2011-11-03 - 15:46
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, RTÜK'de boş bulunan üyeliğe BDP kontenjanından Doç. Dr. Ahmet Yıldırım seçildi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, şu anda yılda 80 bin kişinin merkezi randevu sisteminden yararlandığını belirterek, ''Gelecek 6 ayda başvuran, günlük 600 bin kişinin 400 bini telefonla randevu alabilecek. Bu sistemde yaklaşık 4 bin kişi çalışacak'' dedi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

Bakan Akdağ, AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş'in, Dünya Hasta Hakları günü dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmaya yanıt verdi.

Hasta haklarının, her bireyin erişmesi gereken hizmetlerden birisi olduğunu belirten Akdağ, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde bu konunun önemli olduğunu kaydetti.

Akdağ, AK Parti hükümetleri olarak 9 yılda sağlıkta önemli bir değişime ve dönüşüme imza attıklarını ifade ederek, sağlıkta dönüşüm programından önce hasta kuyrukları tartışılırken, bugün hastanın doktora randevu ile nasıl ulaştığının tartışıldığını belirtti.

Bakan Akdağ, göreve başladıklarında hasta hakları ile ilgili 1998 tarihli bir yönetmelik olduğunu hatırlattı.

Bu yönetmelik hükümlerinin uygulanması için gerekli altyapının olmadığını kaydeden Akdağ, bu yönetmelik için uygun yönergeler hazırladıklarını ve hasta hakları birimleri ile hasta hakları kurullarını oluşturduklarını bildirdi. Akdağ, Sağlık Bakanlığına bağlı bütün hastaneler ile bine yakın sağlık kuruluşunda hasta hakları birimleri olduğunu belirtti.

Sağlık Bakanı Akdağ, bu birimlere yapılan başvurular ve şikayetlerin çoğunlukla sağlık hizmetinin iyileştirilmesine yönelik önerileri kapsadığını kaydetti. ''Bu birimler daha ziyade sorun çözme birimleridir, şikayet için müracaatlar ikinci sıradadır'' diyen Akdağ, 2010'da hasta hakları biriminde 121 bin vakanın yerinde çözüldüğünü, sadece 20 bin dosyanın şikayetten dolayı kurula gittiğini bildirdi.

Bu birime vatandaşların önerilerde de bulunduğunu belirten Akdağ, ''Bir vatandaş yıpranmış ameliyat önlüklerinin değiştirilmesini, birisi tuvaletlere serum askıları asılmasını, birisi otoparkta görevlinin bulunmasını, hastane bahçesinin düzenlenmesini, diyet hastalara ara öğünler çıkarılmasını, röntgen çekimi sırasında mahrumiyete uygun soyunma kabinlerinin yapılmasını öneriyor. Bu öneriler bize sistemi iyileştirme konusunda ipuçları vermiştir'' diye konuştu.

Bakan Akdağ, bu birimlerde hasta hakları eğitimi uyguladıklarını söyledi. Yılda 2 milyon kişiye hasta hakları eğitimi verilirken, sağlık çalışanlarından 300 bin kişiye eğitim verildiğini belirten Akdağ, hekim seçme hakkının bütün hastanelerde uygulandığını ifade etti.

Recep Akdağ, Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki 31 binin üzerindeki uzmanın, herhangi bir muayenesi olmadan vatandaşa hizmet verdiğini dile getirerek, hastanelerden telefonla randevu alma imkanınına da sahip olunduğunu hatırlattı. Akdağ, şu anda yılda 80 bin kişinin merkezi randevu sisteminden randevu aldığını kaydederek, gelecek 6 ayda, Sağlık Bakanlığı hastanelerine başvuran yaklaşık günlük 600 bin kişinin 400 bininin telefonla randevu alabileceğini tahmin ettiklerini bildirdi. Akdağ, bu sistemde yaklaşık 4 bin kişinin çalışacağını söyledi.

Sağlık çalışanlarının haklarından da bahsetmek istediğini belirten Akdağ, Van depreminde görev yapan sağlık çalışanlarının görevlerini yürütme şekillerinin her türlü takdirin üzerinde olduğunu kaydetti. Bu çalışanlara çok teşekkür eden Akdağ, ''Onlar alınları ve elleri öpülesi insanlar, bu ülkenin isimsiz kahramanlarıdır. 2 bin 500'in üzerinde sağlık çalışanı Van dışından oraya giderek hizmet verdiler ve mükemmel bir iş başardılar'' diye konuştu.

Akdağ, sağlık çalışanlarının psikolojik, sözel ve fiziksel şiddete de maruz kalabildiklerini belirterek, Sağlık Bakanlığı ve tüm sağlık kuruluşlarında Çalışan Güvenliği Komiteleri oluşturduklarını anlattı. Akdağ, çalışanlara yönelik şiddeti kontrol altına almak için ve böyle bir olaya maruz kalındığında olaya doğru ve zamanında müdahale etmek amacıyla ''Beyaz Kod Sistemi'' denilen bir sistem geliştirdiklerini ifade etti.

Bakan Akdağ, Sağlık Bakanlığı teşkilatına ilişkin KHK ile yeni bir uygulamayı da getirdiklerini söyleyerek, KHK'ye, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddet ya da benzeri durumlardaki davalarını bakanlık avukatlarının takip etmesinin önünü açacak bir madde koyduklarını bildirdi.

CHP Samsun Milletvekili Ahmet İhsan Kalkavan, Devlet Hava Meydanları İşletmesi alan vergileri hakkında gündemdışı konuştu.

Daha önceleri Devlet Hava Meydanları İşletmesinin aldığı alan vergilerinin, şimdi havalimanını işleten şirket tarafından alındığını ifade eden Kalkavan, daha önce 5 Avro olan bu verginin, şimdi 11 Avro olarak tahsil edildiğini kaydetti.

MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu da Osmaniye'deki yaylacılık sorunları hakkında gündemdışı konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, ''Faili meçhullerle ilgili yarası, gocunacak bir şeyi olmayan parti varsa, o da AK Parti'dir'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin faili meçhul cinayetlerin araştırılmasına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair grup önerisi görüşüldü.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, önerinin lehinde söz alarak, ''faili meçhulleri araştırmadan, yüzleşmeden, iç barışı sağlama olanağının bulunmadığını'' söyledi.

Hep birlikte bunların üzerine gidilmesi gerektiğini dile getiren Sakık, ''Bunlarla yüzleşmeden çözüm bulma şansımız yok'' diye konuştu.

Kürtlere karşı 1990'lı yıllarda ''zalimane bir politika'' uygulandığını söyleyen Sakık, ''Kürtler o gün öldürülüyordu, bugün sizin dönemimizde de tutuklamalar yapılıyor'' iddiasında bulundu.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da görüşlerini açıklarken, bu konuda defalarca araştırma önergesi verdiklerini ifade ederek, ''Meclis artık gerçek gündemini hatırlamalıdır'' dedi.

Karanlık dönemle hesaplaşmadan Türkiye'nin demokrasisini kuramayacağını, yeni bir anayasayı da şekillendiremeyeceğini belirten Kaplan, ''İçişleri Bakanı; Büşra Ersanlı iddialarına ilişkin belgeleri ortaya çıkarmazsan, ispat etmezsen insan değilsin...'' ifadesini kullandı.

Kaplan, ''Susurluk'ta hukuk yoktu şimdi de yok, Susurluk'ta yargı yoktu şimdi de yok, Susurluk'ta gizli soruşturmacılar vardı şimdi de var, Susurluk'ta işkenceci vardı şimdi de var. Ne değişti? KCK diye tutturdunuz, insanları 3 yıldır neyle suçlandıklarını bilmeden içerde tutuyorsunuz. Balyoz diye tutturdunuz orada da yargılamayı beceremiyorsunuz'' görüşünü dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş da önerinin aleyhinde söz alarak , ''Faili meçhullerle ilgili yarası, gocunacak bir şeyi olmayan parti varsa, o da AK Parti'dir'' diye konuştu.

Araştırma komisyonlarının süresinin 3 ay olduğunu ve bu sürede bu konunun bitirilemeyeceğini belirten Elitaş, bu konuyla ilgili İnsan Hakları Komisyonunda adım atıklarını anlattı.

Fırsatçılık yapılarak milletin yüreğinde yara olan bu konununu Meclis gündemini değiştirmek için kullanıldığını dile getiren Elitaş, ''Daha 19 Ekim'de, KCK'nın, PKK'nın katlettiklerinin, anaların gözyaşlarının hesabını verin. Siz Kandil'in işlediği cinayetleri lanetleyemiyorsunuz, AK Parti'nin faili meçhullerde yaptığı mücadeleyi ruhunuza sindiremiyorsunuz'' dedi.

Elitaş, AK Parti döneminde Necip Hablemitoğlu dışında faili meçhul cinayet bulunmadığını söyledi.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, ''faili meçhul cinayetler'', MHP'nin de ''yurtdışına göç eden işçilerin sorunları'' konulu araştırma önergelerinin bugün görüşülmesine yönelik grup önerileri kabul edilmedi.

Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamadığı için Genel Kurul gündemine getirilen MHP grup önerisinin lehinde söz alan MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, yurtdışında yaşayan Türklerin çok büyük sorunları olduğunu söyledi. Almanya'da yaklaşık 3 milyon Türk bulunduğunu belirten Işık, ''O insanların yüzde 40'ı devletin verdiği ayda 500-600 Avro ile geçiniyor'' dedi.

''O kişiler, İslami finans denilen şirketlerin paralarını alıp nerelere harcadıklarının belli olmamasından rahatsızlar'' diyen Işık, bu konuyla ilgili 20 soru önergesi verdiklerini ancak, doğru düzgün cevap alamadıklarını söyledi.

Önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, daha önce bu konuyla ilgili kurulan araştırma komisyonunun çalışma yaptığını hatırlattı.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının da yurtdışında yaşayan vatandaşların sorunları ile yakından ilgilendiğini belirten Çığlık, adeta kangren haline gelen çifte vatandaşlık, mavi kart ve yurtdışında yaşayan Türklerin seçimlerde oy kullanmaları konusunda yeni bir tasarı hazırlandığını bildirdi.

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan da önerinin lehinde söz alarak, yurtdışında yaşayan Türklerin sorunlarını dile getirdi ve ''O insanların dini duyguları kullanılarak, sömürülerek; zekatları, fitreleri toplanarak, bu paralarla Türkiye'de Kanal 7 Televizyonu kuruldu. İslami holdinglerle ilgili yurtdışında yaşayan vatandaşların hakları ödendi mi ya da Hükümet bu konuda bir çalışma yaptı mı, yaptıysa zararlarının ne kadarı giderildi?'' diye sordu.

Görüşmelerin ardından MHP'nin önerisi kabul edilmedi.

CHP de ''faili meçhul cinayetler'' hakkındaki araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için grup önerisi verdi.

Önerinin lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın, ''dönemlerinde faili meçhul olmadığını'' söylediğini ifade ederek, ''AK Parti'nin 2002'den önce olanları da araştırması gerekir. Bu işi İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyona havale ederek çözemezsiniz'' dedi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfının faili meçhul cinayetler ile ilgili raporlarının bulunduğunu belirten Tanrıkulu, ''Faili meçhul cinayet sayısı sizin döneminizde 116, yargısız infaz sayısı 367, gözaltı ve işkencede ölenlerin sayısı ise 370 kişi'' iddiasında bulundu.

''Sezgin Tanrıkulu olarak, hala 70 yaşındaki hocasının kemiklerini arayan birisi olarak konuşuyorum'' diyen Tanrıkulu, ''Parlamento kendi döneminden önce bir sorun varsa onları da araştırmalıdır, 'öncekiler beni ilgilendirmez' diyemez'' şeklinde konuştu.

CHP'li Tanrıkulu, faili meçhullerle ilgili 2004 ve 2005 yıllarında bir çok kez liste verdiğini anlatarak, ''Ama siz sadece bir tane savcı görevlendirdiniz. Gidin AK Parti Diyarbakır İl Başkanına sorun, o da aynı şeyi söyleyecek. Kim yapmışsa, devlet yapmışsa, kişi yapmışsa onun üstüne gidelim. Kaçmayalım cesaretle bütün bu cinayetlerin üzerine gidelim. Acaba Dolmabahçe mutabakatının arkasında, bunların araştırılmaması da var mıydı?'' diye sordu.

Tanrıkulu, yerine doğru geçerken kendisine laf atan, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat ile tartıştı.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, aleyhte yaptığı konuşmada, ''Türkiye'de faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmaya çalışıldığını, hiç bir şeyin üzerinin örtülmediğini, şüphelilerin bağımsız yargı önünde hesap vermesinin sağlandığını göreceksiniz'' dedi.

SHP'nin iktidarda olduğu 1990'lı yılların en çok faili meçhullerin olduğu yıllar olduğunu ifade eden Tunç, ''Onlarca faili meçhul cinayeti o zaman neden aydınlatamadınız?'' diye sordu.

Önerinin lehinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, ''Sabahattin Ali'den Hrant Dink'e uzanan süreçte, faili meçhullerin aydınlatılması adına 23. Dönemde çıktığımız yolculuğumuza devam ediyoruz'' dedi.

Araştırma önergesi ile siyasi cinayetlerde katledilen kişilerin öldürülmesinin arkasında kimlerin bulunduğunun araştırılmasını istediklerini ifade eden Öztürk, ''11 Şubat 2010 günü siyasi cinayetlerde ölen kişilerin yakınları bir platform oluşturdu. Platform, tüm partilerle ve Meclis Başkanı ile görüştü. O zaman MHP dışındaki gruplar, bunun araştırılması gerektiğini söyledi'' ifadelerini kullandı.

CHP'li Öztürk, 23. Dönemde, faili meçhul cinayetlerin araştırılması için bir çok kez araştırma önergesi verdiklerini belirterek, AK Parti grubu sözcülerinin araştırma komisyonu kurulması gerektiğini söylemelerine rağmen, komisyonun bir türlü kurulamadığını söyledi.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

RTÜK'de boş bulunan üyeliğe BDP kontenjanından Doç. Dr. Ahmet Yıldırım seçildi.

TBMM Genel Kurulunda boş bulunan RTÜK üyeliği için seçim yapıldı.

Seçimin ilk turunda adaylar yeterli oyu alamadı. İlk turda Ahmet Yıldırım 126 oy, Abdullah Karahan 86 oy aldı. 43 oy geçersiz, bir oy da boş kullanıldı.

Yapılan ikinci tur oylamada Doç. Dr. Ahmet Yıldırım RTÜK üyeliğine seçildi.

Oylamada, Yıldırım 191, Abdullah Karaca ise 20 oy aldı. 34 oy geçersiz sayıldı.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, seçimin ardından birleşime ara verdi.

1972'de Diyarbakır'da dünyaya gelen Yıldırım, 1994 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Coğrafya Bölümünden mezun oldu. 2 yıl lise öğretmenliği yaptıktan sonra ABD'de araştırma görevlisi olarak çalışan Yıldırım, 1998'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde yüksek lisans, ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde doktora yaptı. 2006 yılında Dicle Üniversitesinde öğretim üyesi olarak göreve başlayan Yıldırım, 2011'de Doçent oldu.

Yıldırım evli ve iki çocuk babası.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 2011 mali yılında Irak'taki Türk yatırımlarına garanti verildiğini ancak ''Arap baharından'' sonra gerçekleşmiş garanti sözleşmesi olmadığını bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda, Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu Sözleşmesinin Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının görüşülmesine devam edildi.

Tasarı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Akdağ, Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşunun (MIGA) yatırımlara garanti verirken onay aldığını söyledi.

MIGA'nın Kalkınma Ajanslarından farkının, bir sigorta kurumu gibi çalışması olduğunu belirten Akdağ, ''MIGA'nın, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri ile ilgili verilmiş bir garantisi yok. 2011 mali yılında Irak'taki Türk yatırımlarına garanti verilmiş durumda ancak Arap baharından sonra gerçekleşmiş garanti sözleşmesi yok'' dedi.

Akdağ, tıbbi ve aromatik bilgiler ile ilgili soru üzerine, bu konuda yatırım yapmak isteyenlerin bakanlık ile irtibata geçmesini istedi.

İlaç geliştirmenin zor bir süreç olduğunu kaydeden Akdağ, ''Bitkiniz vardır ama ilacı siz geliştiremeyebilirsiniz. Bunun bilimsel altyapısının oluşması lazım. Son KHK ile yüksek teknoloji ya da bilgi gerektiren hususlarda ofset anlaşmalarla Türkiye'de üretimi kolaylaştıracak birtakım düzenlemeler getirdik'' diye konuştu.

Akdağ, Türkiye'nin MIGA kapsamında, İsrail ve Suriye ile herhangi bir işbirliğinin bulunmadığını söyledi.

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, yabancıların politik risklerin çok olduğu Türkiye'ye gelip yatırım yapmayacaklarını iddia ederek, ''Ancak Hariri ailesi gibi yakın bir aile bulursunuz, onlar yatırım yapar'' dedi.

Türkkan, kendisine laf atan AK Parti'li bir milletvekiline, ''Bir laf söylerim yerinden kalkamazsın'' karşılığını verdi.

Libya'da 25 milyar dolarlık Türk yatırımı bulunduğunu bildiren Türkkan, oradaki yatırımların MIGA kapsamında olup olmadığını sordu. Türkkan, ''Yoksa 25 milyar dolar heba mı oldu?'' dedi.
Türkkan, 2007'de milletvekili adayı olduğunu belirterek, ''Seçimlere iki gün kala vergi müfettişleri benim boyumu aşan vergi cezası kesti. Bir tek faturasız mal yakalandı o da Kemal Unakıtan'ın oğlu Abdullah Unakıtan'ın aldığı -eski parayla- 4 milyar liralık bir mal alışverişi ile ilgiliydi. Onların kaybettiği bir fatura çıktı karşıma'' diye konuştu.


Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu Sözleşmesinin Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının görüşülmesine sırasında söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, bir milletvekiline, ''buradan laf söylersem yerinden kalkamazsın'' dediğini ifade etti.

Elitaş, ''Baktım kim bunu söyleyen? Gözümün önüne geldi Sayın Türkkan. Sayın Türkkan'ı tanıdım iki gündür. Nasıl tanıdım? Herkese laf yetiştirmesiyle tanıdım'' dedi.

Konuşmaların rencide etmeyecek, kırmayacak şekilde yapılmasın isteyen Elitaş, ''Bayrama kalp kırıcı olarak gitmeyelim'' diye konuştu.

Az önce bir milletvekilinin ''bir cacık edebiyatı...'' diye konuşmasına devam ettiğini anımsatan Elitaş, bu sırada MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin laf atması üzerine, ''Özçeri mi Yeniçeri mi, Özçeri misin, Yeniçeri misin?'' diye sordu. Elitaş'ın bu sözlerine, MHP milletvekilleri tepki gösterdi. Bu sırada Elitaş, laf atan Türkkan'a ''Bir laf söylerim yerinden kalkamazsın'' dedi.

Türkkan'ın dün Genel Kurulda yaptığı konuşmayı eleştiren Elitaş, ''Bu hangi edebe adaba sığar?'' sorusunu yöneltti.

Elitaş'ın ardından sataşma gerekçesiyle söz alan MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, son derece üzücü, kırıcı konuşmaların yapıldığını söyledi. Yeniçeri, ''Konuşmalar yapılırken hem kel hem fodul modeli içerisinde bir tavır ortaya konuluyor. Bu konuşmalar edep, adap, etik, estetik, içerik ihtiva etmesi halinde anlamlıdır. Beni buraya çıkarmazsanız yerimden sürekli laf atacağım'' diye konuştu.

Türkkan da söz alarak, Elitaş'ın konuşmasından sonra dünkü sözlerinin maksadını aştığına ikna olduğunu, özür dilemeye hazırlandığını söyledi. Türkan, ''Ancak 'Yeniçeri mi, eskiçeri mi, özçeri mi' şeklindeki provokatif bir söylem iktidar partisinin grup başkanvekiline yakışmadı. O söylediğiniz ifade beni nedamet duygusuna sevk etti ama arkasından o sözün sahibi gerçekten elkatmış mı? Özür diliyorum neydi? Pardon elkatmış mı?'' diye sordu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati de söz isteyerek, şunları söyledi:

''Dün bu kürsüde 'bu parlamento cacık yapamaz' ifadesi kullanan bir konuşmacıya karşı yaptığım ince göndermede kullandığım cacık tarifinden yola çıkarak, benden cacık olmayacağını söyleyen konuşmacıya şunu söylemek istiyorum; benden cacık olmaz. Çünkü, ben aklı, zekası, yüreği ruhu olan ve bu milletin değerlerini hücrelerine kadar hisseden bir eşrefi mahlukatım. Cacıkla ilgili kullanılan yoğurt, salatalık ve nanenin yanında bir de sarımsak var. Sarımsak öyle bir sebze ki cacığa koyduğunuz zaman, o cacığı yiyen kişiye doğru yaklaşmanız mümkün değildir, müthiş bir şekilde kokar ve şu anda bu Mecliste kesif bir sarımsak kokusu var.''

Nebati'nin bu sözlerine MHP ve CHP sıralarından tepki gösterildi.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Nebati'den, sarımsak ile ilgili sözlerine düzeltmesini istedi.

Tekrar kürsüye gelen Nebati, ''Sayın başkanım, sarımsak cacıkta kullanılan bir sebzedir, ben neyini düzelteyim?'' dedi.

Bu sırada CHP ve MHP milletvekilleri AK Parti milletvekillerine de tepki gösterdi.

MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk de yerinden söz alarak, ''Sayın Başkan, bu sayın milletvekili kürsüye çıkıncaya kadar belki sarımsak kokusu vardı ama ağzını açtığı andan itibaren tahammül edilemeyecek bir koku oldu'' diye konuştu.

Tartışmaların büyümesi üzerine Yakut birleşime ara verdi.

Verilen aranın ardından yapılan oylamada, Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu Sözleşmesinin Maddelerinde Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.

Bu arada partilerin grup başkanvekilleri, tartışmadan önce söz alarak Kurban Bayramını kutladı. Milletvekilleri de birbirleriyle bayramlaştı.

TBMM Başkanvekili Yakut, komisyon ve Hükümetin yerini almaması üzerine, 10 Kasım Perşembe günü saat 14.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.

(22.29)