2014-02-26 - 15:35
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, parti grupları adına yapılan açıklamalarla ve Gündemdışı konuşmalarla Hocalı Katliamı kınandı. Ayrıca Genel Kurul'da, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının 1. maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, parti grupları adına yapılan açıklamalarla ve Gündemdışı konuşmalarla Hocalı Katliamı kınandı.

Hocalı katliamının 22. yılı dolayısıyla Gündemdışı söz alan Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, 22 yıl önce bir kentin yeryüzünden silindiğini, topyekün saldırıya uğradığını, kaçabilenlerin dağlarda donduğunu, kaçamayanların hunharca katledildiğini anlattı. Ünüvar, "Anlatılması zor bir vahşet. Sözün bittiği yer varsa belki orası Hocalı'dır" dedi.

Hocalı katliamının sadece Türk ve İslam dünyasının problemi olmadığını belirten Ünüvar, "İnsanlık yeni Hocalı katliamlarını görmek istemiyorsa bu katliamın faillerini bulmak ve cezalandırmak zorundadır. Aksi taktirde insanlığı en utanç verici hadisesi olarak kalmaya devam edecektir" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, anlatılanların, bu katliamın bilinerek yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Hocalı'da yapılan vahşetlerle ilgili itirafçıların anlatımlarından alıntılar yapan Halaçoğlu, "Bunları dinleyenler, 'hepimiz Ermeniyiz' diyenler, şu bilgilerden sonra hala bunu söylemeye devam edecekler mi?" diye sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Hocalı katliamının faillerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğini söyledi.

Azerbaycan'ın topraklarının işgal atlında olduğunu belirten Özgündüz, "22 yıldır barışçıl yolla çözülemeyen bir sorundur. İnşallah bu sorun en kısa sürede barışçıl yolla çözülür ama silah yoluyla da bunu çözmek Azerbaycan'ın uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru hakkıdır ve bunu Türkiye desteklemelidir" diye konuştu.

Siyasi partilerin grup başkanvekilleri de yerlerinden söz alarak, Hocalı katliamı kınadılar.

Bu arada CHP'li bazı milletvekilleri, "Gazi Meclis'te hırsızlara yer yok" yazılı kartonları bir süre basın mensuplarına gösterdikten sonra sıraların üzerine koydular.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin konuşması sırasında gösterdiği "Gazi Meclis'te hırsızlara yer yok" yazısını Meclis TV'nin yayınlamamak için elinden geleni yaptığını söyledi.

BDP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamadığı için taşeron işçilerin sorunlarına dair araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu gündemine getirdi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, taşeron işçilerin dağ gibi sorunları bulunduğunu, haftalık izinlerinin olmadığını, ücretlerinin düzenli ödenmediğini, 8 saatin üzerinde çalıştığını söyledi. Baluken, bunun modern kölelik olduğunu ifade etti.

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, öneri lehinde yaptığı konuşmada, daha önce kamuda 20 bin olan taşeron işçi sayısının, AK Parti iktidarı döneminde 600-700 bine kadar ulaştığını, sefalet ücretiyle devam edildiğini savundu.

Daha sonra CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, söz alarak, Meclis TV'nin, Çelebi'nin konuşması sırasında kürsüden gösterdiği, "Gazi Meclis'te hırsızlara yer yok" yazısını yayınlamamak için elinden geleni yaptığını savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal'ın "Kim hırsız?" demesi üzerine Atıcı, mahkemelerin önünün tıkanmamasını istedi. Ünal da elde belge varsa, savcılığa gidilebileceğini ifade etti.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, Meclis TV'nin, bir milletvekillinin konuşmasını ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını yayınlamamasını kınadığını kaydetti.

Mumcu'nun sözlerine AK Partili milletvekileri, "Yasa dışı yayın yapanları kınıyor musunuz?" diye tepki gösterdi.

Mumcu, Genel Kurul çalıştığı sürece Meclis TV'nin yayın yapması gerektiğini söyledi.

Ünal ise Meclis TV'nin hukuksuz görüntülerin yayın yeri olmadığını vurgulayarak, "Kendi siyasi görüşünüzü oradan Meclis'e yansıtamazsınız" dedi.

Mumcu, yansıtmadığını, olması gerekeni söylediğini ifade etti.

Öneri aleyhinde söz alan MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, taşeron işçiliğin, AK Parti iktidara geldiği dönemde, özellikle son yıllarda giderek yaygınlaştığını belirtti. Işık, kamuda işçi çalıştırılmasının adeta birilerinin iki dudağından çıkacak söze bağlandığını söyledi.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, öneri aleyhinde söz alarak, taşeron işçilerinin sorunlarını, çalışma koşulları, kıdem tazminatına yönelik sorunlarını bildiklerini anlattı. Kaçar, bunlara yönelik yasal düzenleme hazırlıklarının tamamlandığını, son Bakanlar Kurulu'nda da bu konunun ele alındığını belirtti.

Konuşmaların ardından BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin Hocalı katliamıyla ilgili genel görüşme açılması önerisi kabul edilmedi.

Önerge üzerinde söz alan MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Azerbaycan'da şehadetin sembolü haline geldiğini belirttiği karanfili kürsüye bıraktı.

Hocalı katliamına Meclis sessiz kalmayarak, konuşmalarla geçiştirilmemesi gerektiğini belirten Oğan, "soykırım anıtı" dikilmesi ya da 26 Şubat'ın "Hocalı'yı anma günü" olarak kabul edilmesine yönelik karar alınabileceğini söyledi.

AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, Hocalı'da katledilenleri Türkiye'nin kendi canı olarak bildiğini, bu hüznü hep yaşadığını, bu acıların unutulmasına izin vermediğini söyledi.

Türkiye'nin Hocalı'yı müşterek acı olarak ele aldığını belirten Alpay, Azerbaycan ile Türkiye arasında köklü bir bağ olduğunu söyledi. Alpay, "Türkiye, attığı her adımda Azerbaycan meselesini kendi meselesi gibi takip edecektir ve bundan sonraki süreçlerde de aynı yaklaşımı ortaya koyacaktır" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, "Hükümeti uyarıyorum: 2015'te Ermeni Soykırımı yalanının 100. yılı geliyor. Bu konuda ne hazırlık yapıyorsunuz?" diye sordu

MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

AK Parti milletvekilleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ve montaj olduğu belirtilen konuşma kayıtlarının, "masa başında, stüdyoda üretildiğini, çakma olduğunu" söyledi.

CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için yolsuzluk ve rüşvetin ülkeye verdiği zararların araştırılmasına dair önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu'na getirdi.

CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, internete düşen ses kayıtlarına koro halinde montaj denildiğini belirterek, eski İçişleri Bakanı'nın oğlu ile konuşmasına, oğlunun evinde 7 çelik kasa bulunmasına dair fotoğraflara montaj denilmediğini söyledi.

Ören, arada 12 saat fark olmasına rağmen bu CD'lerin, montaj olup olmadığının kontrol edilmesi için ABD'ye gönderildiğini savunarak, "Bu hassasiyetinizi gencecik teğmenlerin sehven telefon konuşmaları, ıslak imzalar için gösterseydiniz. Generallerin konuşması için ABD'den yardım istemeyi hiç düşünmediniz mi?" diye sordu.

Telefon konuşmalarıyla ilgili saatlerin TİB'den istenebileceğini ifade eden Ören, "Bir tarafta Recep Tayyip Erdoğan-Bilal Erdoğan, bir tarafta Kemal-Kerem Kılıçdaroğlu. Kerem Kılıçdaroğlu da çalıyor ama o batari çalıyor" dedi.

Grup önerisi aleyhinde söz alan AK Parti Ankara Milletvekili Fatih Şahin, AK Parti iktidarı döneminde kazananın her zaman AK Parti olduğunu ancak 12 yıllık iktidarlarının kaybedenlerinin de bulunduğunu belirtti. Şahin, iktidarlarından önce vahşice faiz gelirine sahip odakların, terörden nemalanan şer odaklarının, ülkenin kaynaklarının kendilerine aktarılmasına, hortumlanmasına alışmış çıkar gruplarının, 2002 öncesinde topluma, siyasete manşetleriyle yön veren medyanın, bu dönemin kaybedenleri arasında yer aldığını söyledi.

Şahin, son ses kayıtlarının, ahlaksızca montajlanmış, tamamen gerçek dışı ses kaydı olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bu konuşma kaydının ucuz, ilk dinlemede dahi anlaşılacak basitlikte montaj olduğu tartışmasızdır. Konuşma kaydı, kendi içinde çelişkilerle doludur. Konuşmaların geçtiği tarih, saatler Başbakan'ın çalışma programıyla örtüşmediği, verilerle rasyonel şekilde ispatlanmış, ortaya konmuştur. Belli ki gündem değiştirmek amacıyla bu kaset alelacele bir yerlerde, masa başında, stüdyoda üretilmiştir. Örneğin ilk konuşma kaydının olduğu söylenen saat Başbakanımız Şeb-i Aruz törenlerinde yaptığı açılış konuşmasına tekabül ediyor. Daha sonraki saat, salon konuşmasına denk geliyor. Bu konuşma ses parçalarının eklenmesi suretiyle oluşturulmuştur. Çok acemice yapıldığı için bazı ses parçaları, bu konuşma içinde yer almıştır. Başbakanımızın farklı tarihlerde yaptığı konuşmaların birleştirilmesi suretiyle üretilmiştir. Konunun uzmanlarının görüşü budur. Hatta uzman olmaya gerek yok. Kaset komplosu tutmamıştır, bundan sonra da tutması asla mümkün değildir."

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan'ın önce sabah 8'de, ikinci kez saat 11.00'de, daha sonra gece oğluyla konuştuğunu, bunların Şeb-i Aruz saatlerinde olmadığını öne sürdü. Hamzaçebi, "Başbakan'ı savunayım derken Başbakan'ın bu konuşmayı yaptığını teyit ediyorsunuz" dedi.

Hasan Ören, Başbakan ve oğlu Bilal Erdoğan'ın istemesi halinde paralel devletle ilgili de bir komisyon kurulabileceğini ifade etti.

Fatih Şahin, "Devlet içinde çöreklenmiş, asalak, taşeron örgütü deşifre etmek, etkisiz hale getirmek, tasfiye etmek, millet, devlet, hukuk, tarih önünde hesap sormak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz" diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, muhalefete kasetlerden de iktidar çıkmayacağını belirtti. Külünk, milletin koyun sürüsü değil, akıl merkezi olduğunu dile getirdi.

Külünk, "Bizimle sakın ha yolsuzluklar üzerinden hesaplaşmaya kalkmayın. Çakma ve beceriksiz bir kaset. Çakma olduğu her halinden belli bir kaset. Siz bunun arkasına mı sığınıyorsunuz? Kasetin arkasına düştünüz, elinizde patlayacak, patladı da. Ne kaset üzerinden bir iktidar devşirmeye çalışın ne de 17 Aralık darbe girişiminin arkasında durarak iktidar devşirmeye çalışın. Sokağı tahrik ediyorsunuz, Ukrayna'yı çağrıştırıyorsunuz, altında kalacaksınız, Ukrayna rüyalarınız, hayalleriniz boşa çıkacak. Paralel örgütten iktidar umuyorsunuz" diye konuştu.

Sataşma gerekçesiyle söz alan Hamzaçebi, "CHP iktidar olsa, bakanları böyle işe bulaşsa o bakanları ihraç eder veya yargının önüne çıkarırız. Kimse Türkiye'nin Ukrayna olmasını istemiyor ama sizin içinizden birileri Marcos olma yolunda. Marcoslara destek vermeyin" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda bugün dershanelerle ilgili kanun tasarısı ele alınacak.

Genel Kurul'un gündemine ve çalışma saatlerine ilişkin AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.

Buna göre, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı gündemin sıralarına alındı. Genel Kurul, bugün bu tasarının bitimine kadar çalışacak.

Genel Kurul, normal çalışma günlerinin dışında 28 Şubat Cuma, 1 Mart Cumartesi, 2 Mart Pazar ve 3 Mart Pazartesi günleri de saat 14.00'te toplanarak bazı uluslararası anlaşmaları ele alacak.

Öneri üzerinde söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında o tapeleri yayınlıyor olmasından hukukçu olarak, ülkenin bir evladı olarak mahcup olduğunu söyledi. Bunların gece yayınlanıp sabaha bu doğruymuş gibi gösterildiğini belirten Turan, "Bu kavganın kaybedeni önce CHP olacaktır" ifadesini kullandı. Turan, bunun bir ay sonraki seçimlerde ortaya çıkacağını kaydetti.

Milletin sahte kasetlere itibar etmediği, kasetlerin montaj olduğunu gösteren dünya kadar belgenin ortaya çıktığını ifade eden Turan, "Polatkan'ın zimmetinde 4 milyon para", "Menderes ile ilgili 12 uçak dolusu altın" iddialarının gündeme getirildiği gazete haberleri gösterdi. Turan, "Bunların sizin kasetinizden farkı yok. Biz kasetle gelmedik, kasetle gitmeyeceğiz. Çatlasanız da patlasanız da sonuna kadar sayın Erdoğan'ın arkasındayız" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, halkın bilgi alma hakkı önündeki bütün engelleri kaldıracaklarını belirterek, "Bunları orada, burada, seçim meydanlarında da dinleteceğiz" dedi.

Bunların mahkeme kararıyla alınmış tapeler olduğunu savunan Tanrıkulu, "Savcıları görevden alıyorsunuz, hakimlerin yerini değiştiriyorsunuz, soruşturmaları gizli hale getiriyorsunuz, MİT yasasını, HSYK yasasını, internet yasasını çıkarıyorsunuz, sonra 'bunları göstermeyin' diyorsunuz. Her tarafta bunları göstereceğiz" diye konuştu.

Tanrıkulu'nun "Sizin burada masaların altına girmeniz lazım" sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, "3 yıl önce kasetlerle ilgili size isim, kredi kartı numarası, plaka verdik ama ilgilenmediniz. Şimdi 'bu tapelere karşı çıkın' diyorsunuz. 'Kasetle gelmedik kasetle gitmeyeceğiz' diyorsunuz ya, cemaatle geldiniz cemaatle gideceksiniz. 11 yıl sonra mı anladınız bunları?" diye sordu.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Dinlemeler, kasetler her gün çıkar, önemli olan hepimizin buna karşı birlik oluşturması. Bu anlayışın ruhuna uygun yasal düzenleme yapmalıyız" dedi.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, "Meclis televizyonunu kesmek kimin haddinedir. Neden, niçin korkuyorsunuz?" sorusunu yöneltti.

TBMM Genel Kurulu'nda, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının görüşmeleri başladı.

Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde ilk sözü CHP Grubu adına İstanbul Milletvekili Nur Serter aldı.

Tasarı, temel kanun olarak iki bölüm halinde görüşülecek.

CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, cemaat ile hesaplaşmak, intikam almak için çocukların, gençlerin kurban edildiğini savundu.

Serter, TBMM Genel Kurulu'nda, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde CHP Grubu adına söz aldı.

Serter, bütün paydaşların karşı olduğu yeni bir yasal düzenleme daha yapıldığını savundu. Serter, öğretmenlerin, eğitim sendikalarının, dershanelerin, partilerin bu düzenlemeye karşı olduğunu söyledi.

Tasarının AK Parti'nin cemaat ile hesaplaşması, tasfiye ve kadrolaşma amacının ürünü olarak hazırlandığını öne süren Serter, tasarının dershaneleri ve bakanlık kadrolarını tasfiye ettiğini belirtti. Serter, tasarının, önce tasfiye sonra kadrolaşmayı hedeflediğini savundu.

Serter, dershanelerin kapatılması halinde kayıt dışı çalışacağını, merdiven altına ineceğini, zengin ailelerin para ödeyerek öğretmen tutacağını, düşük gelirli ailelerin çocuklarının bu imkandan yoksun kalacağını kaydetti. Serter, "Işıkevlerinin her birinin ayrı bir üniversite hazırlık kursu haline dönüşüp dönüşmeyeceğinden emin misiniz? Bunu engelleyemezsiniz, her ev dershane olacak, on çocuk birleşecek ders alacak, devlet vergi kaybedecek. Cemaat ile hesaplaşmak, intikam almak için çocuklarımızı, gençlerimizi kurban ediyorsunuz. Bütün dershaneler sanki cemaatinmiş gibi insanların ekmeğiyle, öğretmenlerin geleceğiyle oynuyorsunuz" diye konuştu.

Serter'in konuşmasından sonra Genel Kurul, bir saat ara verdi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının anayasaya aykırılık taşıdığını savunarak, görüşülmemesini istedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Tasarı'nın tümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.

MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, böyle devam etmesi halinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın acemiler birliği tarafından yönetilen birim haline dönüşeceğini savunarak, AK Parti ile birlikte liyakatın, tecrübenin dikkate alınmadığını söyledi.

Topcu, tasarıyla birlikte bakanlıkta görevden alınacak ve yerine getirilecek kişilerin kimler olduğunu sordu.

Topcu, "Dershaneler, özellikle birileriyle hesaplaşma için gündeme getirilen, çözümü uzun soluklu çalışmalarla, bunu hazırlayan nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla çözüm üretilebilecek bir konuyken, bıçak gibi keserek veya hiç mantıklı olmayan alternatifler üreterek çözüm yolu aranmak istenmiştir" diye konuştu.

Sistemde sınav, yarışma olduğu sürece dershanelerin devam edeceğini ifade eden Topcu, dershanelerin merdiven altına ineceğini öne sürdü.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, tasarının, anayasanın 48. maddesindeki müteşebbis özgürlüğüne aykırılık taşıdığını savundu. Tanal, öğretmenlerin, müdürlerin görevlerinin sona ermesinin de anayasaya aykırılık oluşturduğunu iddia etti.

Dershanelerin kalkmasının, anayasadaki fırsat eşitliğini sağlamak açısından sosyal eşitlik ve sosyal adalet ilkelerine aykırı olduğunu ileri süren Tanal, anayasaya aykırı bu düzenlemenin görüşülmemesini istedi.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, komisyon başkanının bu konuyu inceleyip, bir karara bağlamış olabileceğini söylemesi üzerine, Tanal, böyle bir raporun olmadığını belirtti.

Bunun üzerine Mumcu, birleşime kısa bir süre ara verdi. Aranın ardından Tanal, tasarının anayasaya aykırı olduğunu savunarak, usul tartışması açılmasını istedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, anayasaya aykırılık iddiaların, bugüne kadar usul tartışmasına neden olmadığını söyledi. Aydın, aykırılık iddialarının madde geldiğinde görüşülebileceğini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, tasarıda, anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesini kaldıran bir düzenleme bulunduğunu öne sürerek, kanunun yürürlüğe girmesiyle müsteşar ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı dışında bakanlık bürokrasinin görevinin sona ereceğini anımsattı.

Konuşmaların ardından Mumcu, anayasaya aykırılık iddiasını Genel Kurul'un onayına sundu. Daha sonra tasarının görüşmelerine devam edildi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****