2012-05-08 - 18:23
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda, "Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'' görüşüldü.
AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, engelli bireylerin topluma kazandırılması için önemli sosyal projeler yürütülmesi gerektiğini söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, gündemdışı konuşmasında, toplumun birer ferdi olan engelli vatandaşlara verilen hizmetin insan hakları açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Soysal, ''Günümüz şartlarında toplumun her kesiminin gerekli hizmeti alabilmesi artık zorunluluk haline gelmiştir'' dedi.
''Engelli bireylerin topluma kazandırılması için önemli sosyal projeler yürütülmesi gerektiğini'' belirten Soysal, çeşitli nedenlerle işsiz kalan engelli bireylerin özel sektör ve kamu iş yerlerinde istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın, ''intikamcı ve vicdan sınırlarını zorlayan bir hukuk anlayışıyla asıldıklarını'' öne sürdü. Öztürk, ''Gezmiş ve arkadaşları bugün tüm hukukçuların lanet ettiği bir kararla idam edildi. Halkımız böyle insanların heykellerini hafızasında dikiyor ve hiç unutmuyor'' dedi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan da Denizli'nin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu, bu hafta yurtdışındaki vatandaşların seçimlerde oy kullanması ve afet sigortaları ile ilgili düzenlemeler için mesai yapacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, gündemdışı konuşmaların ardından Danışma Kurulu önerisi okunarak kabul edildi. Buna göre, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasa tasarısı ve Afet Sigortaları Kanunu Tasarısı ile Zorunlu Deprem Sigortasına Dair KHK, gündemin ön sıralarına alındı. Her iki tasarı da ''temel kanun'' olarak görüşülecek.
Genel Kurul, yarın afet sigortaları ile ilgili düzenleme yasalaşıncaya kadar çalışmalarını sürdürecek.
Öte yandan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, 15-17 Mayıs tarihlerinde Arnavutluk'a, 17-18 Mayıs tarihlerinde ise Makedonya'ya resmi ziyarette bulunmasına ilişkin tezkere de Genel Kurul'da okunarak kabul edildi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Hac ve umre organizasyonlarında görevlendirilen personelin seçiminde siyasi tercihlerin öne çıktığı ve AK Parti'ye yakın olanlara öncelik verildiği'' şeklindeki iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunu söyledi.
Bekir Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda, milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı.
Bozdağ, hac ve umre organizasyonlarının çeşitli kademelerinde görevlendirilecek personelin seçimine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kriterleri içeren talimat düzenlediğini belirtti.
Personelin, oluşturulan bir kurul tarafından mülakat ve değerlendirmeye tabi tutulduğunu ifade eden Bozdağ, ''Belirlenen kriterlere haiz olan personel arasından seçim yapılıyor. Hac ve umre organizasyonlarında görevlendirilen personelin seçiminde siyasi tercihlerin öne çıktığı ve AK Parti'ye yakın olanlara öncelik verildiği iddiaları asılsız ve gerçek dışıdır'' diye konuştu.
Seçilen personel ile ilgili görev yaptıkları döneme ilişkin ulaşan şikayetlerin de titizlikle incelendiğini ifade eden Bozdağ, haklı bulunan şikayetlerin muhatabı personel hakkında ilgili disiplin hükümlerinin uygulandığını söyledi.
Sözleşmeli Kur'an-ı Kerim kursu öğreticilerin sosyal haklarının bulunmadığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Bozdağ, öğreticilerin, diğer sözleşmeli personelin haiz olduğu tüm hakları kullandığını ifade etti. Bu personele ilişkin herhangi bir ayrımın söz konusu olmadığını belirten Bozdağ, ''Hükümetimiz tarafından genel olarak sözleşmeli personel lehinde çalışmalar yapıldı'' dedi.
Bozdağ, bir başka soruyu yanıtlarken, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, hac ve umre organizasyonlarında kar etme, kazanç sağlama gibi bir amaç ve düşüncesi bulunmadığını söyledi.
Hac ve umre ücretlerini etkileyen en önemli unsurun yurtdışı harcamaları olduğuna dikkati çeken Bozdağ, Mekke'de bazı bina ve otellerin yıkılması nedeniyle hacıların iskan edildiği diğer bina ve otellerin ücretlerinde önemli artışlar meydana geldiğini anımsattı.
Hac ve umre organizasyonlarında verilen hizmetin kalitesinde her yıl artış olduğunu belirten Bozdağ, zorunlu olmadıkça bu hizmetlerin ücretlerine zam yapılmadığını ifade etti.
Bozdağ, bir başka soru üzerine, camilerin dernekler, vakıflar, özel şahıslar veya köy muhtarları tarafından toplanan paralarla imece usulü yaptırıldığını ifade ederek, ''Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından doğrudan yaptırılan cami yoktur. Ancak Başkanlık yapımı devam eden camilere cüzi yardımlarda bulunabilmektedir'' dedi.
Türk Kızılayı'nın olası bir İstanbul depremine ilişkin olarak hazırlıklarını sürdürdüğünü belirten Bozdağ, ''Çadır üretim hizmetleri ve yurtdışından çadır alınmasının yanı sıra iaşe sisteminin planlanması çalışmaları sürüyor. Sosyal bilinç oluşturma çalışmaları sürdürülmektedir'' diye konuştu.
Bozdağ, 12 Kasım 1999'da yaşanan Düzce depreminden sonra satın alınan çadırların, valiliklere dağıtıldığını, bu çadırların bir kısmının son yaşanan Van depreminde de kullanıldığını anlattı.
Bir milletvekilinin cemevlerine ilişkin sorusunu yanıtlarken Bozdağ, ''Alevi köylerinde bulunan cemevlerinin bir statüye kavuşturulması noktasında hemfikiriz. Statü belirlenmesine ihtiyaç var. Konunun teolojik ve siyasi boyutu bulunuyor. Teolojik boyutu bizi ilgilendirmez ama siyaset olarak bir statüye kavuşturulmasının doğru olduğunu düşünüyoruz. Şu anda ibadethane denildiği zaman ayrı tartışmalar çıkıyor. Statü konusunda bir adım atılabilir, çalışma yapılabilir'' diye konuştu.
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasa tasarısı üzerinde CHP Grubu adına konuşan Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, düzenlemede, hangi ülkede hangi yöntemin kullanılacağının belli olmadığını, daha ayrıntılı düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.
Yabancı ülkelerde oy kullanma süresinin Dışişleri Bakanlığı'nın görüşü alınarak YSK tarafından tespit edilmesinin yanlış olduğunu savunan Bayraktutan, ''Yurt dışındaki bir oy bile kutsaldır. Dışişleri Bakanlığı'nın görüşü alınarak YSK herhangi bir ülkede oy sayımı kısaltılabilir. Bu objektif değil'' dedi.
Siyasi partilerin sandık kurulunda temsilinde sayının artması gerektiğini, bunun için kamu görevlisi sayısının azaltılabileceğini ifade eden Bayraktutan, ayrıca partilerin müşahitlerinin de kurullarda olmasını istedi.
Bayraktutan, bilişim ağının mutlaka bağımsız kurulun kontrolünde olması gerektiğini ifade ederek, ''Çünkü Dışişleri Bakanlığı, hangi iktidar gelirse gelsin yürütmenin emrinde olan bakanlıktır. Objektif olmasını beklemek ancak iyi niyetlilik olur. Bu nedenle gerekli teknik altyapının oluşturulması çok önemlidir'' diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da tasarı üzerinde yaptığı konuşmada, yeni anayasa yapım sürecinde demokrasinin gereği olarak Siyasi Partiler Yasası, yüzde 10 seçim barajı ve Hazine yardımının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Yurtdışında 3 milyona yakın seçmenin iradesinin sandıklara yansımasını istediklerini, ancak bunun adil seçim sistemiyle yapılabileceğini anlatan Kaplan, 12 Haziran seçimleri öncesinde yasa ve yönetmeliklerin çıkarılmasına rağmen yurtdışında yaşayan yüzde 5 seçmeni oluşturan 129 bin oyun kullanabildiğini ifade kaydetti. ''10 yıl iktidar olmanın ustalığı buysa vay Türkiye'nin haline...'' diyen Kaplan, yeni bir sistemin getirildiğini, elektronik oylamayla oy kullanılabileceğini anlattı.
Kaplan, ''3 milyon seçmenin oylarıyla oynama, yönlendirme, seçimlere hile katma gibi binbir açığı olan ve çok tehlikeli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bu iyi niyetle bakabileceğimiz tasarı değil. Yurtdışına yönelik olan seçim kurullarında en çok oyu alan 3 partinin üyeleri görev alabilecek. Bu, BDP'nin oraya üye vermemesi demektir. Bu kadar ayrımcılık olmaz, bu kadar denetimden korkulmaz. Ne demek istiyorsunuz- Cumhurbaşkanlığı, yerel seçimlere ve genel seçimlere biz girmeyecek miyiz- Niye BDP'nin üye vermesinden korkuyorsunuz'' diye konuştu.
Kullanılacak elektronik oylama için hangi projenin tercih edileceğini soran Kaplan, sistemin ilk olarak Avustralya'da 2006 yılındaki eyalet seçimlerinde kullanıldığını ve 300 bin oyun geçersiz sayıldığını, internet üzerinden bir oyun maliyetinin 521 dolar olduğunu söyledi. Sistemi en iyi kullanan ülkenin Brezilya olduğunu ve 400 binden fazla elektronik oy makinesi kurduğunu anlatan Kaplan, ''Türkiye'nin bu kadar oy makinesi var mı- Bakan bu kürsüye bir tane makine koysun, millet anlasın. Siz bir makine gördünüz mü, yok. Zati Sungur icadı bir şey koyarsınız. Hindistan 20 yıl uğraştı, siz 20 günde yapmayı düşünüyorsunuz'' dedi.
MHP Grubu adına konuşan Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarıyı ''demokrasi meselesi'' olarak gördüklerini belirterek, demokrasinin kuralı gereği her vatandaşın seçmen olarak yazılması ve oyunu özgürce kullanılması önünde hiçbir engelin olmaması gerektiğini anlattı.
Bal, seçimlerin yargının denetim ve gözetimi altında yapılması gerektiğini belirterek, ''Ancak yargının seçim işleriyle ilgili düzgün şekilde çalışmadığını gördük. İktidarın seçim sürecinde kamunun kaynaklarını ve gücünü kullandığını, bir kısım valilerin iktidar partisine oy toplamak için nasıl çalıştığını yaşadık. Bu ayıplardan kurtulmak için 12 Eylül ürünü olan Siyasi Partiler Yasası ve seçim mevzuatı bir an önce değiştirilmeli'' dedi.
Tasarıda ''çelişkiler'' olduğunu, yurtdışı için ayrı usul belirlemeye gerek kalmadığını savunan Bal,elektronik oylamayla ilgili kaygıların giderilemediğini, Dışişleri Bakanlığı'nın bilişim altyapısının kullanılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Bal, ''seçim suçlarından doğan kamu davasının, seçimin bittiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamayacağı'' hükmünün yanlış olduğunu dile getirerek, bunun ''örtülü af olduğunu'' ve kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı''nın tümü üzerinde Hükümet adına söz aldı.
Önemli tasarılardan birinin daha Genel Kurul'a geldiğini belirten Bozdağ, yurt dışında yaşayan yaklaşık 6,5 milyon insanın gözünün bugün Meclis'teki müzakerelerde olduğunu ifade etti.
Tasarıyla uygulamaya konulacak düzenlemeler hakkında bilgi veren Bozdağ, yurt dışında yaşayan vatandaşların büyük bölümünün bugüne kadar hiç oy kullanmadığına dikkati çekti.
Yurt dışında yaşayan vatandaşların çok az bölümünün sandığa gidip ülkenin yönetimine ilişkin söz söyleyebildiğinden yakınan Bozdağ, ''Demokrasilerde bu hakkı genişletmek ilgili ülkenin görevidir. Gümrük kapılarında kurulan sandıklarda vatandaş giriş ve çıkışlarda oy kullanmış. 2008 yılında yapılan düzenlemeyle yurt dışında yaşayan vatandaşların bulundukları ortamda oy kullanmalarına imkan veren yasal değişikliği yaptık ancak Anayasa Mahkemesi mektupla oy kullanmayı gizlilik ilkesine aykırı görerek iptal etti'' diye konuştu.
''Şu anda elimizde yurt dışında yaşayan vatandaşların oy kullanmasına olanak veren yasal alt yapı var'' ifadesini kullanan Bozdağ, şöyle devam etti:
''Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 2011 seçimlerinde bunu uygulamadı. Halk oylamasında da bunu uygulamadı. 'Bu yasal altyapıyla benim bunu uygulamaya fiilen imkanım yok' dedi. Biz düzenlemeler yapmışız ama bunların altını ortaya çıkacak aksaklıkları giderecek şekilde düzenlememişiz. Esasında bu düzenleme bu eksiklikleri ortadan kaldırma ve vatandaşların daha fazla oy kullanmasını temin etmek amaçlıdır. Dışişleri Bakanlığı'nda, yurt dışında yaşayan vatandaşların kayıtları var. Bundan istifade edeceğiz. Seçim güvenliğine aykırı bir husus olmaması için tedbirleri YSK ve Dışişleri Bakanlığı alacak. Orada sandıklarda kamu görevlileri olacak. Türkiye'deki sandıklar da da var kamu görevlileri. Yurtdışında da görevlilerin bulunması ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Türkiye'nin içinde yapılan seçimlerde seçim güvenliğine ilişkin nasıl sorun yaşanmıyorsa, yurtdışındaki seçimlerde de olmayacak.''
Bozdağ, yurt dışında oy kullanılacak alanlarda siyasi parti temsilcisi sayısını yeni düzenlemeyle 3'e çıkardıklarına dikkati çekerek, bunun mevcut uygulamaya göre ileri bir düzenleme olduğunu ifade etti. Bozdağ, ''Bu, ayrımcılık değil ihtiyaca göre atılmış bir adımdır'' dedi.
Elektronik ortamda oy kullanma uygulamasının mevzuatta yer aldığını ifade eden Bozdağ, YSK'nın karar vermesi durumunda bunun da uygulanabileceğini anlattı. Bozdağ, ''Finans boyutuyla ilgili hükümet açısından herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Yasada bu imkan var. Anayasa Mahkemesi, bu konuyu aykırı bulmadı. Önümüzdeki seçime yetişmez, çünkü bu çok büyük teknik ve bilimsel altyapıyı ilgilendiriyor. Bu bir nevi talimattır. Bu sistemi sağlıklı bir şekilde kurup, işletmesi konusunda YSK'ya imkan veriyoruz'' şeklinde konuştu.
Yeni düzenlemenin, devleti kullanarak birilerini cezalandırma anlayışına da son verdiğini vurgulayan Bozdağ, ''Siyasi partiler, 'buradan birilerine af getiriyoruz' diye konuşuyorlar. Bunu ilgilendiren maddede görüyorum ki uzlaşma yok. Komisyonda söz vermiştim, 'uzlaşma olmazsa maddeyi çekeriz' diye. Bu maddeyi geri çekeceğiz. Mutabakat olursa koyacağız. Kimseye örtülü af getirme gibi düşüncemiz yok'' dedi.
Türkiye'de yasaların çifte vatandaşlığa imkan tanıdığını belirten Bozdağ, bazı Avrupa ülkelerinde Türklere bu imkanın tanınmamasını insan hakları ihlali olarak gördüklerini söyledi.
Bu durumun düzeltilmesini istediklerini ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazı milletvekilleri, Egemen Bağış, Mehmet Şimşek ve Merve Kavakçı ile ilgili sözler etti. Benim kanunum çifte vatandaşlığa izin verecek, sonra da kalkıp 'bu yanlış' diyeceksiniz. Türkiye'nin tüm tezlerine aykırı. Biz çifte vatandaşlığı savunuyoruz, savunmaya devam edeceğiz.
Egemen Bağış'ın da Mehmet Şimşek'in de Merve Kavakçı'nın da bu devlete, bu millete sadakatini, sevgisini, saygısını herhalde Meclis'te kimse tartışmaz, tartışamaz, tartışmamalıdır. Sayın Merve Kavakçı'nın başına gelen hadiseyi de demokrasi ile hukuk ile izah etmeyiz, edemeyiz de. Vatandaşlığın iptalinin seçimden sonra nasıl hukuksuz ve fevri bir şekilde yapıldığını, o dönemde mahkemenin nasıl keyfi bir şekilde karar verdiğini cümle alem biliyor. Vatandaş seçiliyor yemin edecek, ettirilmiyor milletin temsilcisine. Bu bir hakkın zorla, demokrasiye, hukuk ve insan haklarına rağmen gasbıdır, ayıptır. Bu Meclis'in yaşadığı ayıplardan bir tanesidir. Bunların doğru olduğunu söylemek fevkalade yanlıştır. Biz bunun yanlış olduğunu söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Çünkü demokrasi ve hukuk dışı herşeyin karşısında beraber durmamız lazım.''
Daha sonra, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, çalışma süresinin sona ermesi nedeniyle birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
AK Parti Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, gündemdışı konuşmasında, toplumun birer ferdi olan engelli vatandaşlara verilen hizmetin insan hakları açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Soysal, ''Günümüz şartlarında toplumun her kesiminin gerekli hizmeti alabilmesi artık zorunluluk haline gelmiştir'' dedi.
''Engelli bireylerin topluma kazandırılması için önemli sosyal projeler yürütülmesi gerektiğini'' belirten Soysal, çeşitli nedenlerle işsiz kalan engelli bireylerin özel sektör ve kamu iş yerlerinde istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın, ''intikamcı ve vicdan sınırlarını zorlayan bir hukuk anlayışıyla asıldıklarını'' öne sürdü. Öztürk, ''Gezmiş ve arkadaşları bugün tüm hukukçuların lanet ettiği bir kararla idam edildi. Halkımız böyle insanların heykellerini hafızasında dikiyor ve hiç unutmuyor'' dedi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan da Denizli'nin sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu, bu hafta yurtdışındaki vatandaşların seçimlerde oy kullanması ve afet sigortaları ile ilgili düzenlemeler için mesai yapacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, gündemdışı konuşmaların ardından Danışma Kurulu önerisi okunarak kabul edildi. Buna göre, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasa tasarısı ve Afet Sigortaları Kanunu Tasarısı ile Zorunlu Deprem Sigortasına Dair KHK, gündemin ön sıralarına alındı. Her iki tasarı da ''temel kanun'' olarak görüşülecek.
Genel Kurul, yarın afet sigortaları ile ilgili düzenleme yasalaşıncaya kadar çalışmalarını sürdürecek.
Öte yandan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, 15-17 Mayıs tarihlerinde Arnavutluk'a, 17-18 Mayıs tarihlerinde ise Makedonya'ya resmi ziyarette bulunmasına ilişkin tezkere de Genel Kurul'da okunarak kabul edildi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Hac ve umre organizasyonlarında görevlendirilen personelin seçiminde siyasi tercihlerin öne çıktığı ve AK Parti'ye yakın olanlara öncelik verildiği'' şeklindeki iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunu söyledi.
Bekir Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda, milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtladı.
Bozdağ, hac ve umre organizasyonlarının çeşitli kademelerinde görevlendirilecek personelin seçimine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kriterleri içeren talimat düzenlediğini belirtti.
Personelin, oluşturulan bir kurul tarafından mülakat ve değerlendirmeye tabi tutulduğunu ifade eden Bozdağ, ''Belirlenen kriterlere haiz olan personel arasından seçim yapılıyor. Hac ve umre organizasyonlarında görevlendirilen personelin seçiminde siyasi tercihlerin öne çıktığı ve AK Parti'ye yakın olanlara öncelik verildiği iddiaları asılsız ve gerçek dışıdır'' diye konuştu.
Seçilen personel ile ilgili görev yaptıkları döneme ilişkin ulaşan şikayetlerin de titizlikle incelendiğini ifade eden Bozdağ, haklı bulunan şikayetlerin muhatabı personel hakkında ilgili disiplin hükümlerinin uygulandığını söyledi.
Sözleşmeli Kur'an-ı Kerim kursu öğreticilerin sosyal haklarının bulunmadığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Bozdağ, öğreticilerin, diğer sözleşmeli personelin haiz olduğu tüm hakları kullandığını ifade etti. Bu personele ilişkin herhangi bir ayrımın söz konusu olmadığını belirten Bozdağ, ''Hükümetimiz tarafından genel olarak sözleşmeli personel lehinde çalışmalar yapıldı'' dedi.
Bozdağ, bir başka soruyu yanıtlarken, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, hac ve umre organizasyonlarında kar etme, kazanç sağlama gibi bir amaç ve düşüncesi bulunmadığını söyledi.
Hac ve umre ücretlerini etkileyen en önemli unsurun yurtdışı harcamaları olduğuna dikkati çeken Bozdağ, Mekke'de bazı bina ve otellerin yıkılması nedeniyle hacıların iskan edildiği diğer bina ve otellerin ücretlerinde önemli artışlar meydana geldiğini anımsattı.
Hac ve umre organizasyonlarında verilen hizmetin kalitesinde her yıl artış olduğunu belirten Bozdağ, zorunlu olmadıkça bu hizmetlerin ücretlerine zam yapılmadığını ifade etti.
Bozdağ, bir başka soru üzerine, camilerin dernekler, vakıflar, özel şahıslar veya köy muhtarları tarafından toplanan paralarla imece usulü yaptırıldığını ifade ederek, ''Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından doğrudan yaptırılan cami yoktur. Ancak Başkanlık yapımı devam eden camilere cüzi yardımlarda bulunabilmektedir'' dedi.
Türk Kızılayı'nın olası bir İstanbul depremine ilişkin olarak hazırlıklarını sürdürdüğünü belirten Bozdağ, ''Çadır üretim hizmetleri ve yurtdışından çadır alınmasının yanı sıra iaşe sisteminin planlanması çalışmaları sürüyor. Sosyal bilinç oluşturma çalışmaları sürdürülmektedir'' diye konuştu.
Bozdağ, 12 Kasım 1999'da yaşanan Düzce depreminden sonra satın alınan çadırların, valiliklere dağıtıldığını, bu çadırların bir kısmının son yaşanan Van depreminde de kullanıldığını anlattı.
Bir milletvekilinin cemevlerine ilişkin sorusunu yanıtlarken Bozdağ, ''Alevi köylerinde bulunan cemevlerinin bir statüye kavuşturulması noktasında hemfikiriz. Statü belirlenmesine ihtiyaç var. Konunun teolojik ve siyasi boyutu bulunuyor. Teolojik boyutu bizi ilgilendirmez ama siyaset olarak bir statüye kavuşturulmasının doğru olduğunu düşünüyoruz. Şu anda ibadethane denildiği zaman ayrı tartışmalar çıkıyor. Statü konusunda bir adım atılabilir, çalışma yapılabilir'' diye konuştu.
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasa tasarısı üzerinde CHP Grubu adına konuşan Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, düzenlemede, hangi ülkede hangi yöntemin kullanılacağının belli olmadığını, daha ayrıntılı düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.
Yabancı ülkelerde oy kullanma süresinin Dışişleri Bakanlığı'nın görüşü alınarak YSK tarafından tespit edilmesinin yanlış olduğunu savunan Bayraktutan, ''Yurt dışındaki bir oy bile kutsaldır. Dışişleri Bakanlığı'nın görüşü alınarak YSK herhangi bir ülkede oy sayımı kısaltılabilir. Bu objektif değil'' dedi.
Siyasi partilerin sandık kurulunda temsilinde sayının artması gerektiğini, bunun için kamu görevlisi sayısının azaltılabileceğini ifade eden Bayraktutan, ayrıca partilerin müşahitlerinin de kurullarda olmasını istedi.
Bayraktutan, bilişim ağının mutlaka bağımsız kurulun kontrolünde olması gerektiğini ifade ederek, ''Çünkü Dışişleri Bakanlığı, hangi iktidar gelirse gelsin yürütmenin emrinde olan bakanlıktır. Objektif olmasını beklemek ancak iyi niyetlilik olur. Bu nedenle gerekli teknik altyapının oluşturulması çok önemlidir'' diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da tasarı üzerinde yaptığı konuşmada, yeni anayasa yapım sürecinde demokrasinin gereği olarak Siyasi Partiler Yasası, yüzde 10 seçim barajı ve Hazine yardımının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Yurtdışında 3 milyona yakın seçmenin iradesinin sandıklara yansımasını istediklerini, ancak bunun adil seçim sistemiyle yapılabileceğini anlatan Kaplan, 12 Haziran seçimleri öncesinde yasa ve yönetmeliklerin çıkarılmasına rağmen yurtdışında yaşayan yüzde 5 seçmeni oluşturan 129 bin oyun kullanabildiğini ifade kaydetti. ''10 yıl iktidar olmanın ustalığı buysa vay Türkiye'nin haline...'' diyen Kaplan, yeni bir sistemin getirildiğini, elektronik oylamayla oy kullanılabileceğini anlattı.
Kaplan, ''3 milyon seçmenin oylarıyla oynama, yönlendirme, seçimlere hile katma gibi binbir açığı olan ve çok tehlikeli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bu iyi niyetle bakabileceğimiz tasarı değil. Yurtdışına yönelik olan seçim kurullarında en çok oyu alan 3 partinin üyeleri görev alabilecek. Bu, BDP'nin oraya üye vermemesi demektir. Bu kadar ayrımcılık olmaz, bu kadar denetimden korkulmaz. Ne demek istiyorsunuz- Cumhurbaşkanlığı, yerel seçimlere ve genel seçimlere biz girmeyecek miyiz- Niye BDP'nin üye vermesinden korkuyorsunuz'' diye konuştu.
Kullanılacak elektronik oylama için hangi projenin tercih edileceğini soran Kaplan, sistemin ilk olarak Avustralya'da 2006 yılındaki eyalet seçimlerinde kullanıldığını ve 300 bin oyun geçersiz sayıldığını, internet üzerinden bir oyun maliyetinin 521 dolar olduğunu söyledi. Sistemi en iyi kullanan ülkenin Brezilya olduğunu ve 400 binden fazla elektronik oy makinesi kurduğunu anlatan Kaplan, ''Türkiye'nin bu kadar oy makinesi var mı- Bakan bu kürsüye bir tane makine koysun, millet anlasın. Siz bir makine gördünüz mü, yok. Zati Sungur icadı bir şey koyarsınız. Hindistan 20 yıl uğraştı, siz 20 günde yapmayı düşünüyorsunuz'' dedi.
MHP Grubu adına konuşan Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarıyı ''demokrasi meselesi'' olarak gördüklerini belirterek, demokrasinin kuralı gereği her vatandaşın seçmen olarak yazılması ve oyunu özgürce kullanılması önünde hiçbir engelin olmaması gerektiğini anlattı.
Bal, seçimlerin yargının denetim ve gözetimi altında yapılması gerektiğini belirterek, ''Ancak yargının seçim işleriyle ilgili düzgün şekilde çalışmadığını gördük. İktidarın seçim sürecinde kamunun kaynaklarını ve gücünü kullandığını, bir kısım valilerin iktidar partisine oy toplamak için nasıl çalıştığını yaşadık. Bu ayıplardan kurtulmak için 12 Eylül ürünü olan Siyasi Partiler Yasası ve seçim mevzuatı bir an önce değiştirilmeli'' dedi.
Tasarıda ''çelişkiler'' olduğunu, yurtdışı için ayrı usul belirlemeye gerek kalmadığını savunan Bal,elektronik oylamayla ilgili kaygıların giderilemediğini, Dışişleri Bakanlığı'nın bilişim altyapısının kullanılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Bal, ''seçim suçlarından doğan kamu davasının, seçimin bittiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamayacağı'' hükmünün yanlış olduğunu dile getirerek, bunun ''örtülü af olduğunu'' ve kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı''nın tümü üzerinde Hükümet adına söz aldı.
Önemli tasarılardan birinin daha Genel Kurul'a geldiğini belirten Bozdağ, yurt dışında yaşayan yaklaşık 6,5 milyon insanın gözünün bugün Meclis'teki müzakerelerde olduğunu ifade etti.
Tasarıyla uygulamaya konulacak düzenlemeler hakkında bilgi veren Bozdağ, yurt dışında yaşayan vatandaşların büyük bölümünün bugüne kadar hiç oy kullanmadığına dikkati çekti.
Yurt dışında yaşayan vatandaşların çok az bölümünün sandığa gidip ülkenin yönetimine ilişkin söz söyleyebildiğinden yakınan Bozdağ, ''Demokrasilerde bu hakkı genişletmek ilgili ülkenin görevidir. Gümrük kapılarında kurulan sandıklarda vatandaş giriş ve çıkışlarda oy kullanmış. 2008 yılında yapılan düzenlemeyle yurt dışında yaşayan vatandaşların bulundukları ortamda oy kullanmalarına imkan veren yasal değişikliği yaptık ancak Anayasa Mahkemesi mektupla oy kullanmayı gizlilik ilkesine aykırı görerek iptal etti'' diye konuştu.
''Şu anda elimizde yurt dışında yaşayan vatandaşların oy kullanmasına olanak veren yasal alt yapı var'' ifadesini kullanan Bozdağ, şöyle devam etti:
''Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 2011 seçimlerinde bunu uygulamadı. Halk oylamasında da bunu uygulamadı. 'Bu yasal altyapıyla benim bunu uygulamaya fiilen imkanım yok' dedi. Biz düzenlemeler yapmışız ama bunların altını ortaya çıkacak aksaklıkları giderecek şekilde düzenlememişiz. Esasında bu düzenleme bu eksiklikleri ortadan kaldırma ve vatandaşların daha fazla oy kullanmasını temin etmek amaçlıdır. Dışişleri Bakanlığı'nda, yurt dışında yaşayan vatandaşların kayıtları var. Bundan istifade edeceğiz. Seçim güvenliğine aykırı bir husus olmaması için tedbirleri YSK ve Dışişleri Bakanlığı alacak. Orada sandıklarda kamu görevlileri olacak. Türkiye'deki sandıklar da da var kamu görevlileri. Yurtdışında da görevlilerin bulunması ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Türkiye'nin içinde yapılan seçimlerde seçim güvenliğine ilişkin nasıl sorun yaşanmıyorsa, yurtdışındaki seçimlerde de olmayacak.''
Bozdağ, yurt dışında oy kullanılacak alanlarda siyasi parti temsilcisi sayısını yeni düzenlemeyle 3'e çıkardıklarına dikkati çekerek, bunun mevcut uygulamaya göre ileri bir düzenleme olduğunu ifade etti. Bozdağ, ''Bu, ayrımcılık değil ihtiyaca göre atılmış bir adımdır'' dedi.
Elektronik ortamda oy kullanma uygulamasının mevzuatta yer aldığını ifade eden Bozdağ, YSK'nın karar vermesi durumunda bunun da uygulanabileceğini anlattı. Bozdağ, ''Finans boyutuyla ilgili hükümet açısından herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Yasada bu imkan var. Anayasa Mahkemesi, bu konuyu aykırı bulmadı. Önümüzdeki seçime yetişmez, çünkü bu çok büyük teknik ve bilimsel altyapıyı ilgilendiriyor. Bu bir nevi talimattır. Bu sistemi sağlıklı bir şekilde kurup, işletmesi konusunda YSK'ya imkan veriyoruz'' şeklinde konuştu.
Yeni düzenlemenin, devleti kullanarak birilerini cezalandırma anlayışına da son verdiğini vurgulayan Bozdağ, ''Siyasi partiler, 'buradan birilerine af getiriyoruz' diye konuşuyorlar. Bunu ilgilendiren maddede görüyorum ki uzlaşma yok. Komisyonda söz vermiştim, 'uzlaşma olmazsa maddeyi çekeriz' diye. Bu maddeyi geri çekeceğiz. Mutabakat olursa koyacağız. Kimseye örtülü af getirme gibi düşüncemiz yok'' dedi.
Türkiye'de yasaların çifte vatandaşlığa imkan tanıdığını belirten Bozdağ, bazı Avrupa ülkelerinde Türklere bu imkanın tanınmamasını insan hakları ihlali olarak gördüklerini söyledi.
Bu durumun düzeltilmesini istediklerini ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazı milletvekilleri, Egemen Bağış, Mehmet Şimşek ve Merve Kavakçı ile ilgili sözler etti. Benim kanunum çifte vatandaşlığa izin verecek, sonra da kalkıp 'bu yanlış' diyeceksiniz. Türkiye'nin tüm tezlerine aykırı. Biz çifte vatandaşlığı savunuyoruz, savunmaya devam edeceğiz.
Egemen Bağış'ın da Mehmet Şimşek'in de Merve Kavakçı'nın da bu devlete, bu millete sadakatini, sevgisini, saygısını herhalde Meclis'te kimse tartışmaz, tartışamaz, tartışmamalıdır. Sayın Merve Kavakçı'nın başına gelen hadiseyi de demokrasi ile hukuk ile izah etmeyiz, edemeyiz de. Vatandaşlığın iptalinin seçimden sonra nasıl hukuksuz ve fevri bir şekilde yapıldığını, o dönemde mahkemenin nasıl keyfi bir şekilde karar verdiğini cümle alem biliyor. Vatandaş seçiliyor yemin edecek, ettirilmiyor milletin temsilcisine. Bu bir hakkın zorla, demokrasiye, hukuk ve insan haklarına rağmen gasbıdır, ayıptır. Bu Meclis'in yaşadığı ayıplardan bir tanesidir. Bunların doğru olduğunu söylemek fevkalade yanlıştır. Biz bunun yanlış olduğunu söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Çünkü demokrasi ve hukuk dışı herşeyin karşısında beraber durmamız lazım.''
Daha sonra, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, çalışma süresinin sona ermesi nedeniyle birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
