2013-07-06 - 17:18
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığı'nda toplandı. Genel Kurul'da görüşülen "Torba Kanun" Teklifinin 19 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da BM Geçici Barış Gücü (UNIFIL) kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde, Mısır'daki gelişmeler tartışıldı.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Mısır'da askeri darbeyle görevden uzaklaştırılan Muhammed Mursi'ye ve Mısır halkının demokratik tercihine, gereken saygının gösterilmesini beklediklerini söyledi.
MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik dış politikasını eleştirdi.
Mısır'daki gelişmelere değinen Türkeş, hükümetin, ilk Tahrir olaylarında Hüsnü Mübarek'in görevden uzaklaştırılmasının ardından Tantavi yönetimindeki cuntayla anlaşmalar yaparken, bugün ihtilal yönetimine karşı açıklamalarının çelişki olduğunu söyledi. Türkeş, "Mübarek'in atadığı Tantavi, yönetime el koyunca kabul edilir oluyor da Mursi'nin atadığı Sisi, tam da 21'inci yüzyıla uygun, yanına muhalefeti, dini liderleri ve Batı'da kabul göreceğine emin olduğu şahsiyetleri alarak yönetime el koyduğunda bunun neyini beğenmediniz?" diye sordu.
MHP'nin, Mısır'daki demokrasi dışı uygulamaları hoş görmediğinin altını çizen Türkeş, AK Parti'nin belirsiz, makro stratejiye oturtulmamış dış politika izlediğini öne sürdü.
Türkiye'nin Suriye, İsrail ve Filistin politikalarının da tutarsız olduğunu savunan Türkeş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Mayıs ayında açıkladığı, Gazze ziyaretinin hala gerçekleşmemesinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Türkeş, TSK'nın unsurlarının çeşitli devletlerin üzerinde siyasi veya kültürel tasarruflarının olduğu Lübnan'da, Birleşmiş Milletler Barış Gücü şemsiyesi altında var olmasının gerekliliğine inandıklarını dile getirerek, tezkereye olumlu baktıklarını belirtti.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise TSK'nın yurt dışındaki görevlerde görevlendirilmesine gerek olmadığını, Türkiye'nin Deniz Görev Gücüne katkısının sınırlı olması dolayısıyla anlamlı bir askeri varlıktan söz edilemeyeceğini ifade etti.
Bu tür görevlerin bölgesel rekabeti kızıştırdığını, halklar arasında düşmanlıkları çoğalttığını öne süren Kürkçü, "Burada barış sözü, aslında gerçekleştirilen eylemle taban tabana zıt bir karakter taşımaktadır" dedi.
Kürkçü, Türkiye'nin Mısır'daki darbeyi kınadığını, ancak darbeyi destekleyen Suudi Arabistan, Katar ve ABD'ye tepki göstermediğini anlattı.
Mısır'da halkın Mursi'ye karşı ayağa kalktığını belirten Kürkçü, "Mısır'daki milyonlarca halkı, Tahrir'in özgürlükçü insanlarını 'Darbeciler havai fişekler atıyor' diye alaya alamazsınız. Nasıl biz Mursi'nin etrafında toplanan İhvan Hareketi'nin gerisindeki yoksulları, Adeviye Meydanı'nda toplanan on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca insanı Mısır'ın dışında sayamazsak Tahrir'de toplananları da kimse dışında sayamaz" diye konuştu.
"Sandık siyasetin namusudur" demenin kolay olduğunu, halkın yanında durmanın önemli olduğunu dile getiren Kürkçü, "Siz bu itirazları, Türkiye'de olduğu gibi, hemen öyle 'çapulcu' deyip bir kenara itemezsiniz" dedi.
Kürkçü'nün bu sözlerine AK Parti sıralarından tepkiler geldi.
Mısır'da iktidarın siyaset dışı yollardan el değiştirmesine karşı olduklarını, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun kınama bildirisine de imza attıklarını anımsatan Kürkçü, meydanlardaki halkın darbeci ilan edilemeyeceğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk ise TSK'nın BM meşruiyetine haiz operasyonlara katılmasını, hem Türkiye'nin görünürlüğünü artırmak hem dünya ve bölge barışına hizmet etmek açısından yararlı gördüklerini belirtti.
Lübnan'ın, Güney Kıbrıs Rum yönetimiyle münhasır ekonomik bölge anlaşması yaptığını anlatan Korutürk, hükümetin Türkiye'nin doğu Akdenizde'ki menfaatlerini koruyacak adım atmadığını öne sürdü.
Bölgesel güç iddiasında olmasına rağmen Ortadoğu'da hiçbir şeyin Türkiye'ye sorulmadığını savunan Korutürk, politikaların ve ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
"Darbelere hoş nazarla bakmak mümkün değil" diyen Korutürk, Türkiye'de bu dönemin kapandığını ve bölgesinde bu anlamda örnek olabileceğini ifade etti. Korutürk, "Türkiye din ile demokrasiyi bağdaştırmıştır ama dinle demokrasiyi birbiriyle bağdaştıran yapışkan laikliktir. Laiklik olmasa, esnekliği olmayan din ile büyük esneklik isteyen demokrasinin biraraya gelme imkanı yoktur" diye konuştu.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır ise Türkiye'nin 2006'da başlayan İsrail-Lübnan Savaşı'na son verilmesi ve ateşkes sağlanması için yoğun gayret gösterdiğini, UNIFIL'e katkısının da bu çabanın neticesi olduğunu söyledi.
Lübnan'daki gelişmelerin, Suriye sorununun bölgesel barış ve güvenlik açısından oluşturduğu tehditle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizen Bozkır, Suriye rejiminin Lübnan'a zarar verecek tehlikeli adımlar atmaya yöneldiğine dikkati çekti. Bozkır, Lübnan'ın kendisini Suriye krizinden uzak tutmaya özen gösteren politikasını desteklediklerini kaydetti.
Mısır'daki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirten Bozkır, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması ve anayasanın askıya almasının endişe verici olduğunu söyledi.
Mursi'nin görevden uzaklaştırılması ve gözaltına alınmasının hiçbir demokratik ülke tarafından kabul edilemeyeceğini vurgulayan Bozkır, "Sandık, demokrasinin namusudur" dedi. Mısır'daki askeri darbeyi kınayan Bozkır, Mursi'ye ve Mısır halkının demokratik tercihlerine gereken saygının gösterilmesini beklediklerini ifade etti.
Bozkır, Mısır'da yönetime el koyan askeri konseyi ve tüm tarafları sağ duyuyla hareket etmeye, hukukun ve demokrasinin üstünlüğü ilkesine saygı duymaya ve en kısa zamanda tüm partilerin yer alacağı serbest ve adil bir seçim düzenlemeye davet etti.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Biz Suriye yönetimine, halkının taleplerine şiddetle karşılık verdiğinde desteğimizi çektik ve Suriye halkının yanında olduğumuzu da açıkça belirledik. Suriye halkını bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyoruz" dedi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da BM Geçici Barış Gücü (UNIFIL) kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde, Ortadoğu'daki gelişmelere değindi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde son 1.5 yıldır sancılı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığına dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesine önem atfettiğini ve bu amaca hizmet eden girişimlere destek verdiğini söyledi. Bu tezkerenin de bu girişimlerden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Türkiye olarak biz başından itibaren bölgemizdeki değişim sürecinde halkların yanında yer aldık ve tüm ülkelerde halkların meşru ve demokratik haklarına sahip olmaları gerektiğini vurguladık" diye konuştu.
Bu çerçevede bölge ülkelerindeki yönetimlerin halkların meşru talepleri doğrultusunda demokratik reformlar yapmasını desteklediklerini de ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin bu politikasını sürdürmekte kararlı olduğunu söyledi.
Lübnan'ın, Türk dış politikasının öncelikli ilgi alanı haline gelen Ortadoğu bölgesinin önemli aktörlerinden birisi olduğuna işaret eden Yılmaz, Lübnan'ın sosyo politik yapısının hassas dengeler üzerine kurulu bir ülke olduğunu kaydetti.
Lübnan'ın, bölgenin istikrarı açısından kilit ülkelerden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler Lübnan'ın barış ve istikrarının korunması konusundaki kaygıları artırmış bulunmaktadır. Bu kapsamda Lübnan'da barış, istikrar ve huzurun korunmasına ve Suriye'deki olayların Lübnan'a sıçramamasına büyük önem atfetmekteyiz. Tüm ülkelerin ve ilgili tarafların bu konuda hassas davranmalarını ve Lübnan'ın bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelerini beklemekteyiz. Özellikle Suriye'deki sorunların Lübnan'a sıçraması ve bu ülkede barış ve huzurun bozulması ihtimali ciddi bir endişe kaynağımızdır. Ayrıca Suriye rejiminin Lübnan'ın egemenliğine yönelik tutumu ile sınır ihlallerinden Hizbullah'ın rejim safında Suriye'deki çarpışmaların doğrudan müdahili olması ve bilfiil araziye inmesi bu yöndeki kaygıları da artırmaktadır."
Yılmaz, Lübnan hükümetinin, ülkeyi Suriye'deki sorunların dışında tutma politikasını doğru bulduklarını ve desteklediklerini ifade ederek, Suriye hükümeti de dahil olmak üzere bölgedeki tüm aktörlerin Lübnan hükümetinin bu politikasına saygı duyması ve buna göre hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Tüm bu gelişmeler ışığında, içinde bulunulan bu dönemde Lübnan'da barış ve istikrarın korunması bakımından UNIFIL'in oynadığı rolün daha da bir önem kazandığına işaret eden Yılmaz, "Türkiye, Lübnan halkının birlik ve beraberliği ile iç barışın muhafazasına atfettiği önem doğrultusunda 2006 yılında yaşanan geniş bir bölgeye yayılma ve ciddi boyutlar kazanma emareleri gösteren Lübnan-İsrail savaşına son verilmesi ve ateşkes sağlanmasında yoğun çaba sarfetmiştir" diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti ve TSK'nin geçmişte olduğu gibi bundan sonra da barışı destekleme harekatlarına katkıda bulunarak, bölgesinde ve dünyada istikrar ve barışın tesisinde rol almaya devam edeceğini söyledi.
Lübnan'ın Ortadoğu coğrafyasının en zor bölümünde yer aldığını vurgulayan Yılmaz, "Suriye'deki yaşanan gelişmeler ve Mısır'da meydana gelen son olaylar Lübnan'ın mevcut durumunu etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle bölgede bir yeni sorunun baş göstermemesi bölge barışı açısından önem arz etmektedir" dedi.
İstikrarlı bir Lübnan'ın bölgede barışın tesis edilmesine katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Önümüzdeki dönemde de UNIFIL harekatına deniz görev kuvvetinde görevli unsurlarımız UNIFIL karargahında görev yapan subaylarımızla katkı sağlamaya devam etmemizin ülkemizin görünürlüğü açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir. UNIFIL'ınn ülkemizin askeri kuvvet katkısında bulunduğu tek BM barış gücü harekatı olması ve Türkiye'nin 2015-2016 yılınra BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği'ne adaylığımızın söz konusu olması nedeniyle UNIFIL'e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiğini vurgulamak isterim. UNIFIL harekatına katkımızın Türkiye'nin görünürlüğüne ve etkinliğine de ayrıca bir katkıda bulunduğunu da belirtmek isterim."
Yılmaz, Türkiye'nin dış politikasının Atatürk'ün belirtiği, "yurtta sulh cihanda sulh" esasına dayandığını belirterek, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana da bu ilkeden zerre kadar sapmadan devam edildiğini söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
"Suriye halkıyla halkımız kardeştir. Bunun aksini söyleyen var mı? Akrabadır. Bunun aksini söyleyen var mı? İki halkın kardeş ve akraba olduğunu görmek için bayramlarda sınırlardaki bayramlaşmayı görmek lazımdır. Suriye ile ortak Bakanlar Kurulunu yapan da bizim hükümetimiz, Suriye ile stratejik anlaşmayı yapan da bizim hükümetimiz, Suriye'yi uluslararası toplantılarda destekleyen de bizim hükümetimiz. Biz bunları yaparken Suriye'deki rejimin inancını, mezhebini, düşüncesini, partisini bilmiyor muyduk? O zaman da biliyorduk. Ne Beşar Esed değişti, ne biz değiştik. Bizim politikamız Suriye'yi desteklerken de halkının yanında olan bir iradenin yanında olmasıdır. Biz Suriye yönetimine halkının taleplerine şiddetle karşılık verdiğinde desteğimizi çektik ve Suriye halkının yanında olduğumuzu da açıkça belirledik. Suriye halkını bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyoruz.
Demokrasiye aşık bir milletin bireyleri olarak bundan doğalı da bundan bir başkası da bizden beklenemez. Biz her zaman her yerde demokratik teammüllerin geçerli olmasını istiyoruz. Bu talep Tunus için de Libya için de Yemen için de Suriye için de Mısır için de geçerlidir. Bu ülkelerin demokratik bir yönetimle hukukun üstünlüğünü esas alan bir çerçevede halkın talepleri doğrultusunda yönetilmesi ortak talebimizdir. Hiçbir ülke, halkının taleplerine kayıtsız kalamaz ve kalmamalıdır. Bir yıl önce halkının yüzde 52'sinin desteğini alarak ülkesinin meşru cumhurbaşkanının yönetimden uzaklaştırılması asla meşru görülemez. Demokratik ülkelerde hükümetlerin değişim şekli bellidir. O da hepinizin bildiği gibi halkın iradesinin yansıdığı sandıktır."
Bütün demokrasilerde seçimle iş başına gelen yöneticilerin yine seçimle görevden ayrılmasının evrensel bir gerçek olduğunu ifade eden Yılmaz, Mısır halkı ve yönetiminin mevcut krizi aşmak için yine demokratik kurallar çerçevesinde bir yol haritası belirleyebilecek kudrette olduğunu söyledi. Yılmaz, "Anayasal meşruiyet içerisinde kalınarak Mısır halkının iradesine saygı duyulması, Mısır'daki demokratik sistemi de güçlendirecektir" şeklinde konuştu.
Geçmişinde hiçbir demokratik mücadele içinde yer almayanların halkın demokratik taleplerini anlamalarının da mümkün olmadığını dile getiren Yılmaz, değişim ve dönüşümün kaçınılmaz hale geldiği Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da sürdürülebilir bir istikrarın ancak halkın huzur, güvenlik ve refahının güvence altına alınmasıyla sağlanabileceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, darbelerle ilgili konuda herhangi bir ayrım yapmalarının söz konusu olmadığını ifade etti.
CHP, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 50. maddesi üzerinde önerge verdi.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, bu kanunda Dünya Spastik ve Ortopedik Özürlüler Vakfı, Milli Gençlik Vakfı, Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı, İslami Dayanışma Vakfı'nın korunduğunu belirterek, "Bir taraftan bir süreci kapsayanları koruyacağız, diğer taraftan bütün süreçten, darbecilerle hesaplaşmak konusuna geldiğimizde yan çizeceğiz. Bu doğru değil" dedi. Çelebi, şöyle devam etti:
"Yoksa 'ben darbelere karşıyım' deyip, darbe koşullarından beslenmek, darbe yasalarını kaldırmamak sahte demokratlıktır. Bu bağlamda yalnız bir vakfı, bir anlayıştaki vakıfları burada korumak ve kollamak yerine 12 Eylül'de mağdur edilmiş bütün dernek, vakıf hepsine bu hakkın tanınmasını buradan öneriyoruz. Ayrımcılık yapmayın. Bu Meclis'in sınav günüdür."
Çelebi'nin ardından söz alan Bozdağ, söz konusu önergede dile getirilen konuyu hükümet olarak önemsediklerini belirterek, şunları söyledi:
"Bu konunun üzerinde bir değerlendirme ihtiyacı var. Biz bu değerlendirmeden sonra bir adım atılmasının doğru olduğunu düşünüyoruz. Darbelerle ilgili konuda bizim herhangi bir ayrım yapmamız söz konusu değil. Anayasa geçici madde 15'i yürürlükten kaldıran ve bu konuda pek çok adım atan hükümetimiz bu konuyu da özellikle değerlendirecektir."
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, teklifin Genel Kurul aşamasında verilen önergeyle vekil imamlar ve müezzin kayyımların kadroya geçmesinin kapsam dışı bırakıldığını anımsattı. Bu haliyle sadece, 3 ay çalışan Kur'an kursu öğreticilerin kadroya geçirileceğini anlatan Aslanoğlu, "Eşitlik ilkesi, hakkaniyet bu mu?" diye sordu.
Aslanoğlu, madde kabul edildikten sonra hükümetin ya da komisyonun tekriri müzekkere teklifinde bulunabileceğini belirterek, vekil imam ve müezzin kayyımların da kapsama alınması gerektiğini söyledi.
Teklifin ikinci bölümünün görüşmeleri de tamamlandı ve üçüncü bölüme geçildi.
Meclis Genel Kurulu'nda Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sırasında AK Parti ve CHP'li milletvekilleri arasında uzun süreli gerginlik ve arbede yaşandı, AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar'ın kaşı açıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, teklifin üçüncü bölümü üzerinde Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, bazı CHP'liler ısrarla, İstanbul'da eli palalı birinin Taksim Gezi Parkı odaklı gösteri yapanlara saldırdığını belirterek, buna ilişkin bilgi istediler. Bu arada CHP ve AK Parti'li milletvekilleri arasında sözlü sataşmalar başladı. Genel Kurul'da tansiyonun düşmemesi üzerine Başkanvekili Sadık Yakut oturuma 5 dakika ara verdi.
AK Parti ve CHP'li milletvekilleri arasındaki gerilim, verilen arada da devam etti. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Bozdağ'a, İstanbul'da elinde pala ve satır bulunanlar olduğunu tekrarlayarak, "Yalvarıyorum bu soruya bir cevap verin" dedi.
Aranın ardından Bozdağ, soruları yanıtlamaya devam etti. CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'in darbenin tanımıyla ilgili bir sorusunu cevaplandıran Bozdağ, seçim dışında bir yolla hükümeti, parlamentoyu indirmenin darbe olacağını belirterek, "İster siviller, ister askerler tarafından... Demokrasilerde iktidara gelmenin yolu sandıktır. Sandıkta yönetme yetkisi alınır, yönetilir, sonra da sandıkta hesap verilir. Vatandaş iktidar değişikliğini demokrasilerde sadece sandıkta yapar. Onun dışında yargıyla, onun dışında sokakla, onun dışında askerle, başka tür yöntemlerle yapılan her türlü değişiklik darbedir. Bunu sizin iyi öğrenmeniz lazım. Darbenin taşeronluğunu siz iyi yaptınız. İkna odalarında nasıl hizmetkarlık yaptığınızı bütün Türkiye biliyor. Sizin bu konuda soru sorma hakkınız yok" diye konuştu. Bozdağ'ın bu sözlerini AK Parti'liler alkışladı.
Bu sırada CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, komisyon sıralarında hükümet adına bulunan Bekir Bozdağ'ın oturduğu sıraya doğru yürüdü. AK Parti'li milletvekilleri de kalabalık bir grup halinde komisyon sıralarına koştular. Komisyon sıralarının önünde AK Parti'li ve CHP'li vekiller arasında itiş kakış yaşandı. Birbirinin üzerine yürüyen vekilleri parti grup başkanvekilleri ile bazı milletvekilleri araya girerek sakinleştirilmeye çalıştı.
Bu arada Tanal ile CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, kulise çıkarılarak sakinleştirilmeye çalışıldı. Çıkan arbede sırasında AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar'ın aldığı bir darbeden ötürü kaşının açıldığı ve bu nedenle hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DOKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Mısır'da askeri darbeyle görevden uzaklaştırılan Muhammed Mursi'ye ve Mısır halkının demokratik tercihine, gereken saygının gösterilmesini beklediklerini söyledi.
MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik dış politikasını eleştirdi.
Mısır'daki gelişmelere değinen Türkeş, hükümetin, ilk Tahrir olaylarında Hüsnü Mübarek'in görevden uzaklaştırılmasının ardından Tantavi yönetimindeki cuntayla anlaşmalar yaparken, bugün ihtilal yönetimine karşı açıklamalarının çelişki olduğunu söyledi. Türkeş, "Mübarek'in atadığı Tantavi, yönetime el koyunca kabul edilir oluyor da Mursi'nin atadığı Sisi, tam da 21'inci yüzyıla uygun, yanına muhalefeti, dini liderleri ve Batı'da kabul göreceğine emin olduğu şahsiyetleri alarak yönetime el koyduğunda bunun neyini beğenmediniz?" diye sordu.
MHP'nin, Mısır'daki demokrasi dışı uygulamaları hoş görmediğinin altını çizen Türkeş, AK Parti'nin belirsiz, makro stratejiye oturtulmamış dış politika izlediğini öne sürdü.
Türkiye'nin Suriye, İsrail ve Filistin politikalarının da tutarsız olduğunu savunan Türkeş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Mayıs ayında açıkladığı, Gazze ziyaretinin hala gerçekleşmemesinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Türkeş, TSK'nın unsurlarının çeşitli devletlerin üzerinde siyasi veya kültürel tasarruflarının olduğu Lübnan'da, Birleşmiş Milletler Barış Gücü şemsiyesi altında var olmasının gerekliliğine inandıklarını dile getirerek, tezkereye olumlu baktıklarını belirtti.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise TSK'nın yurt dışındaki görevlerde görevlendirilmesine gerek olmadığını, Türkiye'nin Deniz Görev Gücüne katkısının sınırlı olması dolayısıyla anlamlı bir askeri varlıktan söz edilemeyeceğini ifade etti.
Bu tür görevlerin bölgesel rekabeti kızıştırdığını, halklar arasında düşmanlıkları çoğalttığını öne süren Kürkçü, "Burada barış sözü, aslında gerçekleştirilen eylemle taban tabana zıt bir karakter taşımaktadır" dedi.
Kürkçü, Türkiye'nin Mısır'daki darbeyi kınadığını, ancak darbeyi destekleyen Suudi Arabistan, Katar ve ABD'ye tepki göstermediğini anlattı.
Mısır'da halkın Mursi'ye karşı ayağa kalktığını belirten Kürkçü, "Mısır'daki milyonlarca halkı, Tahrir'in özgürlükçü insanlarını 'Darbeciler havai fişekler atıyor' diye alaya alamazsınız. Nasıl biz Mursi'nin etrafında toplanan İhvan Hareketi'nin gerisindeki yoksulları, Adeviye Meydanı'nda toplanan on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca insanı Mısır'ın dışında sayamazsak Tahrir'de toplananları da kimse dışında sayamaz" diye konuştu.
"Sandık siyasetin namusudur" demenin kolay olduğunu, halkın yanında durmanın önemli olduğunu dile getiren Kürkçü, "Siz bu itirazları, Türkiye'de olduğu gibi, hemen öyle 'çapulcu' deyip bir kenara itemezsiniz" dedi.
Kürkçü'nün bu sözlerine AK Parti sıralarından tepkiler geldi.
Mısır'da iktidarın siyaset dışı yollardan el değiştirmesine karşı olduklarını, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun kınama bildirisine de imza attıklarını anımsatan Kürkçü, meydanlardaki halkın darbeci ilan edilemeyeceğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk ise TSK'nın BM meşruiyetine haiz operasyonlara katılmasını, hem Türkiye'nin görünürlüğünü artırmak hem dünya ve bölge barışına hizmet etmek açısından yararlı gördüklerini belirtti.
Lübnan'ın, Güney Kıbrıs Rum yönetimiyle münhasır ekonomik bölge anlaşması yaptığını anlatan Korutürk, hükümetin Türkiye'nin doğu Akdenizde'ki menfaatlerini koruyacak adım atmadığını öne sürdü.
Bölgesel güç iddiasında olmasına rağmen Ortadoğu'da hiçbir şeyin Türkiye'ye sorulmadığını savunan Korutürk, politikaların ve ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
"Darbelere hoş nazarla bakmak mümkün değil" diyen Korutürk, Türkiye'de bu dönemin kapandığını ve bölgesinde bu anlamda örnek olabileceğini ifade etti. Korutürk, "Türkiye din ile demokrasiyi bağdaştırmıştır ama dinle demokrasiyi birbiriyle bağdaştıran yapışkan laikliktir. Laiklik olmasa, esnekliği olmayan din ile büyük esneklik isteyen demokrasinin biraraya gelme imkanı yoktur" diye konuştu.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır ise Türkiye'nin 2006'da başlayan İsrail-Lübnan Savaşı'na son verilmesi ve ateşkes sağlanması için yoğun gayret gösterdiğini, UNIFIL'e katkısının da bu çabanın neticesi olduğunu söyledi.
Lübnan'daki gelişmelerin, Suriye sorununun bölgesel barış ve güvenlik açısından oluşturduğu tehditle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizen Bozkır, Suriye rejiminin Lübnan'a zarar verecek tehlikeli adımlar atmaya yöneldiğine dikkati çekti. Bozkır, Lübnan'ın kendisini Suriye krizinden uzak tutmaya özen gösteren politikasını desteklediklerini kaydetti.
Mısır'daki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirten Bozkır, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması ve anayasanın askıya almasının endişe verici olduğunu söyledi.
Mursi'nin görevden uzaklaştırılması ve gözaltına alınmasının hiçbir demokratik ülke tarafından kabul edilemeyeceğini vurgulayan Bozkır, "Sandık, demokrasinin namusudur" dedi. Mısır'daki askeri darbeyi kınayan Bozkır, Mursi'ye ve Mısır halkının demokratik tercihlerine gereken saygının gösterilmesini beklediklerini ifade etti.
Bozkır, Mısır'da yönetime el koyan askeri konseyi ve tüm tarafları sağ duyuyla hareket etmeye, hukukun ve demokrasinin üstünlüğü ilkesine saygı duymaya ve en kısa zamanda tüm partilerin yer alacağı serbest ve adil bir seçim düzenlemeye davet etti.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Biz Suriye yönetimine, halkının taleplerine şiddetle karşılık verdiğinde desteğimizi çektik ve Suriye halkının yanında olduğumuzu da açıkça belirledik. Suriye halkını bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyoruz" dedi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da BM Geçici Barış Gücü (UNIFIL) kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde, Ortadoğu'daki gelişmelere değindi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde son 1.5 yıldır sancılı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığına dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesine önem atfettiğini ve bu amaca hizmet eden girişimlere destek verdiğini söyledi. Bu tezkerenin de bu girişimlerden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Türkiye olarak biz başından itibaren bölgemizdeki değişim sürecinde halkların yanında yer aldık ve tüm ülkelerde halkların meşru ve demokratik haklarına sahip olmaları gerektiğini vurguladık" diye konuştu.
Bu çerçevede bölge ülkelerindeki yönetimlerin halkların meşru talepleri doğrultusunda demokratik reformlar yapmasını desteklediklerini de ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin bu politikasını sürdürmekte kararlı olduğunu söyledi.
Lübnan'ın, Türk dış politikasının öncelikli ilgi alanı haline gelen Ortadoğu bölgesinin önemli aktörlerinden birisi olduğuna işaret eden Yılmaz, Lübnan'ın sosyo politik yapısının hassas dengeler üzerine kurulu bir ülke olduğunu kaydetti.
Lübnan'ın, bölgenin istikrarı açısından kilit ülkelerden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler Lübnan'ın barış ve istikrarının korunması konusundaki kaygıları artırmış bulunmaktadır. Bu kapsamda Lübnan'da barış, istikrar ve huzurun korunmasına ve Suriye'deki olayların Lübnan'a sıçramamasına büyük önem atfetmekteyiz. Tüm ülkelerin ve ilgili tarafların bu konuda hassas davranmalarını ve Lübnan'ın bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelerini beklemekteyiz. Özellikle Suriye'deki sorunların Lübnan'a sıçraması ve bu ülkede barış ve huzurun bozulması ihtimali ciddi bir endişe kaynağımızdır. Ayrıca Suriye rejiminin Lübnan'ın egemenliğine yönelik tutumu ile sınır ihlallerinden Hizbullah'ın rejim safında Suriye'deki çarpışmaların doğrudan müdahili olması ve bilfiil araziye inmesi bu yöndeki kaygıları da artırmaktadır."
Yılmaz, Lübnan hükümetinin, ülkeyi Suriye'deki sorunların dışında tutma politikasını doğru bulduklarını ve desteklediklerini ifade ederek, Suriye hükümeti de dahil olmak üzere bölgedeki tüm aktörlerin Lübnan hükümetinin bu politikasına saygı duyması ve buna göre hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Tüm bu gelişmeler ışığında, içinde bulunulan bu dönemde Lübnan'da barış ve istikrarın korunması bakımından UNIFIL'in oynadığı rolün daha da bir önem kazandığına işaret eden Yılmaz, "Türkiye, Lübnan halkının birlik ve beraberliği ile iç barışın muhafazasına atfettiği önem doğrultusunda 2006 yılında yaşanan geniş bir bölgeye yayılma ve ciddi boyutlar kazanma emareleri gösteren Lübnan-İsrail savaşına son verilmesi ve ateşkes sağlanmasında yoğun çaba sarfetmiştir" diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti ve TSK'nin geçmişte olduğu gibi bundan sonra da barışı destekleme harekatlarına katkıda bulunarak, bölgesinde ve dünyada istikrar ve barışın tesisinde rol almaya devam edeceğini söyledi.
Lübnan'ın Ortadoğu coğrafyasının en zor bölümünde yer aldığını vurgulayan Yılmaz, "Suriye'deki yaşanan gelişmeler ve Mısır'da meydana gelen son olaylar Lübnan'ın mevcut durumunu etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle bölgede bir yeni sorunun baş göstermemesi bölge barışı açısından önem arz etmektedir" dedi.
İstikrarlı bir Lübnan'ın bölgede barışın tesis edilmesine katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Önümüzdeki dönemde de UNIFIL harekatına deniz görev kuvvetinde görevli unsurlarımız UNIFIL karargahında görev yapan subaylarımızla katkı sağlamaya devam etmemizin ülkemizin görünürlüğü açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir. UNIFIL'ınn ülkemizin askeri kuvvet katkısında bulunduğu tek BM barış gücü harekatı olması ve Türkiye'nin 2015-2016 yılınra BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği'ne adaylığımızın söz konusu olması nedeniyle UNIFIL'e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiğini vurgulamak isterim. UNIFIL harekatına katkımızın Türkiye'nin görünürlüğüne ve etkinliğine de ayrıca bir katkıda bulunduğunu da belirtmek isterim."
Yılmaz, Türkiye'nin dış politikasının Atatürk'ün belirtiği, "yurtta sulh cihanda sulh" esasına dayandığını belirterek, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana da bu ilkeden zerre kadar sapmadan devam edildiğini söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
"Suriye halkıyla halkımız kardeştir. Bunun aksini söyleyen var mı? Akrabadır. Bunun aksini söyleyen var mı? İki halkın kardeş ve akraba olduğunu görmek için bayramlarda sınırlardaki bayramlaşmayı görmek lazımdır. Suriye ile ortak Bakanlar Kurulunu yapan da bizim hükümetimiz, Suriye ile stratejik anlaşmayı yapan da bizim hükümetimiz, Suriye'yi uluslararası toplantılarda destekleyen de bizim hükümetimiz. Biz bunları yaparken Suriye'deki rejimin inancını, mezhebini, düşüncesini, partisini bilmiyor muyduk? O zaman da biliyorduk. Ne Beşar Esed değişti, ne biz değiştik. Bizim politikamız Suriye'yi desteklerken de halkının yanında olan bir iradenin yanında olmasıdır. Biz Suriye yönetimine halkının taleplerine şiddetle karşılık verdiğinde desteğimizi çektik ve Suriye halkının yanında olduğumuzu da açıkça belirledik. Suriye halkını bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyoruz.
Demokrasiye aşık bir milletin bireyleri olarak bundan doğalı da bundan bir başkası da bizden beklenemez. Biz her zaman her yerde demokratik teammüllerin geçerli olmasını istiyoruz. Bu talep Tunus için de Libya için de Yemen için de Suriye için de Mısır için de geçerlidir. Bu ülkelerin demokratik bir yönetimle hukukun üstünlüğünü esas alan bir çerçevede halkın talepleri doğrultusunda yönetilmesi ortak talebimizdir. Hiçbir ülke, halkının taleplerine kayıtsız kalamaz ve kalmamalıdır. Bir yıl önce halkının yüzde 52'sinin desteğini alarak ülkesinin meşru cumhurbaşkanının yönetimden uzaklaştırılması asla meşru görülemez. Demokratik ülkelerde hükümetlerin değişim şekli bellidir. O da hepinizin bildiği gibi halkın iradesinin yansıdığı sandıktır."
Bütün demokrasilerde seçimle iş başına gelen yöneticilerin yine seçimle görevden ayrılmasının evrensel bir gerçek olduğunu ifade eden Yılmaz, Mısır halkı ve yönetiminin mevcut krizi aşmak için yine demokratik kurallar çerçevesinde bir yol haritası belirleyebilecek kudrette olduğunu söyledi. Yılmaz, "Anayasal meşruiyet içerisinde kalınarak Mısır halkının iradesine saygı duyulması, Mısır'daki demokratik sistemi de güçlendirecektir" şeklinde konuştu.
Geçmişinde hiçbir demokratik mücadele içinde yer almayanların halkın demokratik taleplerini anlamalarının da mümkün olmadığını dile getiren Yılmaz, değişim ve dönüşümün kaçınılmaz hale geldiği Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da sürdürülebilir bir istikrarın ancak halkın huzur, güvenlik ve refahının güvence altına alınmasıyla sağlanabileceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, darbelerle ilgili konuda herhangi bir ayrım yapmalarının söz konusu olmadığını ifade etti.
CHP, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 50. maddesi üzerinde önerge verdi.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, bu kanunda Dünya Spastik ve Ortopedik Özürlüler Vakfı, Milli Gençlik Vakfı, Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı, İslami Dayanışma Vakfı'nın korunduğunu belirterek, "Bir taraftan bir süreci kapsayanları koruyacağız, diğer taraftan bütün süreçten, darbecilerle hesaplaşmak konusuna geldiğimizde yan çizeceğiz. Bu doğru değil" dedi. Çelebi, şöyle devam etti:
"Yoksa 'ben darbelere karşıyım' deyip, darbe koşullarından beslenmek, darbe yasalarını kaldırmamak sahte demokratlıktır. Bu bağlamda yalnız bir vakfı, bir anlayıştaki vakıfları burada korumak ve kollamak yerine 12 Eylül'de mağdur edilmiş bütün dernek, vakıf hepsine bu hakkın tanınmasını buradan öneriyoruz. Ayrımcılık yapmayın. Bu Meclis'in sınav günüdür."
Çelebi'nin ardından söz alan Bozdağ, söz konusu önergede dile getirilen konuyu hükümet olarak önemsediklerini belirterek, şunları söyledi:
"Bu konunun üzerinde bir değerlendirme ihtiyacı var. Biz bu değerlendirmeden sonra bir adım atılmasının doğru olduğunu düşünüyoruz. Darbelerle ilgili konuda bizim herhangi bir ayrım yapmamız söz konusu değil. Anayasa geçici madde 15'i yürürlükten kaldıran ve bu konuda pek çok adım atan hükümetimiz bu konuyu da özellikle değerlendirecektir."
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, teklifin Genel Kurul aşamasında verilen önergeyle vekil imamlar ve müezzin kayyımların kadroya geçmesinin kapsam dışı bırakıldığını anımsattı. Bu haliyle sadece, 3 ay çalışan Kur'an kursu öğreticilerin kadroya geçirileceğini anlatan Aslanoğlu, "Eşitlik ilkesi, hakkaniyet bu mu?" diye sordu.
Aslanoğlu, madde kabul edildikten sonra hükümetin ya da komisyonun tekriri müzekkere teklifinde bulunabileceğini belirterek, vekil imam ve müezzin kayyımların da kapsama alınması gerektiğini söyledi.
Teklifin ikinci bölümünün görüşmeleri de tamamlandı ve üçüncü bölüme geçildi.
Meclis Genel Kurulu'nda Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sırasında AK Parti ve CHP'li milletvekilleri arasında uzun süreli gerginlik ve arbede yaşandı, AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar'ın kaşı açıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, teklifin üçüncü bölümü üzerinde Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, bazı CHP'liler ısrarla, İstanbul'da eli palalı birinin Taksim Gezi Parkı odaklı gösteri yapanlara saldırdığını belirterek, buna ilişkin bilgi istediler. Bu arada CHP ve AK Parti'li milletvekilleri arasında sözlü sataşmalar başladı. Genel Kurul'da tansiyonun düşmemesi üzerine Başkanvekili Sadık Yakut oturuma 5 dakika ara verdi.
AK Parti ve CHP'li milletvekilleri arasındaki gerilim, verilen arada da devam etti. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Bozdağ'a, İstanbul'da elinde pala ve satır bulunanlar olduğunu tekrarlayarak, "Yalvarıyorum bu soruya bir cevap verin" dedi.
Aranın ardından Bozdağ, soruları yanıtlamaya devam etti. CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'in darbenin tanımıyla ilgili bir sorusunu cevaplandıran Bozdağ, seçim dışında bir yolla hükümeti, parlamentoyu indirmenin darbe olacağını belirterek, "İster siviller, ister askerler tarafından... Demokrasilerde iktidara gelmenin yolu sandıktır. Sandıkta yönetme yetkisi alınır, yönetilir, sonra da sandıkta hesap verilir. Vatandaş iktidar değişikliğini demokrasilerde sadece sandıkta yapar. Onun dışında yargıyla, onun dışında sokakla, onun dışında askerle, başka tür yöntemlerle yapılan her türlü değişiklik darbedir. Bunu sizin iyi öğrenmeniz lazım. Darbenin taşeronluğunu siz iyi yaptınız. İkna odalarında nasıl hizmetkarlık yaptığınızı bütün Türkiye biliyor. Sizin bu konuda soru sorma hakkınız yok" diye konuştu. Bozdağ'ın bu sözlerini AK Parti'liler alkışladı.
Bu sırada CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, komisyon sıralarında hükümet adına bulunan Bekir Bozdağ'ın oturduğu sıraya doğru yürüdü. AK Parti'li milletvekilleri de kalabalık bir grup halinde komisyon sıralarına koştular. Komisyon sıralarının önünde AK Parti'li ve CHP'li vekiller arasında itiş kakış yaşandı. Birbirinin üzerine yürüyen vekilleri parti grup başkanvekilleri ile bazı milletvekilleri araya girerek sakinleştirilmeye çalıştı.
Bu arada Tanal ile CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, kulise çıkarılarak sakinleştirilmeye çalışıldı. Çıkan arbede sırasında AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar'ın aldığı bir darbeden ötürü kaşının açıldığı ve bu nedenle hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DOKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
