2011-04-07 - 14:46
TÜRK POLİS TEŞKİLATININ 166. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ...
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, beraberindeki milletvekilleri ile Türk Polis Teşkilatının 166. Kuruluş Yıl Dönümü dolayısıyla TBMM Koruma Daire Başkanı Mustafa Şentürk'ü ziyaret etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, beraberindeki milletvekilleri ile Türk Polis Teşkilatının 166.
Kuruluş Yıl Dönümü dolayısıyla TBMM Koruma Daire Başkanı Mustafa Şentürk'ü
ziyaret etti.

Basına kapalı ziyaretin ardından açıklama yapan Hamzaçebi, yıl dönümü
nedeniyle nezaket ziyaretinde bulunduklarını, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve
CHP Grubunun iyi niyet ve başarı dileklerini ilettiklerini kaydetti.

Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, ''Hayata dönüş operasyonunun daha
önceden 'Tufan' olarak planlandığı ortaya çıktı. Nasıl değerlendiriyorsunuz''
sorusuna, ''Ayrıntılar biraz daha ortaya çıksın ondan sonra değerlendirelim.
Henüz bilgeler daha taze. Belki zaman içinde yeni bilgiler ortaya çıkacaktır.
Ondan sonra bir değerlendirme yapmayı doğru görüyorum'' dedi.

Bir gazetecinin, Anayasa değişikliğini anımsatarak, Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığının 12 Eylül müdahalesi ile ilgili soruşturma başlattığını
belirtilmesi üzerine Hamzaçebi, ''Anayasa değişikliği yürürlüğe gireli çok oldu.
12 Eylül 2010'da yürürlüğe girdi. O tarihten bu yana o hükümler yürürlükte.
Burada savcılık kendi sürecini işletiyor ama bu sürecin geciktiğini düşünüyorum.
Bir zamanlama, özel bir planı mı dayanıyor bilemiyorum ama aylardır
başlayabilecek olan bir süreç daha yeni başlamaktadır. Bunu belki sayın savcıya
sormak gerekir, neden bu kadar beklenmiştir, neden bir gecikme meydana gelmiştir?
Cevabını ondan almak gerekir'' diye konuştu.

''Cumhurbaşkanı, hükümet ve bugün de Meclis Başkanı YGS süreci ile ilgili
'tatmin olduklarını' söylediler. Süreci nasıl değerlendiriyorsunuz'' sorusuna ise
Hamzaçebi, şu yanıtı verdi:

''Konu yargıya intikal etmiştir. Hükümet yetkilileri çok kere yargıya
intikal eden bir konu nedeniyle değerlendirme yapmayı doğru bulmazlar, yargıyı
etkilemekten kaçınırlar. Ama burada nedense yargıya intikal etmiş bir konuda
hükümet yetkilileri birbiri ardına açıklama yapma gayretine giriyorlar. Bunları
doğru bulmuyorum. Sonuçta ÖSYM Türkiye'nin önemli bir kurumuydu, çok güven veren
bir kurumdu. Bu hükümet döneminde ÖSYM, Türkiye'ye güven veren bir kurum olmaktan
çıkmıştır. Velilerin ve öğrencilerin endişe ile yaklaştığı bir kuruma
dönüşmüştür. Bir milyon 700 bini aşkın öğrencinin girdiği bir sınavda, ÖSYM
Başkanı, ortaya çıkan durumu acemilik, eksiklik, işgüzarlık olarak
değerlendiriyor. Üçü de ÖSYM'nin kapısına yaklaşamayacak kavramlardı, ÖSYM ile
beraber anılamayacak kavramlardı. Biliyorsunuz ÖSYM yasasında değişiklik yapıldı,
AKP hükümeti orayı ele geçirilecek bir kurum olarak gördü. Onun sonuçları bugün
ortadadır. Maalesef öğrencilere, velilere güven bir kurum olmaktan çıkmıştır
ÖSYM. Şu ana kadarki açıklamalar kamuoyunu yeteri kadar tatmin etmiş değildir.
Ancak bir öğrencinin açtığı bir dava vardır. O davanın sonucunu bekleyerek
değerlendirme yapmak ve ona göre hareket etmek doğru olur. Siyasilerin, siyasi
partilerin bu konuda açıklama yaparken dikkatli olmaları gerektiğini
düşünüyorum.''

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi,
Genelkurmay'ın ''Balyoz Davası''ndaki tutuklamalara ilişkin açıklamasını ''aşırı
hassasiyet'' olarak değerlendirerek, doğru bulmadığını söyledi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hamzaçebi, konuya ilişkin soru
üzerine, ''Aşırı bir hassasiyet. Sonuçta işleyen bir yargı süreci var. İşleyen
yargı içerisinde siyasetin yargıya müdahale ettiğini biz CHP olarak her zaman
iddia ediyoruz, ifade ediyoruz. Ama Genelkurmayın, olayın tarafı olarak kendisini
görüp açıklama yapmasını aşırı bir hassasiyet olarak görüyoruz'' dedi.

Bir gazetecinin, ''Yargıya müdahale etmiyor mu?'' sözlerine karşılık ise
Hamzaçebi, ''Hayır. Aşırı hassasiyet olarak değerlendiriyorum. Türkiye
Cumhuriyeti bir demokrasidir, hukukun üstünlüğünün olduğu bir demokrasidir.
Adalet ve Kalkınma Partisi demokrasinin temel kurallarını ne kadar aşındırmaya
çalışsa da Türkiye'de hiçbir kuvvet demokrasiye dışardan müdahale edemez, böyle
yetkiyi kendisinde göremez. Bir aşırı hassasiyetin ifadesi olarak görüyorum.
Tabii ki doğru bulmuyorum'' diye konuştu.

(14.46)