2011-01-04 - 12:18
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'ün Diyarbakır gezisine ilişkin, ''Üzüntü ve endişe duyulacak bir
durum varsa bu da Sayın Cumhurbaşkanı'nın etnik bölücülere cesaret ve meşruiyet
kazandıracak fiiller içine girmesi, bunun sonucu Cumhurbaşkanlığı makamının yara
almış olmasıdır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Diyarbakır gezisine ilişkin, ''Üzüntü ve endişe duyulacak bir
durum varsa bu da Sayın Cumhurbaşkanı'nın etnik bölücülere cesaret ve meşruiyet
kazandıracak fiiller içine girmesi, bunun sonucu Cumhurbaşkanlığı makamının yara
almış olmasıdır'' dedi.
Bahçeli, Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) ''sonuçsuz ve samimiyetten yoksun kararlarının,
göz boyamak ve milli hisleri istismar etmek için kurgulandığı'' ileri sürdü.
''Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Diyarbakır gezisi ve ortaya çıkan vahim
ve ibretlik gelişmeler bize başka bir fikir vermemiştir'' diyen Bahçeli, MGK
kararları arasında Türkçe'nin öne çıkarılmasının; ''Cumhurbaşkanı Gül'ün
karşılama törenleri sırasında pankartlarda ve afişlerde Türkçe dışındaki bir
dilin kullanılmasıyla çiğnendiğini ve anlamsız bir hale getirildiğini'' iddia
etti.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada ''Diyarbakır Büyükşehir
Belediyesine yapılan ziyaretin ne öncesinde ne de ziyaret sırasında iki dilli
tabelaya rastlanılmadığının'' ifade edildiğini anımsatan Bahçeli, şunları
söyledi:
''Sayın Cumhurbaşkanı'na ilk tavsiyemiz, her şeyden önce Diyarbakır
Belediyesinin resmi internet sitesine bakmasıdır. Site Türkçe ve Kürtçe iki
dillidir. Belediye hizmet birimleri Kürtçe ve Türkçe isimlerle sitede yer
almaktadır. Cumhurbaşkanı Gül'ün ziyareti de resmi sitede iki dilli
yansıtılmıştır. Cumhurbaşkanı Gül, Diyarbakır Belediyesini ziyaretinde, belediye
reklam panolarında Kürtçe ve Türkçe yazılı 'hoş geldiniz' afişleriyle
karşılanmıştır. PKK'nın şehir yapılanması KCK, İmralı canisinin talimatıyla
Diyarbakır Belediyesinde eş başkanlık uygulaması başlatmıştır. Terörist başının
atadığı eş başkan, Cumhurbaşkanı Gül'ü belediyeye gelişinde karşılayan resmi
teşrifat ekibi arasında yer almıştır.
İki dilli trafik tabelalar sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında da
kaldırılmamış olup bugün de yerinde durmaktadır. Diyarbakır Belediyesi su ve
kanalizasyon idaresi 2011 yılında su faturalarının Kürtçe basılması kararı
almıştır. Aynı şekilde Diyarbakır Belediyesi nikah, imar, su, kanalizasyon,
ulaşım, temizlik, zabıta, acil yardım, ambulans, defin, turizm, gençlik, spor,
meslek kursları, sosyal hizmetler, kültür ve sanat hizmetleri alanlarında da
Türkçe ve Kürtçe'nin bir arada kullanılmasını, belediyeye ait toplu taşıma
araçlarında güzergahı gösteren tabelalarda yerleşim birimlerinin Kürtçe
isimlerinin yazılmasını kararlaştırmıştır. İmar planına açılan yeni yerleşim
birimlerine Kürt tarihini hatırlatan isimler vereceklerini de belirtmiştir.
Belediye Meclisinin yeni isimleri kabul etmesiyle cadde ve sokaklara iki dilli
tabelalar asılacaktır. Bu kararlar, Sayın Cumhurbaşkanı'nın Diyarbakır
ziyaretinden kısa bir süre önce Aralık 2010'un ikinci yarısında alınmıştır. Sayın
Cumhurbaşkanı, bütün bunları bilerek bu belediyeyi ziyaret etmiştir.
Bu bakımdan Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konudaki tespit ve
eleştirilerimizden üzüntü duymasına gerek bulunmamaktadır. Üzüntü ve endişe
duyulacak bir durum varsa bu da Sayın Cumhurbaşkanı'nın etnik bölücülere cesaret
ve meşruiyet kazandıracak fiiller içine girmesi, bunun sonucu Cumhurbaşkanlığı
makamının yara almış olmasıdır.''
MGK'nın toplantısından sonra yapılan açıklamada ''Türkiye Cumhuriyeti'nin
resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğini değiştirmeye yönelik hiçbir girişimin kabul
edilemeyeceğinin bilinmesi gerektiğine'' dikkati çeken ifadelere herkesten önce
Cumhurbaşkanı'nın uyması, saygı göstermesi gerektiğini belirten Bahçeli,
''Cumhurbaşkanı Gül, iki dilli belediye hizmet uygulamasının birçok örneğini
sergileyen ve bölücülüğün odağı haline gelen Diyarbakır Belediyesini ziyaret
ederken bunu unutmuştur. Bunun sonucu MGK bildirisi bizzat Cumhurbaşkanı
tarafından delinmiş, sıfırlanmış ve hükümsüz hale gelmiştir'' dedi.
Bahçeli, ''Sayın Cumhurbaşkanı haklı endişeler ve görüşlerimiz karşısında
neden rahatsız olmakta, neyi üzüntüyle karşılamaktadır? Ortada üzülecek, rahatsız
olunacak bir şey varsa o da Cumhurbaşkanı Gül'ün devletin başı sıfatıyla
Diyarbakır'da sergilediği tutum ve davranışlardır'' diye konuştu.
2 Ocak 2011 günkü basında Cumhurbaşkanı'na atfen ''ha deyince olmuyor,
kullandığımız dile dikkat edelim, toplumun diğer kesimlerini rahatsız etmeden,
hazmettirerek sürecin işlemesi lazım'' sözlerinin yer aldığını anımsatan Bahçeli,
''Başbakan Erdoğan'ın da 2009 yılında PKK açılımı konusunda ABD'de yaptığı bir
konuşmada aynı kelimeleri kullanarak hazım sürecinden bahsettiği hatırlanırsa,
PKK açılımında Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın niyet ve amaç birliğinin
ötesinde eylem birliği içinde oldukları kendi ifadeleriyle ve bütün yönleriyle
ortaya çıkmış olacaktır'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ankara'da 'Türkçe' diyen Sayın Cumhurbaşkanı, bu sözlerini
Diyarbakır'daki tutum ve davranışlarıyla boşa çıkarmış ve devletin itibarını
deyim yerindeyse yerlere sermiştir. Bu gelişmeler ışığında; Cumhurbaşkanlığı
yemininde ifade edilen hususlara riayet edilmemiş ve vatanın ve milletin bölünmez
bütünlüğü konusunda hassasiyet gösterilmemiştir. Merakımız; yanı başında
sallandırılan afişlerdeki farklı bir dili fark edemeyecek kadar gerçeklerden
kopan birisinin, ettiği yemine bağlı kalarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve
şerefini bundan sonra nasıl koruyacağıdır.
Ancak bilinmelidir ki; MHP var olduğu müddetçe milletimizin dağılmasına
yönelik beyhude girişimlerin sonuç vermesi, Türkçe'nin zayıflatılması ve Türk
kimliğinin yok edilmesi asla mümkün olamayacaktır. Bu itibarla sorumluluk
mertebesinde bulunanların söz ve davranışlarıyla anayasa suçu işlediklerinin
farkına varmaları kendi hayırlarına olacaktır. Türkü, Türkçeyi, Türk milletini,
siyasi fantezileri uğruna değersizleştirmeye, küçültmeye ve içini boşatmaya
çalışanları emin olun ki ne millet ne de yüce Allah affedecektir. Böylesi bir
alçalmanın içinde olanlardan hesap sormak da bizim en öncelikli görevimizdir ve
bu milli görevi yerine getireceğimizden de hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Cumhurbaşkanlığı için şimdiden hazırlık içine girdiğini
ve genel seçimi kendisi için bir dönüm noktası olarak gördüğünü'' öne sürerek,
''Bilinmelidir ki, Başbakanlığı yozlaştıran, değersizleştiren bu zihniyet,
Çankaya yokuşunda soluksuz, aciz ve bitmiş bir halde kalacaktır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Demokratik
açılım adı verilen yıkım projesinin puslu ışığı altında şımaran ve büyüyen
bölücülüğün, Türkiye'nin önündeki en önemli meseleleri arasında yer aldığını''
ifade etti.
Devlet Bahçeli, ''İktidar partisiyle bölücüler arasındaki kontrollü ve
planlı gerginlik, seçimler yaklaştıkça daha da artacak ve perde gerisinde anayasa
taslağı için pazarlıklar kızışacaktır'' dedi.
''Bu tezgahın bir ucunda AK Parti diğer tarafında ise etnik bölücülüğün
tüm unsurlarının yer aldığını'' öne süren Bahçeli, ''Anamuhalefet partisi de
gelişmeleri duyarsız, tepkisiz izlemekte, bir anlamda iktidarın değirmenine su
taşımaktadır'' diye konuştu.
Ancak milletin bu defa ''AK Parti'nin çirkin yüzünü kapatan makyajlara
kanmayacağını ve demokrasinin er meydanı olan sandıkta sırtını yere sereceğini''
ileri süren Bahçeli, ''AKP'nin gerginlik üzerinden planlandığı politikaları artık
başak vermeyecek ve iktidara nasıl geldiyse öyle gidecektir'' dedi.
Bütün hatasına, yanlışına ve kötü idaresine rağmen iktidarın mağduriyet
alanına sığınıp el değiştirmeden sürmesinin, demokrasinin alanını daraltacağını
ve ilkelerini zedeleyeceğini ifade eden Bahçeli, ''Bu şartlar altında AKP
hükümetinin üçüncü dört yılda da ülkeyi yöneteceğini iddia etmek ve hatta temenni
etmek, demokrasinin sunduğu çarelere duyarsız kalmaktır ve alternatifleri
dışlamak anlamına gelecektir'' diye konuştu.
''AKP hükümetinin enerjisi bitmiş, dermanı tükenmiş, tahammülsüz bir ruh
hali içinde kendi kendini yemeye başlayan siyasal bir garabete dönüşmüştür.
Sorunları çözememiş, dertlere deva olmamış, özlemleri dindirememiş ve
sofralardaki ekmeği büyütememiştir. Bir iktidarın değişmesi için yeter ve gerek
şartların hepsi oluşmuş, sıra bunun sandıkta gösterilmesine gelmiştir'' diyen
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu kapsamda olmak üzere, son zamanlarda AKP lehine estirilmek istenen
suni rüzgarın ve bu partiye ait servisi yapılan yüksek oy oranlarının hiçbir
doğruluğu ve gerçekliği yoktur. Kamuoyu oluşturulmasına dönük bu çabaların
önümüzdeki genel seçimlerde yeniden bir AKP iktidarı çıkarmaya matuf olduğu
açıktır. Üstelik insaf ve vicdan tanımayan, ahlaken de çok sorunlu olan bu
girişimlerin, partimizin muazzam gücünü küçültmek gibi bir amaca da hizmet ettiği
aşikardır. Zira AKP'nin kurguladığı ihanet projelerinin sonuç alması ve
bölücülerle girdiği iş birliğinin meyvelerini toplayabilmesi için MHP'nin
zayıflaması gerekmektedir. MHP'nin güç kaybettiği yalanını sürekli pompalayan
yozlaşmış AKP hükümetinin; bizden devşirmeyi planladığı oylarla Türkiye'yi bölmek
ve etnik temelde ayrıştırmak için yeni bir dört yıla ihtiyaç duyduğu
anlaşılmaktadır.
Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı seçimleri için şimdiden hazırlık içine
giren Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki genel seçimleri de kendisi için bir dönüm
noktası olarak görmektedir. Bilinmelidir ki Başbakanlığı yozlaştıran,
değersizleştiren ve işgal ettiği makamı milletimizin hayrına kullanmayan bu
zihniyet, Çankaya yokuşunda soluksuz, aciz ve bitmiş bir halde kalacaktır.
AKP'nin milli duyguları siyasi malzeme yapması sonuç vermeyecek, Türk
milleti bu ikiyüzlülüğe aldanmayacaktır. Önümüzdeki genel seçimde; zalimin azı
dişi sökülecek, bölücünün uzayan eli kesilecek, ihanetin beli kırılacak ve 'İki
dilli hayat' talebi kursaklarda kalarak 'Özerklik' fitnesinin hayalleri
kararacaktır. Bunlara yol açan, kapı aralayan, teşvik eden, destek olan iktidar
partisi AKP'nin de defteri dürülecek ve hesap vermek üzere Yüce Divan yolu ardına
kadar açılacaktır.''
''İki dilli hayat'' taleplerinin yaygınlaşması, bazı belediyelerde ikinci
dilin kullanılmasının önünün açılması, resmi işlemlerin Türkçe dışındaki mahalli
bir dilde yapılmasının ''Esasında PKK açılımının bir sonucu'' olduğunu öne süren
Bahçeli, ''İki dilli eğitim ısrarları neticesinde, anaokulundan üniversiteye
kadar mahalli ölçekte kalması gereken bir dilin devreye girmesi, Allah korusun
birliğimizi ve bütünlüğümüzü tamamen ortadan kaldıracaktır'' dedi.
Bugün, ''İki dilli hayatın'', yasa ve kural tanımadan uygulanmaya
geçildiği birileri tarafından söyleniyorsa ''Bu eşkıyalığın ve başkaldırının
cesaretlendiricisinin kesinlikle Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu'' savunan
Bahçeli, ''MGK toplantısında alınan kararlar yeni bir oyalama sürecinin hayata
geçtiğini göstermiştir. Tek devlet, tek bayrak, tek millet ve tek vatana dönük
vurgular yalnızca sözde kalmış ve ufukta görünen seçim sandığı nedeniyle bir AKP
manevrası olduğuna dönük izlenimlerimizi kuvvetlendirmiştir'' diye konuştu.
MGK bildirisinde ifade edilen ''Halkımızın her zaman ortaya koyduğu,
kardeşlik ve huzur içinde bir arada yaşama kararlılığının Türkiye Cumhuriyetinin
birlik ve beraberliğinin en güçlü teminatı olduğu'' ile ilgili kararlılık
beyanlarının ''Havanda su dövmekten başka bir manaya gelmediğini'' ileri süren
MHP lideri, ''Bir defa, milletimizin birlikte kardeşçe yaşamasına karşı
sergilenen kötülüğün ve verilen tahribatın müsebbibi, MGK sıralarında oturan AKP
hükümetidir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ve toplumsal
barışı uygulamaya koydukları yıkım projesiyle sarsan Başbakan Erdoğan ve hükümeti
olmuştur'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın her konuşmasında 2002 şartlarıyla bugünü
karşılaştırmasının ''İnsanların karnını doyurmadığını'' belirten Bahçeli,
milletin istatistiki bilgileri değil, bereket ve bolluk artışının sağlanmasını
beklediğini söyledi.
İnsanı dışlayan ve sosyal kaygıları gözetmeyen ekonomi politikalarının
hiç kimsenin yararına ve lehine bir sonuç ortaya çıkarmayacağının bugün net
olarak anlaşıldığını dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan'ın içi boş iyimser mesajları ve pembe tablolar çizen sözleri aldatmadır,
yalandır ve kandırmacadır. Başbakan Erdoğan, sahte bahar havası estirmek ve
toplumun her kesimini manipüle etmek için her yolu denemektedir'' dedi.
Çiftçilerin borçlarıyla ilgili kredi faiz oranının yüzde 10'a
çekilmesinin yerinde olduğunu ancak çiftçilerin meselesinin tek başına bu
olmadığını ifade eden Bahçeli, ''Karşımızda, borç faizini düşürerek çiftçimizin
yüzünün güleceğini düşünen bir Başbakan portresi bulunmaktadır. Bu zihniyetin
nedense aklına, çiftçilerimizin bankalara, Tarım Kredi Kooperatifine dağ gibi
biriken borçları gelmemektedir. Haciz kıskacında bunalan, ürünü para etmeyen,
ektiğini dahi alamayan üretici kardeşlerimiz AKP iktidarının gündeminde yoktur''
diye konuştu.
(12.18)
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Diyarbakır gezisine ilişkin, ''Üzüntü ve endişe duyulacak bir
durum varsa bu da Sayın Cumhurbaşkanı'nın etnik bölücülere cesaret ve meşruiyet
kazandıracak fiiller içine girmesi, bunun sonucu Cumhurbaşkanlığı makamının yara
almış olmasıdır'' dedi.
Bahçeli, Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) ''sonuçsuz ve samimiyetten yoksun kararlarının,
göz boyamak ve milli hisleri istismar etmek için kurgulandığı'' ileri sürdü.
''Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Diyarbakır gezisi ve ortaya çıkan vahim
ve ibretlik gelişmeler bize başka bir fikir vermemiştir'' diyen Bahçeli, MGK
kararları arasında Türkçe'nin öne çıkarılmasının; ''Cumhurbaşkanı Gül'ün
karşılama törenleri sırasında pankartlarda ve afişlerde Türkçe dışındaki bir
dilin kullanılmasıyla çiğnendiğini ve anlamsız bir hale getirildiğini'' iddia
etti.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada ''Diyarbakır Büyükşehir
Belediyesine yapılan ziyaretin ne öncesinde ne de ziyaret sırasında iki dilli
tabelaya rastlanılmadığının'' ifade edildiğini anımsatan Bahçeli, şunları
söyledi:
''Sayın Cumhurbaşkanı'na ilk tavsiyemiz, her şeyden önce Diyarbakır
Belediyesinin resmi internet sitesine bakmasıdır. Site Türkçe ve Kürtçe iki
dillidir. Belediye hizmet birimleri Kürtçe ve Türkçe isimlerle sitede yer
almaktadır. Cumhurbaşkanı Gül'ün ziyareti de resmi sitede iki dilli
yansıtılmıştır. Cumhurbaşkanı Gül, Diyarbakır Belediyesini ziyaretinde, belediye
reklam panolarında Kürtçe ve Türkçe yazılı 'hoş geldiniz' afişleriyle
karşılanmıştır. PKK'nın şehir yapılanması KCK, İmralı canisinin talimatıyla
Diyarbakır Belediyesinde eş başkanlık uygulaması başlatmıştır. Terörist başının
atadığı eş başkan, Cumhurbaşkanı Gül'ü belediyeye gelişinde karşılayan resmi
teşrifat ekibi arasında yer almıştır.
İki dilli trafik tabelalar sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında da
kaldırılmamış olup bugün de yerinde durmaktadır. Diyarbakır Belediyesi su ve
kanalizasyon idaresi 2011 yılında su faturalarının Kürtçe basılması kararı
almıştır. Aynı şekilde Diyarbakır Belediyesi nikah, imar, su, kanalizasyon,
ulaşım, temizlik, zabıta, acil yardım, ambulans, defin, turizm, gençlik, spor,
meslek kursları, sosyal hizmetler, kültür ve sanat hizmetleri alanlarında da
Türkçe ve Kürtçe'nin bir arada kullanılmasını, belediyeye ait toplu taşıma
araçlarında güzergahı gösteren tabelalarda yerleşim birimlerinin Kürtçe
isimlerinin yazılmasını kararlaştırmıştır. İmar planına açılan yeni yerleşim
birimlerine Kürt tarihini hatırlatan isimler vereceklerini de belirtmiştir.
Belediye Meclisinin yeni isimleri kabul etmesiyle cadde ve sokaklara iki dilli
tabelalar asılacaktır. Bu kararlar, Sayın Cumhurbaşkanı'nın Diyarbakır
ziyaretinden kısa bir süre önce Aralık 2010'un ikinci yarısında alınmıştır. Sayın
Cumhurbaşkanı, bütün bunları bilerek bu belediyeyi ziyaret etmiştir.
Bu bakımdan Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konudaki tespit ve
eleştirilerimizden üzüntü duymasına gerek bulunmamaktadır. Üzüntü ve endişe
duyulacak bir durum varsa bu da Sayın Cumhurbaşkanı'nın etnik bölücülere cesaret
ve meşruiyet kazandıracak fiiller içine girmesi, bunun sonucu Cumhurbaşkanlığı
makamının yara almış olmasıdır.''
MGK'nın toplantısından sonra yapılan açıklamada ''Türkiye Cumhuriyeti'nin
resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğini değiştirmeye yönelik hiçbir girişimin kabul
edilemeyeceğinin bilinmesi gerektiğine'' dikkati çeken ifadelere herkesten önce
Cumhurbaşkanı'nın uyması, saygı göstermesi gerektiğini belirten Bahçeli,
''Cumhurbaşkanı Gül, iki dilli belediye hizmet uygulamasının birçok örneğini
sergileyen ve bölücülüğün odağı haline gelen Diyarbakır Belediyesini ziyaret
ederken bunu unutmuştur. Bunun sonucu MGK bildirisi bizzat Cumhurbaşkanı
tarafından delinmiş, sıfırlanmış ve hükümsüz hale gelmiştir'' dedi.
Bahçeli, ''Sayın Cumhurbaşkanı haklı endişeler ve görüşlerimiz karşısında
neden rahatsız olmakta, neyi üzüntüyle karşılamaktadır? Ortada üzülecek, rahatsız
olunacak bir şey varsa o da Cumhurbaşkanı Gül'ün devletin başı sıfatıyla
Diyarbakır'da sergilediği tutum ve davranışlardır'' diye konuştu.
2 Ocak 2011 günkü basında Cumhurbaşkanı'na atfen ''ha deyince olmuyor,
kullandığımız dile dikkat edelim, toplumun diğer kesimlerini rahatsız etmeden,
hazmettirerek sürecin işlemesi lazım'' sözlerinin yer aldığını anımsatan Bahçeli,
''Başbakan Erdoğan'ın da 2009 yılında PKK açılımı konusunda ABD'de yaptığı bir
konuşmada aynı kelimeleri kullanarak hazım sürecinden bahsettiği hatırlanırsa,
PKK açılımında Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın niyet ve amaç birliğinin
ötesinde eylem birliği içinde oldukları kendi ifadeleriyle ve bütün yönleriyle
ortaya çıkmış olacaktır'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ankara'da 'Türkçe' diyen Sayın Cumhurbaşkanı, bu sözlerini
Diyarbakır'daki tutum ve davranışlarıyla boşa çıkarmış ve devletin itibarını
deyim yerindeyse yerlere sermiştir. Bu gelişmeler ışığında; Cumhurbaşkanlığı
yemininde ifade edilen hususlara riayet edilmemiş ve vatanın ve milletin bölünmez
bütünlüğü konusunda hassasiyet gösterilmemiştir. Merakımız; yanı başında
sallandırılan afişlerdeki farklı bir dili fark edemeyecek kadar gerçeklerden
kopan birisinin, ettiği yemine bağlı kalarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve
şerefini bundan sonra nasıl koruyacağıdır.
Ancak bilinmelidir ki; MHP var olduğu müddetçe milletimizin dağılmasına
yönelik beyhude girişimlerin sonuç vermesi, Türkçe'nin zayıflatılması ve Türk
kimliğinin yok edilmesi asla mümkün olamayacaktır. Bu itibarla sorumluluk
mertebesinde bulunanların söz ve davranışlarıyla anayasa suçu işlediklerinin
farkına varmaları kendi hayırlarına olacaktır. Türkü, Türkçeyi, Türk milletini,
siyasi fantezileri uğruna değersizleştirmeye, küçültmeye ve içini boşatmaya
çalışanları emin olun ki ne millet ne de yüce Allah affedecektir. Böylesi bir
alçalmanın içinde olanlardan hesap sormak da bizim en öncelikli görevimizdir ve
bu milli görevi yerine getireceğimizden de hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Cumhurbaşkanlığı için şimdiden hazırlık içine girdiğini
ve genel seçimi kendisi için bir dönüm noktası olarak gördüğünü'' öne sürerek,
''Bilinmelidir ki, Başbakanlığı yozlaştıran, değersizleştiren bu zihniyet,
Çankaya yokuşunda soluksuz, aciz ve bitmiş bir halde kalacaktır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Demokratik
açılım adı verilen yıkım projesinin puslu ışığı altında şımaran ve büyüyen
bölücülüğün, Türkiye'nin önündeki en önemli meseleleri arasında yer aldığını''
ifade etti.
Devlet Bahçeli, ''İktidar partisiyle bölücüler arasındaki kontrollü ve
planlı gerginlik, seçimler yaklaştıkça daha da artacak ve perde gerisinde anayasa
taslağı için pazarlıklar kızışacaktır'' dedi.
''Bu tezgahın bir ucunda AK Parti diğer tarafında ise etnik bölücülüğün
tüm unsurlarının yer aldığını'' öne süren Bahçeli, ''Anamuhalefet partisi de
gelişmeleri duyarsız, tepkisiz izlemekte, bir anlamda iktidarın değirmenine su
taşımaktadır'' diye konuştu.
Ancak milletin bu defa ''AK Parti'nin çirkin yüzünü kapatan makyajlara
kanmayacağını ve demokrasinin er meydanı olan sandıkta sırtını yere sereceğini''
ileri süren Bahçeli, ''AKP'nin gerginlik üzerinden planlandığı politikaları artık
başak vermeyecek ve iktidara nasıl geldiyse öyle gidecektir'' dedi.
Bütün hatasına, yanlışına ve kötü idaresine rağmen iktidarın mağduriyet
alanına sığınıp el değiştirmeden sürmesinin, demokrasinin alanını daraltacağını
ve ilkelerini zedeleyeceğini ifade eden Bahçeli, ''Bu şartlar altında AKP
hükümetinin üçüncü dört yılda da ülkeyi yöneteceğini iddia etmek ve hatta temenni
etmek, demokrasinin sunduğu çarelere duyarsız kalmaktır ve alternatifleri
dışlamak anlamına gelecektir'' diye konuştu.
''AKP hükümetinin enerjisi bitmiş, dermanı tükenmiş, tahammülsüz bir ruh
hali içinde kendi kendini yemeye başlayan siyasal bir garabete dönüşmüştür.
Sorunları çözememiş, dertlere deva olmamış, özlemleri dindirememiş ve
sofralardaki ekmeği büyütememiştir. Bir iktidarın değişmesi için yeter ve gerek
şartların hepsi oluşmuş, sıra bunun sandıkta gösterilmesine gelmiştir'' diyen
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu kapsamda olmak üzere, son zamanlarda AKP lehine estirilmek istenen
suni rüzgarın ve bu partiye ait servisi yapılan yüksek oy oranlarının hiçbir
doğruluğu ve gerçekliği yoktur. Kamuoyu oluşturulmasına dönük bu çabaların
önümüzdeki genel seçimlerde yeniden bir AKP iktidarı çıkarmaya matuf olduğu
açıktır. Üstelik insaf ve vicdan tanımayan, ahlaken de çok sorunlu olan bu
girişimlerin, partimizin muazzam gücünü küçültmek gibi bir amaca da hizmet ettiği
aşikardır. Zira AKP'nin kurguladığı ihanet projelerinin sonuç alması ve
bölücülerle girdiği iş birliğinin meyvelerini toplayabilmesi için MHP'nin
zayıflaması gerekmektedir. MHP'nin güç kaybettiği yalanını sürekli pompalayan
yozlaşmış AKP hükümetinin; bizden devşirmeyi planladığı oylarla Türkiye'yi bölmek
ve etnik temelde ayrıştırmak için yeni bir dört yıla ihtiyaç duyduğu
anlaşılmaktadır.
Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı seçimleri için şimdiden hazırlık içine
giren Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki genel seçimleri de kendisi için bir dönüm
noktası olarak görmektedir. Bilinmelidir ki Başbakanlığı yozlaştıran,
değersizleştiren ve işgal ettiği makamı milletimizin hayrına kullanmayan bu
zihniyet, Çankaya yokuşunda soluksuz, aciz ve bitmiş bir halde kalacaktır.
AKP'nin milli duyguları siyasi malzeme yapması sonuç vermeyecek, Türk
milleti bu ikiyüzlülüğe aldanmayacaktır. Önümüzdeki genel seçimde; zalimin azı
dişi sökülecek, bölücünün uzayan eli kesilecek, ihanetin beli kırılacak ve 'İki
dilli hayat' talebi kursaklarda kalarak 'Özerklik' fitnesinin hayalleri
kararacaktır. Bunlara yol açan, kapı aralayan, teşvik eden, destek olan iktidar
partisi AKP'nin de defteri dürülecek ve hesap vermek üzere Yüce Divan yolu ardına
kadar açılacaktır.''
''İki dilli hayat'' taleplerinin yaygınlaşması, bazı belediyelerde ikinci
dilin kullanılmasının önünün açılması, resmi işlemlerin Türkçe dışındaki mahalli
bir dilde yapılmasının ''Esasında PKK açılımının bir sonucu'' olduğunu öne süren
Bahçeli, ''İki dilli eğitim ısrarları neticesinde, anaokulundan üniversiteye
kadar mahalli ölçekte kalması gereken bir dilin devreye girmesi, Allah korusun
birliğimizi ve bütünlüğümüzü tamamen ortadan kaldıracaktır'' dedi.
Bugün, ''İki dilli hayatın'', yasa ve kural tanımadan uygulanmaya
geçildiği birileri tarafından söyleniyorsa ''Bu eşkıyalığın ve başkaldırının
cesaretlendiricisinin kesinlikle Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu'' savunan
Bahçeli, ''MGK toplantısında alınan kararlar yeni bir oyalama sürecinin hayata
geçtiğini göstermiştir. Tek devlet, tek bayrak, tek millet ve tek vatana dönük
vurgular yalnızca sözde kalmış ve ufukta görünen seçim sandığı nedeniyle bir AKP
manevrası olduğuna dönük izlenimlerimizi kuvvetlendirmiştir'' diye konuştu.
MGK bildirisinde ifade edilen ''Halkımızın her zaman ortaya koyduğu,
kardeşlik ve huzur içinde bir arada yaşama kararlılığının Türkiye Cumhuriyetinin
birlik ve beraberliğinin en güçlü teminatı olduğu'' ile ilgili kararlılık
beyanlarının ''Havanda su dövmekten başka bir manaya gelmediğini'' ileri süren
MHP lideri, ''Bir defa, milletimizin birlikte kardeşçe yaşamasına karşı
sergilenen kötülüğün ve verilen tahribatın müsebbibi, MGK sıralarında oturan AKP
hükümetidir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ve toplumsal
barışı uygulamaya koydukları yıkım projesiyle sarsan Başbakan Erdoğan ve hükümeti
olmuştur'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın her konuşmasında 2002 şartlarıyla bugünü
karşılaştırmasının ''İnsanların karnını doyurmadığını'' belirten Bahçeli,
milletin istatistiki bilgileri değil, bereket ve bolluk artışının sağlanmasını
beklediğini söyledi.
İnsanı dışlayan ve sosyal kaygıları gözetmeyen ekonomi politikalarının
hiç kimsenin yararına ve lehine bir sonuç ortaya çıkarmayacağının bugün net
olarak anlaşıldığını dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan'ın içi boş iyimser mesajları ve pembe tablolar çizen sözleri aldatmadır,
yalandır ve kandırmacadır. Başbakan Erdoğan, sahte bahar havası estirmek ve
toplumun her kesimini manipüle etmek için her yolu denemektedir'' dedi.
Çiftçilerin borçlarıyla ilgili kredi faiz oranının yüzde 10'a
çekilmesinin yerinde olduğunu ancak çiftçilerin meselesinin tek başına bu
olmadığını ifade eden Bahçeli, ''Karşımızda, borç faizini düşürerek çiftçimizin
yüzünün güleceğini düşünen bir Başbakan portresi bulunmaktadır. Bu zihniyetin
nedense aklına, çiftçilerimizin bankalara, Tarım Kredi Kooperatifine dağ gibi
biriken borçları gelmemektedir. Haciz kıskacında bunalan, ürünü para etmeyen,
ektiğini dahi alamayan üretici kardeşlerimiz AKP iktidarının gündeminde yoktur''
diye konuştu.
(12.18)
