2013-01-08 - 13:30
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Artık Türkiye terörle masaya oturmayı saklama ve gizleme gereği bile duymayan, bu yöndeki tepkilere aldırış dahi etmeyen vicdan ve hamiyet fukaralığıyla bire bir muhataptır. Başbakan Erdoğan çizmeyi aşmış, eşiği geçmiş ve bölücü terörün kanlı limanına hükümetini demirlemiştir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Artık Türkiye terörle masaya oturmayı saklama ve gizleme gereği bile duymayan, bu yöndeki tepkilere aldırış dahi etmeyen vicdan ve hamiyet fukaralığıyla bire bir muhataptır. Başbakan Erdoğan çizmeyi aşmış, eşiği geçmiş ve bölücü terörün kanlı limanına hükümetini demirlemiştir'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Öcalan ile görüşülmesini sert dille eleştirdi.

Konuşmasının başında Kozlu'daki maden ocağında hayatını kaybeden 8 madenciye Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa dileyen Bahçeli, kazanın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini söyledi.

Geçen yıl Türkiye'nin çözüm bekleyen sorunlarını aşabilmek adına kalıcı ve tesir düzeyi yüksek hiçbir hamle, hiçbir girişim yapılamadığını ifade eden Bahçeli, sıkıntıların arttığını, sorunların daha da ağırlaştığını savundu.

Hükümetin benimsediği siyasi tercihlerin kötü sonuçlara yol açtığını savunan Bahçeli, şöyle konuştu:

''Her şeyiyle ortadadır ki etrafı ateşle çevrilmiş, sınırları ihanetle çizilmiş, muhteviyatı boyun eğmeyle belirlenmiş kara ve ara bir dönemden geçen Türkiye Cumhuriyeti, devlet ve millet olarak çok ciddi beka sorunuyla karşı karşıyadır. Maruz kaldığımız menfur suikastın hedefi, Türkiye'nin milli birliği, milli güvenliği, milli varlığı ve bin yıllık kardeşlik hukukudur. Ülkemizi etnik tuzakların içine çekmek isteyen ve nereden bakarsak bakalım iki asrı aşan bir mazisi bulunan küresel oyun, plan, proje ve heveslerin AKP ile başını kaldırıp inisiyatif elde ettiği anlaşılmaktadır.

Damat Ferit lobileri, Sait Molla takipçileri, Şerif Hüseyin müttefikleri, Anzavur taraftarları, Seyit Rıza misyonerleri, Şeyh Said izcileri, Doğu Sorunu mucitleri, Mondros sevdalıları, işgal artıkları, isyan kalıntıları AKP'nin ampulünde toplanmış ve AKP'nin uyarıcı etkisiyle yattıkları kış uykusundan uyanmışlardır. Karlofça'dan Küçükkaynarca'ya, Sevr'den yıkım projesine kadar Türk ve İslam değerlerine karşı ne kadar hazım ve tahammül sancısı çeken varsa AKP ile hayat bulmuş, AKP ile gözlerini açmıştır. İşbirlikçiler sıra sıra dizilmiş, sömürge tahsildarları peş peşe takılmış, emperyalizmin uşakları saf saf hizalanarak AKP'de buluşmuştur.''

Bahçeli, Türkiye'nin dirliği ve birliğinin milliyetçilere emanet olduğunu ifade ederek, bu görevin kendileri için şeref meselesi olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin yıkılması ve milletin bölünmesi amacıyla üç aşamalı plan uygulandığını savunan Bahçeli, birinci aşamada PKK dayatmalarının hayata geçirilmesinin psikolojik alt yapısının hazırlanacağını, ikinci aşamada yasal düzenlemeler yapılacağını ve üçüncü aşamada anayasa değişikliklerinin gündeme taşınarak, mümkün olursa üniter yapının bozulacağını iddia etti.

Türkiye'nin bu yükü taşımaya artık mecali kalmadığını dile getiren Bahçeli, ''Bu noktaya adım adım nasıl gelindiği hakkında herkes dürüst bir vicdan ve akıl muhasebesi yapmak durumundadır. Türkiye'nin geleceğinin kurtarılmasının her şeyden önce buna bağlı olduğu unutulmamalıdır'' dedi.

Yeni yılın ilk günlerinden itibaren Öcalan'ı odağına alan yeni bir müzakere ve mütareke arayışı başladığını anlatan Bahçeli, ''AKP hükümeti PKK'nın paçasından tutmuş, çekim alanına kapılmış ve bir kez daha niyet ve tarafını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlamıştır'' diye konuştu.

''Artık Türkiye'nin terörle masaya oturmayı saklama ve gizleme gereği duymayan, bu yöndeki tepkilere aldırış dahi etmeyen vicdan ve hamiyet fukaralığıyla muhatap olduğunu'' söyleyen Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan çizmeyi aşmış, eşiği geçmiş ve bölücü terörün kanlı limanına hükümetini demirlemiştir. İmralı canisi, Kandil'deki çetesi, peşmerge başı ve Başbakan pazarlık masasına oturarak Türk milletinin geleceği hakkında kumar oynamaya başlamışlardır'' dedi.

Demokratik açılım sürecinin başarısızlıkla sonuçlandığını, daha sonra Oslo görüşmelerine geçildiğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Parti olarak İmralı canisiyle görüşmeleri ilk defa gündeme getirdiğimizde Başbakan sinir küpüne dönmüş, ağzına ne geliyorsa bize hakaret olarak sıralamıştır. Kendisi, 22 Ağustos 2010 günü Kayseri Cumhuriyet meydanındaki konuşmasında 'Bizim PKK ile bir araya geldiğimizi söyleme şerefsizliği yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir' demiştir. Bir sonraki gün katıldığı bir programda ise Kayseri'deki konuşmalarını inkar edercesine İmralı ile görüşmeleri kabul etmek durumunda kalmıştır. Bir suçlunun telaşıyla sorumluluğu kendisinden uzaklaştırmak adına, Türk siyasetine yeni bir yorum getirmiş ve 'biz hükümet olarak görüşmüyoruz, devletin istihbarat örgütleri görüşüyor' diyerek korkudan ve çekindiğinden dolayı devleti sorumlu ilan etmiştir. 2 Eylül 2010 tarihinde ise 'devletin sürekliliği var, bizden önce de İmralı ile görüşüldü' mazeretlerine sığınmayı tek çare olarak görmüştür. Ne ilginçtir ki, iki gün sonra bu kez de partisinin İstanbul'daki açık hava toplantısında şahsımı ve partimizi hedef alarak, 'iddia sahibi, iddiasını ispatla mükelleftir. Benim veya arkadaşlarımın masaya oturduğunu ispat edemezseniz şerefsizsiniz' kabalığını ve kalitesizliğini göstermiştir.

Allah büyük ve adaletlidir. Doğrunun, hakkın ve haklının yanındadır. Yalancının mumu her zaman yatsıya kadar yanmış, gizli kapaklı işler kimseyi mutlu etmemiş, pinokyoluk kimseye fayda sağlamamıştır.

İmralı canisiyle görüşme ve müzakereler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıktığına göre şerefsiz kimdir- Şerefsizlik kimin payına ve hanesine düşmüştür- Şeref dersinden sınıfta çakmışların, her defasında ikmale kalmışların Türk milletinin ve devletinin şerefini sahiplenmesi nasıl mümkün olacaktır- Böylesi bir paradoksun içinden nasıl çıkılacak, batan şeref teknesi bölücülük ummanından nasıl çıkarılacaktır- Sayın Başbakan, gelin önce bonusuyla birlikte epey biriken şu şeref bahsinin üzerinde duralım ve açıkta kalan şerefsizlik hesabını artık açılmamak üzere kapatalım. Böylece hak yerini bulsun, bizim payımıza gecikmiş iade itibarı, sana da yüz kızarıklığı ve bir özür dileme borcu düşsün.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İmralı ile yürütülen görüşmelerle ilgili olarak, ''Müzakere ve müzakereden sızan başlıklar ihanetin daniskası değildir de nedir? Türkiye'nin çökmesi, Türk milletinin parçalanması için daha ne yapılacak, daha neler uygulamaya koyulacaktır?'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın terör örgütüyle konuşmayı siyaset zannettiğini söyledi.

Erdoğan'ın ''Terörle mücadele, siyasetle müzakere'' sözleriyle terör örgütünün bir numaralı failini siyasetçi mertebesine çıkardığını savunan Bahçeli, ''Hükümetin İmralı'ya boyun eğmesi, İmralı'daki bebek katilinden sözde çözüm ve barış adına medet umması tarifi çok zor olacak bir travma ve alçalma halidir. AKP, 30 bin kişinin kanını elinde taşıyan bir terör mahkumundan insaf, merhamet ve icazet beklemektedir'' diye konuştu.

Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Öcalan ile yapılan görüşmelerde anadil eğitimindeki zamanlamanın, Anayasa'da Türk kavramının tasfiyesi ve Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınmasının, KCK tutuklularının salıverilmesinin, yerel yönetimlere özerkliğin ve Öcalan'ın hapishane şartlarının düzeltilmesinin müzakere edildiğini anlatan Bahçeli, şunları söyledi:

''Yani Türkiye'nin bölünmesi, federasyona dönüşmesi, PKK'nın affı, İmralı canisinin önce eve, sonra da özgürlüğüne kavuşması aşama aşama gerçekleştirilecektir. Bu gelişmelerin hakimiyet ve hürriyetimize en kesif darbe olduğunu görmek istemeyenlerin, Kandil'in İmralı'ya racon kestiğini hayasızca dile getirmeleri ise şüyuu vukuundan beter bir saptırma olarak belirmiştir. İmralı canisine ses çıkaramayan, karşı gelemeyen, hatta toz kondurmayan küçük beyinlerin, asıl meydan okumanın büyük milletimize olduğunu görememeleri kendi fıtratlarıyla son derece münasiptir.

Palavracılar, tufeyliler, yanar dönerler işbaşı yapmış, müzakereleri masumlaştırmaya soyunmuşlardır. Taklit akıl ve transfer metotlarla tepki ve direnişleri törpüleyeceklerini hesaplaşmışlar, fakat yanlış hesabın milliyetçi hareketten döneceğini tahmin edememişlerdir. Üstelik bir de partimizin İmralı müzakerelerine destek olması gerektiğini söyleyecek kadar zeka ve basiret yoksunu olduklarını ispatlamışlardır. Ama hala bir şansları vardır. Ne zaman ki okyanuslar kuruyup çöle dönerse, belki o zaman bu dilekleri gerçekleşebilecek ve aradıklarını bulabileceklerdir.

Şimdi sorarım sizlere, müzakere ve müzakereden sızan başlıklar ihanetin daniskası değildir de nedir- Türkiye'nin çökmesi, Türk milletinin parçalanması için daha ne yapılacak, daha neler uygulamaya koyulacaktır? Peki, şehitlerimiz boşa mı mücadele etmiş, analarımız boş yere mi evlatlarını kaybetmiştir? Bundan sonra sınırda nöbet bekleyen, dağda devriye gezen ve vatan ve bayrak müdafaasını her türlü olumsuz şartta yapan Mehmetçiğe, polise, korucuya ne diyeceğiz, neyi bahane olarak ileri süreceğiz- Recep Tayyip Öçalan'la, Abdullah Öcalan ve arkalarında duran küresel yardakçıları bölünmemizi, ayrılmamızı buyurdular, ne yapalım buna rıza gösterin mi diyeceğiz? Silahlar sussun, eller tetikten çekilsin, barış güvercinleri uçsun, operasyonlar dursun, çözüm olsun, kan akmasın diyen bir eli yağda, bir eli balda PKK elçileri, millet hasımları, insanlık kaçkını yandaş kalemşor sefiller böyle yazdı, böyle istedi ve böyle talep etti, ne yapalım mı diyeceğiz?

Lütfen söyleyiniz, her karışı kefensiz yatan yiğitlerle dolu olan son vatanımızı bundan sonra nasıl ayakta tutacağız? Her dağa çıkan eninde sonunda Türkiye'yi esir alacaksa, düzeni, güvenliği, hukuku ve devlet umurunu nasıl koruyacağız ve bu coğrafyada millet olarak ne şekilde var olacağız?''

Olan bitenin Türk milletinin başına gelebilecek en büyük bela olduğunu iddia eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Daha düne kadar idamdan bahseden sen değil miydin- 2007 tarihinde Erzurum'dan attığım urganı beş yıl sonra Ankara Kızılcahamam'da kapan sen değil miydin? Kısa süre öncesine kadar teröristlerle kucaklaşan BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmaktan bahseden yine sen değil miydin? 'Ben olsam asardım' dediğinle bugün yanak yanağasın, kucak kucağasın ve fiili eşbaşkanlık içindesin. Ne değişmiştir de dün ak dediğine bugün kara, dün eğri dediğine bugün doğru, dün öyle dediğine bugün böyle demektesin? Başbakan'ın kafasına kimler girmiş, başkanlık vaadiyle aklını kimler çelmiştir? Kendisini Başkan, İmralı canisini de sözde Kürdistan'a baş mı yapacaktır?

Kimliği defolu, zihniyeti küflü, millet bilinci sorunlu, milliyet sevgisi noksan olanlar birleşmiş ve İmralı'da buluşmuştur. Başbakan ve partisi Türkiye Cumhuriyeti'ne misilleme yapmakta, 'ben de olsam dağa çıkardım' ifadeleriyle intikam almaktadır. PKK terörü ve İmralı canisi Türk milletinden ve Türk devletinden hınçla bedel istemekte, diyet ödetmek için ellerini ovuşturmaktadır.

Anamuhalefet partisi CHP, 'komşuda pişer bize de düşer' mantığıyla AKP ve PKK'nın ihanet yarışına sözüm ona kredi açarak, 'ön yargılı değiliz' diyerek rol kapmaya çalışmaktadır. BDP ise tecridi kaldırılan terörist başıyla huşu içinde görüşmekte, saçlarının ve bıyıklarının beyazladığını ifade ederek insani bir portre çizmeye kalkışmaktadır. Milletimizin yakından tanıdığı Urfalı bir türkücü bile sanal ortam vasıtasıyla, insan sevdalısı bir sanatçı olduğunu ileri sürerek, özlediği barış yolunun önüne hendek değil, köprü kurulmasını istemektedir. Bu köprünün altından şehit kanı aktığını, karşı tarafında ise Kandil ve İmralı olduğunu ya anlamamakta ya da anladığı halde bundan bozuk zihniyeti gereğince gocunmamaktadır.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sorumluluğu devlete atmaya çabaladığını savunan Bahçeli, ''Sayın Başbakan, merak etmekteyiz ki, sen muz cumhuriyetinin mi başbakanısın- Yoksa Patagonya'dan mı geldin, Tanzanya'dan mı göç ettin- O halde başbakanlık görevinden hiç bahsetmemen ve hemen evinin yolunu tutman en iyi ve mantıklı çıkar yol olacaktır'' dedi.

Bahçeli, MHP için çözümün ve çarenin belli olduğunu belirterek, bunu, ''Önce PKK'nın tüm militanları silahlarıyla birlikte teslim alınacak veya teslim olacaklardır. Sonra haklarında Türk adaletinin vereceğe hükme razı geleceklerdir. Böylelikle Türk milletine yapılan saldırılar, ihanetler cezasız bırakılmayacaktır'' şeklinde ifade etti.

Terörle mücadelenin, örgütün son militanının tesirsiz hale getirilmesine kadar sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Kandil, Barzani ve İmralı Türk milletinin azametiyle sarsılmalıdır. Aksi halde iblise ruhunu ve fikrini ipotek ettirenler zafer kazanacak ve şehitlerimizin kemikleri Allah muhafaza ama, böyle giderse sızlayacaktır. Vatan evlatlarının kanının yerde kalmasına, kardeşliğimizin bozulmasına ve milletimize bölünme zehri içirilmesine tahammülümüz yoktur. Bölücülük biberonundan kana kana içen süt kardeşlerin galibiyet çığlığı atmalarına müsamahamız ve iznimiz asla olmayacaktır.

Madem İmralı'ya ziyaret sıklaşmıştır, değil mi ki terörist başına gitmek kutsanmıştır; bu durum karşısında İmralı'daki terörist sizin olsun. Bilininiz ki ben de Silivri'ye gidip, terörist olmakla ve terör örgütü kurmakla suçlanan, bize göre de terörle mücadelede tarihi vazife üstlenen ve bu konuda eşsiz hizmetleri bulunan 26. Genelkurmay Başkanımız'ı ziyaret edeceğim ve onunla Allah'ın izniyle kısa süre içinde kucaklaşacağım.''

Ekonomideki son gelişmelere de değinen Bahçeli, zamların ve her vergi artışının, şikayetleri ve perişanlığı genişlettiğini ifade etti.

Bahçeli, ''AKP hükümeti işin kolayını bulmuştur. Bütçe açık mı veriyor, zamma yüklenmiş, cari denge alarm mı veriyor, tüketime kabahat bulmuş, ekonomik büyüme mi düşüyor neredeyse derin devlete suç atfetmiştir'' dedi.

Yeniden değerleme oranı sonucu fiyatı değişen ürünlerden örnekler veren Bahçeli, rakam ve oranlar ne olursa olsun, milletin pahalı yediğini, pahalı içtiğini ve pahalı gezdiğini söyledi.

Bahçeli, bu yılın ilk altı aylık süresi için belirlenen asgari ücret miktarının 774 lira olduğunu anımsatan Bahçeli, ''Bu demektir ki beş milyona yakın vatandaşımız aç, sefil ve çaresizliğe bu yılda mahkum kalacaktır. Simit hesabıyla ekonomi tahlili yapan Başbakan Erdoğan artık simidi bile asgari ücret alan insanımızdan çok görür bir hale gelmiştir'' diye konuştu.

Bu arada Bahçeli, grup toplantısının ardından gazetecilerin, Ergenekon Davası'ndan tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u ne zaman ziyaret edeceğine ilişkin soruyu, ''En kısa sürede ziyaret edeceğimi bilmenizi istiyorum. Gün vermeye gerek yoktur. Şartlar müsait olduğunda, en kısa zamanda Allah'ın izniyle orada olacağım'' diye yanıtladı.