2009-04-24 - 13:00
6. DÖNEM TÜRKİYE ÖĞRENCİ MECLİSİ...
6. Dönem Türkiye Öğrenci Meclisi TBMM Başkanvekili Gülpınar'ın başkanlığında toplandı. Gülpınar'ın, birleşimi açmasının ardından İstiklal Marşı okundu.

6. Dönem Türkiye Öğrenci Meclisi TBMM Başkanvekili Gülpınar'ın
başkanlığında toplandı. Gülpınar'ın, birleşimi açmasının ardından İstiklal Marşı
okundu.

TBMM Başkanvekili Eyyüp Cenap Gülpınar, öğrencilere, ''Demokrasi ve laiklikten, hukukun üstünlüğünden, temel hak ve özgürlüklerden, sevgi ve hoşgörüden ayrılmayacağınıza inancımız tamdır'' diye seslendi.

Gülpınar, yaptığı konuşmada, öğrencileri, milli iradenin temsil edildiği
Türkiye Büyük Millet Meclisinde görmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade
etti.

Öğrencilerin, geldikleri yerlerin güzelliğini, ülke ve yurt sevgisini,
başarma ve ilerleme azmini, Meclise getirdiklerini ifade eden Gülpınar, konuşmasında şunları kaydetti:

''Meclisimizi umut ve başarma heyecanıyla doldurdunuz. Sizler, coşku ve
ideallerinizle gelecek güzel günlerin habercilerisiniz. Bu ideallerinizi ve
coşkunuzu hiç kaybetmemeniz en büyük temennimizdir. Başarma azminizi bilimin
ateşiyle tutuşturup, yarınlara ışık tutacağınıza inancımız tamdır. Okullarınızda
ve illerinizde yapılan zorlu bir seçim döneminin ardından buraya geldiniz.Bu
yarışta gösterdiğiniz olgunluk ve örnek demokrasi başarısı dolayısıyla hepinizi
kutluyorum. Ülkemizde genel ve yerel seçimlerden sonra en büyük seçim olan
Türkiye Öğrenci Meclisi seçimlerinde önemli bir deneyim yaşadınız. 13 milyon
öğrencimizin katılımıyla büyük bir demokrasi sınavından geçtiniz. Bu projenin
amaçlarından olan seçme ve seçilme, işbirliği ve katılım süreçlerini yaşayarak
öğrendiniz. Demokrasi kültürünüzü geliştirme imkanı buldunuz.''

''DİYALOG VE UZLAŞI KÜLTÜRÜNÜZÜ GELİŞTİRECEKSİNİZ''

Seçimler sonunda il temsilcisi olma hakkını kazananları kutlayan
Gülpınar, şöyle konuştu:

''Sizlere güvenimiz ve inancımız tamdır. Türkiye Öğrenci Meclisi
Projesinde kazandığınız bu deneyim sizlerin gelişmesine, demokrasiyi yaşayarak
öğrenmenize büyük katkı sağlayacaktır. Yine bu kutsal çatı altında diğer
illerimizden gelen öğrenci Meclisi üyesi arkadaşlarınızla birlikte
çalışacaksınız. İşbirliği, ortak çalışma ve karar alma deneyimlerini
yaşayacaksınız. Farklı düşünce ve fikirleri dinleme, düşüncelerinizi paylaşma
imkanı bulacaksınız. Diyalog ve uzlaşı kültürünüzü geliştireceksiniz.

Bu deneyimin sizlere kazandırdıkları ve demokratik süreçlerde
edineceğiniz tecrübeyle demokrasimizin gelişmesine katkı sunacaksınız.
Edineceğiniz özgürlükçü ve katılımcı demokrasi kültürü, saygı, sevgi ve hoşgörü
anlayışıyla ülkemiz çok daha ilerilere gidecektir. Cumhuriyetimizin temel hedefi
olan çağdaş uygarlık düzeyine sizlerin saygın çabalarıyla ulaşacağız.''

Gülpınar, 89 yıl önce açılan Meclisin, milli mücadeleyi başarıya
ulaştırdığını ve milletin başının eğdirilemeyeceğini bir kez daha bütün dünyaya
gösterdiğini belirterek, ''Bugün, milletimiz ve ülkemiz için çok onurlu bir
gündür. İstiklal mücadelemizin en önemli adımının atıldığı gündür'' dedi.

TBMM Başkanvekili Gülpınar, 89 yıl önce bugün, mütevazi bir binada bir
araya gelen vatan sevdalısı milletvekillerinin, büyük zorluklarla milletin
özgürlük destanını yazdıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Onlar, milletimizin kaderini omuzladıklarının bilincini daima
hissetmiş, bu onurlu görevi başarıyla yerine getirmişlerdir. Ardından
Cumhuriyetimizi kurarak ve modem devrimleri gerçekleştirerek bize çağdaş bir ülke
kazandırmışlardır. Dünyada, parlamentosunun milli mücadelesini yürüttüğü ve
başarıya ulaştırdığı tek millet olmanın onurunu yaşıyoruz. Milli mücadelemizi
yürütmesi ve başarıya ulaştırmasından dolayı 'Gazi' unvanı alan bir Meclise sahip
olmanın gururunu daima hissediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışıyla
milli irade tecelli etmiş ve bu ilke daima üstün tutulmuştur. İstiklal
Mücadelemizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Anadolu'da kongrelerle ve
toplantılarla yürüttüğü örgütlenme çalışmasının ardından Meclisimiz açılmış ve
milletimiz bu irade etrafında kenetlenerek milli mücadelemizi yürütmüştür.

2010 yılında, yani Meclisimizin açılışının 90. yılında yapacağımız
etkinliklerle İstiklal Mücadelemizdeki heyecanı daha büyük bir coşkuyla
kutlayacağız. 16 Mayıs 2009'da başlayacak ve 23 Nisan 2010 kadar sürecek olan
programlarla Ulu Önder'in Samsun'a çıkışıyla başlayan ve Meclisin açılmasıyla
önemli bir aşamaya ulaşan sürecin daha iyi bilinmesi sağlanacak. Etkinliklerle
Meclisimizin açılışına giden zorlu aşamanın ve bu çabada nasıl bir vatanperverlik
duygusunun yattığı daha iyi anlaşılacak. Etkinlik kapsamında Anadolu'da direnişin
sembolü olan illerimizde geniş kutlamalar yapmayı arzu ediyoruz. Amacımız,
Meclisimize hayat veren, Milli Mücadelemizin kalesi olan illerimizde, milli
egemenlik coşkusunu milletimizle beraber kutlamaktır. Bu toprakların nasıl vatan
yapıldığını, Meclisimizin hangi amaçla açıldığını gençlerimize daha iyi
anlatabilmektir.''

''SEVGİ VE HOŞGÖRÜDEN AYRILMAYACAĞINIZA İNANCIMIZ TAMDIR''

Milli mücadeleden, kurucu iradeden aldıkları ilhamla çağdaşlaşma ideali
için çalıştıklarını anlatan Gülpınar, öğrencilere şöyle seslendi:

''Cumhuriyetimizin 100. yılında dünyanın gelişmiş 10 büyük ekonomisi
içerisinde yer almak hedefimizi hep birlikte gerçekleştireceğiz. İlim
yuvalarında, aydınlanma ve gelişme için çalışan siz gençlerimiz en büyük
gücümüzsünüz. Dünya barışı, insanlığın gelişimi, adalet ve refahın yaygınlaşması
için çalışacağınızdan şüphemiz yoktur. Demokrasi ve laiklikten, hukukun
üstünlüğünden, temel hak ve özgürlüklerden, sevgi ve hoşgörüden ayrılmayacağınıza
inancımız tamdır.

Eğitimciler, aileler ve yöneticiler olarak sizlerin, eğitim çağındaki 20
milyon gencimizin daha iyi eğitim alması için çalışıyoruz. Sizleri, nadide birer
çiçek gibi görüyoruz. Çiçek bahçesinde güller büyütür gibi sizleri yetiştirmeye
çalışıyoruz. İlerde çalışma hayatına atıldığınızda elde edeceğiniz başarılar
dolayısıyla gurur duymak istiyoruz.

Artık küresel hale gelen rekabette, gelişmiş ülkelerdeki akranlarınızla
yarıştığınızı ve kendinizi evrensel ölçülerde geliştirmeniz gerektiğini
unutmayınız. Bunun için dünyaya, küresel gelişmelere açık olunuz. Büyük Önder
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetimizin gençlerin omuzlarında yükseleceğine
olan inancım defalarca vurgulamış, gençlerimizin toplumsal rolüne dikkat
çekmiştir. Atatürk'ün uygarlık yolunda en büyük güvencesi olan gençlerimiz, bu
güveni boşa çıkarmayacaktır. Kendinize güveniniz ve çok büyük bir milletin
evlatları olduğunuzu unutmayınız.''dedi.

Daha sonra Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bir konuşma yaptı.

Atatürk tarafından Cumhuriyet kurulduktan sonra en büyük idealin
''Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak olduğunu'' kaydeden Çelik, şöyle
konuştu:

''Anayasada Cumhuriyetimizin, devletimizin özellikleri ifade edilirken
'Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir' deniyor.
Yeryüzünde değişik cumhuriyetler vardır; totaliter, sosyalist, teolojik,
bürokratik ve demokratik cumhuriyetler vardır. Cumhuriyetin başına getirdiğiniz
sıfat, bizatihi önemlidir. Bugün dünyada iki çeşit rejim, yönetim biçimi var;
birisi monarşi, birisi de cumhuriyettir. Monarşiler, eğer bir hanedanın iradesine
dayanıyorsa, söz ve karar alma hakkı bir kişiye, hanedana, krala, şaha, padişaha,
melike, emire aitse, orada monarşi vardır. Monarşiler zaman zaman
sınırlandırılır, yetkiler parlamentolarla belli bir sınıra çekilir. Orada da
meşruti monarşi vardır. Ama bunun dışında cumhuriyetler vardır. İngiltere, İsveç,
Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, İspanya krallıkla yönetilmektedir. Ama
orada demokrasinin en güzel şeklini bulabilirsiniz. İlkokuldan itibaren bize
cumhuriyeti, demokrasi diye anlattılar. Demokrasi ile Cumhuriyet farklı
şeylerdir. Tek başına Cumhuriyet, demokrasiden soyutlanmış cumhuriyet derdimize
deva olmaz. Tercihimizi demokratik cumhuriyetten yana kullanmışız. Demokrasimizin
en mükemmel, en olgun hala gelmesi için hep birlikte çabalamak zorundayız. Ancak
bu şekilde istikbale emin adımlarla yürüyebiliriz. Demokrasiyi küçük yaşlardan
itibaren çocuklarımıza öğretmek, demokrasi kültürünü gençlere öğretmek, onların
temsil mekanizmasını öğrenmeleri, özümsemeleri bu projenin amacıdır. Farkılıklara
rağmen, farklı etnik köken, anadil, farklı bölge ve coğrafi özelliklere rağmen bu
ülkede yaşayan 71,5 milyon insanın ülkenin saygın, birinci sınıf vatandaşı
olduğu, birbirinin kardeşi, müşterek bir vatanda, müşterek bayrak altında
yaşadığı, müşterek devlete sahip olduğunu, müşterek menfaatlerinin olduğu
duygusunu bütün gençlere ve çocuklarımıza vermek zorundayız.''

Çelik, ''Gönül Köprüsü'' projesiyle ülkenin batısından doğusuna,
doğusundan batısına 100 bin çocuk ve genci taşıdıklarını belirten Çelik,
başarıyla uygulanan projeyi bu yıl uluslararası düzeye taşıdıklarını kaydetti.
Çelik, ''Göreceksiniz bunu da en güzel şekilde yapacağız. Almanya, Belçika,
Hollanda, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan ve Türkiye'deki kardeşleriniz
kucaklaşacak ve müşterekleri biraraya getirecekler, gönül köprüleri
oluşturacaklar'' dedi.

''İFTİHAR ETMELİYİZ''

Cumhuriyet'in çok zor şartlar altında kurulduğunu, Ankara'nın küçük bir
Anadolu kasabası iken, bugün Avrupa'nın büyük metropol kentlerinden biri olduğunu
anlatan Çelik, Cumhuriyet kurulurken Türkiye'de bir tek üniversite varken, şimdi
üniversitesi olmayan il kalmadığını hatırlattı. Türkiye'de 132 üniversite
bulunduğunu, son 6 yılda 56 yeni üniversite kurulduğuna işaret eden Çelik, şöyle
konuştu:

''Aklınıza şu soru gelebilir, 'efendim bunlar kuruldu, ama daha emekleme,
oluşma düzeyindedir.' Doğmamış çocuk büyümez, dikilmemiş bir fidan hiçbir zaman
ağaç olmaz, meyve vermez. Yeni kurulan 41 devlet üniversitesi için Hükümetimiz
tarafından 78 bin yeni akademik kadro ihdas edilmiştir. Bunlara öğretim üyesi
yetiştirmek üzere 2006 yılına kadar her yıl yurtdışına 40-50 öğrenci
gönderilirken, artık bin öğrenci gönderilmeye başlanmıştır. Dünyanın 19 gelişmiş
üniversitesine doktora ve master yaptırmak üzere yıllık 50 milyon lira harcanarak
yurtdışına öğrenci gönderiyoruz. Bu yurtdışında lisansüstü eğitim yapmak
isteyenler için büyük fırsat olmuştur. Son 6 yılda eğitimimizin altyapısında
ciddi gelişmeler olmuştur. Demokrasi sayesinde, özellikle çok partili hayata
geçildikten sonra ülkenin gelişiminde bir patlama meydana gelmiştir. Bununla
iftihar etmeliyiz. Son 6 yılda eğitimin kalitesini artırabilmek için bütçeden en
büyük pay, Milli Eğitim Bakanlığına ayrılmaya başlanmıştır. Daha önce hep Milli
Savunma Bakanlığı alıyordu. Bundan sonra da böyle olacaktır. İmkanları ve
hayırsever katkılarını en iyi şekilde kullanarak, eğitimimizde çok anlamlı bir
noktaya geldik. 6 yılık sürede 133 bin derslik yapıldı, okullarımıza 750 bin
bilgisayar gönderildi, öğrenci kitlemizin yüzde 95'i ADSL hizmetinden
yararlanıyor, bu dönemin sonunda artık mezralar dahil internet bağlantısı olmayan
mezramız kalmayacak.

İlköğretimden başlayarak tepeden tırnağa müfredatın yenileme çalışmaları
başlatılmış. İlköğretimde bitirildi, lisede sona gelindi. Şu an okullarda
öğretmenlik yapan her 3 öğretmenden biri bu 6 yıl içinde atanmıştır. Okullaşma
oranı OECD ülkeleri içinde en kötü ülkelerden biriyken, bugün farklı bir noktaya
gelinmiştir. Şu anda okul öncesi eğitimde her 100 öğrencimizden 33'ü ana
okullarına devam ediyor, ilköğretimde yüzde 100'e yaklaşılmış, 2011 sonuna kadar
orta öğretimde yüzde 90'lık hedef konmuştur, yükseköğretimde yüzde 38'e
ulaşıldı.''

''SİZE GERÇEKÇİ BİR İYİMSERLİK TAVSİYE EDİYORUM''

Dünyada ekonomik kriz, Türkiye'de işsizlik yaşandığını, herkesi rahatsız
eden olumsuzlukların olduğuna dikkati çeken Çelik, ''Sizin güzel yüreklerinize
asla ve asla karamsarlığın gölgesi düşmesin. Ben size romantik bir iyimserlik
teklif etmiyorum. Bir ağabeyiniz, Milli Eğitim Bakanınız olarak daime iyimser
olun diyorum. Ancak romantik iyimserlik değil, size gerçekçi bir iyimserlik
tavsiye ediyorum. Romantik iyimserler sadece tünelin ucundaki ışığı görürler. Ama
gerçekçi iyimserler, hem tünelin karanlığını hem ucundaki ışığı görür hem gelmesi
ihtimal dahilindeki treni görür, hesaplarını ona göre yapar, tedbirlerini alır ve
yoluna devam eder, ışığa doğru yürümeye devam eder'' dedi.

Atatürk'ün gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkma
idealinin, aslında ışığa doğru yürümek anlamına geldiğini, ülkeyi ışıklı altın
ufuklara götürme ideali olduğunu ifade eden Çelik,''Bunu sloganla
gerçekleştirmemiz, laf üreterek, hamaset yaparak yapmamız mümkün değildir. Sabah
akşam biz milliyetçilik nutukları atarsak, sabah akşam sadece bunlardan söz
edersek, bunu söylemde bırakıp eyleme geçiremezsek anlamlı olmaz. Herkes işini
iyi yaparsa, asıl milliyetçilik, vatanperverlik o olur. Biz hayallerimizi,
hatıralarımızın önüne geçirmek zorundayız. Geçmişimiz hatıralarımızdır, bugün
bizim gerçekliğimizdir, yarın ise hayallerimizdir. Eğer büyük düşünürsek büyük
işler yaparız. Hepimizin ütopyası olması lazım. Ütopyalarınız yoksa önünüze büyük
hedef koymamışsınız demektir'' diye konuştu.

JAPONLAR, AMERİKALILARDAN ÖÇLERİNİ NASIL ALDI?

Yetişmiş insan gücünün neler başardığının en güzel örneğini Japonya ve
Almanya'nın gösterdiğini anlatan Çelik, ''Japonya ve Almanya'yı incelediğinizde,
yetişmiş ve eğitimli insan gücünün nelere kadir olduğunu çok iyi görebiliriz ve
örnek alabiliriz. Klasik tarih mantığıyla baktığınız zaman Japonların
Amerikalılardan öç alması gerekiyor. Japonlar, Amerikalılardan çoktan öç aldılar.
Neyle aldılar? Bugün otomotiv, optik, dijital sektörü onların elindedir. Daha
önce Amerikalıların elinde olan neredeyse bütün sektörleri Japonlar onların
elinden almıştır'' dedi.

Çelik, Türkiye'nin, Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip olduğunu, bunun
dünyanın hiçbir servetiyle kıyaslanmayacağını belirterek, konuşmasını şöyle
tamamladı:

''Bu genç nüfus, eğitimli, sağlıklı, karnı tok, sırtı pek olursa ve
idealizmle beslenmişse, Türkiye'nin önünde durabilecek bir güç yoktur. Türkiye
böyle bir potansiyele sahiptir. Geçici sıkıntılar olabilir, ekonomik sıkıntılar,
zaman zaman işsizlik oranlarında artışlar olabilir. Çünkü biz küresel dünyada
yaşıyoruz. New York Borsası hapşırsa, biz burada nezle oluyoruz. Biz bugün bir
yol ayırımındayız. Biz ulusal fukaralık ve içe kapanmayı mı tercih edeceğiz,
yoksa ulusal zenginlik ve açılımdan yana mı olacağız? Türkiye, gündemi
belirlenen, yönetilen, yönlendirilen pasif bir ülke mi olacak, yoksa yöneten ve
yönlendiren iradenin bir parçası mı olacak? Buna karar vermek zorundayız.

Biz dünyayla, insanlıkla birlikte hareket etmek zorundayız. Türkiye,
dünyanın kendisinden çok söz edilen ve yıldızı her geçen gün parlayan bir
ülkesidir. Gelişmekte olan bir ülkeyiz. 'Niçin bizde devlet memurları Finlandiya
düzeyinde maaş almıyor, okullarımız niye ABD'deki okullar gibi değil' demek,
gerçekçi bir yaklaşım değil. Hedef ve ideal, medeni dünyayı, AB standartlarını
yakalamaktır. Buna göre hareket ediyoruz.''dedi

Daha sonra ise TBMM Genel Kurul Salonundaki özel birleşimde 81 ilden gelen öğrenci
meclisi başkanları, yaklaşık 1 saat süreyle ant içti. Öğrenciler, ''Meclis
çalışmalarına etkin ve verimli bir şekilde katılacağıma, Meclis tarafından
verilen görevleri en iyi şekilde yerine getireceğime, demokrasi kültürünü okulda
ve toplumda yaşatacağıma, milli ve manevi değerler ile insan hak ve
özgürlüklerine saygı duyacağıma, Atatürk'ün gösterdiği çağdaş ve demokratik
hedeflere ulaşmak için azimle çalışacağıma ant içerim'' şeklindeki metni okudu.

Ankara Öğrenci Meclisi Başkanı Talha Çakıroğlu'nun ant içmesinden önce
Atatürk için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Ant içme törenin ardından birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Eyyüp Cenap
Gülpınar, öğrencileri tebrik etti.

Daha sonra 4 ilin Öğrenci Meclisi Başkanları, Başkanlık Divanı üyelikleri
için kendi listelerine oy istedi.

''SİSTEM BİRAN ÖNCE DEĞİŞTİRİLMELİ''

Hakkari Öğrenci Meclisi Başkanı Adem Özcük, konuşmasında meslek
liselerine uygulanan katsayı ve üniversiteye giriş sınavını eleştirerek, ''ÖSS,
ölürsem sebebim sensin sorunu oldu. Sistem biran önce değiştirilmeli'' dedi.

Özcük, kız öğrencilerin okutulmamasının büyük problem olduğuna işaret
etti. Özcük, teknolojiden yeterince yararlanamadıklarını, devlet bütçesinden de
eğitime az kaynak ayrıldığını savundu.

İstanbul Öğrenci Meclisi Başkanı Atakan Esen, Türkiye'nin genç nüfusuyla
övünmesine rağmen bu potansiyelden yararlanamadığını söyledi. Esen, kırsal
kesimde eğitimin yetersizliğine vurgu yaparak eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını
istedi.

Kastamonu Öğrenci Meclisi Başkanı Ersin Kök de okullarda yaşanan güvenlik
sorununa değinerek bu sorunun biran önce çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Samsun Öğrenci Meclisi Başkanı Süreyya Koç ise ders kitaplarındaki
bilgilerin yetersiz olduğunu bildirdi.

Koç, Türkiye Öğrenci Meclisi'nin çalışmalarını daha iyi yapabilmesi için
yılda bir kaç kez toplanması gerektiğini kaydetti.

"ERSİN KÖK BAŞKAN SEÇİLDİ"

Konuşmaların ardından, yapılan seçimleri 28 oyla Ersin Kök'ün listesi
kazandı. Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi öğrencisi olan Ersin Kök başkanlığa
seçildi ve ardından teşekkür konuşması yaptı.

Ağrı Öğrenci Meclisi Başkanı Seher Yılmaz Başkanvekili, Kahramanmaraş
Öğrenci Meclisi Başkanı Uğur Bozkuş ve Düzce Öğrenci Meclisi Başkanı Muhammed
Siyami Çinar katip üye olarak görevlerine başladı.