2008-04-29 - 15:00
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonu gerçekleştirilen CHP 32. Olağan Kurultayını değerlendirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP
kurultayında, ''Genel başkan adayı olarak çıkmayı denemiş'' olanlara
teşekkür ederek, ''Onların, önümüzdeki dönemde de CHP anlayışı
çerçevesinde, çalışmalarına devam etmelerini bekliyorum. O
arkadaşlarımız, CHP'de bugüne kadar bizim de anlayışımız ve katkımızla
çalıştılar. Bundan sonra da onların CHP'de çalışmalarına hazırım.
Çalışma illa genel başkan olarak götürülmek zorunda değil'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonu
gerçekleştirilen CHP 32. Olağan Kurultayını değerlendirdi.
Kurultayın, CHP açısından tarihi bir kurultay olduğunu ifade eden
Baykal, kamuoyunu bekleyişe sürüklemeden, ülkeye yönelik görevlerini
yaparak, sorumluluklarını yerine getirerek, sükunet içinde kurultaya
gittiklerini söyledi.
Baykal, kendisi ve parti yönetiminin, iç tartışma arayışına
yönelmediklerini, işlerini yaptıklarını, iç tartışmaların bir tarafı
haline dönüşmemeye özen gösterdiklerini anlattı.
-''EN MUHTEŞEM KURULTAY''-
''Benim bugüne kadar izlediğim en muhteşem kurultay, bu son kurultay
olmuştur'' diyen Deniz Baykal, kurultayın olağanüstü canlı ve katılımcı
bir anlayış içinde gerçekleştiğini söyledi.
Kurultayda, açıldığı andan sonuçların ilan edildiği ana kadar,
''Olağanüstü'' ilginin, hiç sarsılmadan devam ettiğini kaydeden Baykal,
''Bunun bir anlamı var, yapay çaba, destekle buna dönüşmedi,
kendiliğinden ortaya çıktı'' diye konuştu.
Baykal, kurultayda CHP'nin anlayış ve teşhislerini vatandaşlarla
paylaştıklarını belirterek, bu teşhislerin giderek toplumda daha iyi
anlaşılmaya ve daha çok destek bulmaya başladığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ''Türkiye tehlikeyi görmüştür, sıkıntıyı
kavramıştır, bu tablo karşısında CHP'yi, güven ve umut veren, desteği
hak eden parti olarak sahiplenmiştir'' dedi.
-''YOL AYIRIMINDA YAPILMASI GEREKENLER''-
Kurultayda, ''Türkiye bir yol ayırımındadır'' şeklindeki temel teşhisi
ortaya koyduklarını dile getiren Baykal, bunun bir vehim, paranoya,
yapay, siyasi suçlama, propaganda değil, bir realite olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin hem siyasal hem de ekonomik bakımından bir yol ayırımında
olduğunu savunan Baykal, kurultayda sadece siyasi kaygıları, ülkenin
önündeki siyasi tehditleri, tehlikeleri değil, aynı zamanda ekonomideki
yol ayırımını da ifade ettiklerini kaydetti.
Yol ayrımında yapılması gerekenlerin bulunduğuna işaret eden Baykal,
siyasette ve ekonomi politikasında, derhal yeni bir şeyler yapmak
gerektiğini vurguladı. Baykal, bir aciliyet duygusunu millete taşımaya
çalıştıklarını dile getirdi.
-''ÇALIŞMA İLLA GENEL BAŞKAN OLARAK GÖTÜRÜLMEZ''-
Kurultayda, çeşitli siyasi çalışmalar sergileyen, bir iddia ortaya koyan
arkadaşlarına, kurultay boyunca sergilediği anlayış dolayısıyla teşekkür
eden Baykal, herkesin, demokratik siyasal yaşamda, her türlü iddiayı,
her zeminde sergileyebileceğini söyledi.
Baykal, bunun kural ve koşulları bulunduğunu da dile getirerek, şunları
kaydetti:
''Bu kurallar, koşullar içinde demokratik yarışma, rekabet işleyecektir,
işlemiştir. Önümüzdeki dönemlerde de işleyecektir. Siyaset, hepimiz için
eğitim alanıdır. Hepimiz bu siyasetin içinde, görüyoruz, öğreniyoruz,
kafamızdaki düşünceleri sınıyoruz. Onların bir kısmı işliyor, bir kısmı
işlemiyor. Eğer siyasi iddia sürdüreceksek, onlardan gerekli sonucu
çıkarıyoruz, çıkarmalıyız, ona göre geleceğe bakmalıyız.
Kurultayda, genel başkan adayı olarak çıkmış olan, çıkmayı denemiş olan
değerli arkadaşlarımı selamlıyorum, teşekkür ediyorum. Onların
önümüzdeki dönemde de CHP anlayışı çerçevesinde, çalışmalarına devam
etmelerini beklediğimi, onların katkılarının da CHP'de beklenmekte
olduğunu ifade ediyorum. Bu arkadaşlarımız zaten CHP için çalışmış
arkadaşlarımızdır. Biz o çalışmaları büyük memnuniyetle karşılamış, o
çalışmalarına destek olmuş, olanak yaratmış, o çalışmalarında
yüreklendirmiş bir anlayışın sahibiyiz. O arkadaşlarımız, CHP'de bugüne
kadar bizim de anlayışımız ve katkımızla çalıştılar. Bundan sonra da
onların CHP'de çalışmalarına hazırım. Çalışma illa genel başkan olarak
götürülmek zorunda değil. İddiayı sergilersin, gelirsin, gelemezsin,
gelemezsen de bir partilisin, üzerine düşen görevi yaparsın. Yaparak
kendini kanıtlarsın, kabul ettirirsin, partiye de yararlı olursun.''
-''YALDIZLI LAFLARDA, SİHİRLİ FORMÜLLERDE...''-
CHP Genel Başkanı Baykal, çare ve çözümün olduğunu, ancak kimsenin,
çareyi, çözümü yaldızlı laflarda, sihirli formüllerde aramaya
çalışmaması gerektiğini bildirdi.
''Çare, çözüm; sağduyu, mantık, doğrunun gereğinin yerine getirilmesi''
diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Siyasette, siyasi kriz bakımından çare çok açık: Türkiye'nin
inançlarına da laik, demokratik cumhuriyet anlayışına da sahip çıkması.
Çare bu. Çare, samimiyet, aldatmacaya sürüklenmemek, içtenlikle hem
herkesin inançlarına, dinine, ibadetine saygı göstermek, sahip çıkmak,
onunla iftihar etmek, aynı zamanda anayasasının laik, cumhuriyet
kimliğiyle de iftihar etmek, ona sahip çıkmak. Bu kadar basit. Türkiye
buraya geldi, esrarengiz formüller aranacak, yok böyle bir şey.''
-''TÜRKİYE'Yİ KURTARACAK OLAN EĞİTİM''-
Ekonomik bakımından da mucizevi formüller aramaya gerek olmadığını
vurgulayan Baykal, Türkiye'nin, kalkınmak, büyümek, yatırım yapmak
zorunda olduğunu söyledi.
Baykal, Türkiye'nin açık vermeden, yatırım, üretim yapan, büyüyen
ekonomi haline dönüşmesi, rant ekonomisi olmaktan çıkarılıp, büyüme
ekonomisine sokulması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin siyasi ve ekonomik krizden kurtuluşunun anahtarının eğitim
olduğunu vurgulayan Deniz Baykal, Türkiye'nin temel açmazının bu
olduğunu öne sürdü.
Bu dönemde eğitimin, en ağır tahribatın yaşandığı alan olduğunu savunan
Baykal, şöyle konuştu:
''Çağı, refahı, kendi içimizdeki barış ve kardeşliği eğitimle
yakalayacağız. Birbirine mesafeli, karşı duygular içinde gençler,
devletin eliyle, okullarında yetiştirildi. Devlet, iki farklı kültürü,
kendi eliyle gençlerin kafasına on yıllar boyunca ekmiştir.
Türkiye'yi kurtaracak olan eğitimdir. Türkiye'nin bütün coğrafyalarında,
aynı değerleri, temel ilkeleri, aynı anlayışı birlikte öğrenerek,
birbirimizi sevmeyi öğrenerek, inanç, mezhep, ırk, etnik köken ayırımı
yapmadan, bütün çocuklarımızı, cumhuriyet bilinci içinde, birbirini
seven, dini, inancı, geleneği, tarihi, anayasa ve laik cumhuriyetiyle
iftihar eden çocuklar olarak yetiştirmek zorundayız.
Bunu yapmadık, bu yapılamadı. Bu yapılamadığı için ayrışma, farklılaşma,
giderek çatışma ortaya çıktı. Bunu değiştirirsek, bütün sorunların
aşılmasının altyapını elde ederiz. Eğitimi siyasi kavganızın bir arenası
haline getirirseniz, varolan kültür çatışmasını, resmi eğitim
politikasıyla da ilerletmeye çalışırsanız, Türkiye'yi daha büyük
sıkıntılara çekersiniz.''
CHP Lideri Baykal, iktidarın 6. yılında, ciddi iddia sahibi firmaların,
devletin yapacağı ihalelere katılma imkanının kalmadığını gördüğünü,
''Acaba bize verirler mi?'' arayışı içine girme ihtiyacını hissetmez
hale geldiğini savundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kimsenin,
tehdit ve şantaj yoluyla yargıyı etkilemeye teşebbüs etmemesi
gerektiğini belirterek, ''Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa,
asıl o zaman Türkiye'ye felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç
kimse tenezzül etmesin'' dedi.
Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında, son siyasi gelişmeleri
değerlendirdi.
AK Parti'nin yaptığı yanlışların yavaş yavaş toplumda tespit edilmeye
başlandığını, ''Cumhurbaşkanı seçimde hata yaptık'' denildiğini, bunun
doğru olduğunu ifade eden Baykal, cumhurbaşkanlığının bir partinin
egemenlik alanı, güç gösterme alanı olmadığını; bütün toplumun
sahiplenmeye devam edeceği, Anayasanın özünün güvencede olduğu
duygusunun herkese aktarılabileceği bir bütünleşme noktası olduğunu
söyledi. Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde tuzak kurmadıklarını, Türkiye
için doğruları söylediklerini anlatan Baykal, ''Bugün Türkiye'de
cumhurbaşkanlığı makamının sergilemesi gereken kucaklayıcı tavır,
inandırıcı, saygın çaba maalesef görülmemektedir. Neler görüyoruz? İşte
Katar olayları...'' diye konuştu.
Baykal, yapılan anayasa değişikliğinin de yanlış olduğunu belirterek,
''Yeni bir mini anayasa değişikliği projesinin de yanlış olduğuna''
ilişkin sözlerin, AK Parti içinde yükselmeye başladığını ifade etti.
Baykal, ''Doğrudur. Yeni bir mini paket de yanlıştır. Başbakan'ın da
yavaş yavaş bu yanlışı kabul etme noktasına doğru gelmekte olduğunu
görüyorum. Başbakan, bu konuda kafasını netleştirsin. Gerçekten yargı
sürecini etkilemek için bir anayasa değişikliği fevkalade yanlıştır,
sakıncalıdır, uygunsuzdur. Hiçbir konuyu çözmez'' dedi.
-YENİ PAZARLIK ANLAYIŞI-
Deniz Baykal, yargıyı, anayasa değişikliği ile engelleme çabalarının çok
daha büyük sıkıntılara yol açacağını belirterek, şöyle konuştu:
''Yeni bir pazarlık anlayışı çıkmaya başladı. 'Acaba biz, şöyle
yaparsak, böyle olur mu falan' gibi bir pazarlıkçı yaklaşım, kendisini
maskeleyen bazı bakanlar tarafından kulaklara fısıldanmaya başlandı.
Tehdit ve şantaj yoluyla kimse yargıyı etkilemeye teşebbüs etmesin.
'Yargı şöyle karar alırsa, böyle olur.' Bunların, hiçbir değeri yoktur.
Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa, asıl o zaman Türkiye'ye
felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç kimse tenezzül etmesin.
Anayasa adına hiç kimse de pazarlık yapmaya kalkışmasın.''
Anayasa konusunda hiçbir kişinin, makamım, fikrin pazarlık hakkı ve
şansı olmadığını bildiren Baykal, siyasetin, demokrasinin ve hukukun
kurallarının işleyeceğini anlattı. Baykal, ''Kimse, bir kriz tehdidiyle
yönlendirme yapmaya kalkışmasın. Türkiye, demokrasi ve hukuk içinde
çözümünü bulacaktır'' dedi.
-BAKANLARIN DEĞİŞTİRİLMESİ-
Baykal, ''Bazı bakanları değiştiriverelim'' denildiğini ifade ederek,
''Elinizi tutan mı var, değiştirin'' dedi.
Kendileri için önemli olanın, ''Şu bakanın, bu bakanın
değiştirilmesinden önce, bakanları tayin eden zihniyetin
değiştirilmesi'' olduğunu söyleyen Baykal, şöyle konuştu:
''O bakan, tabi değişecek. Onun değiştirilmesi kaçınılmaz. Durum ortada.
Ama bunun değiştirilmesi sorunu çözmeye yetmez. Yıllarca niye taşıdın
onu, orada. Niçin göz yumdun işlerin tam bu noktaya gelmesine kadar.
Nasıl devletin okullarında hala cihat çağrıları yapılır. Resmi
öğretmenler tarafından resmi ders saatlerinde gösteriliyor. Nasıl oluyor
bu? 'Ee, canım onu halledeceğim.' Bu aldatmacalarla bir yere
varılmaz. Onu orada tutamazsın artık. Onu orada tutman mümkün değil. Onu
oradan almanı da bir lütuf gibi, bir laiklik güvencesi gibi, bize sunman
mümkün değildir. Sen, o noktalarda ağır bir sorumluluk altındasın.
Laikliğe karşı bütün bu çabalarının arkasında, bu zihniyetin olduğu
açıktır. O zihniyetin sahibi olarak sen, bunun sorumlususun. Onun
hesabını vereceksin. 'Onu, sen oradan aldın' diye, kimse kendisini
güvencede hissetmeyecektir. Sen böylece sorumluluğunu kabul etmiş
olacaksın.''
-DİN, DEMOKRASİ VE YOKSULLUK İSTİSMARI-
Din ve demokrasi başta olmak üzere kutsal değerlerin istismar edildiğini
anlatan Baykal, toplumun bu konularda duyarlılık geliştirmesi
gerektiğini bildirdi.
Türkiye'de haram ve yetim hakkı yiyenlerin, yalan söyleyenlerin, lükse
meraklı yaşam sürenlerin, gösteriş peşinde koşanların ''Sanki toplumun
en dindar insanlarıymış gibi kendilerini sunduklarını'' ifade eden
Baykal, dürüst, namuslu ve ahlaklı insanlarının da dinin karşısındaymış
gibi takdim edildiğini savundu.
Baykal, ''Sorun budur. Değiştirilmesi gereken temel anlayış budur. Kendi
yasalarını düşüneceksin, çoluğun çocuğunun çıkarını tayin edeceksin.
Milleti unutacaksın. Sen, Müslüman olacaksın ama milletin hakkı için
mücadele eden insanlar da 'sanki dinin dışındaymış' gibi
davranacaksın... Almanya'daki işçinin 30 yıllık emeğini din adına alıp
yolsuzluk yapanlar, küçücük çocuklara cinsel saldırıda bulunanlar
Müslüman diye geçinecekler, dindar diye geçinecekler, memleketin ahlaklı
ve dürüst insanları da kuşkulu hedefler diye gösterilecek. Olur mu?''
Baykal, Türkiye'de demokrasi ve yoksulluk istismarının da bulunduğunu
belirterek, bu ikiyüzlülüğe son verilmesini istedi.
Türk siyasi hayatının samimiyet ve dürüstlüğe ihtiyaç olduğunu dile
getiren Baykal, ''Bunu başardığımız zaman, ülkemizde hem inançlar
özgürce yaşanacak, en iyi şekilde yaşanacak. Dinimizi en güzel şekilde
yaşayacağız, çocuklarımıza öğreteceğiz. Hem de Cumhuriyetimizi,
laikliği, demokrasiyi el ele bir arada yaşatacağız'' diye konuştu.
haberin devamını 'ilgili dökumanlar' bolumunden bulabilirsiniz.
kurultayında, ''Genel başkan adayı olarak çıkmayı denemiş'' olanlara
teşekkür ederek, ''Onların, önümüzdeki dönemde de CHP anlayışı
çerçevesinde, çalışmalarına devam etmelerini bekliyorum. O
arkadaşlarımız, CHP'de bugüne kadar bizim de anlayışımız ve katkımızla
çalıştılar. Bundan sonra da onların CHP'de çalışmalarına hazırım.
Çalışma illa genel başkan olarak götürülmek zorunda değil'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonu
gerçekleştirilen CHP 32. Olağan Kurultayını değerlendirdi.
Kurultayın, CHP açısından tarihi bir kurultay olduğunu ifade eden
Baykal, kamuoyunu bekleyişe sürüklemeden, ülkeye yönelik görevlerini
yaparak, sorumluluklarını yerine getirerek, sükunet içinde kurultaya
gittiklerini söyledi.
Baykal, kendisi ve parti yönetiminin, iç tartışma arayışına
yönelmediklerini, işlerini yaptıklarını, iç tartışmaların bir tarafı
haline dönüşmemeye özen gösterdiklerini anlattı.
-''EN MUHTEŞEM KURULTAY''-
''Benim bugüne kadar izlediğim en muhteşem kurultay, bu son kurultay
olmuştur'' diyen Deniz Baykal, kurultayın olağanüstü canlı ve katılımcı
bir anlayış içinde gerçekleştiğini söyledi.
Kurultayda, açıldığı andan sonuçların ilan edildiği ana kadar,
''Olağanüstü'' ilginin, hiç sarsılmadan devam ettiğini kaydeden Baykal,
''Bunun bir anlamı var, yapay çaba, destekle buna dönüşmedi,
kendiliğinden ortaya çıktı'' diye konuştu.
Baykal, kurultayda CHP'nin anlayış ve teşhislerini vatandaşlarla
paylaştıklarını belirterek, bu teşhislerin giderek toplumda daha iyi
anlaşılmaya ve daha çok destek bulmaya başladığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ''Türkiye tehlikeyi görmüştür, sıkıntıyı
kavramıştır, bu tablo karşısında CHP'yi, güven ve umut veren, desteği
hak eden parti olarak sahiplenmiştir'' dedi.
-''YOL AYIRIMINDA YAPILMASI GEREKENLER''-
Kurultayda, ''Türkiye bir yol ayırımındadır'' şeklindeki temel teşhisi
ortaya koyduklarını dile getiren Baykal, bunun bir vehim, paranoya,
yapay, siyasi suçlama, propaganda değil, bir realite olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin hem siyasal hem de ekonomik bakımından bir yol ayırımında
olduğunu savunan Baykal, kurultayda sadece siyasi kaygıları, ülkenin
önündeki siyasi tehditleri, tehlikeleri değil, aynı zamanda ekonomideki
yol ayırımını da ifade ettiklerini kaydetti.
Yol ayrımında yapılması gerekenlerin bulunduğuna işaret eden Baykal,
siyasette ve ekonomi politikasında, derhal yeni bir şeyler yapmak
gerektiğini vurguladı. Baykal, bir aciliyet duygusunu millete taşımaya
çalıştıklarını dile getirdi.
-''ÇALIŞMA İLLA GENEL BAŞKAN OLARAK GÖTÜRÜLMEZ''-
Kurultayda, çeşitli siyasi çalışmalar sergileyen, bir iddia ortaya koyan
arkadaşlarına, kurultay boyunca sergilediği anlayış dolayısıyla teşekkür
eden Baykal, herkesin, demokratik siyasal yaşamda, her türlü iddiayı,
her zeminde sergileyebileceğini söyledi.
Baykal, bunun kural ve koşulları bulunduğunu da dile getirerek, şunları
kaydetti:
''Bu kurallar, koşullar içinde demokratik yarışma, rekabet işleyecektir,
işlemiştir. Önümüzdeki dönemlerde de işleyecektir. Siyaset, hepimiz için
eğitim alanıdır. Hepimiz bu siyasetin içinde, görüyoruz, öğreniyoruz,
kafamızdaki düşünceleri sınıyoruz. Onların bir kısmı işliyor, bir kısmı
işlemiyor. Eğer siyasi iddia sürdüreceksek, onlardan gerekli sonucu
çıkarıyoruz, çıkarmalıyız, ona göre geleceğe bakmalıyız.
Kurultayda, genel başkan adayı olarak çıkmış olan, çıkmayı denemiş olan
değerli arkadaşlarımı selamlıyorum, teşekkür ediyorum. Onların
önümüzdeki dönemde de CHP anlayışı çerçevesinde, çalışmalarına devam
etmelerini beklediğimi, onların katkılarının da CHP'de beklenmekte
olduğunu ifade ediyorum. Bu arkadaşlarımız zaten CHP için çalışmış
arkadaşlarımızdır. Biz o çalışmaları büyük memnuniyetle karşılamış, o
çalışmalarına destek olmuş, olanak yaratmış, o çalışmalarında
yüreklendirmiş bir anlayışın sahibiyiz. O arkadaşlarımız, CHP'de bugüne
kadar bizim de anlayışımız ve katkımızla çalıştılar. Bundan sonra da
onların CHP'de çalışmalarına hazırım. Çalışma illa genel başkan olarak
götürülmek zorunda değil. İddiayı sergilersin, gelirsin, gelemezsin,
gelemezsen de bir partilisin, üzerine düşen görevi yaparsın. Yaparak
kendini kanıtlarsın, kabul ettirirsin, partiye de yararlı olursun.''
-''YALDIZLI LAFLARDA, SİHİRLİ FORMÜLLERDE...''-
CHP Genel Başkanı Baykal, çare ve çözümün olduğunu, ancak kimsenin,
çareyi, çözümü yaldızlı laflarda, sihirli formüllerde aramaya
çalışmaması gerektiğini bildirdi.
''Çare, çözüm; sağduyu, mantık, doğrunun gereğinin yerine getirilmesi''
diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Siyasette, siyasi kriz bakımından çare çok açık: Türkiye'nin
inançlarına da laik, demokratik cumhuriyet anlayışına da sahip çıkması.
Çare bu. Çare, samimiyet, aldatmacaya sürüklenmemek, içtenlikle hem
herkesin inançlarına, dinine, ibadetine saygı göstermek, sahip çıkmak,
onunla iftihar etmek, aynı zamanda anayasasının laik, cumhuriyet
kimliğiyle de iftihar etmek, ona sahip çıkmak. Bu kadar basit. Türkiye
buraya geldi, esrarengiz formüller aranacak, yok böyle bir şey.''
-''TÜRKİYE'Yİ KURTARACAK OLAN EĞİTİM''-
Ekonomik bakımından da mucizevi formüller aramaya gerek olmadığını
vurgulayan Baykal, Türkiye'nin, kalkınmak, büyümek, yatırım yapmak
zorunda olduğunu söyledi.
Baykal, Türkiye'nin açık vermeden, yatırım, üretim yapan, büyüyen
ekonomi haline dönüşmesi, rant ekonomisi olmaktan çıkarılıp, büyüme
ekonomisine sokulması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin siyasi ve ekonomik krizden kurtuluşunun anahtarının eğitim
olduğunu vurgulayan Deniz Baykal, Türkiye'nin temel açmazının bu
olduğunu öne sürdü.
Bu dönemde eğitimin, en ağır tahribatın yaşandığı alan olduğunu savunan
Baykal, şöyle konuştu:
''Çağı, refahı, kendi içimizdeki barış ve kardeşliği eğitimle
yakalayacağız. Birbirine mesafeli, karşı duygular içinde gençler,
devletin eliyle, okullarında yetiştirildi. Devlet, iki farklı kültürü,
kendi eliyle gençlerin kafasına on yıllar boyunca ekmiştir.
Türkiye'yi kurtaracak olan eğitimdir. Türkiye'nin bütün coğrafyalarında,
aynı değerleri, temel ilkeleri, aynı anlayışı birlikte öğrenerek,
birbirimizi sevmeyi öğrenerek, inanç, mezhep, ırk, etnik köken ayırımı
yapmadan, bütün çocuklarımızı, cumhuriyet bilinci içinde, birbirini
seven, dini, inancı, geleneği, tarihi, anayasa ve laik cumhuriyetiyle
iftihar eden çocuklar olarak yetiştirmek zorundayız.
Bunu yapmadık, bu yapılamadı. Bu yapılamadığı için ayrışma, farklılaşma,
giderek çatışma ortaya çıktı. Bunu değiştirirsek, bütün sorunların
aşılmasının altyapını elde ederiz. Eğitimi siyasi kavganızın bir arenası
haline getirirseniz, varolan kültür çatışmasını, resmi eğitim
politikasıyla da ilerletmeye çalışırsanız, Türkiye'yi daha büyük
sıkıntılara çekersiniz.''
CHP Lideri Baykal, iktidarın 6. yılında, ciddi iddia sahibi firmaların,
devletin yapacağı ihalelere katılma imkanının kalmadığını gördüğünü,
''Acaba bize verirler mi?'' arayışı içine girme ihtiyacını hissetmez
hale geldiğini savundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kimsenin,
tehdit ve şantaj yoluyla yargıyı etkilemeye teşebbüs etmemesi
gerektiğini belirterek, ''Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa,
asıl o zaman Türkiye'ye felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç
kimse tenezzül etmesin'' dedi.
Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında, son siyasi gelişmeleri
değerlendirdi.
AK Parti'nin yaptığı yanlışların yavaş yavaş toplumda tespit edilmeye
başlandığını, ''Cumhurbaşkanı seçimde hata yaptık'' denildiğini, bunun
doğru olduğunu ifade eden Baykal, cumhurbaşkanlığının bir partinin
egemenlik alanı, güç gösterme alanı olmadığını; bütün toplumun
sahiplenmeye devam edeceği, Anayasanın özünün güvencede olduğu
duygusunun herkese aktarılabileceği bir bütünleşme noktası olduğunu
söyledi. Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde tuzak kurmadıklarını, Türkiye
için doğruları söylediklerini anlatan Baykal, ''Bugün Türkiye'de
cumhurbaşkanlığı makamının sergilemesi gereken kucaklayıcı tavır,
inandırıcı, saygın çaba maalesef görülmemektedir. Neler görüyoruz? İşte
Katar olayları...'' diye konuştu.
Baykal, yapılan anayasa değişikliğinin de yanlış olduğunu belirterek,
''Yeni bir mini anayasa değişikliği projesinin de yanlış olduğuna''
ilişkin sözlerin, AK Parti içinde yükselmeye başladığını ifade etti.
Baykal, ''Doğrudur. Yeni bir mini paket de yanlıştır. Başbakan'ın da
yavaş yavaş bu yanlışı kabul etme noktasına doğru gelmekte olduğunu
görüyorum. Başbakan, bu konuda kafasını netleştirsin. Gerçekten yargı
sürecini etkilemek için bir anayasa değişikliği fevkalade yanlıştır,
sakıncalıdır, uygunsuzdur. Hiçbir konuyu çözmez'' dedi.
-YENİ PAZARLIK ANLAYIŞI-
Deniz Baykal, yargıyı, anayasa değişikliği ile engelleme çabalarının çok
daha büyük sıkıntılara yol açacağını belirterek, şöyle konuştu:
''Yeni bir pazarlık anlayışı çıkmaya başladı. 'Acaba biz, şöyle
yaparsak, böyle olur mu falan' gibi bir pazarlıkçı yaklaşım, kendisini
maskeleyen bazı bakanlar tarafından kulaklara fısıldanmaya başlandı.
Tehdit ve şantaj yoluyla kimse yargıyı etkilemeye teşebbüs etmesin.
'Yargı şöyle karar alırsa, böyle olur.' Bunların, hiçbir değeri yoktur.
Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa, asıl o zaman Türkiye'ye
felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç kimse tenezzül etmesin.
Anayasa adına hiç kimse de pazarlık yapmaya kalkışmasın.''
Anayasa konusunda hiçbir kişinin, makamım, fikrin pazarlık hakkı ve
şansı olmadığını bildiren Baykal, siyasetin, demokrasinin ve hukukun
kurallarının işleyeceğini anlattı. Baykal, ''Kimse, bir kriz tehdidiyle
yönlendirme yapmaya kalkışmasın. Türkiye, demokrasi ve hukuk içinde
çözümünü bulacaktır'' dedi.
-BAKANLARIN DEĞİŞTİRİLMESİ-
Baykal, ''Bazı bakanları değiştiriverelim'' denildiğini ifade ederek,
''Elinizi tutan mı var, değiştirin'' dedi.
Kendileri için önemli olanın, ''Şu bakanın, bu bakanın
değiştirilmesinden önce, bakanları tayin eden zihniyetin
değiştirilmesi'' olduğunu söyleyen Baykal, şöyle konuştu:
''O bakan, tabi değişecek. Onun değiştirilmesi kaçınılmaz. Durum ortada.
Ama bunun değiştirilmesi sorunu çözmeye yetmez. Yıllarca niye taşıdın
onu, orada. Niçin göz yumdun işlerin tam bu noktaya gelmesine kadar.
Nasıl devletin okullarında hala cihat çağrıları yapılır. Resmi
öğretmenler tarafından resmi ders saatlerinde gösteriliyor. Nasıl oluyor
bu? 'Ee, canım onu halledeceğim.' Bu aldatmacalarla bir yere
varılmaz. Onu orada tutamazsın artık. Onu orada tutman mümkün değil. Onu
oradan almanı da bir lütuf gibi, bir laiklik güvencesi gibi, bize sunman
mümkün değildir. Sen, o noktalarda ağır bir sorumluluk altındasın.
Laikliğe karşı bütün bu çabalarının arkasında, bu zihniyetin olduğu
açıktır. O zihniyetin sahibi olarak sen, bunun sorumlususun. Onun
hesabını vereceksin. 'Onu, sen oradan aldın' diye, kimse kendisini
güvencede hissetmeyecektir. Sen böylece sorumluluğunu kabul etmiş
olacaksın.''
-DİN, DEMOKRASİ VE YOKSULLUK İSTİSMARI-
Din ve demokrasi başta olmak üzere kutsal değerlerin istismar edildiğini
anlatan Baykal, toplumun bu konularda duyarlılık geliştirmesi
gerektiğini bildirdi.
Türkiye'de haram ve yetim hakkı yiyenlerin, yalan söyleyenlerin, lükse
meraklı yaşam sürenlerin, gösteriş peşinde koşanların ''Sanki toplumun
en dindar insanlarıymış gibi kendilerini sunduklarını'' ifade eden
Baykal, dürüst, namuslu ve ahlaklı insanlarının da dinin karşısındaymış
gibi takdim edildiğini savundu.
Baykal, ''Sorun budur. Değiştirilmesi gereken temel anlayış budur. Kendi
yasalarını düşüneceksin, çoluğun çocuğunun çıkarını tayin edeceksin.
Milleti unutacaksın. Sen, Müslüman olacaksın ama milletin hakkı için
mücadele eden insanlar da 'sanki dinin dışındaymış' gibi
davranacaksın... Almanya'daki işçinin 30 yıllık emeğini din adına alıp
yolsuzluk yapanlar, küçücük çocuklara cinsel saldırıda bulunanlar
Müslüman diye geçinecekler, dindar diye geçinecekler, memleketin ahlaklı
ve dürüst insanları da kuşkulu hedefler diye gösterilecek. Olur mu?''
Baykal, Türkiye'de demokrasi ve yoksulluk istismarının da bulunduğunu
belirterek, bu ikiyüzlülüğe son verilmesini istedi.
Türk siyasi hayatının samimiyet ve dürüstlüğe ihtiyaç olduğunu dile
getiren Baykal, ''Bunu başardığımız zaman, ülkemizde hem inançlar
özgürce yaşanacak, en iyi şekilde yaşanacak. Dinimizi en güzel şekilde
yaşayacağız, çocuklarımıza öğreteceğiz. Hem de Cumhuriyetimizi,
laikliği, demokrasiyi el ele bir arada yaşatacağız'' diye konuştu.
haberin devamını 'ilgili dökumanlar' bolumunden bulabilirsiniz.
