedi.
Başbakan Erdoğan, 27 Mayıs müdahalesinin ardından tertip bir mahkeme süreciyle idama mahkum edilen, infaz edilen Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'yu da rahmet ve minnetle andığını dile getirdi.
Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı ordusunun, 29 Mayıs 1453'te İstanbul'u fethederek, tarihin akışını köklü şekilde değiştirdiğini kaydeden Erdoğan, köhnemiş, çürümüş, miadını doldurmuş Roma İmparotorluğu'nun, Fatih Sultan Mehmet'in dokunuşuyla tarihe gömüldüğünü söyledi. Erdoğan, İstanbul'un fethiyle, bir karanlık çağın kapanıp, yeni bir çağın açıldığına işaret ederek, bu yıl İstanbul'un fethinin 560. yıldönümünü milletçe kutladıklarını vurguladı. Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet'i, ordusunun komutanlarını, neferlerini rahmetle andığını dile getirdi.
Menderes'in, 1950'de milletten yetkiyi aldığında ilk icratlerinden birinin, İstanbul'un fetih yıldönümlerini kutlamak olduğunu anımsatan Erdoğan, 27 Mayıs 1960 müdahalesinin ilk yasakladığı kutlamanın da 29 Mayıs fetih kutlamaları olduğunu söyledi.
Erdoğan, "53 yılık süreç içinde 27 Mayıs'ın hemen her eseri gibi, bu yasağı da millet tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Devletin ve hükümetlerin mesafeli duruşlarına rağmen 29 Mayıs'ı biz, siyasi tarihimiz boyunca, hep büyük bir coşku, heyecanla idrak ettik" diye konuştu.
Erdoğan, İstanbul'da, fetih yıldönümünü yarın iki önemli etkinlikle kutlayacaklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile birlikte 3. Boğaz Köprüsü'nün temelini atacaklarını dile getiren Erdoğan, bunun İstanbul'un ulaşımına yeni bir kolaylık, zenginlik katacağını belirtti.
Başbakan Erdoğan, 2x5 şeritli köprünün, karadaki bölümüyle birlikte 2 bin 164 metre uzunluğunda olacağını ifade ederek, projenin, bağlantı yollarıyla birlikte 2x4 şerit olmak üzere 60 kilometreden meydana geldiğini söyledi. Erdoğan, asma köprü, bağlantı yolları dahil tüm otoyolun yatırım tutarının yaklaşık 4,5 milyar lira olacağını kaydetti.
Erdoğan, "İnşallah 2,5 yılda bu köprüyü, otoyolu tamamlayacak, hem İstanbul hem Türkiye hem de dünyanın hizmetine sunacağız" dedi.
Başka bir adım daha atacaklarını ifade eden Erdoğan, "Yine İstanbul'da çocukluğumun geçtiği bölge, eskiden özellikle okçuluğun yaygınlaştırıldığı, aynı zamanda ordugah tipi bir caminin olduğu mahalli ele almak suretiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz oluşturduğu vakıfla orayı yeniden asli işlevine döndürdü. Gayet güzel mekan haline geldi. Oranın da açılış törenini yapacağız" dedi
Başbakan Erdoğan, Hükümeti'nin, Cumhuriyet'in kuruluşunun 100. yılı olan 2023 yılını bir hedef olarak tepsit ettiğini ve bu hedeflere kararlılıkla yürüdüklerini söyledi.
Türkiye için, yeni doğan ve doğacak çocuklar için Alparslan'ın ordusuyla Anadolu'ya girişinin bininci yıldönümü olan 2071 yılını da hedef tarih ilan ettiklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2053 yılını, yani İstanbul'un fethinin 600. yıldönümünü de gençlerimiz, çocuklarımız için hedef tarih ilan ettik.
Tarih boyunca çeşitli fikir akımları, insana dair çok farklı nitelendirmelerde bulundular. Kimileri insanı, -haşa- düşünen hayvan, kimileri sadece emekten ibaret, kimileri tükeciden ibaret görmüşlerdir. İnsanı makinaya benzeten, canlı, kanlı robot, olarak, aygıt, eşya olarak, vicdanı, ruhu olmayan, akıl olarak gören akımlar da oldu. Biz, muhafazakar, demokrat parti olarak insana yönelik tüm bu nitelendirmelerin tamamen karşısındayız. Bizim insana bakışımız son derece net, sarih, açıktır. Bizim için insan Allah'ın yeryüzündeki halifesidir; eşrefi mahlukat yani yaradılmışların en şereflisidir. Yunus Emre diyor ya; 'Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm' Hem insanı tanımlamak hem de tevazunun bu kadar güzel bir şekilde anlatımı olamaz. İnsan bu kadar mütevazı olmalı ama insan bilinmeli ki et ve kemiktir. Bizim için insan bedeni, iradesi, ruhu, aklı, fıtratıyla bir bütündür. Biz insanı, asla sadece maddi ihtiyaçları olan varlık olarak göremeyiz. İnsan, maddi olandan çok daha fazla manevi ihtiyaçları olan ancak bu şekilde huzura erişebilen, mutlu olabilen, huzur ve emniyet içinde varlığını idame ettirebilen bir varlıktır. Yollar, konutlar, köprüler inşa etmek elbette önemlidir ama yetmez. Derslikler yapmak, okullar, hastaneler inşa etmek, çocuklara kitaplar, bilgisayarlar vermek elbette önemlidir ama yetmez. Herkese çalışabileceği, kazanabileceği, kazandığını harcayabileceği bir ortamı tesis etmek, yani ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak elbette önemlidir ama tek başına bu da yetmez. Muhafazakar, demokrat parti olarak, biz insana maddi ihtiyaçları kadar manevi ihtiyaçlarını da sunmak, bunları tercih edebilecek özgür ortamı tesis etmek, bu manevi ihtiyaçları karşılayacak özgür atmosferi oluşturmakla da biz mükellefiz. Aynı zamanda biz eşrefi mahlukat olarak gördüğümüz insana, tarihimizi, kendi öz kültürümüzü, geleneklerimizi, öz değerlerimizi de tanıtmak, özgür bir şekilde gençleri bu istikamette yönlendirmekle mükellefiz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "2053'e giderken biz, bu ülkede bir değil, yüz değil, binlerce Fatih Mehmet, binlerce Ulubatlı Hasan, yüzbinlerce Akşemsettin Molla Gürani yetişsin istiyoruz'' dedi.
Tarihte kalmış, tek bir Mimar Sinan ile yetinemeyeceklerini, bununla övünüp, kendilerini teselli edemeyeceklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bugün de yarın da bizim Mimar Sinan'ın izinden yürüyen, onun mirasını, estetik dünyasını ruhunda, kalbinde hisseden binlerce yeni mimara, yüzlerce Mimar Sinan'a ihtiyacımız var. Biz bir tek Itri ile de avunamayız. Itri'nin izinden giden, onun ruh dünyasını anlayan, onun yetiştiği medeniyetin iklimini teneffüs edebilen yüzlerce Itri yetiştirmek zorundayız. Çocuklara sadece bilgisayar, ücretsiz kitap vererek, teknoloji sınıfları kurarak, eğitimi teşvik ederek yeni Mimar Sinanlar, yeni Itriler yetiştiremeyiz. Biz çocuklarımıza ufuk vermek, hedefler göstermek zorundayız. Tarihten aldığımız misyonu genç nesillere bir tercih olarak sunmak, bir istikamet olarak göstermek zorundayız. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştaki çocuklarımıza, gençlerimize Fatih ruhunu, o ideali, o anlayışı, o iklimi teneffüs ettirmek zorundayız. Ama bu sadece devletin yapacaklarıyla olacak bir iş değil. Bütün sivil toplum örgütleri, medyasıyla hep birlikte el ele vererek, üniversitelerimiz, liselerimiz, orta, ilk, anaokulları, hepsi dayanışma içinde bunu yapmak zorundayız. Fakat bir taraftan bu adımlar atılırken diğer tarafta medya farklı dünyayı yaşayacak olursa, medya dizi film, filmleriyle özellikle gençliğimize, düşünmeyi, okumayı değil çok daha farklı şekilde uygulamaları getirecek anlayışı telkin ederse, o zaman biz bu aradığımız nesli bulamayız.
Maalesef son iki yüzyıldır gençlerimiz kendi özdeğerlerinden koparılmış, kendi medeniyetine, toprağına yabancılaştırılmış, özgüveni olmayan, ithalci, taklitçi bir anlayışla yoğrulmuştur. Üstelik bu süreç kendi tabii mecrasında ilerleyen bir süreç olmamıştır. Gençlere dayatma yapılmıştır, çocuklar formatlanmak istenmiştir, insanların tercih özgürlükleri ellerinden alınmıştır. Bugün bizim her alanda yaptığımız; dayatmalara son vermek, tercih özgürlüğü sağlamak, istikamet ve ufuk çizmekten ibarettir. Bunu hiçkimse farklı yerlere çekmesin. Bu ülkede on yıllardır insanlara dayatmalar yapıldı hem dayatma yapıldı hem de insanların tercih özgürlüğü ellerinden alındı. Biz hiçbir dayatmanın içinde değiliz ama hiçbir zaman da dayatmaya müsamaha göstermeyiz. Biz ortaya tercihler koyarız. Tercih özgürlüğünü tesis eder, bunu sonuna kadar savunuruz. Çoğunluğun azınlığa hükmetmesine karşı çıkarız ama aynı oranda azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmasının da önünde dururuz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, alkolle ilgili çıkan düzenlemenin hiç kimsenin kimliğine, ideolojisine, yaşam tarzına yönelik bir müdahale olmadığını belirterek, "Bunu bu şekilde algılayanlar yanılgı içindedir. Bunu bu şekilde lanse edenler art niyetlidir" dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM?nin tarihi bir adım atarak bağımlılık yapan maddelerin kullanımını düzenleyen önemli bir teklifi kanunlaştırdığını anımsattı.
?İstanbul?un 560. fetih yıldönümünde Fatih nesline böyle anlamlı bir yasa armağan ettiğiniz için sizleri yürekten kutluyorum? diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
?Siz bütün saldırılara göğüs gerdiniz. Bütün hakaretlere sabırla tahammül ettiniz. Ben, genişletilmiş il başkanları toplantımızda ?Şarib-ül Leyli Ve-n Nehar bir nesil istemiyoruz? dediğimde rahatsız olanlar oldu, başta CHP. Onun uzantısı olan köşe yazarları devamlı yazıyorlar. Yazın bakalım nereye kadar yazacaksınız? Bu millet sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyor. Bilim, sizin düşündüğünüz gibi ortaya tavsiyeler koymuyor. Hepsinden öte bilim bunu zararlı olduğunu çok açık, net ortaya koyuyor. Ve bugün birçok hastalıkların anası alkoldür. Bu ortada. Şu basit gördüğümüz sigara aslında insanı lime lime doğruyor. Bunu birçok yere çekenler oldu. ?Bunu inancın nedeniyle yapıyor, İslam böyle emrettiği için yapıyor...? Bir defa şecaat arz ederken sirkatin söylüyorsun. Yani hangi din olursa olsun bir din yanlışı değil doğruyu emrediyor, ?bunu din emrediyor? diye karşısında mı duracaksınız? İki tane ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, vaka niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor? Kaldı ki biz ortaya tercihler koyuyoruz. Kalkıp ülkemizde alkollü içkileri veya sigarayı kökünden yasaklama gibi bir şey söz konusu değil. Anayasamızın 58. Maddesi gençliğin korunmasıyla ilgi madde bizden önceki iktidarlar tarafından yapılmış ve bu maddenin uygulanmasına yönelik eksikleri giderecek bir adım atıyoruz. 2023, 2053 ve 2071 nesline böyle önemli bir zemini, böyle önemli adımı atmak suretiyle iklim, atmosfer kazandırdığımız için ben burada emeği geçen tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Biz bu düzenlemeyi gençlerimiz, çocuklarımız için, sağlıklı nesiler yetiştirmek için yaptık. Biz bu düzenlemeyi milli, manevi değerleriyle huzur ve güvenlik içinde insanımız geleceğe baksın diye yaptık. Bunların yanında anayasanın bizlere yüklediği gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak vazifesinin bir gereği olarak yaptık. Hiç kimse bunu farklı yerlere çekmesin. Günlerdir yurt içinde ve yurt dışında ?Türkiye alkol yasaklandı? diye propaganda yapılıyor. Bir kere bunu söyleyenler, bunu yazıp çizenler, bunu yurt içinde ve yurt dışında yayanlar, en hafif tabiriyle yalancıdır. Biz hiçbir şeyi yasaklamadık. 10,5 yıldır hiç kimsenin yediğine içtiğine karışmadık. Bundan sonra da karışmayız. Karışana da müsamaha göstermeyiz. Bizim yaptığımız sadece ve sadece düzenlemedir. Üstelik bu düzenleme gelişmiş demokratik ülkelerdeki düzenlemelerin benzeri hatta oradaki kısıtlamaların dahi gerisinde bir düzenlemedir. Bunlar hangi dünyada yaşıyorlar. Biz uzayda yaşamıyoruz, bu dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada hangi ülkede ne oluyor ne bitiyor bunların hepsini yakından biliyoruz.
Arkadaşlarım aktardı, daha bu hafta sonu bir piknik yerinde baba çocuğunu oyun parkına getiriyor, salıncağa bindiriyor, elinde de bira şişesi. Senin çocukların önünde bunu yapmaya ne hakkın var? Hadi kendi çocuğuna karşı acımasız davranıyorsun, başka çocuklara bunu göstermeye özendirmeye ne hakkın var.?
Trafikte bu sebepten dolayı yaşanan acının haddi hesabı olmadığını belirten Erdoğan, ?Ölüm gelmeden önce tedbirimizi almaya mecburuz? dedi.
Trafikte kazalar olduğu zaman şoför koltuğunun altında veya yanında polislerin şişeleri hep bulduklarını aktaran Erdoğan, ? Evde anne feryat eder. Ama anne, sen daha önce çocuğunu ne yapıp ne ettiğine bakıyor muydun?? diye sordu.
?Çocuk, genç, afedersiniz kafayı buluyor, o şekilde yola çıkıyor. Peki bir başka arabayla çarpıştığında o arabadaki insan o arabayı kullanan alkolik değil ama bu alkolik. Bu kaza neticesinde alkolik olmayan insanın ne günahı var? O da bu kaza neticesinde ölümle karşı karşıya kalıyor? diyen Başbakan Erdoğan, ?Peki bir devlet olarak biz buna karşı tedbir almak zorunda değil miyiz?? diye sordu.
Türkiye?de trafik terörü denilen bir vahşet olduğunu, bu trafik terörüne karşı tedbirlerin alınması gerektiğini dile getiren Erdoğan, ?Trafik teröründe en önemli sebeplerden biri alkolü olarak araç kullanmaktır. Bunlara seyirci mi kalacağız? Tedbirlerimizi almayalım mı? Ben emeği geçenleri kutluyorum. Bu tarihi bir adımdır. İnanıyorum ki bizim trafik kazalarını da ciddi manada azaltacaktır. Hastalıklarda ciddi bir düşüş kaydedilecektir, bunları da zaman zaman açıklama imkanını bulacağız? diye konuştu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
?Öyle sokaklar, öyle caddeler biliriz ki belli bir saatten sora çocukların kadınların orada dolaşma imkanı yoktur. Ben İstanbul?da üstelik Kasımpaşa?da doğdum. Beyoğlu?nu, caddelerini, ara sokaklarını çok iyi bilirim. Oralarda nelerin olup bittiğini iyi bilirim. Dolayısıyla bu konularda deneyimim iyidir. Bütün bunlara ne gibi tedbirler alınması gerekir, bu konuda bazı köşe yazarları onu yazıyor ve hiç umulmaz köşe yazarları onu yazıyor. ?Bu bir oldu bittiye getirilmemeliydi? diyor. Ne oldu bittisi? Biz kaç yıldır bunun üzerinde çalışıyoruz. Bütün bu çalışmalardan sonra bu noktaya geldik. İşlerine geldiği zaman oldu bitti değil, işlerine gelmediği zaman oldu bitti. Hangi yasa onların işine gelmiyorsa oldu bittiye getiririz. Biz oldu bittiye getirmedik. Güzel bir şekilde bunların üzerinde çalışılmıştır, ehli olanlar bunların üzerinde çalışmıştır. Tıbbi ve hukuki yönleri, hepsi ele alınmıştır. Ondan sonra da bu adım atılmıştır.
Aile içi şiddet, boşanma, geçimsizlik, aklınıza hangi kötülük gelirse gelsin, bakıyorsunuz altından bağımlılık çıkıyor. Çoğunda bu var. Zaten kafayı bulduğu zaman bakıyorsun, hele bir de aşırı gittiyse, tekme tokat evde hanımını duman ediyor. Bunları görmezlikten gelemeyiz. Anneler, babalar feryat ediyor. AMATEM?lerin önünde çaresizce bekleşiyorlar. ?Bunların adedini artırın? diyorlar. Aslolan bunların adedini artırmak değil, bataklığı kurutmaktır. Biz, bataklığı kurutmaya çalışıyoruz. Yoksa sivrisinek avlamakla bu iş bitmez. İdeolojik yaklaşımlarla, sağduyudan uzak reaksiyonlarla böyle bir düzenlemeye karşı çıkılamaz. Ama ben CHP?nin yönetimine yine de şunu söylüyorum: Siz aynı şekilde devam edin ama CHP?ye gönül veren kardeşlerime de diyorum ki; bu yöneticilerinizin sakın izinden gitmeyin.
Hiç kimse alkolü bir kimlik meselesi haline getirmemelidir. Çıkan düzenleme hiç kimsenin kimliğine, ideolojisine, yaşam tarzına yönelik bir müdahale değildir. Bunu bu şekilde algılayanlar yanılgı içindedir. Bunu bu şekilde lanse edenler art niyetlidir. İçeceksen yine git alkolünü evinde iç. Aynı şekilde şu anda bildirilen, belirlenen her şey ortada. İçeceksen yine iç. Biz buna karşı değiliz. Ama biz belli yerlerde belli saatlerde, camilere, okullara yüz metre mesafede buna müsaade etmiyoruz.
Dünyada kiliselerde 180 -190 metre mesafe kaydı koyan ülkeler var. Bizimki 100 metre. Hassasiyet gerektiren bir adım atıyoruz. Bize nice anneler, babalar gelmiştir; okulların etrafı tinercilerle dolu demişlerdir. Çocuklarımızı alıp yakın çevredeki evlere götürmek suretiyle esrar bağımlılığı sağlayan yerler var demişlerdir, şikayet etmişlerdir ve biz buralara emniyet olarak baskınlar yaptık. Hamdolsun ciddi manada bu işi temizledik. Yapmayalım mı, izleyelim mi? Kusura bakmasınlar; eğer biz şu anda bu devleti, ülkeyi yönetiyorsak yapılması gereken neyse biz milletimizi sevdiğimiz, gençliğimizi sevdiğimiz için bunu yapıyoruz ve yapacağız. Bu düzenleme bir yasak değildir, yaşam tarzlarına ve kimliklere müdahale değildir. Bu düzenleme çocuklarımız ve gençlerimiz için daha aydınlık daha sağlıklı bir geleceğin zeminidir. Bu anlamlı düzenlemenin tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Bu konuda destek veren MHP?ye de teşekkür ediyorum.?
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
