2015-01-06 - 16:35
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, TSK unsurlarının, NATO?nun Afganistan?da icra edeceği kararlı destek misyonu ve devamı kapsamında yurt dışına gönderilmesi, aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin anılan misyona katılmak için Türkiye üzerinden Afganistan?a intikali ile geri intikali kapsamında Türkiye?de bulunması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için, iki yıl süre istenilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. CHP'nin, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında ve eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin verdiği önerge reddedildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Milletvekilleri, Mumcu'nun çağrısıyla, Bozlak için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. HDP'nin en ön sırasına, Murat Bozlak'ın büyük boy fotoğrafı konuldu.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve birçok milletvekili HDP sırasına giderek, Grup Başkanvekili İdris Baluken ve diğer HDP milletvekillerine başsağlığı dileklerini iletti.
Başkanvekili Mumcu da Bozlak'ın ailesine ve HDP'ye başsağlığı dilediğinde bulundu; 2015 yılının barış huzur ve mutluluk getirmesini ve suçluların güçlü olmadığı bir yıl olmasını diledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, Murat Bozlak'ın ailesine, yakınlarına, seçmenlerine ve HDP teşkilatına başsağlığı dileyerek, "2015 yılının ülkemize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini; sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl olmasını, sesimizin değil sözümüzün yükseleceği, kardeşlik hukukunun gelişeceği bir yıl olmasını temenni ediyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, CHP ailesi olarak, Bozlak'ın vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirtti.
Bozlak'ın nezaketiyle, çalışkanlığıyla her zaman, demokrasi ve insan haklarının gelişmesi yönünde büyük çabalar sarf eden bir siyasetçi olduğunu kaydeden Gök, zamansız ölümü nedeniyle, milletvekillerine, ailesine ve HDP camiasına başsağlığı diledi.
Gök, "2015 yılına girdiğimiz bugünlerde; bunda sonraki süreçte Türkiye'mizin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yolsuzluklardan arındırılmış, haksızlıkların hesabı sorulmuş, kamu vicdanının tesis edeceği ve adaletin gerçekleşeceği bir yıl olması temennisiyle yeni yıl çalışmalarının başarılı geçmesini diliyorum" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçağlu, Murat Bozlak'ın vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirterek, ailesine, yakınlarına sabırlar diledi. Halaçoğlu, 2015 yılının Türkiye'ye, Türk milletine hayırlar, bütün dünyaya barış getirmesini istedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise BDP ve HDP'de milletvekili olarak birlikte mesai yaptığı Murat Bozlak'ı, yakalandığı amansız hastalıktan dolayı kaybetmenin derin acısını yaşadıklarını söyledi.
Baluken, "Kürt özgürlük hareketinde ve Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde ezilenlerin sesi olma adına en ağır bedelleri ödemekte bir an bile tereddüt etmemiş, halklarımızın bugünkü kazanımlarının açığa çıkmasında eşsiz katkılar sunmuş olan Murat ağabeyimizin mücadelesini buradan bir kez daha şükranla ve saygıyla anıyoruz. Türkü, Kürdü, kadını, genci, Alevisi, işsizi, emekçisi, yani Türkiye'deki tüm ezilenlerin yürüttüğü mücadelenin, sonuç alıncaya kadar her tarafında bulunacağımızı, Murat başkanın yaşam pratiğinde hepimize bir görev olarak tanımlanmış olarak değerlendiriyoruz. Bu onurlu mücadelede gözaltı ve tutuklamaları, soğuk zindan duvarlarının da işe yaramayacağını yine onun hayatı üzerinden gördük" diye konuştu.
AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan, Sarıkamış şehitlerini anma etkinlikleri; MHP Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, Bilecik'in Söğüt ve İnhisar İlçelerinde meydana gelen doğal afetler; CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar da Bodrum Yarımadası'nda yapılması planlanan rüzgar elektrik santralleri hakkında gündemdışı konuştu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın savaş ve mezhep çatışmalarının yaşandığı yerlerde daha faal olması, TİKA'nın da faaliyetlerini belli bölgelerde yoğunlaştırması gerektiğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, NATO?nun Afganistan?da icra edeceği Kararlı Destek Misyonu ve devamı kapsamında yurtdışına gönderilmesi, aynı amaçlara yönelik yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye üzerinden Afganistan?a intikaliyle geri intikali kapsamında Türkiye?de bulunması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2 yıl süre istenilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi üzerinde MHP grubu adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, İslam dünyasının çok çetin bir süreçten geçtiğini ifade etti.
Türkeş 1,5 milyar Müslüman'ın her gün binbir musibete muhatap kaldığını, İslam dünyasının baskıyla, sindirmeyle, kanla, asimilasyon operasyonlarıyla, taciz, tecavüz ve kara propagandalarla içten ve dıştan saldırı altında olduğunu söyledi.
Kadınların metalaştığı ve köle gibi alınıp satıldığı düzene rıza gösterilemeyeceğini, oyun yaşındaki erkeklerin askeri eğitimden geçirilmesine, kız çocukların evlendirilmesine göz yumulamayacağını, kafa kesmek gibi marazi eylemlerini paylaşanlarla aynı safta yer alınamayacağını belirten Türkeş, Türkiye'nin milli ve manevi vazifesinin bu noktada başladığını ifade etti.
Hedef gözetmeyen barbarca şiddetin İslam ile alakası olmadığını vurgulayan Türkeş, "Kur'an-ı Kerim'i kötü emellerine, teröre alet edenlerle mücadele etmek Türkiye için vazife olmalıdır" diye konuştu.
Türkiye'nin çeşitli askeri misyonlarda yer aldığını anımsatan Türkeş, TSK unsurlarının değişik bölgelerde hazır bulunmasının yanında insani ve dini kuruluşların da faaliyete geçmesi gerektiğini belirtti. Türkeş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dışa daha fazla açılması, savaş ve mezhep çatışmalarının yaşandığı yerlerde daha faal olması gerektiğini dile getirdi.
TİKA'nın faaliyetlerini belli bölgelerde yoğunlaştırmasının daha akılcı olacağı görüşünü paylaşan Türkeş, "TİKA'nın faaliyetlerini dünya geneline yaymak istemesi belki gurur vericidir fakat netice itibarıyla bu istek akim kalmaktadır. Örneğin Kolombiya'ya, Moldova'ya veya Gürcistan'a daha az gidersiniz, diğer yandan Afganistan'a, Yemen'e, Somali'ye daha fazla kaynak ayırırsınız. Kararlılıkla yapılan tercihlerin getirilerinin daha çok olacağı açıktır" diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, ecdadın tarihte gerçekleştirdiği büyük atılımın son halkası ve modern temsilcisi olduğunu ifade eden Türkeş, "İçte sıkışıp kalmak yerine dışa açılmalı ve hizmetlerini paylaşmalıdır. Diyanet İşleri Başkanı'na tahsis edilen yüzbinlerce dolarlık makam aracının İslam dünyasına verilecek üstün hizmetlerde kullanılmasını arzu ederdim" dedi.
Tuğrul Türkeş, dünya müslümanlarının acılarının tek sorumlusunun kendileri olmadığına da dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"IŞİD'in sadece Müslümanları öldürmesini, camileri, türbeleri yıkmasını nasıl izah edeceğiz? Yeraltı kaynaklarının yoğun bulunduğu orta ve batı Afrika'da son dönemdeki iç savaşları, darbeleri, bölünmeleri nasıl açıklayacağız? Bunların eşzamanlı yaşanması basit tesadüf mü? Derin tarihi ve kültürü olan Afganistan, afyon ve haşhaş bataklığına terkedildi. Yemen'de aniden hortlayan mezhep temelli çatışmaları nasıl yorumlamalıyız? Aden körfezinde bir dönem başını alıp giden korsanlık faaliyetleri nasıl oluyor da bıçak gibi kesiliyor? İsrail niçin ısrarla Gazze'yi vuruyor? Mısır'daki darbenin ana nedeni neydi? Sisi niçin Mursi'ye tercih edildi? Sebep sadece ideolojik mi? Eminim Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölge dahilinde gerçekleşen ittifak, enerji lobisi size bir şeyler çağrıştırıyordur.
Bu sorulara karşı uzun vadeli milli ve stratejik devlet politikası geliştirilmesi gerekir. Dış politikada buz gibi gerçeklik, yani realite gerekliliği var. Batı tuzağı, batı oyunu şeklindeki suçlamaları, eleştirileri her gün duyar olduk. Bu eleştirilerin özeleştiriye evrilmesinin zamanı geldi. Batı kendi menfaatlerine uygun ve realist politika uyguluyor diye onları nasıl suçlayabiliriz? 'Niçin kendi menfaatlerimize uygun siyaset üretemiyoruz' diye asıl kendimize sormalıyız. Ülkemizin böyle bir birikimi ve gücü vardır. Hatamız milli strateji yoksunluğumuzdur."
Batı'da İslam düşmanlığının yayılmaya başladığına işaret eden Türkeş, hükümetin Avrupa devletleri nezdinde girişimlerde bulunmadığını, sessiz kaldığını söyledi. Türkeş, "Hükümetimizin ırkçılığın, nefretin asla ifade özgürlüğü kapsamına girmeyeceğini, bunun demokratik zaafiyet olduğunu, Türkiye'ye ders verenlerin önce kendi evlerinin içini temizlemesi gerektiğini Almanya'ya açıkça iletmesi lazımdı. Hükümeti sivil haçlı inisiyatifine karşı gerekli mercilere Türkiye Cumhuriyeti Devletinin rahatsızlığını bildirmeye ve bu mesajları kamuoyuyla paylaşmaya çağırıyorum" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de bütün tezkerelerin ne Türkiye'ye ne muhatap ülkelerin halklarına barış ve demokrasi getirmeyeceği tutumlarının devam ettiğini söyledi.
ABD'deki 11 Eylül saldırılarından sonra Ortadoğu ve yakındoğuya güvenlik adı altında büyük operasyonlar yapıldığını ifade eden Baluken, "Ortadoğu ve yakındoğu sömürgecilik arayışları adına halklar için mezarlık haline getirildi" diye konuştu.
Baluken, ISAF Afganistan'a gittiğinden beri 14'ü Türk askeri olmak üzere 3 bin 485 NATO askerinin, NATO bombalamalarında 2013 sonuna kadar 20 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, "NATO ve müttefikleri 'Afganistan'a barış ve güvenlik getireceğiz' derken, ölüm, kan ve gözyaşı taşıdılar" dedi.
Hatalı politikaların Pakistan, Bangladeş, Suriye, Nijerya, Somali ve Irak'ta aşırı uçların güçlenmesine yol açtığını dile getiren Baluken, "Afganistan'da yerleşmiş el Kaide ve Taliban militanları Türkiye'den geçerek, Suriye ve Irak'ta saldırılar yapıyor. El Nusra ve IŞİD'in Suriye ve Irak'ta güçlenmesi, NATO ve Türkiye'nin hatalı politikalarından kaynaklanıyor. Bu örgütler Türkiye içinde de çok rahat örgütleniyor ve Ortadoğu'daki omurgalarını Türkiye'de şekillendiriyor" diye konuştu.
IŞİD'in Suriye'de Kürtler'i de hedef aldığını anımsatan Baluken, "Türkiye Kobani'ye destek için mazot ve tüpgaz göndermemize, IŞİD'in kimyasal silahlarına karşı gaz maskesi göndermemize bile izin vermiyor. Türkiye oradaki kantonlara adeta düşmanlık edercesine bu insanlık koridorlarını Kobani halkından, Rojava halkından esirgemeye devam ediyor" dedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Ahmet Berat Çonkar, Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri'nin ciddi yetenek eksiklikleri olduğunu belirterek, "Bu nedenle, Afganistan gerekli kaynaklara sahip olana kadar uluslararası toplum tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak, NATO üyeleri ve ortak ülkeler, önümüzdeki dönem için toplam 5 milyar ABD Doları mali katkıda bulunacaklardır. Bu çerçevede bizim de önümüzdeki üç yıl için 60 Milyon Dolar taahhüdümüz vardır" dedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Ahmet Berat Çonkar, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Afganistan tezkeresi üzerinde AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Afganistan?la, kökleri tarihe dayanan dostluk ve kardeşlik bağları bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin 1932-1960 yılları arasında Afganistan?a öğretmen, doktor, subay ve çeşitli alanlarda birçok uzman gönderdiğini anımsatan Çonkar, 1970?lerin sonundan itibaren işgal ve iç savaşın istikrarsızlığa sürüklediği Afganistan?da terör örgütlerinin barınma imkanı bulduğunu, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD?de gerçekleştirilen eylemlerin, istikrarsızlık içindeki ülkelerin yalnız kendi toplumları için değil, tüm uluslararası toplum için de birer tehdit oluşturduğunu acı bir biçimde gösterdiğini bildirdi.
Çonkar, çeyrek yüzyılı aşkın süredir devam eden işgal ve iç çekişmeler nedeniyle büyük tahribata uğrayan Afganistan'ın, dünyanın en fazla yıkıma uğramış ülkelerinden birisi olduğunu belirterek, farklı kaynaklara göre, Afgan halkının yüzde 50 ila 80?inin günlük gelirinin bir doların altında olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin, 2015-2017 döneminde Afganistan?ın kalkınmasına proje temelli olarak, 150 Milyon Dolar tutarında katkı yapmayı taahhüt ettiğini ifade eden Çonkar, Türkiye'nin Afganistan?da 85 okul inşa ettiğini, 700 binden fazla Afgan vatandaşın Türkiye'nin inşa ettiği okullarda eğitim hizmetlerinden yararlandığını belirtti. Çonkar, Türkiye'nin Afganistan'a yaptığı diğer yardımları anlattı.
Çonkar, 17 Bin kadar Afgan asker ve polisinin, Afganistan ve Türkiye?de eğitildiğini söyleyerek, "Ülkemizin Afganistan?a katkıları öncü olduğu çok taraflı platformlarda da sürdürülmektedir. Ülkemiz, Afganistan?ın karşı karşıya bulunduğu sorunların aynı zamanda bölgesi için de tehdit yarattığı görüşündedir. Bu itibarla, bölgesel işbirliğini tesis etmek amacıyla 2 Kasım 2011 tarihinde ülkemiz ile Afganistan?ın eşbaşkanlıklarında 'Asya?nın Kalbinde Güvenlik ve İşbirliği' temasıyla, 'Afganistan için İstanbul Konferansı' düzenlenmiştir" dedi.
Afganistan?ın karşı karşıya olduğu sorunların nedenleri ve sonuçlarının, tüm bölgeyi ve hatta ötesini yakından ilgilendirdiğini belirten Çonkar, Afganistan?da barış ve istikrarın temininin, ancak bölgesel bir zeminde ilerletildiği takdirde kalıcı sonuçlar sağlayabileceğini kaydetti.
Berat Çonkar, 2003 yılından bu yana NATO liderliğinde icra edilen ve ittifakın Avrupa-Atlantik coğrafyası dışındaki en uzun süre ve en kapsamlı harekatı niteliğine haiz olan ISAF Harekatının, 2012 Şikago Zirvesinde NATO Devlet ve Hükümet Başkanlarının aldığı karar doğrultusunda 31 Aralık 2014 tarihinde tamamlandığını belirtti.
Kaydettiği tüm ilerlemeye rağmen, Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri'nin ciddi yetenek eksiklikleri bulunduğuna işaret eden Çonkar, "Bu bakımdan, Afganistan gerekli kaynaklara sahip olana kadar, Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri bütçesinin uluslararası toplum tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak, NATO üyeleri ve ortak ülkeler önümüzdeki dönem için toplam 5 milyar ABD Doları mali katkıda bulunacaklardır. Bu çerçevede bizim de önümüzdeki üç yıl için 60 Milyon Dolar taahhüdümüz vardır" diye konuştu.
Çonkar, 2014 yılından sonra NATO?nun Afganistan?la ilişkilerinin temel unsurlarından üçüncü ve belki de en önemlisinin, Kararlı Destek Misyonu oluşturulması olduğunu ifade etti. 1 Ocak 2015 tarihinde başlatılması kararlaştırılan Kararlı Destek Misyonu'nun muharip bir nitelik taşımayacağını ifade eden Çonkar, "Bu Misyon, ülke genelinde anılan tarihten itibaren güvenlik sorumluluğunu bütünüyle üstlenecek olan Afgan Ulusal Güvenlik Güçlerine ve güvenlik kurumlarına eğitim, danışmanlık ve yardım sağlamak amacıyla icra edilecektir" dedi.
Berat Çonkar, şöyle konuştu:
"Kararlı Destek Misyonu kapsamında, ülkemizin Kabil Bölge Komutanlığı şapkasıyla çok önemli bir görev üstlenmesi söz konusudur. Kabil ve çevresindeki NATO kuvvetlerine ülkemiz liderlik ederken, güney ve doğuda ABD, kuzeyde Almanya ve batıda İtalya aynı görevi yerine getireceklerdir. Ancak, bu çerçevedeki en önemli rol, Başkentte görev yapacak ülkemiz tarafından üstlenilecektir. Türkiye, ayrıca, Afganistan?ın dış dünyaya açıldığı kapı görevini gören ve ülkedeki en büyük havalimanı olan Kabil Uluslararası Havalimanının işletme sorumluluğunu 2015 ve 2016 yılları için üstlenmiş bulunmaktadır.
Afganistan?daki Kararlı Destek Misyonu kapsamında, 800 ila bin civarında TSK personelinin görevlendirilmesine ilişkin planlamalar devam etmektedir. Bugüne kadar Afgan emniyet kurumlarına mensup personelin eğitimlerinde son derece başarılı çalışmalar yapan Emniyet Genel Müdürlüğümüzden de bu çerçevede personel görevlendirilmesi öngörülmektedir. Kabil Büyükelçimiz, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren NATO?nun Afganistan?daki Kıdemli Sivil Temsilcisi görevini üstlenmiştir. 2003 yılında kurulan NATO Kıdemli Temsilciliği görevini NATO Genel Sekreteri?nin yaptığı seçimle Büyükelçimizin ifa edecek olması, hem ittifakın ve müttefiklerin, hem de Afgan kardeşlerimizin ülkemize olan güveninin bir göstergesidir. Ülkemiz, ayrıca, Kabil Büyükelçiliğimiz vasıtasıyla 2015-2016 döneminde NATO?nun bu ülkedeki Temas Noktası Büyükelçiliği görevini de üstlenecektir."
CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, 2015 yılının ülke açısından çok önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı bir dönem olacağını, dış ilişkilerde Ermeni iddialarına kaynak teşkil eden 1915 olaylarının 100. yıldönümü, bölgede, özellikle Suriye ve Kıbrıs bağlamında yaşanması muhtemel gelişmelerin 2015?e damgasını vuracağını söyledi.
Türkiye'nin vahim bir girdap içinde savrulduğunu iddia eden Loğoğlu, "Demokrasi bitmiş, temel hak ve özgürlükler diğer birçok şey gibi sıfırlanmıştır. Anayasamıza göre parlamenter sistemle yönetilmesi gereken ülkemizde, bugün, iktidarın gücü fiilen otoriter bir başkanlık sistemine dayanmaktadır. AKP iktidarı, ayak bağı olarak gördüğü erkler ayrılığını rafa kaldırmış, her kararın tek bir kişi tarafından belirlendiği bir yönetim tarzını benimsemiştir" dedi.
Loğoğlu, "Yolsuzluk yapan kardeşim dahi olsa kolunu keserim" diye şeriatçı bir çıkışın sahibi olan Başbakan Ahmet Davutoğlu'na rağmen, Soruşturma Komisyonu'nun AK Parti'li üyelerinin başka bir kaynaktan aldıkları talimat uyarınca, dört eski bakanın Yüce Divan'a sevklerine "hayır" dediğini söyleyerek, "Burada kaldırılan ellerle vicdanlara vurulan darbeler fani ve geçici, adalet ise baki ve ebedidir. Suçlular adalet önünde, vicdanlar ise ahirette bir gün mutlaka hesap vereceklerdir. Halka vereceğiniz hesabı elinizdeki geçici iktidar gücüyle ancak erteleyebilirsiniz ama sonunda hesap vermekten kaçamazsınız" diye konuştu.
Bilime dayalı eğitime son verilip inanca dayalı, dogmatik ve çağdışı medrese düzenine geçilerek ve bilimsel kuruluşlar yozlaştırılarak Cumhuriyetin harcını oluşturan laiklik ilkesinin eğitim yoluyla bitirilmek istendiğini savunan Loğoğlu, AK Parti'nin, insanların yaratıcılığına, sorgulama yeteneklerine gem vurduğunu, korkan, itiraz etmeyen, biat eden bireyler ve bu dogmatik anlayışa itiraz edenleri susturacak kindar nesiller yetiştirmek istediğini iddia etti.
CHP'li Loğoğlu, çözüm sürecinden kaygı duyduklarını belirterek, "Kaygımızın ana kaynağı, AKP?nin daha önce defalarca yaptığı gibi çözüm sürecini, seçimler öncesi Kürt yurttaşlarımızın oylarını çelmeye yönelik siyasi bir taktik olarak kullanmakta olması yolundaki güçlü kanaattir. Görünen odur ki, AKP ile PKK arasındaki tüm pazarlıklar Hükümetin bile hala terörist olarak nitelendirdiği PKK?nın başı Abdullah Öcalan?ın serbest bırakılması noktasında düğümlenmektedir" dedi.
Türkiye'nin 2015'te karşı karşıya kalabileceği en olumsuz gelişmelerden birisinin de ABD Kongresi?nin Ermeni soykırım iddialarını destekleyen bir karar alması olasılığı olduğunu belirten Loğoğlu, ABD Başkanı Obama'nın, soykırım öyküsünü kabul ettiğini peşinen ilan ettiğini ve bunu Türkiye ziyareti sırasında teyit ettiğini bildirdi.
Loğoğlu, bugüne kadar ABD Kongresi?den soykırım kararının çıkmamış olmasının nedeninin, ABD yönetimlerinin "ulusal çıkar" savını kullanarak Kongre?yi frenlemesi olduğunu, ancak iktidarın izlediği iç ve dış politikalar nedeniyle, Beyaz Saray'ın Türkiye bağlamında "ulusal çıkar" kartını bu sefer kullanmayabileceğini söyledi. Böyle bir karar çıkmasının, Türkiye?den toprak, mal ve mülkiyetlerin iadesi, tazminat ve sigorta bedellerinin ödenmesi taleplerinin ABD mahkemelerine götürülmesinin önünü açacağını ifade eden Loğoğlu, "Toprak taleplerinin ciddiye alınacak bir yönü yoktur. Ancak diğer unsurlar ciddidir. Ermeni iddialarını destekleyen bir Kongre kararı, ABD mahkemelerinde Türkiye aleyhine çok sayıda dava açılmasının önünü açacak ve bu davalardan Türkiye aleyhinde kararlar çıkmasını mümkün kılacaktır" diye konuştu.
Faruk Loğoğlu, bu konuda, Hükümet ve kurumların yaptığı çok yönlü hazırlıklara ek olarak başka yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiğini, öncelikle TBMM?nin, oybirliğiyle yaptığı 13 Nisan 2005 tarihli Deklarasyon doğrultusunda yeni bir girişim başlatabileceğini vurguladı.
CHP'nin, temelleri Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan Türkiye-Afganistan dostluğunun her zaman yanında olduğunu, bu dostluğun bütün dönemlerde güçlenmesini ve iki kardeş halkın dayanışmasının her koşulda sürmesini savunduğunu belirten Loğoğlu, Türkiye'nin, bütün iktidarlar döneminde Afgan halkıyla birlik içinde olduğunu ve son yıllarda yaptığı katkıyı çeşitlendirip, zenginleştirerek Afgan kardeşleriyle dayanışmasını güçlendirdiğini bildirdi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Milletvekilleri, Mumcu'nun çağrısıyla, Bozlak için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. HDP'nin en ön sırasına, Murat Bozlak'ın büyük boy fotoğrafı konuldu.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve birçok milletvekili HDP sırasına giderek, Grup Başkanvekili İdris Baluken ve diğer HDP milletvekillerine başsağlığı dileklerini iletti.
Başkanvekili Mumcu da Bozlak'ın ailesine ve HDP'ye başsağlığı dilediğinde bulundu; 2015 yılının barış huzur ve mutluluk getirmesini ve suçluların güçlü olmadığı bir yıl olmasını diledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, Murat Bozlak'ın ailesine, yakınlarına, seçmenlerine ve HDP teşkilatına başsağlığı dileyerek, "2015 yılının ülkemize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini; sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl olmasını, sesimizin değil sözümüzün yükseleceği, kardeşlik hukukunun gelişeceği bir yıl olmasını temenni ediyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, CHP ailesi olarak, Bozlak'ın vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirtti.
Bozlak'ın nezaketiyle, çalışkanlığıyla her zaman, demokrasi ve insan haklarının gelişmesi yönünde büyük çabalar sarf eden bir siyasetçi olduğunu kaydeden Gök, zamansız ölümü nedeniyle, milletvekillerine, ailesine ve HDP camiasına başsağlığı diledi.
Gök, "2015 yılına girdiğimiz bugünlerde; bunda sonraki süreçte Türkiye'mizin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yolsuzluklardan arındırılmış, haksızlıkların hesabı sorulmuş, kamu vicdanının tesis edeceği ve adaletin gerçekleşeceği bir yıl olması temennisiyle yeni yıl çalışmalarının başarılı geçmesini diliyorum" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçağlu, Murat Bozlak'ın vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirterek, ailesine, yakınlarına sabırlar diledi. Halaçoğlu, 2015 yılının Türkiye'ye, Türk milletine hayırlar, bütün dünyaya barış getirmesini istedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise BDP ve HDP'de milletvekili olarak birlikte mesai yaptığı Murat Bozlak'ı, yakalandığı amansız hastalıktan dolayı kaybetmenin derin acısını yaşadıklarını söyledi.
Baluken, "Kürt özgürlük hareketinde ve Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde ezilenlerin sesi olma adına en ağır bedelleri ödemekte bir an bile tereddüt etmemiş, halklarımızın bugünkü kazanımlarının açığa çıkmasında eşsiz katkılar sunmuş olan Murat ağabeyimizin mücadelesini buradan bir kez daha şükranla ve saygıyla anıyoruz. Türkü, Kürdü, kadını, genci, Alevisi, işsizi, emekçisi, yani Türkiye'deki tüm ezilenlerin yürüttüğü mücadelenin, sonuç alıncaya kadar her tarafında bulunacağımızı, Murat başkanın yaşam pratiğinde hepimize bir görev olarak tanımlanmış olarak değerlendiriyoruz. Bu onurlu mücadelede gözaltı ve tutuklamaları, soğuk zindan duvarlarının da işe yaramayacağını yine onun hayatı üzerinden gördük" diye konuştu.
AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan, Sarıkamış şehitlerini anma etkinlikleri; MHP Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, Bilecik'in Söğüt ve İnhisar İlçelerinde meydana gelen doğal afetler; CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar da Bodrum Yarımadası'nda yapılması planlanan rüzgar elektrik santralleri hakkında gündemdışı konuştu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın savaş ve mezhep çatışmalarının yaşandığı yerlerde daha faal olması, TİKA'nın da faaliyetlerini belli bölgelerde yoğunlaştırması gerektiğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, NATO?nun Afganistan?da icra edeceği Kararlı Destek Misyonu ve devamı kapsamında yurtdışına gönderilmesi, aynı amaçlara yönelik yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye üzerinden Afganistan?a intikaliyle geri intikali kapsamında Türkiye?de bulunması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2 yıl süre istenilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi üzerinde MHP grubu adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, İslam dünyasının çok çetin bir süreçten geçtiğini ifade etti.
Türkeş 1,5 milyar Müslüman'ın her gün binbir musibete muhatap kaldığını, İslam dünyasının baskıyla, sindirmeyle, kanla, asimilasyon operasyonlarıyla, taciz, tecavüz ve kara propagandalarla içten ve dıştan saldırı altında olduğunu söyledi.
Kadınların metalaştığı ve köle gibi alınıp satıldığı düzene rıza gösterilemeyeceğini, oyun yaşındaki erkeklerin askeri eğitimden geçirilmesine, kız çocukların evlendirilmesine göz yumulamayacağını, kafa kesmek gibi marazi eylemlerini paylaşanlarla aynı safta yer alınamayacağını belirten Türkeş, Türkiye'nin milli ve manevi vazifesinin bu noktada başladığını ifade etti.
Hedef gözetmeyen barbarca şiddetin İslam ile alakası olmadığını vurgulayan Türkeş, "Kur'an-ı Kerim'i kötü emellerine, teröre alet edenlerle mücadele etmek Türkiye için vazife olmalıdır" diye konuştu.
Türkiye'nin çeşitli askeri misyonlarda yer aldığını anımsatan Türkeş, TSK unsurlarının değişik bölgelerde hazır bulunmasının yanında insani ve dini kuruluşların da faaliyete geçmesi gerektiğini belirtti. Türkeş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dışa daha fazla açılması, savaş ve mezhep çatışmalarının yaşandığı yerlerde daha faal olması gerektiğini dile getirdi.
TİKA'nın faaliyetlerini belli bölgelerde yoğunlaştırmasının daha akılcı olacağı görüşünü paylaşan Türkeş, "TİKA'nın faaliyetlerini dünya geneline yaymak istemesi belki gurur vericidir fakat netice itibarıyla bu istek akim kalmaktadır. Örneğin Kolombiya'ya, Moldova'ya veya Gürcistan'a daha az gidersiniz, diğer yandan Afganistan'a, Yemen'e, Somali'ye daha fazla kaynak ayırırsınız. Kararlılıkla yapılan tercihlerin getirilerinin daha çok olacağı açıktır" diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, ecdadın tarihte gerçekleştirdiği büyük atılımın son halkası ve modern temsilcisi olduğunu ifade eden Türkeş, "İçte sıkışıp kalmak yerine dışa açılmalı ve hizmetlerini paylaşmalıdır. Diyanet İşleri Başkanı'na tahsis edilen yüzbinlerce dolarlık makam aracının İslam dünyasına verilecek üstün hizmetlerde kullanılmasını arzu ederdim" dedi.
Tuğrul Türkeş, dünya müslümanlarının acılarının tek sorumlusunun kendileri olmadığına da dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"IŞİD'in sadece Müslümanları öldürmesini, camileri, türbeleri yıkmasını nasıl izah edeceğiz? Yeraltı kaynaklarının yoğun bulunduğu orta ve batı Afrika'da son dönemdeki iç savaşları, darbeleri, bölünmeleri nasıl açıklayacağız? Bunların eşzamanlı yaşanması basit tesadüf mü? Derin tarihi ve kültürü olan Afganistan, afyon ve haşhaş bataklığına terkedildi. Yemen'de aniden hortlayan mezhep temelli çatışmaları nasıl yorumlamalıyız? Aden körfezinde bir dönem başını alıp giden korsanlık faaliyetleri nasıl oluyor da bıçak gibi kesiliyor? İsrail niçin ısrarla Gazze'yi vuruyor? Mısır'daki darbenin ana nedeni neydi? Sisi niçin Mursi'ye tercih edildi? Sebep sadece ideolojik mi? Eminim Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölge dahilinde gerçekleşen ittifak, enerji lobisi size bir şeyler çağrıştırıyordur.
Bu sorulara karşı uzun vadeli milli ve stratejik devlet politikası geliştirilmesi gerekir. Dış politikada buz gibi gerçeklik, yani realite gerekliliği var. Batı tuzağı, batı oyunu şeklindeki suçlamaları, eleştirileri her gün duyar olduk. Bu eleştirilerin özeleştiriye evrilmesinin zamanı geldi. Batı kendi menfaatlerine uygun ve realist politika uyguluyor diye onları nasıl suçlayabiliriz? 'Niçin kendi menfaatlerimize uygun siyaset üretemiyoruz' diye asıl kendimize sormalıyız. Ülkemizin böyle bir birikimi ve gücü vardır. Hatamız milli strateji yoksunluğumuzdur."
Batı'da İslam düşmanlığının yayılmaya başladığına işaret eden Türkeş, hükümetin Avrupa devletleri nezdinde girişimlerde bulunmadığını, sessiz kaldığını söyledi. Türkeş, "Hükümetimizin ırkçılığın, nefretin asla ifade özgürlüğü kapsamına girmeyeceğini, bunun demokratik zaafiyet olduğunu, Türkiye'ye ders verenlerin önce kendi evlerinin içini temizlemesi gerektiğini Almanya'ya açıkça iletmesi lazımdı. Hükümeti sivil haçlı inisiyatifine karşı gerekli mercilere Türkiye Cumhuriyeti Devletinin rahatsızlığını bildirmeye ve bu mesajları kamuoyuyla paylaşmaya çağırıyorum" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de bütün tezkerelerin ne Türkiye'ye ne muhatap ülkelerin halklarına barış ve demokrasi getirmeyeceği tutumlarının devam ettiğini söyledi.
ABD'deki 11 Eylül saldırılarından sonra Ortadoğu ve yakındoğuya güvenlik adı altında büyük operasyonlar yapıldığını ifade eden Baluken, "Ortadoğu ve yakındoğu sömürgecilik arayışları adına halklar için mezarlık haline getirildi" diye konuştu.
Baluken, ISAF Afganistan'a gittiğinden beri 14'ü Türk askeri olmak üzere 3 bin 485 NATO askerinin, NATO bombalamalarında 2013 sonuna kadar 20 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, "NATO ve müttefikleri 'Afganistan'a barış ve güvenlik getireceğiz' derken, ölüm, kan ve gözyaşı taşıdılar" dedi.
Hatalı politikaların Pakistan, Bangladeş, Suriye, Nijerya, Somali ve Irak'ta aşırı uçların güçlenmesine yol açtığını dile getiren Baluken, "Afganistan'da yerleşmiş el Kaide ve Taliban militanları Türkiye'den geçerek, Suriye ve Irak'ta saldırılar yapıyor. El Nusra ve IŞİD'in Suriye ve Irak'ta güçlenmesi, NATO ve Türkiye'nin hatalı politikalarından kaynaklanıyor. Bu örgütler Türkiye içinde de çok rahat örgütleniyor ve Ortadoğu'daki omurgalarını Türkiye'de şekillendiriyor" diye konuştu.
IŞİD'in Suriye'de Kürtler'i de hedef aldığını anımsatan Baluken, "Türkiye Kobani'ye destek için mazot ve tüpgaz göndermemize, IŞİD'in kimyasal silahlarına karşı gaz maskesi göndermemize bile izin vermiyor. Türkiye oradaki kantonlara adeta düşmanlık edercesine bu insanlık koridorlarını Kobani halkından, Rojava halkından esirgemeye devam ediyor" dedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Ahmet Berat Çonkar, Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri'nin ciddi yetenek eksiklikleri olduğunu belirterek, "Bu nedenle, Afganistan gerekli kaynaklara sahip olana kadar uluslararası toplum tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak, NATO üyeleri ve ortak ülkeler, önümüzdeki dönem için toplam 5 milyar ABD Doları mali katkıda bulunacaklardır. Bu çerçevede bizim de önümüzdeki üç yıl için 60 Milyon Dolar taahhüdümüz vardır" dedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Ahmet Berat Çonkar, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Afganistan tezkeresi üzerinde AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Afganistan?la, kökleri tarihe dayanan dostluk ve kardeşlik bağları bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin 1932-1960 yılları arasında Afganistan?a öğretmen, doktor, subay ve çeşitli alanlarda birçok uzman gönderdiğini anımsatan Çonkar, 1970?lerin sonundan itibaren işgal ve iç savaşın istikrarsızlığa sürüklediği Afganistan?da terör örgütlerinin barınma imkanı bulduğunu, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD?de gerçekleştirilen eylemlerin, istikrarsızlık içindeki ülkelerin yalnız kendi toplumları için değil, tüm uluslararası toplum için de birer tehdit oluşturduğunu acı bir biçimde gösterdiğini bildirdi.
Çonkar, çeyrek yüzyılı aşkın süredir devam eden işgal ve iç çekişmeler nedeniyle büyük tahribata uğrayan Afganistan'ın, dünyanın en fazla yıkıma uğramış ülkelerinden birisi olduğunu belirterek, farklı kaynaklara göre, Afgan halkının yüzde 50 ila 80?inin günlük gelirinin bir doların altında olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin, 2015-2017 döneminde Afganistan?ın kalkınmasına proje temelli olarak, 150 Milyon Dolar tutarında katkı yapmayı taahhüt ettiğini ifade eden Çonkar, Türkiye'nin Afganistan?da 85 okul inşa ettiğini, 700 binden fazla Afgan vatandaşın Türkiye'nin inşa ettiği okullarda eğitim hizmetlerinden yararlandığını belirtti. Çonkar, Türkiye'nin Afganistan'a yaptığı diğer yardımları anlattı.
Çonkar, 17 Bin kadar Afgan asker ve polisinin, Afganistan ve Türkiye?de eğitildiğini söyleyerek, "Ülkemizin Afganistan?a katkıları öncü olduğu çok taraflı platformlarda da sürdürülmektedir. Ülkemiz, Afganistan?ın karşı karşıya bulunduğu sorunların aynı zamanda bölgesi için de tehdit yarattığı görüşündedir. Bu itibarla, bölgesel işbirliğini tesis etmek amacıyla 2 Kasım 2011 tarihinde ülkemiz ile Afganistan?ın eşbaşkanlıklarında 'Asya?nın Kalbinde Güvenlik ve İşbirliği' temasıyla, 'Afganistan için İstanbul Konferansı' düzenlenmiştir" dedi.
Afganistan?ın karşı karşıya olduğu sorunların nedenleri ve sonuçlarının, tüm bölgeyi ve hatta ötesini yakından ilgilendirdiğini belirten Çonkar, Afganistan?da barış ve istikrarın temininin, ancak bölgesel bir zeminde ilerletildiği takdirde kalıcı sonuçlar sağlayabileceğini kaydetti.
Berat Çonkar, 2003 yılından bu yana NATO liderliğinde icra edilen ve ittifakın Avrupa-Atlantik coğrafyası dışındaki en uzun süre ve en kapsamlı harekatı niteliğine haiz olan ISAF Harekatının, 2012 Şikago Zirvesinde NATO Devlet ve Hükümet Başkanlarının aldığı karar doğrultusunda 31 Aralık 2014 tarihinde tamamlandığını belirtti.
Kaydettiği tüm ilerlemeye rağmen, Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri'nin ciddi yetenek eksiklikleri bulunduğuna işaret eden Çonkar, "Bu bakımdan, Afganistan gerekli kaynaklara sahip olana kadar, Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri bütçesinin uluslararası toplum tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak, NATO üyeleri ve ortak ülkeler önümüzdeki dönem için toplam 5 milyar ABD Doları mali katkıda bulunacaklardır. Bu çerçevede bizim de önümüzdeki üç yıl için 60 Milyon Dolar taahhüdümüz vardır" diye konuştu.
Çonkar, 2014 yılından sonra NATO?nun Afganistan?la ilişkilerinin temel unsurlarından üçüncü ve belki de en önemlisinin, Kararlı Destek Misyonu oluşturulması olduğunu ifade etti. 1 Ocak 2015 tarihinde başlatılması kararlaştırılan Kararlı Destek Misyonu'nun muharip bir nitelik taşımayacağını ifade eden Çonkar, "Bu Misyon, ülke genelinde anılan tarihten itibaren güvenlik sorumluluğunu bütünüyle üstlenecek olan Afgan Ulusal Güvenlik Güçlerine ve güvenlik kurumlarına eğitim, danışmanlık ve yardım sağlamak amacıyla icra edilecektir" dedi.
Berat Çonkar, şöyle konuştu:
"Kararlı Destek Misyonu kapsamında, ülkemizin Kabil Bölge Komutanlığı şapkasıyla çok önemli bir görev üstlenmesi söz konusudur. Kabil ve çevresindeki NATO kuvvetlerine ülkemiz liderlik ederken, güney ve doğuda ABD, kuzeyde Almanya ve batıda İtalya aynı görevi yerine getireceklerdir. Ancak, bu çerçevedeki en önemli rol, Başkentte görev yapacak ülkemiz tarafından üstlenilecektir. Türkiye, ayrıca, Afganistan?ın dış dünyaya açıldığı kapı görevini gören ve ülkedeki en büyük havalimanı olan Kabil Uluslararası Havalimanının işletme sorumluluğunu 2015 ve 2016 yılları için üstlenmiş bulunmaktadır.
Afganistan?daki Kararlı Destek Misyonu kapsamında, 800 ila bin civarında TSK personelinin görevlendirilmesine ilişkin planlamalar devam etmektedir. Bugüne kadar Afgan emniyet kurumlarına mensup personelin eğitimlerinde son derece başarılı çalışmalar yapan Emniyet Genel Müdürlüğümüzden de bu çerçevede personel görevlendirilmesi öngörülmektedir. Kabil Büyükelçimiz, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren NATO?nun Afganistan?daki Kıdemli Sivil Temsilcisi görevini üstlenmiştir. 2003 yılında kurulan NATO Kıdemli Temsilciliği görevini NATO Genel Sekreteri?nin yaptığı seçimle Büyükelçimizin ifa edecek olması, hem ittifakın ve müttefiklerin, hem de Afgan kardeşlerimizin ülkemize olan güveninin bir göstergesidir. Ülkemiz, ayrıca, Kabil Büyükelçiliğimiz vasıtasıyla 2015-2016 döneminde NATO?nun bu ülkedeki Temas Noktası Büyükelçiliği görevini de üstlenecektir."
CHP Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, 2015 yılının ülke açısından çok önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı bir dönem olacağını, dış ilişkilerde Ermeni iddialarına kaynak teşkil eden 1915 olaylarının 100. yıldönümü, bölgede, özellikle Suriye ve Kıbrıs bağlamında yaşanması muhtemel gelişmelerin 2015?e damgasını vuracağını söyledi.
Türkiye'nin vahim bir girdap içinde savrulduğunu iddia eden Loğoğlu, "Demokrasi bitmiş, temel hak ve özgürlükler diğer birçok şey gibi sıfırlanmıştır. Anayasamıza göre parlamenter sistemle yönetilmesi gereken ülkemizde, bugün, iktidarın gücü fiilen otoriter bir başkanlık sistemine dayanmaktadır. AKP iktidarı, ayak bağı olarak gördüğü erkler ayrılığını rafa kaldırmış, her kararın tek bir kişi tarafından belirlendiği bir yönetim tarzını benimsemiştir" dedi.
Loğoğlu, "Yolsuzluk yapan kardeşim dahi olsa kolunu keserim" diye şeriatçı bir çıkışın sahibi olan Başbakan Ahmet Davutoğlu'na rağmen, Soruşturma Komisyonu'nun AK Parti'li üyelerinin başka bir kaynaktan aldıkları talimat uyarınca, dört eski bakanın Yüce Divan'a sevklerine "hayır" dediğini söyleyerek, "Burada kaldırılan ellerle vicdanlara vurulan darbeler fani ve geçici, adalet ise baki ve ebedidir. Suçlular adalet önünde, vicdanlar ise ahirette bir gün mutlaka hesap vereceklerdir. Halka vereceğiniz hesabı elinizdeki geçici iktidar gücüyle ancak erteleyebilirsiniz ama sonunda hesap vermekten kaçamazsınız" diye konuştu.
Bilime dayalı eğitime son verilip inanca dayalı, dogmatik ve çağdışı medrese düzenine geçilerek ve bilimsel kuruluşlar yozlaştırılarak Cumhuriyetin harcını oluşturan laiklik ilkesinin eğitim yoluyla bitirilmek istendiğini savunan Loğoğlu, AK Parti'nin, insanların yaratıcılığına, sorgulama yeteneklerine gem vurduğunu, korkan, itiraz etmeyen, biat eden bireyler ve bu dogmatik anlayışa itiraz edenleri susturacak kindar nesiller yetiştirmek istediğini iddia etti.
CHP'li Loğoğlu, çözüm sürecinden kaygı duyduklarını belirterek, "Kaygımızın ana kaynağı, AKP?nin daha önce defalarca yaptığı gibi çözüm sürecini, seçimler öncesi Kürt yurttaşlarımızın oylarını çelmeye yönelik siyasi bir taktik olarak kullanmakta olması yolundaki güçlü kanaattir. Görünen odur ki, AKP ile PKK arasındaki tüm pazarlıklar Hükümetin bile hala terörist olarak nitelendirdiği PKK?nın başı Abdullah Öcalan?ın serbest bırakılması noktasında düğümlenmektedir" dedi.
Türkiye'nin 2015'te karşı karşıya kalabileceği en olumsuz gelişmelerden birisinin de ABD Kongresi?nin Ermeni soykırım iddialarını destekleyen bir karar alması olasılığı olduğunu belirten Loğoğlu, ABD Başkanı Obama'nın, soykırım öyküsünü kabul ettiğini peşinen ilan ettiğini ve bunu Türkiye ziyareti sırasında teyit ettiğini bildirdi.
Loğoğlu, bugüne kadar ABD Kongresi?den soykırım kararının çıkmamış olmasının nedeninin, ABD yönetimlerinin "ulusal çıkar" savını kullanarak Kongre?yi frenlemesi olduğunu, ancak iktidarın izlediği iç ve dış politikalar nedeniyle, Beyaz Saray'ın Türkiye bağlamında "ulusal çıkar" kartını bu sefer kullanmayabileceğini söyledi. Böyle bir karar çıkmasının, Türkiye?den toprak, mal ve mülkiyetlerin iadesi, tazminat ve sigorta bedellerinin ödenmesi taleplerinin ABD mahkemelerine götürülmesinin önünü açacağını ifade eden Loğoğlu, "Toprak taleplerinin ciddiye alınacak bir yönü yoktur. Ancak diğer unsurlar ciddidir. Ermeni iddialarını destekleyen bir Kongre kararı, ABD mahkemelerinde Türkiye aleyhine çok sayıda dava açılmasının önünü açacak ve bu davalardan Türkiye aleyhinde kararlar çıkmasını mümkün kılacaktır" diye konuştu.
Faruk Loğoğlu, bu konuda, Hükümet ve kurumların yaptığı çok yönlü hazırlıklara ek olarak başka yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiğini, öncelikle TBMM?nin, oybirliğiyle yaptığı 13 Nisan 2005 tarihli Deklarasyon doğrultusunda yeni bir girişim başlatabileceğini vurguladı.
CHP'nin, temelleri Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan Türkiye-Afganistan dostluğunun her zaman yanında olduğunu, bu dostluğun bütün dönemlerde güçlenmesini ve iki kardeş halkın dayanışmasının her koşulda sürmesini savunduğunu belirten Loğoğlu, Türkiye'nin, bütün iktidarlar döneminde Afgan halkıyla birlik içinde olduğunu ve son yıllarda yaptığı katkıyı çeşitlendirip, zenginleştirerek Afgan kardeşleriyle dayanışmasını güçlendirdiğini bildirdi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
