2007-04-17 - 16:00
Cumhurbaşkanı seçimi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal "Şimdi sadece hükümet değil, aynı
zamanda cumhurbaşkanlığı yetkileri de anayasaya açıktan karşı çıkma arayışındaki bir kadronun, zihniyetin eline geçecektir. Bunun, vahim sonuçları olur." dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Sayın Başbakan, cesur davranmalıdır.
Cesaret, aday olmamayı göze alacak cesareti sergilemektir. Sayın Erdoğan'ın
eline, bir şeyi yapmayarak, ülkesine en büyük hizmeti yapma şansı geçiyor'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, cumhurbaşkanı seçimi sürecine
ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hiçbir seçimde yaşanmayan bir ilgi, heyecan
ve kaygı ortamında seçim tartışmasının devam ettiğini belirten Baykal, daha
önceki seçimlerin hiçbirinde, şu anda yaşanan türden bir kaygının söz konusu
olmadığını söyledi.
Önceki seçimlerde yaşanan siyasal tartışmalardan farklı olarak şimdi bir
rejim, anayasa, devlet düzeni tartışmasının gündemde olduğunu savunan Baykal,
şunları kaydetti:
''Aslında şu ya da bu kişinin gelip gelmemesini değil, Türkiye'nin anayasal
rejimini, düzenini konuşuyoruz. Ona yönelik kaygılar, tehlike algılamaları,
sorunlar, sıkıntılar ortadadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye siyasi tarihinde
bir dönüm noktası olacaktır. Bunu, biz böyle görüyoruz, böyle algılıyoruz ama
sadece biz değil AKP yöneticileri de bu seçimin bir tarihi dönüm noktası, yepyeni
bir dönemin açılması anlamına gelecek bir seçim olacağını ifade ediyorlar.
Meclis Başkanı, 'Herkes kendini yeni döneme, yeni Türkiye'ye hazırlasın'
diyor. Nedir bu yeni Türkiye? Bu yeni Türkiye'nin altında kimin imzası var?
Bugünkü Türkiye'nin altında 70 milyonun, Kuvayı Milliye'nin, Milli Mücadelenin,
Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası var. Şimdi bize deniyor ki 'Yeni bir Türkiye'ye
hazırlanın'... Nasıl bir Türkiyeymiş, nerede konuştunuz, ne var kafanızda?''
''EN YÜKSEK SADAKAT ANAYASAYA''
Bir ülkede anayasaların huzurun, barışın, istikrarın temeli olduğunu
belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Elbette herkesin kişisel olarak ailesine, dostlarına, hemşehrilerine,
kendi siyasi düşüncesini, felsefi inancını, kendi dini, cemaat değerlerini
paylaşanlara sadakati olabilir. Bu, sosyolojik bir gerçektir. Ama hiçbir ciddi
devlet, anayasaya sadakatin üzerine bu sosyolojik sadakatlerin çıkmasına göz
yumamaz. Göz yumarsa o devlet düzeni çıkmaza girer. Temel sadakat, en yüksek
sadakat anayasamız olacak. Toplumumuzda da ülkeyi yöneten bürokraside ve
siyasetçilerde de böyle olacak. Eğer anayasaya yönelik bir temel hazımsızlık
varsa ve elinize geçecek fırsat ve yetkileri anayasanın özünü, temelini
değiştirmeye yönelik bir biçimde kullanma arayışı içindeyseniz ve o devlet, o
ülke size bunu uygulama fırsatı veriyorsa yanlış yapıyor demektir. Bu yanlıştan
huzur, barış, kardeşlik ve uyum çıkmaz. Bugün Türkiye'de karşı karşıya kaldığımız
tablo budur.''
''ANAYASAYA İNANMAYAN BİR İKTİDAR''
Bugüne kadar Türkiye'de işbaşına gelen hiçbir iktidarın anayasanın
değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleriyle ilgili bir değişiklik
talebinde bulunmadığına dikkati çeken Baykal, ''İlk kez Türkiye'de bir iktidar,
açıktan anayasanın temel niteliklerinin tartışmaya açılmasını, dolayısıyla ilk
fırsatta değiştirilmesini talep etmiştir. Bu, resmi bir talep haline gelmiştir''
diye konuştu.
Baykal, Türkiye'nin bir süredir, bugünkü anayasasına inanmayan bir iktidarla
yönetiliyor olmanın sorunlarını, sıkıntılarını yaşadığını ileri sürerek, şöyle
devam etti:
''Şimdi hükümete ek olarak, cumhurbaşkanlığı noktasında da anayasaya
inanmayan, onun özünü, temellerini bulacağı her fırsatta değiştirmeyi amaçlayan
bir zihniyete, anlayışa cumhurbaşkanlığının teslim edilmesinin yol açacağı
sorunlarla ilk kez karşı karşıya kalacağız. Bugüne kadar orada, anayasaya inanan
çok değerli saygın bir devlet adamı vardı. Şimdi sadece hükümet değil, aynı
zamanda cumhurbaşkanlığı yetkileri de anayasaya açıktan karşı çıkma arayışındaki
bir kadronun, zihniyetin eline geçecektir. Bunun, vahim sonuçları olur. 'Canım ne
olacak seçiliversin, seçildiği zaman o da değişir' diye kendisini aldatmaya
çalışanlar var. Bu, temel bir yanılgıdır. Bilinmelidir ki böyle bir seçim eğer
gerçekleşirse Türkiye'nin dengeleri, Türkiye'de işleyen siyaset süreci çok
sakıncalı sonuçlar verecek şekilde işlemeye başlayacaktır.''
Baykal, Türk Silahlı Kuvvetleri, yargı organları ve Cumhurbaşkanı Ahmet
Necdet Sezer tarafından yapılan açıklamaların, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a
yönelik şahsi bir husumetten, çekişme ve sürtüşme ihtiyacından kaynaklanmadığını
kaydetti.
Uyarıda bulunanların, toplumun en duyarlı ve en yüksek algılama düzeyinde,
ülkeye yönelik tehlike ve tehditleri herkesten önce kavrama ve bunları önlemek
için hazırlanmış olan temel kurumlar olduğunu ifade eden Baykal, bu sorumluluk
içinde olaylara baktıklarını ve ''sakın ha yanlış yapmayın'', ''sadece sözde
değil, özde de Anayasayı içine sindiren birisini oraya tayin edin'' dediklerini
kaydetti. Deniz Baykal, bu tespitlerin ciddiye alınması gerektiğini, kimsenin
şahsi kavga yapmadığını, herkesin ülkenin geleceğiyle ilgili sorumluluk içinde
uyarıda bulunduğunu söyledi.
''GERÇEK, SAMİMİ KAYGILARI OLMASA...''
AK Parti yetkililerinin, ''Genelkurmay Başkanı, çok iyi, çok güzel konuştu
ama Cumhurbaşkanı yanlış konuştu'' dediklerini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Sanki Genelkurmay Başkanı'nın söyledikleri ile Cumhurbaşkanı'nın
söyledikleri iki farklı, ters şey. Bu ne mantık? Efendim, Genelkurmay Başkanı'nın
konuşması bize yönelik değildi. Eğer Genelkurmay Başkanı'nın konuşması size
yönelik değilse, Irak'ta Barzani de çıkıp diyebilir ki Genelkurmay Başkanı'nın
konuşması bana da yönelik değildi. O da aynı haklılıkla aynı şeyi söyleyebilir.
Cumhurbaşkanı gider ayak niçin böyle bir değerlendirme yapsın. Gerçek,
samimi kaygıları olmasa, böyle bir değerlendirme yapılır mı? Türkiye'nin silahlı
kuvvetleri, demokrasiye, hukuka fevkalade saygılı, çok dikkatli bir şekilde
toplumu sıkıntıya sokmamak üzere, ama bir yandan da görev yapmak anlayışını
yansıtmak ihtiyacı içinde dikkatle bir şeyi söylüyorsa, zarafetle, nezaketle bir
şeyi söylüyorsa, bunu söylenmemiş kabul etmek kimseye yarar getirmez. Herkes bu
memleketin yararı, iyiliği için konuşuyor.''
Temel kurumların dile getirdiklerinin iktidar tarafından ''yok sayılmasını''
eleştiren Baykal, ''1 milyon insan meydanda karşına çıkacak onu da yok
sayacaksın. Ve Cumhurbaşkanı olacaksın. Ve bu cumhurbaşkanlığı ülkeye, millete,
devlete yarar getirecek...'' diye konuştu.
İKİ AYRI TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ
CHP lideri Baykal, halkın Cumhuriyet mitingi ile ortaya koyduğu tavrın
dünyada büyük ilgiyle karşılandığını, New York Times'ın ''İki Ayrı Türkiye Ortaya
Çıktı'' yorumu yaptığını anımsatarak, AK Parti iktidarında iki ayrı Türkiye'nin
konuşulmaya başlandığını söyledi.
''Bu, daha Cumhurbaşkanlığı tartışmaları tamamlanmadan oluyor. Bu gidişin
iyi bir gidiş olmadığının, bundan daha iyi işareti olabilir mi?'' diye soran
Baykal, ''İki ayrı Türkiye deniyor, bu kesinlikle benim anlayışıma göre doğru
değil. İki ayrı Türkiye yok, tek Türkiye var. İki ayrı Türkiye iddiası, AKP'nin
uygulamalarından kaynaklanan, onun izlediği politikanın ortaya koyduğu bir
sonuç'' şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, ''Meclis, devletin temel değerleri ile halkın
temel değerlerini birleştirecek bir cumhurbaşkanı seçecektir'' dediğine işaret
eden Baykal, ''Atatürk mü milletin değerleriyle devletin değerlerini
birleştirmiyordu?'' sorusunu yöneltti.
İsmet İnönü, Celal Bayar, Turgut Özal, Süleyman Demirel'in bu değerleri
birleştirip birleştirmediğini soran Baykal, eski cumhurbaşkanlarının hiçbiri için
böyle bir değerlendirme ihtiyacı ortaya çıkmadığını, ilk kez yeni cumhurbaşkanı
konusunda bu değerlendirmenin yapıldığını söyledi.
Baykal, ''Devletimizin değerleri ile milletimiz değerleri arasında bir
çelişki yaratmak isteyenler, bu memlekete en büyük kötülüğü yapmaktadırlar''
diyerek, şunları kaydetti:
''Milletimizin değerleri ile devletimizin değerleri arasında bir çelişki
yoktur. 80 yıllık cumhuriyetimiz içinde devletimiz de milletimiz de aynı
değerlerin etrafında kenetlenmiştir. Hem millet hem devlet olarak temel
anlayışımız, Atatürk milliyetçiliği anlayışıdır.''
ORTAK TEMEL DEĞERLER
Atatürk milliyetçiliği, ulusal bağımsızlık, milli egemenlik ve ulusal
bütünlüğün devletin de milletin de ortak temel değerleri olduğunu söyleyen CHP
Genel Başkanı Baykal, ''28 tane etnik kimlik... Alt kimlik, üst kimlik. Bunlar,
bizim devletimizin de milletimizin de değerleri arasında yok'' dedi. Herkesin,
köküne, kökenine saygıları olduğunu ifade eden Baykal, ''Milletçe bir bütünüz''
diye konuştu.
Deniz Baykal, vatan, coğrafi bütünlüğün de temel değer olduğunu belirterek,
''Türkiye'yi parçalamak, bölmek, Türkiye'yi eyaletlere ayırmak... Böyle bir
değerimiz yoktur'' dedi.
''DİNİ KİMLİĞİMİZLE İFTİHAR EDİYORUZ''
Türkiye'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan
Baykal, insanların ezici çoğunluğunun Müslüman olduğunu söyledi. Baykal, şöyle
konuştu:
''Bununla hepimiz iftihar ediyoruz. İnancımıza, kültürümüze, tarihimize,
değerlerimize, imanımıza, ibadetimize milletçe sahip çıkıyoruz, Devletçe de sahip
çıkıyoruz. Bu konuda hiç kimsenin hiçbir tereddütü olmasın. İnançlarımızla,
mabetlerimizle, camilerimizle iftihar ediyoruz. Peygamberimizle iftihar ediyoruz.
Bütün dini kimliğimizle iftihar ediyoruz. Aynı zamanda hukukun üstünlüğünü esas
alan laik, demokratik, sosyal Türkiye Cumhuriyetiyle de iftihar ediyoruz.''
Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti kimliğinin, Türkiye'nin üstünlüğü
olduğunu ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
''Bunun milletimizin diniyle, inancıyla, değerleriyle çelişen hiçbir tarafı
yoktur. Bu Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin Cumhuriyetidir. Millet ile
Cumhuriyet arasında bir ayrım yaratmak isteyenler, millete en büyük zararı
verecek olanlardır.
Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimi bu tartışmaların ortasında yapılıyor. Bu
kavramlar tartışma konusu olacak. Bu konularda ayrışmalar başlayacak. Bu
tehlikeli. Bu iyi bir gidiş değil. 'Bırakın gelsin canım, alışırız' diye
geçiştirilecek bir konu değil. Kimse, şu kişinin, bu kişinin kişiliğiyle meşgul
değil. Biz, Recep Tayyip Erdoğan ile değil, Türkiye Cumhuriyetinin huzuruyla
meşgulüz.''
"İKİ TÜRKİYE?"
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, cumhurbaşkanı seçim süreci ve 14
Nisandaki Cumhuriyet Mitingi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
''İki Türkiye var'' söylemine işaret eden Baykal, Tandoğan Meydanı'nı yok
sayan, farkında olmayanların bunu gördüğünü söyledi. Baykal, ''Türkiye'yi, Recep
Tayyip Erdoğan Türkiye'si zannediyorlardı, gördüler ki Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye'si de var'' dedi.
Baykal, Türkiye'de, Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'si değil, Recep Tayyip
Erdoğan'ın olduğunu; iktidarda bir kadro, onun zihniyeti ve yarattığı tablo
bulunduğunu belirtti. Baykal, bu tablonun, Türkiye tablosu olmadığını ifade etti.
Erdoğan'ın, iktidara, ''Türkiye'yi yolsuzluktan kurtaracağım'' diye
geldiğini söyleyen Baykal, ''Boğazına kadar yolsuzluğa battı'' diye konuştu.
Ayrı bir Türkiye olmadığını dile getiren Baykal, Türkiye'de vatandaşların
ezici çoğunluğunun, laik, demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Türkiye'si
istediğini söyledi. Baykal, ''Ona oy vermiş olanların, farklı bir Türkiye
istediğini kabul etmek doğru değildir'' dedi.
Baykal, cumhurbaşkanlığının değil, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti
olarak Türkiye Cumhuriyetinin geleceğinin söz konusu olduğunu kaydetti.
''SİZ KİM OLUYORSUNUZ DA...''
Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın, ''Yeni cumhurbaşkanı, sivil, dindar ve
demokrat olacaktır'' dediğine işaret eden Baykal, dindar bir kişinin
cumhurbaşkanı olmasına itirazlarının bulunmadığını belirtti. Baykal, kişilerin
inançlarını, istedikleri şekilde gönüllerinde, ibadetlerinde, anlayışlarında
uygulamalarında yaşatabileceklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ama bunu bir vasıf diye koymaya kalktığınızda size sorarlar, siz ne hakla,
kimin dindar olup olmadığını belirlemeye kalkıyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz da
insanları dindardır, dindar değildir diye bölmeye kalkıyorsunuz.
İlk kez böyle birisi gelecekmiş. Peki, Turgut Özal, Süleyman Demirel, ondan
öncekiler dindar değil miydi? Bu ne anlayış. Türkiye, daha şimdiden çok tehlikeli
bir ayrışmanın içine çekilmeye çalışılıyor. Seçimin nasıl seçim olduğuyla ilgili
bu söylem, Türkiye'yi şimdiden tahrip etmeye başlamıştır. TBMM Başkanı,
cumhurbaşkanı tanımını böyle yapıyor. Bu bölücülük, Türkiye'nin devlet düzenini
tahrip etmek, Türkiye'nin toplumsal huzuruna mayın döşemek değilse nedir?''
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kim gelirse gelsin, görevlerinin
gelene 'hayırlı olsun' demek olduğunu söylediğini anımsattı. Baykal, bu kadar
sözü dinledikten sonra ''kim gelirse gelsin hayırlı olur'' demenin, çok güç
olduğunu kaydetti.
CUMHURİYET MİTİNGİ
Ankara'da cumartesi günü yapılan Cumhuriyet Mitingi'ne ilişkin
değerlendirmelerde de bulunan Baykal, o gün toplanan kalabalığın yığma bir
kalabalık olmadığını ifade etti.
Bu toplantının, bir çok çevreyi şaşırttığını söyleyen Baykal, bu kişilerin,
''Türkiye'de laiklik, demokratik cumhuriyet, bir avuç statükocunun, entelektüelin
özel meselesidir, halk bu işlerle ilgili değildir. Biz, bu ortamda istediğimizi
yaparız'' diye düşündüğünü vurguladı. Baykal, ''Gördüler ki Türkiye'de Cumhuriyet
anlayışının demokratik bir derinliği vardır, millet, halk, toplum, Cumhuriyete
sahip çıkma ihtiyacı hisseder ve net bir şekilde ortaya koyar'' diye konuştu.
Vatandaşların, belli bir inanç, amaç, kararlılık ve fedakarlıkla bu mitinge
katıldığını belirten Baykal, şöyle devam etti:
''O, Türkiye'nin sadece bir kesimiydi. Bu tablo önemlidir. Bunu, herkesin
çok iyi kavraması lazım. Artık, Türkiye'de laiklik ve Cumhuriyet sadece
kurumların değil, milletin de sahipliği içindedir.
'Kurumları, üniversiteleri, Silahlı Kuvvetleri, yargıyı, eski
cumhurbaşkanını, milleti dinlemem.' Sen kimi dinlersin? 'Yetki bende, 5 yıl önce
yapılmış seçimin sonucu bu tablo, bununla alır götürürüm. Ne olur yapmayın,
yazıktır, tehlikeli, sakıncalıdır.''
''CESARET SERGİLEYECEĞİNİ UMUT EDİYORUM''
Kimsenin, Anayasanın 102. maddesinin yok sayamayacağını ifade eden Baykal,
1. fıkranın cumhurbaşkanı seçiminin, TBMM üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve
gizli oyla yapılacağını düzenlediğini anımsattı.
''184 milletvekili ile Meclis toplanır, bu seçim yapılır'' diyenlerin, bu
fıkrayı nasıl izah edeceğini, bu maddenin ne işe yaradığını soran Baykal, bunun
bir temenni değil, tanzim olduğunu belirtti.
''Bu konu Anayasa Mahkemesine gider'' diyen Baykal, bunun hesabının Erdoğan
tarafından iyi yapılması ve derhal uzlaşma arayışına girmesi gerektiğini öne
sürdü.
Baykal, şunları kaydetti:
''Tarihte nadiren bir insanın eline, bir şeyi yapmayarak, ülkesine en büyük
hizmeti etme fırsatı geçer. Şimdi, Sayın Erdoğan'ın eline, bir şeyi yapmayarak,
ülkesine en büyük hizmeti yapma şansı geçiyor. Sayın Başbakan, bu konuda cesur
davranmalıdır. Cesaret, şimdi burada aday olmamayı göze alacak cesareti
sergilemektir.
Sayın Başbakan'ın, bu cesareti sergileyeceğini umut ediyorum, böyle
davranması gerektiğine inanıyorum. 'Aday olmaktan vazgeçerse, korktu derler'
korkusunu, kendi içinden atmalıdır. Böyle bir korkuya gerek yoktur, hiç
korkmasın. Böyle bir korkusu varsa kendisine yardımcı olacağım. Başbakanın,
korktuğundan değil, memleketin hayrını düşündüğü için aday olmadığını, onunla
birlikte bütün Türkiye'ye anlatmaya çalışacağım. Söz, yeter ki aday olmasın,
derhal uzlaşsın.''
''ÖNEMLİ OLAN BİZİMLE UZLAŞMASI DEĞİL''
Erdoğan'ın, parti liderleri ile görüşeceğini ancak kendisiyle bir araya
gelmeyeceğini anımsatan Baykal, kendilerinin de bir talebi olmadığını kaydetti.
Baykal, sözlerini, ''Önemli olan bizimle uzlaşması değil. 14 Nisanda bir
araya gelen 1 milyon insanla uzlaşsın, onları dikkate alsın, onlarla uzlaştığında
bizimle uzlaşmış demektir. Sayın Başbakan, tarihi bir sınav noktasındadır, yanlış
bir şey yapmaz, yapmayacağı umudunu koruyorum. Akıl, mantık, sağduyu bunu
gerektiriyor. İnşallah arzu ettiğimiz gibi bir sonuç ortaya çıkar; Türkiye bir
gerilime, Cumhuriyet krizine sürüklenmez, hep birlikte bu krizi başarıyla,
demokratik bir şekilde, Cumhuriyetimize de sahip çıkarak atlatırız'' diye
tamamladı.
YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ
CHP lideri Baykal, ilköğretim okulları atama yönetmeliğinde yapılan
değişikliği de eleştirdi.
10 yıldır uygulanan yönetmelikte yapılan değişikliklerle sınav
zorunluluğunun ortadan kaldırıldığına dikkati çeken Baykal, ''Bunun altında ne
yatıyor?'' diye sordu.
Deniz Baykal, yönetmelik değişikliğiyle 15 bin okula sınavsız atamalar
yapılacağını iddia etti.
CHP'YE KATILIM
Baykal'a, konuşmasına başlamadan önce, Cumhuriyetin kuruluşundan önce
Veliyettin Çelebi'nin, Mustafa Kemal Atatürk'e desteğini ileten beyanname ve bu
destekten ötürü Atatürk'ün gönderdiği teşekkür telgrafı, çerçevelenmiş olarak
iletildi.
CHP'nin bugün Cumhuriyete sahip çıkma konusunda büyük bir mücadele verdiğini
belirten Baykal, bu belgenin mücadelelerinde kendilerine güç vereceğini söyledi.
Konuşmasının ilk bölümünde, İzmir'den Kapadokya'ya okul gezisine çıkan
öğrenci ve öğretmenlerle velilerin Aksaray'da geçirdiği trafik kazasına değinen
Baykal, yaşanan acının sadece İzmir'in değil tüm Türkiye'nin acısı olduğunu
söyledi ve başsağlığı dileklerini yineledi.
Baykal, Türkiye Barolar Birliği eski başkanlarından Eralp Özgen'in
vefatından duyduğu üzüntüyü de ifade etti.
TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in ise hastanede yaşam mücadelesi verdiğini
kaydeden Baykal, Dinçer'in bu mücadeleden başarıyla çıkması ve bir an önce
sağlığına kavuşmasını diledi.
Baykal, değindiği üzücü olayların ardından bir de sevindirici haber vermek
istediğini belirterek, DSP eski genel sekreterlerinden Hasan Gülay'ın CHP'ye
katılma kararı aldığını ve grup toplantısında olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ülkenin içinde bulunduğu ortamda Gülay'ın verdiği
bu kararın herkese örnek olmasını istedi.
Cesaret, aday olmamayı göze alacak cesareti sergilemektir. Sayın Erdoğan'ın
eline, bir şeyi yapmayarak, ülkesine en büyük hizmeti yapma şansı geçiyor'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, cumhurbaşkanı seçimi sürecine
ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hiçbir seçimde yaşanmayan bir ilgi, heyecan
ve kaygı ortamında seçim tartışmasının devam ettiğini belirten Baykal, daha
önceki seçimlerin hiçbirinde, şu anda yaşanan türden bir kaygının söz konusu
olmadığını söyledi.
Önceki seçimlerde yaşanan siyasal tartışmalardan farklı olarak şimdi bir
rejim, anayasa, devlet düzeni tartışmasının gündemde olduğunu savunan Baykal,
şunları kaydetti:
''Aslında şu ya da bu kişinin gelip gelmemesini değil, Türkiye'nin anayasal
rejimini, düzenini konuşuyoruz. Ona yönelik kaygılar, tehlike algılamaları,
sorunlar, sıkıntılar ortadadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye siyasi tarihinde
bir dönüm noktası olacaktır. Bunu, biz böyle görüyoruz, böyle algılıyoruz ama
sadece biz değil AKP yöneticileri de bu seçimin bir tarihi dönüm noktası, yepyeni
bir dönemin açılması anlamına gelecek bir seçim olacağını ifade ediyorlar.
Meclis Başkanı, 'Herkes kendini yeni döneme, yeni Türkiye'ye hazırlasın'
diyor. Nedir bu yeni Türkiye? Bu yeni Türkiye'nin altında kimin imzası var?
Bugünkü Türkiye'nin altında 70 milyonun, Kuvayı Milliye'nin, Milli Mücadelenin,
Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası var. Şimdi bize deniyor ki 'Yeni bir Türkiye'ye
hazırlanın'... Nasıl bir Türkiyeymiş, nerede konuştunuz, ne var kafanızda?''
''EN YÜKSEK SADAKAT ANAYASAYA''
Bir ülkede anayasaların huzurun, barışın, istikrarın temeli olduğunu
belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Elbette herkesin kişisel olarak ailesine, dostlarına, hemşehrilerine,
kendi siyasi düşüncesini, felsefi inancını, kendi dini, cemaat değerlerini
paylaşanlara sadakati olabilir. Bu, sosyolojik bir gerçektir. Ama hiçbir ciddi
devlet, anayasaya sadakatin üzerine bu sosyolojik sadakatlerin çıkmasına göz
yumamaz. Göz yumarsa o devlet düzeni çıkmaza girer. Temel sadakat, en yüksek
sadakat anayasamız olacak. Toplumumuzda da ülkeyi yöneten bürokraside ve
siyasetçilerde de böyle olacak. Eğer anayasaya yönelik bir temel hazımsızlık
varsa ve elinize geçecek fırsat ve yetkileri anayasanın özünü, temelini
değiştirmeye yönelik bir biçimde kullanma arayışı içindeyseniz ve o devlet, o
ülke size bunu uygulama fırsatı veriyorsa yanlış yapıyor demektir. Bu yanlıştan
huzur, barış, kardeşlik ve uyum çıkmaz. Bugün Türkiye'de karşı karşıya kaldığımız
tablo budur.''
''ANAYASAYA İNANMAYAN BİR İKTİDAR''
Bugüne kadar Türkiye'de işbaşına gelen hiçbir iktidarın anayasanın
değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleriyle ilgili bir değişiklik
talebinde bulunmadığına dikkati çeken Baykal, ''İlk kez Türkiye'de bir iktidar,
açıktan anayasanın temel niteliklerinin tartışmaya açılmasını, dolayısıyla ilk
fırsatta değiştirilmesini talep etmiştir. Bu, resmi bir talep haline gelmiştir''
diye konuştu.
Baykal, Türkiye'nin bir süredir, bugünkü anayasasına inanmayan bir iktidarla
yönetiliyor olmanın sorunlarını, sıkıntılarını yaşadığını ileri sürerek, şöyle
devam etti:
''Şimdi hükümete ek olarak, cumhurbaşkanlığı noktasında da anayasaya
inanmayan, onun özünü, temellerini bulacağı her fırsatta değiştirmeyi amaçlayan
bir zihniyete, anlayışa cumhurbaşkanlığının teslim edilmesinin yol açacağı
sorunlarla ilk kez karşı karşıya kalacağız. Bugüne kadar orada, anayasaya inanan
çok değerli saygın bir devlet adamı vardı. Şimdi sadece hükümet değil, aynı
zamanda cumhurbaşkanlığı yetkileri de anayasaya açıktan karşı çıkma arayışındaki
bir kadronun, zihniyetin eline geçecektir. Bunun, vahim sonuçları olur. 'Canım ne
olacak seçiliversin, seçildiği zaman o da değişir' diye kendisini aldatmaya
çalışanlar var. Bu, temel bir yanılgıdır. Bilinmelidir ki böyle bir seçim eğer
gerçekleşirse Türkiye'nin dengeleri, Türkiye'de işleyen siyaset süreci çok
sakıncalı sonuçlar verecek şekilde işlemeye başlayacaktır.''
Baykal, Türk Silahlı Kuvvetleri, yargı organları ve Cumhurbaşkanı Ahmet
Necdet Sezer tarafından yapılan açıklamaların, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a
yönelik şahsi bir husumetten, çekişme ve sürtüşme ihtiyacından kaynaklanmadığını
kaydetti.
Uyarıda bulunanların, toplumun en duyarlı ve en yüksek algılama düzeyinde,
ülkeye yönelik tehlike ve tehditleri herkesten önce kavrama ve bunları önlemek
için hazırlanmış olan temel kurumlar olduğunu ifade eden Baykal, bu sorumluluk
içinde olaylara baktıklarını ve ''sakın ha yanlış yapmayın'', ''sadece sözde
değil, özde de Anayasayı içine sindiren birisini oraya tayin edin'' dediklerini
kaydetti. Deniz Baykal, bu tespitlerin ciddiye alınması gerektiğini, kimsenin
şahsi kavga yapmadığını, herkesin ülkenin geleceğiyle ilgili sorumluluk içinde
uyarıda bulunduğunu söyledi.
''GERÇEK, SAMİMİ KAYGILARI OLMASA...''
AK Parti yetkililerinin, ''Genelkurmay Başkanı, çok iyi, çok güzel konuştu
ama Cumhurbaşkanı yanlış konuştu'' dediklerini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Sanki Genelkurmay Başkanı'nın söyledikleri ile Cumhurbaşkanı'nın
söyledikleri iki farklı, ters şey. Bu ne mantık? Efendim, Genelkurmay Başkanı'nın
konuşması bize yönelik değildi. Eğer Genelkurmay Başkanı'nın konuşması size
yönelik değilse, Irak'ta Barzani de çıkıp diyebilir ki Genelkurmay Başkanı'nın
konuşması bana da yönelik değildi. O da aynı haklılıkla aynı şeyi söyleyebilir.
Cumhurbaşkanı gider ayak niçin böyle bir değerlendirme yapsın. Gerçek,
samimi kaygıları olmasa, böyle bir değerlendirme yapılır mı? Türkiye'nin silahlı
kuvvetleri, demokrasiye, hukuka fevkalade saygılı, çok dikkatli bir şekilde
toplumu sıkıntıya sokmamak üzere, ama bir yandan da görev yapmak anlayışını
yansıtmak ihtiyacı içinde dikkatle bir şeyi söylüyorsa, zarafetle, nezaketle bir
şeyi söylüyorsa, bunu söylenmemiş kabul etmek kimseye yarar getirmez. Herkes bu
memleketin yararı, iyiliği için konuşuyor.''
Temel kurumların dile getirdiklerinin iktidar tarafından ''yok sayılmasını''
eleştiren Baykal, ''1 milyon insan meydanda karşına çıkacak onu da yok
sayacaksın. Ve Cumhurbaşkanı olacaksın. Ve bu cumhurbaşkanlığı ülkeye, millete,
devlete yarar getirecek...'' diye konuştu.
İKİ AYRI TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ
CHP lideri Baykal, halkın Cumhuriyet mitingi ile ortaya koyduğu tavrın
dünyada büyük ilgiyle karşılandığını, New York Times'ın ''İki Ayrı Türkiye Ortaya
Çıktı'' yorumu yaptığını anımsatarak, AK Parti iktidarında iki ayrı Türkiye'nin
konuşulmaya başlandığını söyledi.
''Bu, daha Cumhurbaşkanlığı tartışmaları tamamlanmadan oluyor. Bu gidişin
iyi bir gidiş olmadığının, bundan daha iyi işareti olabilir mi?'' diye soran
Baykal, ''İki ayrı Türkiye deniyor, bu kesinlikle benim anlayışıma göre doğru
değil. İki ayrı Türkiye yok, tek Türkiye var. İki ayrı Türkiye iddiası, AKP'nin
uygulamalarından kaynaklanan, onun izlediği politikanın ortaya koyduğu bir
sonuç'' şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, ''Meclis, devletin temel değerleri ile halkın
temel değerlerini birleştirecek bir cumhurbaşkanı seçecektir'' dediğine işaret
eden Baykal, ''Atatürk mü milletin değerleriyle devletin değerlerini
birleştirmiyordu?'' sorusunu yöneltti.
İsmet İnönü, Celal Bayar, Turgut Özal, Süleyman Demirel'in bu değerleri
birleştirip birleştirmediğini soran Baykal, eski cumhurbaşkanlarının hiçbiri için
böyle bir değerlendirme ihtiyacı ortaya çıkmadığını, ilk kez yeni cumhurbaşkanı
konusunda bu değerlendirmenin yapıldığını söyledi.
Baykal, ''Devletimizin değerleri ile milletimiz değerleri arasında bir
çelişki yaratmak isteyenler, bu memlekete en büyük kötülüğü yapmaktadırlar''
diyerek, şunları kaydetti:
''Milletimizin değerleri ile devletimizin değerleri arasında bir çelişki
yoktur. 80 yıllık cumhuriyetimiz içinde devletimiz de milletimiz de aynı
değerlerin etrafında kenetlenmiştir. Hem millet hem devlet olarak temel
anlayışımız, Atatürk milliyetçiliği anlayışıdır.''
ORTAK TEMEL DEĞERLER
Atatürk milliyetçiliği, ulusal bağımsızlık, milli egemenlik ve ulusal
bütünlüğün devletin de milletin de ortak temel değerleri olduğunu söyleyen CHP
Genel Başkanı Baykal, ''28 tane etnik kimlik... Alt kimlik, üst kimlik. Bunlar,
bizim devletimizin de milletimizin de değerleri arasında yok'' dedi. Herkesin,
köküne, kökenine saygıları olduğunu ifade eden Baykal, ''Milletçe bir bütünüz''
diye konuştu.
Deniz Baykal, vatan, coğrafi bütünlüğün de temel değer olduğunu belirterek,
''Türkiye'yi parçalamak, bölmek, Türkiye'yi eyaletlere ayırmak... Böyle bir
değerimiz yoktur'' dedi.
''DİNİ KİMLİĞİMİZLE İFTİHAR EDİYORUZ''
Türkiye'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan
Baykal, insanların ezici çoğunluğunun Müslüman olduğunu söyledi. Baykal, şöyle
konuştu:
''Bununla hepimiz iftihar ediyoruz. İnancımıza, kültürümüze, tarihimize,
değerlerimize, imanımıza, ibadetimize milletçe sahip çıkıyoruz, Devletçe de sahip
çıkıyoruz. Bu konuda hiç kimsenin hiçbir tereddütü olmasın. İnançlarımızla,
mabetlerimizle, camilerimizle iftihar ediyoruz. Peygamberimizle iftihar ediyoruz.
Bütün dini kimliğimizle iftihar ediyoruz. Aynı zamanda hukukun üstünlüğünü esas
alan laik, demokratik, sosyal Türkiye Cumhuriyetiyle de iftihar ediyoruz.''
Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti kimliğinin, Türkiye'nin üstünlüğü
olduğunu ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
''Bunun milletimizin diniyle, inancıyla, değerleriyle çelişen hiçbir tarafı
yoktur. Bu Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin Cumhuriyetidir. Millet ile
Cumhuriyet arasında bir ayrım yaratmak isteyenler, millete en büyük zararı
verecek olanlardır.
Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimi bu tartışmaların ortasında yapılıyor. Bu
kavramlar tartışma konusu olacak. Bu konularda ayrışmalar başlayacak. Bu
tehlikeli. Bu iyi bir gidiş değil. 'Bırakın gelsin canım, alışırız' diye
geçiştirilecek bir konu değil. Kimse, şu kişinin, bu kişinin kişiliğiyle meşgul
değil. Biz, Recep Tayyip Erdoğan ile değil, Türkiye Cumhuriyetinin huzuruyla
meşgulüz.''
"İKİ TÜRKİYE?"
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında, cumhurbaşkanı seçim süreci ve 14
Nisandaki Cumhuriyet Mitingi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
''İki Türkiye var'' söylemine işaret eden Baykal, Tandoğan Meydanı'nı yok
sayan, farkında olmayanların bunu gördüğünü söyledi. Baykal, ''Türkiye'yi, Recep
Tayyip Erdoğan Türkiye'si zannediyorlardı, gördüler ki Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye'si de var'' dedi.
Baykal, Türkiye'de, Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'si değil, Recep Tayyip
Erdoğan'ın olduğunu; iktidarda bir kadro, onun zihniyeti ve yarattığı tablo
bulunduğunu belirtti. Baykal, bu tablonun, Türkiye tablosu olmadığını ifade etti.
Erdoğan'ın, iktidara, ''Türkiye'yi yolsuzluktan kurtaracağım'' diye
geldiğini söyleyen Baykal, ''Boğazına kadar yolsuzluğa battı'' diye konuştu.
Ayrı bir Türkiye olmadığını dile getiren Baykal, Türkiye'de vatandaşların
ezici çoğunluğunun, laik, demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Türkiye'si
istediğini söyledi. Baykal, ''Ona oy vermiş olanların, farklı bir Türkiye
istediğini kabul etmek doğru değildir'' dedi.
Baykal, cumhurbaşkanlığının değil, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti
olarak Türkiye Cumhuriyetinin geleceğinin söz konusu olduğunu kaydetti.
''SİZ KİM OLUYORSUNUZ DA...''
Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın, ''Yeni cumhurbaşkanı, sivil, dindar ve
demokrat olacaktır'' dediğine işaret eden Baykal, dindar bir kişinin
cumhurbaşkanı olmasına itirazlarının bulunmadığını belirtti. Baykal, kişilerin
inançlarını, istedikleri şekilde gönüllerinde, ibadetlerinde, anlayışlarında
uygulamalarında yaşatabileceklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ama bunu bir vasıf diye koymaya kalktığınızda size sorarlar, siz ne hakla,
kimin dindar olup olmadığını belirlemeye kalkıyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz da
insanları dindardır, dindar değildir diye bölmeye kalkıyorsunuz.
İlk kez böyle birisi gelecekmiş. Peki, Turgut Özal, Süleyman Demirel, ondan
öncekiler dindar değil miydi? Bu ne anlayış. Türkiye, daha şimdiden çok tehlikeli
bir ayrışmanın içine çekilmeye çalışılıyor. Seçimin nasıl seçim olduğuyla ilgili
bu söylem, Türkiye'yi şimdiden tahrip etmeye başlamıştır. TBMM Başkanı,
cumhurbaşkanı tanımını böyle yapıyor. Bu bölücülük, Türkiye'nin devlet düzenini
tahrip etmek, Türkiye'nin toplumsal huzuruna mayın döşemek değilse nedir?''
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kim gelirse gelsin, görevlerinin
gelene 'hayırlı olsun' demek olduğunu söylediğini anımsattı. Baykal, bu kadar
sözü dinledikten sonra ''kim gelirse gelsin hayırlı olur'' demenin, çok güç
olduğunu kaydetti.
CUMHURİYET MİTİNGİ
Ankara'da cumartesi günü yapılan Cumhuriyet Mitingi'ne ilişkin
değerlendirmelerde de bulunan Baykal, o gün toplanan kalabalığın yığma bir
kalabalık olmadığını ifade etti.
Bu toplantının, bir çok çevreyi şaşırttığını söyleyen Baykal, bu kişilerin,
''Türkiye'de laiklik, demokratik cumhuriyet, bir avuç statükocunun, entelektüelin
özel meselesidir, halk bu işlerle ilgili değildir. Biz, bu ortamda istediğimizi
yaparız'' diye düşündüğünü vurguladı. Baykal, ''Gördüler ki Türkiye'de Cumhuriyet
anlayışının demokratik bir derinliği vardır, millet, halk, toplum, Cumhuriyete
sahip çıkma ihtiyacı hisseder ve net bir şekilde ortaya koyar'' diye konuştu.
Vatandaşların, belli bir inanç, amaç, kararlılık ve fedakarlıkla bu mitinge
katıldığını belirten Baykal, şöyle devam etti:
''O, Türkiye'nin sadece bir kesimiydi. Bu tablo önemlidir. Bunu, herkesin
çok iyi kavraması lazım. Artık, Türkiye'de laiklik ve Cumhuriyet sadece
kurumların değil, milletin de sahipliği içindedir.
'Kurumları, üniversiteleri, Silahlı Kuvvetleri, yargıyı, eski
cumhurbaşkanını, milleti dinlemem.' Sen kimi dinlersin? 'Yetki bende, 5 yıl önce
yapılmış seçimin sonucu bu tablo, bununla alır götürürüm. Ne olur yapmayın,
yazıktır, tehlikeli, sakıncalıdır.''
''CESARET SERGİLEYECEĞİNİ UMUT EDİYORUM''
Kimsenin, Anayasanın 102. maddesinin yok sayamayacağını ifade eden Baykal,
1. fıkranın cumhurbaşkanı seçiminin, TBMM üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve
gizli oyla yapılacağını düzenlediğini anımsattı.
''184 milletvekili ile Meclis toplanır, bu seçim yapılır'' diyenlerin, bu
fıkrayı nasıl izah edeceğini, bu maddenin ne işe yaradığını soran Baykal, bunun
bir temenni değil, tanzim olduğunu belirtti.
''Bu konu Anayasa Mahkemesine gider'' diyen Baykal, bunun hesabının Erdoğan
tarafından iyi yapılması ve derhal uzlaşma arayışına girmesi gerektiğini öne
sürdü.
Baykal, şunları kaydetti:
''Tarihte nadiren bir insanın eline, bir şeyi yapmayarak, ülkesine en büyük
hizmeti etme fırsatı geçer. Şimdi, Sayın Erdoğan'ın eline, bir şeyi yapmayarak,
ülkesine en büyük hizmeti yapma şansı geçiyor. Sayın Başbakan, bu konuda cesur
davranmalıdır. Cesaret, şimdi burada aday olmamayı göze alacak cesareti
sergilemektir.
Sayın Başbakan'ın, bu cesareti sergileyeceğini umut ediyorum, böyle
davranması gerektiğine inanıyorum. 'Aday olmaktan vazgeçerse, korktu derler'
korkusunu, kendi içinden atmalıdır. Böyle bir korkuya gerek yoktur, hiç
korkmasın. Böyle bir korkusu varsa kendisine yardımcı olacağım. Başbakanın,
korktuğundan değil, memleketin hayrını düşündüğü için aday olmadığını, onunla
birlikte bütün Türkiye'ye anlatmaya çalışacağım. Söz, yeter ki aday olmasın,
derhal uzlaşsın.''
''ÖNEMLİ OLAN BİZİMLE UZLAŞMASI DEĞİL''
Erdoğan'ın, parti liderleri ile görüşeceğini ancak kendisiyle bir araya
gelmeyeceğini anımsatan Baykal, kendilerinin de bir talebi olmadığını kaydetti.
Baykal, sözlerini, ''Önemli olan bizimle uzlaşması değil. 14 Nisanda bir
araya gelen 1 milyon insanla uzlaşsın, onları dikkate alsın, onlarla uzlaştığında
bizimle uzlaşmış demektir. Sayın Başbakan, tarihi bir sınav noktasındadır, yanlış
bir şey yapmaz, yapmayacağı umudunu koruyorum. Akıl, mantık, sağduyu bunu
gerektiriyor. İnşallah arzu ettiğimiz gibi bir sonuç ortaya çıkar; Türkiye bir
gerilime, Cumhuriyet krizine sürüklenmez, hep birlikte bu krizi başarıyla,
demokratik bir şekilde, Cumhuriyetimize de sahip çıkarak atlatırız'' diye
tamamladı.
YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ
CHP lideri Baykal, ilköğretim okulları atama yönetmeliğinde yapılan
değişikliği de eleştirdi.
10 yıldır uygulanan yönetmelikte yapılan değişikliklerle sınav
zorunluluğunun ortadan kaldırıldığına dikkati çeken Baykal, ''Bunun altında ne
yatıyor?'' diye sordu.
Deniz Baykal, yönetmelik değişikliğiyle 15 bin okula sınavsız atamalar
yapılacağını iddia etti.
CHP'YE KATILIM
Baykal'a, konuşmasına başlamadan önce, Cumhuriyetin kuruluşundan önce
Veliyettin Çelebi'nin, Mustafa Kemal Atatürk'e desteğini ileten beyanname ve bu
destekten ötürü Atatürk'ün gönderdiği teşekkür telgrafı, çerçevelenmiş olarak
iletildi.
CHP'nin bugün Cumhuriyete sahip çıkma konusunda büyük bir mücadele verdiğini
belirten Baykal, bu belgenin mücadelelerinde kendilerine güç vereceğini söyledi.
Konuşmasının ilk bölümünde, İzmir'den Kapadokya'ya okul gezisine çıkan
öğrenci ve öğretmenlerle velilerin Aksaray'da geçirdiği trafik kazasına değinen
Baykal, yaşanan acının sadece İzmir'in değil tüm Türkiye'nin acısı olduğunu
söyledi ve başsağlığı dileklerini yineledi.
Baykal, Türkiye Barolar Birliği eski başkanlarından Eralp Özgen'in
vefatından duyduğu üzüntüyü de ifade etti.
TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in ise hastanede yaşam mücadelesi verdiğini
kaydeden Baykal, Dinçer'in bu mücadeleden başarıyla çıkması ve bir an önce
sağlığına kavuşmasını diledi.
Baykal, değindiği üzücü olayların ardından bir de sevindirici haber vermek
istediğini belirterek, DSP eski genel sekreterlerinden Hasan Gülay'ın CHP'ye
katılma kararı aldığını ve grup toplantısında olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ülkenin içinde bulunduğu ortamda Gülay'ın verdiği
bu kararın herkese örnek olmasını istedi.
