2011-11-25 - 16:07
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı. Görüşmelerin ardından Genel Kurul'da, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere başlandı.
Genel Kurulda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesinin geri çekildiğine ilişkin Başkanlık duyurusu okundu.
Daha sonra CHP'nin, Başbakan Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce arasında ''maden arama ruhsatı'' tartışması yaşandı.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin kendisiyle ilgili iddialarına yanıt vermek üzere söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, ''Biraz önce konuşan Muharrem Bey, benim Kayseri İl Başkanına 11 Yalova büyüklüğünde maden arama ruhsatı verdiğini söyledi'' dedi. Bu sözler üzerine ayağa kalkan İnce, ''Ben öyle demedim'' şeklinde itiraz etti. Yıldız, ''Bıraktığın intiba bu. Eğer ben göreve başladıktan sonra böyle bir şey olmadıysa, siz Genel Kurulun huzurunda 'ben yalancı bir insanım' diyecek misiniz- Siz bunu söylemedikçe ben lafımı geri almayacağım'' diye konuştu.
TBMM Başkanlık Kürsüsüne doğru yürüyen İnce ise ''Ben öyle söylemedim. Böyle bir ruhsat var mı yok mu- Eğer AKP Kayseri İl Başkanı bu ruhsatı aldıysa, asıl yalancı Taner Yıldız'dır'' şeklinde tepki gösterdi.
Bakanlar Kurulu sıralarından, ''Sizin sataştığınız nokta orası değil. Yanıltmayın Genel Kurulu'' diye bağıran Yıldız, öyle bir ruhsatın olduğunu, ancak kendi döneminde verilmediğini söyledi.
İnce, bunun üzerine, ''Görüyor musunuz, öyle bir ruhsat varmış. Bu hırsızlar kimse, Allah belasını versin. Siz de Kayserilisiniz neden önlemediniz o zaman-'' diye bağırdı.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, gensoru önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Alman vakıflarına ilişkin sözlerini anımsatarak, bu iddiaların tamamının asılsız olduğunu öne sürdü.
Türkiye ile Almanya arasındaki ticari çalışmalar hakkında bilgi veren Baluken, ''Bu kadar yoğun ticari ilişki yaşanan bir ülkenin vakıfları yoluyla PKK'ya para aktarıldığı iddiasına nasıl inanacağız- Alman yetkili, kredilerin sadece BDP'li belediyeler değil, AKP'li ve diğer belediyelere de verildiğini ifade etmişti'' diye konuştu.
Krediler kanalıyla uygulanan projelerin hükümetin ilgili kuruluşlarının bilgisi dahilinde yapıldığını ifade eden Baluken, belediyelerin önemli bir kısmının bu kredilerden faydalandığını ileri sürdü.
Bursa'daki tramvay, İstanbul'daki Galata Köprüsü ve Kayseri'deki atık su projelerinde söz konusu kredilerden faydalandığını öne süren Baluken, şöyle devam etti:
''Tüm bu veriler ortadayken, dünyayı yeniden keşfediyormuş gibi ortaya çıkılmasını ve medya üzerinden partimizin suçlanması anlaşılır gibi değildir. Tüm bu projelerin onaylanma merkezi hazine müsteşarlığıdır, paranın çıktığı yer yine hazine müsteşarlığıdır. Tüm bu projelere başlayabilmek için ilk koşul hükümetler arasında anlaşma imzalanmasıdır. Velev ki iddialar doğru, PKK'ya para aktarılıyor. O zaman burada sorumluluğun AKP'de olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Belediyeler hakkında tek bir somut belge olmaması ve bugüne kadar tek bir yargılama yapılmaması, bu iddiaların iftiradan öteye geçmediğinin göstergesidir.''
Bazı BDP milletvekilleri, Baluken'in konuşması sırasında AK Parti milletvekillerinin Bakanlar Kurulu sırasına gitmesine tepki gösterdi.
Önerge üzerinde söz alan MHP Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ise Meclis TV'nin yayında olmadığı bir güne iki gensorunun sıkıştırılmasını kınadıklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, Alman vakıflarına ilişkin sözlerine değinen Durmaz, ''Sayın Başbakan, müddei mi müfteri mi burada olsaydı bu iddialarının gerçek olup olmadığını anlardık. Belediyeler ihtiyaç duydukları kaynağı dış ve iç borçlanma suretiyle temin ediyorlar. Sayın Başbakan'ın açıklamalarından sorumluluğu altındaki kurumların görevlerini gereği gibi yapmadığı gibi bir sonuç çıkarıyoruz. Sayın Başbakan müddei, iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Aksi takdirde ne olacağını siz daha iyi bilirsiniz'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Malatya'da bir caminin Hollandalı bir firma tarafından dozerlere yıkıldığını iddia ederek, buna ilişkin bazı resimleri kürsüden gösterdi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesinin geri çekildiğine ilişkin yazı okundu.
Daha sonra CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
İnce, gensoru görüşmelerinin, milletten gizlenmesi için Meclis yayınının olmadığı bugün yapıldığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın 56 gün önce uçakta, ''Bazı Alman vakıfları CHP'li belediyelerle kredi sözleşmesi yapıyor ve bu yolla PKK'ya para gönderiyor'' dediğini kaydeden İnce, bu konudan dolayı görevine son verilen belediye başkanı ve bu gerekçeyle açılan bir dava da olmadığını ifade etti.
''Başbakan çamur atmıştır. Başbakan suç işlemektedir'' diyen İnce, ''Madem teröre finans sağlanıyor, terörün finans kaynaklarını kurutmak Başbakanın görevidir. Hangi partili olursa olsun, böyle bir belediye varsa git yakasına yapış, ama dedikodu yapma. Başbakanın terörle mücadele etme derdi yok, çünkü terörle müzakere ediyor'' diye konuştu.
İnce, Başbakan Erdoğan'ın iddialarını ispatlaması gerektiğini ifade ederek, ''Başbakan iftira atmıştır. İftira atan bir Başbakana güvenemeyiz. Eğer iftira değilse, Başbakan terörün finansman kaynaklarını bile bile kurutmamıştır, 56 gündür gereğini yapmamıştır, güvensizliğimiz o yüzdendir gensoruyu o yüzden verdik. Terörün finansman kaynaklarını kurutamayan Başbakanı parmaklarınızla koruyacak mısınız-'' diye sordu.
Deniz Feneri e.V Davası kapsamında yürütülen soruşturmanın sanıklarının korunması için CHP'li belediyeye çamur atıldığını iddia eden İnce, ''Deniz Feneri'nin Türkiye'deki bağlantılarının ortaya çıkmasında korkmaktadır. Korkunun ecele faydası yok. İftira atarak, gündemi saptırarak bu korkudan kurtulamazsınız'' dedi.
İnce, CHP'li belediye başkanlarının odalarına dinleme cihazları yerleştirildiğini ileri sürerek, AK Parti'li bazı belediyelerde yolsuzluk yapıldığını iddia etti ve bunlara örnekler verdi.
Muharrem İnce, daha önce ''lastikçi'' olduğunu söylediği, AK Parti Kayseri İl Başkanına, 11 Yalova büyüklüğünde yer için maden arama ruhsatı verildiğini iddia ederek, ''İl başkanlığından istifa etti. Ruhsatı verenler, Enerji Bakanı nerede- Cumhurbaşkanı bu il başkanına kefil olacak mı- Tevfik Fikret ne diyordu; 'aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin' diyordu, aklıma da bu geldi'' diye konuştu.
İnce, şu anda AK Parti'den milletvekili olan bir kişinin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olduğu dönemde, belediyeden toplam 234 milyon TL ihale aldığını savundu.
Muharrem İnce, Malatya'da bir caminin pazar yeri yapılmak üzere ihalenin verildiği Hollandalı bir firma tarafından yıkıldığını iddia ederek, buna ilişkin bazı resimleri kürsüden gösterdi. İnce, ''Malatya İsmet Paşa'nın memleketi. İsmet Paşa harp için kullandı camiyi, AKP ise rant için. Malatya Belediyesi hal arazisini Hollandalı şirkete 52 trilyona sattı. Belediye başkanını ödüllendirip milletvekili yaptınız. Hollandalı firmanın dozerlerle Türkiye'de nasıl rant için cami yıkıyor, bunu bütün millet görsün. Rahmetli Erbakan hoca sizi görseydi 'sizin gidi rantiyeciler sizi gidi' derdi. Caminin imamı Recep Gök, '20 gün sabaha kadar uyuyamadım' dedi, gidin o mimarı dinleyin'' diye konuştu.
1999 depreme sonrasında çadır kent kurulmak için belirlenen 480 alanın rezidans olduğunu belirten İnce, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde imar komisyonuna 7 bin dosya havale edilirken, deprem komisyonuna sadece 8 dosyanın gönderildiğini söyledi. İnce, ''Eski 'Amasya milletvekiliniz dualarla geldik, beddualarla gideceğiz' demişti. Vakıflar Bölge Müdürlüğü de size vakıf bedduası gönderdi'' dedi.
CHP'li İnce, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten'in laf atması üzerine, elindeki fotoğrafı göstererek, ''Bunları yıkan kim- Babanın camisi mi, camiler senin mi- Sizi gidi rantiyeciler sizi'' dedi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da Erdoğan'ın iddiasını ispatlamadığını ve bu belediyenin kim olduğunu söylemediğini ifade etti. Tezcan, AK Parti'li belediyelerin üzerine gidilmezken, muhalefet partili belediyelerde İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin kadrolu personel gibi çalıştığını öne sürdü. Tezcan, İzmir Büyükşehir Belediyesinde 80 tane müfettiş çalıştığını iddia ederek, muhalefet partili belediyelerde durum böyle iken, Kayseri, Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerindeki yolsuzlukların araştırılmadığını savundu.
Tezcan, ''AKP iktidarı, artık öküzün altında buzağı aramayı bıraktı, öküzün altına buzağı koymaya başladı. Başbakan bir iftirada bulunmuştur ve iftira da TCK'da suçtur'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İsmet İnönü döneminde, CHP döneminde yaklaşık 900 caminin yıkıldığının bilindiğini belirterek, ''Mihrişah Sultan tarafından yaptırılan mescit, 1941'de çıkarılan bir kanundan faydalanılarak CHP ocağına dönüştü ve caminin giriş kısmına CHP'nin simgesi 6 ok konuldu'' dedi.
Bozdağ, CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde Hükümet adına söz aldı.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin, ''Malatya'da yıkılan cami'' ile ilgili açıklamalarda bulunduğunu anımsatan Bozdağ, tarihte pek çok caminin yıkıldığına şahit olduklarını söyledi.
Bozdağ, İsmet İnönü döneminde, CHP döneminde yaklaşık 900 caminin yıkıldığının bilindiğini ifade ederek, Çorum'da Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Alaaddin Cami'nin yıkılmak istendiğini fakat vatandaşların karşı çıkması üzerine yıkılmadığını, ancak kapatıldığını bildirdi.
Bursa Heykel Meydanı'ndaki Sarı Cami'nin, cemaati olmadığı gerekçesiyle 1939'da jandarma nezaretinde kazmayla yıktırıldığını belirten Bozdağ, Mihrişah Sultan tarafından yaptırılan Anadolu Hisarındaki mescitin 1941'de çıkarılan bir kanundan faydalanılarak CHP ocağına dönüştüğünü ve caminin giriş kısmına CHP'nin simgesi 6 okun konulduğunu kaydetti. Bekir Bozdağ, Adana'daki Ali Dede Camisinin yaklaşık 7 yıl CHP'nin il başkanlığı binası olarak kullanıldığını ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, 22 Kasım 1936'te, cami ve mescitlerin tasnifine ilişkin kabul edilen bir kanunu okudu. Kanunda cami ve mescitlerin kapatılmasının öngörüldüğünü belirten Bozdağ, CHP'lilerin laf atması üzerine, ''Bu kanun, kanun. Camilerin nasıl kapatılacağının usulünü gösteren kanundan bahsediyorum. Burada, Genel Kurulda kabul edilen ve yasalaşan bir kanundan bahsediyorum'' dedi.
Bunun kitaplara konu olduğunu dile getiren Bozdağ, ''Yakın tarihimizde 'cami kıyımı' diye kitaplara konu olmuş. Bu tarihin hafızalarındadır. Kimin camileri yaktığı, kimin yıktığını milletimiz gayet iyi bilmektedir'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, konuşmasında Deniz Feneri konusuna da değindi.
Deniz Feneri ile AK Parti arasında ilişki kurulan ve AK Parti'ye para aktarıldığı belirtilen görüşlerin yanlış olduğunu ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti:
''Alman komiseri, 'yapılan incelemede, Türkiye'de herhangi bir parti, Başbakan ya da Başbakanlığa para gönderildiğine dair belge ya da bulguya rastlanmamıştır. Derneğin muhasebe kayıtlarından sorumlu Firdevs Ermiş'in bilgisayarında, Mehmet Gürhan'ın (Türkiye'de Başbakanlığa teslim edilmek üzere) ifadesi yer alan imzasız bir belge bulduklarını belirtmiştir. Bu belge Türkçe hazırlanmış ve üzerinde Başbakanlığa verilmek üzere; (teslim alan Mehmet Gürhan, teslim eden Firdevs Ermiş) ibaresi var. Ancak bu para ne Başbakanlığa ne de başka bir yere gitmiş, herhangi resmi ya da gayri resmi evrak yok. Tercümede Başbakanlık yerine Başbakan yazılmış, tercüme hatasının da nereden kaynaklandığını bilmiyorum' diyor.
Tercüme yanlış yapılmış. AK Parti ile ilgisi yok. Frankfurt Başsavcısı da 'AK Parti ile Deniz Feneri arasında hiç bir bağlantı yok. Böyle bir bağlantı tespit edilemedi, davayı alan mahkeme de bu karara vardı, ancak Deniz Feneri soruşturmasında AK Parti'ye para aktığı yönünde hiç bir delil yok' diyor.
Alman mahkemelerinin verdiği kararlar da burada. Bu kararlar içerisinde AK Parti'ye para aktarıldığına dair en ufacık ibare yoktur. Bu iftirayı reddediyorum, Bu iftirayı yapanların üzerinde bu hususun kalacağını ifade etmek istiyorum.''
Bozdağ, gensorunun sonucunun, hükümetin, Başbakanın ya da bakanın görevden düşürülmesine kadar varacak ağır müeyyidelere bağlandığını söyledi. Bekir Bozdağ, şöyle konuştu:
''Gensoru niçin verilir- Hükümetin bir icraatı vardır, bu icraat yanlıştır, hukuka aykırıdır. Bunu Meclise getirirsiniz, orada ispat edersiniz, ondan sonra da milletin huzurunda Hükümete, Başbakana veya bakana güvensizlik oyu talep ederek, onu düşürmenin yolunu tercih edersiniz. Ama gensoruda Sayın Başbakan ve hükümet hakkında bir iddiayı ortaya koymuyor, aksine Sayın Başbakanı iddiaları ispata çağırıyor. Siz bir iddia ortaya koyuyorsunuz. Hükümeti, Başbakanı düşürecek bir iddia... O zaman siz Başbakanın dediklerinde bir yanlışlık varsa, o iddiayı ispat edeceksiniz, ispat ettik, düşürün bu Hükümeti diyeceksiniz. Var mı böyle bir şey- Yok. Gensoru ile ilgili bir kaç arkadaşım söz söyledi, herkes bu vesileyle başka konularda konuştu, şey söyledi.''
Bekir Bozdağ, gensorunun, Başbakan Erdoğan Almanya'ya giderken verildiğini söyleyerek, ''Başbakan Almanya ziyaretini tamamlayıp dönse, ondan sonra verseniz olmaz mı- Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını Almanya'ya giderken, Alman vakıfları ile ilgili söylediği konular nedeniyle gensoruya muhatap tutmak Türkiye'nin yararına mı yoksa aleyhine mi- Bunu da milletimizin takdirine bırakıyorum. Bu zamanlamanın ne kadar önemli ve manidar olduğunu da yüce Genel Kurulla paylaşmak istiyorum'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, görüşmelerin tamamlanmasının ardından, CHP'nin, Başbakan Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasını oya sundu. Yapılan oylama sonucu, gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Yakut, 29 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere, birleşimi kapattı. (17.17)
Genel Kurulda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesinin geri çekildiğine ilişkin Başkanlık duyurusu okundu.
Daha sonra CHP'nin, Başbakan Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce arasında ''maden arama ruhsatı'' tartışması yaşandı.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin kendisiyle ilgili iddialarına yanıt vermek üzere söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, ''Biraz önce konuşan Muharrem Bey, benim Kayseri İl Başkanına 11 Yalova büyüklüğünde maden arama ruhsatı verdiğini söyledi'' dedi. Bu sözler üzerine ayağa kalkan İnce, ''Ben öyle demedim'' şeklinde itiraz etti. Yıldız, ''Bıraktığın intiba bu. Eğer ben göreve başladıktan sonra böyle bir şey olmadıysa, siz Genel Kurulun huzurunda 'ben yalancı bir insanım' diyecek misiniz- Siz bunu söylemedikçe ben lafımı geri almayacağım'' diye konuştu.
TBMM Başkanlık Kürsüsüne doğru yürüyen İnce ise ''Ben öyle söylemedim. Böyle bir ruhsat var mı yok mu- Eğer AKP Kayseri İl Başkanı bu ruhsatı aldıysa, asıl yalancı Taner Yıldız'dır'' şeklinde tepki gösterdi.
Bakanlar Kurulu sıralarından, ''Sizin sataştığınız nokta orası değil. Yanıltmayın Genel Kurulu'' diye bağıran Yıldız, öyle bir ruhsatın olduğunu, ancak kendi döneminde verilmediğini söyledi.
İnce, bunun üzerine, ''Görüyor musunuz, öyle bir ruhsat varmış. Bu hırsızlar kimse, Allah belasını versin. Siz de Kayserilisiniz neden önlemediniz o zaman-'' diye bağırdı.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, gensoru önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Alman vakıflarına ilişkin sözlerini anımsatarak, bu iddiaların tamamının asılsız olduğunu öne sürdü.
Türkiye ile Almanya arasındaki ticari çalışmalar hakkında bilgi veren Baluken, ''Bu kadar yoğun ticari ilişki yaşanan bir ülkenin vakıfları yoluyla PKK'ya para aktarıldığı iddiasına nasıl inanacağız- Alman yetkili, kredilerin sadece BDP'li belediyeler değil, AKP'li ve diğer belediyelere de verildiğini ifade etmişti'' diye konuştu.
Krediler kanalıyla uygulanan projelerin hükümetin ilgili kuruluşlarının bilgisi dahilinde yapıldığını ifade eden Baluken, belediyelerin önemli bir kısmının bu kredilerden faydalandığını ileri sürdü.
Bursa'daki tramvay, İstanbul'daki Galata Köprüsü ve Kayseri'deki atık su projelerinde söz konusu kredilerden faydalandığını öne süren Baluken, şöyle devam etti:
''Tüm bu veriler ortadayken, dünyayı yeniden keşfediyormuş gibi ortaya çıkılmasını ve medya üzerinden partimizin suçlanması anlaşılır gibi değildir. Tüm bu projelerin onaylanma merkezi hazine müsteşarlığıdır, paranın çıktığı yer yine hazine müsteşarlığıdır. Tüm bu projelere başlayabilmek için ilk koşul hükümetler arasında anlaşma imzalanmasıdır. Velev ki iddialar doğru, PKK'ya para aktarılıyor. O zaman burada sorumluluğun AKP'de olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Belediyeler hakkında tek bir somut belge olmaması ve bugüne kadar tek bir yargılama yapılmaması, bu iddiaların iftiradan öteye geçmediğinin göstergesidir.''
Bazı BDP milletvekilleri, Baluken'in konuşması sırasında AK Parti milletvekillerinin Bakanlar Kurulu sırasına gitmesine tepki gösterdi.
Önerge üzerinde söz alan MHP Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ise Meclis TV'nin yayında olmadığı bir güne iki gensorunun sıkıştırılmasını kınadıklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, Alman vakıflarına ilişkin sözlerine değinen Durmaz, ''Sayın Başbakan, müddei mi müfteri mi burada olsaydı bu iddialarının gerçek olup olmadığını anlardık. Belediyeler ihtiyaç duydukları kaynağı dış ve iç borçlanma suretiyle temin ediyorlar. Sayın Başbakan'ın açıklamalarından sorumluluğu altındaki kurumların görevlerini gereği gibi yapmadığı gibi bir sonuç çıkarıyoruz. Sayın Başbakan müddei, iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Aksi takdirde ne olacağını siz daha iyi bilirsiniz'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Malatya'da bir caminin Hollandalı bir firma tarafından dozerlere yıkıldığını iddia ederek, buna ilişkin bazı resimleri kürsüden gösterdi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesinin geri çekildiğine ilişkin yazı okundu.
Daha sonra CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
İnce, gensoru görüşmelerinin, milletten gizlenmesi için Meclis yayınının olmadığı bugün yapıldığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın 56 gün önce uçakta, ''Bazı Alman vakıfları CHP'li belediyelerle kredi sözleşmesi yapıyor ve bu yolla PKK'ya para gönderiyor'' dediğini kaydeden İnce, bu konudan dolayı görevine son verilen belediye başkanı ve bu gerekçeyle açılan bir dava da olmadığını ifade etti.
''Başbakan çamur atmıştır. Başbakan suç işlemektedir'' diyen İnce, ''Madem teröre finans sağlanıyor, terörün finans kaynaklarını kurutmak Başbakanın görevidir. Hangi partili olursa olsun, böyle bir belediye varsa git yakasına yapış, ama dedikodu yapma. Başbakanın terörle mücadele etme derdi yok, çünkü terörle müzakere ediyor'' diye konuştu.
İnce, Başbakan Erdoğan'ın iddialarını ispatlaması gerektiğini ifade ederek, ''Başbakan iftira atmıştır. İftira atan bir Başbakana güvenemeyiz. Eğer iftira değilse, Başbakan terörün finansman kaynaklarını bile bile kurutmamıştır, 56 gündür gereğini yapmamıştır, güvensizliğimiz o yüzdendir gensoruyu o yüzden verdik. Terörün finansman kaynaklarını kurutamayan Başbakanı parmaklarınızla koruyacak mısınız-'' diye sordu.
Deniz Feneri e.V Davası kapsamında yürütülen soruşturmanın sanıklarının korunması için CHP'li belediyeye çamur atıldığını iddia eden İnce, ''Deniz Feneri'nin Türkiye'deki bağlantılarının ortaya çıkmasında korkmaktadır. Korkunun ecele faydası yok. İftira atarak, gündemi saptırarak bu korkudan kurtulamazsınız'' dedi.
İnce, CHP'li belediye başkanlarının odalarına dinleme cihazları yerleştirildiğini ileri sürerek, AK Parti'li bazı belediyelerde yolsuzluk yapıldığını iddia etti ve bunlara örnekler verdi.
Muharrem İnce, daha önce ''lastikçi'' olduğunu söylediği, AK Parti Kayseri İl Başkanına, 11 Yalova büyüklüğünde yer için maden arama ruhsatı verildiğini iddia ederek, ''İl başkanlığından istifa etti. Ruhsatı verenler, Enerji Bakanı nerede- Cumhurbaşkanı bu il başkanına kefil olacak mı- Tevfik Fikret ne diyordu; 'aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin' diyordu, aklıma da bu geldi'' diye konuştu.
İnce, şu anda AK Parti'den milletvekili olan bir kişinin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olduğu dönemde, belediyeden toplam 234 milyon TL ihale aldığını savundu.
Muharrem İnce, Malatya'da bir caminin pazar yeri yapılmak üzere ihalenin verildiği Hollandalı bir firma tarafından yıkıldığını iddia ederek, buna ilişkin bazı resimleri kürsüden gösterdi. İnce, ''Malatya İsmet Paşa'nın memleketi. İsmet Paşa harp için kullandı camiyi, AKP ise rant için. Malatya Belediyesi hal arazisini Hollandalı şirkete 52 trilyona sattı. Belediye başkanını ödüllendirip milletvekili yaptınız. Hollandalı firmanın dozerlerle Türkiye'de nasıl rant için cami yıkıyor, bunu bütün millet görsün. Rahmetli Erbakan hoca sizi görseydi 'sizin gidi rantiyeciler sizi gidi' derdi. Caminin imamı Recep Gök, '20 gün sabaha kadar uyuyamadım' dedi, gidin o mimarı dinleyin'' diye konuştu.
1999 depreme sonrasında çadır kent kurulmak için belirlenen 480 alanın rezidans olduğunu belirten İnce, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde imar komisyonuna 7 bin dosya havale edilirken, deprem komisyonuna sadece 8 dosyanın gönderildiğini söyledi. İnce, ''Eski 'Amasya milletvekiliniz dualarla geldik, beddualarla gideceğiz' demişti. Vakıflar Bölge Müdürlüğü de size vakıf bedduası gönderdi'' dedi.
CHP'li İnce, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten'in laf atması üzerine, elindeki fotoğrafı göstererek, ''Bunları yıkan kim- Babanın camisi mi, camiler senin mi- Sizi gidi rantiyeciler sizi'' dedi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da Erdoğan'ın iddiasını ispatlamadığını ve bu belediyenin kim olduğunu söylemediğini ifade etti. Tezcan, AK Parti'li belediyelerin üzerine gidilmezken, muhalefet partili belediyelerde İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin kadrolu personel gibi çalıştığını öne sürdü. Tezcan, İzmir Büyükşehir Belediyesinde 80 tane müfettiş çalıştığını iddia ederek, muhalefet partili belediyelerde durum böyle iken, Kayseri, Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerindeki yolsuzlukların araştırılmadığını savundu.
Tezcan, ''AKP iktidarı, artık öküzün altında buzağı aramayı bıraktı, öküzün altına buzağı koymaya başladı. Başbakan bir iftirada bulunmuştur ve iftira da TCK'da suçtur'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İsmet İnönü döneminde, CHP döneminde yaklaşık 900 caminin yıkıldığının bilindiğini belirterek, ''Mihrişah Sultan tarafından yaptırılan mescit, 1941'de çıkarılan bir kanundan faydalanılarak CHP ocağına dönüştü ve caminin giriş kısmına CHP'nin simgesi 6 ok konuldu'' dedi.
Bozdağ, CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde Hükümet adına söz aldı.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin, ''Malatya'da yıkılan cami'' ile ilgili açıklamalarda bulunduğunu anımsatan Bozdağ, tarihte pek çok caminin yıkıldığına şahit olduklarını söyledi.
Bozdağ, İsmet İnönü döneminde, CHP döneminde yaklaşık 900 caminin yıkıldığının bilindiğini ifade ederek, Çorum'da Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Alaaddin Cami'nin yıkılmak istendiğini fakat vatandaşların karşı çıkması üzerine yıkılmadığını, ancak kapatıldığını bildirdi.
Bursa Heykel Meydanı'ndaki Sarı Cami'nin, cemaati olmadığı gerekçesiyle 1939'da jandarma nezaretinde kazmayla yıktırıldığını belirten Bozdağ, Mihrişah Sultan tarafından yaptırılan Anadolu Hisarındaki mescitin 1941'de çıkarılan bir kanundan faydalanılarak CHP ocağına dönüştüğünü ve caminin giriş kısmına CHP'nin simgesi 6 okun konulduğunu kaydetti. Bekir Bozdağ, Adana'daki Ali Dede Camisinin yaklaşık 7 yıl CHP'nin il başkanlığı binası olarak kullanıldığını ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, 22 Kasım 1936'te, cami ve mescitlerin tasnifine ilişkin kabul edilen bir kanunu okudu. Kanunda cami ve mescitlerin kapatılmasının öngörüldüğünü belirten Bozdağ, CHP'lilerin laf atması üzerine, ''Bu kanun, kanun. Camilerin nasıl kapatılacağının usulünü gösteren kanundan bahsediyorum. Burada, Genel Kurulda kabul edilen ve yasalaşan bir kanundan bahsediyorum'' dedi.
Bunun kitaplara konu olduğunu dile getiren Bozdağ, ''Yakın tarihimizde 'cami kıyımı' diye kitaplara konu olmuş. Bu tarihin hafızalarındadır. Kimin camileri yaktığı, kimin yıktığını milletimiz gayet iyi bilmektedir'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, konuşmasında Deniz Feneri konusuna da değindi.
Deniz Feneri ile AK Parti arasında ilişki kurulan ve AK Parti'ye para aktarıldığı belirtilen görüşlerin yanlış olduğunu ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti:
''Alman komiseri, 'yapılan incelemede, Türkiye'de herhangi bir parti, Başbakan ya da Başbakanlığa para gönderildiğine dair belge ya da bulguya rastlanmamıştır. Derneğin muhasebe kayıtlarından sorumlu Firdevs Ermiş'in bilgisayarında, Mehmet Gürhan'ın (Türkiye'de Başbakanlığa teslim edilmek üzere) ifadesi yer alan imzasız bir belge bulduklarını belirtmiştir. Bu belge Türkçe hazırlanmış ve üzerinde Başbakanlığa verilmek üzere; (teslim alan Mehmet Gürhan, teslim eden Firdevs Ermiş) ibaresi var. Ancak bu para ne Başbakanlığa ne de başka bir yere gitmiş, herhangi resmi ya da gayri resmi evrak yok. Tercümede Başbakanlık yerine Başbakan yazılmış, tercüme hatasının da nereden kaynaklandığını bilmiyorum' diyor.
Tercüme yanlış yapılmış. AK Parti ile ilgisi yok. Frankfurt Başsavcısı da 'AK Parti ile Deniz Feneri arasında hiç bir bağlantı yok. Böyle bir bağlantı tespit edilemedi, davayı alan mahkeme de bu karara vardı, ancak Deniz Feneri soruşturmasında AK Parti'ye para aktığı yönünde hiç bir delil yok' diyor.
Alman mahkemelerinin verdiği kararlar da burada. Bu kararlar içerisinde AK Parti'ye para aktarıldığına dair en ufacık ibare yoktur. Bu iftirayı reddediyorum, Bu iftirayı yapanların üzerinde bu hususun kalacağını ifade etmek istiyorum.''
Bozdağ, gensorunun sonucunun, hükümetin, Başbakanın ya da bakanın görevden düşürülmesine kadar varacak ağır müeyyidelere bağlandığını söyledi. Bekir Bozdağ, şöyle konuştu:
''Gensoru niçin verilir- Hükümetin bir icraatı vardır, bu icraat yanlıştır, hukuka aykırıdır. Bunu Meclise getirirsiniz, orada ispat edersiniz, ondan sonra da milletin huzurunda Hükümete, Başbakana veya bakana güvensizlik oyu talep ederek, onu düşürmenin yolunu tercih edersiniz. Ama gensoruda Sayın Başbakan ve hükümet hakkında bir iddiayı ortaya koymuyor, aksine Sayın Başbakanı iddiaları ispata çağırıyor. Siz bir iddia ortaya koyuyorsunuz. Hükümeti, Başbakanı düşürecek bir iddia... O zaman siz Başbakanın dediklerinde bir yanlışlık varsa, o iddiayı ispat edeceksiniz, ispat ettik, düşürün bu Hükümeti diyeceksiniz. Var mı böyle bir şey- Yok. Gensoru ile ilgili bir kaç arkadaşım söz söyledi, herkes bu vesileyle başka konularda konuştu, şey söyledi.''
Bekir Bozdağ, gensorunun, Başbakan Erdoğan Almanya'ya giderken verildiğini söyleyerek, ''Başbakan Almanya ziyaretini tamamlayıp dönse, ondan sonra verseniz olmaz mı- Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını Almanya'ya giderken, Alman vakıfları ile ilgili söylediği konular nedeniyle gensoruya muhatap tutmak Türkiye'nin yararına mı yoksa aleyhine mi- Bunu da milletimizin takdirine bırakıyorum. Bu zamanlamanın ne kadar önemli ve manidar olduğunu da yüce Genel Kurulla paylaşmak istiyorum'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, görüşmelerin tamamlanmasının ardından, CHP'nin, Başbakan Erdoğan hakkında, ''CHP'li belediyelerin Alman vakıflarından kredi alarak terör örgütüne yardımda bulunduğuna'' yönelik sözleri nedeniyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasını oya sundu. Yapılan oylama sonucu, gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Yakut, 29 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere, birleşimi kapattı. (17.17)
