2013-04-25 - 15:03
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı. 96 yasal düzenlemedeki "özürlü", "sakat" ve "çürük" gibi ibarelerin "engelli" olarak değiştirilmesini düzenleyen yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı.

Gündemdışı söz alan AK Parti'li Ünal, Türk Hava Kuvvetleri'nin, dünyada kendi pilotlarını, hatta dost ve müttefik ülke pilotlarını yetiştirebilen sayılı ülke hava kuvvetlerinden biri olduğunu söyledi.

AK Parti iktidarıyla Türkiye'nin son 10 yılda havacılık sektöründe çok önemli bir noktaya geldiğinin aşikar olduğunu ifade eden Ünal, ticari ve askeri pilot yetiştirmede dünyada söz sahibi olan Türkiye'nin, Cumhuriyetin 100. yılı kutlamaları kapsamında Türk astronot uzay adamı eğitimlerini de hedeflemesinin uygun olacağını kaydetti.

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, hükümetin Ortadoğu'da ABD'nin emriyle ''Sunni ittifakı'' gibi bir şey gündeme koyduğunu iddia ederek, ''Onun içinde ne Maliki'ye yer var ne Esed'e yer var ne de Türkiye'deki 15-20 milyon Alevi halkına yer var'' dedi.

DHKP-C operasyonlarına değinen Aygün, Ankara DHKP-C davasının ilk duruşmasını izlediğini, çoğu öğrenci 21 tutuklunun 4'te 3'ünden fazlası Alevi kökenli olduğunu ileri sürdü. Aygün, ''Kandil'deki PKK'lıları hedef gösteren zihniyetin, 'DHKP-C' diye yeni bir düşman yaratarak, hem Kandil'de hem Türkiye'de bütün Alevi toplumunu terörize etmeye çalıştığını düşünüyorum'' iddiasında bulundu.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, işçileri, gençleri, kadınları 1 Mayıs'ta alanlara davet etti.

Genel Kurul'da, mevzuatlardaki, özürlü, sakat gibi ifadeleri ''engelli'' olarak değiştiren kanun tasarısının, bugün ele alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi görüşüldü.

Öneri lehinde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, TBMM'de çok şeylerin gizlendiğini, Başkanlık makamında bulunan kişinin, TBMM'nin kişiliğini koruyamadığını ileri sürdü. Genç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özer'in babasının cenaze töreninde, Özer'in bir yanında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, diğer yanında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bulunduğunu belirterek, ''Cemil Çiçek nerede; kenara atılmış. Meclis Başkanı Erdoğan değil, Çiçek'tir'' dedi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, silahlar susacaksa bundan niye rahatsızlık duyulduğunu sorarak, ''Sizi ayakta tutan silah, ret ve inkar politikalarıdır. Üniversitelerde bir grup gencin elinde bayrak, tekbir sesleri, İstiklal Marşı ile muhalifleri susturmaya çalışmakla, süreci baltalamaya çalışıyorsunuz. Genel merkezlere, kocaman bayraklar asarak, barışı sağlayamazsınız'' görüşünü savundu.

Bu süreçte, CHP'nin de yer alması gerektiğini ifade eden Sakık, SHP'nin 1989'da Kürt raporu hazırladığını, CHP'nin de bu devrimci ruha sahip çıkması gerektiğini söyledi.

Sakık, son 6 aydır bu coğrafyada ölümün olmadığını ifade ederek, bundan, bu sürecin karşısında duruş sergileyenlerin rahatsızlık duyduğunu öne sürdü.

Barış lobisinin, silah lobisinden güçlü olduğunu kaydeden Sakık, ''Çünkü vicdan sahibidir. Savaş çığırtkanlığı yapanlar, bizim sırtımızdan savaşı tetiklemeyin. Gücünüz yetiyorsa çocuklarınızı alın savaşın, bizim çocuklarımızın üzerinden siyaset yapmayın'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Sakık'a, ''Siz barışçı mısınız; külahıma anlat'' diye tepki gösterdi.

Önerge üzerinde konuşan MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, ''Gençlik ve Spor Bakanı uyuyor mu-'' diye sorarak, üniversitelerin, PKK'nın Kandil'i haline geldiğini, Türk milliyetçisi öğrencilerin PKK'nın saldırısına maruz kaldığını söyledi.

''Kandil'den açıklama gelecek, çekiliyorlarmış; uzaya mı gidiyorlar-'' diyen Oğan, şunları kaydetti:

''Zaten her gün gittikleri yer, silah orada duracak, tehditlerine devam edecek. Siz de başarı hanenize yazmış olacaksınız. Sizin kirli pazarlığınızın, terörü bitirmek değil meşrulaştırma çabası olduğunu Türk milleti görüyor. Kökeni ne olursa olsun bir tek vatandaşımızın burnu kanamasın ama bunun yöntemi; 40 bin kişinin elinde kanı olan, bebek katilinin hükümetin muhatabı olarak, neredeyse partinizin eşbaşkanı sıfatıyla değil. PKK'ya ne vaat ettiniz- PKK'nın kafasına taş mı düştü, kan dökmekten bir günde vazgeçti. AKP, PKK ağzıyla; PKK, AKP ağzıyla konuşuyor. Türk milleti, BDP'nin AKP'nin ağzıyla konuşmaya başladığını, AKP'nin eşbaşkanının bebek katili Öcalan olduğunu görüyor. Suç işliyorsunuz, milletin yetkisini PKK'yı meşrulaştırmak için kullanıyorsunuz. 63 akil olarak adlandırdığınız insanı salmışsınız piyasaya, insanların içine AKP propagandası yapıyor.''

Sakık, sataşma gerekçesiyle söz aldı ve Kürtlere karşı 90 yıl boyunca mücadele yöntemi uygulandığını ileri sürdü. İlk kez sorunlar konuşabiliniyorsa, bunun büyük bir erdemlilik olduğunu ifade eden Sakık, bunun, ''yenişemeyenlerin helalleşmesi'' olduğunu belirterek, bugün yaşananların helalleşme süreci olduğunu öne sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlandığı halde CHP Grubu'nun Genel Kurul'da konuştuğunu belirterek, ''CHP Grubu'na teessüflerimi bildiriyorum'' dedi.

CHP'li Genç'in, ''Konuşmaktan niye korkuyorsunuz-'' sözlerine Bahçekapılı, ''Konuşmaktan da sizden de korkmuyoruz. Sus da beni dinle'' karşılığını verdi.

Bahçekapılı, Genç'in Genelkurmay Başkanı'nın babasının cenaze törenine ilişkin eleştirilerine, ''Cenaze namazında protokol mü olur- Cenaze namazlarını siyaset üretmenize araç haline mi getiriyorsunuz-'' diye yanıt verdi.

Herkesin ağzında kardeşlik kelimesinin bulunduğunu ancak herkesin ağzından şiddet ve lav fışkırdığını belirten Bahçekapılı, şunları kaydetti:

''Bu ülkede senelerden beri Kürt sorunu yaşandı. Bu çözülüyor ama birden bire olmadı. Bugün, ülkede bayram havası var. Birbiriyle yan yana gelmeyecek insanlar yan yana geliyor ama Meclis'in haline bakın. Bir pazarlık, satma, anlaşma kavgası gidiyor. Ne anlaşması ne satması! Bu kara propagandayla süreci engellemeye çalışıyorsunuz. Başarılı olamayacaksınız, bittiniz, cenazeler artık yok. Artık gençler askere gidebiliyor. Gazilerimiz bu süreci başarın diye bize yalvarıyor. Şehit, gazi aileleri süreci desteklerken, çocuğunu askere göndermeyen kan çıksın, gözyaşı dökülsün istiyor. Biz bayramlaşmak, helalleşmek istiyoruz. En büyük sınav yeri sokaktır, rahat rahat sokakta yürüyoruz, halkımızla konuşuyoruz. Gördüğümüz destekten gözlerimiz yaşarıyor. Silahlar sustu bu ülkede. Bunun ötesi yok. Bizi artık huzur, güven bekliyor, kardeşlik, ortak bir hayat bekliyor. Bu sürece kan dökmeyin, şiddete bulaştırmayın, bizi ağlatmayın, kimseyi ağlatmayın lütfen. Kan üzerinden siyaset yapmayı bir kenara bırakın. Bu ülkede hepimiz kardeşçe yaşamın özlemi içindeyiz. Ne istiyorsunuz kurban olayım; tekrar silahların patlamasını, gözlerin yaşarmasını mı istiyorsunuz, yetmedi mi akan kan, terör, gözyaşı. Kendinizi düzeltin. Bu ülkede size artık yok, kandan siyaset yapanlara yer yok. Bu ülkede artık bayram var bayram.''

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Bahçekapılı'nın sözlerine tepki gösterdi.

Konuşmaların ardından Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

Mevzuattan "özürlü", "sakat" ve 'çürük" gibi ifadelerin çıkarılarak, "engelli" ifadesi kullanılmasına yönelik terminoloji birliği sağlayan kanun tasarısının görüşmelerinde, muhalefet engelli haklarının daha da artırılmasını istedi.

Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Yer Alan Engelli Bireylere Yönelik İbarelerin Değiştirilmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşülmesine, TBMM Genel Kurulu'nda başlandı.

Tasarının tümü üzerinde konuşan CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, tasarının komisyondan uzlaşmayla geçtiğini anımsattı ve olumlu bir işe imza atıldığı için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'i kutladı.

"Özürlü" kelimesinin ayıp bir kelime olduğunu ifade eden Güneş, bazı yasalarda da "sakat" kelimesinin yer aldığını belirtti. Güneş, "Bu insanların bir yeri bozuk değil, sadece engelleri var" dedi. Engellilerle ilgili 94 kanun maddesinde değişiklik yapıldığını anlatan Güneş, bu özrün yasalardan kaldırıldığını söyledi.

Çözüm sürecine de değinen Güneş, ülkeye barış gelmesini herkesin isteyeceğini dile getirdi. Güneş, "Biz, silahların bırakılıp Kandil'e gidilmesinden elbette mutlu oluruz ama yetmez. Biz Kandil'e gitmelerini değil, Kandil'in boşalmasını, PKK'nın ortadan kalkmasını istiyoruz. Kalıcı olarak silahlar ortadan kalksın istiyoruz, silahın kökü kurusun istiyoruz, özgür Türkiye olsun, fikirler tartışılsın, bunun zemini parlamento olsun diyoruz" şeklinde görüş belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın terör örgütüyle pazarlık yapmadığını söylediğini anımsatan Güneş, "Öcalan'ın başına taş düştü de onun için mi mektupları yazdı. Biz ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Bu, parlamentonun ve milletin hakkı" diye konuştu.

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora Türkiye'de yaklaşık 10 milyon engelli yaşadığını söyledi.

Toplum içerisinde negatif bir algı yaratan "özürlü", "sakat", "çürük" gibi ifadelerin, engelli vatandaşların diğer bireylerle eşit koşullarda yaşamalarına engel olduğunu dile getiren Dora, tasarıyla öngörülen düzenlemeleri değerli bulduklarını açıkladı.

Düzenlemenin olumlu, ancak yetersiz olduğunu belirten Dora, "Yapılan terminolojik değişiklikler, ancak bir başlangıç olarak yorumlanabilir. Engelli vatandaşlarımızın karşı karşıya kaldıkları sorunlar dikkate alındığında daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır" dedi. Dora, engellilerin iş ve eğitime erişebilirlik haklarının geliştirilmesini istedi.

MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel de tasarıyı desteklediklerini belirtirken, hazırlık aşamasında dünyada "engelli" yerine, "özel durumlu birey" ifadesinin kullanılmaya başlandığını söyledi. Demirel, tasarıdaki engelli ifadelerinin de dünyanın kullandığı bu terime paralel olarak, "özel durumlu birey" olarak değiştirilmesini istedi.

MHP'nin engellilere ilişkin çok sayıda kanun teklifi verdiğini dile getiren Demirel, başta istihdam olmak üzere engelli haklarının artırılmasına yönelik girişimlerinde gelişme olmadığını ifade etti. Demirel, engelli haklarının siyaset ve hamasetle ilgisi olmadığının altını çizerek, Meclis'te kalıcı olarak engelli hakları araştırma komisyonu kurulmasını istediklerini belirtti.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, ''Acaba Atatürk bu Cumhuriyet'i kurmasaydı o makamda oturacak mıydınız- Otursaydınız hangi tarikat mensubu kitlenin, bilmem kaçıncı hanımı durumuna düşerdiniz-'' sözlerine, ''Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan birine kaç eşli olabileceğini soracak kadar hadsiz ve terbiyesizsiniz. Haddinizi bilin'' diye tepki gösterdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, mevzuatlardaki ''özürlü'', ''sakat'' ve ''çürük'' gibi ifadelerin ''engelli'' olarak değiştirilmesini öngören tasarının soru-cevap bölümünde, tartışma yaşandı.

Genç, Şahin'in, 18 Mart Çanakkale Zaferi nedeniyle belge hazırladığını, ön sözünde Çanakkale Zaferi'nin çok kıymetli komutanlar tarafından kazanıldığının yazıldığını belirterek, ''Ama Atatürk kelimesini ağzına almıyor. Atatürk kelimesini anmak, sizi çok mu rahatsız ediyor- Acaba bu Cumhuriyet'i kurmasaydı, siz hangi devletin vatandaşıydınız, o makamda oturacak mıydınız- Otursaydınız hangi tarikat mensubu kitlenin, bilmem kaçıncı hanımı durumuna düşerdiniz- Atatürk'ün getirdiği nimetleri inkar etmeyin'' dedi.

Genç'in bu sözlerine, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.

Sorulara cevap kısmına geçildiğinde Şahin, bir bakan olarak değil, bir kadın, anne olarak, bunu, üslupsuzluk ve hadsiz olarak değerlendirdiğini söyledi.

Genç'e, ''Sizinle bu çatı altında bulunmaktan büyük utanç duyuyorum'' diye seslenen Şahin, Atatürk'ün kendilerine bıraktığı mirasın, yetiştirme yurtları olduğunu ve bu çocuklara sahip çıktıklarını, yaşam kalitelerini yükselttiklerini ifade etti.

Şahin, ''Atatürkçülüğü sözde yapmıyoruz, ülkenin çağdaşlaşmasında, medeniyetleşmesinde gövdemizi koyuyoruz. O yüzden haddinizi bilin, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan birine kaç eşli olabileceğini soracak kadar hadsiz ve terbiyesizsiniz. Herkes haddini bilecek'' diye tepki gösterdi.

Tartışmanın devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi. Arada, AK Parti'li kadın milletvekilleri Şahin'in yanına geldi.

Bu arada da AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ile CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka tartıştı. Bahçekapılı, ''Milletvekiliniz kadın bakana hakaret ediyor, susuyorsunuz, yazıklar olsun'' dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, son 10 yılda sosyal politikalara ayrılan bütçenin 20 milyar liraya ulaştığını, bunun 7 milyar 571 milyon lirasının engelliler için olduğunu söyledi.

Şahin, mevzuattaki özürlü, sakat, çürük ifadelerini ''engelli'' olarak değiştiren tasarı üzerinde yaptığı konuşmada, engellilerle ilgili meseleyi bir insan hakkı, demokratikleşme ve kalkınma meselesi olarak gördüklerini ifade etti.

''Önce insan'' diyerek merkeze aldıkları sosyal politikalara ilişkin çalışmalara, engelli-engelsiz, yaşlı-genç, kadın-erkek demeden, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu, dini, dili, ırkı, mezhebi, bölgesi ne olursa olsun sosyal devlet anlayışıyla devam ettiklerini belirten Şahin, tasarı hakkında bilgi verdi.

Şahin, engellilere ilişkin yasalarda bulunan terminolojiyi bir bütüncüllük oluşturmadığı ve uygulamalarda farklı sorunlara neden olduğu için değiştirdiklerini ifade ederek, ''Bu 85 kanundan, 9 kanun hükmünde kararnameden özürlü engelli, sakat, çürük ifadelerinin çıkmış olmasındaki amacımız engellilerimizin üzerindeki negatif algıyı kaldırmak. Bir bütüncül bakış açısı içerisinde onların yaşamlarının her noktasında sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta önlerindeki engeli kaldıracak bir çalışmanın merkezinde bu işi yapıyoruz'' dedi.

Bu tanımları değiştirmenin işin önemli kısmı olduğunu ancak beraberinde yapılması gereken önemli altyapı çalışmalarının bulunduğunu belirten Şahin, şu anda ayrımcılıkla mücadele dedikleri engellilikle ilgili ikinci bir kanun tasarısını tamamlamak ve Bakanlar Kurulu'na sevk etmek üzere olduklarını bildirdi. Şahin, ''İnşallah en kısa sürede parlamentoya getireceğiz'' dedi.

Bu terimlerin Anayasa'da da değişmesi taleplerini Bakanlar Kurulu'nda değerlendirdiklerini belirten Şahin, gerekli çalışmayı yaptıklarını ve Bakanlar Kurulu'na sevk ettiklerini söyledi.

Bakanlık olarak engellilerin sorunlarının çözümüne ilişkin yaptıkları çalışmaları da anlatan Şahin, engellilerin yaşamları ve yaşam kalitelerini yükseltmeyle ilgili sorunları 4 ana başlıkta incelediklerini anımsattı.

Eğitim ve sağlıkta fırsat eşitliğini önemsediklerini vurgulayan Şahin, engelli çocukları olan kişilere erken emeklilik hakkının verilmesi gibi sosyal güvenlik ayağını güçlendiren çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Engellilerin sorunlarının çözümü için şu an üzerinde çalıştıkları 2 paket bulunduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti:

''Bir tanesi engellilerimizin girişimci olmasını çok önemsiyoruz. Onlara verdiğimiz hibe destekleriyle de engelli girişimciliğini teşvik ediyoruz. Bunların her birine yeteneğine ve kapasitesine göre farklı alanlarda kullanacağı alternatifler üretmeyi çok önemsiyoruz. İkincisi de zihinsel engelli çocukları olan aileleri. 'Tamam biz varken bunlar var. Sosyal devlet olarak siz gerekli her türlü çalışmayı yapıyorsunuz ama bizden sonra bu grup ne olacak' dediği endişeleri haklı bir şekilde karşılıyoruz. Şu anda 15 tane korumalı iş yerinin açılmasıyla ilgili bütün çalışmayı tamamladık. Önümüzdeki hafta başta Bursa'da olmak üzere hızlı bir şekilde 15 tane korumalı iş yerinin hayata geçmesini sağlayacağız. Özellikle istihdamla ilgili bu alternatifleri çoğaltarak, engellilerimizin tamamen sosyal ve ekonomik hayatın içerisinde ve kapasitesini toplumun ve ülkenin kalkınmasında kullanarak çalışmasına devam etmesini çok önemsiyoruz. Ulaşılabilirlik alanında çalışıyoruz. 90'lı yıllarda engellilerimiz evinden çıkamıyordu, zincire bağlı bir şekilde evlerinde kalmak zorundaydı ama şimdi engelliler güvenli ve bağımsız bir şekilde hayatını devam ettirmek istiyor. Onun için kaldırımlarımızın, toplu taşıma sistemlerinin, açık ve kapalı alanların engellilere göre yeniden dizayn edilmesi gerekiyor. Bu konuda Türkiye'nin bütün haritasını çıkardık. TSE ile birlikte erişebilirlikte asansörün boyutlarından tutun kaldırımların boyutlarına kadar bütün standartlarımızı oluşturduk.''

Yeni bir denetim sistemine geçtiklerini de bildiren Şahin, ''Yapılan ile yapılmayanın birbirinden ayırt edildiği, yapmayana ciddi manada cezalar verildiği yeni bir sistemin takipçisi olacağız'' dedi.

Şahin, son 10 yılda sosyal politikalara ayrılan bütçenin 20 milyar liraya ulaştığını, bunun 7 milyar 571 milyon lirasının engelliler için ayrıldığını söyledi. Şahin, yaşlı ve engelli aylığını 1 milyon 248 bin kişinin aldığını belirterek, ''Biz hiç kimsenin maaşını kesmedik. Tam tersi Nisan 2013 itibariyle 1 milyon 248 bin kişiye çıkardık'' diye konuştu.

2007 yılında başlayan evde bakımdan 404 bin engellinin, ücretsiz taşımada da 43 bin engelli çocuğun istifade ettiğini anlatan Şahin, ''(Kurumlarda siz bize bakıyormuşsunuz ama bizim çocuklarımız bizimle gelip ilgilenmemelerine rağmen 2022 aylığını elimizden alıyorlar. Bu konuda bize yardımcı olun) dediler. Biz o mali desteği onlara verecek şekilde düzenledik. 'Burada keşke maaşlar kesiliyor' şeklinde eleştiriden önce, 'bu niye yapılıyor-' şeklinde konuşabilirsek bu farklı algıların düzeltilmesine sebep olur. Biz hiç kimsenin maaşını kesmiyoruz. Tam tersi engellilerimizin yaşam kalitelerini yükseltmeye çalışıyoruz'' şeklinde konuştu.

Şahin, rehabilitasyon sisteminde de yeni bir yapılanmaya gittiklerini belirterek, özel rehabilitasyon merkezlerinin standartlarını değiştirdiklerini söyledi. Şahin, ''Yönetmeliğimizi değiştiriyoruz. Yeni yönetmeliğimizi bu hafta içinde yayımlayacağız'' dedi.

16 rehabilitasyon merkezini tahliye kararını verdiklerini ifade eden Şahin, özel rehabilitasyon merkezlerinde yeni bir sistemin çalışmasını tamamlayacaklarını, kalite odaklı denetim hizmetinin güçlü bir şekilde devam ettiği bir sistemi hayata geçireceklerini bildirdi.

Engellilerin yaşamı ve kaderiyle kendi kaderlerini aynı şekilde gördüklerini kaydeden Şahin, şunları söyledi:

''Eğer ailesinde, akrabasında, yakınında bir engelli varsa empati gücü çok daha hızlı gelişiyor ve çok daha hızlı bir şekilde engellinin önündeki engeli kaldırmak için bize yardımcı oluyor ama en büyük sorun engellilerimizle engelsizlerimiz arasında ortak yaşam alanları zayıf olduğu için iki taraf birbirini anlayamıyor. Biz 74 milyonun tümünü engelli, engelsiz bir bütüncül bakış açısı içerisinde ve pozitif ayrımcılığı onlara verecek şekilde çalışmalarımızı tamamlamayı çok önemsiyoruz. Ulaşılabilirlik ve istihdam bakanlığımızın çalıştığı en büyük alandır. İnşallah en kısa sürede her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı yeni bir yasal anlayışı BM Engelliler Sözleşmesi'ne uygun bir şekilde çalışmalarımızı tamamlayacağız.''

Şahin, bir taraftan da demokrasi ve hukuk devletinin önündeki engelleri kaldırmaya çalıştıklarını vurguladı.

**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****