2014-05-28 - 15:50
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 96. yıl dönümü kutlandı.Müezzinoğlu'nun konuşmasının ardından rapor üzerindeki görüşmeler tamamlandı. AK Parti, rapor üzerinde görüşmelerin devam etmesi için önerge verdi. Önergenin oylamasında üç kez karar yeter sayısı bulunamaması üzerine, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 96. yıl dönümü kutlandı.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da gündemdışı söz alan TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, Türkiye ve Azerbaycan'ın ilişkisinin şu anda son derece üst düzeyde olduğunu söyledi.

Ünüvar, Azerbaycan hükümetinin bugün yıl dönümü nedeniyle İstanbul, Ankara ve Kars'ta düzenleyeceğini resepsiyonları iptal ettiğini ve resepsiyonlar için harcanacak parayı Soma maden şehitlerinin yakınlarına göndereceklerini kaydetti. Ünüvar, "Dünyanın en büyük bayrağı Azerbaycan'da. O bayrak Türkiye'de milli yas ilan edildikten hemen sonra yarıya indirildi. Dost ve kardeş Azerbaycan'a teşekkür ediyoruz" dedi.

MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, 29-31 Mart tarihleri arasında Karadeniz Bölgesi'nde meydana gelen don afeti nedeniyle Türkiye'nin milli ürünü olan fındık sektörünün sarsıldığını ve üreticinin büyük zarara uğradığını söyledi.

Arazilerini TARSİM sigortası tarafından sigorta ettiren üreticilerin zararının bir nebze olsun karşılanacağını, ancak 2-B arazileri üzerinde fındık üreten ve tapu tespitleri yapılan ancak halen tapusunu teslim alamadığı için Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıt yaptıramayan fındık üreticilerinin zarar tespiti yaptırmakta zorluk çektiğini belirten Şimşek, "Bütün olumsuzlukların ortadan kaldırılması için hükümet acilen tedbir almalı ve bölgemizde zarar gören yerler afet bölgesi ilan edilmeli, üreticimiz ve piyasalar rahatlatılmalıdır" dedi.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Ankara'nın son 20 yıldır her geçen gün doğasının, geçmişinin, tarihinin, dokusunun gasp edildiği bir dönem yaşadığını iddia ederek, Atakule'de yapılan çalışmalara değindi.

Atakule'nin, mimar Ragıp Buluş tarafından tasarlanan ve 1989'dan bu yana Ankara'nın sembolü haline gelmiş bir yapı olduğunu ifade eden Nazlıaka, şöyle devam etti:

"Ne yapmayı planlıyor muşsunuz? Sanki Ankara'nın yeni bir alışveriş merkezine çok ihtiyacı varmış gibi 25 bin metrekarelik yeri yıkıp, oraya 2 katı büyüklüğünde bir alışveriş merkezi yapacakmışsınız. Güya 128 metre boyutundaki kuleyi yıkmayacakmışsınız. Nasıl olacaksa? Atakule'nin temellerinin altına kadar inecekmişsiniz. Bu Atakule'nin yıkılma tehdidiyle karşı karşıya kalması demek. Hatta açık konuşalım, bu, Atakule'nin ilerleyen günlerde yıkılması demek."

Bu arada siyasi partilerin grup başkanvekilleri Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 96. kuruluş yıl dönümünü kutladı.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Azerbaycan'ın kuruluşunu yürekten kutladığını belirterek, "Kardeş Azerbaycan'ın 28 Nisan 1920'de tekrar Sovyetler Birliği'nin hükmüne girmiş olması sonrasında, 1991'de yeniden bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan'ın bir daha bağımsızlığının hiçbir şekilde ayaklar altına alınmamasını diliyorum. Kardeş Azerbaycan Türk devletine ve bütün Azerbaycan'daki Türk kardeşlerimizin bağımsızlıklarını kutluyorum" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Dost ve kardeş Azerbaycan'ı, kardeşlerimizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum, kendilerini CHP Grubu olarak kucaklıyoruz" diye konuştu.

Hamzaçebi, bugün ayrıca eski başbakanlardan ve eski CHP Genel başkanlarından Bülent Ecevit'in 89. doğum yıl dönümü olduğunu anımsatarak, Ecevit'i saygı ve şükranla andıklarını söyledi. Hamzaçebi, Ecevit'in hem siyaset hem üslup hem de nezaket olarak Türk siyasetinde örnek bir insan olduğunu kaydetti.

Bugün ayrıca Sayıştay'ın 152'nci kuruluş yıl dönümü olduğunu da anımsatan Hamzaçebi, "Sayıştay gibi demokrasiyi demokrasi yapan kurumlara şiddetle ihtiyacımız var" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mihrimah Belma Satır da, Azerbaycan'ın bugün Kafkasya'nın ve Hazar havzasının önemli ve kilit devleti konumunda olduğuna dikkati çekerek, "AK Parti Grubu olarak kardeş Azerbaycan'ın istiklal ve hürriyet bayramını, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 96. kuruluş yıl dönümü kutluyorum" şeklinde konuştu.

TBMM Genel Kurulu'da, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, kürsüye yat maketi, mazot ve pırlanta ile çıkarak, çitçinin kullandığı yakıttan alınan verginin, yatlardaki mazot ve pırlanta üzerinden alınmadığını söyledi. AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ise Ensar Öğüt'ün, 2011'de verdiği bir soru önergesinde, pırlanta için uygulanan yüzde 20 ÖTV'nin kaldırılmasını istediğini anımsattı.

Genel Kurul'da, CHP'nin, çiftçinin kullandığı mazottan alınan vergiyle ilgili araştırma önergesinin gündeme alınmasına ilişkin önerisi görüşüldü.

Öneri üzerine söz alan Ensar Öğüt, kürsüye mazot, pırlanta ve bir yat maketiyle geldi. Öğüt, çiftçinin üretim için kullandığı mazot üzerinden yüksek vergiler alındığını, ancak bu verginin lüks yatlarda tüketilen mazottan alınmadığını ifade etti. Kürsüden pırlantayı gösteren ve 3 bin liraya kiraladığını belirten Öğüt, vergi adaletsizliğindeki aynı durumun bu değerli taş için de geçerli olduğunu dile getirdi.

Öğüt, "Lüks yata binen zenginler ÖTV, KDV ödemiyor, pırlanta dışarıdan geldiği zaman vergi yok ama gariban çiftçiden, kullandığı mazot için kat kat vergi alıyorsunuz. Fakirin hakkını zengin yiyor" dedi.

AK Parti'li Bilgiç ise Ensar Öğüt'ün, 22 Temmuz 2011 tarihinde, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde, pırlantada uygulanan yüzde 20 oranındaki ÖTV'nin kaldırılmasını istediğini, aksi halde sektörün büyüyemeyeceğini belirttiğini anımsattı.

Bilgiç, Türkiye'de kıymetli taşlardan KDV alınmadığını ancak ÖTV uygulamasının devam ettiğini belirtti.

Tarım sektörü ile ilgili eleştirilere de yanıt veren Bilgiç, sektörün, AK Parti iktidarı döneminde büyüdüğünü ifade etti. Bilgiç, tarım sektöründe üreticiye yönelik 58 yeni destek getirdiklerini kaydetti.

Çiftçiden alınan KDV'nin yüksek olduğuna yönelik eleştirileri doğru bulduğunu belirten Bilgiç, "Çiftçilerimiz gerçek mükellef değil, götürü mükellef. Bu nedenle yüzde 18 KDV ödüyorlar ama fatura kesemedikleri için indirim söz konusu olamıyor. Bunun mutlaka düzeltilmesi lazım" dedi.

Yeniden söz alan Ensar Öğüt ise o dönemde kuyumcuların, mücevher sektöründeki derneklerin temsilcilerinin arayarak, "dışarıdan gelen pırlanta üzerinden ÖTV alınmıyor, bizden neden alınıyor?" dediklerini, kendisinin de bunun üzerine söz konusu soru önergesinde "madem dışarıdan gelen pırlanta için alınmıyor Türkiye'deki pırlantadan da alınmasın" demek istediğini söyledi.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, çiftçinin zor durumda olduğunu, mazot ve gübrede KDV ve ÖTV'nin kaldırılması gerektiğini söyledi. Lüks yatlarda kullanılan mazotun çiftçinin kullandığı mazottan daha ucuz olduğunu kaydeden Varlı, "Benim anlattıklarımı, hobi bahçesinden başka toprak görmemiş insanlar anlayamaz" dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Türkiye'de sermaye egemenliği altında eşitsizlik ve adaletsizliğin hüküm sürdüğünü savunarak, "Bu ülkede değerli taş kullanan nüfusun oranı nedir; süt, peynir tüketen nüfusun oranı nedir? Yatlardaki mazotta vergi yok, üreticinin kullandığı mazotta yüksek vergi söz konusu" diye konuştu.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, dünyada petrol üretmeyen ancak bütçesinde petrolden elde ettiği gelir en yüksek ülkenin Türkiye olduğunu belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırma komisyonunun raporu görüşülüyor.

Rapor üzerinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Sağlık Bakanlığı'nın "Alo 113 Beyaz Kod" sistemi verilerine göre, 14 Mayıs 2012'den Aralık 2013'e kadar toplam 15 bin 137 sağlık çalışanının sözel veya fiziksel şiddete maruz kaldığını ifade etti.

Bu rakamın sadece bu sistemde yer alanlar olduğunu belirten Atıcı, "Şiddete maruz kalanların yaklaşık 10 bini hekim. Vatandaşımız canını, malını emanet ettiği evladını, karısını, namusunu emanet ettiği hekime doğrudan şiddet uygulamaya başladı" dedi.

Meclis araştırma komisyonunun raporunda alınan kararları anımsatan Atıcı, şöyle devam etti:

"Bakın, Beyaz Kod'dan aldığım rakamlara göre 2012'de ayda 721 vaka bildiriliyor. 2013'te 890'a, 2014'te ise ayda 976 şiddet bildirim vakasına çıkıyor. 'Biz keşke bu komisyonu kurmasa mıydık acaba?' diye düşünüyorum. Komisyonu kurmuşuz, şiddet artmış. Şiddetin artmasının bir tek nedeni var, bu raporda oy birliğiyle verdiğimiz kararların bir ikisi dışında hiç ama hiçbir tanesinin uygulanmaması."

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu, sağlık çalışanlarının şiddete maruz kalma konusunda büyük endişe yaşadıklarını, bu endişenin boyutunun bölüm, meslek ve bölgelere göre değişiklik gösterdiğini söyledi.

Dedeoğlu, kadınlara yönelik şiddet olaylarına da değindi. Şiddet konusunda hükümetin çaresiz kaldığını ileri süren Dedeoğlu, sadece 10 aylık bir dönemde aile içi şiddet nedeniyle 30 bin 254 kadının yaralandığını ve 125 kadının da hayatını kaybettiğinin altını çizdi. Dedeoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'de her yerde şiddet yaşanmaktadır. Bütün bu yaşanan şiddet olayları ülkemizde toplumsal bir sorun haline gelmiştir ve bunun mutlaka irdelenmesi gerekmektedir. Toplumda pek çok alanda yaşanan şiddet olaylarını ortadan kaldırma konusunda hükümet politikaları yeniden gözden geçirilmelidir. Aksi taktirde ne sağlık ne eğitim ne spor alanında şiddet olaylarını önleyemeyiz, çocukları ve kadınları koruyamayız, sağlık çalışanlarına sahip çıkamayız. Sağlık çalışanlarının bütün sorunları ele alınarak en kısa sürede mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır. Toplumsal bir sorun anlayışı içinde ele alınmalı ve mutlaka sağlıkta şiddet önlenmelidir."

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Soma'daki maden faciasına değinerek, sadece maden şirketi sahiplerinin ve yöneticilerinin göstermelik tutuklanmasının yeterli olmadığını söyledi. Yüceer, "Soma katliamının asıl sorumluları madene ruhsat verme yetkisini kendine bağlayan Başbakan, asıl işveren Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), TKİ'nin bağlı olduğu Enerji Bakanı ve iş güvenliği denetimini yapmaktan sorumlu olan Çalışma Bakanı'dır, birinci derecede sorumludur. Ben, burada, milletin kürsüsünden, sayın sorumluları hesap vermeye ve istifaya davet ediyorum" diye konuştu.

AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, sağlıkta şiddet olaylarının önlenmesine yönelik yapılan çalışma ve uygulamaları anlattı.

TBMM Genel Kurulu'nda, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırma komisyonunun raporu görüşülüyor.

Rapor üzerine söz alan HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Sağlık Bakanlığı'nın reform diye nitelendirdiği performans sisteminin aslında bir facia olduğunu ileri sürdü.

Sağlık hizmetinde belli kentlerin merkez hale getirildiğini belirten Zozani, "taşra" diye tabir edilen bölgelerde, vatandaşların sağlık hizmetine ulaşmalarının güçleştiğini söyledi.

Raporda yalnızca konuya sağlık çalışanları açısından bakıldığını belirten Zozani, olaya hasta ve hasta yakınlarının psikolojisi açısından da bakılması, hekimin hastaya yaklaşımının araştırılması gerektiğini söyledi.

MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, raporda, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için 60 maddelik öneri bulunduğunu, ancak hükümetin bu öneriler ışığında hiçbir adım atmadığını söyledi.

Performans ve döner sermaye sistemini de eleştiren Öz, siyasallaşan yapı nedeniyle döner sermaye dağıtımının objektif olmadığını ifade etti.

Öz, AK Parti Hükümeti'nin uyguladığı sağlık politikası nedeniyle hastane çalışanları arasında iş barışının da bozulduğunu kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, sağlıkta dönüşüm projesinin, şiddeti besleyen, büyüten uygulamalara neden olduğunu savundu. Baluken, söz konusu projenin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Hükümetin, "artık hastalar hastanelerde rehin kalmıyor" sloganıyla sağlık politikası yaptığını belirten Baluken, "Doğru, kalmıyor. Onun yerine senetler imzalatılıyor. Sonra senetleri ödeyemeyen vatandaşın evine icra memurları gidiyor" dedi.

Baluken ayrıca, performans sisteminin sağlıkta şiddeti artıran unsurlar arasında olduğunu, hekimin hastaya, alacağı puan gözüyle baktığını söyledi.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***