2010-12-21 - 11:20
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı,
YÖK, ÖSYM ile 94 devlet üniversitesinin 2011 yılı bütçeleri kabul edildi.
Bütçeler üzerinde görüşlerini açıklayan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer,
öğrenciye verilen eğitim kalitesi, eğitim ortamı, okulların koşulları, eğitim
emekçilerinin durumları değerlendirildiğinde Türkiye'nin, ''kendisini yarış
içinde hissettiği diğer ülkelerin çoğuna göre en geri sıralarda olduğunu''
savundu.
AK Parti'nin ''hiç bir eğitim sorununu çözemediğini'' öne süren Üçer,
sınıfların fiziki koşullarının kötü olduğunu ifade etti. Üçer, ''Bu bütçe
öğretmenlerin özlük, ekonomik sorunlarını çözmüyor'' diye konuştu.
Hükümetin ''bütün ekonomik vaatlerinde sınıfta kaldığını'' ileri süren
Üçer, ülke ekonomisini, bütün öğrencilere karşılıksız burs verebilecek
durumdayken, hiçbir zaman böyle bir adımın atılmadığını söyledi.
Üçer, birçok öğrencinin ekonomik nedenlerle okula gitmeme kararı aldığını
ifade ederek, ''Asimilasyon merkezleri olan YİBO'lar kapatılmalıdır'' diye
konuştu.
''Anadil bütünleştirir, bölmez'' diyen Üçer, ''Anadilde, 'ne mutlu
Türküm' diyen çocuklar değil, (Kürtçe olarak) 'dilimizi istiyoruz' diyen çocuklar
eğitimde verimli olur'' dedi. Üçer, konuşmasının ardından AA muhabirinin sorusu
üzerine, Kürtçe ifadelerin ''dilimizi istiyoruz'' anlamına geldiğini söyledi.
BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, okul onarımlarının eğitim-öğretim
döneminde değil yazın yapılması gerektiğini söyledi.
Karabaş, ''Onarımı yapılacak okullar yıl içinde tespit edilmeli ve
tatille birlikte çalışmalar başlamalı'' dedi.
BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, ''Maraş Olayları''nın
yıldönümünde anma etkinlikleri için Kahramanmaraş'a gittiğini belirterek ''Bu
katliamı davulla zurnayla sahiplenenler vardı. 111 insanın katliyle kana doymamış
olacaklar ki yine işbaşındaydılar'' diye konuştu.
AK Parti'nin ''YÖK'ü kaldıracağını'' söylediğini ancak bu yönde adım
atmadığını belirten Halis, ''Üniversitelerimizin durumu vahim. Eğer vahim
olmasaydı bizi yönetenlerin çocukları yurt dışında okumazdı'' dedi.
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, hükümetin ''komşularla
sıfır sorun politikasını'' eleştirerek, ''Sıfır sorun nasıl olur? Ya teslim ya da
sahip olursanız sorun biter'' dedi.
Bulut, bazı dış politika gelişmelerinden örnekler vererek, ''Anayasa
üzerine yemin eden kişiler ve kurumlar bu sadakate uymuyor'' diye konuştu.
Ülkede Türk dilinin, bayrağın renklerinin, İstiklal Marşı'nın
tartışıldığını ifade eden Bulut, ''Bunun partiyle işi kalmadı, partilerüstü
anlayışla buna sahip çıkmalıyız'' dedi.
Türkçenin 120 bin kelimesi olduğunu ancak 3 bin 700 kelimeye mahkum
edildiğini kaydeden Bulut, resmi dilin tartışıldığı başka bir ülke olmadığını
söyledi.
MHP Muğla Milletvekili Metin Ergun, YÖK'ün ''en büyük vesayet kurumu
halini aldığını'' savundu. Bundan başta şikayet eden hükümetin, sadece kurumun
başkanını değiştirdiğini ve reorganizasyonuyla ilgili hiç bir adım atılmadığını
ifade eden Ergun, ''Mevcut haliyle YÖK, üniversitelerin tüzel kimliğini
kısıtlayan bir kurumdur, böylece özerklik de mümkün olmamaktadır.
KPSS'nin üniversite öğretimi yok etmeye başladığını savunan Ergun,
''Üniversite birinci sınıftan itibaren öğrenciler KPSS dershanelerine gitmeye
başlamıştır'' dedi.
MHP Mersin Milletvekili Arif Akkuş, ÖSYM'nin büyük iş yükü altındaki
olduğunu, bu kuruma gereği gibi itina gösterilmediğini ileri sürdü.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, AK Parti döneminde üniversitelere
ayrılan ödeneklerin oldukça yetersiz kaldığını ve reel olarak artırılamadığını
savundu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Milli
Eğitim Bakanı (MEB) Nimet Çubukçu'ya yönelik, ''(Bu andı ben bile yazarım)
dediniz. Bu size bol gelir. Siz gidin derslik yapın, büyük işlere 'devrim
yapacağım' diye karışmayın'' sözlerini sarfetti.
TBMM Genel Kurulunda, MEB, YÖK, ÖSYM ve 94 üniversitenin 2011 yılı
bütçeleri görüşülüyor.
CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Nur Serter, YÖK'ün AK Parti
iktidarında başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlar tarafından
eleştirildiğini belirterek, ''Ama ne zaman YÖK, AKP iktidarı ile uyumlu hale
gelmiş, yani siyaseten kuşatılmış, işte o zamandan beri Başbakan'ın ya da AKP'li
birinin ağzından YÖK'e yönelik tek bir eleştiri duyulmadı'' dedi.
Serter, ''YÖK, yükseköğretimin tarihine, Cumhurbaşkanı ve AKP
zihniyetinin uzantısı üyelerle yapılandırılan bir kurum olarak geçecektir. Artık
YÖK, AKP için dikensiz gül bahçesine dönüşmüştür ve bu dikensiz gül bahçesinden,
Sayın Gül, yeni rektörleri derleyerek, alınan oy sayısına bakılmadan demokrasi
söylemini sürdürmeyi her nasılsa devam ettirebilmektedir'' diye konuştu.
Katsayı konusu tartışılmaya başlandığı zaman, ''Bunun meslek liselerinin
önünü açmayacağını, sadece imam-hatip liselerinin önünü açacağını''
söylediklerini belirten Serter, şöyle konuştu:
''2009'da meslek lisesi mezunlarının lisans programına giriş oranı yüzde
6,2 iken, bu oran katsayı değiştikten sonra 2010'da yüzde 5,7'e düştü. Teknik
liselerde de oran yüzde 12,5'ten 9,7'ye geriledi. Bu oran endüstri meslek ve kız
meslek liselerinde de düşmüştür. İmam-hatip liselerinde ise yüzde 17'den 21'e
yükselmiştir. Bu da katsayı uygulamasının nasıl AKP'ye arka bahçe yetiştirmek
için kullanıldığını göstermektedir.''
AK Parti milletvekilleri, Serter'e laf atarak tepki gösterirken, bir
milletvekili, ''İkna odaları aç sen'' dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali Koçal, kürsüye geldiğinde, karşılıklı laf
atmaların devam etmesi üzerine, ''Öyle anlaşılıyor ki muhalefete
dayanamıyorsunuz. Oradan laf atmanın bir anlamı yok, gelin burada konuşun ayıp,
ayıp'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da yerinden konuşan CHP
Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'yi göstererek, ''Lan diye hitap ediyor''
derken, Ekici, ''Öyle bir kelime yok'' karşılığını verdi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu da milletvekillerini, konuşmalarına dikkat
etmeleri konusunda uyardı.
Koçal, eğitim kurumlarının tamamen tarikat ve cemaatlerin kontrolüne
geçtiğini ileri sürdü. KPSS sorularının 350 kişiye verildiği söylenmesine rağmen,
bu soruların 5 bin kişiye gönderildiğini iddia eden Koçal, ''Bu, büyük bir
skandaldır. Sorular bu kadar kişiye ulaştığını göre, bu sıradan bir olay
değildir, örgütlü bir olaydır'' diye konuştu.
Ali Koçal, bu olayda tutuklanan ''reis'' adlı birisinin, ''Soruları
cemaatten ve cemaate yakın kişilerden aldım'' dediğini öne sürerek, ''Bu işin
arkasında tarikat, cemaat gücü mü var? Yoksa bu operasyon, ÖSYM'nin ele
geçirilmesi için mi düzenlendi?'' diye sordu.
Koçal, ''Şimdi ÖSYM ile ilgili yeni bir değişiklik yapılıyor. Özcan
skandalları yerleştirme merkezi olacak herhalde'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Necla Arat ise üniversitelere rektör atamasında
''türban bildirisine'' imza atıp atmadıklarının dikkate alındığını iddia etti.
Arat, ''Parasız eğitim isteyen öğrencilerin karanlık amaçları yok. Onlar
'çocuklara 25-30 gönder' diyebilen bir babaları ve bu emri hemen yerine getiren
Remzi Amcaları olmadığı için, dertlerini yumurta eylemleri ile anlatmaya
çalışıyorlar'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili İnce de MEB bütçesinden 2002'de yatırıma yüzde 17,2
pay ayrılırken, şimdi yüzde 5,8 pay ayrıldığını söyledi.
Genel bütçeden Milli Eğitim yatırımlarına ayrılan payın da yüzde 140
azaldığını savunan İnce, ilköğretim çağındaki çocukların yüzde 1,9'unun eğitimden
yoksun olduğunu iddia etti.
İnce, Bakan Çubukçu'nun, bütün liselerin Anadolu lisesi yapılacağını
söylediğini ifade ederek, ''Yakında mega liseler, ultra liseler görürsek hiç
şaşırmayalım'' diye konuştu.
MEB Müsteşar Yardımcısı'nın, ''görevi kötüye kullanma'' suçundan
sabıkasının olduğunu ileri süren İnce, şunları söyledi:
''Sayın Bakan, sürekli andımızla uğraşıyorsunuz. 'Bu andı ben bile
yazarım' dediniz. Bu size bol gelir. Ben sizin adınıza yazdım: 'Doğruyum,
çalışkanım, yasağım, haksızlıkları paklamak, haklıyı paylamak, milletimi bölmek,
parçalamak; ülküm yükselmek, geriye gitmektir. Varlığım Recep Tayyip Erdoğan'ın
varlığına armağan olsun'. Andımızla, İstiklal Marşı ile uğraşmayın, bunlar size
10 numara büyük gelir. Siz gidin derslik yapın, ikili eğitimi bitirin, büyük
işlere 'devrim yapacağım' diye karışmayın.''
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı,
YÖK ve ÖSYM ile 94 devlet üniversitesinin 2011 yılı bütçeleri üzerinde grup adına
konuşmalar tamamlandı.
AK Parti Bitlis Milletvekili Cemal Taşar, bütçeden en büyük payı Milli
Eğitim Bakanlığına ayırdıklarını, hükümetleri döneminde 160 bine yakın derslik
ile bilişim teknolojisi sınıfları yapıldığını ifade etti.
Taşar, eğitim alanında yapılan bazı çalışmaları anlattı.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, katsayı adaletsizliğinin bir
nebze de olsa giderildiğini, bu adaletsizliğin ülkeye yüksek fatura çıkardığını
belirtti. Sanayi nitelikli eleman ararken katsayı nedeniyle çocukların işsiz
kaldığını belirten Işık, şunları kaydetti:
''Meslek liselerinin önünü kesmeye kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Bu
böyle bilinmeli ama belli ki bazı arkadaşlarımız hala ikna odalarından
çıkamamışlar. Belli ki darbe çığırtkanlığı yapanlar hala huylarından
vazgeçmemişler.
Biz Genel Başkanımıza, liderimize bağlıyız. Sayın Genel Başkanımız sadece
Türkiye'nin değil dünya lideri. Biz ona bağlıyız ama burada ant okuyanlar, kendi
andını çıkıp okusun. Bir zaman 'Sayın Baykal solu sağa kaydırıyor, solun başına
en büyük beladır' diyen daha sonra 'Sayın Genel Başkanım senin sağlığın için her
gün dua ediyorum' konumuna gelen daha sonra da kaset skandalıyla dengeler
değişince bir anda bir başka ekibin uçbeyi haline gelen ve 'genel başkanın ne
dediği önemli değil ben bir yerlerle görüşmeden bazı şeyleri söylemedim' diyenler
bugün kendi rüşdünü ispat etmek için sayın Genel Başkanımıza, AK Parti
kadrolarına sataşmaktadır.''
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Işık'ın bu sözleri üzerine sataşma
nedeniyle söz aldı.
İnce, ''Hayatımın hiç bölümünde hiç bir genel başkana yağcılık yapmadım
yani seni gibi hiç olmadım. Ben 15 yaşımda CHP'deydim. 1979'daki ara seçimlerde
daha çocukken bir samanlığın duvarına yazdığım CHP yazısı hala durur. Hayatımın
bütün bölümlerimde CHP'ye hizmet ettim. Ama Genel Başkanımıza saygı duyarız ayrı
mesele. Zaman zaman ters düşmüşümdür, bunu da söylemişimdir'' diye konuştu.
Konuşması sırasında AK Parti sıralarından laf atılması üzerine İnce,
''İstersen gel sana samanlık kültürünü dışarıda anlatırım, milletin kürsüsünden
olmaz. Terbiyeli ol'' karşılığını verdi.
İnce, sözlerini ''Ben hiç bir zaman yağcılık yapmadım ama sen yağıcılıkla
buradasın. CHP'nin yağcılık felsefesi yoktur. Genel başkanımız ayrılmış olabilir,
ağzımızdan tek bir kötü laf duydunuz mu? Ama sizin genel başkanınız bugün
ayrılsın yarın ağzını açarsın, biliyorum. Partilerin içişlerine karışma. Bak
seçimlerde partinde bir çelişki olabilir, hangi taraftan olacaksın, İstanbul mu
Kayseri tarafından mı? Doğru ata oyna, yanlış yapma'' dedi.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık da sataşma nedeniyle yeniden söz
aldı. Işık da şunları kaydetti:
''Benim ismim Fikri Işık. Ben buraya yağcılıkla gelmedim. Partimin her
kademesinde görev yaptım. Bizdeki bağlılıkla sizdeki yağcılığı birbirine
karıştırmayın. Biz genel başkanımıza bağlıyız, bu ülkeye hizmet ettiği için onun
arkasında dimdik duruyoruz. Bu grubun tamamı bunu her vesileyle ispat etti. En
son Anayasa görüşmelerinde ispat etti. Ben de bu grubun bir üyesi olmaktan büyük
onur duyuyorum. Sayın başbakanımızın da ömrümüzün sonuna kadar bağlı olacağımızı
da ifade ediyorum.''
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, YÖK'ü eleştirirken
yaptıklarını da hatırlamakta büyük yarar olduğunu söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Edibe Sözen, 2002'den beri üniversiteler
konusunda ''gerçekten düşündüklerini ve icraat yaptıklarını'' ifade etti.
Üniversite sayısında en yüksek artışın son 8 yılda görüldüğünü ifade eden
Sözen, burslarda 2002'den bu yana yüzde 344'lük artış olduğunu bildirdi.
Sözen, ''2011 bütçesi toplumsal duyarlılığı, sosyal yönü olan bir
bütçedir'' dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, mezun olan
öğretmen adaylarının kamuda görev almasının, mevcut öğretmen açığı düşünüldüğünde
mümkün gözükmediğini kaydederek, ''350 bin öğretmenin atanacağının söylenmesi
popülizmden öte bir şey değildir'' dedi.
Çubukçu, TBMM Genel Kurulunda, MEB, YÖK, ÖSYM ve 94 üniversitenin 2011
yılı bütçeleri üzerinde milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.
Hükümetin okul öncesi eğitime büyük önem verdiğini belirten Çubukçu,
2002'de adeta yok denecek kadar okul öncesi eğitim kurumu varken, dönemlerinde
okul öncesi okullaşma oranını arttırdıklarını ve 2014'te de yüzde 70'e çıkarmayı
hedeflediklerini söyledi.
Nimet Çubukçu, köylere yeni 4 bin 788 okul yaptıklarını ifade etti.
Mesleki eğitimi yeniden yapılandırdıklarını belirten Çubukçu, ''Yüksek
öğrenime geçişte mesleki eğitimde okuyanlara yönelik katsayı engelinin ortadan
kalkması veya minimize edilmesiyle, mesleki eğitime olan talebin daha da
artacağını biliyoruz. Ülkemizdeki her okulun yükseköğrenime geçişte elde ettiği
başarı, hepimizin göğsünü kabartmalıdır'' diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, özel
öğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin payının yüzde 2,7 olduğunu belirterek,
bu konuda yapılan çalışmaları anlattı.
Engelli çocukların eğitime ulaşmasındaki olumsuzlukları sıfıra
indirdiklerini dile getiren Çubukçu, ''Göreve geldiğimizde evlerinde hapsolmuş,
bakım hizmeti alamayan bu çocuklar, Türkiye için artık önemli bir bireyler olarak
görülmektedir'' dedi.
Bakan Çubukçu, ekonomik durumları iyi veya kötü olsun, bütün engelli
öğrencilerin eğitim ve rehabilitasyon giderlerinin devlet tarafından
karşılandığını ifade ederek, bunun için, son 4 yılda 3 milyar 146 milyon lira
ödeme yaptıklarını söyledi.
Bakan Çubukçu, yükseköğrenim alanında çok önemli gelişmeler yaşandığını
anlattı.
Üniversite sayısını 76'dan 156'ya çıkardıklarını dile getiren Çubukçu,
489 fakülte, 150 yüksekokul, 152 meslek yüksekokulu, 220 yeni enstitü kurulduğunu
bildirdi.
Çubukçu, geçmişte ODTÜ için söylenenlerin bugün Anadolu'da açılan
üniversiteler için söylendiğini ifade ederek, ''Eğer ODTÜ'nün kurulduğu
yıllardaki fotoğraflarını elde ederseniz adeta bir baraka. Oysa şimdi açtığımız
üniversiteler fiziki mekanları itibariyle gerçekten dünyadaki üniversitelerle
rekabet edebilecek düzeyde'' diye konuştu.
Vakıf üniversitelerini de yükseköğretim sisteminin bir parçası olarak
gördüklerini belirten Çubukçu, 2002'de yüzde 27,2 olan yükseköğrenimde okullaşma
oranının, bugün yüzde 53,4'e yükseldiğini kaydetti.
Bakan Çubukçu, yaygın eğitimde, 1 milyon 274 bini kadın olmak üzere, 1
milyon 965 bin 51 kişiye okuma yazma öğretildiğini söyledi. 4 milyon 672 bin
kişinin okuma yazma bilmediğini dile getiren Çubukçu, bu rakamın 2 milyonunu 65
yaş üstü, 1 milyonunu da 55 yaş üstünün oluşturduğunu kaydetti. Çubukçu, 2003'ten
14 Aralık 2010 tarihine kadar 198 bin 869'u kadrolu, 70 bini sözleşmeli olmak
üzere 268 bin 869 öğretmen atadıklarını belirtti. Yöneticilerle birlikte
Bakanlığında 679 bin 421 öğretmenin görev yaptığını ifade eden Çubukçu, 2011'de
55 bin öğretmen daha atayacaklarını bildirdi.
Atanamayan öğretmenlerin durumunun istismar edildiğini belirten Çubukçu,
İtalya'da öğretmen olmak isteyen 520 bin aday varken ihtiyacın 65 bin, Güney
Kore'de de 50 bin aday varken açığın 5 bin olduğunu belirtti. Nimet Çubukçu,
şöyle konuştu:
''Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye'de de mezun olan öğretmen
adaylarının kamuda görev alması, mevcut öğretmen açığı düşünüldüğünde mümkün
gözükmemektedir. Öğretmenlerimize bu konuda her zaman gerçekçi ve dürüst
davrandık. Bugün öğretmen ihtiyacımızı, mali göstergeleri hiçe sayarak, tam
tersini savunarak 350 bin öğretmene ihtiyaç olmadığı halde atanacağının
söylenmesi popülizmden öte bir şey değildir. Siyaset kurumu, gerçek ve reel
politikalar üzerine dayalıdır.''
Çubukçu, kendisine laf atan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'ye,
''Öğretmenler üzerinden yeterince istismar yaptınız Sayın İnce. Öğretmenler bizi
bu anlamda çok iyi anlıyorlar ve gittiğimiz her yerde dürüst davrandığımız için
bize teşekkür ediyorlar'' dedi.
2002'de 470 TL olan 9/1 kademedeki öğretmenin maaşını bin 388 TL'ye
çıkardıklarını ifade eden Çubukçu, bir öğretmenin ek dersle birlikte bin 808 TL
maaş aldığını bildirdi. Çubukçu, eğitime hazırlık ödeneğini 175 liradan 540
liraya çıkardıklarını, 2011'de de bu ödeneği 570 TL olarak ödeyeceklerini ifade
etti.
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı,
YÖK, ÖSYM ile 94 devlet üniversitesinin 2011 yılı bütçeleri kabul edildi.
Genel Kurulda yapılan görüşmelerin ardından kurum bütçelerinin oylamasına
geçildi.
Başkanvekili Güldal Mumcu, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM ile 94
üniversitenin 2011 yılı bütçeleri ile 2009 yılı kesin hesaplarının kabul
edilmesinin ardından, birleşimi yarın saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.
Üniversitelerin bütçelerinin okunması ve oylanması yaklaşık 3 saat sürdü.
Yarın, 14. turda, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı,
Özelleştirme İdaresi, Kamu İhale Kurumu ve Gelir Bütçesi görüşülecek.
Ayrıca 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının ilk 7 maddesi
ele alınacak.
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(19.21)
öğrenciye verilen eğitim kalitesi, eğitim ortamı, okulların koşulları, eğitim
emekçilerinin durumları değerlendirildiğinde Türkiye'nin, ''kendisini yarış
içinde hissettiği diğer ülkelerin çoğuna göre en geri sıralarda olduğunu''
savundu.
AK Parti'nin ''hiç bir eğitim sorununu çözemediğini'' öne süren Üçer,
sınıfların fiziki koşullarının kötü olduğunu ifade etti. Üçer, ''Bu bütçe
öğretmenlerin özlük, ekonomik sorunlarını çözmüyor'' diye konuştu.
Hükümetin ''bütün ekonomik vaatlerinde sınıfta kaldığını'' ileri süren
Üçer, ülke ekonomisini, bütün öğrencilere karşılıksız burs verebilecek
durumdayken, hiçbir zaman böyle bir adımın atılmadığını söyledi.
Üçer, birçok öğrencinin ekonomik nedenlerle okula gitmeme kararı aldığını
ifade ederek, ''Asimilasyon merkezleri olan YİBO'lar kapatılmalıdır'' diye
konuştu.
''Anadil bütünleştirir, bölmez'' diyen Üçer, ''Anadilde, 'ne mutlu
Türküm' diyen çocuklar değil, (Kürtçe olarak) 'dilimizi istiyoruz' diyen çocuklar
eğitimde verimli olur'' dedi. Üçer, konuşmasının ardından AA muhabirinin sorusu
üzerine, Kürtçe ifadelerin ''dilimizi istiyoruz'' anlamına geldiğini söyledi.
BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, okul onarımlarının eğitim-öğretim
döneminde değil yazın yapılması gerektiğini söyledi.
Karabaş, ''Onarımı yapılacak okullar yıl içinde tespit edilmeli ve
tatille birlikte çalışmalar başlamalı'' dedi.
BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, ''Maraş Olayları''nın
yıldönümünde anma etkinlikleri için Kahramanmaraş'a gittiğini belirterek ''Bu
katliamı davulla zurnayla sahiplenenler vardı. 111 insanın katliyle kana doymamış
olacaklar ki yine işbaşındaydılar'' diye konuştu.
AK Parti'nin ''YÖK'ü kaldıracağını'' söylediğini ancak bu yönde adım
atmadığını belirten Halis, ''Üniversitelerimizin durumu vahim. Eğer vahim
olmasaydı bizi yönetenlerin çocukları yurt dışında okumazdı'' dedi.
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, hükümetin ''komşularla
sıfır sorun politikasını'' eleştirerek, ''Sıfır sorun nasıl olur? Ya teslim ya da
sahip olursanız sorun biter'' dedi.
Bulut, bazı dış politika gelişmelerinden örnekler vererek, ''Anayasa
üzerine yemin eden kişiler ve kurumlar bu sadakate uymuyor'' diye konuştu.
Ülkede Türk dilinin, bayrağın renklerinin, İstiklal Marşı'nın
tartışıldığını ifade eden Bulut, ''Bunun partiyle işi kalmadı, partilerüstü
anlayışla buna sahip çıkmalıyız'' dedi.
Türkçenin 120 bin kelimesi olduğunu ancak 3 bin 700 kelimeye mahkum
edildiğini kaydeden Bulut, resmi dilin tartışıldığı başka bir ülke olmadığını
söyledi.
MHP Muğla Milletvekili Metin Ergun, YÖK'ün ''en büyük vesayet kurumu
halini aldığını'' savundu. Bundan başta şikayet eden hükümetin, sadece kurumun
başkanını değiştirdiğini ve reorganizasyonuyla ilgili hiç bir adım atılmadığını
ifade eden Ergun, ''Mevcut haliyle YÖK, üniversitelerin tüzel kimliğini
kısıtlayan bir kurumdur, böylece özerklik de mümkün olmamaktadır.
KPSS'nin üniversite öğretimi yok etmeye başladığını savunan Ergun,
''Üniversite birinci sınıftan itibaren öğrenciler KPSS dershanelerine gitmeye
başlamıştır'' dedi.
MHP Mersin Milletvekili Arif Akkuş, ÖSYM'nin büyük iş yükü altındaki
olduğunu, bu kuruma gereği gibi itina gösterilmediğini ileri sürdü.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, AK Parti döneminde üniversitelere
ayrılan ödeneklerin oldukça yetersiz kaldığını ve reel olarak artırılamadığını
savundu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Milli
Eğitim Bakanı (MEB) Nimet Çubukçu'ya yönelik, ''(Bu andı ben bile yazarım)
dediniz. Bu size bol gelir. Siz gidin derslik yapın, büyük işlere 'devrim
yapacağım' diye karışmayın'' sözlerini sarfetti.
TBMM Genel Kurulunda, MEB, YÖK, ÖSYM ve 94 üniversitenin 2011 yılı
bütçeleri görüşülüyor.
CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Nur Serter, YÖK'ün AK Parti
iktidarında başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlar tarafından
eleştirildiğini belirterek, ''Ama ne zaman YÖK, AKP iktidarı ile uyumlu hale
gelmiş, yani siyaseten kuşatılmış, işte o zamandan beri Başbakan'ın ya da AKP'li
birinin ağzından YÖK'e yönelik tek bir eleştiri duyulmadı'' dedi.
Serter, ''YÖK, yükseköğretimin tarihine, Cumhurbaşkanı ve AKP
zihniyetinin uzantısı üyelerle yapılandırılan bir kurum olarak geçecektir. Artık
YÖK, AKP için dikensiz gül bahçesine dönüşmüştür ve bu dikensiz gül bahçesinden,
Sayın Gül, yeni rektörleri derleyerek, alınan oy sayısına bakılmadan demokrasi
söylemini sürdürmeyi her nasılsa devam ettirebilmektedir'' diye konuştu.
Katsayı konusu tartışılmaya başlandığı zaman, ''Bunun meslek liselerinin
önünü açmayacağını, sadece imam-hatip liselerinin önünü açacağını''
söylediklerini belirten Serter, şöyle konuştu:
''2009'da meslek lisesi mezunlarının lisans programına giriş oranı yüzde
6,2 iken, bu oran katsayı değiştikten sonra 2010'da yüzde 5,7'e düştü. Teknik
liselerde de oran yüzde 12,5'ten 9,7'ye geriledi. Bu oran endüstri meslek ve kız
meslek liselerinde de düşmüştür. İmam-hatip liselerinde ise yüzde 17'den 21'e
yükselmiştir. Bu da katsayı uygulamasının nasıl AKP'ye arka bahçe yetiştirmek
için kullanıldığını göstermektedir.''
AK Parti milletvekilleri, Serter'e laf atarak tepki gösterirken, bir
milletvekili, ''İkna odaları aç sen'' dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali Koçal, kürsüye geldiğinde, karşılıklı laf
atmaların devam etmesi üzerine, ''Öyle anlaşılıyor ki muhalefete
dayanamıyorsunuz. Oradan laf atmanın bir anlamı yok, gelin burada konuşun ayıp,
ayıp'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da yerinden konuşan CHP
Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'yi göstererek, ''Lan diye hitap ediyor''
derken, Ekici, ''Öyle bir kelime yok'' karşılığını verdi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu da milletvekillerini, konuşmalarına dikkat
etmeleri konusunda uyardı.
Koçal, eğitim kurumlarının tamamen tarikat ve cemaatlerin kontrolüne
geçtiğini ileri sürdü. KPSS sorularının 350 kişiye verildiği söylenmesine rağmen,
bu soruların 5 bin kişiye gönderildiğini iddia eden Koçal, ''Bu, büyük bir
skandaldır. Sorular bu kadar kişiye ulaştığını göre, bu sıradan bir olay
değildir, örgütlü bir olaydır'' diye konuştu.
Ali Koçal, bu olayda tutuklanan ''reis'' adlı birisinin, ''Soruları
cemaatten ve cemaate yakın kişilerden aldım'' dediğini öne sürerek, ''Bu işin
arkasında tarikat, cemaat gücü mü var? Yoksa bu operasyon, ÖSYM'nin ele
geçirilmesi için mi düzenlendi?'' diye sordu.
Koçal, ''Şimdi ÖSYM ile ilgili yeni bir değişiklik yapılıyor. Özcan
skandalları yerleştirme merkezi olacak herhalde'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Necla Arat ise üniversitelere rektör atamasında
''türban bildirisine'' imza atıp atmadıklarının dikkate alındığını iddia etti.
Arat, ''Parasız eğitim isteyen öğrencilerin karanlık amaçları yok. Onlar
'çocuklara 25-30 gönder' diyebilen bir babaları ve bu emri hemen yerine getiren
Remzi Amcaları olmadığı için, dertlerini yumurta eylemleri ile anlatmaya
çalışıyorlar'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili İnce de MEB bütçesinden 2002'de yatırıma yüzde 17,2
pay ayrılırken, şimdi yüzde 5,8 pay ayrıldığını söyledi.
Genel bütçeden Milli Eğitim yatırımlarına ayrılan payın da yüzde 140
azaldığını savunan İnce, ilköğretim çağındaki çocukların yüzde 1,9'unun eğitimden
yoksun olduğunu iddia etti.
İnce, Bakan Çubukçu'nun, bütün liselerin Anadolu lisesi yapılacağını
söylediğini ifade ederek, ''Yakında mega liseler, ultra liseler görürsek hiç
şaşırmayalım'' diye konuştu.
MEB Müsteşar Yardımcısı'nın, ''görevi kötüye kullanma'' suçundan
sabıkasının olduğunu ileri süren İnce, şunları söyledi:
''Sayın Bakan, sürekli andımızla uğraşıyorsunuz. 'Bu andı ben bile
yazarım' dediniz. Bu size bol gelir. Ben sizin adınıza yazdım: 'Doğruyum,
çalışkanım, yasağım, haksızlıkları paklamak, haklıyı paylamak, milletimi bölmek,
parçalamak; ülküm yükselmek, geriye gitmektir. Varlığım Recep Tayyip Erdoğan'ın
varlığına armağan olsun'. Andımızla, İstiklal Marşı ile uğraşmayın, bunlar size
10 numara büyük gelir. Siz gidin derslik yapın, ikili eğitimi bitirin, büyük
işlere 'devrim yapacağım' diye karışmayın.''
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı,
YÖK ve ÖSYM ile 94 devlet üniversitesinin 2011 yılı bütçeleri üzerinde grup adına
konuşmalar tamamlandı.
AK Parti Bitlis Milletvekili Cemal Taşar, bütçeden en büyük payı Milli
Eğitim Bakanlığına ayırdıklarını, hükümetleri döneminde 160 bine yakın derslik
ile bilişim teknolojisi sınıfları yapıldığını ifade etti.
Taşar, eğitim alanında yapılan bazı çalışmaları anlattı.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, katsayı adaletsizliğinin bir
nebze de olsa giderildiğini, bu adaletsizliğin ülkeye yüksek fatura çıkardığını
belirtti. Sanayi nitelikli eleman ararken katsayı nedeniyle çocukların işsiz
kaldığını belirten Işık, şunları kaydetti:
''Meslek liselerinin önünü kesmeye kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Bu
böyle bilinmeli ama belli ki bazı arkadaşlarımız hala ikna odalarından
çıkamamışlar. Belli ki darbe çığırtkanlığı yapanlar hala huylarından
vazgeçmemişler.
Biz Genel Başkanımıza, liderimize bağlıyız. Sayın Genel Başkanımız sadece
Türkiye'nin değil dünya lideri. Biz ona bağlıyız ama burada ant okuyanlar, kendi
andını çıkıp okusun. Bir zaman 'Sayın Baykal solu sağa kaydırıyor, solun başına
en büyük beladır' diyen daha sonra 'Sayın Genel Başkanım senin sağlığın için her
gün dua ediyorum' konumuna gelen daha sonra da kaset skandalıyla dengeler
değişince bir anda bir başka ekibin uçbeyi haline gelen ve 'genel başkanın ne
dediği önemli değil ben bir yerlerle görüşmeden bazı şeyleri söylemedim' diyenler
bugün kendi rüşdünü ispat etmek için sayın Genel Başkanımıza, AK Parti
kadrolarına sataşmaktadır.''
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Işık'ın bu sözleri üzerine sataşma
nedeniyle söz aldı.
İnce, ''Hayatımın hiç bölümünde hiç bir genel başkana yağcılık yapmadım
yani seni gibi hiç olmadım. Ben 15 yaşımda CHP'deydim. 1979'daki ara seçimlerde
daha çocukken bir samanlığın duvarına yazdığım CHP yazısı hala durur. Hayatımın
bütün bölümlerimde CHP'ye hizmet ettim. Ama Genel Başkanımıza saygı duyarız ayrı
mesele. Zaman zaman ters düşmüşümdür, bunu da söylemişimdir'' diye konuştu.
Konuşması sırasında AK Parti sıralarından laf atılması üzerine İnce,
''İstersen gel sana samanlık kültürünü dışarıda anlatırım, milletin kürsüsünden
olmaz. Terbiyeli ol'' karşılığını verdi.
İnce, sözlerini ''Ben hiç bir zaman yağcılık yapmadım ama sen yağıcılıkla
buradasın. CHP'nin yağcılık felsefesi yoktur. Genel başkanımız ayrılmış olabilir,
ağzımızdan tek bir kötü laf duydunuz mu? Ama sizin genel başkanınız bugün
ayrılsın yarın ağzını açarsın, biliyorum. Partilerin içişlerine karışma. Bak
seçimlerde partinde bir çelişki olabilir, hangi taraftan olacaksın, İstanbul mu
Kayseri tarafından mı? Doğru ata oyna, yanlış yapma'' dedi.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık da sataşma nedeniyle yeniden söz
aldı. Işık da şunları kaydetti:
''Benim ismim Fikri Işık. Ben buraya yağcılıkla gelmedim. Partimin her
kademesinde görev yaptım. Bizdeki bağlılıkla sizdeki yağcılığı birbirine
karıştırmayın. Biz genel başkanımıza bağlıyız, bu ülkeye hizmet ettiği için onun
arkasında dimdik duruyoruz. Bu grubun tamamı bunu her vesileyle ispat etti. En
son Anayasa görüşmelerinde ispat etti. Ben de bu grubun bir üyesi olmaktan büyük
onur duyuyorum. Sayın başbakanımızın da ömrümüzün sonuna kadar bağlı olacağımızı
da ifade ediyorum.''
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, YÖK'ü eleştirirken
yaptıklarını da hatırlamakta büyük yarar olduğunu söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Edibe Sözen, 2002'den beri üniversiteler
konusunda ''gerçekten düşündüklerini ve icraat yaptıklarını'' ifade etti.
Üniversite sayısında en yüksek artışın son 8 yılda görüldüğünü ifade eden
Sözen, burslarda 2002'den bu yana yüzde 344'lük artış olduğunu bildirdi.
Sözen, ''2011 bütçesi toplumsal duyarlılığı, sosyal yönü olan bir
bütçedir'' dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, mezun olan
öğretmen adaylarının kamuda görev almasının, mevcut öğretmen açığı düşünüldüğünde
mümkün gözükmediğini kaydederek, ''350 bin öğretmenin atanacağının söylenmesi
popülizmden öte bir şey değildir'' dedi.
Çubukçu, TBMM Genel Kurulunda, MEB, YÖK, ÖSYM ve 94 üniversitenin 2011
yılı bütçeleri üzerinde milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.
Hükümetin okul öncesi eğitime büyük önem verdiğini belirten Çubukçu,
2002'de adeta yok denecek kadar okul öncesi eğitim kurumu varken, dönemlerinde
okul öncesi okullaşma oranını arttırdıklarını ve 2014'te de yüzde 70'e çıkarmayı
hedeflediklerini söyledi.
Nimet Çubukçu, köylere yeni 4 bin 788 okul yaptıklarını ifade etti.
Mesleki eğitimi yeniden yapılandırdıklarını belirten Çubukçu, ''Yüksek
öğrenime geçişte mesleki eğitimde okuyanlara yönelik katsayı engelinin ortadan
kalkması veya minimize edilmesiyle, mesleki eğitime olan talebin daha da
artacağını biliyoruz. Ülkemizdeki her okulun yükseköğrenime geçişte elde ettiği
başarı, hepimizin göğsünü kabartmalıdır'' diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, özel
öğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin payının yüzde 2,7 olduğunu belirterek,
bu konuda yapılan çalışmaları anlattı.
Engelli çocukların eğitime ulaşmasındaki olumsuzlukları sıfıra
indirdiklerini dile getiren Çubukçu, ''Göreve geldiğimizde evlerinde hapsolmuş,
bakım hizmeti alamayan bu çocuklar, Türkiye için artık önemli bir bireyler olarak
görülmektedir'' dedi.
Bakan Çubukçu, ekonomik durumları iyi veya kötü olsun, bütün engelli
öğrencilerin eğitim ve rehabilitasyon giderlerinin devlet tarafından
karşılandığını ifade ederek, bunun için, son 4 yılda 3 milyar 146 milyon lira
ödeme yaptıklarını söyledi.
Bakan Çubukçu, yükseköğrenim alanında çok önemli gelişmeler yaşandığını
anlattı.
Üniversite sayısını 76'dan 156'ya çıkardıklarını dile getiren Çubukçu,
489 fakülte, 150 yüksekokul, 152 meslek yüksekokulu, 220 yeni enstitü kurulduğunu
bildirdi.
Çubukçu, geçmişte ODTÜ için söylenenlerin bugün Anadolu'da açılan
üniversiteler için söylendiğini ifade ederek, ''Eğer ODTÜ'nün kurulduğu
yıllardaki fotoğraflarını elde ederseniz adeta bir baraka. Oysa şimdi açtığımız
üniversiteler fiziki mekanları itibariyle gerçekten dünyadaki üniversitelerle
rekabet edebilecek düzeyde'' diye konuştu.
Vakıf üniversitelerini de yükseköğretim sisteminin bir parçası olarak
gördüklerini belirten Çubukçu, 2002'de yüzde 27,2 olan yükseköğrenimde okullaşma
oranının, bugün yüzde 53,4'e yükseldiğini kaydetti.
Bakan Çubukçu, yaygın eğitimde, 1 milyon 274 bini kadın olmak üzere, 1
milyon 965 bin 51 kişiye okuma yazma öğretildiğini söyledi. 4 milyon 672 bin
kişinin okuma yazma bilmediğini dile getiren Çubukçu, bu rakamın 2 milyonunu 65
yaş üstü, 1 milyonunu da 55 yaş üstünün oluşturduğunu kaydetti. Çubukçu, 2003'ten
14 Aralık 2010 tarihine kadar 198 bin 869'u kadrolu, 70 bini sözleşmeli olmak
üzere 268 bin 869 öğretmen atadıklarını belirtti. Yöneticilerle birlikte
Bakanlığında 679 bin 421 öğretmenin görev yaptığını ifade eden Çubukçu, 2011'de
55 bin öğretmen daha atayacaklarını bildirdi.
Atanamayan öğretmenlerin durumunun istismar edildiğini belirten Çubukçu,
İtalya'da öğretmen olmak isteyen 520 bin aday varken ihtiyacın 65 bin, Güney
Kore'de de 50 bin aday varken açığın 5 bin olduğunu belirtti. Nimet Çubukçu,
şöyle konuştu:
''Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye'de de mezun olan öğretmen
adaylarının kamuda görev alması, mevcut öğretmen açığı düşünüldüğünde mümkün
gözükmemektedir. Öğretmenlerimize bu konuda her zaman gerçekçi ve dürüst
davrandık. Bugün öğretmen ihtiyacımızı, mali göstergeleri hiçe sayarak, tam
tersini savunarak 350 bin öğretmene ihtiyaç olmadığı halde atanacağının
söylenmesi popülizmden öte bir şey değildir. Siyaset kurumu, gerçek ve reel
politikalar üzerine dayalıdır.''
Çubukçu, kendisine laf atan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'ye,
''Öğretmenler üzerinden yeterince istismar yaptınız Sayın İnce. Öğretmenler bizi
bu anlamda çok iyi anlıyorlar ve gittiğimiz her yerde dürüst davrandığımız için
bize teşekkür ediyorlar'' dedi.
2002'de 470 TL olan 9/1 kademedeki öğretmenin maaşını bin 388 TL'ye
çıkardıklarını ifade eden Çubukçu, bir öğretmenin ek dersle birlikte bin 808 TL
maaş aldığını bildirdi. Çubukçu, eğitime hazırlık ödeneğini 175 liradan 540
liraya çıkardıklarını, 2011'de de bu ödeneği 570 TL olarak ödeyeceklerini ifade
etti.
TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı,
YÖK, ÖSYM ile 94 devlet üniversitesinin 2011 yılı bütçeleri kabul edildi.
Genel Kurulda yapılan görüşmelerin ardından kurum bütçelerinin oylamasına
geçildi.
Başkanvekili Güldal Mumcu, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM ile 94
üniversitenin 2011 yılı bütçeleri ile 2009 yılı kesin hesaplarının kabul
edilmesinin ardından, birleşimi yarın saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.
Üniversitelerin bütçelerinin okunması ve oylanması yaklaşık 3 saat sürdü.
Yarın, 14. turda, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı,
Özelleştirme İdaresi, Kamu İhale Kurumu ve Gelir Bütçesi görüşülecek.
Ayrıca 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının ilk 7 maddesi
ele alınacak.
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(19.21)
