2008-01-08 - 14:30
Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Diyarbakır'daki bombalı saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'daki olay üzerinden siyaset yaptığını ileri süren Türk, ''Bu bizi üzdü. Biz olaydan dolayı derinden yaralandık. Bu tür olayların Türkiye gündeminden çıkmasına çaba gösteriyoruz'' dedi.
''TOPLUMSAL UZLAŞI ZAMANI...''
Başbakan Erdoğan'ın, ''Projenizi getirin'' çağrısı yaptığını belirten Ahmet Türk, aydınlardan ve akademisyenlerden oluşan bir komisyonun kurulmasını,komisyonun bu süreci sona erdirmesi konusunda girişimde bulunmasını önerdi.
Türk, şöyle devam etti:
''Gelin 15 milyon Kürt halkının yaşadığı bir ülkede, kimliksel, örgütsel ve eğitimi konusunda Anayasal güvenceleri sağlayalım. Bu sürecin sona ermesi için de mücadele yaparız. Silaha karşı kendimizi adeta canlı birer kalkan yaparız. Demokratik siyasetle sorunları çözme zamanıdır. Bu fırsatın mutlaka sağlanması gerekir. Şiddetin ve silahın, halkları karşı karşıya getiren bir olgu olduğunu artık herkesin görmesi gerekir. Bir Kürt insanı olarak, bir siyasi parti mensubu olarak artık diyalog, toplumsal uzlaşı zamanı olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.''
Çerkez, Laz ve Arnavutların da kendi dilinde eğitim talebinde bulunabileceğini belirten Türk, her azınlığa saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Etnisiteye dayalı bir siyaset yürütmediklerini savunan Türk, ''Halkların hakları savunmak ayrı, etnisiteye dayalı siyaset ayrı. Ortadoğu'ya, Irak'a baktığımızda etnisiteye dayalı siyasetin, halkları ne kadar acıya boğduğunu görüyoruz'' dedi.
ŞİDDET ORTAMININ SONA ERMESİ...
Türk, şiddet ortamının sona ermesi konusunda oluşacak diyaloğa katkı sunmaya hazır olduklarını ifade ederek, ''Sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için elimizi taşın altına koymaya hazırız. Şiddetin sona ermesi konusunda ciddi bir çalışmayı görürsek, tüm gücümüzle destekleriz'' dedi.
Türkiye'de sorunların çözümü için iç dinamiklerin harekete geçirilmesinin yeterli olduğunu ileri süren Türk, ''Yeter ki sorunları çözecek tartışma zemini oluşturalım. Bölünmeyi savunan bir mantık yok. Bunu çözmek için neden ABD'den çözüm bekliyorsunuz. Türk demokrasisine inanmış insanlarız. Ortaya koyacağımız, hepimizi kucaklayacak formüllerdir. Bu formülü hayata geçirmeniz halinde sorunu çözmüş olacağız'' diye konuştu.
''TEK MİLLET'' ANLAYIŞI...
Yeni Anayasa çalışmalarına da değinen Türk, şunları söyledi:
''(Kürt kardeşlerim) deniliyor. O zaman bunlar farklı insanlardır. 'Türk Milleti' dendiğinde kardeşlik nerede? Ailede tek çocuk varsa 'kardeş' diyemezsiniz. Kardeş, birden fazla evlat anlamına gelir. Anayasayı, tek millet anlayışıyla gündeme getirirseniz, toplumun realitesine uygun olmaz. Anayasada değişen bir şey olmaz. Statükocu anlayışının devamı haline gelen mantıkla karşı karşıya oluruz.''
22 Temmuzda yapılan seçimde İstanbul 2. bölgeden bağımsız milletvekili adayı olan ancak seçilemeyen Prof. Dr.
Baskın Oran, Diyarbakır'daki patlamanın terör örgütü tarafından
üstlenilmesiyle ilgili olarak ''Çocukların ölmesine neden olan bomba
atılıyor, (Biz bunu askeri otobüs geçecek) diye atmıştık' diyorlar''
dedi.
Bazı ''Sivil Toplum Örgütleri'', grup toplantısına katılarak DTP'ye
desteklerini dile getirdiler.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, bu çerçevede ilk sözü Baskın Oran'a verdi. Demirtaş, Prof. Dr. Oran için, ''Bir milletvekili olarak aramızda olması gerekirken, kaderin cilvesi nedeniyle aramızda bulunmayan Baskın Oran'ı kürsüye davet ediyorum'' ifadesini kullandı. Kürsüye gelen Oran, bu sözlere atıfta bulunarak, ''iki ailenin kızıyla ilgili aklına bir fıkra geldiğini, ancak bu kürsüden bu fıkranın anlatılamayacağını'' söyledi.
''Meclise gelememesini ''kaderin cilvesine'' bağlayan Demirtaş'a teşekkür eden Oran, buraya çay kahve içmeye gelmediklerini belirtti.
Milliyetçiliğin, her yerde başını alıp gittiğini savunan Oran, ''Biz sizi Türk milliyetçiliğine karşı desteklemeye geldik. Yalnız bir milliyetçiliğin bir günden bir güne, bir başka milliyetçilikten hiçbir farkı yoktur. Biz sizi aynı zamanda Kürt milliyetçiliğine karşı desteklemeye geldik'' dedi.
Oran, Kürt dernekleri ile yapılan toplantı sonrası kendisine yöneltilen ilk sorunun ''Kürtçe biliyor musun?'' olduğunu ifade ederek, ''Bu konuda çok şey söylemek istemiyorum. Çocukların ölmesine neden olan bomba atılıyor, biz bunu askeri otobüs geçecek diye atmıştık' diyorlar. Uzun laf, anlamayana söylenirmiş. Özet olarak şunu söylüyorum; biz sizi her
türlü milliyetçiliğin saldırısından, sabotajından ve sizi bir Türkiye partisi olmaktan alıkoymaya çalışanlara karşı desteklemeye geldik'' dedi.
Türkiye Yeşilleri Eş Başkanı Bilge Contepe de Meclise gelirken, 5-6 yerde arandıklarını ileri sürerek, kendilerine potansiyel suçlu muamelesi yapıldığını, ellerindeki bildirilerin alındığını savundu.
Bu durumu kınadıklarını ifade eden Contepe, ''Toplumsal talepleri Meclise taşımalıyız. Meclis kapısı bu derece kapalı olduğu sürece demokrasi bu toplumda artmayacaktır'' değerlendirmesinde bulundu.
''Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur de! Girişimi'' adına konuşan Ayşe Demirbilek, DTP'li vekillerle dayanışmayı önemsediklerini, çünkü demokrasiye ve demokratik çözümlere taraf olduklarını söyledi.
''TOPLUMSAL UZLAŞI ZAMANI...''
Başbakan Erdoğan'ın, ''Projenizi getirin'' çağrısı yaptığını belirten Ahmet Türk, aydınlardan ve akademisyenlerden oluşan bir komisyonun kurulmasını,komisyonun bu süreci sona erdirmesi konusunda girişimde bulunmasını önerdi.
Türk, şöyle devam etti:
''Gelin 15 milyon Kürt halkının yaşadığı bir ülkede, kimliksel, örgütsel ve eğitimi konusunda Anayasal güvenceleri sağlayalım. Bu sürecin sona ermesi için de mücadele yaparız. Silaha karşı kendimizi adeta canlı birer kalkan yaparız. Demokratik siyasetle sorunları çözme zamanıdır. Bu fırsatın mutlaka sağlanması gerekir. Şiddetin ve silahın, halkları karşı karşıya getiren bir olgu olduğunu artık herkesin görmesi gerekir. Bir Kürt insanı olarak, bir siyasi parti mensubu olarak artık diyalog, toplumsal uzlaşı zamanı olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.''
Çerkez, Laz ve Arnavutların da kendi dilinde eğitim talebinde bulunabileceğini belirten Türk, her azınlığa saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Etnisiteye dayalı bir siyaset yürütmediklerini savunan Türk, ''Halkların hakları savunmak ayrı, etnisiteye dayalı siyaset ayrı. Ortadoğu'ya, Irak'a baktığımızda etnisiteye dayalı siyasetin, halkları ne kadar acıya boğduğunu görüyoruz'' dedi.
ŞİDDET ORTAMININ SONA ERMESİ...
Türk, şiddet ortamının sona ermesi konusunda oluşacak diyaloğa katkı sunmaya hazır olduklarını ifade ederek, ''Sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için elimizi taşın altına koymaya hazırız. Şiddetin sona ermesi konusunda ciddi bir çalışmayı görürsek, tüm gücümüzle destekleriz'' dedi.
Türkiye'de sorunların çözümü için iç dinamiklerin harekete geçirilmesinin yeterli olduğunu ileri süren Türk, ''Yeter ki sorunları çözecek tartışma zemini oluşturalım. Bölünmeyi savunan bir mantık yok. Bunu çözmek için neden ABD'den çözüm bekliyorsunuz. Türk demokrasisine inanmış insanlarız. Ortaya koyacağımız, hepimizi kucaklayacak formüllerdir. Bu formülü hayata geçirmeniz halinde sorunu çözmüş olacağız'' diye konuştu.
''TEK MİLLET'' ANLAYIŞI...
Yeni Anayasa çalışmalarına da değinen Türk, şunları söyledi:
''(Kürt kardeşlerim) deniliyor. O zaman bunlar farklı insanlardır. 'Türk Milleti' dendiğinde kardeşlik nerede? Ailede tek çocuk varsa 'kardeş' diyemezsiniz. Kardeş, birden fazla evlat anlamına gelir. Anayasayı, tek millet anlayışıyla gündeme getirirseniz, toplumun realitesine uygun olmaz. Anayasada değişen bir şey olmaz. Statükocu anlayışının devamı haline gelen mantıkla karşı karşıya oluruz.''
22 Temmuzda yapılan seçimde İstanbul 2. bölgeden bağımsız milletvekili adayı olan ancak seçilemeyen Prof. Dr.
Baskın Oran, Diyarbakır'daki patlamanın terör örgütü tarafından
üstlenilmesiyle ilgili olarak ''Çocukların ölmesine neden olan bomba
atılıyor, (Biz bunu askeri otobüs geçecek) diye atmıştık' diyorlar''
dedi.
Bazı ''Sivil Toplum Örgütleri'', grup toplantısına katılarak DTP'ye
desteklerini dile getirdiler.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, bu çerçevede ilk sözü Baskın Oran'a verdi. Demirtaş, Prof. Dr. Oran için, ''Bir milletvekili olarak aramızda olması gerekirken, kaderin cilvesi nedeniyle aramızda bulunmayan Baskın Oran'ı kürsüye davet ediyorum'' ifadesini kullandı. Kürsüye gelen Oran, bu sözlere atıfta bulunarak, ''iki ailenin kızıyla ilgili aklına bir fıkra geldiğini, ancak bu kürsüden bu fıkranın anlatılamayacağını'' söyledi.
''Meclise gelememesini ''kaderin cilvesine'' bağlayan Demirtaş'a teşekkür eden Oran, buraya çay kahve içmeye gelmediklerini belirtti.
Milliyetçiliğin, her yerde başını alıp gittiğini savunan Oran, ''Biz sizi Türk milliyetçiliğine karşı desteklemeye geldik. Yalnız bir milliyetçiliğin bir günden bir güne, bir başka milliyetçilikten hiçbir farkı yoktur. Biz sizi aynı zamanda Kürt milliyetçiliğine karşı desteklemeye geldik'' dedi.
Oran, Kürt dernekleri ile yapılan toplantı sonrası kendisine yöneltilen ilk sorunun ''Kürtçe biliyor musun?'' olduğunu ifade ederek, ''Bu konuda çok şey söylemek istemiyorum. Çocukların ölmesine neden olan bomba atılıyor, biz bunu askeri otobüs geçecek diye atmıştık' diyorlar. Uzun laf, anlamayana söylenirmiş. Özet olarak şunu söylüyorum; biz sizi her
türlü milliyetçiliğin saldırısından, sabotajından ve sizi bir Türkiye partisi olmaktan alıkoymaya çalışanlara karşı desteklemeye geldik'' dedi.
Türkiye Yeşilleri Eş Başkanı Bilge Contepe de Meclise gelirken, 5-6 yerde arandıklarını ileri sürerek, kendilerine potansiyel suçlu muamelesi yapıldığını, ellerindeki bildirilerin alındığını savundu.
Bu durumu kınadıklarını ifade eden Contepe, ''Toplumsal talepleri Meclise taşımalıyız. Meclis kapısı bu derece kapalı olduğu sürece demokrasi bu toplumda artmayacaktır'' değerlendirmesinde bulundu.
''Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur de! Girişimi'' adına konuşan Ayşe Demirbilek, DTP'li vekillerle dayanışmayı önemsediklerini, çünkü demokrasiye ve demokratik çözümlere taraf olduklarını söyledi.
