2010-04-14 - 15:00
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi durumunda Anayasa Mahkemesine götürülmesi
tartışmalarına ilişkin, ''Biz, Anayasa Mahkemelerini iradeye bir tehdit olarak kullanmayız. Önce milletimizin iradesi ortaya çıkmalıdır'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, düzenlediği basın toplantısında,
gazetecilerin Anayasa değişikliği teklifine ilişkin sorularını yanıtladı.
Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili karşı oy yazılarını TBMM Anayasa
Komisyonuna ilettiklerini dile getiren Vural, ''Biz AKP'nin memuru değil,
milletin sözcüsüyüz. Kimse bize dayatma yapamaz'' dedi.
''CHP bu teklifi Anayasa Mahkemesine götürmeyi düşünüyor. Bunun için 110
imzaya ihtiyacı var. Siz destek verir misiniz?'' şeklindeki soru üzerine Vural,
şunları söyledi:
''Biz, öncelikle böyle bir Anayasa değişikliğinin Meclisten geçmeyeceğine
ve buna da oy vermeyecek milletvekillerinin olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla
Meclis iradesi oluşmadan, bizim o irade hakkında hüküm ifade etmemiz doğru
değildir. Biz, Anayasa Mahkemelerini iradeye bir tehdit olarak kullanmayız. Önce
milletimizin iradesi ortaya çıkmalıdır. Yargı sürecine başvuracaklar bellidir.
MHP olarak, biz AKP'nin bu dayatmalarına karşı, milletimizin teslim olmaması
gerektiğini düşünüyoruz. Açıkçası Anayasaya aykırı bir şekilde, farklı dillerde
seçim propagandası yapılmasının önünü açanlarla, milli devlete, üniter devlete,
Türkçemize saygısı olmayanlarla MHP'nin gideceği yer yoktur. Milletimiz de bunun
farkına varmalıdır. Bugün Anayasa yapan iradenin, Cumhuriyeti kuran iradeyle
hesaplaşması vardır. MHP olarak, bu hesaplaşmayı yapanlarla gidecek bir noktamız
yok.''
Anayasa değişikliği teklifinin TBMM Genel Kurulunda görüşülmesine ilişkin
AK Parti tarafından bir takvim sunulup sunulmadığına ilişkin bir soru üzerine de
Vural, ''İlk önce Cuma, Cumartesi diyorlardı. Şimdi Pazartesi günü başlanması
öngörülüyor'' dedi.
Vural, ilk tur görüşmelerin yaklaşık 64-65 saat sürebileceğini dile
getirerek, ''Takvimin başlangıcı belli, sonu belli değildir. İlk önce Cuma
diyorlardı, sonra Cumartesi... Yangından mal kaçırır gibi Anayasa değişikliği
yapmak istiyorlar. Milletin Anayasası sırça köşklerde hazırlanıyor, sahte
imzalarla Meclise sunuluyor. Milletvekillerine bile dayatanların, millete nasıl
bir dayatma peşinde olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'yi yöneten zihniyetin
demokrasiyle, milli egemenlikle, millet iradesiyle alakası yoktur. Milletin
iradesini nasıl iflas ettirmenin peşindeler. Bununla mücadelemiz sandıkta
hesaplaşmaya kadar gidecek.''
Oylamada AK Parti içinde fire olup olmayacağına ilişkin soru üzerine de
Vural, milletvekili yeminini hatırlattı. Vural, ''Dolayısıyla bu yemine sadık bir
şekilde, milletvekillerinin imzalarını sırça köşklerde Anayasa değişikliği
teklifinin altına koyan iradeye karşı, bu milletin vekillerinin söyleyeceği sözü
olmalı'' diye konuştu.
Vural, MHP Genel Başkan Yardımcıları Metin Çobanoğlu ve Recai Yıldırım
ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Toplantının başında Elazığ Belediyesi
ile Kayseri ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerindeki ihalelere ilişkin iddialarda
bulunan Vural, ''AKP'nin yolsuzluklarını deşifre etmekte kararlı olduklarını''
söyledi.
Elazığ Belediyesinin temizlik ihalelerinin 5 yıldır ''Hazar Sosyal
Hizmetler Yemek İnşaat Petrol Nakliyat Sanayi ve Ticaret''e ihale edildiğini
ifade eden Vural, şu iddialarda bulundu:
''Temizlik ihalesini alanlar kimlerdir? Bu Hazar şirketi kimin? Siyami
Öztürk, Selçuk Cengiz Öztürk, Metin Öztürk, Tahir Öztürk. Tahir Öztürk kimdir?
AKP Elazığ milletvekilidir. Siyami Öztürk, Tahir Öztürk'ün akrabası, Metin
Öztürk, Tahir Öztürk'ün abisi. Suat Öztürk, Tahir Öztürk'ün kardeşi. Tahir
Öztürk'te 2003 yılında ortağı olduğu bu şirkette imzası vardır. Elazığ
Belediyesindeki bütün temizlik ihalelerinde Hazar firması damgasını vurmuştur.
Elazığ Belediyesinin yaptığı bu ihalelerle ilgili doğrudan doğruya bir
milletvekilinin kardeşinin ortak olduğu bir şirket tarafından alınmış olması
karşısında, verilmesi gereken cevaplar vardır. Belediyelerde bal tutan parmağını
yalıyor misali işlemler yapılıyor. 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' deyip, sırça
köşklerde oturanların, tek başına ne yaptıklarını bu tablo ortaya
koymaktadır.''
Vural, Kayseri Büyükşehir Belediyesinde yapılan ihalelerle ilgili MHP İl
Başkanlığının suç duyurusunda bulunduğunu, ancak İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın,
''Başkan Mehmet Özhaseki ve diğer görevlilerle ilgili iddiaların işleme
konulmamasını'' istediğini iddia etti. Buna ilişkin yazıyı okuyan Vural, kararın
Danıştay tarafından kaldırıldığını belirtti. Vural, ''Usulsüzlük iddiası var,
Bakan onayı ile bu iddialar yürürlüğe konulmuyor. Yolsuzluklarla nasıl mücadele
edeceğiz. Siyasi irade yok'' dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın pazarlık usulüyle
yaptığı ihaleye ilişkin Danıştay kararını da gösteren Vural, şöyle devam etti:
''AKP'nin neden yargı üzerinde etkili olmak istediği görülüyor. İstanbul,
Kayseri ve Elazığ'daki vatandaşların hakkı, hukuku ve kaynakları usule aykırı bir
şekilde kullanılıyor. Bu kullanmayla ilgili belgeler verilmesine rağmen İçişleri
Bakanı 'işleme koymayın, üstünü kapatın' diyor. AKP'nin yolsuzluklarla mücadele
gibi bir niyeti yok. Onun için de yargıyı istemiyor. Anadolu'nun her yerinde
enselerindeyiz, burada da enselerindeyiz. Takip edeceğiz. Mahkemeye yargıç atama,
Yüce Divanı ayarlamayla bu işten kurtulacaklarını zannediyorlarsa bilin ki MHP
olarak sonuna kadar üzerlerine gitmeye kararlıyız.''
MHP Genel Başkan Yardımcısı Metin Çobanoğlu da Adana Büyükşehir Belediye
Başkan Vekili seçimlerine değindi. Adana'da hukuksuzluk yaşandığını iddia eden
Çobanoğlu, şunları ifade etti:
''Kanunun çok açık net hükmüne rağmen, Yüreyir Belediye Başkanı, Adana
Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği için aday gösterilmiştir. Büyükşehir
Belediye Yasasının 17. maddesinin 2. fıkrası, çok açık ve net bir şekilde ilk
kademe ve ilçe belediye başkanları, Belediye Başkanı Vekili olarak seçilemez'
demesine rağmen, İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinden alınan bir görüşle şu
anda kanunsuz bir şekilde Yüreğir Belediye Başkanı, Başkanı Vekili olarak
seçilmiştir. MHP olarak bu konunun takipçisiyiz. Hukukla ilgili hazırlıklarımızı
yaptık. Önümüzdeki günlerde de başvurumuzu yapacağız. Bu konu yargıdan
dönecektir.''
Çobanoğlu, 29 Martta yapılan yerel seçimlerde MHP Hacılar adayı Memduh
Bodur'un seçimi kazandığını, daha sonra bu kişinin cinayete kurban gittiğini
hatırlattı. Bodur'u öldürmek üzere tutulan kiralık katillerin yakalandığını, bu
kişilerin ifadelerinde Bodur'un yerine daha sonra seçilen AK Parti'li Erdal
Erdoğan'ın ismine yer verdiklerini dile getiren Çobanoğlu, Erdoğan'ın da daha
sonra tutuklandığını anlattı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Recai Yıldırım da Adana Büyükşehir Belediye
Başkanlığının MHP'nin elinden alındığını ileri sürdü. Yıldırım, ''Biz kanuna da,
hukuka da oradaki Meclisin iradesine de saygı duyuyoruz. Yargı yolu açıktır. Açık
ve net olarak AKP her yerde yaptığı hukuksuzluğu, kanunun arkasından dolanmayı,
hileyi burada da kullanmıştır'' diye konuştu.
Adana Belediye Başkanının görevden alınmasına ilişkin bir müfettiş kararı
olmadığını, Adana Valisinin keyfi olarak Aytaç Durak'ı açığa aldığını ileri süren
Yıldırım, ''Kaybetmiş oldukları bir mevziyi yeniden ele geçirmenin tezgahı,
oyunu, hilesi ve hazımsızlığının sonucu olarak, Adana'da MHP'nin belediyesi
elinden alınmak istenmektedir'' dedi.
Aynı konuya ilişkin Vural da ''Masa başı oyunlarıyla MHP'ye yönelen
halkın tercihleri değiştirilmek isteniyor. Başka kirli oyunlar, pis oyunlar,
Kırıkkale Hacılar'da da yapılmıştır. Ali kıran baş kesenlere bu ülkeyi teslim
etmeyeceğiz. Hukuk tanımayanlara teslim etmeyeceğiz. Yolsuzluk girdabına
bulaşanlara bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz'' ifadelerini kullandı. (15:00)
