2010-11-24 - 18:23
Ulaştırma Bakanlığının 2011 yılı bütçesinin
görüşmeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda başladı.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, hızlı tren
projelerinin toplam yatırım bedelinin 18 milyar TL olduğunu belirterek, hızlı
tren hatları tamamlandığında, bu demiryollarında yılda 40 milyon yolcu
taşınacağını ve 2,3 milyar TL gelir elde edileceğini bildirdi.
Ulaştırma Bakanlığının 2011 yılı bütçesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil Havacılık
Genel Müdürlüğünün de bütçelerinin görüşmeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda
sürüyor.
Bakan Yıldırım, buradaki sunumuna başlamadan önce öğretmenlerin
Öğretmenler Gününü kutladı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş
olsun dileklerini iletti.
Ulaştırma Bakanlığına bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetleri hakkında
bilgi veren Yıldırım, Bakanlığına 2003-2010 yılları arasında 92 milyar TL'lik
yatırım yapıldığını, bunun yüzde 60'ının karayolları, yüzde 20'sinin
demiryolları, yüzde 13'ününü haberleşme, yüzde 5'inin havayolları ve yüzde
2'sinin denizyolu yatırımlarından oluştuğunu ifade etti.
Kamu yatırımları içerisinde Ulaştırma Bakanlığının payının yıllar
içerisinde önemli oranda arttığını belirten Yıldırım, Bakanlığının kamu
yatırımları içerisindeki payının 2003'te yüzde 21, bu yıl yüzde 43 olduğunu
kaydetti.
Yıldırım, şunları söyledi:
''2011 bütçesine bakıldığında 13.45 milyar TL tutarında Bakanlığın bağlı,
ilgili, ilişkili kuruluşlarının bütçesi var. Bütçenin 8,77 milyar TL'si, yani
yüzde 59'u yatırımlara ayrıldı. Bakanlığımıza bağlı KİT'lerin de, TCDD, PTT, DHMİ
gibi kuruluşların da 2011 bütçesi dikkate alındığında 2011 yılında Bakanlığımızın
20 milyar TL civarında bir bütçesi olduğu ortaya çıkıyor. Bu rakamın yüzde 48'i
yatırımlara ayrılmış durumda.''
Bakan Yıldırım, Marmaray Projesi'nin bütün tünellerinin gelecek yıl mart
ayında tamamlanacağını, üst donanım ve elektrifikasyon çalışmalarına
başlanacağını ve Ekim 2013'te hizmete gireceğini bildirdi.
Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi'nin Eskişehir-İstanbul kesiminin de
2013 yılında hizmete gireceğini belirten Yıldırım, Ankara-Konya hattında gelecek
ay test sürüşlerinin başlayacağını anlattı.
Bakü-Kars-Tiflis Demiryolu Projesi'nin 2012 yılında tamamlanmasının
planlandığını açıklayan Yıldırım, Ankara-Kayseri Hızlı Tren Projesi'nin
hazırlandığını söyledi.
Yıldırım, ''Hızlı tren projelerinin toplam yatırım bedeli 18 milyar TL.
Hızlı tren hatları tamamlandığında bu demiryollarında yılda 40 milyon yolcu
taşınacak ve 2,3 milyar TL gelir elde edilecek'' diye konuştu.
TCDD Genel Müdürlüğünün Ankara ve İstanbul'daki banliyö trenlerinin
önemli bir kısmını yenilediğini de anlatan Yıldırım, ''TCDD'nin hedeflediğimiz
projeleri gerçekleştirmek için 2023'e kadar 60,8 milyar doları bulacak. 2023-2030
yılları arasında da 72,6 milyar dolar yatırım yaptığımızda demiryollarında yolcu
pazar payını yüzde 2'den yüzde 10'a çıkarmış olacağız. Böylece karayolu ağırlıklı
yolcu taşımacılığımız demiryoluna kaymış olacak'' dedi.
Yıldırım, karayolunda da bundan bölünmüş yol inşaatının yanı sıra sıcak
asfalt karışımlı yol yenilemeye önem vereceklerini dile getirdi.
Bakan Yıldırım, Ulaştırma Bakanlığının üniversitelere uzaktan İngilizce
eğitime imkan veren bir altyapının kurulması için çalışmalar yürüttüğünü
anlattı.
Acil Güvenlik Haberleşme Sistemi'ne yönelik hazırlıkların da
sürdürüldüğünü ifade eden Yıldırım, bu sistemin afet ve felaket durumlarında
iletişim sağlayacağını bildirdi.
Finansmanı Evrensel Hizmet Fonundan sağlanacak ve özel bir bant üzerinden
iletişim kurulmasını sağlayacak bu sistem sayesinde Başbakanın direkt olarak
ilgili kurumlarda çalışan personelle görüşme yapabileceğini dile getiren
Yıldırım, sistemle acil durumlarda sürecin iyi yönetilmesinin sağlanabileceğini
söyledi.
Yıldırım, ortak anten kulesi yapım sürecinin, İstanbul ve Çanakkale'de
başlatıldığını anımsatarak, bu illerde başarılı olması durumunda benzer
projelerin diğer illerde de hayata geçirilebileceğini kaydetti.
Türkiye'de çağrı merkezi sektörünün bir istihdam alanı olarak Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerine yayılmasını istediklerini dile getiren Yıldırım, bu
konuda dünyada önemli bir pazara sahip olan Hindistan'ın çağrı karşılamada
Avrupa'nın yüzde 75'ine, ABD'nin ise yüzde 80'ine hizmet verdiğini belirtti.
Türkiye'de 45 bin baz istasyonu bulunduğunu da ifade eden Yıldırım, baz
istasyonu sayısında Avrupa ülkeleriyle önemli bir fark bulunmadığını, ancak
Türkiye'de gerekli yasal düzenleme en başından yapılmadığı için her operatörün
farklı baz istasyonu kurduğuna dikkati çekti.
Bakan Yıldırım, Türkiye'de elektronik hizmetlerin yaygınlaşmasının bazı
PTT hizmetlerinin aleyhine etki yarattığına değinerek, ''Bunları dikkate alarak
PTT ya dükkanı kapatacak ya da yeni iş alanları bulacaktı. Nitekim yeni iş
alanları belirledi. Çünkü PTT'de 35-40 bin çalışan bulunuyor'' diye konuştu.
PTT Genel Müdürlüğünün kargo işine 2008 yılı ortalarında başladığını ve
1,5 yılda yüzde 10 pay elde ettiğini anlatan Yıldırım, PTT Kargo'nun bu yıl
hacıların bin 500 ton eşyasını kendileri yurda dönmeden Türkiye'ye getirdiğini
kaydetti.
Yıldırım, TÜRKSAT A.Ş'nin de uydu yapım çalışmalarını sürdürdüğünü ifade
ederek, kuruluşun 2015 yılında yerli bir uyduyu yapacağını anımsattı.
e-Devlet Kapısı'ndan 196 hizmetin sunulduğunu belirten Yıldırım, sistemin
600 binin üzerinde sertifikalı kullanıcısı, 2 milyondan çok ziyaretçisi
bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin Akdeniz'de yat bağlama kapasitesinin artırılması için
çalışmalarına devam ettiklerini de bildiren Yıldırım, bu sektörden Türkiye'nin
aldığı payı 4 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini
kaydetti.
Sivil havacılık sektörüne ilişkin çalışmalara da değinen Bakan Yıldırım,
Zafer Bölgesel Havaalanının yapımına bir ay içerisinde başlanacağını duyurdu.
Çukurova Havaalanı ile Ordu ve Giresun arasına yapılacak OR-Gİ
Havaalanının inşaatına gelecek yıl başlanacağını söyleyen Yıldırım, Diyarbakır
Havaalanına da sivil bir terminal inşa edileceğini, böylece askeri-sivil
kullanımlarından kaynaklanan sorunların ortadan kalkacağını ifade etti.
Hakkari Yüksekova'ya yapılacak havaalanının 2012 yılında tamamlanmasının
planlandığını dile getiren Yıldırım, havacılıkta güvenliğin sağlanması için
yapımı devam eden SMART Projesi'nin gelecek yıl mart ayında devreye gireceğini
bildirdi.
Yıldırım, iktidarları döneminde Türkiye sivil havacılık sektörünün
cirosunun 2,2 milyar dolardan, 12 milyar dolara çıktığını da sözlerine ekledi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı
Tayfun Acarer, numara taşınabilirliğini, tüketici hakkı olarak nitelendirerek,
numarasını başka bir operatöre taşıyan abone sayısının yaklaşık 22,5 milyon
olduğunu bildirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Ulaştırma Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri
ve İletişim Kurumu, Karayolları Genel Müdürlüğü, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğünün 2011 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Acarer, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun bütçesinin sunumunda,
sektörün, iş hacmi ve istihdam açısından büyümeye devam ettiğini, 2010'da
sektördeki yıllık cironun yaklaşık 35 milyar dolar olduğunu söyledi.
Sektörün en önemli özelliğinin, teknolojik gelişmelerden çok fazla
etkilenmesi ve uygulama alanı bulması olduğunu belirten Acarer, bu sektörde son
yıllarda farklı hizmetlerin ortaya çıktığını, kullanıcılara alternatifler
getirildiğini anlattı.
Acarer, 2008'de yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Kanunu ile sektörde
çok daha fazla serbestleşme meydana geldiğini, 1 yılda yetkilendirilmiş işletmeci
sayısında yüzde 30'ların üzerinde artış sağlandığını kaydetti. Acarer, bunun,
sektörün liberalleşmesi ve rekabeti açısından son derece önemli olduğuna işaret
etti.
Sektörde sabit abonelerde dünyadaki trende paralel olarak, kısmi düşüş
yaşandığına dikkati çeken Acarer, buna karşın mobil sektördeki abonelerin her
geçen gün ciddi şekilde arttığını vurguladı.
Acarer, bugün yaklaşık 15 milyon 3. nesil abone sayısının olduğunu, son
yıl içinde geniş bant abone sayısında çok ciddi artışlar sağlanarak, 9 milyon
aboneye ulaşıldığını bildirdi.
Acarer, abone sayısındaki artışla beraber ciroda da ciddi artış
görüldüğünü dile getirdi.
Acarer, numara taşınabilirliği sistemini, bir tüketici hakkı olarak
nitelendirerek, 2 yıl önce başlayan numara taşınabilirliğiyle, bugün yaklaşık
22,5 milyon abonenin, numarasını başka bir operatöre taşıdığını bildirdi.
Acarer, ''Dünyada, toplam abone sayısının 2 yıl içinde yüzde 33-35
civarında başka operatöre taşıyan başka ülke olmamıştır. Bunda sistemin iyi
çalışmasının yanında, işlemlerin basitliği de önemli bir etkendir'' dedi.
Son 1 yıl içinde sektöre yönelik düzenlemelere değinen Acarer, bilgi
teknolojileri ve iletişim sektöründeki çağrı merkezleriyle ilgili ciddi
çalışmalar yapıldığını anlattı.
Acarer, çağrı merkezlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygınlaşması
için işletmecilerle görüşmeler yapıldığını dile getirerek, ''Bugünkü teknoloji
içinde çağrı merkezlerinin İstanbul ya da Hakkari'de olması arasında hiçbir fark
yoktur. Diyarbakır ve Erzurum'daki en büyük işletmeciler, çağrı merkezi
işletmecileridir, burada binin üzerinde personel çalışıyor, bu da ciddi bir
istihdam'' diye konuştu.
Sunumların ardından milletvekilleri, bütçeler üzerinde söz aldı.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın
bütçe sunumunu dinlediğinde, ''uzay gemilerinin projesini koyacak, bundan sonrası
budur'' diye düşündüğünü söyledi.
Kaplan, cep telefonlarında ÖTV'de indirim olması gerektiğini belirtti.
Bilişim suçlarının baş ağrıttığını ifade eden Kaplan, iletişim
teknolojileri gelişirken, bunu kötüye kullananların sayısının da arttığını
kaydetti.
Kendisini bildiğinden bu yana telefonlarının dinlendiğini savunan Kaplan,
bu nedenle dikkatli konuştuğunu ifade etti.
Kaplan, ''Gerçekten burada sınır aşılmış durumda, bu konuda ciddi bir
önlem alınması lazım'' dedi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yasa dışı
dinlemelerin suçlarının caydırıcı olmadığını belirterek, ''Yeni tasarıda cezalar
üç kat artırılıyor ve o cezalar ertelenmeyecek ve paraya dönüştürülemeyecek.
Cezalar iki yıldan başlıyor 5 yıla kadar artacak. Bu paranoyayı, bu korkuyu
ortadan kaldırmanın başka çaresi yok'' dedi.
Bakan Yıldırım, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2011 yılı
bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, genç bir genel müdürlük olduğunu,
2005'te yeniden yapılandırıldığını ifade eden Yıldırım, genel müdürlüğün, sınırlı
personel sayısıyla binin üzerinde denetleme gerçekleştirdiğini söyledi.
Mutlaka kadroların artırılması gerektiğini, ancak havacılıkla ilgili
personelin yetişmesinin kolay olmadığını bildiren Bakan Yıldırım, ''Sivil
havacılık personeli yetişiyor, belirli bir tecrübeye kavuşuyor, özel sektörden
daha cazip teklifler aldığında bizi terk ediyor. Bu, dünyada yaşanan bir sorun.
Kamu kuruluşları, sektör özel sektör kadar cömert olamıyor'' diye konuştu.
Metro projelerinin, büyükşehir belediyelerinin yanı sıra Ulaştırma
Bakanlığınca da yapılabileceğine dair düzenlemenin Meclisten geçtiğini anımsatan
Yıldırım, bunun bütün büyükşehirleri kapsadığına işaret etti.
Yıldırım, raylı sistemler toplu taşıma altyapısının, belediyelerin
altından kalkabileceği bir iş olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyükşehir belediyelerimiz, bu işe
başlamışlar, yıllardır da sonuçlandıramamaktadır. Çünkü ellerindeki kaynak
yetersizdir. Ankara, İstanbul belediyelerinden müracaat geldi. Bakanlar Kurulu,
bu konuda prensip kararını alma aşamasında, şu anda zannediyorum imzaya gitti.
Teklif edilen projelerden uygun olanları programa alacağız. Bakanlar Kurulu
kararı çıkması demek, yatırıma alınma kararı olacak. İlk olarak Ankara'dan
başlıyoruz, daha sonra İzmir'in yeni talepleri var, bunlar da resmen bize
geldiğinde, değerlendirme yapacağız.''
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Ankara-İzmir hızlı tren uygulama projelerinin
yapıldığını, yapımının 2023 hedefleri içinde yer aldığını, kaynak buldukları an
projeyi gerçekleştireceklerini söyledi.
Yıldırım, Türkiye'nin mevcut demir yolu ağını 2023 yılına kadar bir misli
artırması gerektiğini belirtti.
Milletvekillerinin telefon dinlemeleriyle ilgili sorularını da yanıtlayan
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şöyle dedi:
''Telefon dinlemesi bütün dünyada konuşulan bir konudur. Böyle bir
kuşkunun insanlarda var olması, toplumda yaygın olarak böyle bir algının
oluşması, haberleşme özgürlüğü, haberleşme gizliliği bakımından anayasal teminat
altına alınmış olmasına rağmen bu derece tedirgin edici hale gelmesi, şüphesiz
kabul edilebilir bir şey değildir. 2006'dan önce Türkiye'de dinlemelere ilgili
hiçbir kural, yasal anlamda düzenleme, sınırlama yoktu. Kimin kimi dinlediği,
nerede nasıl dinlediği hakkında hiçbir envanter yoktu. İlk defa hükümetimiz
döneminde dinlemeleri veya takipleri disiplinli hale getiren bir düzenleme
yapıldı. ''
''Üç tane kuruluş dinlemeye mezundur. Bunlar jandarma, polis ve MİT''
diyen Yıldırım, bu üç kurum dışında hiçbir kurumun dinleme yetkisine sahip
olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunların da nasıl dinleme yapacağı bu kanundan önce tanımlanmamıştı.
Her kuruluş telefon hizmeti veren işletmelerle direkt temasa geçiyor, bir mahalli
idareden karar alıyor ve bütün yurt çapında toptan dinlemeler yapıyordu. Bu
fevkalade bir keyfiliği de beraberinde getirdi. Yapılan düzenlemeyle birlikte,
her münhasır olay için ayrı karar alınması ve bu kararın Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığından (TİB) onaylattırılması halinde dinlemenin veya izlemenin
yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yani TİB dinleme yapan bir kurum değildir.
Dinlemelerin yasalara uygun olarak yapılıp yapılamayacağını kontrol eden, izin
veren veya reddeden kuruluştur. Yasa dışı dinlemeleri engelleyen, keyfi
dinlemelerin önüne geçen bir kuruluştur.
Dinlemenin sorumluğu, dinlemeyi talep edene aittir ve bu mutlaka bir
yargı kararına dayanmalıdır. Yargı kararı olmadan hiçbir şekilde dinleme talebi
yapılamaz. Talep edilirse ve TİB buna izin verirse TİB suç işlemiş sayılır ve
ağır cezası vardır.''
CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu'nun ''Beni kim dinledi?''
sorusuna Yıldırım, ''Biz kimin dinlenip dinlenmediğini bilemeyiz. Dinlenip
dinlenmediğiniz, bir dava dosyasına girdiğinde, kovuşturma safhasında ortaya
çıkıyor'' yanıtını verdi.
Yıldırım, yasalar çerçevesinde milletvekillerinin dinlenmesinin mümkün
olmadığını kaydetti.
Teknolojinin hızla gelişmiş olmasının de etkisiyle ortam dinlemelerinin
asla önüne geçilemediğini bildiren Yıldırım, şöyle devam etti:
''Benim de başıma geldi. Bir havayolu şirketinin lisansını iptal ettim.
Adam geldi benimle görüşmek istedi. Benimle yaptığı konuşmayı sizin (CHP)
partinizin bir milletvekiline teslim etti ve o milletvekili Genel Kurul
kürsüsünde bunları okudu. Ben 'Bu ortam dinlemesi, aslında yasa dışı bir
dinlemeye ortak oldunuz' dedim. Sayın Önder Sav'ın yaşadığı olay, Genelkurmay
Başkanımızın Brüksel'de yaşadığı olay ve daha onlarca örnekler var. Bunlar her
ülkede olabilecek şeyler. Yasa dışı olabilen işleri önümüze getirip dinlemeyi
rutin işlem gibi göstermek, bu ülkeye de bu ülkenin insanına da haksızlık
olur.''
Yasa dışı dinlemelerin cezalarının caydırıcı olmadığını kaydeden Bakan
Yıldırım, bu konudaki yeni tasarı ile ilgili şu bilgileri verdi:
''Şimdi yeni tasarı var. Burada cezalar üç kat artırılıyor ve o cezalar
hükmün ertelenmesine girmeyecek şekilde, paraya dönüştürülemeyecek şekilde
yeniden düzenleniyor. Yeni düzenlemede savcı şikayet beklemeden çağıracak.
Kendisinin rızasını almak suretiyle resen dava konusu olacak. Cezalar en az iki
yıldan başlıyor, 5 yıla kadar artacak. Başka çaremiz yok. Bu paranoyayı, bu
korkuyu ortadan kaldırmanın başka çaresi yok. Bu insanımızın, toplumumuzun hak
etmediği bir şeydir.''
Bu konuyla ilgili TBMM Genel Kuruldaki sözlerinin farklı algılandığını
belirten Yıldırım, ''Eğer korkacak, çekinecek, yanlış bir işiniz yoksa
konuşmaktan korkmayın çekinmeyin'' dediğini, bugün de aynısını söylediğini ifade
etti.
Binali Yıldırım, ''Bu yeni düzenlemeyi Meclisten geçirip bunu Türkiye'nin
gündeminden kaldırmamız gerekiyor'' diye konuştu.
Yıldırım, telefona gelen SMS'lerin engellenmesiyle ilgili işletmelerle
görüşmelerin yapıldığını, bu hafta da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun
bu konuyu ele alınacağını söyledi.
Abonenin istenmeyen mesajları engellenmesinin sağlanabileceğini belirten
Yıldırım, aynı çalışmanın internet için yapmanın zor olduğunu bildirdi.
Komisyon, Ulaştırma Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğünün 2011 yılı bütçelerini kabul etti. (18.23)
projelerinin toplam yatırım bedelinin 18 milyar TL olduğunu belirterek, hızlı
tren hatları tamamlandığında, bu demiryollarında yılda 40 milyon yolcu
taşınacağını ve 2,3 milyar TL gelir elde edileceğini bildirdi.
Ulaştırma Bakanlığının 2011 yılı bütçesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil Havacılık
Genel Müdürlüğünün de bütçelerinin görüşmeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda
sürüyor.
Bakan Yıldırım, buradaki sunumuna başlamadan önce öğretmenlerin
Öğretmenler Gününü kutladı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş
olsun dileklerini iletti.
Ulaştırma Bakanlığına bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetleri hakkında
bilgi veren Yıldırım, Bakanlığına 2003-2010 yılları arasında 92 milyar TL'lik
yatırım yapıldığını, bunun yüzde 60'ının karayolları, yüzde 20'sinin
demiryolları, yüzde 13'ününü haberleşme, yüzde 5'inin havayolları ve yüzde
2'sinin denizyolu yatırımlarından oluştuğunu ifade etti.
Kamu yatırımları içerisinde Ulaştırma Bakanlığının payının yıllar
içerisinde önemli oranda arttığını belirten Yıldırım, Bakanlığının kamu
yatırımları içerisindeki payının 2003'te yüzde 21, bu yıl yüzde 43 olduğunu
kaydetti.
Yıldırım, şunları söyledi:
''2011 bütçesine bakıldığında 13.45 milyar TL tutarında Bakanlığın bağlı,
ilgili, ilişkili kuruluşlarının bütçesi var. Bütçenin 8,77 milyar TL'si, yani
yüzde 59'u yatırımlara ayrıldı. Bakanlığımıza bağlı KİT'lerin de, TCDD, PTT, DHMİ
gibi kuruluşların da 2011 bütçesi dikkate alındığında 2011 yılında Bakanlığımızın
20 milyar TL civarında bir bütçesi olduğu ortaya çıkıyor. Bu rakamın yüzde 48'i
yatırımlara ayrılmış durumda.''
Bakan Yıldırım, Marmaray Projesi'nin bütün tünellerinin gelecek yıl mart
ayında tamamlanacağını, üst donanım ve elektrifikasyon çalışmalarına
başlanacağını ve Ekim 2013'te hizmete gireceğini bildirdi.
Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi'nin Eskişehir-İstanbul kesiminin de
2013 yılında hizmete gireceğini belirten Yıldırım, Ankara-Konya hattında gelecek
ay test sürüşlerinin başlayacağını anlattı.
Bakü-Kars-Tiflis Demiryolu Projesi'nin 2012 yılında tamamlanmasının
planlandığını açıklayan Yıldırım, Ankara-Kayseri Hızlı Tren Projesi'nin
hazırlandığını söyledi.
Yıldırım, ''Hızlı tren projelerinin toplam yatırım bedeli 18 milyar TL.
Hızlı tren hatları tamamlandığında bu demiryollarında yılda 40 milyon yolcu
taşınacak ve 2,3 milyar TL gelir elde edilecek'' diye konuştu.
TCDD Genel Müdürlüğünün Ankara ve İstanbul'daki banliyö trenlerinin
önemli bir kısmını yenilediğini de anlatan Yıldırım, ''TCDD'nin hedeflediğimiz
projeleri gerçekleştirmek için 2023'e kadar 60,8 milyar doları bulacak. 2023-2030
yılları arasında da 72,6 milyar dolar yatırım yaptığımızda demiryollarında yolcu
pazar payını yüzde 2'den yüzde 10'a çıkarmış olacağız. Böylece karayolu ağırlıklı
yolcu taşımacılığımız demiryoluna kaymış olacak'' dedi.
Yıldırım, karayolunda da bundan bölünmüş yol inşaatının yanı sıra sıcak
asfalt karışımlı yol yenilemeye önem vereceklerini dile getirdi.
Bakan Yıldırım, Ulaştırma Bakanlığının üniversitelere uzaktan İngilizce
eğitime imkan veren bir altyapının kurulması için çalışmalar yürüttüğünü
anlattı.
Acil Güvenlik Haberleşme Sistemi'ne yönelik hazırlıkların da
sürdürüldüğünü ifade eden Yıldırım, bu sistemin afet ve felaket durumlarında
iletişim sağlayacağını bildirdi.
Finansmanı Evrensel Hizmet Fonundan sağlanacak ve özel bir bant üzerinden
iletişim kurulmasını sağlayacak bu sistem sayesinde Başbakanın direkt olarak
ilgili kurumlarda çalışan personelle görüşme yapabileceğini dile getiren
Yıldırım, sistemle acil durumlarda sürecin iyi yönetilmesinin sağlanabileceğini
söyledi.
Yıldırım, ortak anten kulesi yapım sürecinin, İstanbul ve Çanakkale'de
başlatıldığını anımsatarak, bu illerde başarılı olması durumunda benzer
projelerin diğer illerde de hayata geçirilebileceğini kaydetti.
Türkiye'de çağrı merkezi sektörünün bir istihdam alanı olarak Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerine yayılmasını istediklerini dile getiren Yıldırım, bu
konuda dünyada önemli bir pazara sahip olan Hindistan'ın çağrı karşılamada
Avrupa'nın yüzde 75'ine, ABD'nin ise yüzde 80'ine hizmet verdiğini belirtti.
Türkiye'de 45 bin baz istasyonu bulunduğunu da ifade eden Yıldırım, baz
istasyonu sayısında Avrupa ülkeleriyle önemli bir fark bulunmadığını, ancak
Türkiye'de gerekli yasal düzenleme en başından yapılmadığı için her operatörün
farklı baz istasyonu kurduğuna dikkati çekti.
Bakan Yıldırım, Türkiye'de elektronik hizmetlerin yaygınlaşmasının bazı
PTT hizmetlerinin aleyhine etki yarattığına değinerek, ''Bunları dikkate alarak
PTT ya dükkanı kapatacak ya da yeni iş alanları bulacaktı. Nitekim yeni iş
alanları belirledi. Çünkü PTT'de 35-40 bin çalışan bulunuyor'' diye konuştu.
PTT Genel Müdürlüğünün kargo işine 2008 yılı ortalarında başladığını ve
1,5 yılda yüzde 10 pay elde ettiğini anlatan Yıldırım, PTT Kargo'nun bu yıl
hacıların bin 500 ton eşyasını kendileri yurda dönmeden Türkiye'ye getirdiğini
kaydetti.
Yıldırım, TÜRKSAT A.Ş'nin de uydu yapım çalışmalarını sürdürdüğünü ifade
ederek, kuruluşun 2015 yılında yerli bir uyduyu yapacağını anımsattı.
e-Devlet Kapısı'ndan 196 hizmetin sunulduğunu belirten Yıldırım, sistemin
600 binin üzerinde sertifikalı kullanıcısı, 2 milyondan çok ziyaretçisi
bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin Akdeniz'de yat bağlama kapasitesinin artırılması için
çalışmalarına devam ettiklerini de bildiren Yıldırım, bu sektörden Türkiye'nin
aldığı payı 4 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini
kaydetti.
Sivil havacılık sektörüne ilişkin çalışmalara da değinen Bakan Yıldırım,
Zafer Bölgesel Havaalanının yapımına bir ay içerisinde başlanacağını duyurdu.
Çukurova Havaalanı ile Ordu ve Giresun arasına yapılacak OR-Gİ
Havaalanının inşaatına gelecek yıl başlanacağını söyleyen Yıldırım, Diyarbakır
Havaalanına da sivil bir terminal inşa edileceğini, böylece askeri-sivil
kullanımlarından kaynaklanan sorunların ortadan kalkacağını ifade etti.
Hakkari Yüksekova'ya yapılacak havaalanının 2012 yılında tamamlanmasının
planlandığını dile getiren Yıldırım, havacılıkta güvenliğin sağlanması için
yapımı devam eden SMART Projesi'nin gelecek yıl mart ayında devreye gireceğini
bildirdi.
Yıldırım, iktidarları döneminde Türkiye sivil havacılık sektörünün
cirosunun 2,2 milyar dolardan, 12 milyar dolara çıktığını da sözlerine ekledi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı
Tayfun Acarer, numara taşınabilirliğini, tüketici hakkı olarak nitelendirerek,
numarasını başka bir operatöre taşıyan abone sayısının yaklaşık 22,5 milyon
olduğunu bildirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Ulaştırma Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri
ve İletişim Kurumu, Karayolları Genel Müdürlüğü, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğünün 2011 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Acarer, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun bütçesinin sunumunda,
sektörün, iş hacmi ve istihdam açısından büyümeye devam ettiğini, 2010'da
sektördeki yıllık cironun yaklaşık 35 milyar dolar olduğunu söyledi.
Sektörün en önemli özelliğinin, teknolojik gelişmelerden çok fazla
etkilenmesi ve uygulama alanı bulması olduğunu belirten Acarer, bu sektörde son
yıllarda farklı hizmetlerin ortaya çıktığını, kullanıcılara alternatifler
getirildiğini anlattı.
Acarer, 2008'de yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Kanunu ile sektörde
çok daha fazla serbestleşme meydana geldiğini, 1 yılda yetkilendirilmiş işletmeci
sayısında yüzde 30'ların üzerinde artış sağlandığını kaydetti. Acarer, bunun,
sektörün liberalleşmesi ve rekabeti açısından son derece önemli olduğuna işaret
etti.
Sektörde sabit abonelerde dünyadaki trende paralel olarak, kısmi düşüş
yaşandığına dikkati çeken Acarer, buna karşın mobil sektördeki abonelerin her
geçen gün ciddi şekilde arttığını vurguladı.
Acarer, bugün yaklaşık 15 milyon 3. nesil abone sayısının olduğunu, son
yıl içinde geniş bant abone sayısında çok ciddi artışlar sağlanarak, 9 milyon
aboneye ulaşıldığını bildirdi.
Acarer, abone sayısındaki artışla beraber ciroda da ciddi artış
görüldüğünü dile getirdi.
Acarer, numara taşınabilirliği sistemini, bir tüketici hakkı olarak
nitelendirerek, 2 yıl önce başlayan numara taşınabilirliğiyle, bugün yaklaşık
22,5 milyon abonenin, numarasını başka bir operatöre taşıdığını bildirdi.
Acarer, ''Dünyada, toplam abone sayısının 2 yıl içinde yüzde 33-35
civarında başka operatöre taşıyan başka ülke olmamıştır. Bunda sistemin iyi
çalışmasının yanında, işlemlerin basitliği de önemli bir etkendir'' dedi.
Son 1 yıl içinde sektöre yönelik düzenlemelere değinen Acarer, bilgi
teknolojileri ve iletişim sektöründeki çağrı merkezleriyle ilgili ciddi
çalışmalar yapıldığını anlattı.
Acarer, çağrı merkezlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygınlaşması
için işletmecilerle görüşmeler yapıldığını dile getirerek, ''Bugünkü teknoloji
içinde çağrı merkezlerinin İstanbul ya da Hakkari'de olması arasında hiçbir fark
yoktur. Diyarbakır ve Erzurum'daki en büyük işletmeciler, çağrı merkezi
işletmecileridir, burada binin üzerinde personel çalışıyor, bu da ciddi bir
istihdam'' diye konuştu.
Sunumların ardından milletvekilleri, bütçeler üzerinde söz aldı.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın
bütçe sunumunu dinlediğinde, ''uzay gemilerinin projesini koyacak, bundan sonrası
budur'' diye düşündüğünü söyledi.
Kaplan, cep telefonlarında ÖTV'de indirim olması gerektiğini belirtti.
Bilişim suçlarının baş ağrıttığını ifade eden Kaplan, iletişim
teknolojileri gelişirken, bunu kötüye kullananların sayısının da arttığını
kaydetti.
Kendisini bildiğinden bu yana telefonlarının dinlendiğini savunan Kaplan,
bu nedenle dikkatli konuştuğunu ifade etti.
Kaplan, ''Gerçekten burada sınır aşılmış durumda, bu konuda ciddi bir
önlem alınması lazım'' dedi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yasa dışı
dinlemelerin suçlarının caydırıcı olmadığını belirterek, ''Yeni tasarıda cezalar
üç kat artırılıyor ve o cezalar ertelenmeyecek ve paraya dönüştürülemeyecek.
Cezalar iki yıldan başlıyor 5 yıla kadar artacak. Bu paranoyayı, bu korkuyu
ortadan kaldırmanın başka çaresi yok'' dedi.
Bakan Yıldırım, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2011 yılı
bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, genç bir genel müdürlük olduğunu,
2005'te yeniden yapılandırıldığını ifade eden Yıldırım, genel müdürlüğün, sınırlı
personel sayısıyla binin üzerinde denetleme gerçekleştirdiğini söyledi.
Mutlaka kadroların artırılması gerektiğini, ancak havacılıkla ilgili
personelin yetişmesinin kolay olmadığını bildiren Bakan Yıldırım, ''Sivil
havacılık personeli yetişiyor, belirli bir tecrübeye kavuşuyor, özel sektörden
daha cazip teklifler aldığında bizi terk ediyor. Bu, dünyada yaşanan bir sorun.
Kamu kuruluşları, sektör özel sektör kadar cömert olamıyor'' diye konuştu.
Metro projelerinin, büyükşehir belediyelerinin yanı sıra Ulaştırma
Bakanlığınca da yapılabileceğine dair düzenlemenin Meclisten geçtiğini anımsatan
Yıldırım, bunun bütün büyükşehirleri kapsadığına işaret etti.
Yıldırım, raylı sistemler toplu taşıma altyapısının, belediyelerin
altından kalkabileceği bir iş olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyükşehir belediyelerimiz, bu işe
başlamışlar, yıllardır da sonuçlandıramamaktadır. Çünkü ellerindeki kaynak
yetersizdir. Ankara, İstanbul belediyelerinden müracaat geldi. Bakanlar Kurulu,
bu konuda prensip kararını alma aşamasında, şu anda zannediyorum imzaya gitti.
Teklif edilen projelerden uygun olanları programa alacağız. Bakanlar Kurulu
kararı çıkması demek, yatırıma alınma kararı olacak. İlk olarak Ankara'dan
başlıyoruz, daha sonra İzmir'in yeni talepleri var, bunlar da resmen bize
geldiğinde, değerlendirme yapacağız.''
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Ankara-İzmir hızlı tren uygulama projelerinin
yapıldığını, yapımının 2023 hedefleri içinde yer aldığını, kaynak buldukları an
projeyi gerçekleştireceklerini söyledi.
Yıldırım, Türkiye'nin mevcut demir yolu ağını 2023 yılına kadar bir misli
artırması gerektiğini belirtti.
Milletvekillerinin telefon dinlemeleriyle ilgili sorularını da yanıtlayan
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şöyle dedi:
''Telefon dinlemesi bütün dünyada konuşulan bir konudur. Böyle bir
kuşkunun insanlarda var olması, toplumda yaygın olarak böyle bir algının
oluşması, haberleşme özgürlüğü, haberleşme gizliliği bakımından anayasal teminat
altına alınmış olmasına rağmen bu derece tedirgin edici hale gelmesi, şüphesiz
kabul edilebilir bir şey değildir. 2006'dan önce Türkiye'de dinlemelere ilgili
hiçbir kural, yasal anlamda düzenleme, sınırlama yoktu. Kimin kimi dinlediği,
nerede nasıl dinlediği hakkında hiçbir envanter yoktu. İlk defa hükümetimiz
döneminde dinlemeleri veya takipleri disiplinli hale getiren bir düzenleme
yapıldı. ''
''Üç tane kuruluş dinlemeye mezundur. Bunlar jandarma, polis ve MİT''
diyen Yıldırım, bu üç kurum dışında hiçbir kurumun dinleme yetkisine sahip
olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunların da nasıl dinleme yapacağı bu kanundan önce tanımlanmamıştı.
Her kuruluş telefon hizmeti veren işletmelerle direkt temasa geçiyor, bir mahalli
idareden karar alıyor ve bütün yurt çapında toptan dinlemeler yapıyordu. Bu
fevkalade bir keyfiliği de beraberinde getirdi. Yapılan düzenlemeyle birlikte,
her münhasır olay için ayrı karar alınması ve bu kararın Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığından (TİB) onaylattırılması halinde dinlemenin veya izlemenin
yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yani TİB dinleme yapan bir kurum değildir.
Dinlemelerin yasalara uygun olarak yapılıp yapılamayacağını kontrol eden, izin
veren veya reddeden kuruluştur. Yasa dışı dinlemeleri engelleyen, keyfi
dinlemelerin önüne geçen bir kuruluştur.
Dinlemenin sorumluğu, dinlemeyi talep edene aittir ve bu mutlaka bir
yargı kararına dayanmalıdır. Yargı kararı olmadan hiçbir şekilde dinleme talebi
yapılamaz. Talep edilirse ve TİB buna izin verirse TİB suç işlemiş sayılır ve
ağır cezası vardır.''
CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu'nun ''Beni kim dinledi?''
sorusuna Yıldırım, ''Biz kimin dinlenip dinlenmediğini bilemeyiz. Dinlenip
dinlenmediğiniz, bir dava dosyasına girdiğinde, kovuşturma safhasında ortaya
çıkıyor'' yanıtını verdi.
Yıldırım, yasalar çerçevesinde milletvekillerinin dinlenmesinin mümkün
olmadığını kaydetti.
Teknolojinin hızla gelişmiş olmasının de etkisiyle ortam dinlemelerinin
asla önüne geçilemediğini bildiren Yıldırım, şöyle devam etti:
''Benim de başıma geldi. Bir havayolu şirketinin lisansını iptal ettim.
Adam geldi benimle görüşmek istedi. Benimle yaptığı konuşmayı sizin (CHP)
partinizin bir milletvekiline teslim etti ve o milletvekili Genel Kurul
kürsüsünde bunları okudu. Ben 'Bu ortam dinlemesi, aslında yasa dışı bir
dinlemeye ortak oldunuz' dedim. Sayın Önder Sav'ın yaşadığı olay, Genelkurmay
Başkanımızın Brüksel'de yaşadığı olay ve daha onlarca örnekler var. Bunlar her
ülkede olabilecek şeyler. Yasa dışı olabilen işleri önümüze getirip dinlemeyi
rutin işlem gibi göstermek, bu ülkeye de bu ülkenin insanına da haksızlık
olur.''
Yasa dışı dinlemelerin cezalarının caydırıcı olmadığını kaydeden Bakan
Yıldırım, bu konudaki yeni tasarı ile ilgili şu bilgileri verdi:
''Şimdi yeni tasarı var. Burada cezalar üç kat artırılıyor ve o cezalar
hükmün ertelenmesine girmeyecek şekilde, paraya dönüştürülemeyecek şekilde
yeniden düzenleniyor. Yeni düzenlemede savcı şikayet beklemeden çağıracak.
Kendisinin rızasını almak suretiyle resen dava konusu olacak. Cezalar en az iki
yıldan başlıyor, 5 yıla kadar artacak. Başka çaremiz yok. Bu paranoyayı, bu
korkuyu ortadan kaldırmanın başka çaresi yok. Bu insanımızın, toplumumuzun hak
etmediği bir şeydir.''
Bu konuyla ilgili TBMM Genel Kuruldaki sözlerinin farklı algılandığını
belirten Yıldırım, ''Eğer korkacak, çekinecek, yanlış bir işiniz yoksa
konuşmaktan korkmayın çekinmeyin'' dediğini, bugün de aynısını söylediğini ifade
etti.
Binali Yıldırım, ''Bu yeni düzenlemeyi Meclisten geçirip bunu Türkiye'nin
gündeminden kaldırmamız gerekiyor'' diye konuştu.
Yıldırım, telefona gelen SMS'lerin engellenmesiyle ilgili işletmelerle
görüşmelerin yapıldığını, bu hafta da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun
bu konuyu ele alınacağını söyledi.
Abonenin istenmeyen mesajları engellenmesinin sağlanabileceğini belirten
Yıldırım, aynı çalışmanın internet için yapmanın zor olduğunu bildirdi.
Komisyon, Ulaştırma Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Denizcilik Müsteşarlığı, Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğünün 2011 yılı bütçelerini kabul etti. (18.23)
