2013-11-06 - 15:40
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile hayata geçirilen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen cinsiyet eşitliği konulu sempozyum, başladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile hayata geçirilen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen cinsiyet eşitliği konulu sempozyum, başladı.
Paris'te gerçekleştirilen sempozyuma, Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Türkiye'den parlamenterler, akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katılıyor.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı, Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Lideri Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, projenin amacının Türkiye ve AB arasındaki sorunların, birbirini doğru biçimde tanıma ve diyalog aracılığıyla çözülmesi olduğunu ifade etti. Proje kapsamında Türkiye'de ve Avrupa'da sempozyumlar ve karşılıklı ziyaretler gerçekleştirildiğini anlatan Tekelioğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusundaki kararlılığının altını çizdi. Tekelioğlu, "Biz Türkiye olarak, kültür farklılığına rağmen, Avrupa Birliği normlarını elde etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu normların, dünya kültürünün damıtılmış bir hali olduğunu ve bu normlara bütün medeniyetlerin katkı yapmış olduğunu düşünüyoruz" dedi. Tekelioğlu, "Avrupa Birliği'nin kendi oluşturduğu normlara uymasında, Kıbrıs ve Bosna örneklerinde olduğu gibi, zaman zaman yaşanan sıkıntılara rağmen, AB'ye tam üyelik vizyonumuz devam ediyor. Eksikliklerimiz olduğunun farkındayız, ama bunları giderme yolunda güçlü bir iradeye sahibiz. AB, Türkiye'yi değerlendirirken, Türkiye'deki insan hakları ihlallerinin önemli bir bölümünün terörle mücadeleden kaynaklandığını ve bu sorunun aşılması yolunda son dönemde önemli adımlar atıldığını da göz önünde bulundurmaları gerekir" değerlendirmesini yaptı.
Tekelioğlu, "Türkiye'nin AB ile anlaşması tam üyelik hedefine dönüktür. Biz anlaşmaya sadık kalınmasını ve bazı müzakere başlıklarına uygulanan blokajın kaldırılmasını talep ediyoruz. Türkiye, artık 10-15 sene önceki Türkiye değil. Kafkaslar ve Akdeniz coğrafyasındaki konumuyla, enerji ve güvenlik açısından öneme sahip bir ülke. AB gelecek projeksiyonunu yaparken bu durumu ve Türkiye'nin potansiyelini iyi değerlendirmeli" dedi.
Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre de, 2.5 yılı aşan blokajın ardından, tam üyelik müzakerelerinde 22. Faslın açılmasının önemli bir gelişme olduğuna işaret etti. Türkiye'nin hem yer aldığı bölge, hem de Avrupa Birliği için önemli bir ülke olduğunu kaydeden Flautre, "Türkiye'nin nüfus yapısı, ekonomisi ve konumuyla taşıdığı önem, tartışma götürmez. Avrupa Birliği projesi, Türkiye aracılığıyla gücünü pekiştirme, daha fazla barış ve kalkınma vaadini gerçekleştirme şansına sahip olacaktır" dedi.
Avrupa Birliği'nin eşitlik ve kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda geniş bir mevzuatı bulunduğunu ifade eden Flautre, buna karşılık birlik üyesi ülkelerde şiddete maruz kalan kadın oranının % 30'lar düzeyinde olduğunu söyledi. Türkiye'nin de son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önemli yasal düzenlemelere imza attığını kaydeden Flautre, demokrasi paketinde, kadınlara karşı şiddet ve ayrımcılıkla mücadele edecek bir merci kurulmasının da yer almasını "Çok yerinde ve bir çok endişeye çözüm olacak bir karar" olarak niteledi. Flautre, buna karşılık, Türkiye'de kadınların istihdam oranının yeterli olmadığını, 2023 için belirlenen %35'lik oranının da, bugün Fransa'da %75 olan kadın istihdamı oranının çok gerisinde olduğuna işaret etti.
Başörtüsü konusuna da değinen Flautre, Avrupa Birliği ülkelerinde bu konuda farklı uygulamalar bulunduğunu bildirdi. İngiltere'de bütün kamu görevlilerinin başörtüsü ile görev yapabildiğini belirten Flautre, " Türkiye bu konuda ılımlı bir yol buldu. Geçen hafta TBMM'ye bazı milletvekilleri başörtüsü ile geldi ve bu, bir tepkiye yol açmadı. Konunun özü, kadınların özgürlüğü ve eşitlik olmalıdır" dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Aşkın Asan da, bakanlığın toplumsal cinsiyet eşitliğnin sağlanması konusunda büyük bir kararlılıkla hareket ettiğini söyledi ve "Son 10 yılda Türkiye'de ikinci bir kadın devrimi yaşanıyor" dedi.
Asan, kız çocuklarının eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve eğitimini tamamlayamayan kadınlara ikinci bir şans sağlanmasına yönelik bir çok projenin hayata geçirildiğini anlattı.
Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda da yasal alt yapının güçlendirildiğini, siddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulduğunu hatırlatan Asan, "Biz sorunlara yalnız kadın sorunu gözüyle bakmıyoruz. Toplumun tamamını dönüştürecek politikalar uygulamadıkça, kesin sonuçlar alamayacağımızı biliyoruz" dedi. 2008'de %21.6 olan kadın istihdamı oranının yüzde 31.6'ya çıktığını bildiren Asan, önümüzdeki günlerde, kadın istihdamının artıracak yasal düzenlemelerin yapılacağını söyledi ve %35 olan 2023 rakamının aşılacağın olan inancını vurguladı.
Asan kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasının da, bütün toplum için daha doğru kararların alınmasına katkı yapacağı kanaatinde olduğunu söyledi.
Filiz Türer
Paris'te gerçekleştirilen sempozyuma, Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Türkiye'den parlamenterler, akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katılıyor.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı, Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Lideri Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, projenin amacının Türkiye ve AB arasındaki sorunların, birbirini doğru biçimde tanıma ve diyalog aracılığıyla çözülmesi olduğunu ifade etti. Proje kapsamında Türkiye'de ve Avrupa'da sempozyumlar ve karşılıklı ziyaretler gerçekleştirildiğini anlatan Tekelioğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusundaki kararlılığının altını çizdi. Tekelioğlu, "Biz Türkiye olarak, kültür farklılığına rağmen, Avrupa Birliği normlarını elde etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu normların, dünya kültürünün damıtılmış bir hali olduğunu ve bu normlara bütün medeniyetlerin katkı yapmış olduğunu düşünüyoruz" dedi. Tekelioğlu, "Avrupa Birliği'nin kendi oluşturduğu normlara uymasında, Kıbrıs ve Bosna örneklerinde olduğu gibi, zaman zaman yaşanan sıkıntılara rağmen, AB'ye tam üyelik vizyonumuz devam ediyor. Eksikliklerimiz olduğunun farkındayız, ama bunları giderme yolunda güçlü bir iradeye sahibiz. AB, Türkiye'yi değerlendirirken, Türkiye'deki insan hakları ihlallerinin önemli bir bölümünün terörle mücadeleden kaynaklandığını ve bu sorunun aşılması yolunda son dönemde önemli adımlar atıldığını da göz önünde bulundurmaları gerekir" değerlendirmesini yaptı.
Tekelioğlu, "Türkiye'nin AB ile anlaşması tam üyelik hedefine dönüktür. Biz anlaşmaya sadık kalınmasını ve bazı müzakere başlıklarına uygulanan blokajın kaldırılmasını talep ediyoruz. Türkiye, artık 10-15 sene önceki Türkiye değil. Kafkaslar ve Akdeniz coğrafyasındaki konumuyla, enerji ve güvenlik açısından öneme sahip bir ülke. AB gelecek projeksiyonunu yaparken bu durumu ve Türkiye'nin potansiyelini iyi değerlendirmeli" dedi.
Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre de, 2.5 yılı aşan blokajın ardından, tam üyelik müzakerelerinde 22. Faslın açılmasının önemli bir gelişme olduğuna işaret etti. Türkiye'nin hem yer aldığı bölge, hem de Avrupa Birliği için önemli bir ülke olduğunu kaydeden Flautre, "Türkiye'nin nüfus yapısı, ekonomisi ve konumuyla taşıdığı önem, tartışma götürmez. Avrupa Birliği projesi, Türkiye aracılığıyla gücünü pekiştirme, daha fazla barış ve kalkınma vaadini gerçekleştirme şansına sahip olacaktır" dedi.
Avrupa Birliği'nin eşitlik ve kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda geniş bir mevzuatı bulunduğunu ifade eden Flautre, buna karşılık birlik üyesi ülkelerde şiddete maruz kalan kadın oranının % 30'lar düzeyinde olduğunu söyledi. Türkiye'nin de son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önemli yasal düzenlemelere imza attığını kaydeden Flautre, demokrasi paketinde, kadınlara karşı şiddet ve ayrımcılıkla mücadele edecek bir merci kurulmasının da yer almasını "Çok yerinde ve bir çok endişeye çözüm olacak bir karar" olarak niteledi. Flautre, buna karşılık, Türkiye'de kadınların istihdam oranının yeterli olmadığını, 2023 için belirlenen %35'lik oranının da, bugün Fransa'da %75 olan kadın istihdamı oranının çok gerisinde olduğuna işaret etti.
Başörtüsü konusuna da değinen Flautre, Avrupa Birliği ülkelerinde bu konuda farklı uygulamalar bulunduğunu bildirdi. İngiltere'de bütün kamu görevlilerinin başörtüsü ile görev yapabildiğini belirten Flautre, " Türkiye bu konuda ılımlı bir yol buldu. Geçen hafta TBMM'ye bazı milletvekilleri başörtüsü ile geldi ve bu, bir tepkiye yol açmadı. Konunun özü, kadınların özgürlüğü ve eşitlik olmalıdır" dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Aşkın Asan da, bakanlığın toplumsal cinsiyet eşitliğnin sağlanması konusunda büyük bir kararlılıkla hareket ettiğini söyledi ve "Son 10 yılda Türkiye'de ikinci bir kadın devrimi yaşanıyor" dedi.
Asan, kız çocuklarının eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve eğitimini tamamlayamayan kadınlara ikinci bir şans sağlanmasına yönelik bir çok projenin hayata geçirildiğini anlattı.
Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda da yasal alt yapının güçlendirildiğini, siddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulduğunu hatırlatan Asan, "Biz sorunlara yalnız kadın sorunu gözüyle bakmıyoruz. Toplumun tamamını dönüştürecek politikalar uygulamadıkça, kesin sonuçlar alamayacağımızı biliyoruz" dedi. 2008'de %21.6 olan kadın istihdamı oranının yüzde 31.6'ya çıktığını bildiren Asan, önümüzdeki günlerde, kadın istihdamının artıracak yasal düzenlemelerin yapılacağını söyledi ve %35 olan 2023 rakamının aşılacağın olan inancını vurguladı.
Asan kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasının da, bütün toplum için daha doğru kararların alınmasına katkı yapacağı kanaatinde olduğunu söyledi.
Filiz Türer
