2012-05-03 - 16:45
TBMM Genel Kurulu'nda, Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı, kabul edilerek yasalaştı. Kanuna göre, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, Bakanlar Kurulu'nca belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek. Genel Kurul'da ayrıca, Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Hakkında Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. BDP'nin, okullarda ve çevresindeki ihmal, eksiklik sonucu meydana gelen yaralamaların, ölümlerin araştırılmasına yönelik önergenin görüşülmesi önerisi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
BDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için okullarda ve çevresinde ihmal, teknik sorunlar, eksiklikler nedeniyle meydana gelen yaralama ve ölümlerin araştırılması için verilen önergenin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak TBMM Genel Kurul'un gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, denetim ve kontroller yeterli yapılmadığı için okullarda ve çevresinde öğrencilerin can güvenliğinin bulunmadığı savundu. Birtane, yetkililerin sorumluluklarını tam yerine getirmediğinin anlaşıldığını, kazalardan sonra bile okullarda kapsamlı denetimlerin yapıladığını öne sürdü. Birtane, bir çok okulda kantinlerin denetimlerinin de yapılmadığını ileri sürdü.
Birtane, ölümleri, kaza değil, cinayet olarak nitelendirerek, okullarda yaz döneminde incelemeler yapılarak eksikliklerin tespit edilmesini istedi.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, ''Eğitimde göz boyamadan, aldatmacadan bir an önce vazgeçin'' diyerek, eğitimin, Hükümet'in en başarısız alanı olduğunu öne sürdü.
Altay, ''10 yılda 4 bakan değiştirdiniz, 4'ü de kendilerine göre 'eğitimde reform yapacağım' diyerek eğitim sistemini perişan etti, çekip gitti'' görüşünü savundu.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca da Hükümet'in, öğrencilere yönelik hassasiyetini ortaya koyduğunu, okullaşma ve okulların kalitelerinin artırılmasında, sınıflardaki öğrenci yoğunluğunun düşmesinde ciddi adımlar attığını söyledi.
Bu arada Genel Kurulda, TBMM ile Seyşeller Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulması da kararlaştırıldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, okul sütü projesinde yanlış uygulama içinde olanlara en ağır cezanın verileceğini bildirdi.
CHP Aydın Milletvekili Osman Aydın, pamuk üreticilerinin sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, Söke Belediye Başkanı'nın, ilçedeki STK'larla pamuk üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak çalıştay yaptığını söyledi.
Çalıştayda, pamuğun sanayi ve ekonomi açısından ne kadar büyük önem taşıdığının vurgulandığını belirten Aydın, ''Çiftçinin zarar etmesi nedeniyle pamuk üretilmediği, bunun da tekstil sektörü için ne kadar büyük önem taşıdığı ortada'' dedi.
Aydın, çiftçiye, üretime devam etmesi konusunda ışık tutması açısından, destek primlerinin en az 5 yıllık açıklanmasını istedi.
Aydın'ın gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Mehdi Eker, pamuğun Türkiye için önemli bir ürün olduğunu belirtti.
Türkiye'nin dünya pamuk üretiminde 8. sırada; tüketimde Çin, Hindistan ve Pakistan'dan sonra 4. sırada; verimlilikte de Avustralya ve İsrail'in ardından 3. sırada olduğunu ifade eden Eker, 70 bin çiftçinin pamuk ektiğini kaydetti. Eker, pamuğun ürün değerinin 4 milyar TL olduğunu, tekstil mamulüne dönüşmesiyle de bu değerin 24 milyara çıktığını vurguladı.
Eker, pamukta 2009-2011'de yüzde 36'lık bir alan artışı sağlanarak 573 bin hektar alana ulaştığını ifade ederek, pamuktaki prim desteklerini anlattı.
''Pamuk, Türkiye açısından tekstil sektörünün hammaddesi olması, yağlı tohum olması nedeniyle bizim için stratejik bir üründür'' diyen Eker, 2002'de kütlü pamukta, desteğin maliyeti karşılama oranı yüzde 19 iken, bu oranın şimdi yüzde 41'e çıktığını söyledi.
Okul sütü projesine de değinen Eker, 30 bin 180 okulda yaklaşık 7 milyon öğrenciye süt dağıtımı yapıldığını anımsattı.
Bunun Türkiye için önemli bir proje olduğunu, ilk kez ilkokul çağındaki 7 milyon 200 bin öğrenciye haftada 5 gün süt dağıtıldığını belirten Eker, sütün, gelişme yaşındaki çocukların gelişimi açısından önemini vurguladı.
Son günlerde bu konunun çokça tartışıldığını belirten Eker, ''Ülkede 200 mililitre süt üretebilen bütün tesislerin tamamı ihaleye çağrıldı. 16 firma katıldı. 16 firmanın tamamı, sütü ortak olarak üretiyor, bir ya da 3 firma üretmiyor. İlk kez bu kadar büyük ölçekli bir proje gerçekleştiriliyor'' dedi.
Eker, ilk ihalenin ardından 17 Nisan'da ikinci ihalenin yapıldığını ifade ederek, ihaleye ehil olan firmaların katıldığını belirtti. Eker, ''Öğrenciler, farklı sosyoekonomik yapıya, gelir durumuna sahip çocuklar. Farklı biyolojik özelliklerine sahip bireyler olabilir; onların bir kısmı süte, süt şekerine hassasiyeti, bir kısmının belki alerjisi olabilir'' diye konuştu.
Eker, muhalefetin laf atması üzerine, sütlerin bozuk olma ihtimalini de gözönünde bulundurduklarını söyledi.
''Siz öyle istiyorsunuz diye süt bozuk olmaz'' diyen Eker, sütlerin bozuk olduğu konusunda şüphe duydukları her ilde süt dağıtımını durdurduklarını kaydetti. Eker, ''Sütten dolayı zehirlenme şüphesi ve tanısıyla hastanede yatan, tedavi gören çocuk yok'' diye konuştu.
Dün müracaat eden 4 binin üzerinde çocuğun ayakta tedavilerinin yapıldığını ifade eden Eker, ''Şu anda tedavi gören yok. Bu da şu demek: Demek ki bu belirtiler son derece hafif belirtiler. Bunların nedenleri üzerinde ayrıntılı duruluyor. Şüphe duyulan sütlerle ilgili bakteriyoloji ve kimyasal analizler yapılıyor. 24 saat ile 48 saat içinde sonuçları alınıyor. Şüphe duyduğumuz sütlerin hepsini durdurduk, onlar piyasadan çekildi. Türkiye, ilk kez bu kadar sağlıklı bir beslenme projesi hayata geçiriyor. Bu projeyi birilerinin provoke etmesine müsaade etmeyeceğiz. Proje de devam edecek. Yanlış uygulama içinde olanlara en ağır cezayı vereceğiz'' dedi.
Eker'in konuşmasının ardından CHP sıralarından, ''İneklerin sütü bozuk'' diye laf atıldı.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıldönümü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşma için kürsüye 3 karanfille geldi.
Sakık, çocukken Deniz'lerin idamını duyduğunu ifade ederek, ''Daha önce Mahir'ler öldürülmüştü. Gittik bir kutu boya aldık ve evimizin duvarına 'Deniz'ler ölümsüzdür, yaşasın Deniz' diye yazdık. Polisler babamı alıp götürmüştü. Deniz'lerin, Mahir'lerin, Kemal Pirler'in yol arkadaşları bugün bu grupta'' diye konuştu.
Deniz'lerin, daha bağımsız Türkiye için, kardeşliği için korkmadan ölümü giden devrimciler olduğunu ifade eden Sakık, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'dan, kürsüye bıraktığı 3 karanfili kaldırtmamasını istedi. Sakık, ''Onların anısına burada kalsınlar'' dedi.
Daha sonra Sağlam'ın talimatıyla, kavas kürsüden aldığı 3 karanfili Sakık'a verdi.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk de Dünya Kardeşlik Haftası nedeniyle gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, ''Keşke muhalefet partileri de referandumda evet deseydi, katledilen bu idealist Anadolu çocuklarının hesabı daha önce sorulabilseydi'' dedi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için 12 Haziran 1980'de İzmir İnciraltı öğrenci yurdunda meydana gelen olayın aydınlatılmasına yönelik araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu gündemine getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, hiçbir partinin, karanlık sayfaların aydınlatılmasında kendilerinden daha hassas olamayacağını söyledi. Turan, her türlü hassasiyeti ortaya koyarak, karanlık her noktanın aydınlatılmasını istediklerini belirtti.
Turan, ''Burada öldürülen gençler de bu ülkenin evlatları, annelerinin, babalarının canı yandı dolayısıyla bizim de canımız yandı. Bunlar keşke olmasaydı. Keşke 10 yılda bir darbelerin olduğu, her türlü sorunun asker aracılığıyla çözülmeye çalışıldığı bir ülke olmasaydı'' diye konuştu.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, yaşanan acıların, bu ülkenin acısı olduğunu ifade etti. Aşlık, AK Parti'nin, bu acıları gidermek adına 12 Eylül 2010'de referanduma ''evet'' diyerek, bunların hesabının sorulmasının yolunu açtıklarını anlaattı. Aşlık, ''Keşke muhalefet partileri de bizimle birlikte buna evet deseydi, katledilen bu idealist Anadolu çocuklarının hesabı daha önce sorulabilseydi. CHP, iktidar ortağı olduğunda bunları gündeme getirebilmesiydi'' görüşünü dile getirdi.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, İnciraltı'nda bir katliam yapıldığını savunarak, sorumluların kimler olduğu, kimin emir verdiği, tetiği kimin çektiği ve yargılama aşamasına ilişkin bilgilerin sır olduğunu söyledi.
Deniz Gezmiş'in babasına yazdığı mektubu okuyan Moroğlu, ''Onları idama götürenlere lanet olsun'' dedi.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, yurdun bahçesindeki öğrencilere, askerler tarafından açılan ateş sonucu 5 gencin yaşamını yitirdiğini, 24 kişinin yaralandığını anımsattı.
İktidar partisi tarafından sahte bir demokrasi havası estirildiğini ileri süren Tan, ''Rica ediyoruz, bir tek önergeyi kabul edin de doğru düzgün bir komisyon kurulsun, hiç olmazsa bu karanlık tarihimizin en azından bir olayı doğru düzgün aydınlatılsın. Bu ülke 35 yıldır 1 Mayıs 1977'de ne olduğunun cevabını veremiyor. Bu devletin istihbaratında bu bilgi yok mu, neyi gizliyorsunuz- Elinizdeki bilgileri vermiyorsunuz, veriyormuş gibi yapıyorsunuz'' görüşünü savundu.
Tan, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düşüncelerini paylaşmadığını ancak bir cinayet işlendiğini ifade ederek, ''Üç genç tanrılara kurban edildi. Onlardan biri 87,88 yaşında. İnşallah bedelini ödemeden de ölmeyecek'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, yabancılara mülk satışını düzenleyen tasarı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, İstanbul'daki dere ıslahları için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi.
''Topraklar, yasadan sonra istenmeyen ülke vatandaşlarına da satılacak mı?'' sorusuna Bayraktar, ''Bunu engellemeye ilişkin tedbirler var'' yanıtını verdi. Bayraktar, tasarıyla, yabancı şirketlerin ülkede taşınmaz satın almasını kısıtladıklarını söyledi.
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Türkiye'de 2002'ye kadar 80 yılda 12 bin dekar satılmışken, 2002 sonrasında 135 bin dekar alanın satıldığını ifade ederek, ''Bu dahi sizi kesmemiş'' dedi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, kürsüye üzerinde Atatürk'ün resmi bulunan fularla çıktı.
Meclis'e 24 Nisanda girmek isteyen bir kadının, üzerindeki Atatürk resimli fuları ''siyasi sembol'' kabul edilerek alınmadığını ifade eden Yılmaz, ''Atatürk'lü fularla Meclis'e girmek ne zaman yasaklandı,bunu öğrenmek istiyorum. Atatürk resmi bu Meclis'te yasak ise bu yazıyı da silmeniz lazım, milletin gönlünden de zihninden de silmeniz lazım'' dedi.
CHP'li Yılmaz, ülkeyi parça parça satacaklarını düşündükleri için Bakan Bayraktar ve Hükümete güvenmediklerini iddia etti.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray da okul sütünden zehirlenme haberlerini gündeme getirerek, ''TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam alelacele çıkınca, acaba sabah süt mü içti diye düşündüm'' diye espri yaptı.
Çıray, konuya partiler üstü bakıp, ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade ederek, ''Siz çocukları mı yoksa bu ihaleyi almış olanları mı savunacaksınız-'' diye sordu.
Tasarının 1. maddesi tekriri müzakere yapılarak yeniden görüşüldü.
Madde üzerinde konuşan MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, ''780 bin kilometrekarelik ülkenin yüzde 10'unu, yani 78 bin kilometrekaresini satacaksanız. Ülkeyi satıyorsunuz. Tarih sizi böyle anacak'' ifadesini kullandı.
''İsrail böyle kuruldu'' diyen CHP, ''Yazıktır günahtır, bu kadar basit değil bu iş. Yarın milletvekili olmayacaksınız, o zaman ne hissedeceksiniz, çocuklarınıza ne diyeceksiniz- Yarın bunun hesabını nasıl vereceğinizi iyi düşünün, ona göre oy verin. Başkasının beyni ile hareket etmeyin, kendi beyniniz ile hareket edin'' diye konuştu.
CHP'li Dibek, Türkiye'de belli yerlerdeki toprakların dünyanın en iyi toprakları olduğunu belirterek, ''Daha önce tarım topraklarını satmıyorduk, şimdi tarım topraklarını da satıyoruz'' görüşünü dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, tasarıyla değiştirilen kanunun 1934'te çıkarıldığını anımsattı.
O tarihten bugüne kadar hiç bir iktidarın ülkeyi satmadığını belirten Aydın, ''Burada vatan, millet, cumhuriyet edebiyatları çokça yapıldı. Vatan ve millet, oraya ne kadar hizmet edilmişse vatandır. Millete hizmet etmekle milliyetçilik olur. AK Parti'nin Cumhuriyetle bir sorunu yok. Bizim amacımız Cumhuriyetin 100. yılında, marşı milletle birlikte okumaktır. Milletin hayrına olmayan hiç bir şeyi buraya getirmedik. 'Millet size güvenmiyor' diyorsunuz ama bu millet bize güveniyor'' dedi.
Erdoğan Bayraktar, okullarda öğrencilere dağıtılan sütlerin taze süt olduğunu ve paketlerinin de yeni olduğunu ifade ederek, ''Sütler özel üretilmiştir. Kontrol edildikten sonra dağıtılmaktadır'' dedi.
''Karşılıklılık şartı aranmaksızın yabancı edinimini serbest bırakan ülkelerin ekonomi ve demokrasi açısından dünyanın en güçlü ülkeleri olduğunu görmekteyiz'' diyen Bayraktar, bu düzenlemeden sonra vatandaşın malını kimsenin zorla almayacağını kaydetti. Bayraktar, Anayasa'ya göre kamu mallarının satılamayacağını belirterek, ''Satış yapılırken kanuni sınırlamalara uyulacak. Buradaki herkes Atatürk'ün kurduğu partinin devamıdır. Herkes Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına bağlıdır. Atatürk'ü istismar etmeyin, kemiklerini sızlatmayın'' diye konuştu.
Erdoğan Bayraktar, mayınlı arazilerin satışının söz konusu olmadığını bildirdi.
Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, Bakanlar Kurulu'nca belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek. Bakanlar Kurulu'nun, Dışişleri Bakanlığı'ndan görüş alma şartı kalkacak.
Yabancıların edinebilecekleri taşınmazlar ve sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu alanlar için ilçe yüzölçümünün yüzde 10'unu, ülke genelinde ise kişi başına 30 hektarı geçemeyecek. Bakanlar Kurulu, 30 hektarı 2 katına çıkarabilecek. Daha önce, yabancıların ülke genelinde alabileceği taşınmazların toplam yüzölçümü, 2,5 hektarı geçemiyordu.
Yabancı ülkelerdeki ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak elde edebilecek. Yabancılar ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketleri dışındakiler, Türkiye'de taşınmaz edinemeyecek ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemeyecek.
Bakanlar Kurulu, yabancılar ile kendi ülkelerindeki kanunlara göre kurulan yabancı ticaret şirketlerinin taşınmaz ve ayni hak edinebilecekleri yerleri; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilecek, sınırlandırabilecek, yasaklayabilecek.
Yabancı kişiler ve ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi 2 yıl içerisinde ilgili bakanlığın onayına sunacak. Bakanlık, onaylanan projeyi taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderecek ve projenin süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediğini takip edecek.
Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ait harita ve koordinat değerleri, kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde Milli Savunma Bakanlığı'nca; özel güvenlik bölgeleri ise İçişleri Bakanlığı'nca aynı sürede Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu bakanlığa verilecek.
Bakanlar Kurulu, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, yabancı uyruklu kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimini, ülke, yer, zaman ve miktar bakımından kısmen veya tamamen durdurabilecek, sınırlandırabilecek ve yasaklayabilecek.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler, tüzel kişiler ve uluslararası kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla oranda hissesine sahip oldukları Türkiye'de kurulu şirketler, ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilecek ve kullanabilecek.
Yabancılar, yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler, yöneticilerinin çoğu yabancı olan Türkiye'de kurulu şirketler taşınmaz alabilecek.
Yabancı şirketlerin, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla; askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde taşınmaz mülkiyeti edinimleri Genelkurmay Başkanlığı'nın ya da yetkilendireceği komutanlıkların, özel güvenlik bölgelerindeki taşınmaz mülkiyeti edinimleri ise taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabi olacak.
Bankaların, kredi olarak sayılan işlemler nedeniyle veya alacaklarını tahsili amacıyla iktisap ettikleri mülkiyet edinimlerinde, özel kanunlarına göre belli sürede elden çıkarma zorunluluğunun devam etmesi kaydıyla bu düzenleme kapsamındaki hükümler uygulanmayacak. Valilikler, taşınmazların kullanımını tapu kayıtlarından belirli aralıklarla izleyecek.
Kayıt sahibinin 20 yıl önce gaipliğine hüküm verilmiş ya da tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız 20 yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına tespit olunacak.
Tapu müdürlüğü, kişinin ölümünden sonra 2 yıl içinde tapu siciline miras intikali gerçekleştirilmezse, mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvuracak. Müdürlük, belgeye göre tapu sicil kayıtlarını tescil ederek güncelleştirecek.
Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, yasalaştı.
Yasayla, ''Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı'' kurulacak. Ajans, Eskişehir'i 2013 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak hazırlayacak, bu amaçla 2013'te yapılacak etkinlikleri planlayıp, yönetecek, kamu ve sivil kuruluşların yapacakları çalışmalarda koordinasyonu sağlayacak.
Ajans, tüzel kişiliğe sahip olacak, merkezi Eskişehir'de bulunacak; Koordinasyon Kurulu, Danışma Kurulu, Yönetim Kurulu ve Genel Sekreterlikten oluşacak.
Ajansın gelirleri; Eskişehir İl Özel İdaresi, Eskişehir Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerinin 2012 ve 2013 bütçelerine bu amaçla konulacak ödenek, Eskişehir Ticaret ve Sanayi odaları tarafından 2012 ve 2013 yıllarında aktarılacak tutarlar, genel bütçeden yapılacak yardımlar, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ile Anadolu Üniversitesi'nden 2012 ve 2013 yıllarında aktarılacak tutarlar, her türlü naklen yayın, reklam ve sponsorluk gelirleri, bağış ve yardımlardan oluşacak.
Ajans yaptığı işlemler nedeniyle Harçlar Kanunu ile Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan harçlardan ve katılım payından, bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlarla ilgili olarak damga vergisinden muaf tutulacak.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tasarının yasalaşmasının ardından birleşimi 8 Mayıs Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
BDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için okullarda ve çevresinde ihmal, teknik sorunlar, eksiklikler nedeniyle meydana gelen yaralama ve ölümlerin araştırılması için verilen önergenin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak TBMM Genel Kurul'un gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, denetim ve kontroller yeterli yapılmadığı için okullarda ve çevresinde öğrencilerin can güvenliğinin bulunmadığı savundu. Birtane, yetkililerin sorumluluklarını tam yerine getirmediğinin anlaşıldığını, kazalardan sonra bile okullarda kapsamlı denetimlerin yapıladığını öne sürdü. Birtane, bir çok okulda kantinlerin denetimlerinin de yapılmadığını ileri sürdü.
Birtane, ölümleri, kaza değil, cinayet olarak nitelendirerek, okullarda yaz döneminde incelemeler yapılarak eksikliklerin tespit edilmesini istedi.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, ''Eğitimde göz boyamadan, aldatmacadan bir an önce vazgeçin'' diyerek, eğitimin, Hükümet'in en başarısız alanı olduğunu öne sürdü.
Altay, ''10 yılda 4 bakan değiştirdiniz, 4'ü de kendilerine göre 'eğitimde reform yapacağım' diyerek eğitim sistemini perişan etti, çekip gitti'' görüşünü savundu.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca da Hükümet'in, öğrencilere yönelik hassasiyetini ortaya koyduğunu, okullaşma ve okulların kalitelerinin artırılmasında, sınıflardaki öğrenci yoğunluğunun düşmesinde ciddi adımlar attığını söyledi.
Bu arada Genel Kurulda, TBMM ile Seyşeller Meclisi arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulması da kararlaştırıldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, okul sütü projesinde yanlış uygulama içinde olanlara en ağır cezanın verileceğini bildirdi.
CHP Aydın Milletvekili Osman Aydın, pamuk üreticilerinin sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, Söke Belediye Başkanı'nın, ilçedeki STK'larla pamuk üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak çalıştay yaptığını söyledi.
Çalıştayda, pamuğun sanayi ve ekonomi açısından ne kadar büyük önem taşıdığının vurgulandığını belirten Aydın, ''Çiftçinin zarar etmesi nedeniyle pamuk üretilmediği, bunun da tekstil sektörü için ne kadar büyük önem taşıdığı ortada'' dedi.
Aydın, çiftçiye, üretime devam etmesi konusunda ışık tutması açısından, destek primlerinin en az 5 yıllık açıklanmasını istedi.
Aydın'ın gündemdışı konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Mehdi Eker, pamuğun Türkiye için önemli bir ürün olduğunu belirtti.
Türkiye'nin dünya pamuk üretiminde 8. sırada; tüketimde Çin, Hindistan ve Pakistan'dan sonra 4. sırada; verimlilikte de Avustralya ve İsrail'in ardından 3. sırada olduğunu ifade eden Eker, 70 bin çiftçinin pamuk ektiğini kaydetti. Eker, pamuğun ürün değerinin 4 milyar TL olduğunu, tekstil mamulüne dönüşmesiyle de bu değerin 24 milyara çıktığını vurguladı.
Eker, pamukta 2009-2011'de yüzde 36'lık bir alan artışı sağlanarak 573 bin hektar alana ulaştığını ifade ederek, pamuktaki prim desteklerini anlattı.
''Pamuk, Türkiye açısından tekstil sektörünün hammaddesi olması, yağlı tohum olması nedeniyle bizim için stratejik bir üründür'' diyen Eker, 2002'de kütlü pamukta, desteğin maliyeti karşılama oranı yüzde 19 iken, bu oranın şimdi yüzde 41'e çıktığını söyledi.
Okul sütü projesine de değinen Eker, 30 bin 180 okulda yaklaşık 7 milyon öğrenciye süt dağıtımı yapıldığını anımsattı.
Bunun Türkiye için önemli bir proje olduğunu, ilk kez ilkokul çağındaki 7 milyon 200 bin öğrenciye haftada 5 gün süt dağıtıldığını belirten Eker, sütün, gelişme yaşındaki çocukların gelişimi açısından önemini vurguladı.
Son günlerde bu konunun çokça tartışıldığını belirten Eker, ''Ülkede 200 mililitre süt üretebilen bütün tesislerin tamamı ihaleye çağrıldı. 16 firma katıldı. 16 firmanın tamamı, sütü ortak olarak üretiyor, bir ya da 3 firma üretmiyor. İlk kez bu kadar büyük ölçekli bir proje gerçekleştiriliyor'' dedi.
Eker, ilk ihalenin ardından 17 Nisan'da ikinci ihalenin yapıldığını ifade ederek, ihaleye ehil olan firmaların katıldığını belirtti. Eker, ''Öğrenciler, farklı sosyoekonomik yapıya, gelir durumuna sahip çocuklar. Farklı biyolojik özelliklerine sahip bireyler olabilir; onların bir kısmı süte, süt şekerine hassasiyeti, bir kısmının belki alerjisi olabilir'' diye konuştu.
Eker, muhalefetin laf atması üzerine, sütlerin bozuk olma ihtimalini de gözönünde bulundurduklarını söyledi.
''Siz öyle istiyorsunuz diye süt bozuk olmaz'' diyen Eker, sütlerin bozuk olduğu konusunda şüphe duydukları her ilde süt dağıtımını durdurduklarını kaydetti. Eker, ''Sütten dolayı zehirlenme şüphesi ve tanısıyla hastanede yatan, tedavi gören çocuk yok'' diye konuştu.
Dün müracaat eden 4 binin üzerinde çocuğun ayakta tedavilerinin yapıldığını ifade eden Eker, ''Şu anda tedavi gören yok. Bu da şu demek: Demek ki bu belirtiler son derece hafif belirtiler. Bunların nedenleri üzerinde ayrıntılı duruluyor. Şüphe duyulan sütlerle ilgili bakteriyoloji ve kimyasal analizler yapılıyor. 24 saat ile 48 saat içinde sonuçları alınıyor. Şüphe duyduğumuz sütlerin hepsini durdurduk, onlar piyasadan çekildi. Türkiye, ilk kez bu kadar sağlıklı bir beslenme projesi hayata geçiriyor. Bu projeyi birilerinin provoke etmesine müsaade etmeyeceğiz. Proje de devam edecek. Yanlış uygulama içinde olanlara en ağır cezayı vereceğiz'' dedi.
Eker'in konuşmasının ardından CHP sıralarından, ''İneklerin sütü bozuk'' diye laf atıldı.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıldönümü nedeniyle yaptığı gündemdışı konuşma için kürsüye 3 karanfille geldi.
Sakık, çocukken Deniz'lerin idamını duyduğunu ifade ederek, ''Daha önce Mahir'ler öldürülmüştü. Gittik bir kutu boya aldık ve evimizin duvarına 'Deniz'ler ölümsüzdür, yaşasın Deniz' diye yazdık. Polisler babamı alıp götürmüştü. Deniz'lerin, Mahir'lerin, Kemal Pirler'in yol arkadaşları bugün bu grupta'' diye konuştu.
Deniz'lerin, daha bağımsız Türkiye için, kardeşliği için korkmadan ölümü giden devrimciler olduğunu ifade eden Sakık, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam'dan, kürsüye bıraktığı 3 karanfili kaldırtmamasını istedi. Sakık, ''Onların anısına burada kalsınlar'' dedi.
Daha sonra Sağlam'ın talimatıyla, kavas kürsüden aldığı 3 karanfili Sakık'a verdi.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk de Dünya Kardeşlik Haftası nedeniyle gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, ''Keşke muhalefet partileri de referandumda evet deseydi, katledilen bu idealist Anadolu çocuklarının hesabı daha önce sorulabilseydi'' dedi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için 12 Haziran 1980'de İzmir İnciraltı öğrenci yurdunda meydana gelen olayın aydınlatılmasına yönelik araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu gündemine getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, hiçbir partinin, karanlık sayfaların aydınlatılmasında kendilerinden daha hassas olamayacağını söyledi. Turan, her türlü hassasiyeti ortaya koyarak, karanlık her noktanın aydınlatılmasını istediklerini belirtti.
Turan, ''Burada öldürülen gençler de bu ülkenin evlatları, annelerinin, babalarının canı yandı dolayısıyla bizim de canımız yandı. Bunlar keşke olmasaydı. Keşke 10 yılda bir darbelerin olduğu, her türlü sorunun asker aracılığıyla çözülmeye çalışıldığı bir ülke olmasaydı'' diye konuştu.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, yaşanan acıların, bu ülkenin acısı olduğunu ifade etti. Aşlık, AK Parti'nin, bu acıları gidermek adına 12 Eylül 2010'de referanduma ''evet'' diyerek, bunların hesabının sorulmasının yolunu açtıklarını anlaattı. Aşlık, ''Keşke muhalefet partileri de bizimle birlikte buna evet deseydi, katledilen bu idealist Anadolu çocuklarının hesabı daha önce sorulabilseydi. CHP, iktidar ortağı olduğunda bunları gündeme getirebilmesiydi'' görüşünü dile getirdi.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, İnciraltı'nda bir katliam yapıldığını savunarak, sorumluların kimler olduğu, kimin emir verdiği, tetiği kimin çektiği ve yargılama aşamasına ilişkin bilgilerin sır olduğunu söyledi.
Deniz Gezmiş'in babasına yazdığı mektubu okuyan Moroğlu, ''Onları idama götürenlere lanet olsun'' dedi.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, yurdun bahçesindeki öğrencilere, askerler tarafından açılan ateş sonucu 5 gencin yaşamını yitirdiğini, 24 kişinin yaralandığını anımsattı.
İktidar partisi tarafından sahte bir demokrasi havası estirildiğini ileri süren Tan, ''Rica ediyoruz, bir tek önergeyi kabul edin de doğru düzgün bir komisyon kurulsun, hiç olmazsa bu karanlık tarihimizin en azından bir olayı doğru düzgün aydınlatılsın. Bu ülke 35 yıldır 1 Mayıs 1977'de ne olduğunun cevabını veremiyor. Bu devletin istihbaratında bu bilgi yok mu, neyi gizliyorsunuz- Elinizdeki bilgileri vermiyorsunuz, veriyormuş gibi yapıyorsunuz'' görüşünü savundu.
Tan, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düşüncelerini paylaşmadığını ancak bir cinayet işlendiğini ifade ederek, ''Üç genç tanrılara kurban edildi. Onlardan biri 87,88 yaşında. İnşallah bedelini ödemeden de ölmeyecek'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, yabancılara mülk satışını düzenleyen tasarı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, İstanbul'daki dere ıslahları için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi.
''Topraklar, yasadan sonra istenmeyen ülke vatandaşlarına da satılacak mı?'' sorusuna Bayraktar, ''Bunu engellemeye ilişkin tedbirler var'' yanıtını verdi. Bayraktar, tasarıyla, yabancı şirketlerin ülkede taşınmaz satın almasını kısıtladıklarını söyledi.
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Türkiye'de 2002'ye kadar 80 yılda 12 bin dekar satılmışken, 2002 sonrasında 135 bin dekar alanın satıldığını ifade ederek, ''Bu dahi sizi kesmemiş'' dedi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, kürsüye üzerinde Atatürk'ün resmi bulunan fularla çıktı.
Meclis'e 24 Nisanda girmek isteyen bir kadının, üzerindeki Atatürk resimli fuları ''siyasi sembol'' kabul edilerek alınmadığını ifade eden Yılmaz, ''Atatürk'lü fularla Meclis'e girmek ne zaman yasaklandı,bunu öğrenmek istiyorum. Atatürk resmi bu Meclis'te yasak ise bu yazıyı da silmeniz lazım, milletin gönlünden de zihninden de silmeniz lazım'' dedi.
CHP'li Yılmaz, ülkeyi parça parça satacaklarını düşündükleri için Bakan Bayraktar ve Hükümete güvenmediklerini iddia etti.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray da okul sütünden zehirlenme haberlerini gündeme getirerek, ''TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam alelacele çıkınca, acaba sabah süt mü içti diye düşündüm'' diye espri yaptı.
Çıray, konuya partiler üstü bakıp, ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade ederek, ''Siz çocukları mı yoksa bu ihaleyi almış olanları mı savunacaksınız-'' diye sordu.
Tasarının 1. maddesi tekriri müzakere yapılarak yeniden görüşüldü.
Madde üzerinde konuşan MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, ''780 bin kilometrekarelik ülkenin yüzde 10'unu, yani 78 bin kilometrekaresini satacaksanız. Ülkeyi satıyorsunuz. Tarih sizi böyle anacak'' ifadesini kullandı.
''İsrail böyle kuruldu'' diyen CHP, ''Yazıktır günahtır, bu kadar basit değil bu iş. Yarın milletvekili olmayacaksınız, o zaman ne hissedeceksiniz, çocuklarınıza ne diyeceksiniz- Yarın bunun hesabını nasıl vereceğinizi iyi düşünün, ona göre oy verin. Başkasının beyni ile hareket etmeyin, kendi beyniniz ile hareket edin'' diye konuştu.
CHP'li Dibek, Türkiye'de belli yerlerdeki toprakların dünyanın en iyi toprakları olduğunu belirterek, ''Daha önce tarım topraklarını satmıyorduk, şimdi tarım topraklarını da satıyoruz'' görüşünü dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, tasarıyla değiştirilen kanunun 1934'te çıkarıldığını anımsattı.
O tarihten bugüne kadar hiç bir iktidarın ülkeyi satmadığını belirten Aydın, ''Burada vatan, millet, cumhuriyet edebiyatları çokça yapıldı. Vatan ve millet, oraya ne kadar hizmet edilmişse vatandır. Millete hizmet etmekle milliyetçilik olur. AK Parti'nin Cumhuriyetle bir sorunu yok. Bizim amacımız Cumhuriyetin 100. yılında, marşı milletle birlikte okumaktır. Milletin hayrına olmayan hiç bir şeyi buraya getirmedik. 'Millet size güvenmiyor' diyorsunuz ama bu millet bize güveniyor'' dedi.
Erdoğan Bayraktar, okullarda öğrencilere dağıtılan sütlerin taze süt olduğunu ve paketlerinin de yeni olduğunu ifade ederek, ''Sütler özel üretilmiştir. Kontrol edildikten sonra dağıtılmaktadır'' dedi.
''Karşılıklılık şartı aranmaksızın yabancı edinimini serbest bırakan ülkelerin ekonomi ve demokrasi açısından dünyanın en güçlü ülkeleri olduğunu görmekteyiz'' diyen Bayraktar, bu düzenlemeden sonra vatandaşın malını kimsenin zorla almayacağını kaydetti. Bayraktar, Anayasa'ya göre kamu mallarının satılamayacağını belirterek, ''Satış yapılırken kanuni sınırlamalara uyulacak. Buradaki herkes Atatürk'ün kurduğu partinin devamıdır. Herkes Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına bağlıdır. Atatürk'ü istismar etmeyin, kemiklerini sızlatmayın'' diye konuştu.
Erdoğan Bayraktar, mayınlı arazilerin satışının söz konusu olmadığını bildirdi.
Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, Bakanlar Kurulu'nca belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye'de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek. Bakanlar Kurulu'nun, Dışişleri Bakanlığı'ndan görüş alma şartı kalkacak.
Yabancıların edinebilecekleri taşınmazlar ve sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu alanlar için ilçe yüzölçümünün yüzde 10'unu, ülke genelinde ise kişi başına 30 hektarı geçemeyecek. Bakanlar Kurulu, 30 hektarı 2 katına çıkarabilecek. Daha önce, yabancıların ülke genelinde alabileceği taşınmazların toplam yüzölçümü, 2,5 hektarı geçemiyordu.
Yabancı ülkelerdeki ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak elde edebilecek. Yabancılar ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketleri dışındakiler, Türkiye'de taşınmaz edinemeyecek ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemeyecek.
Bakanlar Kurulu, yabancılar ile kendi ülkelerindeki kanunlara göre kurulan yabancı ticaret şirketlerinin taşınmaz ve ayni hak edinebilecekleri yerleri; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilecek, sınırlandırabilecek, yasaklayabilecek.
Yabancı kişiler ve ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi 2 yıl içerisinde ilgili bakanlığın onayına sunacak. Bakanlık, onaylanan projeyi taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderecek ve projenin süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediğini takip edecek.
Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ait harita ve koordinat değerleri, kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde Milli Savunma Bakanlığı'nca; özel güvenlik bölgeleri ise İçişleri Bakanlığı'nca aynı sürede Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu bakanlığa verilecek.
Bakanlar Kurulu, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, yabancı uyruklu kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimini, ülke, yer, zaman ve miktar bakımından kısmen veya tamamen durdurabilecek, sınırlandırabilecek ve yasaklayabilecek.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler, tüzel kişiler ve uluslararası kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla oranda hissesine sahip oldukları Türkiye'de kurulu şirketler, ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilecek ve kullanabilecek.
Yabancılar, yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler, yöneticilerinin çoğu yabancı olan Türkiye'de kurulu şirketler taşınmaz alabilecek.
Yabancı şirketlerin, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla; askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde taşınmaz mülkiyeti edinimleri Genelkurmay Başkanlığı'nın ya da yetkilendireceği komutanlıkların, özel güvenlik bölgelerindeki taşınmaz mülkiyeti edinimleri ise taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabi olacak.
Bankaların, kredi olarak sayılan işlemler nedeniyle veya alacaklarını tahsili amacıyla iktisap ettikleri mülkiyet edinimlerinde, özel kanunlarına göre belli sürede elden çıkarma zorunluluğunun devam etmesi kaydıyla bu düzenleme kapsamındaki hükümler uygulanmayacak. Valilikler, taşınmazların kullanımını tapu kayıtlarından belirli aralıklarla izleyecek.
Kayıt sahibinin 20 yıl önce gaipliğine hüküm verilmiş ya da tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız 20 yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına tespit olunacak.
Tapu müdürlüğü, kişinin ölümünden sonra 2 yıl içinde tapu siciline miras intikali gerçekleştirilmezse, mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvuracak. Müdürlük, belgeye göre tapu sicil kayıtlarını tescil ederek güncelleştirecek.
Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, yasalaştı.
Yasayla, ''Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı'' kurulacak. Ajans, Eskişehir'i 2013 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak hazırlayacak, bu amaçla 2013'te yapılacak etkinlikleri planlayıp, yönetecek, kamu ve sivil kuruluşların yapacakları çalışmalarda koordinasyonu sağlayacak.
Ajans, tüzel kişiliğe sahip olacak, merkezi Eskişehir'de bulunacak; Koordinasyon Kurulu, Danışma Kurulu, Yönetim Kurulu ve Genel Sekreterlikten oluşacak.
Ajansın gelirleri; Eskişehir İl Özel İdaresi, Eskişehir Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerinin 2012 ve 2013 bütçelerine bu amaçla konulacak ödenek, Eskişehir Ticaret ve Sanayi odaları tarafından 2012 ve 2013 yıllarında aktarılacak tutarlar, genel bütçeden yapılacak yardımlar, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ile Anadolu Üniversitesi'nden 2012 ve 2013 yıllarında aktarılacak tutarlar, her türlü naklen yayın, reklam ve sponsorluk gelirleri, bağış ve yardımlardan oluşacak.
Ajans yaptığı işlemler nedeniyle Harçlar Kanunu ile Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan harçlardan ve katılım payından, bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlarla ilgili olarak damga vergisinden muaf tutulacak.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, tasarının yasalaşmasının ardından birleşimi 8 Mayıs Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
