2010-12-29 - 14:32
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı.
Pakdil, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yldız,
termik santrallerle ilgili eleştirileri yanıtlarken, ''Türkiye, çevreye, ekolojik
düzene zarar vermeden tarımıyla turizmiyle enerjisiyle büyüyecek'' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı.
Pakdil, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak, ülkenin birliği ve
bütünlüğüyle ilgili bazen bir çok şeyler söylendiğini ifade ederek, seçim
bölgesinde, oğlunu şehit veren bir kişi ile arasında geçen diyaloğu anlattı. Söz
konusu kişinin kendisine söylediğini önce Kürtçe ardından Türkçe olarak ifade
eden Başak, ''Bana 'bu yaygaraların hepsi boş, biz hepimiz kardeşiz' dedi. Yüreği
evlat acısıyla yanan bu baba, gerideki 5 evladını da bu ülkeye feda etmeye hazır
olduğunu söylüyor'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, tarımda 2010 yılının en önemli
sorununun et sektöründe yaşandığını savundu. Seçer, ''Başbakan muhalefete 'üç
koyunu güdemezsiniz' diyordu. Ben ona tavsiye ediyorum, kendi etrafına baksın.
Tarım Bakanı'na 3 koyun verdik, ikisini güdemedi elde bir koyun kaldı o da bize
yetmedi'' diye konuştu. Seçer, ithal edilen büyükbaş hayvanlardan 340'ının
bakımsızlıktan telef olduğunu ileri sürdü.
MHP Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz, Hatay'ın Erzin ilçesinde
kurulması planlanan termik santralle, bölgeye zararlı gazların yayılacağını,
tarım ve turizm alanlarının zarar göreceğini ileri sürdü. Yılmaz, ''Termik
santrale onay verenlerin, oradaki doğal güzelliği görmesi gerekiyor'' dedi.
Yılmaz, Türkiye'de üretilen 3 milyon ton narenciyenin yüzde 10'undan
fazlasının Erzin'de üretildiğini, termik santralın kurulmasıyla bu üretimin,
dolayısıyla ihracatın etkileneceğini ifade etti.
Hükümet adına söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
Erzin'de 900 megavatlık, ithal kömüre dayalı termik santral kurulmasının
palanlandığını söyledi. Yıldız, Hatay Tarım İl Müdürlüğünün yazısında termik
santralın kurulacağı arazi üzerinde herhangi bir tarımsal ürün bulunmadığı ve
buranın toprak yapısı itibariyle tamamen kumsal olduğunun belirtildiğini
kaydetti.
Türkiye'nin dört bir yanında tarım, kültür, tabiat varlıkları ve sit
alanları gibi değerler bulunduğunu belirten Yıldız, bu değerlerle çakışmadan,
enerji alanında da hassasiyetin korunabileceğini vurguladı.
''Hem tarım hem turizm hem de enerji ile ilgili kaynakları
değerlendirmeliyiz'' diyen Yıldız, şunları söyledi:
''Dünyanın en büyük nükleer güç santralları Japonya'da. Sahil boyu
mesafesi ise 3 kilometre. Dünyanın en çok turist çeken şehri Paris. Hemen yanı
başında termik santral var. Artık yeni gelişen teknoloji ile birlikte bunların
her biri yan yana yapılabiliyor. Yeşil alan, turizm alanı, termik santralları bir
arada yapabiliriz.
Bizler çevrenin kirlenmesine hiçbir yerde müsaade etmeyiz. Bununla ilgili
hassasiyetimiz azalmış değil. Biz, büyüyen gelişen ve sürekli değişim içinde olan
ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamak için bütün bunlara cevap vermemiz gerekiyor.
Türkiye çevreye, ekolojik düzene zarar vermeden tarımıyla turizmiyle enerjisiyle
büyüyecek.''
Yıldız, Erzin'de kurulması planlanan termik santralın narenciye
ihracatını azalatacağı yönündeki değerlendirmeyi doğru bulmadığını sözlerine
ekledi.
Genel Kurulda, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi amaçlı
kullanımına ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yasanın çıkmamış olması nedeniyle
piyasadaki faaliyetlerin kesintiye uğramadığını, yasa çıktıktan sonra fiyat
konusunda bir değişikliğin olmayacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un,
yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına
ilişkin yasada değişiklik öngören yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
Görüşmelerine daha önce başlanan teklifin geneli üzerinde
milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yıldız, yenilenebilir enerji
kaynaklarıyla ilgili kanunun 2005'te çıktığını ve halen yürürlükte olduğunu, 5,5
avro-cent alım garantisiyle sistemin çalıştığını hatırlattı. ''Bugün üzerinde
konuştuğumuz bu kanunun çıkmamış olmasıyla piyasadaki bu faaliyetler atlamış
değildir'' diyen Yıldız, bugüne kadar bin 200 megavat civarında rüzgar
santrallerinin farklı yerlerde ve alanlarda işletmeye alındığını, 2 bin
megavatlık rüzgar santralının da hem lisans aldığını hem de inşaatla ilgili
çalışmaların devam ettiğini anlattı.
Yıldız, ''Kanun çıktıktan sonra nasıl değişiklik olacaktır'' sorusuna
karşılık şunları söyledi:
''Eğer fiyat temel başlık alınırsa, fiyatta herhangi bir değişiklik
olmayacaktır. Bu kanun çıkmıyor diye piyasadaki faaliyetler kesintiye uğramış
değildir, sıkıntıya uğramış değildir. Ancak bu kanunla birlikte fiili uygulamada
yaşanan zorlukların giderilmesine dönük bazı işlemler yapılacaktır. Kanunun
çıkmamış olması, özellikle en fazla güç kaynağı oluşturan ve Türkiye'nin su
kaynaklarını harekete geçirebilecek bir kısımdır. Yaklaşık rakamlarla söylüyorum;
Türkiye'nin 45 bin megavat civarında kurulu gücü var ve bu kurulu güç kadar da su
potansiyeli var. Bunun üçte biri işletmede, üçte biri lisans almış ve inşaat
safhasında olanlar, üçte biri de inşaata geçme aşamasında olanlar var.
Su kaynaklarının üretilmesi ve alım garantisi istenmesi halinde, 5,5
avro-centten alınmasına da mani bir durum yok. 1, 2, 4 yıl önce müracaat etmiş
olanlar normal işlemlerine devam ediyor. Bunların rakamı değişecek mi diye
soracak olursanız, bu teklifte bunlarla alakalı fiyat değişikliği de söz konusu
değil. Dolayısıyla bu kanunun gecikmiş olmasının farklı komplikasyonları, yan
tesirleri vardır kabul ama fiyat ve inşaatla ilgili herhangi bir yan tesiri
bulunmamaktadır, herhangi bir özel sektörü veya işletmeciyi geri plana sokacak
bir yaklaşım bulunmamaktadır. ''
Taner Yıldız, Türkiye'nin 2023 yılına bütün yerli kaynaklarını kullanarak
ve yenilenebilir tüm kaynakları değerlendirerek girmek zorunda olduğuna işaret
ederek, AB'nin yenilenebilir enerji konusunda 2020'de yüzde 20'lik bir portföy
oluşturma hedefinin bulunduğunu kaydetti.
Türkiye'nin bu potansiyelinin şu anda tüm su kaynaklarıyla birlikte 2010
yılı yaz aylarında yüzde 28'lere kadar çıktığına işaret eden Yıldız, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Bizim hedefimiz, büyüyen tüketim talepleriyle birlikte yüzde 30'luk, AB
ortalamasının da üzerinde bir rakamla, yerli ve yenilenebilir kaynakları ülkeye
kazandırmaktır. Bu ay alınan rakamlar itibarıyla rüzgar, hidrolik, doğalgaz,
linyit, taşkömürü, jeotermal ve diğer enerji kaynakları açısından bakıldığında,
bugün lisans verilenlerin toplamı 48 bin 916 megavat civarındadır. Toplam
başvuru, inceleme-değerlendirmeye alınanlar, uygun bulananlar, lisans verilenleri
dikkate aldığımızda Türkiye'nin şu andaki kurulu gücünün yaklaşık 2.2 katı, yani
yüzde 220 civarında bir talep projeksiyonu bulunmaktadır. O toplam miktar da 120
bin 660 megavat civarındadır. Bunların hepsi gerçekleşebilir mi? Açıklıkla
konuşmalıyım ki her birisi gerçekleşmeyebilir. Her birisi uygulama alanında,
kağıt üzerindeki rakamlara ulaşamayabilir. Biz Türkiye'nin yerli kaynaklarının
kullanılabilmesi, bunun ön plana alınması, hız kazandırılması ve bunun serbest
piyasa tarafından, özel sektörün kullanması açısından bütün kolaylıkları
sağlayacağız. Ama bundan sonra yapmayan özel sektör varsa suçun kamuda olmadığını
paylaşmak durumundayız. Ciddi olan bütün özel sektör temsilcilerinin rahatlıkla
zemin bulabileceği bir enerji sektörü vardır. Ama bunun üzerinden herhangi bir
rant sağlamaya çalışan, piyasada 'çantacı' olarak tabir edilen emek koymadan,
herhangi bir proje, değer koymadan ve katkısı olmaksızın değer elde etmek doğru
değil ve bunların yolu çok açık değil.''
Taner Yıldız, aralık başı itibarıyla işletmedeki santrallere bakıldığında
yaklaşık 47 bin 573 megavatlık santral bulunduğunu anlattı. Yıldız, bunun, bin
202 megavatlık rüzgar, 15 bin 248 megavatlık hidrolik, bin 567 megavatlık fuel
oil, motorin ve LPG, 18 bin 104 megavatlık doğalgaz, 8 bin 691 megavatlık linyit,
2 bin 416 megavatlık taşkömürü santralından oluştuğunu bildirdi.
Özel sektör oranının yıl sonu itibarıyla yüzde 50'nin üzerinde çıktığını
kaydeden Yıldız, bunların içinde özel lisanslı 14 bin 179 megavat, kamu
santrallarının 24 bin 202 megavat, yap-işlet-devret ve işletme hakkı devir
santrallarının 9 bin 191 megavat olduğunu kaydetti.
Şu ana kadar başvuran 121 bin megavatlık santralların her birisinin
aslında üretime geçme konusundaki çabasının artmasını temenni ettiğini belirten
Yıldız, arz güvenliğiyle ilgili herhangi bir sıkıntı ve tehdidin olmadığını
söyledi. Global krizin getirdiği tüketim düşüklüğünün 2009'da yaşandığını ve
enerjide tüketim rakamlarının yüzde 3 civarında düştüğünü anlatan Yıldız, en son
yapılan tespitlerin kriz öncesi rakamların, yani 2008 rakamlarının şu anda
aşıldığını gösterdiğini söyledi. Bazı sektörlerde bu rakamların henüz
yakalanmadığını ifade eden Yıldız, ancak hem sanayi hem de meskende kriz öncesi
rakamların üzerinde kaldıklarına işaret etti.
Yıldız, 2020 ve 2030 yılında Türkiye'nin yenilenebilir enerji
kaynaklarıyla ilgili minimum yüzde 30'lar civarında bir portföyün bulunması
gerektiğine dikkati çekti. Bakan Yıldız, ''Fiyatlandırma ve teşvik konularında şu
ana kadar YEK'e (Yenilenebilir enerji kaynağı), teşviğe tabi olanların
içerisinde, bu mekanizmaya tabi olmaksızın serbest piyasaya daha yüksek
rakamlarla enerji sattığını görüyor ve biliyoruz. Ama burada vereceğimiz
rakamların, özellikle fizibilitenin hazırlanmasında yatırımcının bir garantisi
olduğu ve bankalara karşı kamunun istenmesi halinde 10 yıllık alım
garantilerinin, projenin gerçekleştirilme için önemli katkı sağlıyor. O açıdan bu
teşvikler devam edecek'' diye konuştu.
Yıldız, HES'lerin çevreye verebileceği zararlarla ilgili bazı
tedirginliklerin olduğuna işaret ederek, Çevre ve Orman Bakanlığı ile yaptıkları
çalışmada, ''Enerji üretilmesi, bu enerjinin yerli kaynaklardan üretilmesi ve
çevre şartlarına riayet'' konusunda çok ciddi bir koordinasyon içinde olduklarını
söyledi.
Özellikle Karadeniz'de eleştiri alan HES'ler konusunda susuz bırakılan
bir yerleşim birimi olup olmadığı konusunda Çevre ve Orman Bakanlığının çalışma
yürüttüğünü belirten Yıldız, ''Suyun bırakıldığı taraftaki su miktarları
konusunda DSİ tekrar çalışma yapıyor. Bu çalışma sonunda eğer çok fazla çevreyle
alakalı sıkıntı oluşturan proje varsa bunların tekrar gözden geçirilmesini Çevre
ve Orman Bakanlığı kamuoyuyla paylaşacak. Çok fazla tahrip edilen varsa onlarla
alakalı lisansı gözden geçirilecek'' dedi.
Yıldız, yerli katkının yüksek olmasını istediklerini, bu konuda
uluslararası anlaşmaları da sıkıntıya sokmayacak şekilde teşvik mekanizmasını
koymak istediklerini ifade etti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
kamu alacakları ile ilgili yapılandırmanın 31 Temmuz 2010 tarihine kadar olan
süreyi kapsadığını belirterek, ''Vatandaşlar ve kurumlar ödeme alışkanlıklarını
bozmadan devam ettirmeliler'' dedi.
Genel Kurulda, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi
üretimi amaçlı kullanımına ilişkin yasada değişiklik öngören yasa teklifinin 3.
maddesi üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunloğlu,
teklifin 2 yıl önce Meclise geldiğini, Genel Kurula gelinceye kadar önemli
değişikliklere uğradığını, buna rağmen Genel Kuruldaki görüşmelerde de
önergelerle değişiklik yapılacağını söyledi.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, hükümetin en beceriksiz olduğu
alanın, enerji politikaları olduğunu öne sürdü. Türkiyedeki kurulu güç oranının
2005 ile 2008 yılları arasında yalnızca yüzde 8 arttığını belirten Özensoy,
''Türkiye'deki elektrik ihtiyacı her yıl ortalama yüzde 7 artıyor. Bizim 3
yıldaki güç artışımız, elektrik talebinin ancak üçte birini karşılamış'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız, ''kamu alacaklarının yapılandırılması kapsamına elektrik
borçlarının da dahil olduğu, bu nedenle borçlarını düzenli ödeyenlerin de bundan
sonra aynı alışkanlığı sürdürmeyebileceği'' yönündeki soruyu yanıtladı.
Yıldız, şahıslarla devlet arasındaki, elektriğin de dahil olduğu çok
kapsamlı bir borç yapılandırması yapıldığını ve bunun TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonunda görüşmelerinin sürdüğünü belirtti.
Devlette devamlılığın esas olduğunu ifade eden Yıldız, söz konusu
düzenlemenin 31 Temmuz 2010 tarihine kadar olan süreyi kapsadığını söyledi.
Yıldız, ''Bu nedenle kurumlar ve vatandaşlar, sıkıntıya girmemek için ödeme
alışkanlıklarını bozmadan devam etmeliler'' dedi.
Teklifin, ''Yenilenebilir enerji kaynaklarının destekleme mekanizması''
ile ilgili düzenlemeyi içeren 3. maddesinde, AK Parti'li milletvekillerinin
verdiği önerge ile değişiklik yapıldı. Teklifte ''avro sent'' olarak hesaplanan
üretim tesisleri için uygulanacak fiyatlar, ''dolar sent'' olarak yeniden
düzenlendi.
Kabul edilen maddeye göre, yenilenebilir enerji kaynaklarından (YEK)
elektrik üreten tesisler için, ''YEK destekleme mekanizmasında'' belirlenen
fiyatlar şöyle:
Hidroelektrik üretim tesisi için 7.3 dolar sent
Rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi için 7.3 dolar sent
Jeotermal enerjisine dayalı üretim tesisi için 10.5 dolar sent
Biyokütleye dayalı üretim tesisi için (çöp gazı dahil) 13.3 dolar sent
Güneş enerjisine dayalı üretim tesisi için 13.3 dolar sent.
Kanunun yürürlüğe girdiği 18 Mayıs 2005 tarihinden 31 Aralık 2015
tarihine kadar işletmeye girmiş ya da girecek YEK destekleme mekanizmasına tabi
üretim lisansı sahipleri için bu fiyatlar 10 yıl süreyle uygulanacak.
31 Aralık 2015 tarihinde itibaren işletmeye girecek olan yenilenebilir
enerji kaynağı üretim tesisleri için uygulanacak fiyatlar, bu fiyatları
geçmeyecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek.(14.32)
termik santrallerle ilgili eleştirileri yanıtlarken, ''Türkiye, çevreye, ekolojik
düzene zarar vermeden tarımıyla turizmiyle enerjisiyle büyüyecek'' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı.
Pakdil, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Ramazan Başak, ülkenin birliği ve
bütünlüğüyle ilgili bazen bir çok şeyler söylendiğini ifade ederek, seçim
bölgesinde, oğlunu şehit veren bir kişi ile arasında geçen diyaloğu anlattı. Söz
konusu kişinin kendisine söylediğini önce Kürtçe ardından Türkçe olarak ifade
eden Başak, ''Bana 'bu yaygaraların hepsi boş, biz hepimiz kardeşiz' dedi. Yüreği
evlat acısıyla yanan bu baba, gerideki 5 evladını da bu ülkeye feda etmeye hazır
olduğunu söylüyor'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, tarımda 2010 yılının en önemli
sorununun et sektöründe yaşandığını savundu. Seçer, ''Başbakan muhalefete 'üç
koyunu güdemezsiniz' diyordu. Ben ona tavsiye ediyorum, kendi etrafına baksın.
Tarım Bakanı'na 3 koyun verdik, ikisini güdemedi elde bir koyun kaldı o da bize
yetmedi'' diye konuştu. Seçer, ithal edilen büyükbaş hayvanlardan 340'ının
bakımsızlıktan telef olduğunu ileri sürdü.
MHP Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz, Hatay'ın Erzin ilçesinde
kurulması planlanan termik santralle, bölgeye zararlı gazların yayılacağını,
tarım ve turizm alanlarının zarar göreceğini ileri sürdü. Yılmaz, ''Termik
santrale onay verenlerin, oradaki doğal güzelliği görmesi gerekiyor'' dedi.
Yılmaz, Türkiye'de üretilen 3 milyon ton narenciyenin yüzde 10'undan
fazlasının Erzin'de üretildiğini, termik santralın kurulmasıyla bu üretimin,
dolayısıyla ihracatın etkileneceğini ifade etti.
Hükümet adına söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
Erzin'de 900 megavatlık, ithal kömüre dayalı termik santral kurulmasının
palanlandığını söyledi. Yıldız, Hatay Tarım İl Müdürlüğünün yazısında termik
santralın kurulacağı arazi üzerinde herhangi bir tarımsal ürün bulunmadığı ve
buranın toprak yapısı itibariyle tamamen kumsal olduğunun belirtildiğini
kaydetti.
Türkiye'nin dört bir yanında tarım, kültür, tabiat varlıkları ve sit
alanları gibi değerler bulunduğunu belirten Yıldız, bu değerlerle çakışmadan,
enerji alanında da hassasiyetin korunabileceğini vurguladı.
''Hem tarım hem turizm hem de enerji ile ilgili kaynakları
değerlendirmeliyiz'' diyen Yıldız, şunları söyledi:
''Dünyanın en büyük nükleer güç santralları Japonya'da. Sahil boyu
mesafesi ise 3 kilometre. Dünyanın en çok turist çeken şehri Paris. Hemen yanı
başında termik santral var. Artık yeni gelişen teknoloji ile birlikte bunların
her biri yan yana yapılabiliyor. Yeşil alan, turizm alanı, termik santralları bir
arada yapabiliriz.
Bizler çevrenin kirlenmesine hiçbir yerde müsaade etmeyiz. Bununla ilgili
hassasiyetimiz azalmış değil. Biz, büyüyen gelişen ve sürekli değişim içinde olan
ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamak için bütün bunlara cevap vermemiz gerekiyor.
Türkiye çevreye, ekolojik düzene zarar vermeden tarımıyla turizmiyle enerjisiyle
büyüyecek.''
Yıldız, Erzin'de kurulması planlanan termik santralın narenciye
ihracatını azalatacağı yönündeki değerlendirmeyi doğru bulmadığını sözlerine
ekledi.
Genel Kurulda, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi amaçlı
kullanımına ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yasanın çıkmamış olması nedeniyle
piyasadaki faaliyetlerin kesintiye uğramadığını, yasa çıktıktan sonra fiyat
konusunda bir değişikliğin olmayacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Kütahya Milletvekili Soner Aksoy'un,
yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına
ilişkin yasada değişiklik öngören yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
Görüşmelerine daha önce başlanan teklifin geneli üzerinde
milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yıldız, yenilenebilir enerji
kaynaklarıyla ilgili kanunun 2005'te çıktığını ve halen yürürlükte olduğunu, 5,5
avro-cent alım garantisiyle sistemin çalıştığını hatırlattı. ''Bugün üzerinde
konuştuğumuz bu kanunun çıkmamış olmasıyla piyasadaki bu faaliyetler atlamış
değildir'' diyen Yıldız, bugüne kadar bin 200 megavat civarında rüzgar
santrallerinin farklı yerlerde ve alanlarda işletmeye alındığını, 2 bin
megavatlık rüzgar santralının da hem lisans aldığını hem de inşaatla ilgili
çalışmaların devam ettiğini anlattı.
Yıldız, ''Kanun çıktıktan sonra nasıl değişiklik olacaktır'' sorusuna
karşılık şunları söyledi:
''Eğer fiyat temel başlık alınırsa, fiyatta herhangi bir değişiklik
olmayacaktır. Bu kanun çıkmıyor diye piyasadaki faaliyetler kesintiye uğramış
değildir, sıkıntıya uğramış değildir. Ancak bu kanunla birlikte fiili uygulamada
yaşanan zorlukların giderilmesine dönük bazı işlemler yapılacaktır. Kanunun
çıkmamış olması, özellikle en fazla güç kaynağı oluşturan ve Türkiye'nin su
kaynaklarını harekete geçirebilecek bir kısımdır. Yaklaşık rakamlarla söylüyorum;
Türkiye'nin 45 bin megavat civarında kurulu gücü var ve bu kurulu güç kadar da su
potansiyeli var. Bunun üçte biri işletmede, üçte biri lisans almış ve inşaat
safhasında olanlar, üçte biri de inşaata geçme aşamasında olanlar var.
Su kaynaklarının üretilmesi ve alım garantisi istenmesi halinde, 5,5
avro-centten alınmasına da mani bir durum yok. 1, 2, 4 yıl önce müracaat etmiş
olanlar normal işlemlerine devam ediyor. Bunların rakamı değişecek mi diye
soracak olursanız, bu teklifte bunlarla alakalı fiyat değişikliği de söz konusu
değil. Dolayısıyla bu kanunun gecikmiş olmasının farklı komplikasyonları, yan
tesirleri vardır kabul ama fiyat ve inşaatla ilgili herhangi bir yan tesiri
bulunmamaktadır, herhangi bir özel sektörü veya işletmeciyi geri plana sokacak
bir yaklaşım bulunmamaktadır. ''
Taner Yıldız, Türkiye'nin 2023 yılına bütün yerli kaynaklarını kullanarak
ve yenilenebilir tüm kaynakları değerlendirerek girmek zorunda olduğuna işaret
ederek, AB'nin yenilenebilir enerji konusunda 2020'de yüzde 20'lik bir portföy
oluşturma hedefinin bulunduğunu kaydetti.
Türkiye'nin bu potansiyelinin şu anda tüm su kaynaklarıyla birlikte 2010
yılı yaz aylarında yüzde 28'lere kadar çıktığına işaret eden Yıldız, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Bizim hedefimiz, büyüyen tüketim talepleriyle birlikte yüzde 30'luk, AB
ortalamasının da üzerinde bir rakamla, yerli ve yenilenebilir kaynakları ülkeye
kazandırmaktır. Bu ay alınan rakamlar itibarıyla rüzgar, hidrolik, doğalgaz,
linyit, taşkömürü, jeotermal ve diğer enerji kaynakları açısından bakıldığında,
bugün lisans verilenlerin toplamı 48 bin 916 megavat civarındadır. Toplam
başvuru, inceleme-değerlendirmeye alınanlar, uygun bulananlar, lisans verilenleri
dikkate aldığımızda Türkiye'nin şu andaki kurulu gücünün yaklaşık 2.2 katı, yani
yüzde 220 civarında bir talep projeksiyonu bulunmaktadır. O toplam miktar da 120
bin 660 megavat civarındadır. Bunların hepsi gerçekleşebilir mi? Açıklıkla
konuşmalıyım ki her birisi gerçekleşmeyebilir. Her birisi uygulama alanında,
kağıt üzerindeki rakamlara ulaşamayabilir. Biz Türkiye'nin yerli kaynaklarının
kullanılabilmesi, bunun ön plana alınması, hız kazandırılması ve bunun serbest
piyasa tarafından, özel sektörün kullanması açısından bütün kolaylıkları
sağlayacağız. Ama bundan sonra yapmayan özel sektör varsa suçun kamuda olmadığını
paylaşmak durumundayız. Ciddi olan bütün özel sektör temsilcilerinin rahatlıkla
zemin bulabileceği bir enerji sektörü vardır. Ama bunun üzerinden herhangi bir
rant sağlamaya çalışan, piyasada 'çantacı' olarak tabir edilen emek koymadan,
herhangi bir proje, değer koymadan ve katkısı olmaksızın değer elde etmek doğru
değil ve bunların yolu çok açık değil.''
Taner Yıldız, aralık başı itibarıyla işletmedeki santrallere bakıldığında
yaklaşık 47 bin 573 megavatlık santral bulunduğunu anlattı. Yıldız, bunun, bin
202 megavatlık rüzgar, 15 bin 248 megavatlık hidrolik, bin 567 megavatlık fuel
oil, motorin ve LPG, 18 bin 104 megavatlık doğalgaz, 8 bin 691 megavatlık linyit,
2 bin 416 megavatlık taşkömürü santralından oluştuğunu bildirdi.
Özel sektör oranının yıl sonu itibarıyla yüzde 50'nin üzerinde çıktığını
kaydeden Yıldız, bunların içinde özel lisanslı 14 bin 179 megavat, kamu
santrallarının 24 bin 202 megavat, yap-işlet-devret ve işletme hakkı devir
santrallarının 9 bin 191 megavat olduğunu kaydetti.
Şu ana kadar başvuran 121 bin megavatlık santralların her birisinin
aslında üretime geçme konusundaki çabasının artmasını temenni ettiğini belirten
Yıldız, arz güvenliğiyle ilgili herhangi bir sıkıntı ve tehdidin olmadığını
söyledi. Global krizin getirdiği tüketim düşüklüğünün 2009'da yaşandığını ve
enerjide tüketim rakamlarının yüzde 3 civarında düştüğünü anlatan Yıldız, en son
yapılan tespitlerin kriz öncesi rakamların, yani 2008 rakamlarının şu anda
aşıldığını gösterdiğini söyledi. Bazı sektörlerde bu rakamların henüz
yakalanmadığını ifade eden Yıldız, ancak hem sanayi hem de meskende kriz öncesi
rakamların üzerinde kaldıklarına işaret etti.
Yıldız, 2020 ve 2030 yılında Türkiye'nin yenilenebilir enerji
kaynaklarıyla ilgili minimum yüzde 30'lar civarında bir portföyün bulunması
gerektiğine dikkati çekti. Bakan Yıldız, ''Fiyatlandırma ve teşvik konularında şu
ana kadar YEK'e (Yenilenebilir enerji kaynağı), teşviğe tabi olanların
içerisinde, bu mekanizmaya tabi olmaksızın serbest piyasaya daha yüksek
rakamlarla enerji sattığını görüyor ve biliyoruz. Ama burada vereceğimiz
rakamların, özellikle fizibilitenin hazırlanmasında yatırımcının bir garantisi
olduğu ve bankalara karşı kamunun istenmesi halinde 10 yıllık alım
garantilerinin, projenin gerçekleştirilme için önemli katkı sağlıyor. O açıdan bu
teşvikler devam edecek'' diye konuştu.
Yıldız, HES'lerin çevreye verebileceği zararlarla ilgili bazı
tedirginliklerin olduğuna işaret ederek, Çevre ve Orman Bakanlığı ile yaptıkları
çalışmada, ''Enerji üretilmesi, bu enerjinin yerli kaynaklardan üretilmesi ve
çevre şartlarına riayet'' konusunda çok ciddi bir koordinasyon içinde olduklarını
söyledi.
Özellikle Karadeniz'de eleştiri alan HES'ler konusunda susuz bırakılan
bir yerleşim birimi olup olmadığı konusunda Çevre ve Orman Bakanlığının çalışma
yürüttüğünü belirten Yıldız, ''Suyun bırakıldığı taraftaki su miktarları
konusunda DSİ tekrar çalışma yapıyor. Bu çalışma sonunda eğer çok fazla çevreyle
alakalı sıkıntı oluşturan proje varsa bunların tekrar gözden geçirilmesini Çevre
ve Orman Bakanlığı kamuoyuyla paylaşacak. Çok fazla tahrip edilen varsa onlarla
alakalı lisansı gözden geçirilecek'' dedi.
Yıldız, yerli katkının yüksek olmasını istediklerini, bu konuda
uluslararası anlaşmaları da sıkıntıya sokmayacak şekilde teşvik mekanizmasını
koymak istediklerini ifade etti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
kamu alacakları ile ilgili yapılandırmanın 31 Temmuz 2010 tarihine kadar olan
süreyi kapsadığını belirterek, ''Vatandaşlar ve kurumlar ödeme alışkanlıklarını
bozmadan devam ettirmeliler'' dedi.
Genel Kurulda, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi
üretimi amaçlı kullanımına ilişkin yasada değişiklik öngören yasa teklifinin 3.
maddesi üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunloğlu,
teklifin 2 yıl önce Meclise geldiğini, Genel Kurula gelinceye kadar önemli
değişikliklere uğradığını, buna rağmen Genel Kuruldaki görüşmelerde de
önergelerle değişiklik yapılacağını söyledi.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, hükümetin en beceriksiz olduğu
alanın, enerji politikaları olduğunu öne sürdü. Türkiyedeki kurulu güç oranının
2005 ile 2008 yılları arasında yalnızca yüzde 8 arttığını belirten Özensoy,
''Türkiye'deki elektrik ihtiyacı her yıl ortalama yüzde 7 artıyor. Bizim 3
yıldaki güç artışımız, elektrik talebinin ancak üçte birini karşılamış'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız, ''kamu alacaklarının yapılandırılması kapsamına elektrik
borçlarının da dahil olduğu, bu nedenle borçlarını düzenli ödeyenlerin de bundan
sonra aynı alışkanlığı sürdürmeyebileceği'' yönündeki soruyu yanıtladı.
Yıldız, şahıslarla devlet arasındaki, elektriğin de dahil olduğu çok
kapsamlı bir borç yapılandırması yapıldığını ve bunun TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonunda görüşmelerinin sürdüğünü belirtti.
Devlette devamlılığın esas olduğunu ifade eden Yıldız, söz konusu
düzenlemenin 31 Temmuz 2010 tarihine kadar olan süreyi kapsadığını söyledi.
Yıldız, ''Bu nedenle kurumlar ve vatandaşlar, sıkıntıya girmemek için ödeme
alışkanlıklarını bozmadan devam etmeliler'' dedi.
Teklifin, ''Yenilenebilir enerji kaynaklarının destekleme mekanizması''
ile ilgili düzenlemeyi içeren 3. maddesinde, AK Parti'li milletvekillerinin
verdiği önerge ile değişiklik yapıldı. Teklifte ''avro sent'' olarak hesaplanan
üretim tesisleri için uygulanacak fiyatlar, ''dolar sent'' olarak yeniden
düzenlendi.
Kabul edilen maddeye göre, yenilenebilir enerji kaynaklarından (YEK)
elektrik üreten tesisler için, ''YEK destekleme mekanizmasında'' belirlenen
fiyatlar şöyle:
Hidroelektrik üretim tesisi için 7.3 dolar sent
Rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi için 7.3 dolar sent
Jeotermal enerjisine dayalı üretim tesisi için 10.5 dolar sent
Biyokütleye dayalı üretim tesisi için (çöp gazı dahil) 13.3 dolar sent
Güneş enerjisine dayalı üretim tesisi için 13.3 dolar sent.
Kanunun yürürlüğe girdiği 18 Mayıs 2005 tarihinden 31 Aralık 2015
tarihine kadar işletmeye girmiş ya da girecek YEK destekleme mekanizmasına tabi
üretim lisansı sahipleri için bu fiyatlar 10 yıl süreyle uygulanacak.
31 Aralık 2015 tarihinde itibaren işletmeye girecek olan yenilenebilir
enerji kaynağı üretim tesisleri için uygulanacak fiyatlar, bu fiyatları
geçmeyecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek.(14.32)
