2010-11-02 - 12:35
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörün insanlık suçu olduğunu belirterek, ''Hükümet olarak biz terörle mücadeleden asla taviz vermeyiz, veremeyiz'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Taksim'deki
terör saldırısına değinerek, bu saldırının kim ya da kimler tarafından
yapıldığının, hangi örgüt ya da örgütler tarafından icra edildiğinin, arkasında
kimlerin olduğunu önemli olduğunu ifade ederek soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.
Erdoğan, ''Ancak bunlardan daha önemli olanın saldırının terör olgusunu bir kez
daha gözler önüne sermiş olmasıdır. Bu saldırıyla terörün kanlı ve kirli yüzü bir
kez daha çok iyi anlaşılmıştır'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın grup konuşmasından öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

-''Masum insanları katletmeyi hedefleyen, kendi yaşamına da son veren bir
anlayış ancak büyük bir gaddarlıkla, büyük bir gözü dönmüşlükle izah edilebilir.
Hiçbir ideoloji, hiçbir amaç, hiçbir hedef böyle gözü dönmüşlüğe onay
veremez.''

-''Bu saldırı insanlık dışı bir saldırıdır. İşte onun içinde bu
saldırının hedefi Türkiye değil, milletimiz değil, bizatihi insandır, bizatihi
insanlıktır.''

-''Çocukları katleden ya da çocukları hedef alan bir anlayış insani
olamaz.''

-''Biz diyoruz ki, kimin yaptığına bakmadan, hangi gerekçeyi öne
sürdüğüne bakmadan; hangi inancı, hangi inancı, hangi ideolojiyi taşıdığını
bakmadan teröriste sadece terörist olarak görelim ve ona karşı hep birlikte tavır
alalım.''

-''Terör karşısında gereken kararlılığı göstermeyen ülkelerin ve
siyasetçilerin akan kanın üzerlerine bulaştığını artık görmelerini istiyoruz.''

-''Terörden medet umanların, terör örgütünü teşvik edenlerin sonu her
zaman içler acısı olmuştur. Çünkü kirli oyunu oynayanlar her zaman kirlenirler.
Kan dökenler, kana bulaşanlar her zaman döktükleri kanda boğulurlar.''

-''Adı ne olursa olsun, hangi gerekçeyi öne sürerse sürsün, terör
terördür ve terör insanlık suçudur.''

-''Terör eylemleri üzerine siyasi hesaplar yapanlar, amaç ve hedeflerine
terör üzerinden varabileceklerini düşünenler; terör vasıtasıyla hükümeti ve
demokrasi zaafa düşüreceklerini zannedenler, bu tür kanlı eylemlerle topluma
korku ve yılgınlık aşılayabileceklerini sananlar beyhude bir uğraş içindedirler.
Büyük bir gaflet içindedirler.''

-''Hükümet olarak biz terörle mücadeleden asla taviz vermeyiz, veremeyiz.
Çünkü biliyoruz ki güven ve istikrar ancak güvenlik zafiyeti olmayan bir ortamda
korunabilir.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, T Taksim'deki
terörist saldırıyı değerlendirdi. Taksim'in 24 saat capcanlı, cıvıl cıvıl
olduğunu hatırlatan Erdoğan, çok sayıda turistin de meydana gelip gittiğini,
meydanın Türkiye'nin fotoğrafını yansıttığını ifade etti. Başbakan Erdoğan,
terörün kanlı yüzünü, Türkiye'nin bu güzel fotoğrafı üzerinde gösterdiğini,
birlik ve kardeşlik tablosunu hedef aldığını dile getirdi.

Erdoğan, intihar bombacısının hayatını kaybettiğini, 32 kişinin
yaralandığını hatırlatarak, geçmiş olsun dileklerini iletti, Allah'tan acil şifa
diledi.

Saldırının kim ya da kimler tarafından yapıldığı, hangi örgüt ya da
örgütler tarafından gerçekleştirildiği, arkasında kimlerin olduğu ve neyi
hedeflediklerinin önemli olduğunu belirten Erdoğan, güvenlik güçlerinin olayın
tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmalarını yürüttüğünü söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ancak bunlardan daha önemli olan saldırının terör olgusunu bir kez daha
gözler önüne sermiş olmasıdır. Bu saldırıyla terörün kanlı ve kirli yüzü bir kez
daha çok iyi anlaşılmıştır. Dünyanın en kalabalık meydanlarından birinde,
güvenlik güçlerinin olduğunu kadar kadınların, çocukların, masum insanların yoğun
olarak bulunduğu bir bölgede üzerindeki bombayı patlatmak suretiyle toplu bir
katliamı hedef alan bir anlayış, insana ait insanlığa ait hiçbir hissiyatın
sahibi olamaz. Masum insanları katletmeyi hedefleyen, kendi yaşamına da son veren
bir anlayış ancak büyük bir gaddarlıkla, büyük bir gözü dönmüşlükle izah
edilebilir. Hiçbir ideoloji, hiçbir amaç, hiçbir hedef böyle bir gözü dönmüşlüğe
onay veremez. Bu tür kanlı eylemleri meşrulaştıramaz. Bu saldırı insanlık dışı
bir saldırıdır. İşte onun için de bu saldırının hedefi Türkiye değil, milletimiz
değil bizatihi insandır, bizatihi insanlıktır.

Terörün hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir hassasiyet göstermeden, hiçbir
insani, vicdanı, ulvi değer taşımadan nasıl insani ve insanlığı hedef aldığını bu
son saldırıda bir kez daha gördük. Çocukları katleden ya da çocukları hedef alan
bir anlayış insani olamaz. Köyünden minibüsle il merkezine giden masum ve sivil
insanlara saldırıp 9 canı katleden bir anlayış insani olamaz. Sabah namazını
kıldırmak için evinden çıkan imamı öldüren anlayış insani olamaz. Ankara'da
Anafartalar Çarşısı önünde otobüs bekleyen, 2 gün sonraki düğünü için alışveriş
yapan asgari ücretle ev geçindiren, gecekondusuna gitmek için işyerinden çıkan
yoksul insanları katleden bir anlayış, insani olamaz, vicdani olamaz. Hiçbir
gerekçe insanlıktan nasibini almayan bu saldırganların vahşetini, gözü
dönmüşlüğünü, kana susamışlığını örtemez, perdeleyemez.''

Tüm dünyaya ''nereden gelirse gelsin teröre karşı ortak hareket edelim
çağrısını'' terörün bu yüzünü gördükleri için yaptıklarını belirten Erdoğan,
''Biz diyoruz ki; kimin yaptığına bakmadan, hangi gerekçeyi öne sürdüğüne
bakmadan, hangi inancı, hangi ideolojiyi taşıdığına bakmadan teröristi sadece
terörist olarak görelim ve ona karşı hep birlikte tavır alalım'' şeklinde
konuştu.

8 yıllık süreçte gittikleri her ülkede, bulundukları her platformda,
kendilerini ziyarete gelen her yabancı konuğa bu tezleri dile getirdiklerini
belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Terörün bir insanlık suçu olduğunu ifade ettik. Teröre karşı tüm
insanlığın ortak mücadele vermesi gerektiğini söyledik. Bu konuda önemli mesafe
kat ettik. Özellikle AVrupa'da terörün kaynaklarının kesilmesi noktasında önemli
gelişmeler var. Ama bugün bile tüm uyarılarımıza, tüm çağrılarımıza rağmen terör
karşısında gereken kararlılığı göstermeyen ülkelerin, siyasetçilerin akan kanın
üzerlerine bulaştığını artık görmelerini istiyoruz. Terörden medet umanların,
terör örgütünü teşvik edenlerin sonu her zaman içler acısı olmuştur. Çünkü, kirli
oyun oynayanlar her zaman kirlenirler. Kan dökenler, kana bulaşanlar her zaman
döktükleri kanda boğulurlar. Terörden medet umarak karanlık hesaplar yapanlar
karanlıkta kaybolup giderler. Bu sözlerim dışarıya olduğu kadar içeriye de
yöneliktir. Tekrar ediyorum, adı ne olursa olsun, hangi gerekçeyi öne sürerse
sürsün terör terördür ve insanlık suçudur. Özellikle vurguluyorum, terör
eylemleri üzerine siyasi hesaplar yapanlar, amaç ve hedeflerine terör üzerinden
varabileceklerini düşünenler, terör vasıtasıyla hükümeti ve demokrasiyi zaafa
düşüreceklerini zannedenler, bu tür kanlı eylemlerle topluma korku ve yılgınlık
aşılayabileceğini sananlar beyhude bir uğraş içindedirler, büyük gaflet
içindedirler. Terörist saldırılarla güven ve istikrarı bozacaklarını, Türkiye'nin
gidişatına yön vereceklerini sananlar her zaman hayal kırıklığı yaşamaya
mahkumdurlar.''

Başbakan Erdoğan, 73 milyon vatandaşın bu tür saldırılar karşısında yek
vücut ve tek yürek olduğunu belirterek, bu tür karanlık oyunların her zaman
milletin engin basiretiyle boşa çıkarıldığını vurguladı. Erdoğan, ''Bundan sonra
aziz milletimiz bu tür kirli oyunları boşa çıkaracaktır'' dedi.

Terörü açıkça ve dürüstçe lanetlemeyenlerin, terör karşısında sesini
yükseltemeyenlerin akan her damla kanın vicdanlarından bir şeyleri alıp
götürdüğünü, milletin hissiyatından uzaklaştıklarını anlamak durumunda olduğunu
ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Başkasının terörünü lanetlemek yetmiyor. İnsanca duruş, insanca tavır,
Hakkari'de imamın katledilmesini, minibüste sivillerin öldürülmesini, yangın
söndürmeye giden insanlara tuzak kurulmasını bu ülkenin ve bu milletin güvenlik
güçlerine kalleşçe saldırılmasını lanetlemeyi gerektiriyor.

İstanbul'daki saldırı elbette tüm boyutlarıyla aydınlatılacaktır. Ama
açık olan bir şey var; bu saldırıların önemli bir gayesi de milletin hissiyatını
etkilemek, bu sayede politikalara yön vermeye çalışmaktır. Şu anda emniyet
teşkilatı mesafe aldı, alıyor. Bu saldırılar demokratikleşme süreçlerine sekte
vurmayı, bir bütün olarak siyaseti ve demokrasiyi zaafa düşürmeyi
hedeflemektedir. Tedhiş diyoruz. Adı üstünde milleti dehşete düşürüp, korkutup,
sindirip, yıldırıp ülkenin istedikleri mecraya girmesini sağlamaya dönük
saldırılardır. Biz demokrasi ile güvenlik arasındaki ince çizgiden bahsederken
işte terör örgütlerinin bu hedeflerini bilerek bunu söylüyoruz. Terör örgütleri
bu tedhiş hareketleriyle istikrarı, güven ortamını, huzur ortamını hedef
aldıkları kadar demokrasiyi ve demokratikleşmeyi de hedef alıyorlar. Terör
konusunu iç siyaset malzemesi yaparak istismar edenler terör örgütlerinin
amaçlarına hizmet ederler, başka bir şey yapmazlar. Terör üzerinden hükümeti
yıpratmaya çalışmak, terörle mücadele gibi bir milli meselede ortak bir duruş
sergileyememek çok büyük bir yanlış olur. Tüm siyasi partilerimize tavsiyem,
terör ve terörle mücadele konusunu siyasi çekişme ve polemik malzemesi
yapmamalarıdır. Hükümet olarak terörle mücadaleden asla taviz vermeyiz,
veremeyiz. Çünkü, biliyoruz ki güven ve istikrar ancak güvenlik zafiyeti olmayan
bir ortamda korunabilir.

Yatırımlar ancak güvenli bir ortamda yapılabilir.
Demokratikleşme ancak güvenlik kaygıları en aza indiği zamanlarda hızlanabilir.
Terörü sadece asayiş meselesi olarak görmeyen, terörle mücadeleyi sadece askere
indirgemeyen, tüm boyutlarıyla meselenin üzerine giden iktidar AK Parti
iktidarıdır. Terör örgütünün olumsuz tüm propagandalarına rağmen halkı
kucaklayan, halka devletin şefkat elini uzatan, devlet millet kucaklaşmasını
yeniden tesis eden tek iktidar AK Parti iktidarıdır. Yıllar yılı bölge halkının
tepkisini çeken yanlış politikalara son veren, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü
güçlendiren iktidar AK Parti iktidarıdır. Eğer terörle etkin bir mücadele
edilmeseydi Türkiye bugün bu noktalara ulaşamazdı.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, gazeteci-yazar Oktay Ekşi'nin Hürriyet Gazetesindeki köşe yazısında
kullandığı ifadelere ilişkin, ''Bu tür yazıyı yazanların, Basın Konseyi gibi
ahlak ilkelerini öne çıkaran ve 'Basın ahlak ilkelerine önem verdiğini' iddia
eden bir konseyin başında bu tür bir temsilcinin olması Türkiye için bir yüz
karasıdır'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Oktay Ekşi'nin
yazısında kullandığı ifadeleri değerlendirdi.

Türk siyaseti ve demokrasi adına üzüntü duyduklarını belirten Erdoğan,
''Bu çirkin üslup bizi üzüyor, bu sığ, seviyesiz, ölçüsüz siyasi söylemler bizi
üzüyor. Bu kadar çapsız, bu kadar vizyonsuz, bu kadar hazırlıksız, bu kadar
tutarsız siyasetçiler de bizi üzüyor'' diye konuştu.

Türkiye ve AK Parti'nin her geçen gün ileriye doğru gideceğini,
büyüyeceğini, gelişeceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu muhalefet, her geçen gün daha geriye, daha kötüye doğru gidecek. Bu
durum Türkiye'nin faydasına değildir. Tabii üslup bozukluğu sadece liderle değil,
liderin bazı takipçilerinin de ciddi şekilde ağızlarını bozduklarını görüyoruz.
Kılavuz-karga, tencere-kapak... Üzüm üzüme baka baka kararıyor. Aynen bu.
Birileri dillerinin altındaki baklayı çıkarmaya, içlerindeki gerçek hissiyatı
ortaya dökmeye başladı. Önce millete 'bidon kafalı' dediler. Orada durmadılar.
'Göbeğini kaşıyan adam' dediler. Orada da durmadılar. Milletin seçimle gelmiş
hükümetine ağza alınmayacak küfürler etmeye başladılar. Güya çevre duyarlılığı
ile çevreyi korumak adı altında yazı yazanların bizzat kendilerinin çevreyi
kirlettiği... Buna gönül çevresini kirletmek denir.

Bunlar insana saygıyı unuttular. Bu üslup ve bu seviye, bu sözcükler, bu
hakaretler dünyanın hiçbir yerinde ifade özgürlüğüyle, düşünce özgürlüğüyle,
basın özgürlüğüyle izah edilemez. Bizim medyaya yönelik eleştirilerimiz işte bu
zihniyete karşı olmuştur.''

''Yıllardır üstü örtülü şekilde sürdürülen haksız, hukuksuz ve seviyesiz
saldırıların artık geçen hafta dil ve yazı ile de ikrar edildiğini'' ifade eden
Erdoğan, şunları söyledi:

''Bunlar sadece bugün değil, on yıllardır millete de seçmene de seçimle
gelmiş hükümetlere ve başbakanlara da işte bu seviye ve bu zihniyetle baktılar.
1940'lardan itibaren Cumhuriyetin asıl sahibi yani cumhur yani millet, Cumhuriyet
Bayramı etkinliklerinden, Cumhuriyet coşkusundan adeta uzak tutuldu adeta
dışlandı. Bunları bir araya getirdiğiniz zaman gerçek tablo ortaya çıkıyor. Bu
tür yazıyı yazanların, Basın Konseyi gibi ahlak ilkelerini öne çıkaran ve 'Basın
ahlak ilkelerine önem verdiğini' iddia eden bir konseyin başında bu tür bir
temsilcinin olması, Türkiye için bir yüz karasıdır. Türk basını için bir yüz
karasıdır. Basın Konseyinin bu noktada zerre kadar basın ilkesine, basın ahlak ve
yasasına saygısı varsa önce 'Biz böyle birisiyle yürümeyiz' deyip oradan
kendisini tardetmeleri lazım. Yapmaları gereken budur.''

Ülkede milletin yıllarca seçkinlerin resepsiyonlarına giremediğini ifade
eden Başbakan Erdoğan, ''Cumhur ile hiçbir zaman aynı sofrayı paylaşmadılar,
paylaşamadılar. Aynı ortamı, aynı atmosferi paylaşmadılar. Ne zaman ki o duvar
yıkıldı, ne zaman ki AK Parti iktidarıyla Cumhuriyet, cumhurla kucaklaştı bu
sefer de bu beyefendiler o resepsiyonları boykot etmeye başladılar. Dün milletle
aynı yerde değillerdi, bugün de milletle aynı çizgide, aynı hizada değiller''
diye konuştu.

Dün milleti küçümseyip yanlarına almayanların, bugün millet yanlarına
gelince rahatsız olduklarını belirten Erdoğan, ''Milletten kaçıyorlar. Sizin bu
zihniyetinizle nasıl cumhuriyetçilik, nasıl halkçılık, nasıl demokrasi olur?
Sizin bu anlayışınızdır, yıllar yılı milleti devletten, cumhuriyetten, laiklikten
soğutan'' dedi.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sizin gibi imtiyazlıların, seçkinlerin bu tahammülsüzlükleridir,
milletin devleti yeterince sahiplenmesinden alıkoyan. Biz devlet-millet
bütünleşmesini her kademede savunuyoruz -belli bir yerde olsun belli bir yerde
olmasın...- Hayır, her kademede olması gerekir. İşte o olduğu zaman 73 milyonun
kardeşliğini konuşabiliriz. Bunu yapamayanlar, 73 milyonun kardeşliğini
konuşamazlar. Ondan sonra gidersin, Bağdat Caddesi'nde tur atarsın ama biz Bağdat
Caddesi'ne de gideriz, Kasımpaşa'ya da gideriz, Ümraniye de, Dudullu'ya da
gideriz. Biz bayramı İstanbul'un en ucra köşelerinden başlar, her yerinde
kutlarız. Aramızdaki fark bu. Bugün halk, Cumhuriyeti de devleti de devletin
zirvesini de sahipleniyor, kucaklıyor. Biliyorum, yine rahatsızlar. Çünkü
dertleri, milletin Cumhuriyeti, demokrasiyi, devleti sahiplenmesi değil dertleri
kendi imtiyazlarını korumak. Kendi menfaat düzenini devam ettirmek. Keşke bizim
yüzde 42'yi anlamak için gösterdiğimiz çabanın onda birini bunlar yüzde 58'i
anlamak için gösterseler. İnanın o zaman muhalefetin de demokrasinin de
Türkiye'nin de seviyesi bugünkünden çok daha farklı bir yerde olacaktır.''

Milletin, muhalefetin seviyesinin daha üst noktalara çıkması konusunda
büyük istek taşıdığını düşündüğünü söyleyen Erdoğan, ''Sadece yüzde 58'in değil,
yüzde 42'inin de bu siyaset seviyesini hak etmediğinin bilinciyle bu partilere
gereken üslup ve siyaset dersini vereceğine inanıyorum'' dedi.

+++ Devamını ilgili dökümanlarda bulabilirsiniz+++