2011-01-13 - 12:42
Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Nazım Ekren başkanlığında toplandı. Komisyona, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkan Vekili Merdan Tufan ve Beden Eğitimi ve Spor İzcilik Daire Başkan Vekili İsmail Toksöz okullarda ki beden eğitimi dersi konulu sunum yaptı.
Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması
Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu,
AK Parti İstanbul Milletvekili Nazım Ekren başkanlığında toplandı. Komisyona,
Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkan Vekili Merdan Tufan ve Beden
Eğitimi ve Spor İzcilik Daire Başkan Vekili İsmail Toksöz okullarda ki beden
eğitimi dersi konulu sunum yaptı.
Tufan, İlköğretim düzeyinde beden eğitimi dersinin dört boyutta ele alındığını,
bunların zorunlu beden eğitimi dersi, seçmeli spor etkinlikleri dersi, spor kültürü
ve olimpik eğitimi alanı ara disiplinleri ve serbest etkinlikler olduğunu söyledi.
Tufan," İlköğretim düzeyinde beden eğitimi dersi bağlamında çok etkin bir
eğitimin yapıldığını söylemek mümkündür." dedi.
Ortaöğretim düzeyinde beden eğitimi dersinin de 2 boyutta ele alındığını vurgulayan
Tufan, bunların zorunlu beden eğitimi dersi ve güzel sanatlar ve spor liseleri olduğunu
kaybetti. Tufan," Ortaöğretimde çocuklarımıza etkili ve yeterli spor eğitiminin
verildiğini söylemek mümkündür." dedi.
Tufan, 11 bin beden eğitimi öğretmeni açığı olduğunu dile getirerek, beden eğitimi
dersini haftada bir saat daha artırmak için 15 bin ek öğretmene ihtiyaç olduğunu belirtti.
Beden Eğitimi ve Spor İzcilik Daire Başkan Vekili İsmail Toksöz, spor faaliyetleri için
ödeneklerinin yeterli olmadığını söyledi.
MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, ''Haftada bir saat ile beden
eğitimi olmaz'' dedi.
Uzunırmak, okullarda çocukların spor kültürünü öğrenmeleriyle çok şeyin
yoluna gireceğini kaydetti.
AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, uygulamadaki müfredat ile
sporcu yetiştirmenin mümkün olmadığını söyledi.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nda yapılan hareketlerin
provalarının, okullardaki eğitimi gevşettiğini söyleyen Poyraz, şunları
kaydetti:
''19 Mayıs kutlamalarında her sene aynı hareketler. Artık ilgi de
kalmadı. Onu yapmak yerine okullar arasında belli müsabakalar yapsak ve bu
müsabakaların final yarışmalarını 19 Mayıs günü yapsak, buna ne engel var? 19
Mayıs haftasında yapalım. Adı üzerinde spor bayramı, adına yakışır bir kutlama
olsun. Ben bile şu anda milletvekili olduğum halde yıllardır aynı şeyleri seyret
seyret, bir cazibesi de yok.''
AK Parti İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişçi de 19 Mayıs kutlamalarında
yeniliğe gitmek gerektiğini belirterek, ''Zenginleştirmek lazım, halkın ilgisi de
kalmıyor'' diye konuştu.
Beden Eğitimi ve Spor İzcilik Daire Başkan Vekili Toksöz, 19 Mayıs
kutlamalarıyla ilgili mevzuat çalışmasının devam ettiğini, kısa zamanda
isteklerin karşılanır hale geleceğini söyledi.
TBMM Sporda Şiddeti ve Spor Kulüplerinin
Sorunlarını Araştırma Komisyonunda hakemler Bülent Yıldırım, Cüneyt Çakır ve
Kuddüsi Müftüoğlu, televizyonlarda yorum yapan eski hakemler ve kulüp
yöneticilerinden şikayetçi oldu.
Hakemler, kısa sunumlarının ardından milletvekillerinin sorularını
cevapladı.
AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan, hakemlerin şansızlığının,
eski hakemler olduğunu belirterek, hakemlerin saniyede verebileceği kararların,
saatlerce televizyon programlarında tartışıldığını dile getirdi. Hakemlerin hedef
haline getirildiğini belirten Tutan, ''Bu konuda ne yapılabilir?'' diye sordu.
FIFA kokartlı hakem Bülent Yıldırım, ''Yüzde 50-60 hakemler suçludur''
diyenlerin, cahilce yorum yaptığını ifade etti. Dünya Kupası elemelerinde bir
futbolcunun eliyle topu çaldığını, ancak hakemin görmediğini anımsatan Yıldırım,
''Bunun Türkiye'de olduğunu düşünebilir miyiz?'' dedi.
Yıldırım, şiddet, halen hakem üzerinden tartışılıyorsa burada bir hata
bulunduğunu, bunun son derece yanlış olduğunu belirtti.
Bülent Yıldırım, ''Eski hakemlerin sorumsuz yorumları, yöneticilerin
sorumsuz açıklamaları... Elbette biz de o anlamda şiddete maruz kalıyoruz, zaman
zaman hedef haline gelebiliyorsunuz. İngiltere örneğinde olduğu gibi ilk 24 saat,
maçla ilgili hakem kararına ilişkin değerlendirme yapmayı yasaklayabiliriz'' diye
konuştu.
Hakemlerden beklenilenin ''peygamberlik'' gibi olduğunu belirten
Yıldırım, biçilen role göre hakemin, şiddeti hissedeceğini, kaynağını bileceğini,
maçtan önce engellemeye çalışacağını, şiddete müdahil olacağını kaydetti.
Yıldırım, böyle bir modelin dünyada olmadığını savundu.
FIFA kokartlı hakemlerden Cüneyt Çakır da kendisini en çok rahatsız eden
konulardan birinin, altyapıya önem verilmemesi olduğunu söyledi. Çakır, sporda,
genç nüfusun kullanılamadığını belirterek, transfer edilen ithal futbolcularla
ülke futbolunun kalkındırılamadığını iddia etti.
Komisyon Başkanı Nazım Ekren ise ''Anlaşılan sizde de cari açık sorunu
var'' diye espri yaptı.
Çakır, spor mahkemelerinin kurulmasını da önerdi.
Eski hakemlerin, teknik olarak her türlü yorum yapabileceğini, saygı
duyduklarını dile getiren Çakır, kişisel alana girilmesinin problem olduğunu,
buna izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Çakır, her maç sonrası herhangi bir yönetici, teknik adam, futbolcunun,
hakemin kararını eleştirebildiğini, yönetici demeçlerine ülke olarak
alıştıklarını, garip gelmediğini belirtti. Çakır, ancak hakemlerin yöneticilere
ilişkin açıklama yapmalarının garip karşılanacağına işaret ederek, ''O yönetici
ve teknik adamların da bu şekilde, hakemler hakkında konuşma hakkı yok. Biz hiç
kimsenin yöneticiliğini bitiremiyorsak, teknik adamlığına son veremiyorsak, onlar
da bir maçtan sonra bizim düdüğümüzü asmamalılar'' diye konuştu.
İtalya'da bir taraftarın bıçaklanması nedeniyle o hafta maçların
oynanmadığını, Fransa'daki bir maçta taraftarların birbirine meşale atması
nedeniyle iki takımın puanının silindiğini, seyircilerin deplasmana götürülmeme
kararı alındığını anlatan Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Belki biz de gerekirse böyle radikal kararlar alabiliriz. Biz neden bu
şekilde cezalar vermekten korkuyoruz. Belki, bir şeyleri önleyeceksek, böyle
radikal kararlar alıp, birilerinin canını yakmalıyız. Birilerinin canı yanmalı ki
doğruya ulaşalım. Her zaman tribünlerdeki olayları münferit olaylar olarak
görüyoruz. Ama devamlı artıyor. Amatör kümelerde, her hafta bir hakem dayak
yiyor. Bunları münferit olay olarak görürsek, haftalarca da dayak yemeye devam
edeceğiz. Bunlara dur demek için çok radikal kararlar almalıyız, ağır cezalar
vermeliyiz, gerekirse bu hapis cezası olmalı. Hakeme bir fiske vuran, gerekirse
hapse girmeli.''
Üst Klasman Hakemi Kuddüsi Müftüoğlu ise hakem ve yöneticilerin, futbolda
asil unsur olmadığını, kimsenin hakem seyretmeye gitmeyeceğini dile getirdi.
Müftüoğlu, 8 yıl önceki bir maçta uğradığı şiddeti anlatarak, o kulübün
ve yöneticilerinin çok az ceza aldığını söyledi.
Yöneticilerin hakemler hakkında her şeyi konuşabildiğini ancak
yaptırımlarının bulunmadığını belirten Müftüoğlu, ''Hakemler yalnız insanlar.
Yanımızda ailemiz, çevremizdeki birkaç kişi oluyor. Federasyon da hakemlerin bir
an yanında oluyor, sonra yine hakemler yalnızlığa devam ediyor'' dedi.
Müftüoğlu, spor kulüplerinin yapısının çok önemli olduğuna dikkati
çekerek, ''Ne yazık ki bugün spor kulüplerinin yüzde 70-80'i doğru insanlarla
yönetilmiyor. Spor yöneticileri, biz hakemler kadar eğitimli veya kriteri olsa,
sanıyorum şiddet noktasında bayağı yol katederiz. Bu ailede en eğitimlisi, en
yapıcı ekip, hakem ekibidir'' dedi.
Komisyon ayrıca, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr.
Köksal Bayraktar'ı da dinledi. Bayraktar, dünya ticaretinin yüzde 3'nün sporla
ilgili malzemeler ve spor faaliyetlerinden kaynaklandığını söyledi. Bayraktar,
sporun endüstriyel bir güç olarak ortaya çıktığını, 20 ve 21. yüzyılın simgesel
etkinliklerinden biri olduğunu dile getirdi.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı hakkında
görüşlerini dile getiren Bayraktar, tasarının, özel ceza kanunu niteliği
taşıdığını kaydetti.
Bayraktar, tasarının şikeyi düzenleyen maddesinin, TCK'da rüşveti
düzenleyen maddesi gibi olduğunu vurgulayarak, ancak şikedeki cezanın rüşvete
göre daha ağır olduğuna işaret etti. Bayraktar, ''Şike, rüşvet gibi idareyi
kemiren bir hastalığı tedavi etmeyi amaçlayan bir düzenlemeden daha ağır ve
önemli mi?'' diye sordu.
Teşvik priminin, şikenin hafifletici bir hali değil, bağımsız bir uç
olarak düzenlenmesi gerektiğini belirten Bayraktar, çirkin ve kötü tezahüratın
cezasının da ceza kanundaki hakaret ve sövmeden daha ağır olduğunu söyledi.
Bayraktar, tasarının, kasten yaralama ve mala zarar vermede, cezayı
TCK'ya bıraktığına dikkati çekerek, ''TCK'ya atıf yapılması, ileride yetersiz
kalacaktır. Tasarı çok olumlu hükümler getiriyor ancak uygulaması çok zordur''
dedi.(12.42)
