2010-07-09 - 13:48
TBMM KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU...
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, alt komisyonca hazırlanan "Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi, Uygulamada ve Mevzuattaki Eksikliklerin Tespiti" başlıklı raporu ele aldı. Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, rapor hakkında bilgi verdi. Hamarat, Ailenin Korunmasına Dair Kanunun çok kısa olduğuna, buna yönelik yönetmelikler çıkarıldığına işaret ederek, raporda, bu yönetmeliklerin kanuna eklenmesini önerdiklerini söyledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, alt
komisyonca hazırlanan "Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi, Uygulamada ve
Mevzuattaki Eksikliklerin Tespiti" başlıklı raporu ele aldı.

Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, rapor
hakkında bilgi verdi. Hamarat, Ailenin Korunmasına Dair Kanunun çok kısa
olduğuna, buna yönelik yönetmelikler çıkarıldığına işaret ederek, raporda, bu
yönetmeliklerin kanuna eklenmesini önerdiklerini söyledi.

Şiddete maruz kalanlardan, ispat şartı arandığını anımsatan Hamarat,
koruma kararı verilmesi için belge aranmamasını, sadece beyanın esas alınmasını
talep ettiklerini ifade etti.

Hafta sonları şiddete maruz kalan kişilerin, muhatap bulamamaktan
şikayetçi olduğunu belirten Hamarat, aile mahkemeleri ve SHÇEK'e nöbet sistemi
getirilmesini istedi.

Hamarat, raporda, ''AİHM, Medeni Kanunumuzda yer alan aile tanımını
genişletmekte, aile tanımı için resmi şekil şartlarına bakmamakta, bir arada
yaşama iradesinin varlığına, bir arada yaşamanın şartlarına bakmakta, kişiler
arasındaki duygusal, fiziksel, ekonomik bağlara bakarak, aileyi tanımlamaktadır.
Bu tanımlamanın göz önünde tutularak, fiili birliktelikler denilen gayri resmi
evlilikler de Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamına alınmalı'' şeklindeki
ibarenin, cımbızla çekilerek, basında yanlış şekilde yer aldığını söyledi.

Raporda, aile tanımı kavramının genişletilmesini önermediklerini belirten
Hamarat, evlenmemiş, boşanmış, karı-koca ilişkisi olmayan resmi nikahsız kişilere
karşı uygulanan şiddetin de önlenmesi gerektiğini kaydetti. Hamarat, aksi
takdirde sadece karısını döven kocanın cezalandırılacağını,uygulamanın da zaten
bu yöne doğru gittiğini belirtti.

Hamarat, aile kavramını tartışmadıklarını, ''aile içi şiddet'' kavramının
şiddeti önlemeye yetmediğini söyledi.

MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal, aile tanımından vazgeçilmemesi, imam
nikahına zemin oluşturulmaması gerektiğini ifade etti.

Bal, görevlerinin, aile tanımını genişletirken, bu kurumun yapısını,
sınırlarını dejenere etmek olmaması gerektiğini vurguladı. Bal, aile değerlerine
bağlı olduklarını, güçlerini de buradan aldıklarını kaydetti.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, eşcinsellerin de sorunlar
yaşadığını, bunu gündeme almak gerektiğini belirterek, eşcinsellerin
sığınmaevlerine alınıp alınmayacağını sordu.

Komisyon Başkanı Güldal Akşit, şu aşamada bunun zor olduğunu bildirdi.

AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın ise çocuklara, bir
başkasına şiddet uygulamasının çağdışı olduğunun okullarda öğretilmesini, tacize,
şiddete ve tecavüze uğrayan kişiye, devlete geldiğinde psikolojik destek
verilmesi, aile polislerinin oluşturulması önerilerinde bulundu.

Komisyon Başkanı Akşit, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı'nın, ''Kürt
sorununa ilişkin çözüm önerisine'' yönelik açıklamasını da gündeme getirdi.

Akşit, Bakırcı'nın sözlerini, ''kastını aşan değil, üzerine vazife
olmayan'' sözler olarak değerlendirdi. Akşit, kadın üzerinden siyaset
yapılmasını, kadının 2. sınıf vatandaş, 2. 3. evlilik unsuru gibi gösterilmesini
''talihsizlik'' olarak nitelendirdi, ''Bunu bir belediye başkanının yapması yine
talihsizlik. Kınadık, kınıyoruz'' dedi.

Bu arada Komisyonun yeni üyesi AK Parti Bursa Milletvekili Ali Koyuncu,
kadına yönelik şiddet raporunun görüşmelerinde, üyelere jest yaptı. Koyuncu,
milletvekilleri için birer kırmızı gül getirtti, ayrıca kestane şekeri ikram
etti.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun
oluşturduğu alt komisyon raporunda, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde medyaya
yönelik bazı öneriler getirildi.

Öneriler arasında, RTÜK'ün, cinsiyetçi dil kullanılmasını cezalandırması,
RTÜK'ün akıllı işaretleri arasına, ''dikkat bu program, film cinsiyet ayrımcılığı
içermektedir'' ibaresi konulması yer aldı.

Alt komisyonun hazırladığı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi, Uygulamada
ve Mevzuattaki Eksikliklerin Tespiti başlıklı rapordaki öneriler ''hukuki alan'',
''sığınma evlerinde kalan kadınların durumları ve sığınma evleri'', ''medya'',
''kamu kurumlarının görevleri ve koordinasyonu ile genel politikalar'' başlığı
altında toplanıyor.

Raporda, çocuk mahkemeleri ile aile mahkemelerinin birleştirilerek
''Birleşik Aile Mahkemeleri'' olması öneriliyor.

Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun'un, şiddete uğrama tehlikesi bulunan
bireyleri de koruması, ''şiddete uğrama tehlikesinin varlığının'' ise mahkemece
verilecek tedbir kararı için yeterli olması istendi.

Şiddet mağduru kadına, eşin tedbir kararı gereğince evden
uzaklaştırılması sonucu evin temel ihtiyacını karşılayamaması ihtimaline karşı,
bir fon oluşturulması, buradan ödeme yapılması talep edildi. Boşanan ya da
birlikte yaşayan ancak evlilik bağı olmayan çiftlerin de Ailenin Korunması
Hakkında Kanunun sağladığı korumadan yararlanması önerildi.

Raporda yer alan diğer bazı öneriler ise şöyle:

''RTÜK tarafından uygulanan yaptırımlarda, toplumsal cinsiyete
duyarlılık gösterilmeli ve cinsiyetçi dil kullanılması da cezalandırılmalı.

Medya ve reklam ajanslarına, yayın ve şirket ruhsatları verilirken ya da
yenilenirken, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminden geçmeleri şart olarak
aranmalı.

RTÜK bünyesinde, ilgili devlet, sivil toplum kuruluşları ve
üniversitelerden temsilcilerin katılımıyla Medyada Kadının Durumunu İzleme
Komisyonu kurulmalı.

RTÜK'te Toplumsal Cinsiyet ya da Kadın Erkek Eşitliği Dairesi
Başkanlıkları eklenmeli.

RTÜK'ün akıllı işaretler arasına, 'Dikkat bu program, film ve benzeri
cinsiyet ayrımcılığı içermektedir' ibaresi konulmalı.

Genel olarak sığınma evlerini sivil toplum örgütleri de işletmeli.

Her sığınma evinde bir çocuk birimi kurulmalı.

Aile içi şiddet konusunda uzmanlaşmış aile savcısı, aile polisi
birimleri kurulmalı.

Kadın Danışma Merkezleri kurulmalı, buralarda özel görüşme odaları ve
profesyonel çalışanlar bulundurulmalı.

Sığınma evlerinden çıkan kadınlara barınacak yer sağlanmalı, bu amaçla
geçiş evleri kurulmalı, bunda TOKİ rol almalı.''
(13.48)