2016-03-02 - 17:19
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, TBMM TV'ye Bakanlığının son dönem çalışmaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın sadece gümrük işleri ile ilgili bir bakanlık olmadığını aynı zamanda esnaf ve sanatkârlarla da ilgilenen bir bakanlık olduğunu hatırlatarak vatandaşların bakanlıklarını orta sınıfın, esnaf ve sanatkârların bakanlığı olarak da tarif ettiklerine dikkat çekti.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, alışveriş merkezleri ile ilgili bakanlığının çalışmalarına değindi ve sözlerinde şunları kaydetti:
"Yeni düzenlemiş olduğumuz alışveriş merkezlerinin yönetmeliği noktasında bu düzenlemeleri gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söyleyemeyiz ancak bu gerçekleştirilecek olan düzenlemeler için bir başlangıç olabilir. Biz oralarda özellikle esnaf ve sanatkârların yer alması için bazı çalışmalar yaptık. Alış veriş merkezlerinde kiralanan yerlerin yüzde beşini esnaf ve sanatkârlara kiralama zorunluluğu getirdik.
Bunun da yetersiz olduğunu düşündük ve kiralanabilir alanların binde ikisini unutulmaya yüz tutmuş bizim sanatlarımla uğraşan sanatkârlarımız var bunlara kiralama zorunluluğu getirdik ve bu arkadaşlara normal kira fiyatlarının dörtte bir oranında kiraya verilme olanağı sağladık ve bu şekilde bir düzenleme yaptık. Alışveriş merkezlerinde her katta en az 10 metrekare ölçüsünde bebek bakım odaları anne ve bebek hijyenine dikkat edecek şekilde oluşturulmasını sağladık. Güvenlik noktasında da her alışveriş merkezinin belli bir standardı yakalaması için çalışmalar yürüttük. Ortak alanların kamera ile kontrol edilmesi ve sadece izlenmemesini kayıt altına alınan verilerin 30 gün süreyle tutulması gerekliliğini belirttik. Dinlenme yerleri her alışveriş merkezlerinde mevcut ama bunu da bakanlık olarak daha iyi şartlarda yapılabilmesi için belli standartlara bağladık. Yine alışveriş merkezlerinde ibadet yerleri olsun dedik ve ibadet yerlerinin durumunu alışveriş merkezlerinin büyüklüğüne ve metrekare durumuna göre oluşturulması konusunda hüküm getirdik. Bunu da şunun için önemsiyoruz; tıpkı insanların dinlenme ihtiyacı ve diğer ihtiyaçları gibi ibadet etme ihtiyaçları da olması gerekir. Bunu da illa mescit ve camii ortamında olması değil ibadet yerleri olarak belirlediğimiz yerlerde insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini sağladık. Yine çocuk oyun alanları zaten oluşturuyorlar ama bizde bunu belli bir standartta bağlanması için belli metrekarede belli çocuk oyun alanlarının oluşturulması için çalışmalar yaptık. İsterlerse bu düzenlemeleri bütün alışveriş merkezleri rekabet unsuru olarak kendi aralarında da kullanabilirler. Biz önceki duruma nazaran çocuklara daha fazla alan ayrılması konusunda çalışmalar yaptık ve anne babaların alışveriş merkezlerinde rahatça vakit geçirebilmeleri için imkân sağladık. Biz sosyal ve kültürel alanların daha çok ayrılması için bu çalışmaları yaptık. Alışveriş merkezlerinde sadece tüketime yönelik çılgınca bir tüketim olmasın sosyal ve kültürel alanlarda da insanlarımız vakit geçirsinler istedik. Otoparklara da bir düzenleme getirdik ve belli bir standarda bağladık."
Alışveriş merkezlerinde acil tıbbi buton oluşması için de çalışmalar yaptıklarını belirten Tüfenkci, şunları kaydetti:
"Anlık olaylarda kalp krizi gibi ve düşüp ayağını kıran vatandaşlarımızın da olabileceğini düşünerek acil tıbbi butonu oluşturulmasını sağladık. Böyle durumlarda vatandaşlarımız acil tıbbi butonuna basarak gerekli yardımı alacaklar ve acil tıbbi odalarında teknisyen yardımı ile 112 ile temasa geçerek hizmet alabilecekler. Bunlar bizim yaptığımız asgari standartlar biz istiyoruz ki rekabet ortamında alışveriş merkezlerimiz daha iyi hizmet versinler ve kendi rekabet ortamlarını yaratsınlar. Biz her şeyi yasalarla düzenlemek istemiyoruz. Piyasa kendi içerisinde bunu gerçekleştirsin ve rekabet koşullarını oluştursun" diye konuştu.
Alışveriş merkezlerinin yanında küçük esnafı ve orta ölçekli esnafı da korumak istediklerini ifade eden Tüfenkci, bu tür esnafı zincir mağazalara karşı korumak istediklerini ve bununla ilgili de gerekli çalışmaları yürüttüklerini belirtti ve aynı zamanda tüketicileri de koruyan bir bakanlık olduklarının altını çizdi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, sözlerine şöyle devam etti:
"Esnaflarımızı koruyalım derken tüketicilerimizde fazla fazla para ödesinler demiyoruz. Belli nüfus kriteri taşıyan mağazalara zincir mağazaların girmesini doğru bulmuyoruz. Bu çalışmalarımız henüz taslak halinde olduğu için kamuoyu ile paylaşmıyoruz. Bu konuda henüz bir kamuoyu oluşturulmadı ama küçük ölçekli esnaflarımızı korumak için bazı çalışmalar yürütmekteyiz. Küçük esnaflarımızı da alışveriş merkezlerine taşıyabilmeliyiz. Küçük esnafımız küçük esnaf olarak kalmasın onlarda büyüsün ve kendilerini geliştirsin. Küçük esnafı tüccar yapalım, tüccarı sanayici yapalım. Bizim bakanlığın sloganı bu esnafımız esnaf olarak kalmasın esnafımız tüccar olsun tüccarımız sanayici olsun. Bu bizim bakanlığın temel politikalarından biridir."
Perakendecilik yasası, ilke ve kuralları ile ilgili bir yönetmeliklerinin çıkacağını da bildiren Tüfenkci, yöresel ürün üreten küçük esnafların ürünlerinin de zincir mağazalar ve hızlı tüketim mağazalarında da raflarda belli oranda yer almasını istediklerini ifade etti ve piyasa koşulları çerçevesinde bunun olabileceğine dikkat çekti.
Malatya'nın kayısısı coğrafi olarak tescil almış bir ürün. Her ürün için değil sadece coğrafi tescil almış ürünler. O ürün zincir mağazalarında rafların binde bininde yer alsın. Bunun ödemeleri de diğer ürün tedarikçileri ile farklı olsun. Küçük esnaflar 30 gün içerisinde ödesin ve böylelikle biz orada ki küçük esnafımızı biraz büyütelim. Coğrafi tescil almış ürünün pazarlanmasını yaygınlaştıralım. Bu Aydın'ın inciri gibi ya da Gaziantep'in baklavası gibi. Zaten büyük zincir mağazaları bu ürünleri raflarında barındırıyor. Ama biz istedik ki bunlar asgari sınırlar. Yani bir mağaza Siirt'te yaygın bir şekilde zincir oluşturuyor ya da Ankara'da. Siirt'in belli oranda fıstığı tescil almış o raflarda yer alsın ve tüketicinin beğenisine sunulsun. Böylelikle o üreticide hem cesaretlensin ürününün satışından hem belli bir kazanç sağlansın hem de Türkiye kendi milli değerlerine de sahip çıksın istiyoruz. Böyle bir çalışma dolayısıyla bunun zincir mağazalar tarafından da zaten görüşe açıldı. Bu konuda çokta tepki gelmiyor.
Perakende ticaret ile ilgili yönetmelik hazırlığı içerisindesiniz. Kampanya ile indirimli satış hakkında bir nasıl bir düzenleme getirilmek isteniyor?
"AVM hakkındaki yönetmelik ile biz outlet AVM'nin niteliklerini belirledik. Biz dedik ki her önüne gelen 'outlet AVM ismini böyle koydum' bu anlama gelmesin tüketiciyi kandırmasın. Biz dedik ki AVM'lerin tamamının indirimli ürünler satması lazım. Bu indirimli satışlar da mağazada ki ürünlerin yüzde yetmişinden az olmasın. Yani bir adam sürekli bir ürünü indirime koyar işte ben outlet mağazasıyım demesin. Yani tüketiciyi yine kandırmasın. Yüzde yetmiş oranında indirimli satışlarını mağazasında bulundurmak zorunda ve AVM içerisinde bütün mağazalarda indirimli satışlarını gerçekleştirmesi lazım. Yani üç beş mağaza indirimli satış yapıyor geriye kalan 15 mağaza normal satışlarını yapıyor bu outlet mağazası vasfında değildir dedik. Tabi bunun içerisinde orada bulunan berberimiz, kafemiz ya da lokantalarımız indirimli satış yapacak anlamında değil. Normal perakendecilik sektöründe mal satışı yapanlar bu kapsamdadır diye ifade ettik. AVM'ler noktasında ayrıca cadde ve sokaklarda satış yapanlar da her istediği zaman kafasına göre ben indirimli satış yapıyorum diyemeyecek. Bu taslak ile tasfiye haline girdiğinde üç ay ile sınırlı olmak şartı ile indirimli satış yapacak. Yılda bir kere müracaat ederek indirimli kampanya yapabilecek. Bunu da fiyatın üzerine yüz lira koyup sonra ben bunu elli liraya çektim anlamında değil. Raiş bedelinin üzerinden indirime tabi tutması lazım. Hem piyasayı regule etmek için hem de tüketiciyi de korumak istiyoruz. Tüketici sağlıklı ve güvenli ortamda alışveriş yapsın. Esnafımız ve ticaret erbabımız güvenli ortamda ticaret yapsın ve haksız rekabetlere yol açmasın. Birileri kelime oyunları ile haksız olarak kazanç sağlarken birileri de normal olarak dürüst ve devletin koymuş olduğu ilkelere uyarak vergisini vererek ticaret yaptığında da zarara girsin istemiyoruz."
"Meclis'te çıkardığımız yasa ile Hal Kayıt Sistemi'ni getirmiştik. Orada ürünlerin kayıt altına alınıp hangi aşamalardan geçeceğini belirlemiştik. Burada amacımız ürün güvenliği ve tüketicinin ürünü biraz daha ucuz alması idi. Biz ürünlerin tescil işlemlerini kayıp kaçağı epey bir oranda düşürdük. Aynı zamanda ürünlerin yeni yapacağımız değişiklik ile ürünlerin künyesini de göreceğiz."
Tüfenkçi, bakanlık olarak piyasanın aktörleriyle beraber gerekli düzenlemelerin yapılması gereğine dikkat çekerek, "İnşallah önümüzdeki günlerde sektörün temsilcileriyle de oturup ortaya güzel bir şey çıkartırız" dedi.
Et fiyatları ile ilgili kargaşaya da değinen Tüfenkçi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'nın sektör temsilcileriyle bir araya geldiği bilgisini paylaşarak şunları söyledi:
"Etin maliyeti belli, 23 lira falan. Oradan kasaba gidene kadarki zincirde 23 liralık ürün bir bakıyorsun 50 lira, 40 lira, standardı da yok. Bunda da Tarım Bakanımız çok doğru bir tespit yaptı, dedi ki tamam, etin çok çeşitleri var, lüksü var, işlem görmüşü var, bölgelerine göre farklılıklar var ama iki temel noktada biz bir fiyat belirleyelim ve diyelim ki kıyma ve kuşbaşında standart olsun. Sektör bununla ilgili bir kendini kontrol etsin, yani bu kadar fahiş fiyatlar olmaz, tüketiciye, bu kadar vatandaşa yüklenilmez diye."
İkinci el otomobil ve taşınmazlarla ilgili olarak da bir takım çalışmalarının olduğuna vurgu yapan Tüfenkçi, "Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticaretine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yönelik ikincil düzenlemelerin yapılmasını planlamaktayız ve bu konuda da çalışmalarımız var" ifadelerine yer verdi.
Bu konuda da sektör temsilcileriyle birlikte çalışacaklarını belirten Tüfenkçi şöyle konuştu:
"İkinci el otomobil piyasasında inanılmaz bir boşluk var. Piyasanın işleyiş kuralları veya piyasanın denetimleri noktasında zafiyetler var. Bu noktada galeriler vasıtasıyla yapılıyor, ama bir bakıyorsunuz sıfır otomobil satanlar da ikinci el piyasasına girmiş vaziyette. Veya bu ürünlerin, ikinci el otomobillerin, diyelim ki istenilen vasıfta çıkmadığı zaman mesleki anlamda bu işin satışını yapanlara verilecek bir disiplin cezasını veya işe aracılık yapanların da belirli bir sorumluluğu olması lazım. Hem yetkisi hem sorumlusu olması lazım.
İkinci el taşınmazları ise, genelde birinci elde de yapıyorlar ama, emlakçılar vasıtasıyla yapılıyor, bunlarla ilgili disiplin cezaları düzenlemeleri, taşınmazların niteliklerinin sınıflandırılmasına kadar bir takım, tüketiciyi yine, yani vatandaşı koruyacak. Çünkü aynı zamanda o işi yapan galerici arkadaşımız veya emlakçı arkadaşımız, onlar da tüketici konumunda ve onun da korunması gerekiyor. Biz bu korunmayı denge içerisinde ve sektörün temsilcileriyle beraber oturacağız, bu piyasa nasıl işliyor, bu piyasada çürükler nedir, çürük elmalar nedir, kimleri ayıklamamız lazım veya bu piyasanın disiplinini bozan hangi kurallar var, biz hangi kuralları getirirsek bu piyasa daha disiplinli olabilir biz hangi düzenlemelerle tüketiciyi koruyabiliriz, biz hangi düzenlemeleri yaparsak satışlarımızı daha güvenli ve kolay hale getirebiliriz, ticaretimizi arttırabiliriz diye çalışacağız. Çünkü aynı zamanda ticaretin dönmesi lazım, piyasalarda ticaret dönmediği zaman, alışveriş olmadığı zaman siz istediğiniz kadar kural koyun hiçbir anlamı yok. Bizim koyacağımız kurallar aynı zamanda piyasanın işleyişini bozmayacak. Piyasaya canlılık getirecek, bereket getirecek, düzen getirecek, disiplin getirecek. Yani bundan herkes kazançlı çıkacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz inşallah"
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, son olarak gümrük kapılarına değindi:
"Suriye'de bir dram yaşanıyor. Ve maalesef orada olan özellikle masum insanlara oluyor. O masum insanlara Türkiye'nin kucak açmasıyla birlikte geçmiş dönemlerde hızlı bir şekilde Türkiye sınırından geçişler oldu. Ama bizim şu anda kapılar noktasında gerçekten müthiş bir kontrolümüz var. Bunu zaman zaman basın mensuplarıyla da paylaşıyoruz. Komuta kontrol merkezimiz var, orada daha önceki büyüklüğünden iki üç katı büyüklüğe ulaştırdık orayı, 400-450 metrekare alan içerisinde, ekranlarla donatılmış, bizim bütün kapılarımız kameralarla denetim altında. Ve online olarak biz aynı zamanda Ankara'da ve bölgede de izleyebiliyoruz. Orada son teknoloji cihazları kullanıyoruz. X-Ray cihazlarından tutun da yüz tarama sistemlerine kadar, lazer ışınlara kadar, karbon testlerine kadar son teknolojiyi kullanıyoruz ve yakaladığımız oranlara da baktığımızda son yıllarda özellikle 2015 ve 2016'nın başlarında çok müthiş bir artış sağlandığını da biz görüyoruz. Suriye ile ithalatımız yok, ihracatımızı da son derece kısmış vaziyetteyiz. Sadece insani yardımları gönderiyoruz. Kapılarda insanların, yolcuların pasaport kontrolünden tutun da, üst aramalarına kadar ve araç muayenelerine kadar çok ciddi şekilde yapılıyor, detektör köpeklerimiz var. Hem bunların sınıflandırılmaları da yapılmış, işte narkotik köpeklerimizden tutun da, mühimmat, patlayıcıya hassas köpeklerimize kadar ciddi anlamda bir kontrolden geçiriyor. Güvenlik noktasında şu an iyiyiz."
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, alışveriş merkezleri ile ilgili bakanlığının çalışmalarına değindi ve sözlerinde şunları kaydetti:
"Yeni düzenlemiş olduğumuz alışveriş merkezlerinin yönetmeliği noktasında bu düzenlemeleri gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söyleyemeyiz ancak bu gerçekleştirilecek olan düzenlemeler için bir başlangıç olabilir. Biz oralarda özellikle esnaf ve sanatkârların yer alması için bazı çalışmalar yaptık. Alış veriş merkezlerinde kiralanan yerlerin yüzde beşini esnaf ve sanatkârlara kiralama zorunluluğu getirdik.
Bunun da yetersiz olduğunu düşündük ve kiralanabilir alanların binde ikisini unutulmaya yüz tutmuş bizim sanatlarımla uğraşan sanatkârlarımız var bunlara kiralama zorunluluğu getirdik ve bu arkadaşlara normal kira fiyatlarının dörtte bir oranında kiraya verilme olanağı sağladık ve bu şekilde bir düzenleme yaptık. Alışveriş merkezlerinde her katta en az 10 metrekare ölçüsünde bebek bakım odaları anne ve bebek hijyenine dikkat edecek şekilde oluşturulmasını sağladık. Güvenlik noktasında da her alışveriş merkezinin belli bir standardı yakalaması için çalışmalar yürüttük. Ortak alanların kamera ile kontrol edilmesi ve sadece izlenmemesini kayıt altına alınan verilerin 30 gün süreyle tutulması gerekliliğini belirttik. Dinlenme yerleri her alışveriş merkezlerinde mevcut ama bunu da bakanlık olarak daha iyi şartlarda yapılabilmesi için belli standartlara bağladık. Yine alışveriş merkezlerinde ibadet yerleri olsun dedik ve ibadet yerlerinin durumunu alışveriş merkezlerinin büyüklüğüne ve metrekare durumuna göre oluşturulması konusunda hüküm getirdik. Bunu da şunun için önemsiyoruz; tıpkı insanların dinlenme ihtiyacı ve diğer ihtiyaçları gibi ibadet etme ihtiyaçları da olması gerekir. Bunu da illa mescit ve camii ortamında olması değil ibadet yerleri olarak belirlediğimiz yerlerde insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini sağladık. Yine çocuk oyun alanları zaten oluşturuyorlar ama bizde bunu belli bir standartta bağlanması için belli metrekarede belli çocuk oyun alanlarının oluşturulması için çalışmalar yaptık. İsterlerse bu düzenlemeleri bütün alışveriş merkezleri rekabet unsuru olarak kendi aralarında da kullanabilirler. Biz önceki duruma nazaran çocuklara daha fazla alan ayrılması konusunda çalışmalar yaptık ve anne babaların alışveriş merkezlerinde rahatça vakit geçirebilmeleri için imkân sağladık. Biz sosyal ve kültürel alanların daha çok ayrılması için bu çalışmaları yaptık. Alışveriş merkezlerinde sadece tüketime yönelik çılgınca bir tüketim olmasın sosyal ve kültürel alanlarda da insanlarımız vakit geçirsinler istedik. Otoparklara da bir düzenleme getirdik ve belli bir standarda bağladık."
Alışveriş merkezlerinde acil tıbbi buton oluşması için de çalışmalar yaptıklarını belirten Tüfenkci, şunları kaydetti:
"Anlık olaylarda kalp krizi gibi ve düşüp ayağını kıran vatandaşlarımızın da olabileceğini düşünerek acil tıbbi butonu oluşturulmasını sağladık. Böyle durumlarda vatandaşlarımız acil tıbbi butonuna basarak gerekli yardımı alacaklar ve acil tıbbi odalarında teknisyen yardımı ile 112 ile temasa geçerek hizmet alabilecekler. Bunlar bizim yaptığımız asgari standartlar biz istiyoruz ki rekabet ortamında alışveriş merkezlerimiz daha iyi hizmet versinler ve kendi rekabet ortamlarını yaratsınlar. Biz her şeyi yasalarla düzenlemek istemiyoruz. Piyasa kendi içerisinde bunu gerçekleştirsin ve rekabet koşullarını oluştursun" diye konuştu.
Alışveriş merkezlerinin yanında küçük esnafı ve orta ölçekli esnafı da korumak istediklerini ifade eden Tüfenkci, bu tür esnafı zincir mağazalara karşı korumak istediklerini ve bununla ilgili de gerekli çalışmaları yürüttüklerini belirtti ve aynı zamanda tüketicileri de koruyan bir bakanlık olduklarının altını çizdi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, sözlerine şöyle devam etti:
"Esnaflarımızı koruyalım derken tüketicilerimizde fazla fazla para ödesinler demiyoruz. Belli nüfus kriteri taşıyan mağazalara zincir mağazaların girmesini doğru bulmuyoruz. Bu çalışmalarımız henüz taslak halinde olduğu için kamuoyu ile paylaşmıyoruz. Bu konuda henüz bir kamuoyu oluşturulmadı ama küçük ölçekli esnaflarımızı korumak için bazı çalışmalar yürütmekteyiz. Küçük esnaflarımızı da alışveriş merkezlerine taşıyabilmeliyiz. Küçük esnafımız küçük esnaf olarak kalmasın onlarda büyüsün ve kendilerini geliştirsin. Küçük esnafı tüccar yapalım, tüccarı sanayici yapalım. Bizim bakanlığın sloganı bu esnafımız esnaf olarak kalmasın esnafımız tüccar olsun tüccarımız sanayici olsun. Bu bizim bakanlığın temel politikalarından biridir."
Perakendecilik yasası, ilke ve kuralları ile ilgili bir yönetmeliklerinin çıkacağını da bildiren Tüfenkci, yöresel ürün üreten küçük esnafların ürünlerinin de zincir mağazalar ve hızlı tüketim mağazalarında da raflarda belli oranda yer almasını istediklerini ifade etti ve piyasa koşulları çerçevesinde bunun olabileceğine dikkat çekti.
Malatya'nın kayısısı coğrafi olarak tescil almış bir ürün. Her ürün için değil sadece coğrafi tescil almış ürünler. O ürün zincir mağazalarında rafların binde bininde yer alsın. Bunun ödemeleri de diğer ürün tedarikçileri ile farklı olsun. Küçük esnaflar 30 gün içerisinde ödesin ve böylelikle biz orada ki küçük esnafımızı biraz büyütelim. Coğrafi tescil almış ürünün pazarlanmasını yaygınlaştıralım. Bu Aydın'ın inciri gibi ya da Gaziantep'in baklavası gibi. Zaten büyük zincir mağazaları bu ürünleri raflarında barındırıyor. Ama biz istedik ki bunlar asgari sınırlar. Yani bir mağaza Siirt'te yaygın bir şekilde zincir oluşturuyor ya da Ankara'da. Siirt'in belli oranda fıstığı tescil almış o raflarda yer alsın ve tüketicinin beğenisine sunulsun. Böylelikle o üreticide hem cesaretlensin ürününün satışından hem belli bir kazanç sağlansın hem de Türkiye kendi milli değerlerine de sahip çıksın istiyoruz. Böyle bir çalışma dolayısıyla bunun zincir mağazalar tarafından da zaten görüşe açıldı. Bu konuda çokta tepki gelmiyor.
Perakende ticaret ile ilgili yönetmelik hazırlığı içerisindesiniz. Kampanya ile indirimli satış hakkında bir nasıl bir düzenleme getirilmek isteniyor?
"AVM hakkındaki yönetmelik ile biz outlet AVM'nin niteliklerini belirledik. Biz dedik ki her önüne gelen 'outlet AVM ismini böyle koydum' bu anlama gelmesin tüketiciyi kandırmasın. Biz dedik ki AVM'lerin tamamının indirimli ürünler satması lazım. Bu indirimli satışlar da mağazada ki ürünlerin yüzde yetmişinden az olmasın. Yani bir adam sürekli bir ürünü indirime koyar işte ben outlet mağazasıyım demesin. Yani tüketiciyi yine kandırmasın. Yüzde yetmiş oranında indirimli satışlarını mağazasında bulundurmak zorunda ve AVM içerisinde bütün mağazalarda indirimli satışlarını gerçekleştirmesi lazım. Yani üç beş mağaza indirimli satış yapıyor geriye kalan 15 mağaza normal satışlarını yapıyor bu outlet mağazası vasfında değildir dedik. Tabi bunun içerisinde orada bulunan berberimiz, kafemiz ya da lokantalarımız indirimli satış yapacak anlamında değil. Normal perakendecilik sektöründe mal satışı yapanlar bu kapsamdadır diye ifade ettik. AVM'ler noktasında ayrıca cadde ve sokaklarda satış yapanlar da her istediği zaman kafasına göre ben indirimli satış yapıyorum diyemeyecek. Bu taslak ile tasfiye haline girdiğinde üç ay ile sınırlı olmak şartı ile indirimli satış yapacak. Yılda bir kere müracaat ederek indirimli kampanya yapabilecek. Bunu da fiyatın üzerine yüz lira koyup sonra ben bunu elli liraya çektim anlamında değil. Raiş bedelinin üzerinden indirime tabi tutması lazım. Hem piyasayı regule etmek için hem de tüketiciyi de korumak istiyoruz. Tüketici sağlıklı ve güvenli ortamda alışveriş yapsın. Esnafımız ve ticaret erbabımız güvenli ortamda ticaret yapsın ve haksız rekabetlere yol açmasın. Birileri kelime oyunları ile haksız olarak kazanç sağlarken birileri de normal olarak dürüst ve devletin koymuş olduğu ilkelere uyarak vergisini vererek ticaret yaptığında da zarara girsin istemiyoruz."
"Meclis'te çıkardığımız yasa ile Hal Kayıt Sistemi'ni getirmiştik. Orada ürünlerin kayıt altına alınıp hangi aşamalardan geçeceğini belirlemiştik. Burada amacımız ürün güvenliği ve tüketicinin ürünü biraz daha ucuz alması idi. Biz ürünlerin tescil işlemlerini kayıp kaçağı epey bir oranda düşürdük. Aynı zamanda ürünlerin yeni yapacağımız değişiklik ile ürünlerin künyesini de göreceğiz."
Tüfenkçi, bakanlık olarak piyasanın aktörleriyle beraber gerekli düzenlemelerin yapılması gereğine dikkat çekerek, "İnşallah önümüzdeki günlerde sektörün temsilcileriyle de oturup ortaya güzel bir şey çıkartırız" dedi.
Et fiyatları ile ilgili kargaşaya da değinen Tüfenkçi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı'nın sektör temsilcileriyle bir araya geldiği bilgisini paylaşarak şunları söyledi:
"Etin maliyeti belli, 23 lira falan. Oradan kasaba gidene kadarki zincirde 23 liralık ürün bir bakıyorsun 50 lira, 40 lira, standardı da yok. Bunda da Tarım Bakanımız çok doğru bir tespit yaptı, dedi ki tamam, etin çok çeşitleri var, lüksü var, işlem görmüşü var, bölgelerine göre farklılıklar var ama iki temel noktada biz bir fiyat belirleyelim ve diyelim ki kıyma ve kuşbaşında standart olsun. Sektör bununla ilgili bir kendini kontrol etsin, yani bu kadar fahiş fiyatlar olmaz, tüketiciye, bu kadar vatandaşa yüklenilmez diye."
İkinci el otomobil ve taşınmazlarla ilgili olarak da bir takım çalışmalarının olduğuna vurgu yapan Tüfenkçi, "Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticaretine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yönelik ikincil düzenlemelerin yapılmasını planlamaktayız ve bu konuda da çalışmalarımız var" ifadelerine yer verdi.
Bu konuda da sektör temsilcileriyle birlikte çalışacaklarını belirten Tüfenkçi şöyle konuştu:
"İkinci el otomobil piyasasında inanılmaz bir boşluk var. Piyasanın işleyiş kuralları veya piyasanın denetimleri noktasında zafiyetler var. Bu noktada galeriler vasıtasıyla yapılıyor, ama bir bakıyorsunuz sıfır otomobil satanlar da ikinci el piyasasına girmiş vaziyette. Veya bu ürünlerin, ikinci el otomobillerin, diyelim ki istenilen vasıfta çıkmadığı zaman mesleki anlamda bu işin satışını yapanlara verilecek bir disiplin cezasını veya işe aracılık yapanların da belirli bir sorumluluğu olması lazım. Hem yetkisi hem sorumlusu olması lazım.
İkinci el taşınmazları ise, genelde birinci elde de yapıyorlar ama, emlakçılar vasıtasıyla yapılıyor, bunlarla ilgili disiplin cezaları düzenlemeleri, taşınmazların niteliklerinin sınıflandırılmasına kadar bir takım, tüketiciyi yine, yani vatandaşı koruyacak. Çünkü aynı zamanda o işi yapan galerici arkadaşımız veya emlakçı arkadaşımız, onlar da tüketici konumunda ve onun da korunması gerekiyor. Biz bu korunmayı denge içerisinde ve sektörün temsilcileriyle beraber oturacağız, bu piyasa nasıl işliyor, bu piyasada çürükler nedir, çürük elmalar nedir, kimleri ayıklamamız lazım veya bu piyasanın disiplinini bozan hangi kurallar var, biz hangi kuralları getirirsek bu piyasa daha disiplinli olabilir biz hangi düzenlemelerle tüketiciyi koruyabiliriz, biz hangi düzenlemeleri yaparsak satışlarımızı daha güvenli ve kolay hale getirebiliriz, ticaretimizi arttırabiliriz diye çalışacağız. Çünkü aynı zamanda ticaretin dönmesi lazım, piyasalarda ticaret dönmediği zaman, alışveriş olmadığı zaman siz istediğiniz kadar kural koyun hiçbir anlamı yok. Bizim koyacağımız kurallar aynı zamanda piyasanın işleyişini bozmayacak. Piyasaya canlılık getirecek, bereket getirecek, düzen getirecek, disiplin getirecek. Yani bundan herkes kazançlı çıkacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz inşallah"
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, son olarak gümrük kapılarına değindi:
"Suriye'de bir dram yaşanıyor. Ve maalesef orada olan özellikle masum insanlara oluyor. O masum insanlara Türkiye'nin kucak açmasıyla birlikte geçmiş dönemlerde hızlı bir şekilde Türkiye sınırından geçişler oldu. Ama bizim şu anda kapılar noktasında gerçekten müthiş bir kontrolümüz var. Bunu zaman zaman basın mensuplarıyla da paylaşıyoruz. Komuta kontrol merkezimiz var, orada daha önceki büyüklüğünden iki üç katı büyüklüğe ulaştırdık orayı, 400-450 metrekare alan içerisinde, ekranlarla donatılmış, bizim bütün kapılarımız kameralarla denetim altında. Ve online olarak biz aynı zamanda Ankara'da ve bölgede de izleyebiliyoruz. Orada son teknoloji cihazları kullanıyoruz. X-Ray cihazlarından tutun da yüz tarama sistemlerine kadar, lazer ışınlara kadar, karbon testlerine kadar son teknolojiyi kullanıyoruz ve yakaladığımız oranlara da baktığımızda son yıllarda özellikle 2015 ve 2016'nın başlarında çok müthiş bir artış sağlandığını da biz görüyoruz. Suriye ile ithalatımız yok, ihracatımızı da son derece kısmış vaziyetteyiz. Sadece insani yardımları gönderiyoruz. Kapılarda insanların, yolcuların pasaport kontrolünden tutun da, üst aramalarına kadar ve araç muayenelerine kadar çok ciddi şekilde yapılıyor, detektör köpeklerimiz var. Hem bunların sınıflandırılmaları da yapılmış, işte narkotik köpeklerimizden tutun da, mühimmat, patlayıcıya hassas köpeklerimize kadar ciddi anlamda bir kontrolden geçiriyor. Güvenlik noktasında şu an iyiyiz."
