2014-02-11 - 13:45
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Cumartesi günü Van'ın Saray ilçesinde askeri aracın devrilmesi sonucu şehit olan üç askere Allah'tan rahmet, yakınlarına, Silahlı Kuvvetleri'ne başsağlığı, yaralanan 18 askere şifa diledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Mart seçiminin, ayrı bir özelliği bulunduğunu belirterek, "Bütün gelişmeler şunu gösteriyor; bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz. Bütün gayretler buna yönelik. Tüm halkıma sesleniyorum. Sizler bu seçimde öyle bir gayretin içinde olacaksınız ki, öyle bir çalışma, öyle bir performans ortaya koyacaksınız ki Allah'ın izniyle AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinden de çok daha farklı şekilde güçlenerek çıktığını ispat etmiş olacaksınız" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Cumartesi günü Van'ın Saray ilçesinde askeri aracın devrilmesi sonucu şehit olan üç askere Allah'tan rahmet, yakınlarına, Silahlı Kuvvetleri'ne başsağlığı, yaralanan 18 askere şifa diledi.
Medine'de Umre ziyaretçilerinin bulunduğu otelde çıkan yangında hayatını kaybeden 17 kişiye de Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, yaralılara geçmiş olsun temennisinde bulundu.
Erdoğan, Bosna Hersek'te devam eden olayları kaygıyla izlediklerini ifade ederek, "Dualarımız, Bosna Hersek'teki kardeşlerimizle birarada, onların huzura kavuşmaları için" dedi.
Konuşmasında yurtdışı ve yurtiçindeki temaslarına değinen Erdoğan, son grup toplantısının ardından İran'ı ziyaret ettiğini ve görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Erdoğan, İran ziyaretleri sırasında müzakereleri 10 yıldır süren tercihli ticaret anlaşması, yüksek düzeyli işbirliği konseyi kurulmasına dair ortak bildiri ve kurumlar arasında işbirliğini öngören çeşitli protokoller imzaladıklarını anlattı. Erdoğan, "İran ile dış ticaret hacmine yönelik daha önce belirlediğimiz 30 milyar dolarlık hedefi teyiden, bu defa tekrar gündeme getirerek 30 milyar dolarlık hedefi yakalamak için kararlılığımızı, orada birlikte, tekrar kayda aldık. Suriye başta olmak üzere bölgesel meseleleri değerlendirdik" diye konuştu.
Almanya'da geçen hafta temaslarda bulunduğuna işaret eden Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile çalışma yemeği gerçekleştirdiklerini, çeşitli görüşmelerde bulunduğunu kaydetti.
Erdoğan, AB ile ilgili gelişmeleri ve Türkiye ile Almanya arasında enerji alanında neler yapabileceklerini değerlendiklerini, AB'de özellikle 23 ve 24. fasıllarla ilgili neler yapabileceklerini görüştüklerini anlattı.
Almanya temaslarında, bölgesel sorunlar, Türkiye ile AB ilişkileri, ekonomik ilişkilerin gündemlerinde yer aldığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın sorunları da elbette gündemimizin ilk sıralarındaydı. Yaptığımız bir düzenlemeyle artık yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da milletvekilleri genel seçimleri ve halk oylamalarında oy kullanabilmeleri hakkını getirmiştik. Daha önce yurt dışındaki vatandaşlarımız, sınır kapılarında oy kullanıyordu, bunu yerinde çözmek için önemli bir düzenleme yapmıştık. İnşallah bu yıl gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ardından tüm genel seçim ve halk oylamalarında, vatandaşlarımız bulundukları ülkede oy kullanabilecek. Büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız hazırlıklara başladı. Yurt dışında en fazla vatandaşımızın yaşadığı Almanya'da da hazırlıklar belli aşamaya geldi. İnşallah belirlenen 7 ayrı noktada vatandaşlarımız oylarını kullanabilecek. Bu noktalar tespit edildi. Çeşitli engellemeler nedeniyle çok gecikse de bu önemli demokratik hakkın, yurt dışındaki tüm kardeşlerimiz, demokrasimiz için hayırlı olmasını diliyorum."
Başbakan Erdoğan, geçen hafta gerçekleştirdiği başka önemli bir ziyaretin de Kış Olimpiyatları nedeniyle Soçi'ye olduğunu anlattı. Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin ile görüştüklerini belirten Erdoğan, enerji ve Suriye konularını ele aldıklarını vurguladı.
İki haftalık süreçte KKTC Başbakanı, Irak Meclis Başkanı, Romanya Devlet Başkanı'nı Türkiye'de ağırladıklarını ifade eden Erdoğan, Kıbrıs'ın genelinde yeni bir sürece doğru gittiklerini kaydetti. Erdoğan, gelinen noktadan geri adım atılmamasını ve böylece Kıbrıs sorununu da çözmelerini temenni etti.
Erdoğan, İstanbul Okmeydanı'nda yaklaşık 60 yıllık tapu sorununun çözümü için ilk adımı attıklarını belirterek, 1 Şubat'taki törenle 200 kadar tapuyu hak sahiplerine dağıttıklarını anlattı. Erdoğan, Kartal'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tamamladığı toplam bedeli 156 milyon lira olan 20 kavşak ve yolun açılışını gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın tamamladığı Batıkent-Sincan metro hattını yarın İspanya Başbakanı'nın da katılımıyla açacaklarını bildiren Erdoğan, Sincan'ı, on yılların özlemi olan metro hattıyla buluşturduklarını söyledi.
Erdoğan, "Birileri laf üretir biz ise icraat üretiriz. Aramızdaki fark bu. Sırada Çayyolu ve Keçiören metroları var. İnşallah onları da en kısa sürede tamamlayarak, Ankara'da şehir içi ulaşıma çok farklı bir boyut kazandırmış olacağız" dedi.
Başbakan Erdoğan, 30 Mart yerel seçimlerine 47 gün kaldığına işaret ederek, AK Parti olarak uzun süredir yoğun şekilde devam eden seçim hazırlıklarını belli aşamaya getirdiklerini, büyükşehir ve il adaylarını açıkladıklarını vurguladı.
İlçe, belediye, meclis, il genel meclisi adaylarının tespit sürecinin tam bir hassasiyet içinde ilerlediğini ifade eden Erdoğan, seçim beyannamesi ve propaganda malzemesine yönelik çalışmalarının da tamamlanma noktasına geldiğini söyledi.
Erdoğan, gelecek hafta yoğun şekilde mitinglere başlayacaklarını dile getirerek, 81 ilde, ilçelere varıncaya kadar propaganda çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunu, seçim sürecinin de oldukça zorlu geçeceğini defalarca dile getirdiğini vurguladı. Erdoğan, sözlerini, ""Bu seçim, herhangi bir şahsın belediye başkanı seçilme seçimi değildir. Bu seçimin ayrı bir özelliği var. Bütün gelişmeler şunu gösteriyor; bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz. Bütün gayretler buna yönelik. Buradan tüm halkıma sesleniyorum: Sizler bu seçimde öyle bir gayretin içinde olacaksınız ki, öyle bir çalışma, öyle bir performans ortaya koyacaksınız ki Allah'ın izniyle AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinden de çok daha farklı şekilde güçlenerek çıktığını ispat etmiş olacaksınız. Çünkü halkımızın takdiri çok önemli. En önemli ölçü halkımızın bu noktadaki iradesidir. Kardeşlerim şu ana kadar olan sürece bakıldığında, yaşananlara bakıldığında öngörümüzde ne kadar haklı olduğumu ortaya çıktı ve çıkıyor" diye sürdürdü.
Milletin, tarihi boyunca çok büyük acılar yaşadığını, çok büyük badireler atlattığının altını çizen Erdoğan, zaferler kazandığını, destansı kahramanlıklar yazdığını, medeniyet inşa ettiğini, onurunu, istiklalini, şerefini, hürriyetini yiğitçe muhafaza ettiğini anlattı. Erdoğan, şunl kaydetti:
"Yani izzetini, azizliğini gerçekten hak etmiş bir millete sahibiz. Böyle bir milletin evlatlarıyız. Ama aynı zamanda çok çileler çekmiş, çektiği çileler adeta yüzüne, yüreğine işlemiş bir milletiz. Böyle bir milletin mensuplarıyız. Geriye dönün, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirleri, kasabalarıyla, köyleriyle yaşadığı o uzun tarihi gözünüzün önüne getirin. Her neye ihtiyacı varsa hep millete gidildi. Paraya ihtiyaç varsa millete gidildi. Eğer fedakarlık, cefa gerekiyorsa, bir yükün, bedelin altına girilmek gerekiyorsa tek adres milletti, millete gidildi. Ama o aziz millet, karar süreçlerinin hiçbirinde yer almadı, milletin görüşlerine başvurulmadı, milletin hissiyatı dikkate alınmadı, milletin itirazına kulak verilmedi. Cefayı çeken her zaman millet oldu ama sefayı bir avuç seçkin zümre sürdü. Öküzünü vereceksin dediler, hiç itiraz etmedi. Kara sabanın önüne kendisi geçti, tarlasını sürdü, öküzünü verdi. Buğdayından, tavuğundan, horozundan pay vereceksin denildi, bağrına taş bastı, midesine taş bağladı varını yoğunu verdi. Biricik evladını, yavrusunu, ana kuzusunu, yüreğinin parçasını askere gönderdi, tabut içinde geri getirdiler, yutkundu, olduğu yere çöktü, vatan sağolsun deyip, kaderine razı oldu. Ama yol, hastane, okul istedi yapmadılar, doktor, hemşire, öğretmen istediler göndermediler, yetiştirmediler. Huzur, emniyet, istikrar istedi bunu da vermediler. Hani o acıklı türküde diyor ya 'Şavata'dan Ankara'ya ses gitmiyor. Bizim gitmeye kuvvetimiz hiç yetmiyor. Malımız yok, yolumuz yok, Ankara'ya ses verecek dilimiz yok. Bu ne biçim memlekettir oy.' İşte bu millet, asırlarca adeta inim inim inledi. Bir anne düşünün, yavrusunu 9 ay karnında taşımış, beslemiş, büyütmüş, yürütmüş, yavrusunu canından bir can, parça olarak görmüş, delikanlı olunca eline, saçına kınalar yakmış, duvarlar, davulla, zurnayla askere uğurlamış. Yavrusu şehit olup, tabut içinde geri geldiğinde düşmanı sevindirmeyeceğim diyerek, bir damla göz yaşı dökmemiş, başını bir an yer eğmemiş. Vatan sağolsun diyerek, Anadolu kadınının ne mübarek, ne aziz, ne yüce bir varlık olduğunu bütün dünyaya göstermiş. Bu başka analarda olmaz, bu ancak bizim analarımızda olur.
Ama bir devlet dairesine gidince yüzüne bakılmamış, 'başörtülüsün, sen buraya giremezsin' demişler. 'Başörtülüsün, sen okuyamazsın', 'Sen köylüsün, taşralısın, fakirsin' demişler. Yetmemiş daha da ileri gitmişler, 'Sen makarnacısın', 'Sen aptalsın', 'Sen göbeğini kaşıyansın', 'Bidon kafalısın' demişler. Bu ülke bunları gördü. Daha yakın zamanlara kadar bu ülke, bunları yaşadı. Onun kendi iradesini ortaya koyarak verdiği oyu, bu zihniyetle değerlendirmişler. Herşeyi ama herşeyi milletten aldılar ama milletin görüşünü, fikrini, hissiyatını, zerre kadar önemsemediler. Demokrasiye geçilmiş olması, sandığın ortaya konması, millete seçme hakkı verilmesi bile milletin kararının, milletin itirazının duyulmasına yetmedi. Merhum Menderes gibi, milletten, milli iradeden bahseden siyasetçiler geldi ama sonuçta kazanan darağacı oldu, cellatlar oldu, kazanan yine CHP oldu. Yine sermaye, yine seçkinler oldu. Sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın, bu ülkede medyanın dediği oldu, sermayenin dediği oldu, demokrasi dışı kurulların, çetelerin, mafyanın dediği oldu."
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin kasetler yoluyla yıpratılmak istendiğini belirterek, buna boyun eğmeyeceklerini söyledi. Erdoğan, "Eğer buna boyun eğersek milletin emanetine ihanet etmiş oluruz. Eğer buna boyun eğersek Türkiye'nin geleceğini karartmış oluruz" dedi.
İnternet düzenlemesiyle kişilik haklarını, mahremiyetin gizliliğini koruma altına aldıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bir ses, bir görüntü kaydının engellenmesi 5 gün alıyordu. Eğer siz buna 5 gün ses çıkarmazsanız, 5 gün buna müdahale etmezseniz bunu Türkiye'de duymayan kalır mıydı? Şimdi yapılan ne? Biz diyoruz ki hemen buna TİB müdahale eder. Mahkeme karar verinceye kadar kişilik hakları zaten zedeleniyor. Mahremiyetin gizliliği ihlal ediliyordu. İtibar suikasti yapılıyordu. İşte burada TİB şikayetleri anında değerlendirecek, erişimi engelleyecek ve ardından mahkeme kararını bekleyecek. Hiç kimse fişlenmeyecek, hiç kimsenin internetteki verileri depolanmayacak. Çok önemli bir şey. Hiç kimsenin özgürlüğü ihlal edilmeyecek."
Göreve geldiklerinde Türkiye'de geniş bant internet abonesi sayısının 20 bin olduğunu, şu anda ise bu rakamın 34 milyonu aştığını kaydeden Erdoğan, "20 bin nerede 34 milyon nerede. İnternete karşı olan bir iktidar böyle bir imkanı, böyle bir zemini hazırlar mı? Biz bunu hazırladık. Ama bunu ne batılı biliyor, ne ülkemizdeki bu konularla ilgilenmeyen çevreler biliyor. Bakın 20 binden 34 milyona bizim dönemimizde internet ağı genişledi" diye konuştu.
Bütün okullara internet erişimi sağladıklarını vurgulayan Erdoğan, ayrıca yükseköğrenim yurtlarına da ücretsiz internet erişimi sağladıklarını belirtti. Erdoğan, "Çocuklarımızın internetle eğitim almasının altyapısını biz hazırladık. Bize kimse bu konuda ders veremez. Bu işi yapan biziz. Bu adımları atan biziz, bu yatırımları yapan biziz" şeklinde konuştu.
Şu ana kadar 63 bin tablet bilgisayar dağıttıklarını anımsatan Erdoğan, gelecek haftalarda 600 bini aşkın tablet bilgisayar dağıtacaklarını, bütün hazırlıkların tamamlandığını söyledi. Dağıtım töreni yapacaklarını bildiren Erdoğan, "Şimdi bu hafta bu 600 binlik paketin 100 bin bilgisayarını inşallah dağıtıyoruz. Önümüzdeki bir ay içinde de 675 bin tablet bilgisayarı inşallah çocuklarımıza dağıtmış olacağız" dedi.
"Allah aşkına internetin, özgürlüklerin karşısında olsak bunları yapar mıydık?" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ama her şeyi herkesin görmesi lazım. Şu anda sadece Türkiye'de değil, başta AB ülkeleri ve ABD olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde siber zorbalık adı verilen çok ciddi bir sorun var. İnternette görüntüleri çekilip yayımlanan, bundan dolayı intihar edenler, cinayet işleyenler var. Başta AB ve ABD olmak üzere birçok ülkede internetle ilgili düzenlemeler var. Daha yakın zamanlarda ABD'de biliyorsunuz twitter üzerinde 'Amerika'yı yerle bir edeceğiz' diye şaka yollu mesaj atan iki İrlandalı geceyi cezaevinde geçirdiler, ardından da hemen sınırdışı edildiler. İnternet üzerinden dolandırılanlar var, internet üzerinden tacize uğrayan çocuklar var. Her türlü ahlaksızlığın, edepsizliğin, dolandırıcılığın fırsat kolladığı, siber zorbaların cirit attığı bir internet dünyası var. Her ülkede de bu saldırılara karşı alınmış tedbirler var.
Türkiye'de siber zorbalığın bir türü de işte kaset siyasetidir. Biz yeni düzenlemeyle buna karşı mücadele veriyoruz. Çocuklarımızı, gençlerimizi korumanın yanında özel hayatı, mahremiyeti korumanın yanında siyaseti ve milli iradeyi ağır bir tehditten korumaya çalışıyoruz. Hedefimiz budur. Aklı olan, vicdanı olan en önemlisi de evde küçük çocuğu olan hiçbir insan bu düzenlemeye karşı çıkmaz, çıkamaz. Hele hele CHP gibi MHP gibi siber zorbalığın acısını çekmiş partiler böyle bir düzenlemenin karşısında duramaz. Eğer duruyorlarsa biliniz ki orada bir başka sebep vardır, bir başka tehdit vardır. CHP'nin, MHP'nin üzerindeki o tehditi de biz kaldıracağız. Biz AK Parti siyasetine değil, Türkiye siyasetine güç kazandırmanın mücadelesini veriyoruz. Bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Biz bugün iktidarız, olur ya yarın olmayabiliriz. Millet bize 'bu makamları ehline teslim edin' dediğinde bir an bile tereddüt etmez, bu makamları eğer emaneti farklı birilerine vermenin sandıkta neticesi ortaya çıkıyorsa sahibine teslim ederiz. Bizim yolumuz bu. Ama bu emanet bizde olduğu müddetçe milli iradeyi, demokrasiyi, özgür siyaseti sonuna kadar savunmaya, güçlendirmeye devam edeceğiz. Sadece kendimiz, neslimiz için değil, Türkiye'nin geleceği için, istikbali ve istiklali için gözümüzü kırpmadan mücadele edeceğiz."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülke artık kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla yönetilemez. Bu ülke artık faiz lobisi, medya lobisi, sermaye lobisi tarafından idare edilemez. CHP'nin, MHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. Gizli görüntü kayıtları, gizli ses kayıtları CHP'yi de MHP'yi de esir almıştır" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhuriyet tarihinde hatta yüzlerce asırlık tarihte milli iradenin ilk kez bu ölçüde karar süreçlerine AK Parti döneminde yansıdığını söyledi. Tarihte ilk kez milli iradenin bu kadar güçlendiğini, milletin bu kadar karar süreçlerine hakim duruma yükseldiğini anlatan Erdoğan, AK Parti'nin dik duruşu sayesinde milletin tarihinde ilk kez bu ölçüde devletiyle buluştuğunu, devletle kucaklaştığını, ilk kez bu ölçüde iradenin, sözün, mührün kendisinde olduğunu hissettiğini kaydetti.
"Dikkat edin arkadaşlar, bu durum birileri için elbette yenilir yutulur bir durum değildir" diyen Erdoğan, asırlardır ötelenen, itelenen, insan yerine konulmayan, hali hatırı sorulmayan, fikrine, kararına, hissiyatına başvurulmayan milletin, ilk kez AK Parti döneminde tam anlamıyla iktidara geldiğini vurguladı. Bu durumu birilerinin bir türlü içine sindiremediğini anlatan Erdoğan, "Oysa geçmiş çok güzeldir. Şurada 11 yıl öncesine kadar hükümetleri sermaye kuruyor, sermaye yıkıyordu. 11 yıl öncesine kadar medya, bu ülkede hükümetlerin bile üzerinde fonksiyon icra ediyordu. 11 yıl öncesine kadar millet kaybediyor, bir avuç mutlu zümre ise kazandıkça kazanıyordu. İşte biz bu çarkı bozduk. Bu kirli çarkın dişlerini kırdık. Bu kara düzeni, bu adaletsiz, dengesiz, istikrarsız tezgahı biz alt üst ettik. Elbette bunu sindiremiyorlar, elbette bunu kabullenemiyor, hazmedemiyorlar" dedi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Cumartesi günü Van'ın Saray ilçesinde askeri aracın devrilmesi sonucu şehit olan üç askere Allah'tan rahmet, yakınlarına, Silahlı Kuvvetleri'ne başsağlığı, yaralanan 18 askere şifa diledi.
Medine'de Umre ziyaretçilerinin bulunduğu otelde çıkan yangında hayatını kaybeden 17 kişiye de Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, yaralılara geçmiş olsun temennisinde bulundu.
Erdoğan, Bosna Hersek'te devam eden olayları kaygıyla izlediklerini ifade ederek, "Dualarımız, Bosna Hersek'teki kardeşlerimizle birarada, onların huzura kavuşmaları için" dedi.
Konuşmasında yurtdışı ve yurtiçindeki temaslarına değinen Erdoğan, son grup toplantısının ardından İran'ı ziyaret ettiğini ve görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Erdoğan, İran ziyaretleri sırasında müzakereleri 10 yıldır süren tercihli ticaret anlaşması, yüksek düzeyli işbirliği konseyi kurulmasına dair ortak bildiri ve kurumlar arasında işbirliğini öngören çeşitli protokoller imzaladıklarını anlattı. Erdoğan, "İran ile dış ticaret hacmine yönelik daha önce belirlediğimiz 30 milyar dolarlık hedefi teyiden, bu defa tekrar gündeme getirerek 30 milyar dolarlık hedefi yakalamak için kararlılığımızı, orada birlikte, tekrar kayda aldık. Suriye başta olmak üzere bölgesel meseleleri değerlendirdik" diye konuştu.
Almanya'da geçen hafta temaslarda bulunduğuna işaret eden Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile çalışma yemeği gerçekleştirdiklerini, çeşitli görüşmelerde bulunduğunu kaydetti.
Erdoğan, AB ile ilgili gelişmeleri ve Türkiye ile Almanya arasında enerji alanında neler yapabileceklerini değerlendiklerini, AB'de özellikle 23 ve 24. fasıllarla ilgili neler yapabileceklerini görüştüklerini anlattı.
Almanya temaslarında, bölgesel sorunlar, Türkiye ile AB ilişkileri, ekonomik ilişkilerin gündemlerinde yer aldığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın sorunları da elbette gündemimizin ilk sıralarındaydı. Yaptığımız bir düzenlemeyle artık yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da milletvekilleri genel seçimleri ve halk oylamalarında oy kullanabilmeleri hakkını getirmiştik. Daha önce yurt dışındaki vatandaşlarımız, sınır kapılarında oy kullanıyordu, bunu yerinde çözmek için önemli bir düzenleme yapmıştık. İnşallah bu yıl gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ardından tüm genel seçim ve halk oylamalarında, vatandaşlarımız bulundukları ülkede oy kullanabilecek. Büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız hazırlıklara başladı. Yurt dışında en fazla vatandaşımızın yaşadığı Almanya'da da hazırlıklar belli aşamaya geldi. İnşallah belirlenen 7 ayrı noktada vatandaşlarımız oylarını kullanabilecek. Bu noktalar tespit edildi. Çeşitli engellemeler nedeniyle çok gecikse de bu önemli demokratik hakkın, yurt dışındaki tüm kardeşlerimiz, demokrasimiz için hayırlı olmasını diliyorum."
Başbakan Erdoğan, geçen hafta gerçekleştirdiği başka önemli bir ziyaretin de Kış Olimpiyatları nedeniyle Soçi'ye olduğunu anlattı. Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin ile görüştüklerini belirten Erdoğan, enerji ve Suriye konularını ele aldıklarını vurguladı.
İki haftalık süreçte KKTC Başbakanı, Irak Meclis Başkanı, Romanya Devlet Başkanı'nı Türkiye'de ağırladıklarını ifade eden Erdoğan, Kıbrıs'ın genelinde yeni bir sürece doğru gittiklerini kaydetti. Erdoğan, gelinen noktadan geri adım atılmamasını ve böylece Kıbrıs sorununu da çözmelerini temenni etti.
Erdoğan, İstanbul Okmeydanı'nda yaklaşık 60 yıllık tapu sorununun çözümü için ilk adımı attıklarını belirterek, 1 Şubat'taki törenle 200 kadar tapuyu hak sahiplerine dağıttıklarını anlattı. Erdoğan, Kartal'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tamamladığı toplam bedeli 156 milyon lira olan 20 kavşak ve yolun açılışını gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın tamamladığı Batıkent-Sincan metro hattını yarın İspanya Başbakanı'nın da katılımıyla açacaklarını bildiren Erdoğan, Sincan'ı, on yılların özlemi olan metro hattıyla buluşturduklarını söyledi.
Erdoğan, "Birileri laf üretir biz ise icraat üretiriz. Aramızdaki fark bu. Sırada Çayyolu ve Keçiören metroları var. İnşallah onları da en kısa sürede tamamlayarak, Ankara'da şehir içi ulaşıma çok farklı bir boyut kazandırmış olacağız" dedi.
Başbakan Erdoğan, 30 Mart yerel seçimlerine 47 gün kaldığına işaret ederek, AK Parti olarak uzun süredir yoğun şekilde devam eden seçim hazırlıklarını belli aşamaya getirdiklerini, büyükşehir ve il adaylarını açıkladıklarını vurguladı.
İlçe, belediye, meclis, il genel meclisi adaylarının tespit sürecinin tam bir hassasiyet içinde ilerlediğini ifade eden Erdoğan, seçim beyannamesi ve propaganda malzemesine yönelik çalışmalarının da tamamlanma noktasına geldiğini söyledi.
Erdoğan, gelecek hafta yoğun şekilde mitinglere başlayacaklarını dile getirerek, 81 ilde, ilçelere varıncaya kadar propaganda çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunu, seçim sürecinin de oldukça zorlu geçeceğini defalarca dile getirdiğini vurguladı. Erdoğan, sözlerini, ""Bu seçim, herhangi bir şahsın belediye başkanı seçilme seçimi değildir. Bu seçimin ayrı bir özelliği var. Bütün gelişmeler şunu gösteriyor; bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz. Bütün gayretler buna yönelik. Buradan tüm halkıma sesleniyorum: Sizler bu seçimde öyle bir gayretin içinde olacaksınız ki, öyle bir çalışma, öyle bir performans ortaya koyacaksınız ki Allah'ın izniyle AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinden de çok daha farklı şekilde güçlenerek çıktığını ispat etmiş olacaksınız. Çünkü halkımızın takdiri çok önemli. En önemli ölçü halkımızın bu noktadaki iradesidir. Kardeşlerim şu ana kadar olan sürece bakıldığında, yaşananlara bakıldığında öngörümüzde ne kadar haklı olduğumu ortaya çıktı ve çıkıyor" diye sürdürdü.
Milletin, tarihi boyunca çok büyük acılar yaşadığını, çok büyük badireler atlattığının altını çizen Erdoğan, zaferler kazandığını, destansı kahramanlıklar yazdığını, medeniyet inşa ettiğini, onurunu, istiklalini, şerefini, hürriyetini yiğitçe muhafaza ettiğini anlattı. Erdoğan, şunl kaydetti:
"Yani izzetini, azizliğini gerçekten hak etmiş bir millete sahibiz. Böyle bir milletin evlatlarıyız. Ama aynı zamanda çok çileler çekmiş, çektiği çileler adeta yüzüne, yüreğine işlemiş bir milletiz. Böyle bir milletin mensuplarıyız. Geriye dönün, Anadolu'nun, Trakya'nın şehirleri, kasabalarıyla, köyleriyle yaşadığı o uzun tarihi gözünüzün önüne getirin. Her neye ihtiyacı varsa hep millete gidildi. Paraya ihtiyaç varsa millete gidildi. Eğer fedakarlık, cefa gerekiyorsa, bir yükün, bedelin altına girilmek gerekiyorsa tek adres milletti, millete gidildi. Ama o aziz millet, karar süreçlerinin hiçbirinde yer almadı, milletin görüşlerine başvurulmadı, milletin hissiyatı dikkate alınmadı, milletin itirazına kulak verilmedi. Cefayı çeken her zaman millet oldu ama sefayı bir avuç seçkin zümre sürdü. Öküzünü vereceksin dediler, hiç itiraz etmedi. Kara sabanın önüne kendisi geçti, tarlasını sürdü, öküzünü verdi. Buğdayından, tavuğundan, horozundan pay vereceksin denildi, bağrına taş bastı, midesine taş bağladı varını yoğunu verdi. Biricik evladını, yavrusunu, ana kuzusunu, yüreğinin parçasını askere gönderdi, tabut içinde geri getirdiler, yutkundu, olduğu yere çöktü, vatan sağolsun deyip, kaderine razı oldu. Ama yol, hastane, okul istedi yapmadılar, doktor, hemşire, öğretmen istediler göndermediler, yetiştirmediler. Huzur, emniyet, istikrar istedi bunu da vermediler. Hani o acıklı türküde diyor ya 'Şavata'dan Ankara'ya ses gitmiyor. Bizim gitmeye kuvvetimiz hiç yetmiyor. Malımız yok, yolumuz yok, Ankara'ya ses verecek dilimiz yok. Bu ne biçim memlekettir oy.' İşte bu millet, asırlarca adeta inim inim inledi. Bir anne düşünün, yavrusunu 9 ay karnında taşımış, beslemiş, büyütmüş, yürütmüş, yavrusunu canından bir can, parça olarak görmüş, delikanlı olunca eline, saçına kınalar yakmış, duvarlar, davulla, zurnayla askere uğurlamış. Yavrusu şehit olup, tabut içinde geri geldiğinde düşmanı sevindirmeyeceğim diyerek, bir damla göz yaşı dökmemiş, başını bir an yer eğmemiş. Vatan sağolsun diyerek, Anadolu kadınının ne mübarek, ne aziz, ne yüce bir varlık olduğunu bütün dünyaya göstermiş. Bu başka analarda olmaz, bu ancak bizim analarımızda olur.
Ama bir devlet dairesine gidince yüzüne bakılmamış, 'başörtülüsün, sen buraya giremezsin' demişler. 'Başörtülüsün, sen okuyamazsın', 'Sen köylüsün, taşralısın, fakirsin' demişler. Yetmemiş daha da ileri gitmişler, 'Sen makarnacısın', 'Sen aptalsın', 'Sen göbeğini kaşıyansın', 'Bidon kafalısın' demişler. Bu ülke bunları gördü. Daha yakın zamanlara kadar bu ülke, bunları yaşadı. Onun kendi iradesini ortaya koyarak verdiği oyu, bu zihniyetle değerlendirmişler. Herşeyi ama herşeyi milletten aldılar ama milletin görüşünü, fikrini, hissiyatını, zerre kadar önemsemediler. Demokrasiye geçilmiş olması, sandığın ortaya konması, millete seçme hakkı verilmesi bile milletin kararının, milletin itirazının duyulmasına yetmedi. Merhum Menderes gibi, milletten, milli iradeden bahseden siyasetçiler geldi ama sonuçta kazanan darağacı oldu, cellatlar oldu, kazanan yine CHP oldu. Yine sermaye, yine seçkinler oldu. Sandıktan hangi sonuç çıkarsa çıksın, bu ülkede medyanın dediği oldu, sermayenin dediği oldu, demokrasi dışı kurulların, çetelerin, mafyanın dediği oldu."
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin kasetler yoluyla yıpratılmak istendiğini belirterek, buna boyun eğmeyeceklerini söyledi. Erdoğan, "Eğer buna boyun eğersek milletin emanetine ihanet etmiş oluruz. Eğer buna boyun eğersek Türkiye'nin geleceğini karartmış oluruz" dedi.
İnternet düzenlemesiyle kişilik haklarını, mahremiyetin gizliliğini koruma altına aldıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bir ses, bir görüntü kaydının engellenmesi 5 gün alıyordu. Eğer siz buna 5 gün ses çıkarmazsanız, 5 gün buna müdahale etmezseniz bunu Türkiye'de duymayan kalır mıydı? Şimdi yapılan ne? Biz diyoruz ki hemen buna TİB müdahale eder. Mahkeme karar verinceye kadar kişilik hakları zaten zedeleniyor. Mahremiyetin gizliliği ihlal ediliyordu. İtibar suikasti yapılıyordu. İşte burada TİB şikayetleri anında değerlendirecek, erişimi engelleyecek ve ardından mahkeme kararını bekleyecek. Hiç kimse fişlenmeyecek, hiç kimsenin internetteki verileri depolanmayacak. Çok önemli bir şey. Hiç kimsenin özgürlüğü ihlal edilmeyecek."
Göreve geldiklerinde Türkiye'de geniş bant internet abonesi sayısının 20 bin olduğunu, şu anda ise bu rakamın 34 milyonu aştığını kaydeden Erdoğan, "20 bin nerede 34 milyon nerede. İnternete karşı olan bir iktidar böyle bir imkanı, böyle bir zemini hazırlar mı? Biz bunu hazırladık. Ama bunu ne batılı biliyor, ne ülkemizdeki bu konularla ilgilenmeyen çevreler biliyor. Bakın 20 binden 34 milyona bizim dönemimizde internet ağı genişledi" diye konuştu.
Bütün okullara internet erişimi sağladıklarını vurgulayan Erdoğan, ayrıca yükseköğrenim yurtlarına da ücretsiz internet erişimi sağladıklarını belirtti. Erdoğan, "Çocuklarımızın internetle eğitim almasının altyapısını biz hazırladık. Bize kimse bu konuda ders veremez. Bu işi yapan biziz. Bu adımları atan biziz, bu yatırımları yapan biziz" şeklinde konuştu.
Şu ana kadar 63 bin tablet bilgisayar dağıttıklarını anımsatan Erdoğan, gelecek haftalarda 600 bini aşkın tablet bilgisayar dağıtacaklarını, bütün hazırlıkların tamamlandığını söyledi. Dağıtım töreni yapacaklarını bildiren Erdoğan, "Şimdi bu hafta bu 600 binlik paketin 100 bin bilgisayarını inşallah dağıtıyoruz. Önümüzdeki bir ay içinde de 675 bin tablet bilgisayarı inşallah çocuklarımıza dağıtmış olacağız" dedi.
"Allah aşkına internetin, özgürlüklerin karşısında olsak bunları yapar mıydık?" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ama her şeyi herkesin görmesi lazım. Şu anda sadece Türkiye'de değil, başta AB ülkeleri ve ABD olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde siber zorbalık adı verilen çok ciddi bir sorun var. İnternette görüntüleri çekilip yayımlanan, bundan dolayı intihar edenler, cinayet işleyenler var. Başta AB ve ABD olmak üzere birçok ülkede internetle ilgili düzenlemeler var. Daha yakın zamanlarda ABD'de biliyorsunuz twitter üzerinde 'Amerika'yı yerle bir edeceğiz' diye şaka yollu mesaj atan iki İrlandalı geceyi cezaevinde geçirdiler, ardından da hemen sınırdışı edildiler. İnternet üzerinden dolandırılanlar var, internet üzerinden tacize uğrayan çocuklar var. Her türlü ahlaksızlığın, edepsizliğin, dolandırıcılığın fırsat kolladığı, siber zorbaların cirit attığı bir internet dünyası var. Her ülkede de bu saldırılara karşı alınmış tedbirler var.
Türkiye'de siber zorbalığın bir türü de işte kaset siyasetidir. Biz yeni düzenlemeyle buna karşı mücadele veriyoruz. Çocuklarımızı, gençlerimizi korumanın yanında özel hayatı, mahremiyeti korumanın yanında siyaseti ve milli iradeyi ağır bir tehditten korumaya çalışıyoruz. Hedefimiz budur. Aklı olan, vicdanı olan en önemlisi de evde küçük çocuğu olan hiçbir insan bu düzenlemeye karşı çıkmaz, çıkamaz. Hele hele CHP gibi MHP gibi siber zorbalığın acısını çekmiş partiler böyle bir düzenlemenin karşısında duramaz. Eğer duruyorlarsa biliniz ki orada bir başka sebep vardır, bir başka tehdit vardır. CHP'nin, MHP'nin üzerindeki o tehditi de biz kaldıracağız. Biz AK Parti siyasetine değil, Türkiye siyasetine güç kazandırmanın mücadelesini veriyoruz. Bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Biz bugün iktidarız, olur ya yarın olmayabiliriz. Millet bize 'bu makamları ehline teslim edin' dediğinde bir an bile tereddüt etmez, bu makamları eğer emaneti farklı birilerine vermenin sandıkta neticesi ortaya çıkıyorsa sahibine teslim ederiz. Bizim yolumuz bu. Ama bu emanet bizde olduğu müddetçe milli iradeyi, demokrasiyi, özgür siyaseti sonuna kadar savunmaya, güçlendirmeye devam edeceğiz. Sadece kendimiz, neslimiz için değil, Türkiye'nin geleceği için, istikbali ve istiklali için gözümüzü kırpmadan mücadele edeceğiz."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülke artık kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla yönetilemez. Bu ülke artık faiz lobisi, medya lobisi, sermaye lobisi tarafından idare edilemez. CHP'nin, MHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. Gizli görüntü kayıtları, gizli ses kayıtları CHP'yi de MHP'yi de esir almıştır" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhuriyet tarihinde hatta yüzlerce asırlık tarihte milli iradenin ilk kez bu ölçüde karar süreçlerine AK Parti döneminde yansıdığını söyledi. Tarihte ilk kez milli iradenin bu kadar güçlendiğini, milletin bu kadar karar süreçlerine hakim duruma yükseldiğini anlatan Erdoğan, AK Parti'nin dik duruşu sayesinde milletin tarihinde ilk kez bu ölçüde devletiyle buluştuğunu, devletle kucaklaştığını, ilk kez bu ölçüde iradenin, sözün, mührün kendisinde olduğunu hissettiğini kaydetti.
"Dikkat edin arkadaşlar, bu durum birileri için elbette yenilir yutulur bir durum değildir" diyen Erdoğan, asırlardır ötelenen, itelenen, insan yerine konulmayan, hali hatırı sorulmayan, fikrine, kararına, hissiyatına başvurulmayan milletin, ilk kez AK Parti döneminde tam anlamıyla iktidara geldiğini vurguladı. Bu durumu birilerinin bir türlü içine sindiremediğini anlatan Erdoğan, "Oysa geçmiş çok güzeldir. Şurada 11 yıl öncesine kadar hükümetleri sermaye kuruyor, sermaye yıkıyordu. 11 yıl öncesine kadar medya, bu ülkede hükümetlerin bile üzerinde fonksiyon icra ediyordu. 11 yıl öncesine kadar millet kaybediyor, bir avuç mutlu zümre ise kazandıkça kazanıyordu. İşte biz bu çarkı bozduk. Bu kirli çarkın dişlerini kırdık. Bu kara düzeni, bu adaletsiz, dengesiz, istikrarsız tezgahı biz alt üst ettik. Elbette bunu sindiremiyorlar, elbette bunu kabullenemiyor, hazmedemiyorlar" dedi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
