2013-12-17 - 10:21
2014 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı ve bağlı kurumların 2014 yılı bütçeleri üzerinde görüşmeler başladı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı ve bağlı kurumların 2014 yılı bütçeleri üzerinde görüşmeler başladı.

Bütçeler üzerinde ilk sözü AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak aldı.

Genel Kurul'da bugün, 2014 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Tasarısı'nın ilk 7 maddesi de görüşülecek.

K Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş, 21 CHP'li milletvekilinin de imzasının bulunduğunu bildiride, başörtüsünün kadın sömürüsünün en çarpıcı aracı olarak tanımlandığını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı ve bağlı kurumların bütçeleri üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Bütçeler üzerine söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın özellikle tesisleşme alanında ciddi bir atılım yaptığını, bir çok şehirde modern tesisler kurduğunu söyledi.

Bakanlığın, amatör spor kulüplerine de desteğini artırdığını anlatan Bak, 10 bin spor kulübüne 30 milyon liralık yardım sağlandığını kaydetti.

Okullardaki spor faaliyetlerine ağırlık verildiğini belirten Bak, spor branşlarının 21'den 31'e çıktığını dile getirdi.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, AK Parti iktidarları döneminde üniversite öğrencilerine yönelik önemli yatırımlar yapıldığını söyledi. Ulupınar, öğrenim kredilerinin artırıldığını, Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda yatak kapasitesinin 310 bine ulaştığını, doluluk oranının yüzde 90'a kadar çıktığını ifade etti.

AK Parti Amasya Milletvekili Avni Erdemir, partisinin iktidarı döneminde Türkiye'nin uluslararası spor organizasyonları düzenleme potansiyelini artırdığını kaydetti.

Tesis yapımında da önemli gelişmeler yaşandığını anlatan Erdemir, yalnızca 2013 yılı programında 789 spor tesisi projesinin yürütüldüğünü söyledi.

AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, partisinin 11 yıllık iktidarı döneminde, önceki tüm hükümetlere göre çok daha fazla başarılı performans sergilediğini belirtti. Türkiye'nin bu dönemde ilklere imza attığını anlatan Çelebi, "Ülkemiz, dünyada en fazla döviz rezervi olan 20. ülke oldu. Bundan 10-15 yıl öncesini düşünün. IMF'den 500 milyon dolar gelecek diye gazeteler manşet atardı. Şimdi ise borç alan ülke durumundan borç veren ülke durumuna geldik" dedi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş, 21 CHP'li milletvekilinin de imzasının bulunduğu bildiride, başörtüsünün kadın sömürüsünün en çarpıcı aracı olarak tanımlandığını söyledi.

AK Parti iktidarının vesayeti yıktığını belirten Yetiş, ancak darbecilerin yargılanması sürecinde CHP'nin bu yargılamaları itibarsızlaştırmak için çaba sarf ettiğini ileri sürdü.

Yetiş ayrıca, anamuhalefet partisinin, "Gezi kültürünü" parlamentoya sokarak, sokaktan medet umduğunu söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise Yetiş'in başörtüsü konsundaki değerlendirmelerine karşılık, "Görüyorum ki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, TBMM'ye başörtülü olarak gelen kadın milletvekillerimiz nedeniyle CHP'den kendi kafalarında bekledikleri tepkiyi göremeyince senaryo yazıp bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar. Biz kadınlarımızın başörtüsünü, onların özgürlüğü çerçevesinde ele alırız" diye konuştu.

Hamzaçebi ayrıca, Ergenekon kapsamında hukukun katledildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin buna "dur" dediğini belirterek, "Ama demek ki siz bu karara da karşısınız" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, İstanbul Merkezli operasyona ilişkin, "Biz hiç kimsenin gözaltına alınmasıyla ilgili sevinmeyiz. Umuyorum ki herkesin hakkını, hukukunu koruyacak bir süreç işler. Ve yine umuyorum ki bu soruşturma bir takım grupların siyasi çatışmaları içerisinde birbirlerine şantaj olarak kullanılmaz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile bağlı kurumların bütçelerinin görüşmeleri devam ediyor.

Bütçe üzerinde CHP Grubu adına söz alan Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bütçesine ilişkin yaptığı konuşmada, Sakarya Spor'un aralarında Hakan Şükür'ün de bulunduğu çok sayıda futbol yıldızını yetiştirdiğini, ancak bugün gerekli desteği alamadığını savundu.

TOKİ aracılığıyla stadyumlar yapan iktidarın, öğrencilere yurt yapmadığını savunan Özkoç, Kasımpaşaspor'un Recep Tayyip Erdoğan Stadı'nda oynadığını hatırlattı.

Özkoç, "Şimdi, bir diktatör, kendi stadyumunu kuruyor, kendi takımını kuruyor, kendi takımını oynatıyor ve futbolu çirkinleştiriyor" dedi.

Seyircisiz oynama cezası verilen maçlara kadın seyircilerin alınması uygulamasına da değinen Özkoç, "Seyirci cezası verilen maçlarda bayan seyircilerin stada alınması ne anlama geliyor? Bayan seyirci, seyirci değil mi? Seyirciden sayılmıyor mu? Bunun ne anlama geldiğini bakanlığınızın açıklıyor olması gerekir. Sizin seyircisiz oynama cezasını kaldırmanız gerekir. Spordan siyasetin elinin çekilmesi gerekir. Kadınlara karşı yaptığınız bu haksızlıktan derhal vazgeçmeniz gerekir. Seyirci cezası veriyorsunuz, stadyuma kadın seyircileri alarak onları aşağılıyorsunuz. Ne demektir bu? Kadınlarımız seyirci değil mi? Madem kadınlarımız, insan ve seyirciler onları hakkı olduğu gibi stadyumlara alacaksınız" diye konuştu.

Sataşma olduğu gerekçesiyle söz isteyen AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Özkoç'un kullandığı "diktatör" ifadesini eleştirdi.

Stat isimleriyle diktatörlük çağrışımı yapmanın yanlış olduğunu söyleyen Elitaş, "Türkiye'nin 50 vilayetinde Atatürk Stadyumu var. Stad isimleriyle ilgili bir şeyi diktatörlükle vurgulamaya kalkarsanız büyük hata yaparsınız. Siyaseti edebiyle adabıyla yapmamız gerekir. Bükemediğiniz 'bileği diktatör' diye nitelendirmek maalesef CHP'li bazı milletvekillerinin genel üslubu haline geldi" diye konuştu.

Elitaş'ın ardından tekrar söz alan Özkoç, konuşmalarında saygı kurallarını uymaya çalıştığını belirterek, "Benim sözlerimi saygısızlık olarak algılıyorsanız Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuyla bugünkü başbakanı aynı kefeye koymanın hangi saygı olduğunu size iade ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu da sporun geniş kitlelere yaygınlaştırılması ve başarılı sporcuların yetiştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılıp yapılmadığını sordu. Türkiye'de sporun el yordamı ile gittiğini savunan Canalioğlu, "Futbol federasyonu dahil olmak üzere bütün federasyonlar kan ağlamaktadırlar ve Hükümete bağlı olarak başarı sağlamaya çalışmaktadırlar. O nedenle bunların özerk olduğunu söylemek anlamsızdır. Bunların sözde özerk ama özde Hükümete bağlı olması başarıyı getirmemektedir" dedi. Spor kulüplerinin herhangi bir dernekle aynı statüde olduğunu belirten Canalioğlu, acilen kendi yasalarının çıkarılması gerektiğine işaret etti.

Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in dün akşam yaptığı bir konuşmada, "şike dosyası kapandı" dediğini aktaran Canalioğlu, "Ancak Trabzonlular'ın vicdanında ve kamuoyunun vicdanında bu kapanmamıştır" ifadesini kullandı.

Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu da Maliye Bakanlığı'nın bütçesine ilişkin yaptığı konuşmada, "Maliye Bakanlıklarının siyasetten arındırılması gerekir. Ama maalesef bu dönem Maliye Bakanlığı'nın hem devlet olma niteliği yok oldu hem de siyasetten arındırılmadı. Maalesef siyasetin oyuncağı haline getirildi" şeklinde konuştu.

İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu ise Maliye Bakanlığı'nın bütçesine ilişkin konuşmasına başlarken İstanbul merkezli operasyona değinerek, şu görüşleri dile getirdi:

"Biz hiç kimsenin gözaltına alınmasıyla ilgili sevinmeyiz. Umuyorum ki herkesin hakkını, hukukunu koruyacak bir süreç işler. Ve yine umuyorum ki bu soruşturma bir takım grupların siyasi çatışmaları içerisinde birbirlerine şantaj olarak kullanılmaz ama bu ülkenin onlarca yıldır süren en önemli problemi olan yolsuzluk ve yetim hakkının yenilmesine engel olacak bir süreç başlar diye düşünüyorum. Ben eminim ki şu an parlamentoda bulunan dört parti de yetimin hakkının yenilmemesi, gelir ve kaynak dağılımının bozulmaması, insanların emeklerinin sömürülmemesi konusunda gayret gösterecek tüm adli ve idari görevleri siyasal olarak destekleyecektir. Ve yine umuyorum ki iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi bu süreci doğru dürüst götürebilmesi amacıyla yargı ve emniyet organlarına gerekli her türlü desteği yapacaktır."

Yolsuzlukların kendileri için yeni bir süreç olmadığını, yaklaşık 2.5 yıldır pek çok alanda yolsuzluk iddialarını gündeme getirdiklerini belirten Erdoğdu, Maliye Bakanlığı'nın vergi uzlaşması uygulamasını eleştirdi.

Erdoğdu, bugün milletimizin geleceği yolsuzluklar nedeniyle karanlık bir tehdit altında olduğunu savunarak, "Bize düşen bütün parlamenterlere düşen bu yolsuzluklarla sonuna kadar mücadele etmek. Bedelini eğer, benim partim de dahil, ödemesi gereken varsa, bizlerin içlerine girenler de varsa, harkese ödeterek bu ülkeyi temizlemektir" dedi.

İzmir Milletvekili Aladdin Yüksel de konuşmasında özelleştirme uygulamalarını eleştirerek, "AKP iktidarı cumhuriyet döneminde elde edilen değerlerimizi satıp savan, hayırsız, mirasyedi evlat gibi davranmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, AK Parti, CHP, MHP ve BDP grup başkanvekilleri ayrı ayrı söz alarak Ankara'da meydana gelen helikopter kazasında yaşamlarını yitirenlere rahmet, yakınlarına da başsağlığı dilediler.

Bütçeler üzerine MHP Grubu adına söz alan Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın doğru yönetilmediğini, kaynakların "har vurulup harman savrulduğunu" ileri sürdü.

Sporda istenilen başarının elde edilemediğini belirten Uzunırmak, "11 yıldır iktidardasınız. 11 yıl önce 10 yaşındaki çocuk bugün olimpik sporcu yaşına erişti. İktidarın gerçekten doğru spor vizyonu olsaydı bugün Türkiye olimpiyatlarda başarılı olurdu. Böyle bir başarı yok. Aksine, sporda skandallarla anılan bir ülke oldu Türkiye" diye konuştu.

MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, bütçe görüşmelerine Sayıştay'ın denetim sorununun damgasını vurduğunu savundu. Akçay, "Devlet kural, denetim demektir. Bütün yolsuzluklar kural dışı davranmaktan çıkar. İktidar, 11 yıldır denetimden korkuyor ve kaçıyor" dedi.

AK Parti iktidarının özellikle ihale kanunlarında sık sık değişikliğe gittiğini, Türkiye'nin ciddi bir devlet olduğunu, kimsenin bu devletin aile şirketi gibi yönetemeyeceğini kaydeden Akçay, iktidar olmanın ülkenin tapusunu ele geçirmek anlamına gelemeyeceğini ifade etti.

İktidarın ekonomi politikasını da eleştiren Akçay, "İktidar sözcülerinin bazı söylemlerine ahir zaman hurafeleri diyorum. Örneğin 'borç alan ülkeydik borç veren ülke olduk' diyorlar. Oysa son 11 yılda Türkiye'nin borçluluğu her alanda korkunç derece arttı" dedi.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, 2014 yılı bütçesine göre, Türkiye'de fakirlerin daha fakir zenginlerin daha zengin olacağını, en alt gelir grubu ile en üst gelir grubu arasındaki farkın 9 kat artacağını savundu.

Yolsuzluk ve usulsüzlüklerin temelinde AK Parti'nin her şeyi para olarak gören zihniyeti ve Kamu İhale Kanunu'nda yapılan değişikliklerin yattığını ileri süren Işık, "İhale Kanunu 11 yılda toplam 27 kez değiştirilmiş ve bu sırada tam 80'e yakın madde yeniden düzenlenmiş. Hatta bir yıl önce yapılan madde değişikliği aynı yıl yeniden değiştirilmiş. Amaç, istedikleri yandaşa ihale vermek" diye konuştu.

Görüşmelerde söz alan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, partisinin Van Milletvekili Özdal Üçer'e dün yaptığı konuşmadan dolayı kınama cezası verildiğini anımsattı. Ancak Üçer'in kullanmadığı, "Kürdistan İşçi Partisi üyesiyim" şeklinde bir ifadenin tutanağa geçtiğini belirten Baluken, ses kayıtlarının yeniden dinlenmesi ve bu yanlışlığın düzeltilmesini istedi.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ise İçtüzüğe göre, bu konuda grubun Meclis Başkanlığı'na başvurması gerektiğini söyledi.

Söz alan Özdal Üçer ise "Ben bir Kürdistanlı olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, karanlık birtakım güçlerin halkları karşı karşıya getirdiğine, devlet güçlerinin birçok katliamının olduğuna ve bunların farklı örgütlere mal edildiğine tanıklık ettim. PKK'yı bir terörist örgüt olarak görmediğimi, özgürlük hareketi olarak değerlendirdiğimi her platformda ifade ettim" ifadelerini kullandı.

Üçer, Meclis'te söylediği her sözün arkasında olduğunu ancak kendisinin görüşü alınmadan bir kınama cezası verildiğini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise Üçer'in, konuşmasında "Kürdistan'dan" bahsettiğini ancak bu ülkede böyle bir yer bulunmadığını belirterek, Üçer'in özür dilemesi gerektiğini söyledi.

BDP milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçeleri üzerinde yaptıkları konuşmada, Diyarbakır 5 ve 6. Ağır Ceza Mahkemeleri'nin tutuklu milletvekilleriyle ilgili kararını eleştirdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, iki bakanlığın 2014 yılı bütçesi üzerinde söz alan BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, ülkenin içinde bulunduğu sorunları kamuoyunun gördüğünü, red inkar ve asimilasyonun sürdüğünü ileri sürerek, "Bütçenin ne hayrı vardır, ne bereketi" dedi.

Konuşmasında tutuklu milletvekillerinin durumuna değinen Zozani, şunları söyledi:

"Dün milletvekillerimizle ilgili karar malumun ilanıydı ama belki kafanıza o reklam filmlerindeki gibi bir saksı düşmüştür, bir yerden düzeltmeye başlarız diye beklemiştik. Kafanıza düşen saksılar da artık kar etmiyor. Alma garibin ahını çıkar aheste aheste. Siz bu vurdum duymazlığın, bu bananeciliğin hesabını eninde sonunda vermek zorunda kalacaksınız. İstediğiniz kadar kafanızı kuma gömün. Çıplak gerçek ortadadır, herkes görüyor. Ve bu gerçeklik sizin bitişiniz anlamına gelecektir."

Partisinin tutuklu milletvekilerinin adlarını söyleyen Zozani, "Siyasi iradeyi yargının arkasına koyarak arkadaşlarımızı bugün cezaevlerinde rehin tutuyorsunuz. Neye karşılık rehin tutuyorsunuz?" iddiasında bulundu.

Milli iradenin rehin tutulamayacağını, bu düşüncelerini BDP'liler için olduğu kadar CHP ve MHP'li milletvekilleri için de dile getirdiklerini aktaran Zozani, "Meclis ayıplı işliyor. Bu halkın seçilmiş iradesinin Meclis'te olması gerektiğini ifade ettik, hiçbir çifti standardın arkasına sığınmadık" değerlendirmesinde bulundu.

Diğer milletvekillerinin ise Meclis iradesine, dolayısıyla kendi iradelerine sahip çıkmadığını, tutuklu milletvekilleri konusunda da çifte standart içinde olduğunu öne süren Zozani, "Her seferinde çıkıp burada söylersiniz, 'Türkler'le Kürtler etle tırnak gibidir' dersiniz. Rica ediyorum, bunu artık söylemeyin. Çünkü siz bu benzetmeyi yaptığınız sürece bizim aklımıza şu geliyor; biz tırnak olduk, siz hep et oldunuz. Uzadıkça kesmeye, bu tırnağı budamaya çalıştınız" şeklinde konuştu.

Van Milletvekili Özdal Üçer yaptığı konuşmada, üniversite öğrencilerinin maddi sıkıntılarına değindi.

Öğrencilerin bu sorunlarını ortadan kaldırmayan bir Hükümetin sosyal devlet anlayışından bahsedemeyeceğini savunan Üçer, binlerce gencin maddi sıkıntı nedeniyle eğitime devam edemediğini söyledi.

Kredi Yurtlar Kurumu'nun başvuruda bulanan öğrenciler arasında hakkaniyetli bir tercih yapmadığını ileri süren Üçer, "Kredi Yurtlar Kurumu herkese açık, şeffaf ve eşit hizmet etmesi gereken bir kurum, birilerinin özel çıkarlarına hizmet edecek şekilde işletiliyor. Bu bile başlı başına bir suçtur. Hükümetin, idarenin yapmış olduğu bir suçtur. Bu suçu görmezden gelmemelidir Meclis. Bu suçların araştırılması ve çözüme kavuşturulması için Meclis'in inisiyatif alması gerekir" dedi.

Muş Milletvekili Demir Çelik de BDP Milletvekillerinin tutukluluk halinin devamı kararını eleştirerek, milletvekillerinin hukuksuzluğun ve siyasal kaygıların ürünü olarak cezaevlerinde rehin tutulduklarını ifade etti. Bu kararı kınadığını söyleyen Çelik, milletvekilleri özgürlüğüne kavuşana kadar mücadeleye devam edeceklerini bildirdi.

Türkiye'nin doğusu ve batısı arasında uygulanan hukuk birbirinden farklı ise buradan kardeşliğin çıkamayacağına işaret eden Çelik, hukukun temel ög eşitlik olması gerektiğini vurguladı. Çelik, "Sayın Mustafa Balbay için verilen karar tutuklu tüm milletvekilleri için geçerli olmalıydı" diye konuştu.

Milletvekillerinin tutukluluk halinin devamının hukuki değil, siyasi bir karar, bir skandal olduğunu kaydeden Çelik, bu skandalın altında sadece AK Parti'nin kalmayacağını, buna izin veren herkesin sorumlu olduğunu söyledi. Çelik, parlamentonun yasamayla birlikte denetim faaliyetini yürütme görevini de halktan alarak üstlendiğini belirterek, milletvekillerinin özgürlüklerin savunucu olması, siyasi partilerin yaşananlara dur diyebilmesi gerektiğini bildirdi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***