2026-10-07 - 20:13
TBMM GENEL KURULUNDA FON KOORDİNASYON KURULU ÇALIŞMALARI GÖRÜŞÜLDÜ
TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında, Danışma Kurulu önerisi doğrultusunda siyasi partiler adına konuşmalar yapıldı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, fon soruşturmalarına ilişkin, "Kim yanacaksa yansın, bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Bunu Türkiye'nin temizlenmesi, kurumların temizlenmesi için bir fırsat olarak görebilirsiniz." dedi.

İYİ Parti Grubu adına Samsun Milletvekili Usta ile Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Bazı fon şirketlerinde yaşanan olayları "vurgun" olarak nitelendiren Usta, yaşananların göz göre göre geldiğini ve bir ilişki karmaşasının söz konusu olduğunu savundu.

Fon şirketlerinde yaşananların yabancılar tarafından ortaya çıkartıldığı için hükümetin bunun üzerine gittiğini öne süren Usta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in uyarı yaptığı gün bu işlerin üzerine gidilmesi durumunda bu kadar yüksek bir mağduriyetin ortaya çıkmayacağını söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kendisinin de hükümeti uyardığını aktaran Usta, "Neyi bilmediğinizi bize söylüyorsunuz. Böyle bir şey yok. Bu kurumsal çürümedir, Türkiye'nin kurumları çürüyor. 'Nasıl olsa bana bir şey olmaz' anlayışı, yargısı dahil, sivil, askeri bütün bürokrasiye hakim olmuş durumda." ifadesini kullandı.

"Kulislerde 'yanarsam yakarım' şeklinde tehditlerin konuşulduğunu" iddia eden Usta, "Bu tehditlere boyun eğmeyin. Kim yanacaksa yansın, bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Bunu Türkiye'nin temizlenmesi, kurumların temizlenmesi için bir fırsat olarak görebilirsiniz." diye konuştu.

- "Kimin, ne zaman, neyi, kaç paraya aldığı, nereye havale ettiği belli"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise hükümete yönelik eleştirilerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

"Biz bir teknik meseleyle, bir muhasebe meselesiyle, bir mali meseleyle karşı karşıya değiliz. Bu iş üç farklı ayağı olan bir mesele. Elbette bir mali yönü var. Vatandaşın parası nerede, ne zaman ödenecek? Ama bununla beraber bir adli yüzü var. Bu parayı kim çaldı? Bu bilgileri kim sızdırdı? Bu manipülasyonları kim yaptı? Ama en temelinde bir siyasi meseleyle karşı karşıyayız. Çünkü karşı karşıya olduğumuz şey bir örgütlü suç. Üstelik kamu gözetiminde bir örgütlü suç. Üstelik çok önemli kişilerin karıştığı bir suç."

Bu olayların münferit bir hadise olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Dalgın, söz konusu tutarların muazzam büyüklükte olduğuna dikkati çekti. Dalgın, "'Buharlaştı' denilen 17 milyar dolar para, 300 bine yakın sosyal konut yapmak, 1,5 milyondan fazla insanı asgari ücretle çalıştırmak, her evladımıza 4 sene boyunca ücretsiz bir öğün sıcak yemek verebilmek demek." dedi.

Dalgın, her şeyin kayıtlı olduğunu söyleyerek, "Kimin, ne zaman, neyi, kaç paraya aldığı, nereye havale ettiği belli." sözlerini sarf etti.

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, "Külliye kurullarından milletin içine sinecek, yerli ve yabancı yatırımcıya yeniden güven verecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. Bu yüzden çare, büyük milli meselelerin kesin çözüm adresi olan Meclisimizin vaziyete el koymasıdır." dedi.

Öztrak, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında yaptığı konuşmada, fon soruşturmalarına ilişkin uygulamaları eleştirdi.

Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Başkanı Ali Emre Ballı'nın ölümüne değinen Öztrak, büyük bir "finansal skandalın ortasında yaşanan" ölüm olayının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini dile getirdi.

Sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemleri denetleyenlerle denetlenenler arasındaki ilişkileri eleştiren Öztrak, birçok manipülasyonla hisselerin şişirildiğini söyledi.

Kimsenin, partisinin vekillerini kriz masasına oturtarak veya dijital OHAL ilan ederek "bu sarmaldan" kurtulamayacağını ifade eden Öztrak, şöyle konuştu:

"Külliye kurullarından milletin içine sinecek, yerli ve yabancı yatırımcıya yeniden güven verecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. Bu yüzden çare, büyük milli meselelerin kesin çözüm adresi olan Meclisimizin vaziyete el koymasıdır. Zararların ve sorunların kimse korunmadan tespit edileceğine, nepotizm ve nüfuz ticareti ağının ortaya çıkarılıp temizleneceğine, vurguncuların mal varlıklarından vurdukları paranın derhal tahsil edilip mağdurlara ödeneceğine dair toplumda güveni ancak TBMM çatısı altında tüm partilerin katılımıyla bir araştırma komisyonu kurarak ve işleterek sağlayabilirsiniz."

Öztrak, konunun Meclis çatısı altında çözülmemesi halinde yarın çok daha büyük krizlerle ve çok daha büyük maliyetlerle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle mağdur sayısının 1,5 milyon civarında olduğunu iddia etti.

Denetleyici ve düzenleyici kurumların görevini yapmadığını savunan Akay, bir portföy şirketinin dijital varlıkları soğuk cüzdan kullanarak yurt dışına kaçırdığına ilişkin iddianın da araştırılmasını istedi.

Vatandaşın devlete ve kurumlarına güvendiğini, gelirlerinin enflasyonun altında ezilmemesi için bu piyasalara girdiğini belirten Akay, "Vatandaşın beklentisi şudur, çok hızlı bir şekilde mağduriyetlerinin giderilmesi ve ödemelerinin süratle yapılması. Nitelikli yatırımcılar da dahil bu piyasada zarar gören herkesin ödemelerinin yapılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, fon soruşturmalarına ilişkin, "Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemeli." dedi.

Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ekonomisinin istikrarının finansal istikrardan geçtiğini belirten Kalaycı, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi için finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi gerektiğinin altını çizdi.

Finans sisteminin güven üzerine kurulduğunu vurgulayan Kalaycı, finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararının yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı olmadığını belirtti. Kalaycı, "Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmekte." diye konuştu.

Fon soruşturması kapsamında atılan adımları hatırlatan Kalaycı, "Hukuksuzluğa tevessül eden, vatandaşımızın hakkına el uzatan kim veya kimler varsa hesabını hukuk önünde vermeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemelidir. Ayrıca sermaye piyasasında kısa süreli aşırı yüksek kazançları önleyecek bir oto kontrol sistemi kurulması da uygun olacaktır." ifadelerini kullandı.

Kalaycı, yaşanan gelişmelerin, incelemelerin sonuçlarının tüm ayrıntılarıyla ve sorumlularıyla birlikte milletle paylaşılmasını istedi.

- "Sermaye piyasasının daha da güçleneceğine inanıyoruz"

Fonlar üzerinden fitne yayan, Türkiye'nin huzur iklimini sabote etmeye çalışanların devrede olduğunu söyleyen Kalaycı, bu duruma müsaade edilmemesi gerektiğine işaret etti.

Türkiye'nin kurumlarının görevinin başında olduğunu vurgulayan Kalaycı, ekonominin temellerinin sağlam olduğunu dile getirdi. Makro ekonomik görünümde bir sorunun olmadığını belirten Kalaycı, "Sorunu olan fonların tasfiyesiyle birlikte sermaye piyasasının daha da güçleneceğine inanıyoruz." dedi.

Türkiye'nin yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden geçtiğini dile getiren Kalaycı, şunları kaydetti:

"Yolsuzluklar, halkın kurumsal otoriteye karşı saygısını yitirmesine yol açmaktadır. Yolsuzluklar, ahlak çöküntüsü yaratmaktadır. Yolsuzlukların yatırımları etkilemesi, kalkınmaya harcanması gereken kaynakları sekteye uğratması, yasalara aykırılığı özendirmesi, doğrudan ya da dolaylı olarak insan haklarını zedelemesi gibi zararları ile birlikte, ülkemizin özellikle yoksul insanlarına onarılmayacak zararlar verdiği görülmektedir. Yolsuzluk bataklığını kurutmak mutlak bir zorunluluktur. Herkes ahlaki sorumlulukla elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin helal rızkını çalan soygunculardan, organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalı."

Kalaycı, kamu ihale sistemi, imar ve iskan düzenlemeleri, mal bildirimi, bilirkişilik, kamu görevlilerinin yapamayacağı işler gibi hususları düzenleyen mevzuatın gözden geçirilmesini, bu müesseselerin şeffaf ve denetlenebilir olmasını istedi.

Siyaset alanının aklanmaya ve arınmaya çok ciddi ihtiyaç duyduğunu belirten Kalaycı, şöyle konuştu:

"Siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı kimse töhmet altında kalmamalı, diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir Parlamentonun varlığı tesis edilmelidir."

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, fon soruşturmalarına ilişkin, "En önemlisi yatırımcının parasını ne zaman alacağını bilmesi ve bu konuda gerçek bir takvimi hızlı şekilde kamuoyuyla, Meclis'le, toplumla en önemlisi de mağdurlarla paylaşmanız gerekiyor." dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekilleri, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, meselenin "sınırlı bir fondaki yaşanan olay" olarak tanımlanmaması gerektiğini savunarak, yapısal bir sorun olduğunu ve bunun konuşulması gerektiğini söyledi.

Koçyiğit, Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) bu süreçte yetkilendirildiğini anımsatarak, DDK Başkanı'nın aynı zamanda İstanbul Borsası'nın Yönetim Kurulu üyesi olmasını eleştirdi.

Söz konusu kişinin İstanbul Borsası Yönetim Kurulu'ndan istifa ettiğini anımsatan Koçyiğit, "Oysa ki istifa etmesi gereken yer Devlet Denetleme Kurulu idi. Kendi zamanında onay verdiği işlemleri, gidecek ve denetleyecek. Biz buna 'DDK gitti denetledi, çok iyi oldu, raporu da güvenilir' diyebilir miyiz, diyemeyiz." dedi.

Konuya ilişkin Meclis'te araştırma komisyonu kurulması yönünde talepleri olduğunu ancak iktidarın bu talepten kaçındığını savunan Koçyiğit, bu durumu eleştirdi.

Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En önemlisi yatırımcının parasını ne zaman alacağını bilmesi ve bu konuda gerçek takvimi hızlı bir şekilde kamuoyuyla, Meclis'le, toplumla en önemlisi de mağdurlarla paylaşmanız gerekiyor. Çok şey söyleyebiliriz ama şunu açık ve net söyleyelim, bu sistemsel bir sorun. Bir tane eski bakanı, AK Parti'nin içerisindeki birkaç yetkiliyi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndaki (BDDK) birkaç üst düzey bürokratı, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) birkaç yetkilisini bu işten sorumlu tutarak bu işin içinden kurtulamazsınız. Burada sistemsel bir sorun var. Burada aslında bilerek ve isteyerek yoksul, orta gelirli ve halkın parasına çökme var."

- "Bu kadar yatırımcısı olan bir ülke olabilir mi?"

Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise konuya dair önlemlerin alınmaması halinde bundan sonraki süreçte daha büyük olacağını savunarak, "Esas yapısal meseleyle ilgilenmeyip buna bir çözüm getirmediğiniz sürece bu krizleri, bu yolsuzlukları önlemeniz mümkün değil." ifadesini kullandı.

İstanbul Borsası'nda 6,5 milyon insan olduğunu iddia eden Temelli, "Kim bu insanlar? Bu kadar yatırımcısı olan bir ülke olabilir mi?" dedi.

Sistemin çok adaletsiz olduğunu savunan Temelli, bu olaya son vermenin bütçe yapma iradesinden geçtiğini ileri sürdü.

Temelli, şunları kaydetti:

"Siz adaletli bir bütçe yapmıyorsunuz. İşçinin, emekçinin hakkını koruyacak bir yerden meseleye yaklaşmıyorsunuz, siz hep sermayeyi koruyorsunuz. Dolaylı vergiler, faiz ödemeleri, vergi harcamaları... Sonuçta böyle bir bütçeye böyle bir fon piyasası. Bugünden sonra eğer bu yaşananlar, gerçekten artık bu konuda bir şey yapmak gerekliliğine dair bir atmosfer yaratmışsa ki benim umudum yok, o zaman yapılması gereken ciddiyetle bir komisyon kurulmasıdır. Diğer yaptığımız komisyonlar gibi değil ama. Komisyon meseleyi ele alacak, değerlendirecek, hem bu kurulları, bu kurumları, bu sistemi nasıl düzeltilebiliriz diye gerçekten ciddi bir çalışma yapacak. Bunu düzeltebilmek adına da gerekli yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçireceğiz. Olması gereken bu."

Yeni Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, sermaye piyasasında gerçekleştirilen ve soruşturmaya konu olan bazı işlemlere ilişkin, "Bu ülkenin yargısı ve bürokratları muhalefeti takip etmekten bir soygunu görememiş, milyarlar uçup gitmiş." dedi.

Yeni Parti Grubu adına, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM Genel Kurulunda, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Başarır, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın konuşması sırasında borsanın düştüğünü söyleyerek, sistemin yatırımcıya güven vermediğini savundu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) bağımsız olup olmadığını soran Başarır, geçmiş dönemlerde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve BDDK'ye yapılan bazı atamalara ilişkin çeşitli iddialarda bulundu.

Başarır, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında, Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya'nın ifadeye çağrılmasına değinerek, ikilinin "davetiye ile ifadeye çağrıldığını" savundu.

Fon soruşturmaları kapsamında 16-17 Eylül'de fondan para çıkaran kişilerin açıklanmasını isteyen Başarır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"600 kişi parayı çalmış. 227 milyar göz göre göre gitmiş. Kim bunlar? Neymiş, 'ticari sır'. Dolandırıcının, hırsızın, vurguncunun ticari sırrı olur mu? Dolandırıcının milyarları ticari sır, Mersin'de bir annenin gecelikli görüntüleri ifşa ediliyor. O anneye yapılanlar benim içimi yakıyor. O anneyi teşhir edenler, bir ailenin milyarlarını koruyor. 'Fatma Hanım tutuklansın' demiyorum, ben tutuklanmaya karşıyım, en son uygulanacak tedbirdir ama neden hep bizim insanlar sabah 06.00'da alınıyor, Fatma Hanım eşiyle kol kola davetiye üzerine adliyeye gidiyor?"

Başarır, Türkiye'de yaşanan sorunların temelinde denetim mekanizmalarının bulunduğunu öne sürerek, "Bu ülkenin yargısı ve bürokratları muhalefeti takip etmekten bir soygunu görememiş, milyarlar uçup gitmiş. Şimdi, 'yurt dışından parayı getireceğiz', bugüne kadar giden hangi paramız gelmiş ki?" sorusunu yöneltti.

- "Her şey herkesin gözü önünde oldu"

Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, soruşturmaya konu olan sermaye piyasasında gerçekleştirilen bazı işlemler üzerinden hükümeti eleştirdi.

Özlale, yaşananların "göz göre göre geldiğini" iddia ederek, şunları kaydetti:

"Geçen sene Kasım ayında Plan ve Bütçe Komisyonunda, piyasada borsa manipülasyonu yapılan şirketlerin ismini verdik, karşımızda da Sayın Mehmet Şimşek vardı. Hiçbir şey yapmadı. Kamuoyunda bunu dile getiren bir sürü insan oldu, hiçbir şey yapmadı. Daha sonrasında burada bütçe görüşmelerinde Tera'nın adını verdik, hangi hisselerde manipülasyon olduğunun haberini verdik. Sizler bir şey yapmadınız, bu haberleri bir bilgi sayan insanlar geldiler, o fonlara paralarını yatırdılar. Dolayısıyla her şey herkesin gözü önünde oldu."

Söz konusu işlemlerin önceden önlenebileceğini söyleyen Özlale, geçmiş dönemde yaşanan bazı olaylar üzerinden hükümete yönelik eleştirilerde bulundu.

Özlale, "Bütün bunlara zamanında önlem almadığınız için bugün oluşan intiharlardan, iflaslardan, temerrütlerden, halkın artık günü kurtaracak parası olmamasından kusura bakmayın ama sizler sorumlusunuz." sözlerini sarf etti.

AK Parti Grubu'na da seslenen Özlale, konuyla ilgili bir araştırma önergesi vereceklerini bildirerek, önergelerine destek istedi.

Özlale, bugün 455 bin kişinin mağdur edildiğini söyleyerek, "Burada mağdur olmayan kişiler lütfen 'ben mağdur değilim' demesinler çünkü denetimsiz bir düzen, bir gün sizin birikiminizi, işinizin geleceğini, çocuğunuzun hayatını da vurabilir." dedi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, "Fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacaktır. Yani bu süreçte milletimizin vergileri, devletimizin bütçesi kullanılmayacaktır." dedi.

Yüksel, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmalarının görüşüldüğü oturumda AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, fon piyasasındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti.

Yaşananların, finansal sistemin bütününe ilişkin bir sorun oluşturmadığını vurgulayan Yüksel, fon piyasasının sınırlı bir bölümünde, belirli işlemler ve uygulamalar çerçevesinde ortaya çıkan bir durumun bulunduğunu söyledi.

Yüksel, 2 Ekim itibarıyla tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık geldiğini bildirdi.

Türkiye'nin güçlü bir sermaye piyasası altyapısına sahip olduğuna işaret eden Yüksel, sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan sorunların diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü ve kapsamlı tedbirler alındığını kaydetti.

Yaşanan sürecin bütün yönleriyle inceleneceğinin altını çizen Yüksel, "Kim olursa olsun, piyasayı bozan ve yatırımcıyı mağdur eden herkes bunun sonuçlarına katlanacaktır. Piyasa manipülasyonu yapanlar hukuk önünde hesap verecektir. Vatandaşımızın, yatırımcımızın canını yakan, huzur ve güven iklimini bozmaya teşebbüs eden her kim varsa makamı, ünvanı, partisi fark etmeksizin hukuk önünde bedel ödeyecek, gereken yapılacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Alınan tedbirleri anlatan Yüksel, sürecin, Hazine ve Maliye ile Adalet bakanlıklarının koordinasyonunda iki koldan yürütüldüğünü aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, konunun tüm yönleriyle incelenmesi için Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdiğini belirten Cüneyt Yüksel, ayrıca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında da Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulduğunu anımsattı.

Yüksel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 ayrı dosya üzerinden "bilgi suistimali, piyasa dolandırıcılığı, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya örgüte üye olma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarına ilişkin soruşturmalar yürütüldüğünü aktardı.

- "Zararın faturası milletimize değil, sorumlulara ödetilecektir"

Soruşturmalar kapsamında 85 şüphelinin tutuklandığını anlatan Yüksel, 1 Temmuz-16 Eylül arasındaki fon çıkışlarının incelemeye alındığını, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlıklarının dondurulduğunu ifade etti.

Tasfiye kararına konu 6 şirkete ait 125 fonun tasfiyesini Ziraat Bankası'nın yürüttüğünü bildiren Yüksel, Tera'ya ait 6 fonun tasfiyesinin ise Tera'nın saklayıcı kuruluşu olması nedeniyle İş Bankasınca gerçekleştirildiğini anlattı.

Tasfiye sürecinin şeffaf, adil ve etkin bir şekilde yürütüleceğini kaydeden Yüksel, şöyle devam etti:

"Fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacaktır. Yani bu süreçte milletimizin vergileri, devletimizin bütçesi kullanılmayacaktır. Zararın faturası milletimize değil, sorumlulara ödetilecektir. Yatırımcılara, fondaki payları oranında dağıtım yapılacaktır. Önceliği küçük yatırımcılarımıza ve para piyasası fonlarına vereceğiz. Yatırımcılarımızın haklarını gözetirken özellikle küçük yatırımcılarımızı koruyacak ve süreci mümkün olan en kısa sürede sonuçlandıracağız. Tasfiyeyi iki ayrı yöntemle ilerleteceğiz. Mali yapıları görece daha güçlü olan fonlarda olağan tasfiye süreci işletilecektir. Diğer fonlarda olağanüstü tasfiye yöntemi uygulanacaktır. Dört şirkete ait fonların yatırımcılarına, tasfiye sonunda hak kazanacakları tutardan mahsup edilmek üzere 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacaktır. Buna göre, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılarımıza tutarın tamamı, 1 milyon lira veya üzerinde olan yatırımcılarımıza ise 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacaktır."

Tasfiye sürecindeki diğer bir önemli adımın da "haksız veya fahiş kazançların geri kazanılması" olacağını vurgulayan Yüksel, bu amaçla Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına iki ayrı türde iade hesabı açıldığını belirtti.

Yüksel, gönüllü iadenin bir af olmayacağının altını çizerek, yapılan iadenin, ilgililerin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını söyledi.

Olağanüstü tasfiye sürecinin hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla düzenlemeler ve mevzuat çalışmaları yapıldığını dile getiren Yüksel, şunları kaydetti:

"Bu çalışmalarla hem yatırımcıların hak sahipliğinin ve yapılacak ödemelerin esasları hem de kayıp varlıkların geri kazanılması ve yatırımcılara dağıtılması süreci açık bir hukuki çerçeveye kavuşturulacaktır. Hak sahipleri fon ve hesap bazında belirlenecek, yatırımcının net yatırım tutarı enflasyon oranlarına göre güncellenecektir. Düzenlemenin ikinci ayağını ise geri kazanım mekanizması oluşturacaktır. Fonlarda tespit edilen zarar, kayıp ve eksik bakiyelerin sorumlulardan tahsili yoluna gidilecektir. El konulan veya müsadere edilen varlıklar TMSF tarafından nakde çevrilecek ve elde edilen gelirler geri kazanım hesabında toplanacaktır. Bu hesapta biriken tutarlar da Yatırımcı Tazmin Merkezi aracılığıyla hak sahibi yatırımcılara dağıtılacaktır. Birikimlerini bu fonlara emanet eden her bir vatandaşımızın kaygısını anlıyoruz. Milletin hakkı, bizim kırmızı çizgimizdir. Pusulamız ahlak, hukuk ve vicdandır. Bu ülkenin geleceğine inanan, bu ülkeye güvenen hiç kimse mağdur edilmeyecek, milletimizin güven ve huzuruna kastedenin de gözünün yaşına bakılmayacaktır."

- "Piyasalar vurguncuların oyun alanı değildir"

TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş, vatandaşın hakkının yenilmesine göz yummayacaklarını belirtti.

Vatandaşların birikiminin kendilerine emanet olduğunun altını çizen Savaş, yaşanan süreçte birikimine ulaşamayan, ödeme sürecini merak edenlerin hassasiyetini anladıklarını belirtti.

Mustafa Savaş, şöyle konuştu:

"Sorunu hızlı ve hakkaniyete uygun şekilde çözmek için azami gayreti gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti olarak sorumluluğumuz milletin hassasiyetine somut adımlarla cevap vermektir. Devletimizin ilgili kurumlarının aldığı tedbirleri, hukuki süreçleri ve yatırımcı haklarının korunmasına yönelik çalışmaları bu anlayışla değerlendiriyoruz. AK Parti, Türkiye'de temiz toplum ve temiz siyasetin öncüsü ve sözcüsüdür. AK Parti olarak her türlü usulsüzlüğe karşı tavizsiz hareket etmekteyiz."

Türkiye'nin, iktidarları döneminde güçlü finansal altyapıya kavuştuğunu dile getiren Savaş, bugüne kadar sermaye piyasalarında dönüşümler yaşandığını, atılımların gerçekleştirildiğini ifade etti.

Savaş, fon piyasasındaki sıkıntının sermaye piyasalarındaki yapısal sorundan kaynaklanmadığına dikkati çekti.

Alınan tedbirleri ve yapılan çalışmaları anlatan Savaş, daha sağlıklı sermaye piyasası kurulması için iradenin ortaya konulduğunu ifade etti.

AK Parti'li Savaş, şu ifadeleri kullandı:

"Finansal sistemi olumsuz etkileyecek risk mevzubahis değildir. Yanlış işlere bulaşanlar temizlendiğinde, ihtiyaç görülen düzenlemeler yapıldığında sermaye piyasaları büyük ivme yakalayacaktır. Sermaye piyasalarında gelecek, dün ve bugünden daha iyi olacaktır. Hisse senedi ve fon manipülasyonlarıyla vatandaşlarımızın birikimi hedef alınmış, güveni olumsuz etkilenmiştir. Sermaye piyasalarında yaşanan bu süreç, kuralların eksiksiz işletilmesi, şeffaflığın sağlanması, yatırımcı güveninin sağlıklı işleyebilmesi için bir fırsat sunmaktadır. Sermaye piyasalarında atılacak yeni adımlar, tasarruf sahiplerinin güvenini tazeleyen, şeffaflığı artıran ve ekonomiye uzun vadeli, kaliteli finansman sağlanan yeni dönemin kapısını aralayacaktır. Milletimiz müsterih olsun, bu piyasalar vurguncuların oyun alanı değildir."

Savaş, mevzuata aykırı hareket eden, haksız kazanç elde edenlerle ilgili gerekli işlemlerin yürütüldüğünü söyledi.

Şahsı adına konuşan EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, iktidarı eleştirdi.

Milletin ve emekçilerin fon soruşturmasına ilişkin iktidardan hesap sorması gerektiğini söyleyen Bayhan, Türkiye'yi emekçilerin düzlüğe çıkaracağını belirtti.

Siyasi parti grupları adına yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a söz verdi.

 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Olağanüstü tasfiyede ana paraya yoğunlaşan bir yöntemimiz var. Belli büyüklüklerden bahsediyoruz ama aslolan sisteme giren paranın büyüklüğüdür. Manipüle edilmiş bir şekilde çok yüksek rakamlara çıkarılmış değerler gerçek kaybı bana göre yansıtmamaktadır. Aslolan o ana para ve onun karşılık geldiği değerdir. Bu konuda da elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz." dedi.

Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında bilgi verdiği TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Fon Koordinasyon Kurulu toplantısına AK Parti'den ve AK Parti Grubu'ndan isimlerin katılmasına yönelik eleştiriye yanıt veren Yılmaz, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş'ı toplantıya kendisinin davet ettiğini aktardı.

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde hükümetin doğrudan kanun teklif etme yetkisinin olmadığını, sadece bütçe kanununu gönderebildiğini belirterek, "Dolayısıyla bir kanun teklif edilecekse bunu grubumuzla çalışmak durumundayız. Bir kanuni düzenleme tartışması varsa parti grubumuzla birlikte bu çalışmayı yapmak durumundayız. Bu kapsamda da ilgili arkadaşlarımızı davet ediyoruz. Onlarla birlikte konuşuyoruz. Çünkü yeni sistemin yapısı bu şekilde." diye konuştu.

Fonların tasfiye sürecinde milletin kaynağının kullanılmayacağını yineleyen Yılmaz, "Ancak fonların kendi kaynakları, haksız kazanç olarak elde edilip fahiş fiyat, fahiş gelir olarak elde edilen kazançlardan geri alınanlar kullanılacak. Ayrıca yine hukuksuz işlemlerden kaynaklı el konulan varlıklar, gayrimenkuller değerlendirilerek yatırım sahiplerine hakları olabildiğince iade edilmiş olacak. Olağanüstü tasfiyede ana paraya yoğunlaşan bir yöntemimiz var. Şu noktanın da bilgi olarak sadece altını çizmek isterim: Belli büyüklüklerden bahsediyoruz ama aslolan sisteme giren paranın büyüklüğüdür. Manipüle edilmiş bir şekilde çok yüksek rakamlara çıkarılmış değerler gerçek kaybı bana göre yansıtmamaktadır. Aslolan o ana para ve onun karşılık geldiği değerdir. Bu konuda da elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Üst düzey kamu görevlilerinin çeşitli kurullarda görev almasına dair eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Bu hukuki bir sorun değil ama sakıncaları olabilecek bir durum şeklinde gündem oldu. Bu konularda, işte sistemi iyileştirici adımlardan biri olarak belki, bu konuları da geleceğe dönük tartışmamız lazım. Hiçbir arkadaşımızı suçlayarak söylemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Kişisel olarak da Devlet Denetleme Kurulu Başkanımıza da güveniyoruz. Kendisi de yapmıyor ayrıca denetlemeyi. Sonuçta oradaki müfettişler yapıyor. Ama geleceğe dönük olarak bu konularda nasıl bir çerçeve oluşturulmalı, bunun da ben üzerinde düşünülmeye değer bir konu olduğunu ifade etmek istiyorum."