2009-01-13 - 12:23
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: ''Gazze'de sivillerle çocuklarla birlikte insanlık ölüyor. Hangi çıkar adına olursa olsun, hangi ince hesap adına olursa olsun, hangi diplomatik çekince ile olursa olsun, bu saldıralara sessiz kalanlar, tarih önünde bunun hesabını verecekler.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tüm
dünya devletlerine bir kez daha seslenerek, ''Gazze'de sivillerle
çocuklarla birlikte insanlık ölüyor. Hangi çıkar adına olursa olsun,
hangi ince hesap adına olursa olsun, hangi diplomatik çekince ile olursa olsun,
bu saldıralara sessiz kalanlar, tarih önünde bunun hesabını verecekler'' dedi.
Erdoğan, Partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, önceki gün
vefat eden eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'e Allah'tan
rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyerek başladı.
İsrail'in Gazze'de başlattığı operasyonun üçüncü haftasına girdiğine
dikkati çeken Erdoğan, hava harekatı ile başlayan saldırıların, tanklar ve ağır
silahlarla karadan devam ettiğini anlattı. Ölü sayısının 900'e yaklaştığını
kaydeden Erdoğan, bölgede yaşayanların ifadesine göre de enkaz altında çok sayıda
kayıp ve parçalanan ceset bulunduğunu söyledi. Hastanelerde ağır yaralılar
bulunduğunu, kayıp sayısının da bu rakamın çok üzerinde olduğunu ifade eden
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Krizin başından beri ifade ettiğim gibi Gazze'de tüm bir insanlık adeta
test ediliyor, sınanıyor. İnsanlığın vicdanı, merhameti aslında ciddi bir
imtihandan geçiyor. Geçen süreye ve kayıp sayısının 900'e yaklaşmasına rağmen,
masum çocuk ölümleri canlı yayınlarla dünya üzerindeki her eve ulaşmasına rağmen
ateşkes sağlanamıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin, ABD'nin çekimser, diğer 14 üyenin ise oybirliği
ile vermiş olduğu ateşkes kararına İsrail'in tepkisi, 'biz bu ateşkes kararını
tanımıyoruz' oldu. Bağlayıcılığı olmasına rağmen böyle bir tepkiyi İsrail'in
ortaya koyması, İsrail'in uluslararası anlaşmalara karşı da konumunu, durumunu
tekrar belirlemesi bakımından çok önemlidir. Zira bugüne kadar BM Güvenlik
Konseyinin İsrail ile ilgili Ortadoğu'da almış olduğu kararların hemen hemen
büyük bir çoğunluğuna, belkide 100'ü aşkın karara uymadığını görüyoruz.
Saldırıların durması için uluslararası toplumun önemli bir bölümü
maalesef bunun dışında duyarsız bir tutum sergilemeye devam ediyor. Adeta 'İsrail
işini bitirsin, yapacağını yapsın, arkasında enkaz bıraksın sonra devreye
gireriz' şeklinde bir tavır sergileniyor. Bu saldırılara karşı susmak, harekete
geçmemek sebep olunan drama ortak olmaktır. Ölen masum çocuklardan, İsrail ile
birlikte sessiz ve tepkisiz kalan herkes sorumludur.
Şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Uluslararası toplum harekete
geçmekte zaten çok geç kalmıştır. İnsanlık vicdanı, insanlık onuru telafisi zor
bir şekilde yara almıştır. Ancak, bizler umutlarımızı yitirmedik, yitirmek de
istemiyoruz. Daha fazla çocuğun ölmesi, daha fazla masum insanın hayatını
kaybetmesi önlenebilir ve önlenmelidir.''
-GAZZE'DE YAŞANANLAR...-
Başbakan Erdoğan, Gazze'de yaşananların artık diplomasinin sınırlarını
aştığını vurgulayarak, ''Bir yandan masum insanların üzerine bomba yağdırmak, bir
yandan da bu insanların yaralarını sarmasını engellemek, bununla kalmayıp ekmeği,
suyu, elektriği, yakıtı, ilacı, bu insanlardan esirgemek hakla hukukla evrensel
değerlerle diplomasiyle bağdaşmıyor'' diye konuştu.
Bir zamanlar İspanya'dan kovulan Musevilerin o zamanlarda ''mağdur''
olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ve mağdur oldukları için Türkiye onlara Osmanlı olarak bağrını açmış ve
bu topraklarda onları adeta kabul etmiş ve onlara ev sahipliği yapmıştı. Ama
şimdi o mağduriyeti yaşamış olan Museviler, maalesef Musevi olarak - bugün
ifademi kullanmıyorum - İsrail olarak Filistin'de bomba yağdırıyor ve mağdur bir
toplum meydana getiriyor. Bunu ben bir Müslüman olarak, oradaki Müslüman
kardeşlerimi sahiplenmek noktasında değil, birinci derecede insan olarak
sahiplenme durumunda ve bir Müslüman yaklaşımıyla da olaya yaklaşıyorum.
Biz bu yaklaşımımızı sadece Filistin'de yapmadık, Gürcistan'da da yaptık.
Defalarca da söyledim; Gürcistan'a da ilk insani yardımı biz gönderdik. Orada
barış sürecine nasıl katkı yaptığımızı, nasıl bir gayret sarf ettiğimizi herkes
biliyor. Biz, buralarda da kalmadık ta Somali'ye ulaştık, Lübnan'a da ulaştık.
Bütün buralardaki çağrılara hep evet dedik. Olaya insanlar noktasından yaklaşık.
İnsanların düştüğü o mağduriyeti ortadan kaldırmaya yönelik hamleler olarak
yaklaştık. Bugün de bu anlayışla yaklaştık ve öbür yandan bir de bakıyoruz ki
Filistinlilerin karşısındaki yaklaşım, ne yazık ki insani olmaktan öte bizi, o
tarihin acı sayfaları yeniden açılıyor mu sorusunu sormaya doğru sevk ediyor.
Çünkü, yaklaşım tarzlarını hiç beğenmiyoruz.
Ve bizim bu konuşmalarımız üzerine, uluslararası medyada bazı yaklaşımlar
da çıkmıyor değil. 'İşte bunlar duygusal yaklaşımlar...' Benim duygusallığım,
Filistin'de şehit olan, ölen çocuklara, kadınlara, bütün sivillere karşıdır ama
İsrail'in uygulamalarına karşı değildir. İsrail'in uygulamalarına karşı bir
siyasetçi olarak duruyorum. İnsanlığın, bir dram olarak ortaya konulmuş bu
uygulamaya, sorumluluk mevkindeki bir Başbakan olarak karşı duruyorum. Ona göre
de atılacak adımları, şüphesiz ki bundan sonra çok daha farklı atacağımızı ifade
etmek istiyorum.''
-''ARTIK SAVAŞA DÖNÜŞTÜ''-
Erdoğan, acımazca devam eden durumun artık bir savaşa dönüştüğünü
belirterek, ''Bu hal, katlanılır, çekilir bir süreç değildir'' dedi.
Tüm dünya devletlerine bir kez daha seslenen Erdoğan, ''Gazze'de
sivillerle çocuklarla birlikte insanlık ölüyor. Gazze'de masumiyet ölüyor.
Gazze'de insanlık vicdanı ölüyor, Gazze'de insanlık onuru ölüyor'' diye
konuştu.
Başbakan Erdoğan, ''hangi çıkar adına olursa olsun, hangi ince hesap
adına olursa olsun, hangi diplomatik çekince ile olursa olsun bu saldırılara
sessiz kalanların, tarih önünde bunun hesabını vereceklerini'' söyledi.
Türkiye'nin barıştan, huzurdan, güven ve istikrardan yana olduğunu ifade
eden Erdoğan, ''Biz, kan akmasına, sivillerin, çocukların ölmesine, şiddet ve
çatışmaya her zaman karşıydık, bugün de karşıyız, yine karşı olacağız'' dedi.
Yaşanan olayların, bölgesel tansiyonu daha da yükselteceği uyarısında
bulunan Erdoğan, barış ve diyalog arayışlarını da önemli ölçüde ortadan
kaldıracağını ve ''Ortadoğu'yu adete bir korku ve ateş çemberine hapsedeceği''
kaydetti.
*******AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında yaptığı konuşmanın tamamı haberimizin İLGİLİ DOKÜMANLAR bölümünde yer almaktadır.
dünya devletlerine bir kez daha seslenerek, ''Gazze'de sivillerle
çocuklarla birlikte insanlık ölüyor. Hangi çıkar adına olursa olsun,
hangi ince hesap adına olursa olsun, hangi diplomatik çekince ile olursa olsun,
bu saldıralara sessiz kalanlar, tarih önünde bunun hesabını verecekler'' dedi.
Erdoğan, Partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, önceki gün
vefat eden eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik'e Allah'tan
rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyerek başladı.
İsrail'in Gazze'de başlattığı operasyonun üçüncü haftasına girdiğine
dikkati çeken Erdoğan, hava harekatı ile başlayan saldırıların, tanklar ve ağır
silahlarla karadan devam ettiğini anlattı. Ölü sayısının 900'e yaklaştığını
kaydeden Erdoğan, bölgede yaşayanların ifadesine göre de enkaz altında çok sayıda
kayıp ve parçalanan ceset bulunduğunu söyledi. Hastanelerde ağır yaralılar
bulunduğunu, kayıp sayısının da bu rakamın çok üzerinde olduğunu ifade eden
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Krizin başından beri ifade ettiğim gibi Gazze'de tüm bir insanlık adeta
test ediliyor, sınanıyor. İnsanlığın vicdanı, merhameti aslında ciddi bir
imtihandan geçiyor. Geçen süreye ve kayıp sayısının 900'e yaklaşmasına rağmen,
masum çocuk ölümleri canlı yayınlarla dünya üzerindeki her eve ulaşmasına rağmen
ateşkes sağlanamıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin, ABD'nin çekimser, diğer 14 üyenin ise oybirliği
ile vermiş olduğu ateşkes kararına İsrail'in tepkisi, 'biz bu ateşkes kararını
tanımıyoruz' oldu. Bağlayıcılığı olmasına rağmen böyle bir tepkiyi İsrail'in
ortaya koyması, İsrail'in uluslararası anlaşmalara karşı da konumunu, durumunu
tekrar belirlemesi bakımından çok önemlidir. Zira bugüne kadar BM Güvenlik
Konseyinin İsrail ile ilgili Ortadoğu'da almış olduğu kararların hemen hemen
büyük bir çoğunluğuna, belkide 100'ü aşkın karara uymadığını görüyoruz.
Saldırıların durması için uluslararası toplumun önemli bir bölümü
maalesef bunun dışında duyarsız bir tutum sergilemeye devam ediyor. Adeta 'İsrail
işini bitirsin, yapacağını yapsın, arkasında enkaz bıraksın sonra devreye
gireriz' şeklinde bir tavır sergileniyor. Bu saldırılara karşı susmak, harekete
geçmemek sebep olunan drama ortak olmaktır. Ölen masum çocuklardan, İsrail ile
birlikte sessiz ve tepkisiz kalan herkes sorumludur.
Şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Uluslararası toplum harekete
geçmekte zaten çok geç kalmıştır. İnsanlık vicdanı, insanlık onuru telafisi zor
bir şekilde yara almıştır. Ancak, bizler umutlarımızı yitirmedik, yitirmek de
istemiyoruz. Daha fazla çocuğun ölmesi, daha fazla masum insanın hayatını
kaybetmesi önlenebilir ve önlenmelidir.''
-GAZZE'DE YAŞANANLAR...-
Başbakan Erdoğan, Gazze'de yaşananların artık diplomasinin sınırlarını
aştığını vurgulayarak, ''Bir yandan masum insanların üzerine bomba yağdırmak, bir
yandan da bu insanların yaralarını sarmasını engellemek, bununla kalmayıp ekmeği,
suyu, elektriği, yakıtı, ilacı, bu insanlardan esirgemek hakla hukukla evrensel
değerlerle diplomasiyle bağdaşmıyor'' diye konuştu.
Bir zamanlar İspanya'dan kovulan Musevilerin o zamanlarda ''mağdur''
olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ve mağdur oldukları için Türkiye onlara Osmanlı olarak bağrını açmış ve
bu topraklarda onları adeta kabul etmiş ve onlara ev sahipliği yapmıştı. Ama
şimdi o mağduriyeti yaşamış olan Museviler, maalesef Musevi olarak - bugün
ifademi kullanmıyorum - İsrail olarak Filistin'de bomba yağdırıyor ve mağdur bir
toplum meydana getiriyor. Bunu ben bir Müslüman olarak, oradaki Müslüman
kardeşlerimi sahiplenmek noktasında değil, birinci derecede insan olarak
sahiplenme durumunda ve bir Müslüman yaklaşımıyla da olaya yaklaşıyorum.
Biz bu yaklaşımımızı sadece Filistin'de yapmadık, Gürcistan'da da yaptık.
Defalarca da söyledim; Gürcistan'a da ilk insani yardımı biz gönderdik. Orada
barış sürecine nasıl katkı yaptığımızı, nasıl bir gayret sarf ettiğimizi herkes
biliyor. Biz, buralarda da kalmadık ta Somali'ye ulaştık, Lübnan'a da ulaştık.
Bütün buralardaki çağrılara hep evet dedik. Olaya insanlar noktasından yaklaşık.
İnsanların düştüğü o mağduriyeti ortadan kaldırmaya yönelik hamleler olarak
yaklaştık. Bugün de bu anlayışla yaklaştık ve öbür yandan bir de bakıyoruz ki
Filistinlilerin karşısındaki yaklaşım, ne yazık ki insani olmaktan öte bizi, o
tarihin acı sayfaları yeniden açılıyor mu sorusunu sormaya doğru sevk ediyor.
Çünkü, yaklaşım tarzlarını hiç beğenmiyoruz.
Ve bizim bu konuşmalarımız üzerine, uluslararası medyada bazı yaklaşımlar
da çıkmıyor değil. 'İşte bunlar duygusal yaklaşımlar...' Benim duygusallığım,
Filistin'de şehit olan, ölen çocuklara, kadınlara, bütün sivillere karşıdır ama
İsrail'in uygulamalarına karşı değildir. İsrail'in uygulamalarına karşı bir
siyasetçi olarak duruyorum. İnsanlığın, bir dram olarak ortaya konulmuş bu
uygulamaya, sorumluluk mevkindeki bir Başbakan olarak karşı duruyorum. Ona göre
de atılacak adımları, şüphesiz ki bundan sonra çok daha farklı atacağımızı ifade
etmek istiyorum.''
-''ARTIK SAVAŞA DÖNÜŞTÜ''-
Erdoğan, acımazca devam eden durumun artık bir savaşa dönüştüğünü
belirterek, ''Bu hal, katlanılır, çekilir bir süreç değildir'' dedi.
Tüm dünya devletlerine bir kez daha seslenen Erdoğan, ''Gazze'de
sivillerle çocuklarla birlikte insanlık ölüyor. Gazze'de masumiyet ölüyor.
Gazze'de insanlık vicdanı ölüyor, Gazze'de insanlık onuru ölüyor'' diye
konuştu.
Başbakan Erdoğan, ''hangi çıkar adına olursa olsun, hangi ince hesap
adına olursa olsun, hangi diplomatik çekince ile olursa olsun bu saldırılara
sessiz kalanların, tarih önünde bunun hesabını vereceklerini'' söyledi.
Türkiye'nin barıştan, huzurdan, güven ve istikrardan yana olduğunu ifade
eden Erdoğan, ''Biz, kan akmasına, sivillerin, çocukların ölmesine, şiddet ve
çatışmaya her zaman karşıydık, bugün de karşıyız, yine karşı olacağız'' dedi.
Yaşanan olayların, bölgesel tansiyonu daha da yükselteceği uyarısında
bulunan Erdoğan, barış ve diyalog arayışlarını da önemli ölçüde ortadan
kaldıracağını ve ''Ortadoğu'yu adete bir korku ve ateş çemberine hapsedeceği''
kaydetti.
*******AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında yaptığı konuşmanın tamamı haberimizin İLGİLİ DOKÜMANLAR bölümünde yer almaktadır.
