2013-04-10 - 15:07
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. AK Parti, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, "4. Yargı Paketi" olarak bilinen, İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 8. maddesi üzerinde değişiklik önergesi verdi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, Türk Polis Teşkilatı'nın 168. kuruluş yıl dönümü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşmada, Türk polis teşkilatının 168 yıldır köklü bir teşkilat olarak üstüne düşen görevi büyük bir titizlikle ve fedakarlıkla yerine getirdiğini söyledi.

Teşkilatın, vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlayabilmek için her geçen gün kendini yenileyerek çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Köksal, polis teşkilatının kendi içinde de yenilendiğini, polislerin yüzde 85'nin üniversite mezunu haline geldiğini kaydetti.

Polislerin insan haklarına saygılı bir şekilde çalıştığını, suçludan delile değil delilden suçluya gittiğini ifade eden Köksal, ''Bir taraftan terörle mücadele ederken, diğer taraftan asayiş, uyuşturucu, organize suçlar ve trafik konularında hizmetlerini sürdürmektedir. Gece gündüz demeden, zaman kavramı olmadan çalışmaktadır'' dedi.

Köksal, polis teşkilatının en güvenilir kurumlar arasında sayıldığını ifade ederek, polislerin çalışma şartları ve özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda İçişleri Bakanlığı bünyesinde çalışma yürütüldüğünü belirtti.

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan da Türk Polis Teşkilatının 168. kuruluş yıl dönümü nedeniyle gündemdışı konuştu.

Polislerin ülkenin huzur ve güvenliği için gerektiğinde canını dahi verdiğini kaydeden Türkkan, polislerin hizmetlerinin karşılığını alamadığı gibi, iktidar tarafından yıllardır boş vaatlerle kandırıldığını, özlük haklarının düzeltileceği vaadinin verildiğini ancak bunun yapılmadığını iddia etti.

Türkkan, ''Polisler haftada 72 saat çalışmakta, çoğu zaman istirahatta iken bile çağrılmaktadır. Fazla çalışmasının karşılığını da alamamaktadır'' dedi.

Birimler arasında ciddi adaletsizlikler ve atama konusunda sorunlar yaşandığını savunan Türkkan, ''Kendisine ve ailesine zaman ayıramamakta ve psikolojisi bozulmaktadır. Bu zor durumlar onları intihar noktasına getirmiş ve son 10 yılda birçok polis intihar etmiştir. Polis mutsuzdur ve huzursuzdur. Bir insan emekli olup iyi bir hayat yaşamak ister ama polisler emekli olmaktan korkmaktadır, çünkü maaşları yarı yarıya düşmektedir'' diye konuştu.

Türkkan, polislerin orantısız güç kullanımı nedeniyle eleştirildiğini, kullandıkları biber gazları ve tazyikli suların insan hayatını tehdit eder hale geldiğini söyledi. ''Polisin uyguladığı orantısız gücün sorumlusu tam bir polis devleti yaratan AKP Hükümeti'dir'' diyen Türkkan, polisin görevini yaparken karşısındaki kişinin insan olduğunu unutmaması gerektiğini bildirdi.

Yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ile CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, polis teşkilatının 168. kuruluş yıl dönümünü kutladı.

CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu da gündemdışı konuşmasında, maaşlarını alamadıkları için kurumlarından ayrılmak zorunda kalan Fiskobirlik personelinin mağduriyetini gündeme getirdi.

Gündemdışı konuşmaların ardından ön sıralara doğru gelen CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, AK Parti'nin, çözüm sürecine yönelik Meclis araştırması açılmasına ilişkin grup önerisinin dünkü görüşmelerinde yaşanan tartışmayla ilgili ısrarla söz istedi.

Genç'e söz vermeyen TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ''Söylediklerinize dikkat edin, tazminatı ödersiniz'' uyarısında bulundu.

Yakut, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde dün Real Madrid'i 3-2 yenmesine rağmen kupadan elenen Galatasaray ile ilgili ''Bize buruk bir sevinç yaşatan Galatasaray'ı tebrik ediyoruz'' dedi.

AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, polislerin daha çözülmesi gereken sorunları olduğunu, ancak tazminatlarında düzenlemeler yapıldığını, ek ödemeler getirildiğini ve emniyet mensuplarının askerlikten muafiyetinin sağlandığını söyledi.

MHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için emniyet mensuplarının sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulu'nda bugün görüşülmesi önerisi getirdi.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, emniyet teşkilatının 168 yıldır milletin huzuru için fedakarca görev yaptığını dile getirerek, polislerin bu fedakarlık karşısında ciddi sorunları olduğunu ifade etti.

Emniyet mensuplarının sorunlarının başında özlük haklarının geldiğini belirten Erdoğan, polislerin maaşlarının taban maaş yerine tazminat olarak ödenmesinin, emekli aylığının önemli ölçüde düşmesine neden olduğunu kaydetti. Erdoğan, emekli polislerin çok mağdur olduğunu ve zor şartlarda yaşadığını dile getirdi.

Polislerin sendikalı olması ve örgütlenmesinin engellendiğini anlatan Erdoğan, sendika kurmak isteyenler hakkında soruşturma açıldığını ve meslekten ihraç edildiğini söyledi.

Polis memurlarına ikinci şark hizmeti getirildiğini belirten Erdoğan, ''Hiç şarka gitmeyen 7 bin polis memuru varken, 18 bin polis memuruna ikinci şark tebliği yapılmış. Bu adaletsizlik'' dedi. Erdoğan, atamalarda ayrımcılık yapıldığını da iddia etti.

Son günlerde polisi yıpratan olaylar yaşandığını ifade eden Erdoğan, ''Polis her şeyi siyasi iradenin takdiriyle yapıyor. Diyarbakır'da Türk bayrağının olmadığı, İstiklal Marşı'nın söylenmediği yerde polis hiçbir şeye müdahale etmedi. Vatandaş polisi suçluyor. Kızılay'da yürüyen memura depodaki biber gazı bitene kadar gaz sıkılıyor, tankerlerdeki su, bitene kadar sıkılıyor. Bu polisin işi değil, iktidarın tasarrufudur'' diye konuştu.

AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy ise hizmet birimlerinin modernize edildiğini ve son teknolojiyle donatıldığını söyledi.

Karakollarda kötü muamele döneminin büyük ölçüde kapandığının altını çizen Ersoy, bunun başarılması için hukuk içinde mücadele yöntemini benimsettiklerini belirtti. Karakolların içinin de kameralarla donatıldığına dikkati çeken Ersoy, ''Bugün tek tük şikayetler olabiliyorsa da koyduğumuz o kameralar sayesinde bu tespitler yapılabiliyor. Hem yargı hem idare o delillerle gereğini yerine getirebiliyor'' dedi.

Polislerin çalışma şartlarını iyileştirici düzenlemeler yaptıklarını anlatan Ersoy, personel sayısının 250 bine yaklaşmasıyla çalışma saatlerinin 36 ilde 8/24 olarak değiştiğini, personel sayısındaki artış ilerledikçe uygulamanın bütün illeri kapsamasının hedeflendiğini ifade etti.

Ersoy, emniyet mensuplarının tazminatlarında düzenlemeler yapıldığını, ek ödemeler getirildiğini, polis emniyet mensuplarının askerlikten muafiyetinin sağlandığını vurguladı.

Ortalama polis maaşının AK Parti iktidarında 665 liradan 2 bin 425 liraya yükseldiğinin altını çizen Ersoy, polislerin çözülmesi gereken önemli sorunları olduğunu, Türkiye'nin güçlendikçe polislerin de diğer meslekler gibi şartlarının iyileşeceğini dile getirdi.

CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu, hükümetin 2007 seçimi öncesinde polislere verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü.

Gaz bombasının silah sınıfında kullanılması için verdiği kanun teklifinin üzerinden neredeyse bir yıl geçtiğini anlatan Kesimoğlu, ''Tazyikli su derseniz sıkar, 'gaz bombası at' dersen atar, copla dersen coplar, topla dersen toplar. vatandaşla yüz yüze olan o. Hükümetin emrini uygulayan, her kötü olayda okkanın altına giden o. Polisi halkın önüne atmayın'' diye konuştu.

Meydanlarda polislerle çok karşı karşıya geldiklerini ve tazyikli sular, gaz bombaları yediklerini belirten Kesimoğlu, ''Bunların sorumlusu olarak polisi suçlamıyoruz. Bunların sorumlusu hukuk dışılığı, baskıyı adet haline getiren AKP hükümetidir'' dedi.

CHP de Romanlar'ın sorunlarının araştırılmasına ilişkin grup önerisini genel kurula getirdi.

Önerinin lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Romanların Türkiye'de ikinci sınıf vatandaş olduklarını iddia ederek, ''En az eğitim alan, işsiz kalan, en sefil olan, barınma hakkı olmayan insanlardır'' dedi.

Çelebi elinde tuttuğu çiçeği göstererek, ''Bu çiçeği her yerde karşımıza getiren Roman yurttaşlarımın önünde saygıyla eğiliyorum ve bu çiçeği onların adına kürsüye bırakıyorum'' diyerek çiçeği kürsüye bıraktı.

BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Romanlar'ın sorunlarının araştırılması için araştırma komisyonu kurulması gerektiğini söyledi.

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Romanların, ''dağdaki teröriste sahip çıkan devlet, biz Romanlara sahip çıkmadı'' diye serzenişleri olduğunu iddia ederek, Romanlar için de açılım yapıldığını ancak hiç bir işe yaramadığını kaydetti.

Türkkan, Romanlar'ın kentsel dönüşümün en büyük mağdurları olduğunu ifade ederek, Romanlar'ın eğitim sorunlarının da acil olarak giderilmesi gerektiğini kaydetti.

AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, Romanlar için yapılanları anlattı. Bin 500 Roman vatandaşın istihdam edildiğini belirten Kaynarca, Romanlar için 25 bini aşkın konutun yapılmasının hedeflendiğini, bu konutlar tamamlandığında, Romanlar'ın barınma ihtiyacının giderilmiş olacağını söyledi.

Müzakerelerin ardından, CHP ve MHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 4. Yargı Paketi'nin Türkiye'nin insan hakları ve ifade özgürlüğü karnesini olumlu etkileyecek önemli düzenlemeler içerdiğini söyledi.

Kamuoyunda ''4. Yargı Paketi'' olarak bilinen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşülmesine TBMM Genel Kurulu'nda başlandı.

Tasarının tümü üzerinde konuşma yapan Adalet Bakanı Ergin, Türkiye'nin, Rusya'dan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) aleyhinde en çok başvuru yapılan ve ihlal kararı verilen ülke olduğunu kaydetti.

Ergin, 31 Ocak 2013 itibarıyla AİHM'de Türkiye'ye karşı yapılan başvuru sayısının 16 bin 700 olduğunu ve bu sayının AİHM'e yapılan toplam başvuruların yaklaşık yüzde 13.2'sini oluşturduğunu belirtti. Sadullah Ergin, 1959'dan bu yana Türkiye aleyhine 2 bin 521 ihlal kararı verildiğini ifade etti.

AİHM kararlarının bağlayıcı olduğuna ve denetlendiğine işaret eden Ergin, Türkiye aleyhine verilmiş ve icra edilmeyi bekleyen bin 857 karar bulunduğunu söyledi.

Bu tablonun değiştirilmesi için son dönemde kararlı bir şekilde kapsamlı çalışmalar yapıldığını dile getiren Ergin, son iki yılda 3 yargı paketi çıkarıldığını anlattı.

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonu'na yapılacak başvurularla AİHM'de görülen 4 bin civarındaki dosyanın gündemden düşürülmesinin beklendiğini ifade etti.

Yargı alanındaki gelişmelerin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından olumlu karşılandığını dile getiren Ergin, komitenin uzun yargılama nedeniyle geliştirilmiş usulde Türkiye'yi denetlediği 277 kararı, 3 Mart'tan itibaren standart usulde denetlemeye başladığını belirtti. Ergin, ''Bu, Türkiye'de yargılamanın uzun sürmesine neden olan yapısal ve sistematik sorunlara ilişkin önlemlerin alındığının kabulü anlamına geliyor'' dedi.

Ergin, tasarıyla özgürlük ve güvenlik hattının iyileştirilmesi, ifade ve basın özgürlüğünün geliştirilmesi, adli yardım sisteminde iyileştirmeler yapılması başta olmak üzere 7 yasada değişiklik yapıldığını söyledi.

Tasarının öngördüğü değişiklikler hakkında bilgi veren Ergin, Türkiye aleyhinde verilen ihlal kararlarının önemli kısmının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinden kaynaklandığını anlattı.

İfade özgürlüğünün, AİHS'de korunan en temel haklardan olduğuna dikkati çeken Ergin, ''Toplumun ürettiği ortak iyiye saldırı, toplumsal güvenliğe yakın ve somut tehlike oluşturmadığı sürece her fikre, her inanışa, her düşünceye en geniş ifade zemini sağlanmalıdır. Demokrasi fikrinin, ifade özgürlüğü talebinin olabildiğince dar, güvenlik ihtiyaçlarının ise belirsiz genişlikte ele alınmasına tahammül yoktur'' diye konuştu.

Ergin, Türkiye'nin ağırlıklı olarak geçmişin yasal ve yapısal sorunlarından kaynaklanan ifade özgürlüğü alanındaki olumsuz görünümünün üzüntü verici olduğunu dile getirerek, bu alanda son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini söyledi. Bu çerçevede Basın Kanunu'nun yenilendiğini, radyo ve televizyonların dilinin özgürleştirildiğini anlatan Ergin, başta Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi olmak üzere ifade özgürlüğü önünde engel olduğu düşünülen çok sayıda maddenin gözden geçirildiğini ifade etti.

Terörle Mücadele Kanunu'nda (TMK) yapılması öngörülen değişikliklerden de bahseden Ergin, tasarıyla terör örgütlerinin her bildiri ya da açıklamasının değil, cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren, bu yöntemleri öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamaların basılması ve yayınlanmasının suç olarak kabul edildiğini anlattı.

AİHM'nin, TMK'da terör örgütünün propagandasına ceza öngören düzenleme nedeniyle Türkiye hakkında çok sayıda ihlal kararı verdiğine dikkati çeken Ergin, ''Yapılması öngörülen düzenlemeyle propaganda, terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya bu yöntemleri övecek, başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması durumunda suç olarak kabul edilecektir. Böylece suçun unsurlarının daha somut hale getirilmesi ve ifade özgürlüğü alanında AİHM standartlarıyla uyum sağlanması amaçlanmaktadır'' dedi.

Ergin, Türk Ceza Kanunu'nda da aynı çerçevede değişiklik yapıldığını kaydetti.

AİHM'nin, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) yargılamanın yenilenmesini öngören 311. maddesinden kaynaklanan Türkiye aleyhinde 221 ihlal kararı verdiğine dikkati çeken Ergin, talep ettiği halde yargılaması yenilenmeyen 221 dosyadaki kişilerin yeniden yargılanmasının yolunun açılacağını söyledi. Ergin, böylece 221 dosyanın AİHM'de gündemden düşeceğini ve Türkiye'nin elinin rahatlayacağını ifade etti.

Türkiye'nin AİHM tarafından tespit edilen eksiklikleri gidermedeki kararlılığını gösterdiğini vurgulayan Ergin, şöyle devam etti:

''Ülkemizin bireysel başvuru yolunu çoğu taraf ülkeden daha erken tarihte açarak, Konsey'in oluşturduğu bölgesel koruma sistemi içinde yer alma cesaretine karşı, insan hakları pratiğinde ağırlıklı olarak yapısal sorunlardan kaynaklanan sıkıntılar yaşadığı bilinen gerçektir. Ancak Türkiye'nin olumsuz görünümünü değiştirmek, temel hak ve özgürlükleri en geniş hukuki korumaya kavuşturmak için güçlü bir irade sergilediği de bilinmektedir. Ülkemizin son yıllarda hız kazanan yapısal dönüşümü, hayat bulan reformlar bu irade temelinde şekillenmiştir.

Uluslararası sözleşmeler veya yükümlülükler, gelişen çağdaş standartlar ve toplumsal değişim paralelinde yükselen talepler, demokrasi ve özgürlükler alanında ülkemizi hep daha ileri adımlar atmaya sevk etmiştir. Bugün görüşmeye başladığımız tasarı, bu adımların bir parçasıdır. Yasalaşması halinde Türkiye'nin insan hakları ve ifade özgürlüğü karnesini olumlu etkileyecek önemli düzenlemeler içermektedir. Bazı beklentileri karşılamadığı gerekçesiyle tasarıyı olumsuz karşılamak, içerdiği önemli düzenlemeleri görmezden gelmek doğru olmadığı gibi, içi boş olduğu eleştirileri de insaflı ve gerçekçi değildir. Bu tasarı, ülkemiz hakkında AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının değerlendirilmesiyle şekillenmiş, içeriği ve amacı bu doğrultuda belirlenmiştir.''

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, "Abdullah Öcalan da Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye'de 90 yılık Cumhuriyeti yıkıp yerine federal bir yapı kurmak üzere ittifak içerisine girmişlerdir" iddiasında bulundu.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, kamuoyunda "4. Yargı paketi" olarak bilinen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, gruplar söz aldı.

CHP Grubu adına konuşan Tezcan, her yargı paketinde sorunların biriktiğini, hiçbirine çözüm bulunmadığını, bu tasarıda da temel problemleri çözmek yerine 5. yargı paketi beklentisi yaratıldığını savundu.

Türkiye'nin ciddi yargı reformuna ihtiyacı olduğunu belirten Tezcan, Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğünün bulunmadığını savundu.

Tezcan, en temel demokratik hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan öğrenciler, konser bileti satan öğrenciler ve sendikacıların terör örgütü üyesi olarak gözaltına alındığını, yargılandığını ifade ederek, "Öyle bir iklim yarattınız ki düşüncesini demokratik yollarla ifade etmek isteyen herkese terörist muamelesi yaptınız" dedi.

CHP'li Tezcan, dünyanın en fazla tutuklu milletvekili, avukat ve gazetecisinin bulunduğu ülkenin Türkiye olduğunu iddia etti.

Silivri yargılamalarının rehine pazarlığına dönüştürüldüğünü ileri süren Tezcan, "Yıllarca terörle mücadele etmiş askerleri, komutanları, gazetecileri, akademisyenleri, yurtsever olan kim varsa onları, terör örgütüyle rehine pazarlığında pazarlık unsuru yapmak için içeride bekletiyorsunuz" diye konuştu.

Tezcan, "Ergun Poyraz 'takunyalı Führer' diye kitap yazdı. Doğru değil mi, takunyalı Führer'e doğru gidiş yok mu-'' sorusunu yöneltti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan'ın aynı zamanda konuşarak, aynı şeyi farklı cümlelerle ifade ettiklerini iddia eden Tezcan, "Abdullah Öcalan da Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye'de 90 yılık cumhuriyeti yıkıp yerine federal bir yapı kurmak üzere ittifak içerisine girmişlerdir ama bu ittifak bu Meclis'ten icazet almayacaktır" diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarının ifade özgürlüğüne AİHM içtihatlarına uyum amacıyla hazırlandığının söylendiğini ifade ederek, "AİHM içtihatları ve ortaya koyduğu ilkeler kılıf olarak kullanılıp, müzakere ettiğiniz, mütarekeye vardığınız konularda terör örgütüne önden prim vermek için bu tasarıyı getirdiniz" dedi.

"Siz 11 yıldır iktidardasınız, AİHM içtihatlarına bugün mü vakıf oldunuz-" diye soran Bal, 4. Yargı Paketi'nin 3. Yargı Paketi ile birlikte konuşulmaya başlandığını kaydetti. Bal, "Ne kadar çok terör olursa o kadar çok taviz verirse insanları inandırdınız ki 3. paketten sonra bu paketi getirmek zorunda kaldınız" diye konuştu.

KCK operasyonlarından tutuklananların aklanmak istendiğini iddia eden Bal, PKK şehir örgütlenmesinin adliyenin elinden kurtarılmak istendiğini savundu.

"Daha önce yargıyı ele geçirenlerin nereye gittiği bellidir. Yarın sizin gideceğiniz yer de orasıdır" diyen Bal, tasarıyla PKK örgütünün propaganda yapmasının serbest bırakıldığını savundu.

BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, tasarının, düşünce özgürlüğünün önündeki engelleri ortadan kaldırmaktan uzak olduğunu ileri sürdü.

Yasaların, toplumsal sorunların ve ihtiyaçların giderilmesi, hak ve özgürlükler için, halk için yapılması gerektiğine, devletin menfaatlerini korumak için yapılmayacağına işaret eden Bozlak, tasarıda iyileştirmeler yerine ağırlaştırıcı maddeler olduğunu iddia etti. Bozlak, "Poşu, sarı kırmızı yeşil renklerden oluşan fular, şalvar bundan sonra suç olarak değerlendirilecektir" dedi.

**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ ****