2014-01-22 - 15:22
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, HSYK'nın yapısında değişiklik yapan kanun teklifinin 8 maddesi görüşüldü, 1. maddesi tekliften çıkarıldı, 7 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

Gümdemdışı söz alan MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, Türkiye'nin nereye savrulacağı belli olmayan bir karmaşıklık içerisinde olduğunu savundu.

"Meclis'in önüne Başbakan'ın dayatmasıyla getirilen yasalar, burada parmaklarınızla onaylanıyor" ifadesini kullanan Şimşek, "Sayın Başbakan giderek iyice insicamını kaybetti. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Başbakan'ın dinlenmeye ve tıbbi destek almaya ihtiyacı var" dedi. Bu sözler üzerine, TBMM Başkanvekili Yakut, Şimşek'i İçtüzük kurallarına göre konuşmaya davet etti. Şimşek, şunları söyledi:

"TIR'larda arama yapan kişiler hakkında soruşturma açılmıştır. Türkiye tarihinde ilk defa kamu görevlileri, kendilerine ait görev ve sorumlulukları yerine getirirken soruşturma geçirmek gibi durumla karşı karşıya kalmıştır.

Yargıyı rahat bırakın. Bir endişeniz yoksa insanlar yargılansınlar, insanları niçin zan altında bırakıyorsunuz? Yargılanma bir haktır. Kimseyi bu haktan mahrum edemezsiniz."

Yalova'ya yapılan yatırımlarla ilgili söz alan AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun, Şimşek'i, sözlerinden dolayı kınadığını ve özür dilemesi gerektiğini kaydetti.

Hükümeti hedef alan 17 Aralık operasyonunun hedefine ulaşamadığını ancak ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini belirten Coşkun, "Bunun hesabını vereceksiniz. Ayakkabı kutuları da elinizde kalacak" ifadesini kullandı.

CHP Ardahan Milletvekili Ensan Ögüt, Ahıska Türklerinin sorunlarıyla ilgili Gündemdışı konuşma yaptı.

Coşkun'un konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, Coşkun konuşurken, "Vatandaş kaç paraya geçecek köprüden, yuh be" diye laf attığını ve bunda bir hakaret bulunmadığını kaydetti.

Bu sözler üzerine, İnce konuşmasını sürdürürken bazı AK Parti'li milletvekillerinin "yuh" dedikleri duyuldu.

İnce, "Rüşveti, yolsuzluğu operasyon olarak anlatıyorsun, o kasaları, dolarları ben mi koydum?" diye sordu.

Yeniden söz alan Coşkun, "Maksadım kapışmak ve yarışmak değil. Grubuna hakim olman lazım ama oradaki milletvekili nefes almadan 'yuh' diyecek kadar ileri gitmiştir ve bunu saygısızlık saymıyorsun. Sizin edep, adap, haya anlayışınız da değişik. O ayakkabılar elinizde kalacak. Onlarla iki ay oynayın" dedi.

Coşkun, İnce'ye "Sen Yalova için ne yaptın şimdiye kadar?" diye sordu.

Coşkun'un konuşmasında İnce'ye yönelik "Derenin öbür tarafından" ifadesini kullanması, Genel Kurul'da tartışma başlattı.

Yeniden söz alan İnce, 12 yılda Yalova'dan alınan vergilerin, verilenlerden 1,5 kat fazla olduğunu savundu.

İnce, "Taksim'in iki köşesinde birer saat duralım seninle. Bir saatte bana bin kişi gelir resim çektirir, sana bir kişi gelsin maaşımı sana bağışlarım. Yalova'nın adını marka yaptım ben, daha ne yapayım" diye konuştu.

"Derenin öbür tarafı" ifadesinin "çok ayıp" olduğunu belirten İnce, "Ben kendimi Yalovalı hissediyorum ama sen kendini Yalovalı hissetmiyorsun. Göçmenlere hakaret ediyorsun. Derenin öbür tarafını Yalova'da göstereceğim ben sana" dedi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da Coşkun'un "Türkiye'yi ikiye ayıran çok ciddi, hatalı bir söz sarf ettiğini" söyleyerek, özür dilemesini istedi. Halaçoğlu, "(Derenin öbür tarafı) dediğiniz Anadolu'dan oraya göç ettirilmiş Türklerdir. Siz yine az bölüyorsunuz. Başbakanınız 36 parçaya bölüyor. Siz derenin hangi tarafındasınız?" diye sordu.

TBMM Başkanvekili Yakut da Coşkun'un konuya açıklık getirmesini, özür dilemesini istedi.

Yeniden söz alan Coşkun, "Yüce Meclis'e en fazla saygı duyan milletvekiliyim. Özür dilemem gereken bir durum olsa gözümü yumar dilerim ama ben özür dileyecek bir şey söylemedim. Sayın milletvekili beni Yalovalı olmamakla suçlayınca, bizim oralarda çok kullanılır, bunlar Anadolu muhabbetidir, şiveleridir, çok kullanılan laflardır. Buradan bir şeyler çıkarmaya çalışmayın, asla mümkün değil. Biz vatandaşlarımıza sonsuz saygı içindeyiz. Ötesi de berisi de bizimdir. Tüm vatandaşlar bizim kardeşimizdir. 76 milyon bizim kardeşimizdir" dedi.

Tartışmaların devam etmesi üzerine Yakut, birleşime ara verdi.

TBMM Genel Kurulu'nda BDP'nin taşeron işçilerin sorunlarının araştırılması için Meclis araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisinin görüşülmesi sırasında konuşan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, bu meseleyi Türkiye'nin en önemli temel yarası olarak niteledi.

Türkiye'de üretimin bütün alanlarında taşeron uygulamalarıyla ün salmış bir hükümet ve iktidar bulunduğunu iddia eden Çelebi, "İktidarın bütün uygulamaları taşerondur. O aradaki tefecilere, aradaki zengin ettiğiniz o taşeron firmalara verdiğiniz kaynağı işçilerin cebine koyduğunuz zaman bu sorun çözülür. O kutulara saklanan paralar yerine bu paraları işçiye dağıttığınızda bu sorun çözülür" dedi.

AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise muhalefetin iktidarda olmadığı için birtakım vatandaşlara vaatlerde bulunduğunu ileri sürerek, muhalefetin iktidara gelmesi halinde ekonomik bakımdan bunları yapmanın mümkün olmadığını, muhalefetin uzun süre iktidardan uzaklaşınca kamu maliyesinin nasıl yönetileceğini unuttuğunu iddia etti.

17 Aralık'ta başlayan operasyona değinen Güneş, şunları söyledi:

"2002'den önce kamu bankalarından verdiğiniz kredilerin dönüş oranı kaçtı? Bu geri dönmeyen kredileri kimlere verdiniz? Bu yasal bir yolsuzluktur, hırsızlıktır. Bu hırsızlığı siz normal hale getirdiniz. Biz bunların hepsini kapattık. Bugün kamu bankalarının kredilerin geri dönüş oranı yüzde 97'dir. Siz bunu asla yakalamadınız. Muhalefet, kendi imkanlarıyla, kendi gücüyle, fikriyle iktidara gelemeceğini anlayınca birileri bunlara bir şey sundu. Onlara sarıldılar, onlarla bir yere gelmek istiyorlar."

Her zaman işçinin, köylünün yanında olduklarını vurgulayan Güneş, "İşçinin, emeklinin peşinden düşün. Biz sizler gibi sendika ağalığı yapmadık, işçileri sömürmedik" dedi.

Bunun üzerine sataşma gerekçesiyle söz alan Çelebi, "Onurumla çalıştım. Sendika ağası kimse şerefsiz ve namussuzdur. Kim yapmışsa. Bu büyük bir hakaret. Bana sendika ağalığı hiç söylenemez. Eğer arayacaksanız aranızda arayın, aranızda bulun. Orada mutlaka aranızda vardır. Biz de bulamazsınız. Biz de öyle bir şey yok" karşılığını verdi.

BDP'nin önerisi ile MHP'nin kamyoncu ve nakliyeci esnafının sorunlarıyla ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerileri reddedildi.

Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, 17 Aralık operasyonlarına değindi. Çıray, milli ordu ve Fenerbahçe sevgisi üzerinden yolsuzluk, hırsızlık iddialarının aklanmaya, HSYK teklifinin meşrulaştırılmaya çalışıldığını iddia etti.

Bu yaşanılan süreçten AK Parti içinde büyük çoğunluğun rahatsız olduğunu bildiklerini belirten Çıray, "Sözüm AKP içinde bu süreçten rahatsız olan arkadaşlara değil, benim sözüm Başbakan ve onun suç ortaklarına" dedi.

Kürsüden Fransız gazetesinde yayımlanan bir karikatür gösteren Çıray, Türkiye'deki yolsuzlukların dünyada alay konusu olduğunu ileri sürdü.

Suriye yönetiminin yaptığı iddia edilen katliam fotoğraflarının midesini bulandırdığını ifade eden Çıray, şunları söyledi:

"Suriye'de yaşananlar tam bir pislik. Ancak, unutmayın, pisliğe basarsanız paçalarınıza sıçrar. Kirli ve kanlı dış politikaya soyunan Davutoğlu'ndan Dışişleri Bakanı olursa, paçalar kirlenir. Dış politikaya mezhep gözlüğüyle bakarsan, gelir El Kaide, sınırlarına yerleşir. Bu El Kaide ilişkileri, operasyonel bir beceriksizlik timsali olarak ikide bir yakalanan TIR'lar gelecekte Başbakan'ın başına büyük işler açacak. Sadece onun başına açsa iyi de 'kendi düşen ağlamaz' diyeceğim, ülkemizin başına da dertler açacak."

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, "masumiyet karinesi" ve "soruşturmanın gizliliği" prensibinin ihlal edilerek, bütün bir grubun, hükümetin ve millet iradesinin suçlanarak mahkum edildiğini söyledi.

Suç sabit oluncaya kadar herkesin suçsuz olduğunun altını çizen Aydın, şöyle devam etti:

"Bu soruşturmada sonuna kadar gidilsin. Gerçekten suç işleyen varsa cezasını da görsün, biz buna 'tamam' diyoruz. Ama, hukuki bir soruşturmayı bahane ederek yargı, medya ve aynı zamanda sizin gibilerin de iş birliğiyle birlikte eğer siyaset dizayn edilmek isteniyorsa, eğer milli irade gasp edilmek isteniyorsa buna karşı bütün mücadeleyi de vermek bizim hakkımızdır. Bu millet adına bunu yapmak durumundayız. Utanmadan Suriye'den bahsediyorsunuz. Bütün dünya Suriye'yi kınadı, Suriye'yi suçlu ilan etti. Bütün dünya suçlu olarak ilan ediyor ama siz Esed ile birlikte fotoğraf çektiriyorsunuz."

Aydın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Rahşan affından faydalandığını iddia etti.

Aydın'a tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ise şu ifadeleri kullandı:

"Genel Başkanımızın genel müdürken sicil amiri olarak verdiği bir notla ilgili bir dava, yararlansa ne olur, yararlanmasa ne olur? Ama, böyle bir şeyin olmadığını sen de biliyorsun. Ben sana asıl Rahşan affından yararlananın kim olduğunu anlatayım. 1989 yılında Beyoğlu Belediye başkanıyken hakime hakaretten kaçan birisi var mı? Ceza aldı mı? Geçmişte Orman Kanunu'na muhalefetten 10 ay ceza alan kişinin baş harfleri nedir? Sonra bu 10 ay ceza suç olmaktan çıkarıldı mı, çıkarılmadı mı? Çamur atma. Gel Kemal Kılıçdaroğlu'nun Recep Tayyip Erdoğan'ın da dokunulmazlıklarını kaldıralım var mısın? Ben ikisine de oy vereceğim. Sen verebilir misin? Geçeceksin bu işleri iftira atma, doğruyu söyle."

Tekrar söz alan Aydın, "Hiç kusura bakmayın bu sizin söyledikleriniz hiçbiri olmadı. SSK'nın başındayken verdiği zararı bütün milletimiz biliyor. Meşruiyetin kaynağının milli irade olduğunu, mille olduğunu bilseydiniz siz bu millete saygısızlık yapmazdınız, bu milletin iradesine kalkışılan her darbe karşı durmanız gerekirdi. Karikatür göstermek yerine, Suriye'de işkenceden öldürülen insanların görüntülerini gösterseydiniz. Ama CHP sadece Esed ile birlikte fotoğraf çektirmeyi biliyor" karşılığını verdi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Suriye'ye dökülen kanı durdurmaya çalışmak için gittiklerini söyledi. Atıcı, tarihin masum çocuk ve insanların öldürülmesini önlemeye yönelik çalışmalarını takdirle karşılayacağını vurguladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da "Hiç kimse bu milletin hafızasıyla alay etmeye kalkışmasın. Tarih ne olduğunu ne bittiğini çok iyi kayıt altına almıştır. Esed ne zaman ki kendi halkına kurşun atmaya, katletmeye başladığında 'eli kanlı bir yönetimle bir arada olamayız' dedik. 6 ay boyunca kişisel ilişkimizi sürdürdük, Esed'le görüştük. Ondan sonraki süreçte meseleyi Arap ligine taşıdık, ondan sonraki süreçte meseleyi BM Güvenlik Kurulu'na taşıdık ve biz diplomatik olarak orada dökülen kanı engellemek için üzerimize düşen her şeyi yaptık ve tarih buna şahittir" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HSYK'nın yapısında değişiklik öngören teklifin görüşmeleri sürüyor.

Teklifin birinci bölümü üzerinde söz alan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, "Bu teklif yolsuzluğun ve hırsızlığın üstünü örtmek için hazırlanmış bir kanun teklifidir" görüşünü savundu.

"Teklifin üstüne ayakkabı kutuları ve para makinelerinin gölgesi düşmüştür" diyen Tezcan, "Teklifte, hırsızın ayak izleri vardır" dedi.

Anayasa'dan kaynağını alan yargıyı doğrudan doğruya yürütmenin kontrolü altına alınmaya çalışıldığını öne süren Tezcan, "Bu, Anayasayı ilga suçudur, toptan darbecisiniz" diye konuştu.

MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, "Beş bakan buraya gelseydi ve 'bize hırsız diyen namerttir, dokunulmazlığımızı kaldırın' deselerdi ekonomi de zora girmezdi. 'Biz buradayız, çalmadık' deselerdi, Türkiye bütün bunları yaşar mıydı? Yaşamazdı. Bu yüreği ortaya koysalardı, garibin, fukaranın sırtına yüklediğiniz ekonomik depreme de sebebiyet vermemiş olacaksınız. Hükümet, ekonomiyi zarara soktuğundan dolayı da sanık sandalyesine oturacaktır" dedi.

AK Parti Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz de yargının, birilerinin arka bahçesi olduğunu ifade ederek, "Yargı, milletin bahçesi olsun" diye bu düzenlemeyi yaptıklarını söyledi.

Anayasa'ya aykırılığı bulunmayan düzenlemelerin sebebinin yolsuzlukların üstünü örtmek olmadığını söyleyen İnceöz, muhalefet milletvekillerine "Algı yönetimiyle milletin zekasıyla alay ediyorsunuz" diye seslendi.

Sataşmadan söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "3 y ile geldiniz 3 y ile gideceksiniz. Sayın Kılıçdaroğlu'nun fezlekesi ikinci günde Meclis'e gelmişken, bakanların fezlekesi hala gelmedi" ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Bu kadar somut deliller varken, ayakkabı kutuları, para kasaları, tapeler ortada dururken, asıl algı yönetmi yapanlar, 17 Aralık'ı paralel yapıya, çetelere, uluslararası komploya bağlayanlardır" dedi.

Yeniden söz alan İnceöz, "Siz, ortada bir yargı kararı varmış gibi algı yönetimi yapıyorsunuz" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, toplantı yeter sayısının bulunmaması nedeniyle birleşime bir saat ara verildi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti'nin, El Kaide'ye karşı da diğer terör örgütlerine karşı da alması gereken tavrı her daim aldığını, vermesi gereken mücadeleyi verdiğini, bundan sonra da vereceğini bildirdi.

Bozdağ, "temel kanun" olarak görüşülen HSYK'nın yapısında değişiklik öngören kanun teklifinin birinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını cevaplandırdı.

Bütün kamu görevlilerinin vazifelerini anayasa ve kanunlara göre yapması gerektiğini ifade eden Bozdağ, devlette hizmet veren kamu görevlilerinin farklı fikirlerde, inançlarda, görüşlerde ve farklı STK'lere üye olmasının normal olduğunu söyledi. Bozdağ, "Doğal olan şeylerdir. Bir zenginliktir. Ancak görevlerini yaparken anayasa ve yasaların dışına çıktığı, fikirleri anayasa ve yasaların yerine geçtiği zaman orada elbette anayasa ve yasaların gereği neyse onu yapılmasında fayda vardır. Doğru olan da odur" dedi.

İnsanların ideolojilerini veya farklılıklarını yasaların önüne geçirdiği zaman herkesin bundan rahatsız olacağını vurgulayan Bozdağ, bu noktada herkesin yasalara uymasının doğru olacağını kaydetti.

Hakim ve savcılarla ilgili Anayasa'nın 138. maddesinin çok açık olduğunun altını çizen Bozdağ, hakim ve savcıların Anayasa'ya, hukuka, kanuna ve vicdani kanaatlerine bağlı olarak görev yapmalarını anayasanın emrettiğini ve bu doğrunun her zaman uygulanması gerektiğine inandıklarını belirtti.

Bozdağ, birtakım ihbar ve şikayetler ile basında yer alan konuların bulunduğuna işaret ederek, "HSYK'ya da intikal eden şikayetler var. Bu şikayetlerin bir kısmıyla ilgili inceleme de şu anda HSYK tarafından yapılıyor. Ama idari soruşturma diğer alanlarda var mı? Bunu şu anda bilebilme imkanım yok. Çünkü pek çok bakanlık var" diye konuştu.

Bekir Bozdağ, 17 Aralık operasyonuna değinerek, şunları kaydetti:

"17 Aralık süreciyle ilgili şunun altını çizmekte fayda var. Soruşturmalar başlamıştır. Başlayan soruşturmaların üzerinin kapatılması, örtülmesi kesinlikle mümkün değildir. Bu soruşturmalar hukuk çerçevesinde işleyecektir ve sonuçta yargının öngördüğü mekanizmalar çerçevesinde de karara bağlanacaktır. Bizim arzu ettiğimiz, bunların hukukun gereklerine uygun olarak sürdürülmesi ve neticelendirilmesidir. Bunun dışında herhangi bir şey yoktur."

Adalet Bakanlığı'nın hakim ve savcıları değiştirmeyle ilgili görevi ve yetkisi bulunmadığını hatırlatan Bozdağ, HSYK Birinci Daire'nin bu noktada yetkili ve görevli olduğunu, Kurul Başkanı olarak Adalet Bakanı'nın buraya katılmasının da söz konusu olmadığını bildirdi.

Türkiye'nin Suriye'de yaşanan insanlık dramı karşısında insanların yaşamasından yana tavır koyması kadar doğal bir şey olamayacağını vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Gerek El Kaide terör örgütü gerek El Nusra terör örgütü veya başkaca terör örgütleri adı ne olursa olsun, kim tarafından örgütlenir, yapılandırılırsa yapılandırılsın Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti, terörün ve terör örgütlerinin karşısındadır. El Kaide'ye karşı da diğer terör örgütlerine karşı da alması gereken tavrı her daim almıştır, vermesi gereken mücadeleyi de vermiştir. Bundan sonra verecektir. Ama birileri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni veya Hükümetini terör örgütlerine yardım ediyormuş gibi gayretin, çabanın içerisine giriyorlarsa onlarda bilsinler ki bunlar beyhude çabalardır. Bir netice alması mümkün değildir. Çünkü böyle bir yardım asla yapılmamıştır, yapılması da asla söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti masum Suriye halkının yanında olmuştur, bundan sonra da yanında olmaya devam edecektir."

Amasya'da başlayan soruşturmayla ilgili detaylı bilgisi bulunmadığını belirten Bozdağ, "Çünkü orada yürüyen gizli bir soruşturma var. Şu anda bu soruşturmanın içerisinde kimler var, kimler yok, kaç kişi, bunlarla ilgili ifadeler, tutanaklar nedir? Şu anda bende bir bilgi yok. Soruşturma hukukun içinde yürüyecek. Bu mahkeme ve savcının kararıyla bir noktaya gelecektir. Biz soruşturmanın sağlıklı yürümesi ve neticelenmesini arzu ederiz" şeklinde konuştu.

Adana'da arama yapılmak istenen TIR'la ilgili görüntülerden kendilerinin de fevkalade rahatsız olduklarını ifade eden Bozdağ, şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir döneminde MİT böylesi bir olayla hiç karşılaşmamıştır. Bir ülke düşünün ki kendi milli istihbarat teşkilatı kendi ülkesinin içerisinde yasalarla verilmiş rutin görevlerini yapma noktasında böylesi bir muameleye maruz kalsın. Şimdi herkes söylüyor; devlet MİT'in güvenliğini sağlayamaz mı? Gerekli güvenlik tedbirlerini alamaz mı? Elbette devlet gerekli güvenlik tedbirlerini alır. MİT'in vazifesini yasalara uygun bir şekilde yapmasını temin eder. Türkiye Cumhuriyeti buna da muktedirdir. Yasalarla ne görev veriliyorsa, o görevler yapılıyor. Soruşturmalar ve diğer işlemler de yasalarda nasıl tayin ediliyorsa usulü ona göre yapılması lazımdır.

Kimsenin görevini engelleme gibi bir durum söz konusu değildir. MİT Kanunu'nun 26. maddesi gayet açıktır. Bu maddeyi çiğneyenlere karşı bu maddeyle alakalı yapılması gereken işlemler çok bellidir. Onun için bakın o TIR'larla ilgili Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yaptığı görevle alakalı dış dünyaya, içeriye nasıl bir algı oluşturulmak istendiği de ortadadır. Biz bu nedenle diyoruz ki herkes hukuka uymalı, hukuku uygulamalı, hukuku çiğnememelidir. Yasal kısıtlara herkes riayet etmelidir."

Bozdağ, işkenceyi önleme ulusal mekanizmasının kurulmasıyla ilgili konuyu Dışişleri Bakanı'na ilettiğini belirterek, konunun kendi bakanlığını ilgilendiren boyutu olup olmadığını takip edeceğini, bu mekanizmanın kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi için gereğinin yapılacağını ve Türkiye'nin taahhütlerine uyacağını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HSYK'nın yapısında değişiklik öngören düzenlemenin birinci maddesi tekliften çıkarıldı, üç maddesi kabul edildi.

Tekliften, Yargıtay Birinci Başkanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı seçilebilmek için gerekli olan 4 yıllık Yargıtay üyeliği şartını 8 yıla; Yargıtay Daire Başkanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili olabilmek için gereken üyelik süresi ise 3 yıldan 6 yıla yükselten birinci madde çıkarıldı.

Kabul edilen maddelere göre, HSYK'nın, Adalet Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatında, bağlı ve ilgili kuruluşlarında, uluslararası kuruluş veya mahkemelerde ya da geçici yetki veya görevlendirmeyle başka kurum, kurul veya kuruluşlarda görev yapanlar dışındaki hakim ve savcıları yutdışına gönderme yetkisi kaldırılıyor.

HSYK'nın, yurtdışına gitmek için şahsi olarak özel burs sağlayan hakim ve savcılara aylıksız izin verme yetkisi olmayacak.

Hakim ve savcıların, dış temsilciliklerde, uluslararası mahkeme veya kuruluşlarda muvafakatleri alınarak görevlendirilmesi Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****